Husilerin denizdeki geriliminin ardından Somalili korsan tehdidi yeniden ön plana çıkıyor

Bir İngiliz muhrip, Kızıldeniz’de kendisine saldıran bir insansız hava aracını hedef aldı

Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
TT

Husilerin denizdeki geriliminin ardından Somalili korsan tehdidi yeniden ön plana çıkıyor

Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)

Uluslararası güçlerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki Husi saldırılarıyla meşgul olması, Somalili korsanların faaliyetlerinin yıllar süren düşüşten sonra yeniden canlanmasına yol açtı. Öyle ki bir Bulgar gemisine yönelik eylemlerinden yaklaşık 1 ay sonra, geçen cumartesi günü bir Sri Lanka balıkçı gemisine de korsanlık yapmayı başardılar.

Bir İngiliz raporu, dün başka bir korsanlık faaliyetinin başarısız olduğunu bildirirken Londra, Kızıldeniz’deki destroyerlerinden birinin cumartesi günü kendisine saldırmaya çalışan bir Husi insansız hava aracını yakalayıp imha ettiğini açıkladı. Bu gelişmeden birkaç saat önce de Washington, Hudeyde’nin kuzeyindeki bir füzeyi etkisiz hale getiren önleyici bir saldırı başlattı. Bununla paralel olarak Husilerin hedef aldığı Aden Körfezi’nde bir İngiliz petrol tankerinde çıkan yangını söndürme çabaları yürütüldü.

FOTO: İngiliz destroyeri, Kızıldeniz’de kendisine saldırmaya çalışan Husi insansız hava aracını hedef aldı (Reuters)
 İngiliz destroyeri, Kızıldeniz’de kendisine saldırmaya çalışan Husi insansız hava aracını hedef aldı (Reuters)

İngiltere Savunma Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, Diamond destroyerinin Sea Viper füze sistemini kullanarak, kendisini hedef alan bir insansız hava aracını mürettebatına zarar vermeden imha edebildiğini bildirdi.

Bakanlık, “Bu menfur ve hukuka aykırı saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğünü korumak bizim görevimizdir” dedi.

Husiler, Gazze’deki Filistinlileri destekleme bahanesiyle 19 Kasım’dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yaklaşık 34 saldırı düzenledi. Bu, durum Washington’u Refah Muhafızı koalisyonunu kurmaya sevk etti ve ardından 12 Ocak’tan itibaren İngiltere’nin desteğiyle Yemen’in çeşitli bölgelerinde İran yanlısı milislere karşı iki darbe halinde yaklaşık 10 saldırı başlattı.

Husi saldırıları ve onları kontrol altına almaya yönelik uluslararası çabaların yol açtığı kafa karışıklığıyla birlikte Somalili olduğuna inanılan korsanlar, gemilere el koymak için geri dönüş fırsatı buldu. Bu operasyonlar, korsanlıkla mücadele için oluşturulan ortak uluslararası güçlerin bir sonucu olarak gerilemeden önce 2011 yılında zirveye ulaştı.

Husilerin ‘İsrail gemilerini veya Tel Aviv limanlarına gidip gelen gemileri hedef aldıklarını iddia ettikleri’ saldırılarını artırmasıyla, Umman Denizi, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’in güneyinde çok sayıda korsanlık girişimi kaydedildi. Husiler, korsan olarak uluslararası tanker Galaxy Leader’i ele geçirmeyi başardı. Aynı şekilde Somalili korsanlar bir Bulgar gemisi ile bir Sri Lanka gemisine karşı korsanlık yapmayı başardı.

Amerikan ve İngiliz saldırıları, Husi grubunu caydırmadı veya gemilere saldırma kabiliyetini sınırlamadı. Yemen hükümeti, çözümün, gözlemcilerin etkinliğini sorguladığı saldırılar değil, Hudeyde’yi özgürleştirmeye ve devlet kurumlarını yeniden canlandırmaya yönelik uluslararası destek olduğuna inanıyor.

Somalili korsanlar geri döndü

Yemen karasularında yaşanan kaynama ve gelişmeler gölgesinde Sri Lanka Donanması, pazar günü yaptığı açıklamada, Hint Okyanusu’ndaki gemilere yapılan son saldırıda şüpheli Somalili korsanların altı kişilik mürettebat taşıyan bir Sri Lanka balıkçı gemisini ele geçirdiğini duyurdu.

Aralarında silahlı kişilerin de bulunduğu beş kişiyi taşıyan bir tekne, Somali yakınlarında bir gemiye yaklaşıyor (Arşiv- AFP)
Aralarında silahlı kişilerin de bulunduğu beş kişiyi taşıyan bir tekne, Somali yakınlarında bir gemiye yaklaşıyor (Arşiv- AFP)

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı’nın AFP’den akatardığı habere göre Sri Lanka Donanması Sözcüsü Albay Gayan Wickramasuriya, geminin Somalili korsanlar tarafından kaçırıldığı açıklaması yaptı. Wickramasuriya, Lorenzo Bota 4 gemisinin cumartesi günü Somali’nin başkenti Mogadişu’nun yaklaşık 840 deniz mili güneydoğusunda alıkonulduğunu belirtti.

AFP’nin haberine göre Somalili korsanların 2017’den bu yana ki ilk girişimi, 16 Aralık’ta, Yemen’in Sokotra adasının 380 deniz mili doğusunda, Bulgarlara ait Malta bandıralı MV Ruen kargo gemisini kaçırmalarıyla başarılı oldu.

Korsanlar, MV Ruen gemisini ve 17 kişilik mürettebatını Somali’nin yarı özerk eyaleti Puntland’a götürdü. Öncesinde ise korsanlar, yaralı denizcilerden birini serbest bırakıp Hindistan Donanması’na teslim etti.

Yeni gemiye yönelik korsanlık faaliyeti sonucunda Sri Lanka Donanması Sözcüsü, ülkesinin ortak deniz kuvvetlerini uyardığını açıkladı. Wickramasuriya, Hindistan Donanması’nın soruşturma amacıyla bir savaş gemisi gönderdiğine, Sri Lanka Donanması’nın ise bölgeye gitmek üzere bir gemi hazırladığına dikkat çekti.

Öyle görünüyor ki iki geminin ele geçirilmesi korsanların iştahını kabarttı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Otoritesi, dün yaptığı açıklamada aralarında silahlı kişilerin de yer aldığı beş kişinin bulunduğu bir teknenin Somali’deki Bosaso’nun 70 deniz mili kuzeybatısındaki bir gemiye yaklaştığı yönünde bir rapor aldığını söyledi.

Otorite, yaptığı açıklamada “Silahlı güvenlik ekibi iki uyarı atışı yaptı ve tekne uzaklaştı” dedi. Alemu'l Arabi Haber Ajansı’nın (Arap World Press/AWP) haberine göre Deniz Ticareti Operasyonları Otoritesi, geminin tüm mürettebatının güvende olduğunu ve hedeflerine doğru yollarına devam ettiklerini dile getirdi.

FOTO: Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de artan tehdidin ortasında bir konteyner gemisi İngiliz limanına demir attı (AFP)
 Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de artan tehdidin ortasında bir konteyner gemisi İngiliz limanına demir attı (AFP)

Husiler ile Somali’deki silahlı gruplar arasında uluslararası gemi taşımacılığının tehdit edilmesine katılım veya İran silahlarının kaçakçılığı açısından bir hizmetin varlığına dair şüpheler var. Bu bağlamda İngiliz raporları, Umman Denizi ve güney Kızıldeniz’de küçük tekneler aracılığıyla kargo gemilerine el koymaya yönelik birçok girişimde bulunulduğunu bildirdi.

Çözüm için Yemen vizyonu

Yemen’de kalıcı barışa ulaşmaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaların ortasında, Husiler ile hükümet güçleri arasında yaklaşık iki yıldır sükûnet hali mevcuttu. Buna rağmen Yemen’deki Başkanlık Konseyi, bunun bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı geliştirmenin en iyi yolu olduğu göz önüne alındığında çözümün, hükümetin yeteneklerini desteklemekte, devlet kurumlarını yeniden kurmasını sağlamakta ve Husilerin ve terör örgütlerinin uluslararası seyrüsefere yönelik tehdit ve saldırılarına son verilmesinde yattığını dile getirdi.

Yemen açıklamaları, Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi’nin, medya muhabirleriyle Riyad’da yaptığı toplantı sırasında yapıldı. Alimi ayrıca, Husilerin gerginliği tırmandırmasının yansımalarıyla yüzleşmek için uygun tedbirleri tartışmak üzere bir hükümet toplantısı da düzenledi.

FOTO: Yemen Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi, Riyad’da gazetecilerle bir araya geldi (SABA)
Yemen Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi, Riyad’da gazetecilerle bir araya geldi (SABA)

Alimi, ülkesinin (Yemen hükümeti ve Körfez rejimi tarafından tıpkı el-Kaide ve İslam Devleti gibi terör örgütü olarak sınıflandırılan Husi milisler başta olmak üzere) terör örgütlerinin, ortadan kaldırılmasına yardımcı olacak her türlü uluslararası çabayı memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, hayatta kalabilmek için yüzde 90’ı ithalata bağımlı olan Yemen’in acılarının ikiye katlanması başta olmak üzere, Kızıldeniz’deki Husi terör saldırılarının küresel ticaret özgürlüğüne ve bölge halklarına zarar verdiğini vurguladı.

İran’ı sonuç olarak Yemen’deki kolunun etkisiz hale getirilmesinden hoşnut olmamış gibi görünmekle suçlarken, “Çünkü ateşkes anlaşması özellikle karada, denizde ve havada tüm düşmanlıkların durdurulması anlamına gelecektir” dedi.

Raşid el-Alimi, “İran, gerek Yemen’de gerek başka yerlerde barış istemiyor. Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik terör eylemleri İran’ın bölgedeki yayılmasına hizmet edecektir” ifadelerini kullandı.

Alimi ayrıca, uluslararası topluma, Husi milisleri diyalog masasına getirebileceği için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararını uygulamaya çağırdı.

FOTO: Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik (SABA)
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik (SABA)

Öte yandan Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, yerel durumdaki ekonomik, yaşamsal, siyasi, güvenlik ve askeri yönlerdeki gelişmelerle başa çıkmak için gerekli önlemleri tartışmak üzere bir bakanlar toplantısı düzenledi.

Resmi medya organlarında yayınlanan haberlere göre toplantıda, ticari faaliyetlerin, ulusal özel sektörün ve malzemelerin, gıda ürünlerinin ve insani yardım çalışmalarının sorunsuz akışının etkilenmemesini sağlamak için hükümetin ‘Husilerin terör grubu olarak yeniden sınıflandırılmasına’ karşı bakanlık ve sektör düzeyindeki planları gözden geçirildi.

SABA’ya göre toplantıda ayrıca, Husilerin terör saldırılarının küresel ticaret gemilerine yönelik canlı yansımalarını sınırlamak için çeşitli taraflar arasındaki eylemleri koordine etmeye yönelik mekanizmalar ele alındı. Söz konusu terör saldırıları, temel malların tedarik zincirlerinde ve hayat kurtaran gıda ve ilaç ithalatında ciddi darboğazların habercisi.



İsrail, Hizbullah'ın çevresine baskı uygulamak için suikastları yeni bir düzeye taşıyor

Lübnan'ın güneyindeki ez-Zehrani bölgesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir arabanın enkazını inceleyen sivil savunma gönüllüsü (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki ez-Zehrani bölgesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir arabanın enkazını inceleyen sivil savunma gönüllüsü (AFP)
TT

İsrail, Hizbullah'ın çevresine baskı uygulamak için suikastları yeni bir düzeye taşıyor

Lübnan'ın güneyindeki ez-Zehrani bölgesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir arabanın enkazını inceleyen sivil savunma gönüllüsü (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki ez-Zehrani bölgesinde İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir arabanın enkazını inceleyen sivil savunma gönüllüsü (AFP)

Geçen hafta İsrail’in, Hizbullah saflarına yönelik suikastlarda yeni bir aşamaya geçtiği dikkat çekti. İsrail, son aylarda bu tür saldırıları büyük ölçüde örgüt içinde lider konumunda bulunan ya da sahada askerî açıdan etkin isimlerle sınırlarken, son dönemde hedef yelpazesini genişleterek sıradan kişilerin yanı sıra örgüte yakın medya mensupları, akademisyenler ve mühendisleri de hedef almaya başladı.

Bu çerçevede, kısa süre önce Şeyh Ali Nureddin’in hedef alınması öne çıktı. Nureddin’in daha önce el-Menar televizyon kanalında dini programlar sunduğu, İsrail tarafından ise Güney Lübnan’daki el-Hariş köyünde Hizbullah’a bağlı topçu birliğinin sorumlusu olmakla suçlandığı belirtildi. İsrail makamları, Nureddin’in ‘savaş sırasında İsrail devleti ve ordu güçlerine karşı çok sayıda terör planı hazırladığını’ ve son dönemde ‘Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki topçu kapasitesinin yeniden inşası için çalıştığını’ iddia etti.

sxdfrgt
Geçtiğimiz hafta çarşamba günü Güney Lübnan'daki Kanarit kasabasında İsrail hava saldırısıyla yıkılan bir binanın enkazında arama yapan Lübnanlılar (EPA)

Hizbullah, ‘şehit gazeteci’ olarak nitelediği kişinin hedef alınmasını kınarken, düşmanın saldırılarını sürdürerek medya camiasını da kapsayacak şekilde genişletmesinin taşıdığı tehlikeye dikkat çekti. Lübnan Enformasyon Bakanı ile Lübnan Basın Editörleri Sendikası da Nureddin’in öldürülmesini kınadı.

Bu operasyondan önce ise matematik öğretmeni olan Muhammed el-Hüseyni’nin öldürülmesi yaşanmıştı. İsrail ordusu, Hüseyni’nin Hizbullah’a bağlı topçu biriminde askeri bir sorumluluk üstlendiğini ileri sürdü. Lübnan Öğretmenler Sendikası, Hüseyni için taziye yayımlayarak saldırının ‘işgalin sivilleri hedef alma siciline eklenen yeni bir suç’ olduğunu vurguladı.

Güvenlik kaynakları, son dönemdeki suikastların münferit güvenlik eylemleri olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine İsrail’in hedef bankasında planlı bir dönüşümün parçası olduğunu belirtiyor. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, mevcut değişimin ‘Hizbullah çevresi içinde kimsenin dokunulmazlığı olmadığı’ mesajını vermeyi amaçladığını; bunun da korku yaymayı, toplumsal çevreyi parçalamayı ve söz konusu çevreyi zorunlu olarak örgütten uzaklaşıp ona yönelik desteği ve medya örtüsünü geri çekmeye itmeyi hedeflediğini ifade etti.

Hedeflerin coğrafyası, doğasından daha önemlidir

Operasyonların genişletilmesi Nureddin ve Hüseyni ile sınırlı kalmazken, mühendisler ve bazı toplumsal figürlerin de hedef alındığı belirtiliyor. İsrail, bu kişilerin günlük ve kamuoyuna açık mesleklerinin yanı sıra askeri görevler üstlendiklerini öne sürerek söz konusu saldırıları gerekçelendiriyor. Emekli Tuğgeneral Hasan Cuni ise İsrail’in saldırıların sertlik düzeyini her alanda yükselttiği görüşünü dile getirdi. Cuni’ye göre bu artış, hedef alınan bölgeler ve kullanılan silahların yanı sıra, suikastların niteliğinde de kendini gösteriyor. Son dönemde saldırıların yalnızca savaşçılara değil, çatışmalara fiilen katılmayan ancak Hizbullah etkinliklerinde öne çıkan, bu etkinliklere katılan ya da destekleyici konumda bulunan kişilere de yöneldiğine dikkat çekti. Cuni, bu politikanın amacının ‘hedefin önemine bakılmaksızın, günlük bir öldürme takvimi doğrultusunda saldırıların sürekliliğini sağlamak’ olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Görünen o ki hedeflemenin coğrafyası, niteliğinden daha önemli hale geldi. İsrail planına göre, güvenlik ortamını bozmak ve toplumu korkutmak amacıyla farklı bölgelerde düzenli suikastlar gerçekleştirilmesi öngörülüyor.”

Hizbullah’ın çevresine uygulanan baskı

Cuni, hedef alınan kişilerin artık İsrail açısından önem taşımadığını, asıl amacın suikastların sürdürülmesi olduğunu savundu. Cuni’ye göre hedef bankası, Hizbullah’a destek veren herhangi bir kişinin yeterli görülmesiyle on binlerce kişiyi kapsayacak şekilde genişliyor. Bu durumun ‘zararın dozunu artırma’ çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Cuni, köyleri hedef alan saldırılarda yüksek etkili silahların kullanıldığına ve bunun geniş çaplı ve ağır yan hasara yol açtığına dikkat çekti.

Cuni, yaşananların Hizbullah’a, onun toplumsal çevresine ve devlete yönelik baskıyı kademeli olarak artırmayı amaçlayan bir stratejiyle uyumlu olduğunu ifade etti. Bu stratejinin, çevre ile Hizbullah arasındaki ayrışmayı derinleştirmeyi hedeflediğini belirten Cuni, İsrail’in bazı kopuşları, hoşnutsuzlukları ve Hizbullah kararlarına yönelik itirazları, özellikle Hizbullah ile Emel Hareketi arasındaki gerilimleri izlediğini öne sürdü. Cuni’ye göre bu yaklaşım, toplumsal çevreyi zorlayarak onu ‘direniş’ kavramından uzaklaştırmayı amaçlayan bilinçli bir baskı politikasını yansıtıyor.

dfrgt
İsrail'in Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırıları sonrasında yükselen duman (AFP)

Cuni ayrıca İsrail’in sert tepkilerini, Hizbullah Genel Sekreteri’nin silaha bağlılık vurgusunu artıran ve İsrail’e boyun eğmeyi reddeden konuşmalarına bir karşılık olarak değerlendiriyor. Bu nedenle, söz konusu konuşmaların ardından genellikle daha sert askeri ve güvenlik adımlarının geldiğini belirtiyor.

Öte yandan üniversite öğretim üyesi Ali Murad, daha önce yerel kamuoyunda tanınmış ve aktif sayılmayan kişilerin hedef alınmasının, İsrail’in Hizbullah üzerindeki baskıyı artırma konusundaki ısrarını ortaya koyduğunu dile getirdi. Murad’a göre bu operasyonlar, istihbarat savaşı boyutunu da yansıtıyor; zira örgütün gizli çalışma yapısını yeniden gözden geçirdiği ya da alternatif yapılanmalar oluşturmaya çalıştığı bir dönemden geçtiği izlenimi doğuyor. Murad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kesin olarak söylenebilecek noktanın ‘İsrail’in Lübnan’daki istihbarat kapasitesinin hâlâ çok yüksek olduğu’ olduğunu vurguladı. Murad, İsrail’in Hizbullah’ı halen görece açık bir örgüt olarak gördüğünü, bunun da örgüt unsurlarını farklı güvenlik düzeylerinde sürekli bir açıkta kalma durumuyla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Murad, bu tablonun, Hizbullah’ın bu tür sızmalarla başa çıkma kapasitesi ve özellikle üst düzey yöneticilerin daha önce ağır darbeler almasının ardından, alt kademelerde güvenlik baskısının sürmesine ne ölçüde dayanabileceği konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.


ABD, İran'ı Irak hükümeti müzakerelerinden dışlamaya hazırlanıyor

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
TT

ABD, İran'ı Irak hükümeti müzakerelerinden dışlamaya hazırlanıyor

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)

ABD'den gelen bir mektup, Nuri el-Maliki'nin Irak başbakanı olma girişimini bozdu. Bu, yeni hükümetin kurulması için yapılan müzakerelerden Tahran'ı dışlamak amacıyla atılan adımların bir parçasıydı.

Pazartesi günü yapılan toplantıda sunulan mektupta, “İran'ın onayladığı” bir hükümete doğru ilerlemenin Irak'ı izolasyona ve yaptırımlara maruz bırakacağı uyarısında ve bu hükümetle ilişki kurulmayacağı tehdidinde bulunuldu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre mektupta, Maliki'nin adaylığının, onun başkanlık ettiği önceki hükümetlerin olumsuz uygulamalarına geri dönüşün habercisi olduğu belirtilerek, Irak toplumunun tüm bileşenlerini içeren bir hükümetin kurulması gerektiği vurgulandı.

Amerikan tarafının gerilimi artıran girişimi, Bağdat ve Erbil'deki siyasi liderlerle temasları da içeriyordu. Bunlar arasında ABD'nin özel temsilcisi Tom Barrack'ın Demokrat Parti lideri Mesud Barzani'yi araması da vardı. Bu gelişmeler, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ertelenmesine ve Maliki'nin atanmasının önünü açan anlaşmanın bozulmasına katkıda bulundu.

“Hukuk Devleti” koalisyonunun liderlerinden biri, el-Maliki'nin adaylık kozunun “artık işe yaramayabileceğini, ancak sonuna kadar manevra yapıp fırsatını korumaya çalışacağını” söyledi.


Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
TT

Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasına ilişkin süreç, Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından Washington’dan gelen itirazlarla kilitlenme riskiyle karşı karşıya kaldı. ABD’nin, “ülkedeki İran nüfuzunu zayıflatmayan” bir hükümetin kurulmasına karşı çıktığı yönündeki mesajları, Maliki’nin görevden dışlanmasına yol açabilecek bir krize işaret ediyor. Washington, mevcut seçeneklerin Tahran’ın olası bir savaşı önleyecek bir anlaşmayı reddetmesi anlamına geldiğini değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat, ABD’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin pazartesi akşamı yaptığı toplantıya sunulan ve Washington’un başbakan ile diğer kilit görevler için izlenen aday belirleme mekanizmalarına itirazını içeren mesajın metnine ulaştı. Bu gelişme, Maliki’nin iki gün önce mecliste en fazla sandalyeye sahip blok tarafından başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından yaşandı.

frgtyu7ı8
Maliki, Kasım 2025’teki son parlamento seçimleri sırasında bir sandık merkezinde (AFP)

Bir kaynak, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki önde gelen bir liderin pazartesi günü şafak vakti sürpriz bir ABD telefonu aldığını, görüşmede Washington’un hükümet kurma süreçlerinde İran’ın süregelen hâkimiyetine itirazının iletildiğini söyledi. Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonundan üst düzey bir isim de ABD mesajının adaylığı sarstığını ve üçüncü dönem yolunu son derece zorlaştırdığını kabul etti.

Daha önce, ülkedeki en büyük Şii ittifak olan Koordinasyon Çerçevesi’nin, Maliki’nin adaylığı açıklanmadan önce ABD’den itiraz sinyalleri alıp almadığı ya da Washington’un tutumunun, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in adaylığı “onayladığı” yönündeki haberlerden sonra mı değiştiği tartışma konusuydu.

Ne oldu?

26 Ocak 2026 sabahı, bir Şii siyasi lider ABD’den aranarak, Koordinasyon Çerçevesi’nin İran’ın onayladığı bir hükümet kurma çağrısının yerel ve bölgesel çekinceleri gözetmediği, Irak’ta İran nüfuzunun süreceğine dair şüpheleri güçlendirdiği ve ülkeyi riskler ile yaptırımlara açık hâle getirdiği mesajını aldı. Mesajda, “Bunu kötü niyetli bir kontrol altındaki hükümet olarak değerlendiririz ve onunla çalışmama hakkımız vardır” denildi.

Geçici hükümetin başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin de ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan benzer bir telefon aldığı, Rubio’nun İran’ın kontrolündeki bir hükümetin Irak’ın çıkarlarını önceliklendiremeyeceği ve ülkeyi bölgesel çatışmalardan uzak tutamayacağı uyarısında bulunduğu aktarıldı.

İkinci dönem için siyasi ve idari nüfuzunu seferber eden Sudani’nin, sonunda Maliki lehine geri adım attığı ve onu “en güçlü isim” olarak savunduğu, ancak bu feragat karşılığındaki anlaşmanın hâlâ netleşmediği belirtiliyor.

ABD’nin diplomatik baskısı pazartesi akşamı daha da arttı. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’ye, “İran tarafından dayatılan bir hükümetin, Iraklıların ya da Suriyelilerin beklentileri ve ABD ile etkili bir ortaklık açısından başarılı olamayacağını” iletti.

Barrack’ın Irak ve Suriye halklarına atfı, Maliki’nin Şam’daki değişime yönelik tutumunu hatırlatıyor. Maliki, uzun süre Beşar Esad rejiminin güçlü bir siyasi müttefiki olmuştu.

frgthyu
Kürt lider Mesud Barzani, Cumartesi günü Erbil’in Salahaddin Mahallesi’ndeki Birmam’da ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack’la bir araya geldi (Kürdistan Demokrat Partisi)

Barrack-Barzani görüşmesinin ardından, bugün (salı) yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi oturumunun ertelendiği açıklandı. Yaygın kanaate göre, Maliki’ye itiraz, Barzani’nin desteklediği bir cumhurbaşkanının seçilmesini de içeren bir uzlaşmayı durdurdu.

Kürt kaynaklar, oturumun Barzani’ye iletilen ABD mesajı sonrası Kürtlerin talebiyle ertelendiğini, Maliki’nin başbakanlığını garanti eden bir anlaşmayla cumhurbaşkanı seçmenin ABD’yi karşıya almak anlamına geleceğini söyledi. Aynı kaynaklar, Barzani’nin iki ay önce Maliki ile hükümet kurma konusunda uzlaştığı yönündeki iddiaların ardından geri attığını ifade etti.

Sert toplantı

26 Ocak akşamı Koordinasyon Çerçevesi, İslami Fazilet Partisi’nin merkezinde toplandı. Şii lider, ABD mesajının içeriğini ittifak üyelerine aktardı. Toplantıda, Maliki’nin adaylığının gözden geçirilmesini isteyenlerle itirazları görmezden gelip süreci sürdürmek isteyenler arasında bölünme yaşandı.

İttifak içinde, yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerden gelen mesajlara dair şüpheler artarken, yapı giderek “gevşek ve dağınık” bir blok olarak tasvir edilmeye başlandı. Karşılıklı güvensizlik ve suçlama atmosferi toplantıya damga vurdu. Bir katılımcının “Hiçbir dış tarafın itirazını dinlemeyeceğiz. Bu aşamada güçlü bir Maliki’ye ihtiyaç var” demesiyle tartışmanın büyüdüğü ve kavgaya dönüştüğü aktarıldı.

Maliki’yi nasıl hatırlıyoruz?

Toplantıda okunan mesaja göre ABD yönetimi, Iraklı liderlerin ülkeyi çatışmalardan uzak tutma yönündeki taahhüdünü destekliyor. Başbakan ve diğer kilit isimlerin seçimi Irak’ın egemen bir kararı olsa da Washington, gelecek hükümete ilişkin kendi egemen kararlarını çıkarları doğrultusunda alacağını vurguluyor.

Mesajda, ABD’nin önceliğinin bireysel isimlerden ziyade çıkarlar olduğu vurgulanıyor. Washington’a göre, güçlü bir ABD-Irak ortaklığı için İran destekli milisleri etkisiz hâle getiren, tehlikeli silahları devlet kontrolüne alan ve ABD tarafından terör örgütü kabul edilen grupları hükümete katmayan bir yönetim gerekiyor. Böyle bir hükümet, iki taraf için karşılıklı fayda sağlayabilir.

Irak’ın tüm toplumsal bileşenlerini kapsayan bir hükümet kurulması, bölgesel ortaklarla açılım politikasının sürdürülmesi ve mezhepsel kutuplaşma ile bölgesel gerilimlerin yaşandığı geçmiş dönemlere dönülmemesi çağrısı yapılıyor.

Mesajda ayrıca, Maliki’nin adaylığının Washington ve bölgede olumsuz hatırlanan önceki dönemleri geri getirebileceği uyarısı yer alıyor. Bu, Irak’ın ABD ile karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklık içinde istikrar, refah ve güvenlik arayışında olduğu bir dönemde dile getiriliyor.

ABD kaynaklarından mesajın doğrulanması mümkün olmazken, Koordinasyon Çerçevesi’nden bir yetkili bunun “ABD yönetiminden gelen yeni ve kesin bir tutum” olarak aktarıldığını söyledi. Kanun Devleti ittifakından bir isim ise Maliki’nin adaylığının “artık çalışmayabileceğini” belirterek, “Dün üçüncü dönem ihtimalinin üzerine bir tavan çöktü” dedi.

xdfvgthy
Irak Parlamentosu, Salı günü yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçim oturumunu gerçekleştiremedi (AFP)

Öte yandan Kanun Devleti koalisyonu sözcüsü Akil el-Fetlevi, ABD’nin Maliki’nin adaylığından memnun olduğunu ve grupları kontrol edebileceğini savundu. Maliki’ye yakın isimler de görevlendirme şansının kaybedildiği iddialarını reddetti.

Maliki nasıl geçti?

Kaynaklar, cumartesi günü Maliki’nin adaylığının ilan edildiği “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısında, bazı Avrupa ve Arap ülkelerinden, bölgesel istikrarı güçlendirmeyebilecek “sorunlu seçeneklere” yönelik çekincelerin iletildiğini aktardı. Toplantıda bir üyenin “Ne zamandan beri bölgesel ve uluslararası görüşleri dinlemeyi seviyorsunuz?” dediği kaydedildi.

Adaylık açıklanmadan önce, çerçevenin ikinci kademesinden iki isim Tahran’a giderek orada yaşayan üst düzey bir liderle birlikte İranlı yetkililerle görüştü. Hamaney’in adaylığı gerçekten destekleyip desteklemediğini sordular ve “Anlaşmanızı memnuniyetle karşılıyoruz. Devam edin ve hızlanın. Zaman yok” yanıtını aldılar.

ABD’nin itirazının, İran’ın hükümet kurma sürecine doğrudan müdahalesi görünür hâle gelmeden önce Maliki’nin ismine yönelik olmadığı değerlendiriliyor. Bir Batılı diplomat, Hamaney’in Maliki seçeneğini onayladığının açıklanmasının Washington’u rahatsız ettiğini ve bu nedenle son saatlerde baskının artırıldığını söyledi.

Diplomata göre Maliki’nin adaylığı, ABD’nin İran’ı kendi şartlarıyla bir anlaşmaya zorlamak istediği bir dönemde geldi. Washington’un isimlerle genel bir sorunu yoktu; ancak bu aşamada İran’a yakın, tartışmalı bir hükümetin, bölgesel gerilimin tırmanabileceği hassas bir anda kabul edilemez olduğu düşünülüyor.

Diplomat, ABD hamlelerini, Tahran’a siyasi bağlılığını açıkça ilan eden bir Irak hükümetini engelleme, Şii güçleri daha az kışkırtıcı bir uzlaşmaya zorlama ve İran’a “müzakere ederken nüfuzunu genişletme” mesajı verme çabası olarak yorumladı.