Suriye, Gazze savaşının ışığında yeni bir çatışma sarmalıyla karşı karşıya

Uluslararası bir yetkili, uluslararası topluma Suriye krizini gözden kaçırmama çağrısında bulundu.

Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)
Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)
TT

Suriye, Gazze savaşının ışığında yeni bir çatışma sarmalıyla karşı karşıya

Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)
Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)

İsrail ve Hamas arasındaki çatışmanın boyutu ve Gazze Şeridi’ndeki sivillerin anlatılmamış acısı haklı olarak dünya genelinde öfkeye yol açtı. Ancak Suriye’de şiddetin keskin bir şekilde artması da on binlerce insanı bölgeden kaçmak zorunda bırakırken, bu durum bölge dışında büyük ölçüde dikkati çekmeyen dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ediyor.

Suriye’deki şiddetin de acilen durdurulması gerekiyor. Ancak bunun yerine orada, 12 yılı aşkın bir süredir devam eden savaş yoğunlaşıyor ve şu an benzer bir çatışma kapsamında beş cepheye yayılıyor. Suriye hükümeti ve Rus güçleri kuzeybatıdaki silahlı muhalif gruplarla savaşırken, DEAŞ ülke çapındaki saldırılarını yoğunlaştırıyor. Türkiye, kuzeydoğudaki Kürt güçlere saldırıyor. Kürt güçler yerel aşiretlerle savaşırken, ABD ile İsrail de İran’a bağlı güçlerle karşı karşıya geliyor.

Bölgenin yaşadığı çalkantı göz önüne alındığında Suriye topraklarındaki çatışmaların kontrol altına alınması için ciddi uluslararası çabaların sarf edilmesi gerekiyor. On yılı aşkın bir süredir dökülen kanın ‘diplomatik bir sona’ ihtiyacı var.

Ayrıca Gazze’de kalıcı bir ateşkes Suriye’deki durumu büyük ölçüde sakinleştirecek. Ülke içinde ABD, İsrail ve ajanları aracılığıyla İran dahil askerî açıdan aktif olan yabancı güçler arasındaki gerilimi azaltacak.

few
Geçen Ekim ayında İdlib’in batı kırsalındaki el-Hamamah köyünde yerinden edilmiş insanlara yönelik bir kampta Rus hava saldırısının yol açtığı yıkım (AFP)

Suriye’nin batısındaki Humus’ta 5 Ekim’de Harp Okulu’nda düzenlenen mezuniyet töreninde kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirilen drone saldırısında onlarca Harp Okulu öğrencisi, aile üyeleri ve orada bulunanlar hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştı. Suriye ordusu ve Devlet Başkanı Beşşar Esed’i destekleyen Rus güçleri, okullar, hastaneler, marketler ve evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilere yönelik kamplar da dahil olmak üzere muhalefetin kontrol ettiği Suriye’nin kuzeybatısında en az 2 bin 300 bölgeye saldırı düzenleyerek karşılık verdi.

​Çok nedenli yer değiştirme

Yaklaşık 120 bin kişi kaçmak zorunda kaldı. Çoğu geçen yıl Şubat ayında gerçekleşen büyük deprem de dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle birçok kez yerinden edildi. Ekim ayından bu yana komisyonumuz tarafından takip edilen olaylarda en az 500 sivil yaralandı veya öldü. Kullanılan silahlar arasında, komitemizin 2011’de Suriye’deki iç savaşın başlangıcından bu yana belgelediği, devam eden yıkıcı bir model olan, uluslararası düzeyde yasaklanmış misket bombaları da var.

Geçmiş dönemde bu açıklamalar, geniş çapta öfkeye neden oluyordu, peki şimdi ne fark var? Dünyanın dikkati başka yöne çevrilmiş durumda. DEAŞ, aynı zamanda Suriye içindeki ölümcül faaliyetlerini de yoğunlaştırıyor, hem sivil hem de askeri hedeflere saldırıyor, operasyonel yeteneklerini ve aşırı ideolojisini sergilemeye devam ediyor.

Ülkenin kuzeybatısında Türk güçleri, Türkiye topraklarındaki terör faaliyetleriyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik operasyonlarını hızlandırdı. Yine SDG, Doğu Suriye’nin en büyük şehri Deyrizor’da da Kürt liderliğindeki yerel yönetimin temel hizmetleri sağlayamadığı veya temel hakları güvence altına alamadığı yönündeki eski şikayetlerin körüklediği bir çatışmada aşiretlerle savaşıyor. Bunun sonucunda ölen sivillerin sayısı sayılmıyor.

dfb rgtn
Türkiye’ye ait insansız hava aracı Haseke’de SDG üyelerini bombaladı (Arşiv)

En rahatsız edici olanı, Gazze’ye düzenlenen saldırı nedeniyle artan bölgesel gerginliklerin, İsrail ve İranlı milislerin Suriye topraklarına yönelik saldırılarının artmasına yol açması. Suriye’deki ABD üsleri, geçtiğimiz Ekim ayından bu yana milislerin 50’den fazla saldırısına maruz kaldı.

Ürdün’de 28 Ocak’ta üç ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan saldırıdan çok önce ABD, İran bağlantılı gruplar tarafından kullanıldığı söylenen tesislere misilleme amaçlı saldırılar başlatmıştı. Ürdün’deki son saldırı, Iraklı milisler tarafından Suriye, Irak ve Yemen’de yeni bir ABD misilleme saldırıları dalgasına yol açtı. Bu da daha geniş bir çatışma korkusu yarattı.

rtrjy56k
Suriye Başbakanı Hüseyin Arnus’un İsrail saldırısının ardından Şam Havalimanı’ndaki pistlerin hasarlı kısımlarındaki onarım çalışmalarını denetlediği arşiv görüntüleri (AFP)

Aynı zamanda görünüşte İran’la bağlantılı unsurları hedef alan İsrail hava saldırıları, insani yardımın ulaştırılması için son derece ihtiyaç duyulan Suriye’nin sivil havaalanlarını hizmet dışı bıraktı.

Tüm bunların ortasında Suriyeliler, giderek daha da dayanılmaz zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Yaklaşık 17 milyonunun gıda, su ve tıbbi bakım gibi insani yardıma ihtiyacı var. Bununla birlikte yardım teslimatları, Suriye hükümetinin keyfiliğine bağlı olarak ve yaptırımlar tarafından engellenerek pamuk ipliğine bağlı kalmaya devam ediyor.

sdevrbth
Dünya Gıda Programı çalışanları, İdlib’in eteklerindeki Atma kampında yardım teslimatları durmadan önce yerinden edilmiş Suriyelilere yardım paketleri dağıtıyor, 6 Aralık 2023 (AFP)

Aynı zamanda bağışçı fonlarındaki ciddi eksiklik, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nı Suriye’ye düzenli gıda yardımını askıya almaya zorladı. Bu da milyonları, açlığın pençesine düşürdü. Bu yüzyılın en acımasız iç savaşlarından biri, son on yılda Suriye’de 300 binden fazla sivilin hayatına mal oldu. Geçtiğimiz Ekim ayında Avrupa’ya sığınma talebinde bulunan Suriyeli sayısının son 7 yılın en yüksek seviyesine ulaşması şaşırtıcı değil.

Tüm savaş suçları

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kapsamına giren savaş suçlarının ve insanlığa karşı suçların neredeyse tamamı Suriye’de işlendi; Hastanelerin ve sağlık çalışanlarının kasıtlı olarak hedef alınması, teröristlerle mücadele kisvesi altında sivillere yönelik doğrudan ve ayrım gözetmeyen saldırılar (kimyasal silahlar da dahil), yargısız infazlar, on binlerce kişinin işkence görmesi, Suriye’nin bazı bölgelerinde DEAŞ’ın kontrol ettiği dönemde Ezidilere yönelik soykırım.

fbrtnyj6
Bir adam, geçtiğimiz 30 Aralık’ta Suriye ordusunun İdlib’e düzenlediği topçu bombardımanında yaralanan kardeşi için ağlıyor (DPA)

Suriye’de temel uluslararası insan haklarına ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmemesi, yalnızca çatışmanın tüm taraflarında ölümlere ve sakatlanmalara yol açmakla kalmadı, aynı zamanda uluslararası koruma sisteminin özünü de baltaladı. Ukrayna, Sudan ve şimdi de Gazze dahil giderek artan çatışmalar listesinde uluslararası hukukun göz ardı edildiğini görüyoruz.

edd
Suriyeliler, Kanada ve Hollanda’nın Suriye’de savaş suçları işlenmesine karşı açtığı davayı değerlendiren Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda

Üye devletler bu endişe verici eğilimi durdurmak için acilen harekete geçmelidir. Kasım ayında Uluslararası Adalet Divanı, Suriye’ye işkenceyi durdurma emri verdi. Son yıllarda Avrupalı ​​savcılar, Suriye’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı 50’den fazla fail hakkında dava açtı. Bu çabaların sadece Suriye’de değil, her yerde işlenen vahşet konusunda sürdürülmesi, desteklenmesi ve genişletilmesi gerekiyor.

Bu bağlamda çatışmaların durması halinde en korkunç ihlaller sona erebilir. Uluslararası topluma Suriye krizini gözden kaçırmama çağrısında bulunuyoruz. Suriye’nin cesur diplomatlara, cesur bağışçılara ve kararlı savcılara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Yaklaşık 13 yıldır süren çatışmaların ardından Suriye’nin artık her şeyden çok ülke çapında bir ateşkese ihtiyacı var.

New York Times

*Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Paulo Pinheiro



Irak: Bazı güvenlik liderleri görevden alınarak gözaltına alındı

Şehit Muhammed Ala Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Ala Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
TT

Irak: Bazı güvenlik liderleri görevden alınarak gözaltına alındı

Şehit Muhammed Ala Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Ala Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün, Bağdat havaalanında bir Irak askeri uçağının İran yanlısı gruplar tarafından atılan füzelerle imha edilmesinin ardından, havaalanına yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Medain bölgesindeki bazı güvenlik liderleri hakkında kapsamlı soruşturma başlatılması ve güvenlik yetkililerinin derhal görevden alınarak gözaltına alınması emrini verdi.

El-Şemmari, kendilerine verilen güvenlik görevlerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle, Medain polis departmanı müdürü, istihbarat departmanı müdürü ve Federal Polis dördüncü tugayının ikinci alay komutanının derhal görevden alınmasını ve haklarında soruşturma başlatılana kadar gözaltında tutulmalarını emretti.

Irak Savunma Bakanlığı, Bağdat Havaalanı'nda bulunan ve ABD Büyükelçiliği'ne bağlı bir diplomatik destek merkezinin de yer aldığı askeri üsse füze saldırısı düzenlendiğini ve bu saldırı sonucunda bir Irak Hava Kuvvetleri uçağının imha edildiğini duyurdu.


Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.