ABD Libya masasında Hafter kartını oynuyor

Hafter, siyasi süreci ilerletmenin ve orduyu birleştirmenin yollarını tartışmak üzere Norland liderliğindeki ABD heyetiyle arabuluculuk yapıyor (Libya Silahlı Kuvvetleri Facebook sayfası)
Hafter, siyasi süreci ilerletmenin ve orduyu birleştirmenin yollarını tartışmak üzere Norland liderliğindeki ABD heyetiyle arabuluculuk yapıyor (Libya Silahlı Kuvvetleri Facebook sayfası)
TT

ABD Libya masasında Hafter kartını oynuyor

Hafter, siyasi süreci ilerletmenin ve orduyu birleştirmenin yollarını tartışmak üzere Norland liderliğindeki ABD heyetiyle arabuluculuk yapıyor (Libya Silahlı Kuvvetleri Facebook sayfası)
Hafter, siyasi süreci ilerletmenin ve orduyu birleştirmenin yollarını tartışmak üzere Norland liderliğindeki ABD heyetiyle arabuluculuk yapıyor (Libya Silahlı Kuvvetleri Facebook sayfası)

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland önderliğinde başlayan yeni diplomatik hareketlilik ülke gündeminde. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Josh Harris Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Halife Hafter ve Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile bir araya gelen Norland’ın görüşmelerin ardından Trablus’a geçtiğini açıkladı.

Norland, Trablus’ta Libya Merkez Bankası Başkanı Sayın Sıddık el-Kebir, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Ulusal Petrol Kurum Başkanı Ferhat Bin Kıdara, Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe ve Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile bir araya geldi.

Diplomatik hareketlilik

ABD büyükelçiliği, X hesabında, “ABD heyeti, Hafter ile ülke yaklaşan belediye seçimlerine hazırlanırken Libyalıların temsilcilerini özgürce seçebilmeleri için uygun bir ortam sağlamak üzere Bathiliy'nin tüm taraflardan kurumsal paydaşları ve Libyalı liderleri bir araya getirme çabalarını desteklemenin önemini tartıştı” ifadelerine yer verdi.

Büyükelçilik, ABD heyetinin Hafter ile yaptığı görüşmede ABD'nin Derne ve doğuda Daniel Kasırgası'ndan etkilenen diğer bölgelerdeki askeri yapının birleştirilmesi ve bölgenin yeniden inşası çabalarına verdiği desteği dile getirdi.

ABD Başkanı Joe Biden, mevcut Elçi Norland'ın yerine Amerika'nın Libya'daki Olağanüstü Büyükelçi ve Özel Elçisi pozisyonuna diplomat Jennifer Gavito'yu aday gösterdiğini duyurdu. Washington’un siyasi sürecin atardamarına kan pompalamak için Libya'daki gündemini değiştirip değiştirmediği veya bunların Libya'nın Afrika kıtasına bakan güney kanadında Rusya yayılmacılığı tehdidi altındaki çıkarlarını korumak amacıyla Hafter'ı siyasi olarak güçlendirmeye yönelik adımlar mı olduğu merak ediliyor.

Pusulanın yeniden belirlenmesi

Eski diplomat Muhammed el-Misbahi, ABD’nin son hamlelerini hızlı olarak nitelendirdi. Bunun, bilhassa Batili'nin Libya krizinden çıkış yolunu bulamaması sonrasında uzun süredir durgunluk içinde olan siyasi süreci kurtarmak amacıyla kaydedildiğini açıkladı.

Misbahi, Independent Arabia'ya verdiği röportajda, Bathiliy'nin çağrıda bulunduğu beşli masanın başarısız olmasının öncelikle Batı Libya (Devlet Konseyi, Başkanlık Konseyi ve UBH) ile Doğu Libya (Hafter ve Temsilciler Meclisi) arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını söyledi. Aynı zamanda, “Bu, Bathiliy'nin girişiminin beş partili bir masadan daha dengeli altı partili bir masaya dönüştürülmesi yönünde Parlamento tarafından atanan Usame Hammad hükümetinin varlığını şart koşan Hafter tarafından reddedildi. Bu durum ABD’yi ilk aşamada krize dahil olan siyasi ve askeri partiler arasındaki safları uzlaştırmak için BM’den ayrı çalışarak bu pusulayı düzeltmeye yöneltti” ifadelerini kullandı.

Bilhassa Misrata'da Dibeybe hükümetini reddeden bir hareketin ortaya çıkması ardından ABD’nin siyasi hareketi yeniden canlandırmayı amaçladığını söyleyen Misbahi, 30'dan fazla belediyenin Doğu'daki Başbakan ve Temsilciler Meclisi Başkanı Danışmanı ile görüşmek üzere Bingazi'ye gittiğini ifade etti. Tüm bu göstergelerin belediye seçimleri öncesinde kaydedildiğini, batı kutbunda Hafter'ın kontrolü altındaki Doğu kutbu lehine bir dengesizliğin varlığını doğruladıklarını belirtti.

Yeni destekçiler

Misbahi, bu gelişmelerin, daha önce Libya'nın doğusunda terörü yenme becerisini ve Derne'yi yeniden inşa etme becerisini kanıtlamış olan Hafter'ın gözüne girmek amacıyla ABD hareketini doğuya yönelteceği yönündeki endişesini gizlemedi. Derne’deki felaketten etkilenenlerin yararına ilk konut binasının hazır olması bunu kanıtlamıştı. ABD büyükelçiliğinden gelen teyitlere göre, bu durum ABD heyetini Libya ordusunun yeniden inşası ve birleştirilmesi konularını başka taraflar olmadan tartışmak üzere Hafter’ı seçmeye yöneltti.

Misbahi, ABD’nin Hafter'ın siyasi açıdan güçlendirilmesini hedeflediğini, zirâ Hafter'ın Rusya'nın şu an diğer Afrika ülkelerine doğru genişlemeye çalıştığı bölgeler olan doğuyu ve güneyi kontrol ettiğini bildirdi. Bu durumun Beyaz Saray'ı, Hafter liderliğinde yeni destekçiler kazanmak dahil olmak üzere Libya dosyasındaki kartlarını yeniden düzenlemeye sevk ettiğini, zirâ Libya’nın bu ülkeye yönelmeye başlayan Rusların, Türkiye'nin ve Çin'in de ilgi odağı olduğunu vurguladı. Bunların Washington'un gündemini etkileyen faktörler olduğuna da dikkat çekti.

ABD’nin attığı adımlar

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Libya uzmanı Ferec Dardur, Libya krizinden çıkış yolu bulmanın ABD için bir öncelik olmadığını, zira son hamlelerinin yalnızca Hafter'i siyasi olarak güçlendirmeyi amaçladığını ileri sürdü. 2019'da Trablus'u işgal izni vermesinin bunun en büyük kanıtı olabileceğini, bunun daha önce eski ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı John Bolton tarafından da belgelendiğini belirtti. Dardur, ABD’nin son adımlarını, Hafter'i siyasi sürecin başına getirmeye yönelik diplomatik manevralar olarak değerlendirdi.

Bu konuda Moskova ile Washington arasında gizli bir anlaşmanın bulunduğunu söyleyen Dardur, belki de Hafter'ın kontrol ettiği coğrafyada Rusların varlığının Libya konusunda Rus-ABD çatışmasının kızıştığının en büyük kanıtı olduğunu bildirdi.

Rusya'nın Amerikan gündeminin Libya'da ne istediğini çok iyi bildiğini belirten Dardur, bu nedenle Halife Hafter'e güvenlik desteği vermesine rağmen siyasi olarak eski müttefiki Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi'yi desteklediğini ifade etti. Moskova'nın bu hamlelerinin ABD'ye veya müttefiki Avrupa'ya tehdit oluşturmadığını, Wagner Grubu'nun Başkan Joe Biden yönetimi tarafından terör örgütü kapsamına alınmasının iki ülke arasındaki dolaylı anlaşmanın siyasi örtüsü sayıldığını da ekledi.

ABD’nin batı bölgesindeki hükümete baskı uygulamaya devam ettiğini, siyasi süreci ilerletme çerçevesinde taviz üzerine taviz istediğini ifade eden Dardur, öte yandan Amerikalılarla her görüşme sonrasında daha aktif olduğu kaydedilen Hafter'a herhangi bir şart getirilmediğini belirtti. Tüm bunların ABD’nin Hafter’ı siyasi düzeyde pekiştirme arzusunun göstergeleri olduğunu da ekledi.



Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.


"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
TT

"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)

İran'a yakın Şii partileri de içeren ve Irak parlamentosundaki en büyük bloğu oluşturan "Koordinasyon Çerçevesi", ABD Başkanı Donald Trump'ın Nuri el-Maliki'nin iktidara dönmesi halinde Bağdat'a desteğini kesme tehdidine rağmen, dün Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığına bağlılığını açıkladı.

Koalisyon, yaptığı açıklamada, “başbakan seçiminin tamamen Irak anayasasına ait bir mesele ve dış müdahalelerden bağımsız olduğunu” vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre koalisyon “başbakanlık için adayı Nuri el-Maliki'ye olan bağlılığını” teyit etti.

"Hukuk Devleti" koalisyonunun lideri Nuri el-Maliki, parlamentodaki "en büyük bloğu" oluşturan Şii "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kendisini başbakan adayı olarak seçme onayını almayı başardı. Gözlemcilere göre, parlamentodaki "en büyük blok" olarak, ülkenin en üst düzey yürütme pozisyonunu kazanmak için dikkat çekici bir geri dönüşe imza attı.

Maliki, 2005-2014 yılları arasında iki dönem üst üste başbakanlık yapmış olsa da 2014'ten sonra siyasi kariyerinde bir tür çatlak oluştu; zira o yıl ülkenin topraklarının üçte birinin, özellikle de Musul şehrinin, DEAŞ örgütünün eline geçmesinden sorumlu tutuldu. Koalisyonu 2014 seçimlerinde büyük başarılar elde etmesine rağmen, Necef dini otoritesi iktidara gelmesini engellemek için "veto" koydu. Aynı yıl, "Sadr Hareketi" lideri Mukteda es-Sadr, "Kürdistan Demokratik Partisi" lideri Mesud Barzani ve diğer Sünni güçler ve şahsiyetler tarafından tamamen reddedildi. Bu gelişme, üçüncü bir dönem başbakanlık elde etmesini engelledi.

Nuri el-Maliki (Reuters)Nuri el-Maliki (Reuters)

Ancak ABD Başkanı Donald Trump salı günü, Irak'ı Nuri el-Maliki'yi yeni başbakan olarak seçmemesi konusunda uyardı ve aksi halde ABD’min artık ülkeye yardım etmeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social’de yaptığı bir paylaşımda, “Büyük Irak'ın Nuri el-Maliki'yi Başbakan olarak yeniden seçerek büyük bir hata yapıyor olabileceğini duyuyorum… Maliki döneminde ülke yoksulluğa ve tam bir kaosa sürüklendi. Bunun tekrarlanmaması gerekiyor. Çılgın politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer seçilirse, Amerika Birleşik Devletleri Irak'a hiçbir yardımda bulunmayacaktır” ifadelerini kullandı.