Lübnan’daki Suriye diasporasının başkenti ve ticaret merkezi: Bar Elias

Yerinden edilenlerin sayısı nüfusun iki katını aşıyor.  Bölgedeki çarşı Şam çarşılarının örneği niteliğinde.

Bar Elias’taki kapalı çarşıda birbirinden farklı ürünleri bulmak mümkün. (Şarku’l Avsat)
Bar Elias’taki kapalı çarşıda birbirinden farklı ürünleri bulmak mümkün. (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan’daki Suriye diasporasının başkenti ve ticaret merkezi: Bar Elias

Bar Elias’taki kapalı çarşıda birbirinden farklı ürünleri bulmak mümkün. (Şarku’l Avsat)
Bar Elias’taki kapalı çarşıda birbirinden farklı ürünleri bulmak mümkün. (Şarku’l Avsat)

Lübnan’ın doğusundaki Bekaa’nın merkezinde yer alan Bar Elias beldesini ziyaret edenler, ana çarşıya ve küçük sokaklarına adım attıktan sonra kendilerine “Hamidiye çarşısına benzemiyor mu?” diye soruyor. Tüccarlardan işçilere, ziyaretçilerden yatırımcılara kadar değişen Suriyelilerin yoğunluğu nedeniyle bu izlenim edinilmiş durumda. Zira Lübnan’ın doğusunda Suriye sınırına yakın kasaba ülkedeki ‘Suriyeli göçünün başkenti’ haline geldi.

Bar Elias, kasabada ve çevresinde yaşayan çok sayıda Suriyeli nedeniyle ‘Suriye diasporasının başkenti’ unvanını kazandı. Sayıları yaklaşık 130 bin kişiyi bulurken, Lübnanlı nüfusun sayısı ise 50 bini geçmiyor. Suriyeliler, ilçenin içinde, çevresinde ve tarım arazilerinde bulunan yaklaşık 60 bin kişilik yerinden edilenler kamplarında yaşıyor. Yaklaşık 70 bin kişi ise kiralık evlerde yaşıyor, Lübnan ile Suriye arasındaki ticaret yapılıyor ve yurt dışından mal ithal ediliyor.

Taşınan ayrıntılar

Ziyaretçilerin tüccarların yanı sıra çiftçi ve işçilerde de gördüğü üzere Suriyeliler aslında hayatlarının tüm yönlerini buraya taşıdı. Belde sakinlerinden biri tarafından Şarku’l Avsat’a yapılan açıklamaya göre 2011’de savaşın başlamasından sonra her sınıftan ve kültürden birçok kişi bir şekilde buraya taşındı. Bölgedeki Suriyelilerin sayısı Suriye savaşından önce 10 bin iken sonrasında 130 bine çıktı. Belde sakini, bu sayının ‘Suriye’deki yeni dalgayla birlikte artabileceğini’ söyledi.

ffrgtbr
Bölgede birbirinden farklı ürünler satan dükkanlar  bulunuyor. (Şarku’l Avsat)

Bölgede 1980’lerden bu yana Filistinliler tarafından kurulan hizmet ve sağlık kurumlarının bulunduğu ve Filistin Kızılayı’nın işlettiği ‘Nasıra Hastanesi’ inşa edildiği göz önüne alındığında, hizmet kurumlarının varlığı da Suriyelileri bu bölgeye çekmede önemli bir faktör olabilir. Söz konusu hastanenin hizmetlerinden Lübnanlılar, Suriyeliler ve Filistinliler de dahil olmak üzere Bekaa bölgesi sakinlerinin çoğu yararlanıyor. Bar Elias’ta iş kuran, evler inşa eden ve bunlarla tamamen ilgilenen yaklaşık 20 bin Filistinli yaşıyor.

Çekici coğrafi konum

Bar Elias’ın coğrafi konumu, beldeyi savaştan kaçan Suriyeliler için ana varış noktası haline getirdi. Belde, Beyrut-Şam Uluslararası Karayolu üzerinde, Suriye ile Mesnaa sınır noktası ve iki ülke arasındaki ekonomik hareketin ana hattı olan Chtaura beldesi arasında merkezi bir noktada yer alıyor. Hayati konumu nedeniyle uzun süredir Suriyeli iş adamlarının yatırım yapma noktası haline gelen bölge, 1980’lerde ekonomik ve kentsel kalkınma hareketinin başlamasıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı ve bölgenin ekonomik başkenti haline geldi.

5h6y7j
Dükkanlarda birbirinden farklı ürünler sergileniyor. (Şarku’l Avsat)

Bar Elias’ta tüccarlardan biri olan mühendis Muhammad Meta, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:

Onlar bizim halkımız, tıpkı felaket sırasında Filistinli kardeşlerimizi kabul ettiğimiz gibi, onları da iyi bir şekilde kabul ettik. En güzel şekilde ağırlandılar, evlerimizin kapılarını açtık, kamp kurdukları alanında civarında arsalar hediye ettik. Kasabaya girenlerin çoğu yoksul sınıflardandı ve kendilerini güvende, emniyette ve iyi karşılanmış hissettiler. Sonrasında ticaret amacıyla dükkanlar ve yatırım kurumları kiralayan kapitalistlerin yanı sıra orta sınıf da şehre akın etmeye başladı.

Aktif ekonomik hareket

Tüccarlar, Bekaa’daki ticari sektörü tamamen kontrol altına alıncaya kadar küçük ve sürdürülebilir kar politikasını benimsedi. Tarım sektörü ve inşaat sektöründen sonra bu sektörde son sözü söylemeye başladılar ve diğer hizmetler; telefon satışı gibi sektörlerde de bir uzun geçmişe sahip oldular.

Meta, Bar Elias halkı hakkında şunları söyledi:

Belediye vergilerinin ödenmesi ve mağazaların kiralanması açısından kasabadaki ticari hareketin birincil faydalanıcıları onlar, ana caddedeki bir mağazanın kirası ayda 700 dolara ulaşırken, iç mahallelerde fiyat 250 ile 300 dolar arasında değişiyor.

 ‘Tüccarın daha fazla ödemeye hazır olduğuna’ da dikkat çeken Meta, Bekaa’yı Suriye’nin Humus kentine bağlayan Rayak-Baalbek Uluslararası Yolu üzerindeki bir mağazanın kirasının ise ayda 50 doları geçmediğini kaydetti.

Hayati bir bölge

Bar Elias, on yıldan kısa bir sürede hayati bir ekonomik bölge haline geldi ve bölgedeki olumlu ortam, Suriye’deki krizin yoğunlaşmasının aksine toparlanma görülen bir ekonomik ilerlemeyi sağladı.

Yerinden edilen Suriyeliler Bekaa’nın en büyük ve en büyük ticaret çarşısını kurmayı başardı. Söz konusu çarşı yüzölçümü bakımından en belirgin ve en büyük çarşısı oldu. Bar Elias ilçesi girişine giden ana yol üzerinde, dört kilometrelik bir alan üzerinde kurulan çarşı, ticaret alanında çalışan Suriyelilere yüzlerce iş imkanı sağladı.

Çarşı, Suriye halk çarşılarının bir örneği. Çarşıya kim girerse girsin, ana caddedeki dükkânların yanı sıra yan yollara genişlemesinden dolayı Şam’daki Hamidiye Çarşısına benzer bir Suriye çarşısına girdiğini zannedebilir, ancak bu çarşının bir çatısı bulunmuyor. Tuk-tuk gibi eşya taşıyan araçlar ise Suriye çarşısında olduğu gibi çok sayıda bulunuyor ve çarşının her iki tarafında da mal taşıyor.

errtbhtr
2011’den sonra yeni çarşılar kuruldu ve kasabanın sokaklarının her iki tarafına da yayıldı (Şarku’l Avsat)

Çarşıda kıyafet, baharat, tahıl, et, sebzenin yanı sıra inşaat malzemeleri satan yüzlerce mağaza ve dükkan bulunuyor. Çarşı, ürünlerin kaldırımlarda teşhir edilmesi, sabah saatlerinde hizmete başlaması ve iş günü sonunda ürünlerin dükkanlara geri taşınması açısından Suriye çarşılarına benziyor.

Çarşıdaki tüccarlar, müşterilerinin, yerinden edilmiş Suriyeliler, Lübnanlılar ve Bekaa kamplarında yaşayanların yanı sıra, Bar Elias çarşısından ürün alıp batı, kuzey ve orta Bekaa kamplarında satan küçük çaplı tüccarlardan da oluştuğunu söyledi. Çarşıdaki Suriyeli yatırımcılardan biri Şarku’l Avsat’a şunları aktardı:

Lübnanlı tüccarlar veya acenteler için de kuzey, batı ve orta Bekaa’daki çarşı ve mağazalar arasında dolaşmanın zorluğu ve masrafı yerine, mallarını tüm Bekaa’nın varış noktası haline gelen Bar Elias çarşısında satmak daha iyi oldu.

Çarşı, kasabayı çevreleyen kamplarda yaşayan binlerce Suriyeliye fayda sağlıyor. Kamplar, Doğu Sıradağları’nın batı yamacının eteklerine yayılıyor ve bu da topraklarında çok sayıda kampın kurulmasına olanak sağladı. Yerinden edilenlerin kayıtları, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin onayladığı verilere göre 2015’ten önce kaydedildi. Lübnanlı sakinlerin ifadesine göre çarşı, kamplarda yaşayan yerinden edilmiş kişilerin yanı sıra çalışma izni alabilen Suriyeliler için de iş imkanlarının güvence altına alındığı bir alan haline geldi.



Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
TT

Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)

Sudan ordusu bugün (Salı), Güney Kordofan Eyaleti’nin başkenti olan stratejik Kadugli kentinde, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından uygulanan kuşatmayı kırmayı başardığını açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir kaynak, “Güçlerimiz Kadugli’ye girdi ve kuşatmayı kaldırdı” dedi.

İnsani koşulların ağırlaştığı ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıya bulunan Kadugli, Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaş kapsamında, HDK ve yerel müttefikleri tarafından uzun süredir kuşatma altında tutuluyordu.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.