İsrail, Gazze tünellerindeki radyolar aracılığıyla esirlere mesaj iletti

İsrail, Gazze tünellerindeki radyolar aracılığıyla esirlere mesaj iletti

İsrail, Gazze tünellerindeki radyolar aracılığıyla esirlere mesaj iletti
TT

İsrail, Gazze tünellerindeki radyolar aracılığıyla esirlere mesaj iletti

İsrail, Gazze tünellerindeki radyolar aracılığıyla esirlere mesaj iletti

İsrail askerleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Hamas'a ait bir tünelin girişinde durarak bölgeyi incelediler ve tünelin etkisiz hale getirildiğinden emin olduktan sonra yer altındaki bir sığınağa inerek karmaşık ve alışılmadık bir görevi yerine getirdiler.

İsrail güçleri, herhangi bir patlayıcı taşımak yerine, disk ve gösterge ile çalışan çok eski bir transistör radyo taşıdılar.

Bu radyo, çok uzun mesafelere ulaşabilen "AM" frekans bandını iletiyordu.

Frekansları yükseltme

Askerler, yer altındaki tünele eski radyoyu yerleştirdiler ve İsrail İletişim Bakanlığı'nda çalışan mühendislik ekiplerine sinyal verdiler.

Bunun üzerine mühendisler, Tel Aviv'den yayın yapan radyo istasyonlarının frekanslarını yükselttiler.

Yer altında kalan askerler, İbranice yayın yapan radyo istasyonlarını duyabildiler ve Tel Aviv'den ne kadar uzakta veya derinde olursa olsun frekansın her yere ulaşmasını sağlamak için tünelin 12 metre derinliğine kadar indiler.

İsrail, Gazze'nin kuzeyinde keşfedilen tünelin, bölgedeki en büyük ve en derin tünellerden biri olduğuna inanıyor.

Tünelin uzunluğu birkaç kilometre ve derinliği yerin 12 metre altında. Orduya göre, bu Hamas'ın yer altında inşa ettiği sığınak ağının ulaşabileceği maksimum derinlik.

Umut ışığı

Bu derinlikte, askerler İsrail içinden yapılan radyo yayınlarını net bir şekilde dinleyebildiler ve bu durum onlara umut verdi.

Deneyimlerini İsrail İletişim Bakanı Şlomo Karhi'ye aktardılar.

Peki, askerler bu garip deneyi neden yaptı?

İsrail, bu testle, Gazze'nin yer altındaki tünellerinde Hamas tarafından tutulan esirlerle iletişim kurmayı amaçlıyor.

Radyo dalgalarının, Filistinli gruplarla müzakere yoluyla veya askeri operasyonlarla kurtarmayı hedefledikleri 132'den fazla esirye mesaj göndermek için bir umut ışığı olduğuna inanılıyor.

Denemenin başarılı olmasının ardından İsrail ordusu, esirlerin moralini yükseltmek ve onları rahatlatmak için mesajlar hazırlamaya başladı ve ailelerinden de esirler için yayınlanacak içerikler kaydetmelerini istedi.

Esirler radyo dinliyor

İsrail, Hamas'ın esirlerin radyo kullanmasına istedikleri frekansı dinlemelerine zorlamadan izin verdiğini doğruluyor.

Bu durum, geçen yıl Aralık ayının ilk gününde sona eren insani ateşkes sırasında serbest bırakılan esirlerin ifadelerinden anlaşıldı.

Eski esir Nili Margalit, "Bize radyo kullanma konusunda tam özgürlük verildi, bazen televizyon kanallarını da izledik. Bu basit araçlar sayesinde Gazze içindeki kuvvetlerin faaliyetlerini öğrendim" dedi.

Nili, "Rehin tutulduğum süre boyunca radyo yayınlarını dinleyerek, Hamas üyelerinin Gazze etrafındaki kasabalara düzenledikleri saldırıda ailemden iki kişiyi öldürdüklerini öğrendim. İbranice yayın yapan radyo istasyonları, ülkemizle bağlantıda kalmamın tek yoluydu" şeklinde konuştu.

Eşinin 7 Ekim'deki saldırıdan sonra radyo yayınlarındaki röportajını dinleyerek ondan haber aldığını ve bu sayede içinin rahatladığını belirtti.

Ayrıca, özellikle insani ateşkes görüşmeleri ve esir değişim anlaşmasının detaylarını radyo haberleriyle takip ettiğini açıkladı.

DAHA FAZLA OKU

Takip edilemez dalgalar

Nili'nin deneyimi, İsrail İletişim Bakanlığı'nı bu fikri daha da derinleştirmeye ve İbranice yayın yapan radyo istasyonlarının sinyallerini güçlendirmeye teşvik etti. Ayrıca, ordu radyosunun her gün özel bir frekansta esirler için mesajlar yayımlaması sağlandı.

Bakan Şlomo Karhi, "AM radyo dalgalarını seçtik çünkü bu dalgalar, uzun mesafelere ulaşabilir, parazitsizdir ve Hamas'ın işlettiği tünelleri kolayca geçebilir. Bu geniş kapsama alanı, acil güncellemelerin esirlere kolayca ulaşmasını sağlayacak" dedi.

Ayrıca Karhi, sözlerine şunları ekledi:

Askerler, konumlarının tespit edilmesinden endişe duyarak Gazze'ye girmeden önce cep telefonlarını teslim edecekler ve bunun yerine radyo taşıyacaklar. Böylece İsrail'deki gelişmelerden sürekli haberdar olacaklar.

Karhi, ordunun yayımlayacağı mesajların, esirlerin ve ailelerinin moralini yükseltmede büyük bir değeri olduğunu vurguladı

Ailelerin, rehin tutulan yakınlarının kendilerini dinlediğini bilmelerinin, eski bir radyo cihazı sayesinde mümkün olduğunu belirtti.

Karhi, İsrail'in takip edilmesi zor olan geniş bant AM radyo dalgalarını kullanan transistör radyoları bilinçli olarak seçtiğini açıkladı.

Bu, kaçıranların takip edilmediği mesajını vermek için. Çünkü bu frekansları takip etmek veya bunları alan cihazları tespit etmek zor.

Karhi, AM dalgalarının tek yönlü olduğunu ve geri dönmediğini, bu nedenle tespit edilmesinin veya takip edilmesinin zor olduğunu belirtti.

Amaç, Hamas üyelerinin esirleri radyo dinlemeye devam etmelerinden alıkoymamak.

Sesli mesajların içeriği

Esirlerin ailelerinin katıldığı bir yürüyüşte, İsrail radyosu muhabiri çeşitli röportajlar kaydederek "Sizi seviyoruz", "Sizi unutmadık", "Sizin için baskı yapıp sizi kurtarmak için çabalıyoruz", "Gücünüzü koruyun, sizin için mücadele ediyoruz" ve "Yakında buluşacağız" gibi mesajlar aldı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun esirlerin aileleriyle yaptığı son kapalı toplantıda, Gazze'deki oğullarını kurtarmak için şu an planlanmış bir askeri operasyon olmadığını, ancak "hükümetin ordunun radyo frekanslarını artırarak tünellerin derinliklerine ulaşan umut mesajları yayınladığını ve bu sayede Hamas'ın elindeki esirlerin moralini yükselttiğini" söyledi.

Netanyahu, "Amacımız esirler arasında umutsuzluğu hafifletmek.

Ordu radyosu, "İsrailli esirleri rahatlatmak ve 'güçlü kalın, sizin için savaşıyoruz' demek için günde birkaç kez kesintisiz mesajlar yayınlıyor" dedi.

Hamas hareketinin liderlerinden Usame Hamdan, esirlerin yüksek insani standartlarla muamele gördüğünü ve Gazze'de mevcut olan imkanlar dahilinde taleplerinin karşılandığını belirtiyor.

Ayrıca, Tel Aviv yönetiminin onları geri almak için daha çok çaba göstermesi gerektiğini vurguluyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Suriye'de işkence suçlamasıyla ilgili Lübnan'da ilk tutuklama kararı

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Suriye'de işkence suçlamasıyla ilgili Lübnan'da ilk tutuklama kararı

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan yargısı, dün Lübnan’da gözaltına alınan eski bir Suriyeli yetkili hakkında işkence ve cinayet suçlamaları yöneltti. Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkiler açısından bir ilk olarak değerlendiriliyor.

Suriye ordusu eski Tuğgenerali Adil İsa hakkında yürütülen soruşturma kritik bir aşamaya geldi. Lübnan Temyiz Savcılığı, Şam’ın iade talebi doğrultusunda yapılan sorgulamanın ardından İsa hakkında Suriye’de cinayet, işkence ve fitne çıkarmak suçlamalarıyla tutuklama kararı verdi. Lübnan yargısı, İsa’nın Suriye makamlarına teslim edilmesi ya da Lübnan’da yargılanmaya devam edilmesi seçeneklerini değerlendiriyor.

Bu gelişme, Washington’un Lübnan-İsrail müzakerelerini kurtarmak için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşandı. Lübnan Özel Askeri Koordinasyon Grubu (MCG4L) Başkanı ABD’li General Joseph Clearfield, Beyrut’u ziyaret ederek üst düzey yetkililerle görüştü. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ziyaret, güneyde gerilimin sürdüğü bir ortamda müzakere sürecini ilerletmeyi amaçlıyor.

Beyrut, İsrail’in yıkım operasyonlarının durdurulması, “pilot bölgelerin” kapsamının genişletilmesi ve İsrail güçlerinin çekilmesi için net bir takvim belirlenmesi taleplerinde ısrar etti. Gelecek müzakere turunun koşullarına ilişkin anlaşmazlıklar ise çözüme kavuşturulamadı. Bu süreçte İsrail’in düzenlediği hava saldırıları ve gerçekleştirdiği saldırılar sahadaki baskının daha da artmasına neden oldu.

Mevcut süreci reddeden bir açıklama yapan Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise gündemdeki “çerçeve anlaşmasının” “ne bir anlaşma ne de bir çerçeve, aksine yönetimin imzaladığı İsrail dayatmaları” olduğunu söyledi. Kasım, 2024 tarihli anlaşmayı ise “üzerinden hareket ettiğimiz tavan” olarak gördüklerini belirterek, bu anlaşmaya bağlılıklarını yineledi.


Yerleşimciler Kusra'daki Filistin evlerini kuşattı... Washington, Netanyahu'ya saldırıyı kınaması için baskı yapıyor

Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)
Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)
TT

Yerleşimciler Kusra'daki Filistin evlerini kuşattı... Washington, Netanyahu'ya saldırıyı kınaması için baskı yapıyor

Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)
Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)

Batı Şeria’nın işgal altındaki Kusra beldesinde dün çekilen görüntülerde, yerleşimcilerin Filistinli bir ailenin evinin önüne çadır kurduğu görüldü. Bir süre sonra İsrail güçleri bölgeye gelerek çadırı söktü. Yerleşimcilerin, Filistinlilerin topraklarını terk etmeye zorlamayı amaçladığını söylediği abluka ise sürüyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre yerleşimciler yaklaşık bir haftadır Kusra’daki Filistinlilerin evlerini kuşatıyor. Bu durum, insan hakları örgütlerinin yerleşimcilerin daha fazla toprağı ele geçirmek amacıyla koordineli faaliyet yürüttüğünü belirttiği bölgede Filistinliler üzerindeki baskıyı artırıyor. Söz konusu gelişmeler, Filistinlilerin gelecekte devlet kurmayı hedeflediği alanın giderek daralmasına yol açıyor.

ABD’li ve İsrailli iki yetkili Reuters’a yaptıkları açıklamada, ablukaya ABD’den tepki geldiğini ve Beyaz Saray yetkililerinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ablukayı kamuoyu önünde kınaması yönünde baskı yaptığını söyledi.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan ve konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, Washington’un ablukaya karşı çıkmaya, kuşatılan evlerden birinin ABD vatandaşı bir Filistinliye ait olduğunu öğrenmesinin ardından başladığını belirtti.

Netanyahu, Kusra’daki evlerin kuşatılması konusunda henüz herhangi bir açıklama yapmadı.

Aktivistler, yerleşimciler tarafından altı gündür kuşatılan üç Filistinli ailenin evlerine giden yolu kapatan İsrail askerlerinin önünde gıda ve su yardımı topluyor. (AP)
Aktivistler, yerleşimciler tarafından altı gündür kuşatılan üç Filistinli ailenin evlerine giden yolu kapatan İsrail askerlerinin önünde gıda ve su yardımı topluyor. (AP)

İsrail tarihindeki en sağcı hükümet olarak nitelendirilen mevcut Netanyahu Hükümeti, İsrail’in 1967 Savaşı’nda ele geçirdiği Batı Şeria’da yerleşimlerin hızla genişletilmesini destekliyor. İsrail, bölgede onlarca yerleşim yeri ve yasa dışı yeni yerleşim noktası kurdu. İsrail, Batı Şeria’yı “Yahudiye ve Samiriye” olarak adlandırıyor.

Reuters’ın ulaştığı ve evinde mahsur kalan Filistinli bir bölge sakini tarafından çekilen görüntülerde, yedi yerleşimcinin evin dışında mavi bir çadırın yanında durduğu görülüyor. Yerleşimcilerden biri yakındaki köye taş atarken, bir diğerinin sandalyeler taşıyarak bölgeye geldiği görülüyor.

İsrail ordusuna ait askeri araçlar ve askerler bölgeye gelirken, görüntülerde daha sonra sökülen çadırın yerde olduğu görülüyor.

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, “İsrailli siviller Kusra bölgesine bir çadır kurdu. İsrail askerleri, yerel halkın güvenliğini sağlarken, çadırın kaldırılması için çalışma yürüttü” ifadelerini kullandı.


Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mısır ziyareti kapsamında Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında, bölgesel meselelerde uyum ve iki ülke arasındaki ortaklığın desteklenmesi konusunda belirgin bir yakınlaşma olduğu görüldü.

Abdulati ve Fidan, Kuzey Sahili'ndeki El Alameyn kentinde, geçen şubat ayında Kahire'de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen İkinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın sonuçlarının uygulanmasını takip etmek amacıyla düzenlenen İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı'na başkanlık etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) yapılan açıklamaya göre, perşembe akşamı gerçekleştirilen toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirme ve iki ülke liderlerinin 2024 yılında üzerinde mutabık kaldığı üzere ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarma yolları ele alındı.

vfghyju
Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de askeri iş birliği anlaşması imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İki bakan, ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin ve iki ülkenin mevcut potansiyelinden tam anlamıyla yararlanılmasını engelleyebilecek tüm zorlukların aşılmasının önemini vurgularken, Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Abdülati, Türk yatırımcıların faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla Mısır'ın attığı adımları gözden geçirirken, Türk tarafının Mısır'da Türk yatırımlarını daha fazla çekmek amacıyla, özellikle Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'nde otomotiv, ekipman, kimya ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösterecek tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini beklediklerini ifade etti.

İki bakan ayrıca, yük taşımacılığını artırmak amacıyla Mısır ile Türkiye arasındaki Ro-Ro deniz taşımacılığı hattının yeniden faaliyete geçirilmesine ilişkin istişarelerdeki son gelişmeleri ele aldı. Görüşmede, Mısır ve Türkiye limanları arasındaki tedarik zincirlerinin ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi de gündeme geldi.

fvg
Mısır ile Türkiye arasındaki İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı El Alameyn'de gerçekleştirildi (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Rakha Ahmed Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire ile Ankara arasında Sudan, Yemen, Suriye ve Gazze gibi bölgesel dosyalarda uyum bulunduğunu söyledi. Hassan, iki ülkenin Orta Doğu'daki krizlerin çözümü için arabuluculuk rolü üstlendiğini belirtti.

Hassan, Libya dosyasının da iki ülkenin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu belirterek, krizin çözümü için seçimlerin yapılıp yapılamayacağının ele alındığını, seçimlerin Libya krizinin çözümü açısından temel bir adım olduğunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın da gündemde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Ankara'da, 2025 yılının Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümüne denk geldiğine ve iki ülkenin tüm alanlarda ortaklık ve iş birliğini stratejik düzeye yükseltme iradesine vurgu yapılan bir ortak bildiri imzalamıştı.

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel meseleler uzmanı Kerem Said ise Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu güçlendirmesinin merkezi bir ülke ve gerek Libya meselesi gerekse Doğu Akdeniz konusunda temel bir dayanak olan Mısır'la yakınlaşmasını güçlendirmesine bağlı olduğuna inandığını belirtti.

Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Türk Dışişleri Bakanı'nın Mısır ziyaretinin, ticari ve askeri ilişkilerin yanı sıra diplomatik koordinasyon açısından da ikili ilişkilerde dikkat çekici bir gelişme yaşandığı bir döneme denk geldiğini söyledi.

fdfrgthy
Abdulati ve Fidan, bugün (Cuma) ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin önemine dikkat çekt. (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Said, ziyaretin Libya sahasındaki koordinasyona odaklandığını belirterek, Mısır ve Türkiye'nin Libya'da birleşik bir siyasi sistem ve birleşik bir askeri yapı oluşturulmasının önemi konusunda ortak bir yaklaşım ve vizyona sahip olduğunu ifade etti.

Said ayrıca, İsrail'in bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik hamlelerinin nasıl ele alınacağının da görüşmelerde gündeme geldiğini belirtti. Özellikle İsrail'in Filistin toprakları, güney Suriye ve güney Lübnan'daki operasyonlarını genişletme konusundaki ısrarına dikkat çeken Said, İsrail'in Kızıldeniz bölgesindeki girişimlerine, özellikle Somaliland’ı tanımasının ve Kızıldeniz kıyısında bu bölgede askeri üs kurma çabasının da değinilen konular arasında olduğunu söyledi.

Said, Sudan'daki savaşla bağlantılı dosyaya da değinerek, Mısır ve Türkiye'nin Sudan'daki resmi yönetimin desteklenmesi ve her türlü ayrılıkçı hareketle mücadele edilmesinin önemi konusunda ortak bir görüşe sahip olduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) açıklamaya göre Abdulati ve Fidan, ikili düzeyde ve Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Dörtlü Mekanizma çerçevesinde yakın koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Bu mekanizmanın bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlama çabalarını desteklemeyi amaçladığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca bölgedeki gerilimi düşürme ve tansiyonu kontrol altına alma çabaları ile siyasi ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesi ele alındı. Bu kapsamda, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptına uyulmasını sağlamaya yönelik girişimler de değerlendirildi.

Abdulati ve Fidan, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki ihlallerini kınarken, Filistin topraklarındaki gerilimin derhal durdurulması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birinci ve ikinci aşamalarından oluşan barış planının, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesi de dahil olmak üzere hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, ateşkesin sağlanması ve Sudan'ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan, Sudan halkının beklentilerini karşılayan siyasi bir çözüme ulaşılması yönündeki çabaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.