Rehine aileleri Netanyahu’yu kendilerine karşı savaşmakla suçluyor

İsrail radikal sağı, Washington’a Japon ordusunda 25 bin kişiyi esir bıraktığını hatırlattı.

İsrailli rehinelerin akrabaları ve destekçileri, 15 Şubat Perşembe günü Tel Aviv’de rehinelerin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen protestoya katıldı (Reuters)
İsrailli rehinelerin akrabaları ve destekçileri, 15 Şubat Perşembe günü Tel Aviv’de rehinelerin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen protestoya katıldı (Reuters)
TT

Rehine aileleri Netanyahu’yu kendilerine karşı savaşmakla suçluyor

İsrailli rehinelerin akrabaları ve destekçileri, 15 Şubat Perşembe günü Tel Aviv’de rehinelerin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen protestoya katıldı (Reuters)
İsrailli rehinelerin akrabaları ve destekçileri, 15 Şubat Perşembe günü Tel Aviv’de rehinelerin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen protestoya katıldı (Reuters)

Hamas tarafından tutulan İsrailli rehinelerin aileleri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun eylemlerinden derin endişe duyduklarını ifade ederek, onu ‘rehineleri ihmal etmekle, onları ilgi ölçeğinin en alt sıralarına yerleştirmekle ve kişisel savaşına feda etmekle’ suçladı. Aileler ayrıca, Netanyahu’nun kendileriyle yürüttüğü politikayı ‘saflarını dağıtmayı, onları susturmayı, onları bir köşeye sıkıştırmayı ve rehinelerin gizlice çaresiz ölmelerini izlemeyi amaçlayan bir savaş’ olarak nitelendirdi.

Bu gelişme, Mossad Başkanı David Barnea ve Şin Bet Başkanı Ronen Bar’ın talebine aykırı olarak, Netanyahu’nun müzakereleri sürdürmek üzere Kahire’ye bir İsrail temsilcisi göndermeme kararının ardından yaşandı. Bu bağlamda Netanyahu’nun ofisi, “Hamas’ın saçma taleplerinden vazgeçeceğine dair bir cevap olmadığı sürece beklemek zorundayız” dedi.

Rehine aileleri, İsrail’in katılımının olmayışını ve beklemekten söz edilmesini ‘kibir ve küstahlığa dayalı sorumsuz bir davranış’ olarak değerlendirirken, yaşadıkları trajediye, kendilerinin ve rehinelerin çocuklarının acılarına en ufak bir sempati göstermediklerini söylediler. Devlete ve liderlerine karşı yoğun öfke, hayal kırıklığı ve umutsuzluk hissettiklerini ve bu politikaya karşı mücadeleyi yükseltme kararı aldıklarını belirten aileler, halk protestosunun liderlerinin, bakanların ve temsilcilerin evleri önünde başlattığı protesto gösterilerine katılma kararı aldılar.

Müzakerelere katılmama

Daha önce kaçırılan anlaşmadan farklı olarak Netanyahu’nun anlaşmaya ilişkin adımları neredeyse tek başına yürütmesi ve Savaş Komuta Konseyi’ndeki dostları Benny Gantz ve Gadi Eisenkot’a yer vermemesi dikkat çekiyor. Netanyahu’nun ofisindeki bir yetkili, müzakerelere katılmama kararının etkisini hafifletmeye çalışarak, esirlerin serbest bırakılmasına yönelik olası bir anlaşmaya ilişkin Kahire’deki görüşmelerin önümüzdeki iki gün içinde devam edeceğini, gelişmelerle ilgili İsrail’in bilgilendirileceğini söyledi. Kaynak, hükümetteki siyasi ve güvenlik kabinesinin, rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik anlaşma konusunda Hamas’la yapılan dolaylı görüşmelerin durumuna ilişkin bir brifing dinleyeceğini vurguladı.

Knesset binası önünde Hamas’ın alıkoyduğu İsrailli esirlerin ailelerinin oturma eylemi çadırı (Arşiv)
Knesset binası önünde Hamas’ın alıkoyduğu İsrailli esirlerin ailelerinin oturma eylemi çadırı (Arşiv)

Likud Partisi’nden birçok bakanın sunduğu talebe göre anlaşmaya ilişkin belirleyici tartışma, kararın dar kabinede alındığı önceki anlaşmanın aksine dar kabinede değil genişletilmiş kabinede olacak. Birçok bakan önceki oturumda, önceki aşamalarda kararlaştırıldığı üzere anlaşmaya ilişkin çerçeve teklifini eleştirmişti. Anlaşmanın esirlerin tamamını kapsamayan aşamalara bölünmesine karşı olduklarını ifade ettiler.

İsrailli kaynaklar, arabulucuların öne sürdüğü gibi iyimserliği artıran konuşmalarını reddederek, “Kahire’de yapılan görüşmelerde, Hamas’ın, rehinelerin serbest bırakılması için İsrail’in savaşı tamamen durdurması yönündeki talebini geri çekmesinin ardından hafif ilerleme görüldü” dedi. Ancak İsrail hapishanelerinden serbest bırakılacak Filistinli esirlerin sayısıyla ilgili temel konularda İsrail ile Hamas arasında hâlâ büyük uçurumlar var.

Zaman çerçevesi

Öte yandan Kahire görüşmelerine aşina olan kaynaklara göre İsrail, Hamas hareketinin önerilen anlaşmanın üç aşamasına ilişkin zaman çerçeveleri de dahil olmak üzere, Paris önerisine verdiği yanıta yönelik yanıtını arabuluculara sundu. Kaynaklar, 30 güne kadar süren ikinci aşamaya ek olarak, İsrail’in anlaşmanın ilk aşamasının uygulanması için belirlediği sürenin 35+ 7 gün esasına göre 42 güne (6 hafta) ulaşabileceğini ve üçüncü aşama için herhangi bir zaman çerçevesinin belirlenmediğini dile getirdi.

Netanyahu’nun geçen Ekim ayında Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin aileleriyle yaptığı görüşme (DPA)
Netanyahu’nun geçen Ekim ayında Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin aileleriyle yaptığı görüşme (DPA)

Kaynaklar, İsrail’in Gazze’de sakinlerin bulunmadığı alanlardan çekilmeyi kabul etmediğini belirtti. İsrail’in yanıtında, ‘yerleşik’ kelimesi yerine ‘yoğun nüfuzlu’ kelimesi kullanıldı. İşgalci ordunun çekileceği bölgelere ilişkin olarak ise Hamas, yanıtında Gazze Şeridi’nin tamamında nüfusun bulunduğu bölgelerin uzağında güçlerin yeniden konuşlandırılmasını talep etti.

İsrail ise yanıtında, hastaneleri yeniden inşa etmek yerine rehabilite etmeyi önerdi. Yanıt, İsrail tarafıyla koordineli olarak Gazze Şeridi’ne 500 tırlık insani yardım malzemesinin gönderilmesini, mobil evlerin (karavan-konteyner) ve çadırların yerleştirilmesini de içeriyor. Hamas’ın ‘yolcuların, hastaların ve yaralıların Refah geçiş noktasındaki hareketlerine yönelik İsrail kısıtlamalarının kaldırılması’ talebiyle ilgili olarak ise İsrail, günde 50 yaşın altında olmaması gereken en fazla 50 yaralının ülkeden ayrılmasına izin vermeyi kabul etti.

Bir dünya savaşı hikayesi

Esir takasıyla ilgili olarak, Netanyahu’nun daha önce de belirttiği gibi İsrail, her bir İsrailli rehineye karşılık 3 Filistinli esirin serbest bırakılmasında ve buna yüksek cezalar alan bazı esirlerin karşılığında kadın askerlerin de eklenmesi gerektiğinde ısrar ediyor. İsrail sağından yetkililer, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için uyguladığı baskı nedeniyle ABD’yi eleştirmişti.

Hükümetteki koalisyon partilerinin ideolojik otoritelerinden biri olan Hillel Fresh’e göre Washington, İsrail’den tek başına yapmaya hazır olmadığı şeyleri yapmasını istiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan örnek gösteren Fresh, “1943’te işgalin zirvesindeyken Japon kuvvetleri yaklaşık 27 bin Amerikan askerini gözaltına aldı ve yaklaşık 14 bin sivili rehin aldı. O dönemde ABD’nin 125 milyonluk nüfusuyla karşılaştırıldığında bu sayı, bugün Hamas’ın elinde bulunan rehinelerin sayısından çok daha fazla. 41 bin Amerikalı mahkûm ve rehine, bugün İsrail terimleriyle Hamas’ın elinde bulunan yaklaşık 2 bin 925 rehineyi oluşturuyor” dedi.

Geçen Kasım ayında Hamas ile İsrail arasındaki esir takası sırasında iki rehineye Kassam Tugayları’ndan iki savaşçı eşlik ediyor (AFP)
Geçen Kasım ayında Hamas ile İsrail arasındaki esir takası sırasında iki rehineye Kassam Tugayları’ndan iki savaşçı eşlik ediyor (AFP)

Fresh, “Özellikle Japonların yakalanan askerlere yönelik tutumu, Hamas’ın bizi kaçıranlara karşı tutumundan daha az barbar ve şiddetli değildi. Çok sayıda Amerikalı savaş esirinin, tutuldukları zorlu koşulların ve hayatlarına yönelik açık ve yakın tehlikenin ışığında şu soru ortaya çıkıyor; ABD onları serbest bırakmak için ne yaptı? Pek bir şey yapmadığı ortaya çıktı. Üç yıllık esaret boyunca, biri 1942’nin ortalarında ve diğeri bir yıl sonra olmak üzere yalnızca iki esir takası gerçekleşti. Serbest bırakılanların toplam sayısı 3 binin biraz üzerindeydi. Bu da toplam 41 bin mahkumun yüzde 8’inden azdı” açıklamasında bulundu.

Fresh, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında izlediği savaş esiri politikası, Hamas’a karşı yürüttüğümüz büyük varoluşsal savaşımızda genel kamuoyuna ve İsrailli liderlere örnek teşkil etmelidir. Sonuçta göreceli olarak 7 Ekim katliamının boyutu Pearl Harbor saldırısından çok daha büyüktü. Mihver güçleri ABD’yi bir gün bile işgal etmeyi başaramazken, Hamas İsrail topraklarına 25 kilometre kadar girmeyi başardı.”



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.