Husilerin denizdeki geriliminin ardından Somalili korsan tehdidi yeniden ön plana çıkıyor

Bir İngiliz muhrip, Kızıldeniz’de kendisine saldıran bir insansız hava aracını hedef aldı

Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
TT

Husilerin denizdeki geriliminin ardından Somalili korsan tehdidi yeniden ön plana çıkıyor

Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)
Aden Körfezi’nde İngiliz tankerinde Husilerin füze saldırısı sonrasında çıkan yangın kontrol altına alındı (DPA)

Uluslararası güçlerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki Husi saldırılarıyla meşgul olması, Somalili korsanların faaliyetlerinin yıllar süren düşüşten sonra yeniden canlanmasına yol açtı. Öyle ki bir Bulgar gemisine yönelik eylemlerinden yaklaşık 1 ay sonra, geçen cumartesi günü bir Sri Lanka balıkçı gemisine de korsanlık yapmayı başardılar.

Bir İngiliz raporu, dün başka bir korsanlık faaliyetinin başarısız olduğunu bildirirken Londra, Kızıldeniz’deki destroyerlerinden birinin cumartesi günü kendisine saldırmaya çalışan bir Husi insansız hava aracını yakalayıp imha ettiğini açıkladı. Bu gelişmeden birkaç saat önce de Washington, Hudeyde’nin kuzeyindeki bir füzeyi etkisiz hale getiren önleyici bir saldırı başlattı. Bununla paralel olarak Husilerin hedef aldığı Aden Körfezi’nde bir İngiliz petrol tankerinde çıkan yangını söndürme çabaları yürütüldü.

FOTO: İngiliz destroyeri, Kızıldeniz’de kendisine saldırmaya çalışan Husi insansız hava aracını hedef aldı (Reuters)
 İngiliz destroyeri, Kızıldeniz’de kendisine saldırmaya çalışan Husi insansız hava aracını hedef aldı (Reuters)

İngiltere Savunma Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, Diamond destroyerinin Sea Viper füze sistemini kullanarak, kendisini hedef alan bir insansız hava aracını mürettebatına zarar vermeden imha edebildiğini bildirdi.

Bakanlık, “Bu menfur ve hukuka aykırı saldırılar kesinlikle kabul edilemez. Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğünü korumak bizim görevimizdir” dedi.

Husiler, Gazze’deki Filistinlileri destekleme bahanesiyle 19 Kasım’dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki gemilere yaklaşık 34 saldırı düzenledi. Bu, durum Washington’u Refah Muhafızı koalisyonunu kurmaya sevk etti ve ardından 12 Ocak’tan itibaren İngiltere’nin desteğiyle Yemen’in çeşitli bölgelerinde İran yanlısı milislere karşı iki darbe halinde yaklaşık 10 saldırı başlattı.

Husi saldırıları ve onları kontrol altına almaya yönelik uluslararası çabaların yol açtığı kafa karışıklığıyla birlikte Somalili olduğuna inanılan korsanlar, gemilere el koymak için geri dönüş fırsatı buldu. Bu operasyonlar, korsanlıkla mücadele için oluşturulan ortak uluslararası güçlerin bir sonucu olarak gerilemeden önce 2011 yılında zirveye ulaştı.

Husilerin ‘İsrail gemilerini veya Tel Aviv limanlarına gidip gelen gemileri hedef aldıklarını iddia ettikleri’ saldırılarını artırmasıyla, Umman Denizi, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’in güneyinde çok sayıda korsanlık girişimi kaydedildi. Husiler, korsan olarak uluslararası tanker Galaxy Leader’i ele geçirmeyi başardı. Aynı şekilde Somalili korsanlar bir Bulgar gemisi ile bir Sri Lanka gemisine karşı korsanlık yapmayı başardı.

Amerikan ve İngiliz saldırıları, Husi grubunu caydırmadı veya gemilere saldırma kabiliyetini sınırlamadı. Yemen hükümeti, çözümün, gözlemcilerin etkinliğini sorguladığı saldırılar değil, Hudeyde’yi özgürleştirmeye ve devlet kurumlarını yeniden canlandırmaya yönelik uluslararası destek olduğuna inanıyor.

Somalili korsanlar geri döndü

Yemen karasularında yaşanan kaynama ve gelişmeler gölgesinde Sri Lanka Donanması, pazar günü yaptığı açıklamada, Hint Okyanusu’ndaki gemilere yapılan son saldırıda şüpheli Somalili korsanların altı kişilik mürettebat taşıyan bir Sri Lanka balıkçı gemisini ele geçirdiğini duyurdu.

Aralarında silahlı kişilerin de bulunduğu beş kişiyi taşıyan bir tekne, Somali yakınlarında bir gemiye yaklaşıyor (Arşiv- AFP)
Aralarında silahlı kişilerin de bulunduğu beş kişiyi taşıyan bir tekne, Somali yakınlarında bir gemiye yaklaşıyor (Arşiv- AFP)

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı’nın AFP’den akatardığı habere göre Sri Lanka Donanması Sözcüsü Albay Gayan Wickramasuriya, geminin Somalili korsanlar tarafından kaçırıldığı açıklaması yaptı. Wickramasuriya, Lorenzo Bota 4 gemisinin cumartesi günü Somali’nin başkenti Mogadişu’nun yaklaşık 840 deniz mili güneydoğusunda alıkonulduğunu belirtti.

AFP’nin haberine göre Somalili korsanların 2017’den bu yana ki ilk girişimi, 16 Aralık’ta, Yemen’in Sokotra adasının 380 deniz mili doğusunda, Bulgarlara ait Malta bandıralı MV Ruen kargo gemisini kaçırmalarıyla başarılı oldu.

Korsanlar, MV Ruen gemisini ve 17 kişilik mürettebatını Somali’nin yarı özerk eyaleti Puntland’a götürdü. Öncesinde ise korsanlar, yaralı denizcilerden birini serbest bırakıp Hindistan Donanması’na teslim etti.

Yeni gemiye yönelik korsanlık faaliyeti sonucunda Sri Lanka Donanması Sözcüsü, ülkesinin ortak deniz kuvvetlerini uyardığını açıkladı. Wickramasuriya, Hindistan Donanması’nın soruşturma amacıyla bir savaş gemisi gönderdiğine, Sri Lanka Donanması’nın ise bölgeye gitmek üzere bir gemi hazırladığına dikkat çekti.

Öyle görünüyor ki iki geminin ele geçirilmesi korsanların iştahını kabarttı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Otoritesi, dün yaptığı açıklamada aralarında silahlı kişilerin de yer aldığı beş kişinin bulunduğu bir teknenin Somali’deki Bosaso’nun 70 deniz mili kuzeybatısındaki bir gemiye yaklaştığı yönünde bir rapor aldığını söyledi.

Otorite, yaptığı açıklamada “Silahlı güvenlik ekibi iki uyarı atışı yaptı ve tekne uzaklaştı” dedi. Alemu'l Arabi Haber Ajansı’nın (Arap World Press/AWP) haberine göre Deniz Ticareti Operasyonları Otoritesi, geminin tüm mürettebatının güvende olduğunu ve hedeflerine doğru yollarına devam ettiklerini dile getirdi.

FOTO: Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de artan tehdidin ortasında bir konteyner gemisi İngiliz limanına demir attı (AFP)
 Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz’de artan tehdidin ortasında bir konteyner gemisi İngiliz limanına demir attı (AFP)

Husiler ile Somali’deki silahlı gruplar arasında uluslararası gemi taşımacılığının tehdit edilmesine katılım veya İran silahlarının kaçakçılığı açısından bir hizmetin varlığına dair şüpheler var. Bu bağlamda İngiliz raporları, Umman Denizi ve güney Kızıldeniz’de küçük tekneler aracılığıyla kargo gemilerine el koymaya yönelik birçok girişimde bulunulduğunu bildirdi.

Çözüm için Yemen vizyonu

Yemen’de kalıcı barışa ulaşmaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaların ortasında, Husiler ile hükümet güçleri arasında yaklaşık iki yıldır sükûnet hali mevcuttu. Buna rağmen Yemen’deki Başkanlık Konseyi, bunun bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı geliştirmenin en iyi yolu olduğu göz önüne alındığında çözümün, hükümetin yeteneklerini desteklemekte, devlet kurumlarını yeniden kurmasını sağlamakta ve Husilerin ve terör örgütlerinin uluslararası seyrüsefere yönelik tehdit ve saldırılarına son verilmesinde yattığını dile getirdi.

Yemen açıklamaları, Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi’nin, medya muhabirleriyle Riyad’da yaptığı toplantı sırasında yapıldı. Alimi ayrıca, Husilerin gerginliği tırmandırmasının yansımalarıyla yüzleşmek için uygun tedbirleri tartışmak üzere bir hükümet toplantısı da düzenledi.

FOTO: Yemen Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi, Riyad’da gazetecilerle bir araya geldi (SABA)
Yemen Başkalık Konseyi Başkanı Raşid el-Alimi, Riyad’da gazetecilerle bir araya geldi (SABA)

Alimi, ülkesinin (Yemen hükümeti ve Körfez rejimi tarafından tıpkı el-Kaide ve İslam Devleti gibi terör örgütü olarak sınıflandırılan Husi milisler başta olmak üzere) terör örgütlerinin, ortadan kaldırılmasına yardımcı olacak her türlü uluslararası çabayı memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, hayatta kalabilmek için yüzde 90’ı ithalata bağımlı olan Yemen’in acılarının ikiye katlanması başta olmak üzere, Kızıldeniz’deki Husi terör saldırılarının küresel ticaret özgürlüğüne ve bölge halklarına zarar verdiğini vurguladı.

İran’ı sonuç olarak Yemen’deki kolunun etkisiz hale getirilmesinden hoşnut olmamış gibi görünmekle suçlarken, “Çünkü ateşkes anlaşması özellikle karada, denizde ve havada tüm düşmanlıkların durdurulması anlamına gelecektir” dedi.

Raşid el-Alimi, “İran, gerek Yemen’de gerek başka yerlerde barış istemiyor. Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik terör eylemleri İran’ın bölgedeki yayılmasına hizmet edecektir” ifadelerini kullandı.

Alimi ayrıca, uluslararası topluma, Husi milisleri diyalog masasına getirebileceği için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararını uygulamaya çağırdı.

FOTO: Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik (SABA)
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik (SABA)

Öte yandan Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, yerel durumdaki ekonomik, yaşamsal, siyasi, güvenlik ve askeri yönlerdeki gelişmelerle başa çıkmak için gerekli önlemleri tartışmak üzere bir bakanlar toplantısı düzenledi.

Resmi medya organlarında yayınlanan haberlere göre toplantıda, ticari faaliyetlerin, ulusal özel sektörün ve malzemelerin, gıda ürünlerinin ve insani yardım çalışmalarının sorunsuz akışının etkilenmemesini sağlamak için hükümetin ‘Husilerin terör grubu olarak yeniden sınıflandırılmasına’ karşı bakanlık ve sektör düzeyindeki planları gözden geçirildi.

SABA’ya göre toplantıda ayrıca, Husilerin terör saldırılarının küresel ticaret gemilerine yönelik canlı yansımalarını sınırlamak için çeşitli taraflar arasındaki eylemleri koordine etmeye yönelik mekanizmalar ele alındı. Söz konusu terör saldırıları, temel malların tedarik zincirlerinde ve hayat kurtaran gıda ve ilaç ithalatında ciddi darboğazların habercisi.



Ez-Zubeydi'nin Yemen Liderlik Konseyi üyeliği “vatana ihanet” suçu nedeniyle iptal edildi

Aydarus ez-Zubeydi (AP)
Aydarus ez-Zubeydi (AP)
TT

Ez-Zubeydi'nin Yemen Liderlik Konseyi üyeliği “vatana ihanet” suçu nedeniyle iptal edildi

Aydarus ez-Zubeydi (AP)
Aydarus ez-Zubeydi (AP)

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad Muhammad el-Alimi, Başkanlık Liderlik Konseyi'nden Tümgeneral Aydarus bin Kassem el-Zubeydi'nin üyeliğini iptal eden ve onu “vatana ihanet” olarak sınıflandırılan suçları işlediği, devletin güvenliğini ve birliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle Başsavcıya sevk eden bir başkanlık kararnamesi yayınladı.

Bugün yayınlanan karar, başta Yemen Cumhuriyeti Anayasası, Körfez Girişimi ve Uygulama Mekanizması, 2022 yılında yayınlanan iktidarın devri ve Başkanlık Liderlik Konseyi'nin kurulmasına ilişkin karar olmak üzere, bir dizi anayasal ve yasal referansa dayanmaktadır. Ayrıca, suçlar, cezalar ve üst düzey devlet görevlilerinin yargılanmasına ilişkin yasalar da bu kararın dayandığı referanslar arasındadır.

Kararda, bu kararın “tüm vatandaşların güvenliği ve Cumhuriyet'in egemenliğine olan bağlılığı yeniden teyit etmek amacıyla” alındığı vurgulanarak, “Ez-Zubeydi'nin adil güney davasını suistimal etmesi ve güney vilayetlerinde sivillere karşı ağır ihlallerde bulunmak için bunu kullanması”na işaret edildi. Ayrıca “Cumhuriyetin siyasi ve ekonomik merkezine zarar vermek, anayasaya ve anayasal otoritelere saldırmak ve devletin darbe ve isyanla mücadele çabalarını engellemek” de belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre kararın ilk maddesi, ez-Zubeydi'nin bir dizi suçlamaya dayalı olarak Başsavcıya sevk edilmesini ve görevinden uzaklaştırılmasını öngörmektedir. Bunların başında, cumhuriyetin bağımsızlığını zayıflatmak, askeri, siyasi ve ekonomik konumuna zarar vermek, silahlı çete kurmak ve silahlı kuvvetlerin subay ve askerlerine karşı cinayet suçları işlemek gibi vatana ihanet suçları ile anayasayı ihlal etmek ve yürürlükteki yasaları çiğnemek de yer almaktadır.

Kararın 2. maddesi, ez-Zubeydi'nin Başkanlık Liderlik Konseyi üyeliğinin iptal edilmesine karar verirken, 3. Madde, Başsavcıya yürürlükteki yasalara uygun olarak gerekli yasal tedbirleri almasını ve kendisine yöneltilen suçlamaları soruşturması talimatını vermektedir.

Yemen'de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu bugün yaptığı açıklamada, ez-Zubeydi'nin önümüzdeki saatlerde şehirde kargaşa çıkarmak amacıyla Mumin es-Sakkaf ve Muhtar en-Nubi liderliğindeki Aden'de bulunan onlarca kişiye silah ve mühimmat dağıttıktan sonra bilinmeyen bir yere kaçtığını bildirdi.

Bu durum, Yemen Ulusal Muhafız güçleri ve koalisyon güçlerinin, Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdul Rahman el-Mahremi'den güvenliği sağlamasını, Aden'de herhangi bir çatışmanın yaşanmasını önlemesini, halkı herhangi bir kargaşadan korumayı, can ve mal kaybını önlemeyi ve Ulusal Muhafız güçleriyle iş birliği yapmasını talep etmesine neden oldu.


Suriye medyası: SDG'nin bombardımanı durdurmasının ardından Halep'te temkinli bir sakinlik hakim

Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye medyası: SDG'nin bombardımanı durdurmasının ardından Halep'te temkinli bir sakinlik hakim

Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye haber kanalı el-Ihbariye, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bombardımanı durdurmasının ardından herhangi bir ihlale karşı yoğun güvenlik önlemleri alınırken, Halep şehrinde temkinli bir sükunetin hakim olduğunu bildirdi.

Resmi televizyon kanalı daha önce SDG'nin şehirdeki birkaç mahalleyi hedef aldığını ve ordu güçlerinin ateşin kaynağına karşılık verdiğini bildirmişti.

El-İhbariye, Halep Sağlık Müdürlüğü'ne dayandırdığı haberinde, SDG'nin yerleşim bölgelerini hedef alması sonucu 4 sivilin öldüğünü, 10 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ancak SDG bunu yalanlayarak, Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Halep'teki mahalleleri “ağır silahlarla” hedef aldığını ve 3 kişinin öldüğünü, 26 kişinin yaralandığını belirtti.


Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?