Husilerin denizdeki geriliminin ardından Somalili korsan tehdidi yeniden ön plana çıkıyor

Bir İngiliz muhrip, Kızıldeniz’de kendisine saldıran bir insansız hava aracını hedef aldı

Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
TT

Husilerin denizdeki geriliminin ardından Somalili korsan tehdidi yeniden ön plana çıkıyor

Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)

Uluslararası güçlerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki Husi saldırılarıyla meşgul olması, Somalili korsanların faaliyetlerinin yıllar süren düşüşten sonra yeniden canlanmasına yol açtı. Öyle ki bir Bulgar gemisine yönelik eylemlerinden yaklaşık 1 ay sonra, geçen cumartesi günü bir Sri Lanka balıkçı gemisine de korsanlık yapmayı başardılar.

Bir İngiliz raporu, dün başka bir korsanlık faaliyetinin başarısız olduğunu bildirirken Londra, Kızıldeniz’deki destroyerlerinden birinin cumartesi günü kendisine saldırmaya çalışan bir Husi insansız hava aracını yakalayıp imha ettiğini açıkladı. Bu gelişmeden birkaç saat önce de Washington, Hudeyde’nin kuzeyindeki bir füzeyi etkisiz hale getiren önleyici bir saldırı başlattı. Bununla paralel olarak Husilerin hedef aldığı Aden Körfezi’nde bir İngiliz petrol tankerinde çıkan yangını söndürme çabaları yürütüldü.

FOTO: İngiliz destroyeri, Kızıldeniz’de kendisine saldırmaya çalışan Husi insansız hava aracını hedef aldı (Reuters)
 İngiliz destroyeri, Kızıldeniz’de kendisine saldırmaya çalışan Husi insansız hava aracını hedef aldı (Reuters)

İngiltere Savunma Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, Diamond destroyerinin Sea Viper füze sistemini kullanarak, kendisini hedef alan bir insansız hava aracını mürettebatına zarar vermeden imha edebildiğini bildirdi.

Bakanlık, “Bu menfur ve hukuka aykırı saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğünü korumak bizim görevimizdir” dedi.

Husiler, Gazze’deki Filistinlileri destekleme bahanesiyle 19 Kasım’dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yaklaşık 34 saldırı düzenledi. Bu, durum Washington’u Refah Muhafızı koalisyonunu kurmaya sevk etti ve ardından 12 Ocak’tan itibaren İngiltere’nin desteğiyle Yemen’in çeşitli bölgelerinde İran yanlısı milislere karşı iki darbe halinde yaklaşık 10 saldırı başlattı.

Husi saldırıları ve onları kontrol altına almaya yönelik uluslararası çabaların yol açtığı kafa karışıklığıyla birlikte Somalili olduğuna inanılan korsanlar, gemilere el koymak için geri dönüş fırsatı buldu. Bu operasyonlar, korsanlıkla mücadele için oluşturulan ortak uluslararası güçlerin bir sonucu olarak gerilemeden önce 2011 yılında zirveye ulaştı.

Husilerin ‘İsrail gemilerini veya Tel Aviv limanlarına gidip gelen gemileri hedef aldıklarını iddia ettikleri’ saldırılarını artırmasıyla, Umman Denizi, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’in güneyinde çok sayıda korsanlık girişimi kaydedildi. Husiler, korsan olarak uluslararası tanker Galaxy Leader’i ele geçirmeyi başardı. Aynı şekilde Somalili korsanlar bir Bulgar gemisi ile bir Sri Lanka gemisine karşı korsanlık yapmayı başardı.

Amerikan ve İngiliz saldırıları, Husi grubunu caydırmadı veya gemilere saldırma kabiliyetini sınırlamadı. Yemen hükümeti, çözümün, gözlemcilerin etkinliğini sorguladığı saldırılar değil, Hudeyde’yi özgürleştirmeye ve devlet kurumlarını yeniden canlandırmaya yönelik uluslararası destek olduğuna inanıyor.

Somalili korsanlar geri döndü

Yemen karasularında yaşanan kaynama ve gelişmeler gölgesinde Sri Lanka Donanması, pazar günü yaptığı açıklamada, Hint Okyanusu’ndaki gemilere yapılan son saldırıda şüpheli Somalili korsanların altı kişilik mürettebat taşıyan bir Sri Lanka balıkçı gemisini ele geçirdiğini duyurdu.

Aralarında silahlı kişilerin de bulunduğu beş kişiyi taşıyan bir tekne, Somali yakınlarında bir gemiye yaklaşıyor (Arşiv- AFP)
Aralarında silahlı kişilerin de bulunduğu beş kişiyi taşıyan bir tekne, Somali yakınlarında bir gemiye yaklaşıyor (Arşiv- AFP)

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı’nın AFP’den akatardığı habere göre Sri Lanka Donanması Sözcüsü Albay Gayan Wickramasuriya, geminin Somalili korsanlar tarafından kaçırıldığı açıklaması yaptı. Wickramasuriya, Lorenzo Bota 4 gemisinin cumartesi günü Somali’nin başkenti Mogadişu’nun yaklaşık 840 deniz mili güneydoğusunda alıkonulduğunu belirtti.

AFP’nin haberine göre Somalili korsanların 2017’den bu yana ki ilk girişimi, 16 Aralık’ta, Yemen’in Sokotra adasının 380 deniz mili doğusunda, Bulgarlara ait Malta bandıralı MV Ruen kargo gemisini kaçırmalarıyla başarılı oldu.

Korsanlar, MV Ruen gemisini ve 17 kişilik mürettebatını Somali’nin yarı özerk eyaleti Puntland’a götürdü. Öncesinde ise korsanlar, yaralı denizcilerden birini serbest bırakıp Hindistan Donanması’na teslim etti.

Yeni gemiye yönelik korsanlık faaliyeti sonucunda Sri Lanka Donanması Sözcüsü, ülkesinin ortak deniz kuvvetlerini uyardığını açıkladı. Wickramasuriya, Hindistan Donanması’nın soruşturma amacıyla bir savaş gemisi gönderdiğine, Sri Lanka Donanması’nın ise bölgeye gitmek üzere bir gemi hazırladığına dikkat çekti.

Öyle görünüyor ki iki geminin ele geçirilmesi korsanların iştahını kabarttı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Otoritesi, dün yaptığı açıklamada aralarında silahlı kişilerin de yer aldığı beş kişinin bulunduğu bir teknenin Somali’deki Bosaso’nun 70 deniz mili kuzeybatısındaki bir gemiye yaklaştığı yönünde bir rapor aldığını söyledi.

Otorite, yaptığı açıklamada “Silahlı güvenlik ekibi iki uyarı atışı yaptı ve tekne uzaklaştı” dedi. Alemu'l Arabi Haber Ajansı’nın (Arap World Press/AWP) haberine göre Deniz Ticareti Operasyonları Otoritesi, geminin tüm mürettebatının güvende olduğunu ve hedeflerine doğru yollarına devam ettiklerini dile getirdi.

FOTO: Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de artan tehdidin ortasında bir konteyner gemisi İngiliz limanına demir attı (AFP)
 Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de artan tehdidin ortasında bir konteyner gemisi İngiliz limanına demir attı (AFP)

Husiler ile Somali’deki silahlı gruplar arasında uluslararası gemi taşımacılığının tehdit edilmesine katılım veya İran silahlarının kaçakçılığı açısından bir hizmetin varlığına dair şüpheler var. Bu bağlamda İngiliz raporları, Umman Denizi ve güney Kızıldeniz’de küçük tekneler aracılığıyla kargo gemilerine el koymaya yönelik birçok girişimde bulunulduğunu bildirdi.

Çözüm için Yemen vizyonu

Yemen’de kalıcı barışa ulaşmaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaların ortasında, Husiler ile hükümet güçleri arasında yaklaşık iki yıldır sükûnet hali mevcuttu. Buna rağmen Yemen’deki Başkanlık Konseyi, bunun bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı geliştirmenin en iyi yolu olduğu göz önüne alındığında çözümün, hükümetin yeteneklerini desteklemekte, devlet kurumlarını yeniden kurmasını sağlamakta ve Husilerin ve terör örgütlerinin uluslararası seyrüsefere yönelik tehdit ve saldırılarına son verilmesinde yattığını dile getirdi.

Yemen açıklamaları, Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi’nin, medya muhabirleriyle Riyad’da yaptığı toplantı sırasında yapıldı. Alimi ayrıca, Husilerin gerginliği tırmandırmasının yansımalarıyla yüzleşmek için uygun tedbirleri tartışmak üzere bir hükümet toplantısı da düzenledi.

FOTO: Yemen Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi, Riyad’da gazetecilerle bir araya geldi (SABA)
Yemen Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi, Riyad’da gazetecilerle bir araya geldi (SABA)

Alimi, ülkesinin (Yemen hükümeti ve Körfez rejimi tarafından tıpkı el-Kaide ve İslam Devleti gibi terör örgütü olarak sınıflandırılan Husi milisler başta olmak üzere) terör örgütlerinin, ortadan kaldırılmasına yardımcı olacak her türlü uluslararası çabayı memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, hayatta kalabilmek için yüzde 90’ı ithalata bağımlı olan Yemen’in acılarının ikiye katlanması başta olmak üzere, Kızıldeniz’deki Husi terör saldırılarının küresel ticaret özgürlüğüne ve bölge halklarına zarar verdiğini vurguladı.

İran’ı sonuç olarak Yemen’deki kolunun etkisiz hale getirilmesinden hoşnut olmamış gibi görünmekle suçlarken, “Çünkü ateşkes anlaşması özellikle karada, denizde ve havada tüm düşmanlıkların durdurulması anlamına gelecektir” dedi.

Raşid el-Alimi, “İran, gerek Yemen’de gerek başka yerlerde barış istemiyor. Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik terör eylemleri İran’ın bölgedeki yayılmasına hizmet edecektir” ifadelerini kullandı.

Alimi ayrıca, uluslararası topluma, Husi milisleri diyalog masasına getirebileceği için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararını uygulamaya çağırdı.

FOTO: Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik (SABA)
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik (SABA)

Öte yandan Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, yerel durumdaki ekonomik, yaşamsal, siyasi, güvenlik ve askeri yönlerdeki gelişmelerle başa çıkmak için gerekli önlemleri tartışmak üzere bir bakanlar toplantısı düzenledi.

Resmi medya organlarında yayınlanan haberlere göre toplantıda, ticari faaliyetlerin, ulusal özel sektörün ve malzemelerin, gıda ürünlerinin ve insani yardım çalışmalarının sorunsuz akışının etkilenmemesini sağlamak için hükümetin ‘Husilerin terör grubu olarak yeniden sınıflandırılmasına’ karşı bakanlık ve sektör düzeyindeki planları gözden geçirildi.

SABA’ya göre toplantıda ayrıca, Husilerin terör saldırılarının küresel ticaret gemilerine yönelik canlı yansımalarını sınırlamak için çeşitli taraflar arasındaki eylemleri koordine etmeye yönelik mekanizmalar ele alındı. Söz konusu terör saldırıları, temel malların tedarik zincirlerinde ve hayat kurtaran gıda ve ilaç ithalatında ciddi darboğazların habercisi.



Avustralya, Husileri terör örgütü ilan etti

Husilerin kontrolündeki Sana'da ocakta düzenlenen eylemlerde ABD karşıtı sloganlar atılmıştı (AFP)
Husilerin kontrolündeki Sana'da ocakta düzenlenen eylemlerde ABD karşıtı sloganlar atılmıştı (AFP)
TT

Avustralya, Husileri terör örgütü ilan etti

Husilerin kontrolündeki Sana'da ocakta düzenlenen eylemlerde ABD karşıtı sloganlar atılmıştı (AFP)
Husilerin kontrolündeki Sana'da ocakta düzenlenen eylemlerde ABD karşıtı sloganlar atılmıştı (AFP)

Avustralya, Husiler olarak da bilinen Ensarallah Hareketi'ni terör örgütü listesine aldı.

Avustralya Başsavcısı Mark Dreyfus, perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze savaşının ardından Kızıldeniz'de düzenledikleri saldırılar nedeniyle Yemen'deki Husilerin terör örgütü listesine alındığını söyledi.  

Deyfus, kararın Avustralya istihbaratı ve güvenlik güçlerinin değerlendirmeleri neticesinde verdildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: 

Husilerin, Aden Körfezi ve çevresindeki bölgede gerçekleştirdiği şiddetli saldırılarda siviller rehin alındı ve öldürüldü. Bu saldırılar, Arap Yarımadası çevresindeki sularda seyrüsefer hak ve özgürlüklerini ciddi şekilde sekteye uğratarak deniz güvenliğini ve küresel refahı baltaladı.

Kararla birlikte Husilere üye olanlar, örgüt üyeleriyle iletişime geçenler, örgüte katılanlar veya destek verenler 25 yıla kadar hapis cezası alabilir. 

Muhalefetteki Avustralya Liberal Partisi'nden Senatör James Paterson, hükümetin kararından memnuniyet duyduğunu belirtirken, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'yi eleştirerek bu adımın çok geç atıldığını savundu. 

Paterson, Twitter'daki paylaşımında muhalefetin Husilerin terör örgütü ilan edilmesine yönelik çağrıyı 9 Ocak'ta yaptığını hatırlatarak, "Niye bu kadar geciktiniz?" ifadelerini kullandı. 

Avustralya, Hamas'ı 4 Mart 2022'de, Hizbullah'ı da 10 Aralık 2021'de terör örgütü listesine almıştı.

Husiler, Hamas'ın 7 Ekim'deki Aksa Tufanı operasyonunun ardından patlak veren Gazze savaşında İsrail'e karşı Filistinli örgütü destekliyor. Bu doğrultuda, Batılı ülkelerin yanı sıra İsrail'e ait gemilere 31 Ekim'den beri saldırılar düzenliyorlar. 

ABD Kongresi'ne bağlı araştırma komitesinin 1 Mayıs'ta paylaştığı bilgilere göre İran destekli Husiler, Kızıldeniz'de toplamda en az 100 gemiye saldırdı. Amerikan ordusuysa Ortadoğu'daki üslerden kaldırdığı drone'larla misilleme yapmıştı. Husiler, bu saldırılarda en az 34 kayıp verdiklerini bildirmişti.

Washington yönetimi, 17 Ocak'ta Husileri yeniden "yabancı terör örgütü" listesine almıştı. 

Independent Türkçe, Jerusalem Post, Sky News


İsrail ordusu 3 esirin cesedinin Gazze Şeridi'nden alındığını duyurdu

Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)
Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)
TT

İsrail ordusu 3 esirin cesedinin Gazze Şeridi'nden alındığını duyurdu

Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)
Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)

İsrail ordusu tarafından bugün (Cuma) yapılan açıklamada, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail topraklarına düzenlediği saldırıdan bu yana Gazze Şeridi'nde tutulan üç esirin cesedine ulaşıldığı bildirildi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Esirler Hanan Yablonka, Michel Nisenbaum ve Orion Hernandez'in cesetleri, İsrail ordusu ve istihbarat servisleri tarafından Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de düzenlenen ortak bir operasyonla gece saatlerinde kurtarıldı” denildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Arapça olarak yaptığı açıklamada, “İster canlı ister ölü olsunlar, kaçırılanları geri getirmek için elimizden gelen her şeyi yapmak gibi ulusal ve ahlaki bir yükümlülüğümüz var ve biz de bunu yapıyoruz” ifadesini kullandı.

Gazze Şeridi’nde devam eden savaş, 7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'in güneyine eşi benzeri görülmemiş bir saldırı başlatmasıyla patlak verdi. AFP'nin İsrail resmi rakamlarından elde ettiği verilere göre söz konusu saldırıda bin 170 kişi öldü.

Hamas'ı ‘ortadan kaldırma’ sözü veren İsrail'in başlattığı bombardıman ve ardından gelen kara harekâtı sonucunda 35 bin 800 kişi hayatını kaybetti.

Hamas’ın İsrail yerleşimlerine yönelik saldırısında 252 kişi esir alındı. İsrail'in bugün yaptığı açıklamaya göre 37'si ölü olmak üzere 121 kişi halen Gazze Şeridi'nde esir tutuluyor.


Gazze savaşı nasıl sona erebilir? İsrail’in önündeki 4 senaryo

Yüzer iskelenin yanında Gazze'ye insani yardımın ulaşmasını bekleyen Filistinliler. (DPA)
Yüzer iskelenin yanında Gazze'ye insani yardımın ulaşmasını bekleyen Filistinliler. (DPA)
TT

Gazze savaşı nasıl sona erebilir? İsrail’in önündeki 4 senaryo

Yüzer iskelenin yanında Gazze'ye insani yardımın ulaşmasını bekleyen Filistinliler. (DPA)
Yüzer iskelenin yanında Gazze'ye insani yardımın ulaşmasını bekleyen Filistinliler. (DPA)

Gazze Şeridi'ndeki acımasız savaşın üzerinden yedi ay geçmesine rağmen Hamas halen savaşıyor. Hamas'ın kabiliyetleri azalmış olsa da Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki sıcak noktalarda yeniden toplanıyor ve Gazze Şeridi'nin çevresindeki İsrail yerleşimlerine roket saldırılarına devam ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten (AP) aktardığına göre İsrail, kara kuvvetlerinin önünü yıkıcı hava bombardımanlarıyla açtıktan sonra Hamas'a karşı başlangıçta taktiksel ilerleme kaydetti. Ancak daha sonra birçok İsrailli, silahlı kuvvetlerinin ABD'nin Irak ve Afganistan'daki savaşlarıyla karşılaştırıldığında sadece kötü seçimler yaptığını düşünmeye başladı.

Bu bağlamda, İsrail Savaş Kabinesi'nin iki üyesi, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Netanyahu'nun rakibi Benny Gantz isyan ederek Netanyahu'dan Gazze Şeridi'ndeki savaş sonrası süreç için ayrıntılı bir plan geliştirmesini talep etti.

Gantz ve Gallant, 7 Ekim saldırısından sonra Hamas'a karşı yakın tarihin en büyük hava bombardımanını, kara operasyonlarını ve Birleşmiş Milletler'in (BM) Gazze Şeridi'nin bazı bölgelerinin kıtlığın eşiğine geldiğini söylediği sınır geçişi kısıtlamalarını içeren müdahaleyi destekledi.

dfvgb
Gazze Şeridi'nde esir tutulan İsraillilerin yakınları, Tel Aviv'de düzenlenen bir gösteri sırasında yakınlarının fotoğraflarını tutuyor. (AP)

İki Savaş Kabinesi üyesi, İsrail güçlerinin 2005 yılında çekildiği Gazze Şeridi'ni yeniden işgal etmeleri halinde uzun ve maliyetli bir savaştan korkarken, aynı zamanda Gazze Şeridi'nde Hamas yönetiminin yeniden tesis edilmesine veya bir Filistin devletinin kurulmasına yol açabilecek herhangi bir çekilmeye de karşı çıkıyor.

Aşağıda savaşın nasıl sona erebileceğine dair 4 senaryo yer alıyor:

1- Askeri işgalin tamamlanması

Netanyahu, Hamas'a karşı tam bir zafer ve esirlerin iadesi sözü verdi. İsrail'in Hamas'ın güçlü bir kalesi olarak gördüğü Refah'a topyekûn bir saldırı başlatması halinde bu zaferin haftalar içinde elde edilebileceğini açıkça belirtti.

Gazze Tümeni'nde komutan yardımcısı olarak görev yapan İsrailli emekli general Amir Avivi, İsrail'in Gazze Şeridi'nde kalmak zorunda olduğunu ifade etti.

Avivi mevcut durumu şöyle açıkladı: “Bataklığı kurutmazsanız sivrisineklerle baş edemezsiniz. Bataklığı kurutmak eğitim müfredatını tamamen değiştirmek, terör örgütleriyle değil yerel liderlerle uğraşmak anlamına gelir ve bu bir gecede olmaz.”

İsrail hükümetindeki aşırı sağcı bakanlar, çok sayıda Filistinlinin başka yerlere ‘gönüllü olarak göç etmesi’ ve Gazze Şeridi'ndeki İsrail yerleşimlerinin yeniden inşa edilmesi çağrısında bulundu.

İsraillilerin çoğu, yaklaşık 2,3 Filistinlinin yaşadığı bir yerde büyük bir asker varlığına karşı çıkıyor. Zira işgalci bir güç olarak İsrail sağlık, eğitim ve diğer hizmetleri sağlamaktan sorumlu olacak.

Tam işgalin Hamas'ın ortadan kaldırılmasına yol açacağının garantisi yok. Hamas 1980'lerde Gazze Şeridi tamamen İsrail kontrolü altındayken kuruldu. Lübnan'daki Hizbullah İsrail güçleri Güney Lübnan'dayken kuruldu ve İsrail güçleri 1967'den beri bölgeyi kontrol etmesine rağmen Batı Şeria'daki silahlı unsurlarla sık sık çatışıyor.

2- Sınırlı işgal ve Anka’dan yardım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin Gazze Şeridi'nde güvenlik kontrolünü elinde tutacağını, ancak sivil yönetimi Hamas ya da Filistin Yönetimi ile bağlantısı olmayan yerel yetkililere bırakacağını söyledi. Bazı Arap ülkelerinin yönetime ve yeniden inşaya katkıda bulunmasını önerdi. Ancak hiçbir ülke bu öneriye ilgi göstermedi.

Eski bir askeri istihbarat subayı ve Tel Aviv Üniversitesi'nde Filistin çalışmaları analisti olan Michael Milstein, İsrail'in Gazze Şeridi'nde iş adamları ve aşiret üyelerini kullanma girişiminin ‘felaketle’ sonuçlandığını ve Gazze Şeridi'nde kendisine yardım edecek Anka kuşu gibi efsanevi yaratıklar aradığını söyledi.

3- Büyük anlaşma

AP'ye göre Arap ülkeleri, ABD'nin onlarca yıllık çatışmayı çözmeyi amaçlayan önerisi etrafında bir araya geliyor. Öneri, Arap ve Müslüman ülkelerin yardımıyla Gazze Şeridi'ni yönetecek Filistin Yönetimi'nde reform yapılması planına dayanıyor.

Netanyahu, Gallant ve Gantz ile birlikte öneriyi reddederek, bunun “Hamas'ı ödüllendireceğini ve İsrail sınırlarında bir milis devleti kurulmasına yol açacağını” belirtti.

Filistinliler kan döngüsünü durduracak tek çözümün Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs toprakları üzerinde bir Filistin devletinin kurulması olduğunu ifade ediyor.

Hamas ise en azından geçici olarak iki devletli çözümü kabul ettiğini söylüyor ve savaş sonrası herhangi bir çözümün parçası olması gerektiğini ekliyor.

4- Hamas ile anlaşma

Hamas, Gazze Şeridi'ndeki esirlerin serbest bırakılması karşılığında Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesini, uzun vadeli ateşkesi ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını içeren çok aşamalı bir anlaşmayı içeren farklı bir teklif sundu.

Bu önerinin hayata geçirilmesi Hamas'ın Gazze'nin yönetiminde yer almaya devam edeceği ve 7 Ekim saldırısından sonra Filistinlilerin maruz kaldığı geniş çaplı yıkım ve ölü sayısına rağmen askeri yeteneklerini yeniden inşa etmesine ve hatta zafer ilan etmesine olanak sağlayacaktır.

Binlerce İsrailli geçtiğimiz haftalarda liderlerinin bu teklifi kabul etmesini talep etmek için gösteri yaptı, zira esirlerin iadesi için tek yol bu olabilir. Protestocular, Netanyahu'yu anlaşmayı engellemekle suçluyor. Çünkü bu durum aşırılık yanlısı koalisyon ortaklarının istifasına ve hükümetin düşmesine yol açabilir ki bu da Netanyahu'nun siyasi kariyerinin sonu olur ve yolsuzluk suçlamasıyla yargılanmasına neden olabilir.


Hudeyde'deki Husi operasyon odası hedef alındı, çok sayıda ölü ve yaralı var

Husilerin dün iki hava saldırısıyla vurulduğunu açıkladığı Hudeyde Havaalanı’nın havadan görünümü (arşiv - AFP)
Husilerin dün iki hava saldırısıyla vurulduğunu açıkladığı Hudeyde Havaalanı’nın havadan görünümü (arşiv - AFP)
TT

Hudeyde'deki Husi operasyon odası hedef alındı, çok sayıda ölü ve yaralı var

Husilerin dün iki hava saldırısıyla vurulduğunu açıkladığı Hudeyde Havaalanı’nın havadan görünümü (arşiv - AFP)
Husilerin dün iki hava saldırısıyla vurulduğunu açıkladığı Hudeyde Havaalanı’nın havadan görünümü (arşiv - AFP)

Uluslararası tanınırlığa sahip Yemen hükümetine bağlı Ortak Kuvvetler Komutanlığı'ndan bir askeri kaynak, dün (Perşembe) Husi örgütünün batıdaki Hudeyde vilayetinde eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'e ait evde bulunan operasyon odasının bir donanma gemisi tarafından hedef alındığını doğruladı.

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) konuşan kaynak, ABD-İngiltere koalisyonuna ait bir donanma gemisinin operasyon odasını hedef alan saldırısında, silahlı örgüte mensup yedi ila on arasında liderin öldüğünü ve yaralandığını belirterek, ölenler arasında ‘insansız hava araçları (İHA) ve füze uzmanlarının’ da bulunduğunu kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın AWP’den aktardığına göre kaynak, “İstihbarat kaynaklarımız, saldırının yüksek riskli hedeflere ulaştığını ve bir grup lider ile İHA ve füze uzmanının toplandığı gelişmiş bir operasyon odasını imha ettiğini doğruladı. Ayrıca yedi ila on arasında unsurun öldüğünü ve yaralandığını bildirdi” ifadelerini kullandı.

Kaynağa göre donanma gemisi bir füze ateşledi. Ardından Husiler tarafından fırlatıldıktan birkaç saniye sonra bir balistik füzeyi hedef alan bir önleyici füze, grubun dokuz yıl önce Hudeyde'nin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana kontrol ettiği eski cumhurbaşkanının evinin üzerinde alçak irtifada patladı. Şarapnel parçalarının yakındaki evlere isabet ettiği bildirildi.

Husiler tarafından dün (Perşembe) erken saatlerde yapılan açıklamada, Husilerin kontrolündeki Hudeyde Havaalanı’nın Kızıldeniz'de donanma gemileri bulunan Amerikan ve İngiliz güçleri tarafından düzenlenen iki hava saldırısıyla vurulduğu duyuruldu.


Arap zamkı, nasıl Sudan iç savaşının fon kaynağına dönüştü?

Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)
Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)
TT

Arap zamkı, nasıl Sudan iç savaşının fon kaynağına dönüştü?

Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)
Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan'da en az 18 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya (Reuters)

Amerikan gazetesi Wall Street Journal (WSJ), gıdadan kozmetiğe çeşitli ürünlerde kullanılan Arap zamkının, Sudan'daki iç savaşın fon kaynaklarından birine dönüştüğünü yazdı.

Haberde, Arap zamkından elde edilen gelirin hem Sudan ordusuna hem de onlara karşı savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) önemli gelir kaynağı sağladığı belirtildi. 

Kamyonuyla Arap zamkı taşıyan Muhammed Caber, El Ubeyd şehrinden geçerken kontrol noktalarındaki HDK savaşçılarına yaklaşık 330 dolar ödediğini söyledi. 

Caber, ayrıca kendisi gibi Arap zamkı taşıyan birçok şoförün, konvoylara eşlik eden HDK savaşçılarına 60 ila 100'er dolar ödediğini belirtti. 

Şoför, HDK'nin istenen miktarları ödemeyenlerin mal ve araçlarına el koyduğunu savundu. Paramiliter oluşum, haziranda El Ubeyd'in kontrolünü ele geçirmişti.

Dünyadaki Arap zamkının yaklaşık yüzde 80'i Sudan'daki akasya ağaçlarından elde ediliyor. 

Ülkenin başlıca gelir kaynaklarından biri konumundaki Arap zamkı birçok yiyecek, içecek, kozmetik ürün ve ilaçta stabilizatör, kıvam arttırıcı ya da emülgatör olarak kullanılıyor. 

Zamkın elde edildiği akasya ağaçları da Sudan'ın batıdaki Çad sınırından doğuda Etiyopya'yla sınırına kadar uzanan yaklaşık 520 bin kilometrekarelik çöl kuşağında yetişiyor. 

Sudan, 2022'de yaklaşık 183 milyar dolar değerinde Arap zamkı ihraç etmişti. Zamkın ticaretiyle uğraşanlar, ürünün fiyatının yaklaşık üçte iki oranında artarak ton başına 5 bin dolara kadar yükseldiğini söyledi.

Haberde, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdülfettah Burhan komutasındaki yönetimin, Arap zamkı ihracatından aldığı vergiyle HDK gibi kendisine bir gelir kapısı oluşturduğu belirtildi. 

Sudanlı akademisyen Rabie Abdelaty, "Arap zamkı ihracatından elde edilen gelir doğrudan bu savaşı finanse ediyor" dedi.

WSJ, buna rağmen çok az şirketin Sudan'dan zamk tedarikini durdurmaya yönelik adım attığına dikkat çekti. 

İsviçre merkezli gıda devi Nestle, zamkların Sudan'dan değil Çad, Nijer ve Mali'den alındığını savundu. İtalyan çikolata şirketi Ferrero ise "tüm tedarik sürecinin sıkı denetimden geçirildiğini" bildirdi. 

Bitkisel ürün ve gıdaya odaklanan Fransız firması Nexira ise zamk tedarikinin geçen yıl üç aylığına durdurulduğunu fakat daha sonra devam edilmesi kararı alındığını belirtti.

Diğer yandan haberde, zamk alımının durdurulmasının geçimlerini buna bağlayan birçok Sudanlı çiftçiyi zor durumda bırakabileceğine de işaret edildi. 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'ndan Rachid Amui, zamk alımıyla ilgili kararların küresel piyasalara doğrudan yansıyacağını belirterek, "Dünya pazarında büyük bir Arap zamkı kıtlığı yaşanırsa bu, çok ciddi etkileye yol açabilir" dedi. 

Sudan iç savaşı

Burhan yönetimiyle General Muhammed Hamdan Dagalo liderliğindeki HDK arasında yaşanan anlaşmazlıklar, geçen yıl nisanda sıcak çatışmaya dönüşmüştü.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 50 milyon nüfusa sahip Sudan'da iç savaş nedeniyle en az 8,5 milyon kişi yerinden edilirken, çatışmalarda yaklaşık 14 bin kişi yaşamını yitirdi. 

Independent Türkçe


İsrail Lübnan’ın Nebatiye şehrinde bir aracı hedef aldı: Bir kişi öldü, üç öğrenci yaralandı

İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)
İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)
TT

İsrail Lübnan’ın Nebatiye şehrinde bir aracı hedef aldı: Bir kişi öldü, üç öğrenci yaralandı

İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)
İsrail'in Güney Lübnan'da düzenlediği hava saldırısında isabet alan araç yanarken sürücüsü öldü (Al Markazia)

Lübnan basını, İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) bu sabah saat 7.30 sularında ülkenin güneyindeki Nebatiye şehrindeki Kefer Deccal yolu üzerinde bir aracı hedef aldığını ve saldırı sonucunda aracın alev aldığını bildirdi.

dfrgth5
Yanan aracı söndürmeye çalışan Sivil Savunma ekipleri (AlJadeed Tv)

İsrail'in aracı hedef aldığı sırada aynı noktadan geçmekte olan bir okul otobüsünde üç öğrenci yaralandı.

Hava saldırısı sonucu araç alev alırken Sivil Savunma, Kızıl Haç, İslami Sağlık Kurumu ve Lübnan Risala İslami İzcilik Derneği’nden ekipler yangına müdahale ederken yaralıları tedavi altına alınmak üzere derhal en yakın hastanelere taşıdılar.

tyhnju
İsrail’in düzenlediği hava saldırısında yaralanan öğrencilerden biri (AlJadeed Tv)

 


ABD, Yemen'deki Husilere ait 4 insansız hava aracını vurduğunu duyurdu

Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)
Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)
TT

ABD, Yemen'deki Husilere ait 4 insansız hava aracını vurduğunu duyurdu

Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)
Kızıldeniz'deki bir Amerikan destroyeri geçen nisan ayında bir Husi saldırısını önledi (AP)

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Komutanlığı (CENTCOM) bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, kuvvetlerinin dün Yemen'de kontrolü altındaki bölgelerden Husi grubu tarafından fırlatılan dört insansız hava aracını başarıyla engellediğini duyurdu.

CENTCOM açıklamasında, güçlerinin Husi saldırılarını kendilerine, koalisyon güçlerine ve ticari gemilere yönelik yakın bir tehdit olarak değerlendirdiği belirtildi.


İsrail güçleri Cenin'de bir otelde gazetecileri kuşattı

Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)
Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)
TT

İsrail güçleri Cenin'de bir otelde gazetecileri kuşattı

Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)
Batı Şeria'nın Cenin kentine düzenlenen baskında İsrail güçleri tarafından bir Filistinli gözaltına alındı ​​(AP)

Filistin Haber Ajansı’nda bugün (Perşembe) yer alan haberde, bir İsrail kuvvetinin, İsrail ordusunun şu ana kadar en az 11 Filistinlinin ölümüne neden olan askeri operasyon yürüttüğü Cenin kentinde çalışan basın ekiplerine ateş açtığını bildirdi.

Ajans, salı sabahından bu yana Cenin'de bulunan İsrail güçlerinin, kentte çalışan gazetecilerin haberlerini hazırlamak için bir odasını kullandıkları oteli kuşattığını belirtti.

İsrail güçlerinin otele takviye birlikler gönderdiği belirtilen haberde, İsrail askerlerinin ateş açması sonucu otel çalışanlarından birinin yaralandığı kaydedildi.


İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti
TT

İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'nin merkezinde bir evi bombalaması sonucu 10'u çocuk 16 kişi hayatını kaybetti

Filistin'den yayın yapan Şihab Haber Ajansı (Shehab News Agency) bugün (Perşembe) İsrail'in Gazze Şehri'nin merkezindeki bir evi bombalaması sonucu çoğu çocuk 16 kişinin öldüğünü bildirdi.

Ajans, bombardımanın el-Derac mahallesindeki bir evi hedef aldığını ve ölenler arasında 10 kişinin bulunduğunu söyledi.

Ajans daha önce de İsrail'in Gazze'de bir caminin içindeki Kuran okulunu hedef alan saldırısında çoğu çocuk 10 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurmuştu.

Ajans, El Sahaba mahallesindeki Fatima El Zehraa camisine yapılan bombardımanın kurbanları olduğunu belirttiği çocukların fotoğraflarını yayınladı.


İran, Sadr'ı Irak'ın siyasi istikrarını bozmak için mi destekliyor?

Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)
Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)
TT

İran, Sadr'ı Irak'ın siyasi istikrarını bozmak için mi destekliyor?

Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)
Sadr Hareketi destekçileri Nasiriye'de yerel seçimleri boykot ettiklerini açıklarken, 14 Aralık 2023 (AFP)

Rüstem Mahmud

Iraklı üst düzey bir siyasi kaynak Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada, İran'ın Irak’taki Şii siyasi güçlere yönelik stratejisinde köklü değişiklikler olduğunu söyledi. Kaynak, bu değişikliklerin, ülkedeki siyasi istikrarı ve güvenliği bozmak ve geçmiş dönemde İran’ın nüfuzundan göreceli de olsa bağımsızlaşan bazı Iraklı Şii siyasetçi ve güçlerin ‘gücünü budamak’ için Sadr Hareketi’ne yönelik üstü kapalı desteğini önümüzdeki dönemde de sürdürmesi anlamına geldiğini ifade etti.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, 2022 yılının haziran ayı ortalarında Irak’taki siyasi süreci tamamen boykot ettiğini açıklamış ve yaklaşan genel seçimlere ‘hiçbir şekilde’ katılmama kararı almıştı. Bu karar öncesinde, 2021 yılının ekim ayında yapılan milletvekili seçimlerinin ardından ülkede ciddi bir siyasi kriz yaşandı. Sadr Hareketi, Temsilciler Meclisi’ndeki 325 sandalyeden 73'ünü kazanarak en büyük blok oldu. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve (Sünni) Tekaddum Partisi ile üçlü bir ittifak kurdu. Ancak Hukuk Devleti Koalisyonu lideri ve eski Başbakan Nuri El Maliki öncülüğünde Koordinasyon Çerçevesi çatısı altında bir araya gelen Şii güçler, Üçlü Koalisyon’un cumhurbaşkanı seçmesine ve yeni bir hükümet kurmasına izin vermedi. Yeni cumhurbaşkanını seçmek için üçte ikilik yeter sayıya ulaşılamaması, ülkede ciddi bir siyasi krize neden oldu. Sadr taraftarları ile Koordinasyon Çerçevesi destekçileri arasında 2022 yılının Ağustos ayı sonlarında çıkan silahlı çatışmalarda 30'dan fazla kişi öldü, aralarında onlarca askerin ve güvenlik görevlisinin de bulunduğu en az 700 kişi yaralandı.

xsdvfbgn
Mecf kentinde aralık ayındaki yerel seçimleri boykot eden pankartlar taşıyan Mukteda es-Sadr destekçileri (AFP)

Al-Majalla’ya konuşan kaynak, Irak'ta son iki ay içinde meydana gelen üç siyasi gelişmenin İran'ın ‘Irak'taki iç durumun istikrarına ilişkin endişelerini’ artırdığını söyledi. Kaynak, söz konusu gelişmelerin Irak'ın istikrarının İran'ın kontrolünden çıkmasını mümkün kıldığını ve bazı noktalarda Irak'ın stratejik siyasi kararlarının 2003 yılından bu yana ilk kez İran nüfuzundan bağımsız olabileceğini gösterdiğini vurguladı.

İran şimdi siyasi süreç üzerinde baskı ve gerilim yaratarak söz konusu Iraklı Şii isimleri İran'ın Irak’taki ve bölgedeki rolüyle yeniden ilişkilendirmek istiyor.

Örneğin, ABD'nin baskısı ve yerel diplomasi, Bağdat ile Erbil arasında çözüm bekleyen meselelerde, özellikle de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) memurların maaşları konusunda siyasi bir uzlaşıya varılmasını sağladı. Irak hükümeti, ülkenin başlıca siyasi güçleriyle uzlaşarak, silahlı grupları ve milisleri dizginlemeyi ve özellikle Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin ABD ziyaretinden sonra, ABD’nin Irak'taki ve bölgedeki askeri üslerine daha fazla saldırı düzenlemelerini önlemeyi de başardı. Irak hükümeti ayrıca ABD askerlerinin Irak’tan bir an evvel çıkması ve Irak'taki askeri üslerinin lağvedilmesi yönündeki hem siyaset çevrelerinden hem de halktan gelen çağrılara yanıt vermek yerine, konuyu uzun soluklu Irak-ABD müzakerelerine bıraktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz ay Irak'a gerçekleştirdiği olağanüstü ziyaret sırasında Ankara ile hem Bağdat hem de Erbil arasında, Irak ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasında köprüler kuracak onlarca stratejik ekonomik anlaşma imzalandı. Anlaşmaların Türkiye'nin Irak'taki etkisini artırması ve böylece İran'ın rolünün azalmasına neden olacağı tahmin ediliyor.

Bundan kısa bir süre önce Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu (UNAMI) Başkanı Jeanine Hennis-Plasschaert, BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği son brifingde, UNAMI’nin Irak'ta seçimler, siyasi çalışmalar ve insan hakları alanlarındaki çalışmalarını tamamen sona erdireceğini ve Irak hükümetinin talebi üzerine Irak'ta sadece bir BM koordinatörü bulunduracağını açıklamıştı. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre bu adım, Irak'taki siyasi sahnesini ve genel atmosferi uluslararası kurumlardan, özellikle de BMGK’dan dışlamak için İran'ın baskısıyla atıldı. UNAMI Başkanı, BMGK’ya düzenli olarak brifing verdi ve her seferinde İran bağlantılı milislerin ülkenin siyasi istikrarının bozulmasındaki olumsuz rolüne dikkati çekerek, Irak hükümetini ve siyasi güçleri uluslararası topluma karşı tamamen sorumlu tuttu.

Bu gelişmelerden sadece iki hafta önce, IKBY’nin Kormor Gaz Tesisi’ne insansız hava aracıyla (İHA) dört işçinin ölümüne ve bölgenin enerji şebekesine zarar vererek, büyük bir bölümünün enerji kesintisine uğramasına neden olan beklenmedik bir saldırı düzenlendi. Bu ani saldırı, Erbil ile Bağdat arasında birtakım uzlaşıların sağlandığı ve bu uzlaşıları bozmak isteyen tarafların suçlamalarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşti.

zhumöı
Iraklı Şii din adamı Mukteda es-Sadr Kufe Camii'nde vaaz verirken, 4 Kasım 2022 (AFP)

Irak'taki Hizbullah yapılanmasının üst düzey liderlerinden din adamı Muhammed el-Kevserani’nin son iki haftadır İran'a bağlı birçok Iraklı silahlı grupla temaslarını yoğunlaştırdığını ve bu gruplarla, başta silahlı kanadı Mehdi Ordusu olmak üzere Sadr Hareketi arasında ortak bir zemin bulmaya çalıştığını söyleyen Iraklı kaynak, “Kevserani, İran ve Hizbullah tarafından geleneksel olarak Irak'taki silahlı grupların yönetiminin denetçisi olarak kabul ediliyor” dedi. Kaynak, söz konusu grupların, Sadr ve destekçilerinin Irak hükümetinin stratejisine aykırı olsa bile ülkede gerçekleştirebilecekleri herhangi bir siyasi ya da halk hareketine karşı çıkmamaları gerektiğini de belirtti.

Irak'taki Hizbullah yapılanmasının üst düzey liderlerinden din adamı Muhammed el-Kevserani, son iki haftadır İran'a bağlı birçok Iraklı silahlı grupla temaslarını yoğunlaştırırken, bu gruplarla Sadr Hareketi arasında ortak bir zemin bulmaya çalıştı.

Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr, geçtiğimiz nisan ayı ortalarında hareketin adını ‘Şii Ulusal Hareketi’ olarak değiştirdiklerini açıkladı. Gözlemciler, Sadr'a yakın isimlerin Irak basınında boy göstermeye başlamasıyla birlikte isim değişikliğini, Mukteda es-Sadr’ın Irak siyaset sahnesine dönüşünün sinyali olarak değerlendirdi. İsim değişikliğinin, Sadr Hareketi’nin Mukteda es-Sadr'ın genel himayesi ve rehberliği altında siyasi sürece katılımının bir devamı olacağını söyleyen kaynak, ancak bu katılımın ayrıntılı bir örgütsel katılım olmayacağını, sadece Sadr'ın yaklaşık iki yıldır süren ‘siyasi tecridinin’ kırılmış olacağını belirtti. Sadr, isim değişikliği duyurusundan sadece birkaç gün önce, Irak'taki en büyük Şii dini merci olarak kabul edilen Ayetullah Sistani’yi ziyaret etmiş, yerel ve bölgesel olaylara ilişkin siyasi ve sahadaki tutumlarını açıklamaya başlamıştı.

Mukteda es-Sadr, isim değişikliği açıklamasından birkaç gün sonra siyasi tecridi çerçevesinde son yıllarda yapmadığı bir şekilde, babası Muhammed Sadık es-Sadr'ın şehit edilişini anacağını duyurdu. Sadr, bu vesileyle destekçilerine siyasi bir konuşma yaparak ilan ettiği yeni siyasi hareketin kimliğini ve siyasi görevlerini açıkladı. 

Iraklı kaynağa göre İran, Sadr'ın iki yıl önce siyasi süreçten aniden çekilmesinin yarattığı travma nedeniyle ne KDP'nin ne de Tekaddum Partisi'nin Sadr ile gelecekte, özellikle de yaklaşan seçimlerde herhangi bir siyasi ittifaka katılmayacağına emin. Sadr'ın iki yıl önce siyasi süreçten aniden çekilmesi, KDP ve Tekaddum Partisi'nin zayıf konuma düşmelerine, Koordinasyon Çerçevesi güçleriyle müzakerelere gitmek zorunda kalmalarına ve onların Muhammed Şiya es-Sudani liderliğinde Irak hükümetinin kurulması için Devleti Yönetme İttifakı’nın oluşturulması konusundaki dayatmasını kabul etmelerine yol açmıştı.

Kaynağa göre İran, bu doğrultuda Sadr'ın içeride kendisine siyasi müttefikler edinmesini sağlamaya çalışıyor. İran, Sadr'ın baskıları ve sokak hareketleriyle, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin ne pahasına olursa olsun ikinci bir dönem daha başbakanlık yapma arzusunun, özellikle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleriyle yaşadığı anlaşmazlıkların ardından Sadr ve Sudani'yi önümüzdeki yıl yapılması planlanan genel seçimlerde bir araya getirebileceğini ve siyasi bir ittifak oluşturmalarını sağlayabileceğini düşünüyor.

zxcfvgbh
Başkent Bağdat'ta Temsilciler Meclisi’ndeki bir oturuma katılan Iraklı milletvekilleri, 3 Eylül 2018 (AP)

Öngörülen ittifak, parlamenter blok ve siyasi ağırlık açısından Koordinasyon Çerçevesi güçlerine paralel olacağından tarafların hiçbiri ne yeni bir cumhurbaşkanı seçebilecek ve yeni bir hükümet kurabilecek bir parlamento bloğu oluşturabilecek. Elbette Sadr, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin gelecekteki herhangi bir Irak hükümetinde yer almasını kabul etmeyecektir. Zira son dönemdeki tüm siyasi tercihini bu ret üzerine inşa etti. Ancak bunun yanında hiçbir zaman tek başına bir hükümet kuramayacağı gibi, eskisi gibi istediğinde de siyasi süreçten ayrılamayacak.