Kahire’de yapılacak Erdoğan-Sisi görüşmesinin gündeminde neler var?

Gazze, Libya ve Doğu Akdeniz enerji konularının görüşülmesi bekleniyor

Sisi ve Erdoğan, Kasım ayında Riyad’da düzenlenen Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin oturum aralarında görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi ve Erdoğan, Kasım ayında Riyad’da düzenlenen Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin oturum aralarında görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kahire’de yapılacak Erdoğan-Sisi görüşmesinin gündeminde neler var?

Sisi ve Erdoğan, Kasım ayında Riyad’da düzenlenen Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin oturum aralarında görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi ve Erdoğan, Kasım ayında Riyad’da düzenlenen Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin oturum aralarında görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir günlük bir ziyaret için bugün Kahire’ye gidecek ve Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah es-Sisi ile görüşecek.

Ziyaret sırasında gerçekleştirilecek Mısır-Türkiye görüşmelerinde, Erdoğan’a üst düzey bir bakanlar heyetinin eşlik etmesi bekleniyor.

Bu, Sisi’nin 2014’te iktidara gelmesinden bu yana, Erdoğan’ın Kahire’ye yapacağı ilk ziyaret olacak.

Türkiye’nin, Mısır’ın ‘terörist’ olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler (İhvan) örgütüne verdiği destek nedeniyle iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde yaşanan soğukluk yaklaşık on yıl sürdü.

Uzmanlar, Sisi-Erdoğan görüşmelerinde Gazze savaşındaki gelişmeler, Libya’daki durum ve Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji konusunun yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin çeşitli düzeylerde güçlendirilmesi de dahil olmak üzere birçok ikili ve bölgesel meselenin ele alınmasını bekliyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2023 yılında yaklaşık 5 milyar 875 milyar dolara ulaşırken, Mısır’ın Türkiye’ye ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 28 arttı.

Mısır Ticari Temsilcilik Kurumu’nun iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişimine ilişkin istatistiklerine göre Mısır ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2023 yılında yaklaşık 5 milyar 875 milyar dolara ulaşırken, Mısır'ın Türkiye'ye ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 28 arttı. İki ülke arasındaki ticaret açığı da Mısır ihracatının artması ve Türkiye'den mal ithalatının yüzde 17,68 oranında azalması nedeniyle 2023'te sadece 7 milyon dolar civarına geriledi.

Bir dönemin sonu

Mısır-Türkiye zirvesi, Filistin davasının desteklenmesine ilişkin pozisyonların koordine edilmesinin yanı sıra, enerji konusu da dahil olmak üzere, özellikle daha önce anlaşmazlığa neden olan konularda, iki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgesel koordinasyonun tamamlanmasının başlangıcı olarak görülüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan, Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Atef Saadavi söz konusu ziyarete ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;

“Ziyaret, ister iki cumhurbaşkanı arasındaki ikili düzeyde, ister Türkiye cumhurbaşkanına eşlik eden heyet düzeyinde olsun, gündeme getirilecek konulardan daha sembolik çağrışımlar taşıyor. Bu, uzun bir ara ve ilan edilmiş düşmanlık döneminin sona ermesi ile ilişkilerin eski durumuna dönmesini sağlayacak daha fazla yakınlaşma adımlarının başlamasıdır.”

Saadavi’ye göre, ikili düzeydeki görüşmelerde en öne çıkan konular ekonomi, Filistin ve Libya gibi diğer bölgesel konular olacak.

Ekonomi ve güvenlik

Şarku’l Avsat’a görüş bildiren Türk analist Yusuf Katipoğlu ise ziyaretin, Kahire ile Ankara arasında ekonomik ve siyasi düzeyde, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ‘ilişkilerde ivmenin’ yeniden sağlanması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Katipoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kahire ziyaretinde eşlik eden altı bakanın, özellikle de savunma, dışişleri, ticaret ve enerji bakanlarının, ekonomi ve güvenlik boyutunun önemini yansıttığına vurgu yaptı.

Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmed Kuisni ise şunları söyledi;

“Türkiye Cumhurbaşkanına eşlik edecek heyetin bileşimi, ekonomi başta olmak üzere mevcut konuların niteliğini yansıtıyor. Mısır’ın Türk yatırımlarını çekme ve iki ülke arasında 2011’den önce imzalanan ancak geçtiğimiz dönemde uygulanmayan ikili anlaşmaları aktif hale getirme isteği var.”

İki ülke, geçtiğimiz temmuz ayında aralarındaki diplomatik ilişkileri büyükelçiler düzeyine çıkarmıştı.

Geçtiğimiz iki yılda çeşitli düzeylerde görüşmeler yaşanırken, Sisi ve Erdoğan, 2022 yılı sonunda Katar’da düzenlenen Dünya Kupası’nın açılışında el sıkıştı. İki lider, Eylül ayında gerçekleşen G20 Zirvesi’nde ikili görüşmede bir araya geldi.

Türk ve Mısırlı bakanlar da iki ülke arasındaki ortak işbirliğinin artırılması ve ticaret oranlarının iyileştirilmesini görüşmek üzere birkaç kez bir araya geldi.

FOTO: Erdoğan ve Sisi, Kasım 2022’de Katar’da düzenlenen Dünya Kupası’nın açılışında Katar Emiri’nin yanında el sıkışıyor (Reuters)
Erdoğan ve Sisi, Kasım 2022’de Katar’da düzenlenen Dünya Kupası’nın açılışında Katar Emiri’nin yanında el sıkışıyor (Reuters)

Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Ahmed Samir ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ile salı günü Kahire’de bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, seçkin coğrafi konumu, devletin yatırıma sağladığı teşvikler, rekabetçi fiyatlarla mevcut enerji kaynakları gibi, Mısır pazarında yatırıma sunulan büyük avantajlardan yararlanmak amacıyla, Mısır’da bir Türk sanayi bölgesi kurma planı müzakere edildi.

Saadavi gelişmelere ilişkin şu yorumu yaptı;

“Bu, iki ülkenin ekonomik ve güvenlik iş birliğini geliştirme ve her iki ülkedeki askeri sanayiyi destekleme ihtiyacı doğrultusunda, siyasi tartışmaların ekonomik boyuttan tamamen ayrılmasını destekleyen bir Mısır-Türk anlayışının varlığına işaret ediyor. Aynı zamanda, Ankara’nın Kahire’nin  ürettiği tanklardan faydalanma ihtimaliyle birlikte, Türkiye’nin Mısır’a insansız hava aracı (İHA) satmayı onaylamasına da yansıyor.”

Saadavi değerlendirmesini, “İki ülke arasında, ‘bakış açılarının farklı olduğu birçok bölgesel meseledeki siyasi farklılıkların bir gecede çözülemeyeceği’ konusunda bir anlayış var. Ancak her iki tarafın çıkarlarını gözeten siyasi yaklaşımlara varılması müzakereye açılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.



Ali et-Tahir Geçidi ile Hürmüz Boğazı arasında Lübnan’ın Güneyi

İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)
İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)
TT

Ali et-Tahir Geçidi ile Hürmüz Boğazı arasında Lübnan’ın Güneyi

İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)
İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucu enkaza dönüşen bir bina (Şarku’l Avsat)

Önce Sur'a, oradan Nabatiye'ye giden yolda sizi karşılayan fotoğraflar tüm hikâyeyi anlatıyor. Bunlar Hasan Nasrallah ve yol arkadaşlarının fotoğrafları, Ayetullah Humeyni ve Ali Hamaney'in oğlu Mücateba Hamaney’in yan yana görüldükleri fotoğraflar ve Kasım Süleymani'nin portreleriydi. Bir de yanından geçtiğimiz El-Musalih'teki kalesinin yakınlarında yer alan Meclis Başkanı Nebih Berri'nin fotoğrafları.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabalarda gerçekleştirdiği gezide ziyaretçi, bu bölgenin kaderinin bugün Nebatiye şehri yakınlarındaki stratejik tepe olan ‘Ali et-Tahir Geçidi’nde ve Körfez'deki Hürmüz Boğazı'nda yaşananların seyrinde ne kadar süredir askıda kaldığını dinleyebilir. Ali et-Tahir tepesinin tünellerinde Hizbullah savaşçılarının tahkimat kurduğu düşünülse de İsrail, tepenin eşiğinde bekleyerek burayı ele geçirmekle tehdit ediyor. Bu da Lübnan Hizbullah’ının müttefiki İran'ın da içine çekileceği yeni bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir. Gerçek şu ki bu tabloyu izleyen biri, Lübnan'ın güneyini bölgedeki büyük krizle birbirine bağlayan İran ipliğini ona hatırlatacak birine ihtiyaç duymuyor. Mesele yalnızca Lübnan'ın ABD-İran mutabakat muhtırasının birinci maddesinde ve ateşkes çerçevesinde anılmasıyla sınırlı değil. İran ipi muhtıranın bir ürünü olmanın ötesinde çok daha derin ve çok daha eski.

Güney köylerindeki yıkım insanı ürkütüyor. Bu küçük taşlar bir zamanlar birer duvardı. Sakinlerine yaz sıcağını, kış soğuğunu ve rüzgârların hainliğini savuşturacaklarını vaat eden birer çatıydı. Annenin altında çocuklarını kucakladığı çatılar. Açlığı kovalayacak yemekler pişirdiği çatılar. Çocukların okula gidip babaların gözleri, dedelerin gülümsemeleri ve duvarlara asılı fotoğraflar eşliğinde büyüdüğü çatılar. Kasırga esip geçmeden önceydi bunlar, ama artık öyle değil.


Irak’taki silahlı gruplar Hamaney’e bağlılık yemini ediyor ve silahlarını teslim etmeyi reddediyor

Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)
Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)
TT

Irak’taki silahlı gruplar Hamaney’e bağlılık yemini ediyor ve silahlarını teslim etmeyi reddediyor

Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)
Irak’taki Ketaib Hizbullah mensupları, Bağdat’ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor. (AFP)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin Washington’a gerçekleştirmesi planlanan ziyaretten yaklaşık bir hafta önce, Irak’taki İslami Direniş olarak adlandırılan yapıyla bağlantılı grup ve oluşumlar, silahlarını devlete teslim etmeyi reddettiklerini açıkladı.

ABD yönetimi, Bağdat’a bağlı silahlı grupların silahsızlandırılması ve İran’la bağlarının koparılması yönündeki baskısını sürdürürken, söz konusu grupların son açıklamaları Başbakan Zeydi’yi karmaşık siyasi ve güvenlik sınamalarıyla karşı karşıya bırakıyor.

Irak hükümeti daha önce, uluslararası koalisyon güçlerinin Irak’taki askeri varlığının hükümetle varılan anlaşma uyarınca sona ereceği döneme denk gelecek şekilde, silahların teslim edilmesi ve silahsızlanma süreci için gelecek eylül ayı sonunu nihai tarih olarak belirlemişti.

Zeydi geçen hafta yaptığı açıklamada, hükümetin silahlı gruplarla diyalog yürüttüğünü ve bu yapıların faaliyetlerinin ilerleyen süreçte siyasi ve toplumsal alana kayacağını söylemişti.

Zeydi, silahların teslim edilmesi ve silahsızlandırma için belirlenen sürenin sona ermesiyle birlikte, silahlı gücün tamamen devletin resmî kurumları ile yetkili silahlı ve güvenlik birimlerinin tekelinde olacağını ifade etti.

Ketaib Hizbullah uyarıda bulundu

Sert ifadeler kullanan ve Ebu Hüseyin el-Humeydavi olarak bilinen Ketaib Hizbullah yetkilisi, Irak hükümetinden ‘direnişe boyun eğmesini’ istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, nisan ayında İran’a en yakın silahlı grup liderlerinden biri olarak bilinen Humeydavi hakkında bilgi sağlayanlara 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurmuştu.

Humeydavi yayımladığı açıklamada, Ketaib Hizbullah’ın, hayatını kaybeden İran Dini Lideri Ali Hamaney’in talimatıyla kurulduğunu belirterek, “Mensupları o çizgiye bağlıydı ve bağlı kalmaya devam ediyor” ifadesini kullandı.

Humeydavi açıklamasında, “Bu tarihi dönemeçte siyasi liderleri ve hükümet yetkililerini, direniş ve cihat halkının iradesine uymaya, küresel güçlerin projelerinin peşinden sürüklenmemeye ve onların kötü niyetli gündemleriyle uyumlu hareket etmemeye çağırıyoruz. Rotadan sapılması halinde halkımız kendi sözünü ve kararını ortaya koyacaktır." ifadeleriyle silahların teslim edilmesine yönelik plana atıfta bulundu.

Irak’taki İslami Direniş olarak adlandırılan oluşum da silahlarını teslim etmeyi reddettiğini açıkladı. Silahlı koalisyon, kamuoyuna açık olmayan ve gündemleri İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) faaliyetleriyle örtüşen çeşitli gruplardan oluşurken, bu yapılar İran’a yakın bilinen silahlı grupların gizli kanatları olarak değerlendiriliyor.

Oluşum dün yayımladığı açıklamada, “Direniş çizgisine bağlılığımızı sürdürüyoruz. Düşmanlar bilsin ki Hak Ekseni güçleri tek bir beden gibidir ve liderimiz Hamaney’in çizdiği cihat çerçevesi doğrultusunda hareket etmektedir. Hiçbir zorluk bizi yolumuzdan döndüremeyecek, aksine mazlumlara destek vermek ve Irak ile bölgedeki işgalcileri çıkarmak yönündeki kararlılığımızı artıracaktır” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “Silahımız hiçbir zaman pazarlık konusu olmadı; o bizim inancımız ve omuzlarımızdaki emanettir. Bu silahla hegemonya zincirlerini kıracak ve zorba güçlerin önünü keseceğiz” denildi.

Oluşum ayrıca, "Bugüne kadar ulaştığımız noktada durmayacağız. Karşı karşıya olduğumuz büyüyen tehditler doğrultusunda askerî ve güvenlik kapasitemizi nitelik ve nicelik bakımından geliştirmeyi, hazırlık seviyemizi yükseltmeyi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, silahların yalnızca devletin elinde toplanması çağrısına olumlu yanıt verdi. Sadr, geçen ay Seraya es-Selam’a bağlı güçlere silahlarını ve resmî karargâhlarını devlete teslim etme talimatı vermişti. Asaib Ehli’l Hak ile İmam Ali Tugayları da aynı çağrıya uyarken, bazı grupların bu adıma karşı çıkmayı sürdürmesinin hükümet açısından söz konusu dosyadaki zorluk ve karmaşıklıkları artıracağı değerlendiriliyor.

Yargıdan beklenen adım

Gözlemciler, silahlı grupların silahsızlandırılması konusunda ikiye ayrılıyor. Bir kesim, İran’dan bu yönde açık bir onay ya da esneklik gelmediği sürece bunun mümkün olmadığını savunurken, diğer kesim ise hızla değişen bölgesel koşulların hükümete bu hedefi gerçekleştirme imkânı sağlayacağı görüşünü dile getiriyor.

Siyasi analist Nizar Haydar, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silahlı grupların kamuoyuna açıkladıkları ile perde arkasında yürüttükleri süreçler arasında ayrım yapılması gerektiğini belirterek, “Gizli mutabakatlar, nihayetinde silahların tamamen teslim edilmesi ve bu grupların askerî yapılanmalarının dağıtılmasıyla sonuçlanacaktır” dedi.

Haydar, Irak yargısının da silahlarını devlet denetimi dışında tutmaya devam eden taraflara karşı caydırıcı bir tutum benimsemesinin beklendiğini ifade ederek, yargının 2003 yılından bu yana ilk kez kapsamlı bir hukuk metni yayımlamaya hazırlandığını söyledi.

ergt
Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)

Haydar, “Devlet dışında faaliyet gösteren her türlü askerî oluşum veya askerî faaliyetin terör eylemi olarak sınıflandırılması ve yürürlükteki Irak yasaları uyarınca bunun cezasının idama kadar varması bekleniyor” ifadesini kullandı.

Söz konusu hukuk metninin yürürlüğe girmesi halinde, hükümetin silahların yalnızca devletin elinde toplanmasına yönelik planlarını hayata geçirmesine önemli katkı sağlayacağını savunan Haydar, silahlı grupların tasfiyesi sürecinin hükümetin güvenlik ve askerî kurumları, bağlı oldukları grup liderlerinden kopmayı reddeden milis unsurlarından arındırmaya yönelik adımlarıyla da güçlendiğini belirtti.

Haydar, geçmiş dönemde bazı grupların güvenlik ve askerî karar alma yetkilerini Başkomutan’a devretmeyi kabul ettiğini hatırlatarak, hükümetin aynı yaklaşımı benimsemeyen unsurları güvenlik kurumlarından uzaklaştırmayı hedeflediğini sözlerine ekledi.


Mısır, Somaliland'ı tanımama konusundaki tutumunu yineledi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Somaliland'ı tanımama konusundaki tutumunu yineledi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır, ‘Somaliland’ olarak adlandırılan bölgeyi tanımama konusundaki tutumunu yineleyerek, ‘Somali topraklarının bütünlüğüne zarar verebilecek her türlü girişim veya adıma, bu bağlamda Somaliland olarak adlandırılan bölgenin tanınmasına da tamamen karşı olduğunu’ ve bunun ‘Somali Federal Cumhuriyeti'nin birlik ve egemenliğinin ihlali’ anlamına geleceğini vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Somalili mevkidaşı Abdusselam Abdi Ali arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi yolları ele alındı. Görüşmede taraflar, Somali'deki iç gelişmelerin yanı sıra özellikle Afrika Boynuzu bölgesindeki bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Abdulati, görüşme sırasında Mısır'ın Somali Federal Cumhuriyeti ve ulusal kurumlarına verdiği tam desteği teyit ederek ‘Somali'nin güvenlik ve istikrarına verilen önemi’ vurguladı ve ülkesinin Somali'nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen istikrarlı tutumunu yineledi.

İsrail'in 26 Aralık'ta ‘ayrılıkçı bölgeyi tanıdığını’ açıklamasından bu yana, Mısır'ın söz konusu adımı reddeden girişim ve temasları devam ediyor.

fgrt
Nisan ayında düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Somali Cumhurbaşkanı ile bir araya geldiği görüşmeden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamaya göre Somali Dışişleri Bakanı Abdi, ülkesinin siyasi, kalkınma ve güvenlik alanlarında sürdürdüğü Mısır desteğine duyduğu takdiri dile getirerek, Mısır'ın Somali'nin birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğünü destekleyen istikrarlı tutumunu takdirle karşıladığını belirtti.

Somalili Bakan ayrıca, Afrika Boynuzu bölgesinde güvenlik ve istikrarın desteklenmesine katkı sağlayacak şekilde, ortak ilgi alanına giren çeşitli ikili ve bölgesel konularda Mısır ile koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesine verilen önemi vurguladı.

Mısır, Somali ile ikili ilişkilerin farklı düzeylerde kaydettiği ivmeyi memnuniyetle karşılıyor. Bu kapsamda iki ülke arasında Mısır Hava Yolları'nın uçuş hattı açıldı, 2024 ağustosunda askeri iş birliği protokolü imzalandı, Mısır Büyükelçiliği tamamen Mogadişu'ya taşındı ve geçtiğimiz yılın ocak ayında ilişkilerin ‘stratejik ortaklık’ düzeyine yükseltilmesine ilişkin siyasi bildiri imzalandı.

Mısır, geçtiğimiz haziran ayı ortalarında, işgal altındaki Kudüs kentinde ‘Somaliland Büyükelçiliği’ olarak adlandırılan temsilciliğin açıldığı duyurusunu şiddetle kınadığını açıklamış ve bu adımın uluslararası hukukun ve Kudüs'e ilişkin uluslararası meşruiyet kararlarının açık bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmişti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı o dönemde, Kudüs'te yasa dışı bir durumu kalıcı hale getirmeyi amaçlayan tek taraflı adımlara veya uluslararası hukuk kurallarına ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı herhangi bir oluşum ya da düzenlemeye meşruiyet kazandırılmasına tamamen karşı olduğunu vurgulamıştı.