Erdoğan Kahire'de… Mısır ile Türkiye arasında yeni bir sayfa

Erdoğan geçen yıl Sisi ile üç kez görüştü

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)
TT

Erdoğan Kahire'de… Mısır ile Türkiye arasında yeni bir sayfa

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)

Amr İmam

Kahire, 14 Şubat'ta (bugün) Mısır'ın başkentine gelmesi planlanan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı on yıldan uzun bir süre sonra ilk kez karşılamaya hazırlanıyor.

Erdoğan'ın Kahire ziyareti ve Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile beklenen görüşmesi, Doğu Akdeniz'deki ağırlıklarıyla bilinen iki başkenti (Kahire ve Ankara) uzlaştırmak için bir yılı aşkın süredir gösterilen çabaların bir sonucu olarak gerçekleşiyor. Kahire ve Ankara arasındaki mücadele, Mısır ordusunun İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi devirmek için müdahale ettiği 2013 yılında başlamıştı.

Geçen on yılda bölgede, Mısır'da ve Türkiye'de siyasi, ekonomik, askeri ve güvenlik düzeylerinde çok şey değişti. Bu da iki ülkenin farklılıklarını bir kenara bırakıp ilişkilere yeniden başlamasının yolunu açtı.

Eski yara

Mısır ile Türkiye arasında siyasi ve ideolojik bir çatışma olarak başlayan olay, iki ülke arasında birçok cephede askeri çatışmalara kapı açabilirdi.

Sisi'nin Haziran 2020'de Türkiye destekli güçlere karşı Doğu Libya çevresinde çizdiği kırmızı çizgi, Mısır ordusu ile bu güçler arasında yüz yüze çatışmaya sebep olabilirdi.

Türkiye'nin 2017 yılında Kızıldeniz'de, Mısır sınırına ve Süveyş Kanalı'na sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Sudan'ın Sevakin Adası’nı kiralaması Mısır'ı alarma geçirdi.

Mısır birlikleri, komşu Kuzey Afrika ülkesinin batı kesimindeki Türkiye destekli birlikler ve paralı askerler karşısında Libya’nın doğusunun büyük bölümünü kontrol eden Libya Ulusal Ordusu’nu (LUO) hızlı bir şekilde desteklemek için Libya sınırından sadece kilometrelerce uzakta, Mısır’ın batısında konuşlandırıldı.

Bu kırmızı çizgi, Mısır ile Türkiye arasında Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları konusunda daha önce tırmanan gerilimi daha da artırdı. Zira herkes bölgede yeni keşfedilen petrol ve gaz zenginliğinden pay almaya çalışıyordu.

Türkiye'nin 2017 yılında Kızıldeniz'de, Mısır sınırına ve Süveyş Kanalı'na sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Sudan'ın Sevakin Adası’nı kiralaması Mısır'ı alarma geçirdi.

Mursi'nin partisi Müslüman Kardeşler ve Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi arasındaki ideolojik benzerliğin yanı sıra, Mısır ordusunun 2013'teki dengeyi Mursi'nin muhalifleri lehine çeviren müdahalesi, Türkiye'nin eski yaralarını, yani askeri darbelerle ilgili olumsuz deneyimlerini yeniden açtı.

Bu müdahaleden bir buçuk ay önce dönemin Savunma Bakanı Sisi, bazı Türk savunma yetkilileriyle görüşmek üzere İstanbul'daydı. Dönemin Mısır'ın Türkiye Büyükelçisi Abdurrahman Selahaddin, Sisi'nin dönemin Başbakanı Erdoğan ile görüşmesi için bir tarih belirlemeyi başardı.

Selahaddin'in ‘Sultan’ın ülkesinin elçisiydim’ kitabında belirttiği gibi, Erdoğan, 2011'de merhum Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e karşı çıkan protestocuların yanında yer alan ve seçimleri kazandıktan sonra iktidarı Mursi'ye devreden Mısır ordusunu övmekten başka bir şey yapmadı. Söz konusu seçim Mısır'da Mübarek'in devrilmesinden bir yıl sonra yapılan ilk başkanlık seçimiydi.

Kişisel hayranlık

Sisi havaalanından otele gidene kadar arabanın penceresinden İstanbul’un sokaklarına bakıp Erdoğan'ın şehri bu kadar temiz hale getirmesinin ne kadar sürdüğünü merak etmeye devam etti.

İstanbul ziyaretinin son gününde Erdoğan ile görüşen Sisi, Selahaddin'in de belirttiği gibi Erdoğan'ın karizmasına ve Arap ve İslam ülkelerindeki popülaritesine hayranlığını dile getirdi. Ayrıca Mısır'ın Avrupa ile ilişkilerini güçlendirmek için Türk yetkili statüsünden faydalanacağı yönündeki umudunu da dile getirdi.

Belki de Erdoğan'a duyulan bu kişisel hayranlık, Erdoğan'ın Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sonraki yıllarda kendisini her fırsatta şiddetle eleştirmeye devam etmesine rağmen, Mısırlı liderin neden eleştirilere eleştiriyle yanıt vermediğini açıklıyor.

Belki de bu hayranlık, özellikle iki ülkenin ilişkilerini siyasi ve diplomatik düzeyde geliştirip, değişen bölgesel ve yerel koşullar altında yeni bir sayfa açma çabasının ardından, önümüzdeki dönemde de iki lider arasındaki görüşmeyi kolay hale getirecek.

Sisi ve Erdoğan, ilki Kasım 2022'de Katar'da düzenlenen Dünya Kupası'nın açılışında olmak üzere geçen yıl üç kez bir araya geldi. İki lider, geçen yıl Eylül ayında Hindistan'ın Yeni Delhi kentinde düzenlenen G20 Zirvesi’nde ve aynı yılın Kasım ayında Suudi Arabistan'ın Riyad kentinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinde bir araya geldi.

FOTO: Erdoğan, 13 Şubat'ta Dubai'deki Dünya Hükümetler Zirvesi'nde konuşuyor. (AFP)
Erdoğan, 13 Şubat'ta Dubai'deki Dünya Hükümetler Zirvesi'nde konuşuyor. (AFP)

Gazze krizi aynı zamanda Mısır ile Türkiye arasında bir yakınlaşmaya da yol açtı. Türkiye, Gazze'ye insani yardım ulaştırarak ve mevcut İsrail operasyonunun sona ermesinin ardından Filistin topraklarını yeniden inşa ederek krize çözümün bir parçası olmaya çalışıyor.

Türkiye ve Mısır'ın farklılıklarını aşarak ilişkilerine yeni bir yön çizebilmesi, hem bölgesel koşullar hem de iki ülkenin iç koşulları üzerinde derin etkiler yaratacaktır.

Mısır, Türkiye’yle gelişen ilişkiler ile bunun Yunanistan ve Kıbrıs'ta yarattığı endişeler arasındaki ince çizgide yürürken dengesini korumalı.

Sakin Akdeniz suları

Deniz sınırlarının çizilmesi iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde her zaman tartışmalı bir konu olmuştur. 2020 yılında Mısır ve Yunanistan, Mısır'ın 2003 yılında Kıbrıs ile imzaladığı benzer bir anlaşmaya dayanarak bir deniz sınırı anlaşması imzaladı. Mısır, muhtemelen Türkiye’nin 2019’da Batı Libya hükümetiyle yaptığı deniz sınırı belirleme anlaşmasına karşılık olarak 2020’de Yunanistan ile bir deniz sınırı anlaşması imzaladı.

Türkiye, geçtiğimiz yıllarda Mısır'a, Kahire ile Ankara arasında ikili bir anlaşma yapılması koşuluyla, Yunanistan ve Kıbrıs ile yaptığı anlaşmalarda belirtilenden daha büyük bir kıta sahanlığı vererek Mısır'ı etkilemeye çalıştı. Kahire'deki analistler, Mısır ile Türkiye arasında deniz sınırları konusunda varılacak herhangi bir uzlaşmanın Doğu Akdeniz'deki genel durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına inanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanı'nın eski yardımcısı Muhammed eş-Şazli, Al Majalla'ya şunları söyledi: “Türkiye bölgede merkezi bir devlettir, yani göz ardı veya bypass edilemez. Böyle bir ülkeyle anlaşmak bölgesel istikrar ve güvenlik açısından çok önemli.”

Ancak Türkiye’yle gelişen ilişkiler ile bunun Yunanistan ve Kıbrıs'ta yarattığı endişeler arasında ince bir çizgide yürüyen Mısır'ın dengesini koruması gerekiyor. Doğu Akdeniz'de Kahire'nin müttefiki olan bu ülkeler aynı zamanda deniz sınırları ve petrol ve gaz arama hakları konusunda Ankara ile olan anlaşmazlıklarda da sıkışıp kalmış durumdalar.

FOTO:  Türkiye'nin Mısır'a satışı için anlaşma sağladığı Bayraktar İHA, 24 Ocak'ta Abu Dabi'deki UMEX Fuarı’nda sergilendi. (AFP)
Türkiye'nin Mısır'a satışı için anlaşma sağladığı Bayraktar İHA, 24 Ocak'ta Abu Dabi'deki UMEX Fuarı’nda sergilendi. (AFP)

Belki de diğer pek çok meseleyle birlikte bu potansiyel endişe, Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis'i Ocak ayı ortasında Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmek üzere Kahire'ye gitmeye sevk eden sebepti.

Ancak, Akdeniz gaz üreticileri ve tüketicilerinin yanı sıra ABD'den oluşan OPEC benzeri bir grup olan Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun artan etkisi, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs dahil olmak üzere Akdeniz ülkeleri arasında daha fazla iş birliği potansiyeli sunuyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, aralarındaki siyasi uzlaşma için itici güç olabilir.

Kazan-kazan

Mısır, 2019'un başlarında Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun kurulduğunu duyurduğunda, tüm Akdeniz ülkelerinin katılımını memnuniyetle karşılamış, bu da Türkiye'nin katılma daveti olarak değerlendirilmişti.

Türk kuvvetlerinin Libya'daki varlığı ve Türkiye'nin Müslüman Kardeşler'e verdiği destek, Mısır'la ilişkilerde çetrefilli sorunlar olmaya devam edecek.

Geçtiğimiz birkaç ayda Türk yetkililer, Mısır'ın Müslüman Kardeşler'e verilen destekle ilgili kaygılarını gidermek için, hareketin medya kuruluşlarını kapatmak ve hareketin üst düzey isimlerinden bazılarının başka ülkelere gitmesini istemek de dahil olmak üzere önlemler aldı.

İki ülkenin Libya dosyasına ilişkin bir formül üzerinde anlaşmaya varması, bu dosyadaki gerilimi azaltabilir ve Libya'da çözümün önünün açılmasına da katkıda bulunabilir. Ülkede seçim yapılması için uluslararası desteğin harekete geçirilmesi ve Libya devlet kurumlarının birleştirilmesi de buna dahil.

Kahire ile Ankara arasındaki farklılıkları bitirmenin veya aşmanın yolu uzun ve meşakkatli olabilir. Ancak bu sorunların çözülmesinin iki ülke üzerinde, özellikle de güvenlik ve askeri düzeylerde olumlu etkileri olacak ki bu, Sisi ile Erdoğan'ın 14 Şubat'ta (bugün) Kahire'de yapacakları görüşmede muhtemelen odak noktası olacak.

Türkiye, Erdoğan'ın Kahire ziyaretinden önce bir jest olarak Mısır'a İHA satışını kabul etmişti. Mısır, geçen yıl Aralık ayında en önemli savunma fuarı olan IDEX'te de Türk yapımı İHA’ları sergilemişti.

Ayrıca iki taraf arasındaki askeri iş birliğinin Mısır'ın ileri Türk askeri teknolojilerini elde etmesinin kapısını açması da bekleniyor. Her iki ülke de reformları ilerletmek ve ihracatlarını artırmak için çok çalıştığından, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi ekonomik olarak da onlara fayda sağlayacaktır.

Mısır ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, aralarındaki siyasi gerginliklerden etkilenmedi. İki ülke arasındaki ticaret alışverişi 2022'de 6,7 milyar dolardan 2023'te 7,7 milyar dolara yükseldi.

Kahire'deki gözlemciler, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin, aralarındaki siyasi uzlaşmaya ivme kazandırabileceğini söylüyor.

Mısır Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Forumu Araştırma Merkezi Başkanı Reşad Abduh, Al Majalla'ya şunları söyledi: “İki ülke, önümüzdeki dönemde ortak yatırımların artırılması da dahil olmak üzere ekonomik iş birliklerini artırmak için çalışacak. Bu iş birliği, siyasi farklılıkların üstesinden gelmelerine ve ortak zemin bulmalarına yardımcı olacak.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.