Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı Bekri: Her türlü tehdide karşı koymaya hazırız

Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı Albay Ömer Bekri, Bab’ul Mendeb’deki gemileri kurtardıklarını vurguladı.

Cibuti Sahil Güvenlik devriyesi ve Kızıldeniz'deki gerilim nedeniyle ülke karasularındaki tankerlere yönelik kontrollerini sürdürüyor.
Cibuti Sahil Güvenlik devriyesi ve Kızıldeniz'deki gerilim nedeniyle ülke karasularındaki tankerlere yönelik kontrollerini sürdürüyor.
TT

Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı Bekri: Her türlü tehdide karşı koymaya hazırız

Cibuti Sahil Güvenlik devriyesi ve Kızıldeniz'deki gerilim nedeniyle ülke karasularındaki tankerlere yönelik kontrollerini sürdürüyor.
Cibuti Sahil Güvenlik devriyesi ve Kızıldeniz'deki gerilim nedeniyle ülke karasularındaki tankerlere yönelik kontrollerini sürdürüyor.

Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı Albay Ömer Bekri, uluslararası arenanın adeta ticaret ve enerji arteri konumunda olan Bab’ul Mendeb, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki devriye sayısını normal zamanlara göre üç katına çıkardığını bildirdi. Mevcut gerilimin Cibuti'nin deniz güvenliği üzerindeki etkisinin sınırlı olacağına inandıklarını aktardı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bekri, Cibuti Sahil Güvenliği’nin Bab’ul Mendeb, Aden Körfezi ve batı Hint Okyanusu'ndan geçen gemileri ve küresel ticareti güvence altına almak adına Cibuti Donanması ve Cibuti karasularının ötesinde yoğunlaşan diğer deniz kuvvetleriyle yüksek koordinasyona sahip olduğunu bildirdi.

Cibuti Sahil Güvenlik Komutanlığı karargâhından konuşan Bekri, son birkaç hafta içinde güçlerinin yardım ve güvenlik hizmetleri sağladığını ve Kızıldeniz'de artan gerilimden etkilenen birçok gemiyi kurtardığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Güvenlik nedeniyle bekleyen gemiler de var, hasar görüp bakıma gelip burada bakımı yapılan ve daha sonra yollarına devam eden gemiler de. Blgemiz güvenli olduğu için halen orada olan gemiler bulunuyor.”

Fotoğraf Altı: Ömer Bekri, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Türki el Akili)
Ömer Bekri, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Türki el Akili)

Suudi Arabistan ile koordinasyon

Cübeyl’deki Kral Fahd Deniz Koleji’nden mezun olan Bekri, dünyanın bu hayati bölgesinde deniz güvenliğinin sağlanmasına yönelik koordinasyon, ilgi ve büyük çabalarından dolayı Cibuti ve Suudi Arabistan hükümetlerine teşekkür etti.

Albay Bekri, Şarku’l Avsat’a, Cibuti Sahil Güvenlik'in çalışmalarını yerinde gösterdi. Cibuti karasularına demirlemiş onlarca geminin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde olayların kızışması nedeniyle beklemeyi ve belki de yollarını değiştirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Şimdi ve gelecekte her türlü zorlukla yüzleşmeye hazır plan ve stratejilerinin olduğunu belirten Bekri, Cibuti Sahil Güvenlik misyonunun deniz sigortası olan bir kurum olduğunu, özellikle Cibuti karasuları ve komşu uluslararası sularda denizdeki görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için çok çalışarak elinden geleni yaptığını vurguladı.

Bekri sözlerini şöyle sürdürdü:

“Deniz güvenliğini sağlamak, hayat kurtarmak, ulusal ve uluslararası deniz hukukunu uygulamak için muazzam çaba harcıyoruz. Özellikle de arzu edilen hedefe, yani paranın, gemilerin ve insanların güvenliğinin sağlanmasına yönelik çabalarımızı iki katına çıkardığımız bu kritik zamanlarda...”

Fotoğraf Altı: Cibuti sularına demirleyen Singapur bandıralı bir ticaret gemisi. (Fotoğraf: Türki el Akili)
 Cibuti sularına demirleyen Singapur bandıralı bir ticaret gemisi. (Fotoğraf: Türki el Akili)

Çift deniz devriyeleri

Cibutili yetkili, korsanlıkla ilgili olarak başta Kızıldeniz, Bab’ul Mendeb, Aden Körfezi ve Batı Hint Okyanusu'nda yaşananlar olmak üzere, şu sıralar bölgede gerilimin arttığını doğrulayarak, Cibuti Sahil Güvenliği’nin karasularında ve komşu sularda deniz güvenliğini korumaya yönelik çabalarını iki katına çıkarmaya teşvik edildiğini aktardı.

Bekri açıklamasına şöyle devam etti:

“Diğer yandan Cibuti deniz kuvvetleri ve Cibuti karasularının ötesinde yoğunlaşan diğer deniz kuvvetleri başta olmak üzere bölgede mevcut güçlerle katılım sağlıyor, koordine ediyor, iş birliği yapıyor ve deneyim alışverişinde bulunuyoruz. İstenilen hedef, deniz güvenliğinin nasıl sağlanacağı, Bab’ul Mendeb, Aden Körfezi ve Batı Hint Okyanusu'ndan geçen gemilerin ve küresel ticaretin bu bölgede güvende olmasının nasıl sağlanacağıdır.”

Bekri ayrıca, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde yaşanan güncel olayların Cibuti'ye etkisinin sınırlı olduğunu ve gelecekte de böyle kalacağını vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Gördüğünüz gibi sorun başladı ve Cibuti'nin deniz güvenliği ile Cibuti kıyıları üzerindeki etkisi sınırlı ve gelecekte de bunun böyle kalmasını bekliyoruz. Ancak bölge hayati önem taşıdığı için ekonomik olarak bu sorunlardan mutlaka etkileneceğiz. Güvenlik açısından biz varız ve çok fazla etkilenmeyeceğiz, ekonomik açıdan ise yüzde 80 oranında deniz ticaretine bağlıyız ve eğer bazı gemiler ya da şirketler yön değiştirirse bu şüphesiz ekonomimizi etkileyecek.”

Fotoğraf Altı: Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı Albay Bekri. (Fotoğraf: Türki el Akili)
Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı Albay Bekri. (Fotoğraf: Türki el Akili)

Tehditlerle yüzleşmeye hazırız

Sahil Güvenlik Komutanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Elbette komşunuz ateşle yanıyorsa, değişen derecelerde tehlikelerle size ulaşacaktır. Ancak Allah'a ve Cibuti Cumhuriyeti'nin deniz ve kara sınırlarını güvence altına almak için gösterdiği muazzam çabaya şükürler olsun. Bunun karşılığını aldık ve Cibuti'nin güvenliği ve ekonomisi bölgede yaşananlardan etkilenmedi, bunun devam edeceğini ve bu ülkenin refah ve güvene kavuşacağını umuyoruz. Mahallemizdeki kardeşlerimizin de aynı güven ve istikrarı yaşamasını diliyoruz.”

Bekri, Cibuti karasularına demirlemiş bazı ticari gemilerini incelerken, ülkesinin ‘bu bölgede meydana gelen her türlü zorlukla yüzleşmeye hazır planları ve stratejisi’ olduğunu vurguladı.

Albay dev bir Singapur tankerinin yanından geçtiği esnada şunları söyledi:

“Genel olarak hükümet, özellikle Sahil Güvenlik ve Donanma, ortaya çıkan her türlü zorlukla yüzleşmeye tamamen hazır. Denizde 24 saat güvenlikten sorumlu görevliler var ce bir tehdit olmasa bile her an hazırlar. Zorluklar ortaya çıktığında güç üç yönlü olarak hazırlanır ve biz şimdi ve gelecekte mevcut zorluklara karşı hazırız.”

Fotoğraf Altı: Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı ve devriyeye katılan subaylar. (Fotoğraf: Türki el Akili)
Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı ve devriyeye katılan subaylar. (Fotoğraf: Türki el Akili)

Denizdeki gemilere yardım

Bekri açıklamasının devamında sağladıkları güvenlik hizmetine dikkat çekti:

“Sahil Güvenlik, Cibuti karasularının içinde ve dışında, yaşanan olaylar sırasında Kızıldeniz, Bab’ul Mendeb ve Aden Körfezi'nden geçen çok sayıda ticari gemiye yardım ve güvenlik hizmetleri sağladı. Çok sayıda gemiye yardım sağladık, hatta bölge dışındaki gemilere de kolaylık sağladık. Karasuları Cibuti sahilinden birkaç deniz mili uzakta olmasına rağmen gemilere güvenlik hizmeti verdik ve bir kısmını Bab’ul Mendeb'de korsan saldırısından kurtardık. Geçtiğimiz haftalarda üç gemi ve üç operasyon hatırlıyorum. Mevcut olaylarda gemilerin emniyete alınmasına ve bölgeden güvenli geçişlerine yardımcı oluyoruz. Güvenlik nedeniyle bekleyen gemiler olduğu gibi, hasar görüp bakıma gelip burada bakım yaptırıp daha sonra yollarına devam eden gemiler de var. Bölgemiz güvenli olduğu için bazı gemiler halen orada. Bekleyen veya deniz kuvvetleri veya başka bir refakatçiye ihtiyaç duyan herhangi bir gemi, burada dinlenebilir, lojistikle ilgilenebilir ve bir sonraki yolculuğa huzur ve rahatlık içinde hazırlanabilirsiniz.”

Askeri üsler

Bekri, İran destekli Husilerle Kızıldeniz'de yaşanan gerilim nedeniyle Cibuti'deki yabancı askeri üslerin hedef alınmasından korkulup uyulmadığı yönündeki soruya şu yanıtı verdi:

“Çoğunlukta değiller, daha ziyade denizde var olan bizleriz. Onlar sadece karada var olan ve denizde olup bitenlerle hiçbir ilgisi olmayan küçük gruplardır. Onlar bizim güvenli misafirlerimiz gibi ve Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb’de olup bitenlerden kuralların etkileneceğini düşünmüyorum.”

Fotoğraf Altı: Cibuti, Kızıldeniz'deki stratejik Bab’ul Mendeb Boğazı'na bakmakta ve uluslararası ticaretin korunmasında çok önemli bir rol oynuyor. (Fotoğraf: Türki el Akili)
Cibuti, Kızıldeniz'deki stratejik Bab’ul Mendeb Boğazı'na bakmakta ve uluslararası ticaretin korunmasında çok önemli bir rol oynuyor. (Fotoğraf: Türki el Akili)

Cibuti Sahil Güvenlik Komutanı, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın (Ebu Mazen) Albay Bekri eşliğinde deniz turu yaparken çekilmiş iki fotoğrafa ilişin de şunları söyledi:

“Yaklaşık altı yıl önce Başkan Ebu Mazen, Filistin Büyükelçiliği’nin açılışını yapmak için Cibuti'yi ziyaret etti. Ardından denize gitmek istedi. Ben de ofisimde asılı resimlerde de görebileceğiniz gibi onu bu tura çıkardım.”



İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)

Hamas kaynakları, bugün (perşembe) Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’a düzenlenen iki İsrail hava saldırısında yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynaklar, ölenler arasında Hamas’ın askerî kanadında üst düzey bir isim olan Muhammed el-Huli’nin de bulunduğunu belirtti.

Hamas, el-Huli ailesine ait bir eve yönelik hava saldırısını kınadı. Hareketin yayımladığı açıklamada Muhammed el-Huli’nin ismine ya da örgüt içindeki rolüne değinilmedi. Açıklamada, saldırının “ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali” olduğu savunularak, İsrail’in anlaşmaya uymadığı ve Gazze’de Filistin halkına karşı “yok etme savaşını yeniden başlatmayı” amaçladığı öne sürüldü.

Sağlık yetkilileri, saldırılarda hayatını kaybeden diğer altı kişi arasında 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğunu aktardı.

Raporlara göre, geçen ekim ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesten bu yana 400’den fazla Filistinli ile üç İsrail askeri öldü. İsrail’in Gazze’de binaları yıktığı ve nüfusun yarıdan fazlasını yerinden ettiği belirtiliyor. İsrail güçlerinin hâlen konuşlu olduğu bölgeler nedeniyle, Gazze’de yaşayan iki milyondan fazla kişinin neredeyse tamamının geçici barınaklarda ya da hasar görmüş binalarda, dar bir alanda yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), salı günü yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de 100’den fazla çocuğun öldürüldüğünü, bazılarının insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların kurbanı olduğunu bildirdi.

İsrail ve Hamas, ateşkesi ihlal etmekle birbirlerini suçlarken, ABD’nin dün (çarşamba) ateşkesin ikinci aşamasının yürürlüğe girdiğini duyurmasına rağmen tarafların temel konulardaki tutumlarının hâlen büyük ölçüde farklı olduğu belirtiliyor.

İsrail, Hamas öncülüğündeki grupların Ekim 2023’te düzenlediği ve İsrail verilerine göre 1200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarını başlatmıştı. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise İsrail’in saldırıları sonucu 71 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve bölgede büyük yıkım yaşandığını bildiriyor.


Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump adına, Gazze Şeridi’nde çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik Trump Planı’nın ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Witkoff, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni aşamanın ‘ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat yönetim ve yeniden inşa sürecine’ geçişi kapsadığını belirtti. Plan çerçevesinde, Gazze Şeridi’nde geçici bir teknokrat Filistin yönetimi kurulacak ve yönetim, Gazze Yönetim Komitesi tarafından temsil edilecek.

ABD, Hamas’ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesini beklediğini vurguladı. Witkoff, özellikle son İsrailli rehine cesedinin derhal iadesine dikkat çekti ve aksi takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

Witkoff, birinci aşamanın ‘insani yardım sağladığını, ateşkesi koruduğunu, tüm hayatta kalan rehine ve ölen 28 rehinenin 27’sinin kemiklerinin geri getirilmesini mümkün kıldığını’ hatırlattı. Witkoff, açıklamasını, “Tüm bu ilerlemeyi mümkün kılan, vazgeçilmez arabuluculuk çabaları için Mısır, Türkiye ve Katar’a son derece minnettarız” ifadesiyle sonlandırdı.

Anlaşma ve destek

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ni yönetmekle sorumlu teknokrat komiteye ait 15 üyenin isimleri üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu komite, ABD Başkanı’nın planı kapsamında görev yapacak.

Kahire’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Abdulati, “Yönetim komitesinin üyeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. Komite 15 üyeden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Uzlaşmanın ardından bu komitenin yakında ilan edilmesini ve Gazze’de günlük yönetim işlerini üstlenmesini umut ediyoruz” dedi.

Filistin Yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın barış planını uygulamaya koyma ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını hayata geçirme çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Yönetim, geçiş sürecinde Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere kurulacak Gazze Yönetim Komitesi’ni desteklediğini açıkladı.

Filistin Yönetimi, Steve Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD ekibi ve Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, “ABD’nin ateşkesi kalıcı hale getirme ve ikinci aşamayı, yeniden inşa dahil olmak üzere uygulamaya geçirme çabalarını destekledik” açıklamasında bulundu.

Yönetim, Trump’ın doğrudan katılımı ve kararlılığı sayesinde Gazze Şeridi’nde barış, istikrar ve iyi yönetişim için yeni bir fırsat yaratılmasına katkıda bulunması dolayısıyla ‘derin takdir ve minnet’ ifade etti.

Ayrıca Yönetim, Mısır, Katar ve Türkiye’nin arabulucu ve garantör ülkeler olarak yürüttüğü önemli çabaları vurguladı.

Yönetim, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin otoriteleri arasındaki bağlantının önemine dikkat çekerek, “Çift başlılık, bölünme veya ayrım yaratacak herhangi bir idari, hukuki veya güvenlik sisteminin kurulmasına izin verilmeyecek; tek bir sistem, tek bir hukuk ve tek meşru silah ilkesine bağlı kalınacak” ifadelerini kullandı.

Yönetim ayrıca, ABD ve ilgili ortaklarla birlikte, Batı Şeria’da da eşzamanlı adımlar atmanın önemini vurguladı. Bu adımların, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemleri durdurmayı, yerleşim genişleme planlarını ve yerleşimci terörünü engellemeyi, Filistin’e ait tutulan fonları serbest bırakmayı, zorla göç ve toprak ilhakını önlemeyi ve Filistin Ulusal Otoritesi ile iki devletli çözüm çabalarını korumayı amaçladığı belirtildi.

uı8o9
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail hava ve kara operasyonları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler, 14 Ocak 2026 (AP)

Filistin Yönetimi, tüm Filistinli grupları, ulusal kurumları, sivil toplum örgütlerini ve toplumun tüm kesimlerini, ‘ulusal ve tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, ortaklık ve yüksek sorumluluk ruhuyla hareket ederek bu hassas geçiş sürecini başarılı kılmaya’ davet etti.

Kahire’de dün yapılan toplantının ardından Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Gazze’de ateşkese ve Trump Barış Planı’nın diğer aşamalarına bağlı kalma taahhüdünü yineledi.

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada Filistinli gruplar, İsrail’e Gazze Şeridi’nden çekilmesi için baskı yapılmasını ve bölgedeki huzurun sağlanarak yaşamın normale dönmesini talep etti.

Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Trump Planı kapsamında Gazze Şeridi’ni yönetmesi beklenen geçici Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulması yönündeki arabuluculuk çabalarını desteklediklerini duyurdu.

Mladenov ile görüşmeler

Güvenilir Filistinli kaynaklar, Gazze Şeridi’nde geçici yönetimden sorumlu olacak Gazze Yönetim Komitesi’nin liderliğine aday gösterilen üyelerin, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nde, Barış Konseyi Yürütme Kurulu başkanlığına aday Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile bir araya geleceğini bildirdi.

Sivil toplum ve Filistinli gruplardan kaynaklar, adlarının açıklanmaması koşuluyla dün Kahire’de yapılan toplantıda ikinci aşamayla ilgili birçok konunun ele alındığını ve bunlar arasında Gazze Yönetim Komitesi için aday isimler üzerinde uzlaşı sağlanmasının da yer aldığını aktardı. Kaynaklar, aday isimlerin ilk etapta kabul gördüğünü belirtti.

xsdfrgt
Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Komite üyelerinin Gazze içinden seyahatleriyle ilgili olarak kaynaklar, sürecin halen organize edildiğini ve üyelerin nasıl seyahat edeceğine dair mekanizmanın (dün öğlene kadar) netleşmediğini bildirdi. Kaynaklar, Avrupa ülkelerinde veya Ramallah’ta bulunan üyelerin sırayla Kahire’ye ulaşacağını aktardı.

Kaynaklar, Mısır’daki üyelerin toplantıya hazır olduğunu ve Gazze içinden katılamayan üyelerin sanal ortamda uzaktan dahil olabileceğini, ancak bunun beklenmeyen bir durum olduğunu ifade etti.

Toplantının, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu olacak komitenin görevlerine odaklanacağı belirtildi. Uzlaşı sağlanır sağlanmaz, komitenin üyeleri ve görevleri ilan edilecek. Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Konseyi’ni açıklamasından önce gerçekleşecek. Mladenov, Barış Konseyi Yürütme Kurulu’ndan sorumlu olacak ve teknokrat komiteyi yönetecek.

Kaynaklara göre, komite üyeleri Mladenov ile ABD Büyükelçiliği’nde birden fazla toplantı yapacak. Komitenin görevlerini yerine getirmesi için özel bir mali fon da oluşturuldu.

fgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateş yakmak için odun taşıyan Filistinli bir kadın (AFP)

Güvenilir kaynaklar, komitenin Gazze Şeridi’nde tüm hükümet sorumluluklarını üstleneceğini ve Hamas’ın yetki devrini hızlandırarak gerekli tüm desteği sağlayacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat, salı akşamı yayımladığı haberde, yeni komitenin 15 ila 18 üyeden oluşmasının beklendiğini, üyelerin çoğunun Gazze’den geldiğini ve ağırlıklı olarak iş, ekonomi ve sivil toplumla ilişkili kişilerden oluştuğunu; aralarında akademisyenlerin de bulunduğunu aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre komite üyeleri arasında eski Filistin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ali Şaas, sivil toplum aktivisti ve Tarımsal Yardım Derneği Başkanı Abdulkerim Aşur, Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Aid Yaği, Gazze Ticaret Odası Müdürü Aid Ebu Ramazan, Filistin Üniversitesi Başkanı Cebr ed-Daur, mühendis Beşir er-Reyyis, Gazze Telekomünikasyon Müdürü Ömer Şemali, Refah Belediyesi danışmanı ve mühendis Ali Berhoum ile avukat Hana Tarzi yer alıyor.

Filistinli sivil toplum kuruluşlarından bir kaynak, bu isimler üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını, ancak İsrail’in onay verip vermediğinin henüz bilinmediğini belirtti. Kaynak, bazı isimlerde anlaşmazlık çıkması halinde listede değişiklikler olabileceğini de ifade etti.


İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.