ABD’nin Somali ile imzaladığı askeri eğitim anlaşmasının sonuçları

Şeyh Mahmud, ABD’nin Ulusal Ordu’ya yönelik devam eden desteğine övgüde bulundu.

Eş-Şebab Hareketi üyelerinin, 8 Aralık 2008’de Mogadişu’da kayda alınan görüntüsü. (AP)
Eş-Şebab Hareketi üyelerinin, 8 Aralık 2008’de Mogadişu’da kayda alınan görüntüsü. (AP)
TT

ABD’nin Somali ile imzaladığı askeri eğitim anlaşmasının sonuçları

Eş-Şebab Hareketi üyelerinin, 8 Aralık 2008’de Mogadişu’da kayda alınan görüntüsü. (AP)
Eş-Şebab Hareketi üyelerinin, 8 Aralık 2008’de Mogadişu’da kayda alınan görüntüsü. (AP)

Somali hükümeti ve ABD, Somali silahlı kuvvetlerinin terörist eş-Şebab hareketine karşı yürüttüğü savaşta yeteneklerini güçlendirmek için bir anlaşma imzaladı.

Perşembe günü Mogadişu’da imzalanan anlaşma, Somali ordusuna sağlanan ABD desteğinin artırılmasını öngörüyor. Diğer yandan Somalililer, Etiyopya ile ayrılıkçı Somaliland bölgesi arasında Kızıldeniz’in girişinde bir askeri üs ve liman kurulması yönünde yapılan ilk anlaşmanın neden olduğu bölgesel gerilimin yanı sıra, terör operasyonlarının genişleme tehdidiyle de karşı karşıya.

Somali’nin resmi haber ajansı SONNA’nın haberine göre anlaşma, Somali Ulusal Ordusu’na, özellikle ABD tarafından eğitilen ve yerel lehçede ‘yıldırım’ anlamına gelen Özel Kuvvetler Tugayı ‘Danab’a yönelik ABD desteğinin ve eğitiminin artırılmasını ve Somali’nin beş şehrinde askeri merkezlerin kurulmasını içeriyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, anlaşmanın hükümetinin reform yapmasına, Somali ordusunu geliştirmesine ve ülkeyi terör tehdidinden korumasına yardımcı olacağını söyledi. Ayrıca ordunun doğrudan tehditlere yanıt verme yeteneklerini güçlendirmedeki rolü nedeniyle ABD’ye teşekkür etti.

Anlaşma, Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’deki barışı koruma misyonunun kademeli olarak geri çekilmesiyle eş zamanlı olarak, Somali’de Eş-Şebab hareketinin gerçekleştirdiği operasyonların hızının arttığı bir dönemde gerçekleşti. Barışı koruma misyonunun, bu yılın sonunda Afrika Boynuzu ülkesindeki varlığını sona erdirmesi planlanıyor.

Somali Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre yeni üsler, Baydabo, Dusamareb, Cevher, Kismayo ve Mogadişu’da inşa edilecek. Yeni üslerin Somali ordusuna bağlı Danab Tugayı’na bağlanması planlanıyor. Söz konusu tugay, Somali Ordusu içinde güçlü bir piyade kapasitesi oluşturmak üzere Somali genelinde üç bin kişiyi orduya almak, eğitmek, donatmak ve mentörlük yapmak üzere ABD ile Somali arasında 2014 yılında yapılan bir anlaşmanın ardından kuruldu. Tugay, radikalizm yanlısı Eş-Şebab hareketini püskürtmek için gösterilen çabalarda hızlı tepki gücü olarak hayati önem taşıyordu ve sayısı şu an beş bini aşıyor.

Fotoğraf Altı: Somali’nin Puntland Eyaleti’ndeki polis güçleri. (DPA)
Somali’nin Puntland Eyaleti’ndeki polis güçleri. (DPA)

Geçtiğimiz yılın başında ABD, Danab Tugayı’na 9 milyon dolar değerinde askeri yardımda bulundu. Yardım, patlayıcıları tespit etmek ve askeri araç ve silahların bakımını yapmak için ağır silahlar, zırhlar, inşaat ekipmanları ve diğerlerini içeriyordu.

ABD’nin Somali’de Somalili elit güçlere yardım eden ve tavsiyelerde bulunan az sayıda askeri personeli bulunuyor. Amerikan güçleri, Somali hükümet güçlerine destek amacıyla zaman zaman terörist eş-Şebab hareketi üyelerine yönelik hava saldırıları düzenleyerek örgüte ağır darbeler indiriyor. Ancak halen Somali’nin orta ve güney bölgeleri ile başkent Mogadişu’nun bazı banliyölerine saldırı düzenleme kapasitesine sahip.

Kahire Üniversitesi Yüksek Afrika Çalışmaları Fakültesi’nde siyaset bilimi yardımcı doçenti olan Ahmed Amal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ABD’nin Somali güçlerine verdiği destek, özellikle Afrika Birliği Geçiş Misyonu’nun (ATMIS) yıl sonuna kadar geri çekilmesinin neden olduğu zorluklar göz önüne alındığında, Eş-Şebab ile mücadele çabaları açısından son derece önemlidir. Bu durum, henüz yetenekleri eksik olan hükümet güçlerine ağır yükler getirecek.”

Amal, Somali’nin gerek komşu Arap ve Afrika ülkelerinden gerekse uluslararası toplumdan her türlü destek ve yardıma ciddi şekilde ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Ayrıca, Somali devletinin parçalanma yıllarının güvenlik hizmetleri ve kurumlarının durumu üzerinde çok kötü bir etkiye sahip olduğunu belirtti. Ahmed Amal sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durum, terör örgütlerinin faaliyetlerinin yaygınlaşmasına ve devlet topraklarının geniş alanlarına hâkim olmasına yansımış, daha ziyade birçok bölgede onlara kök salmış, sosyal ve popüler bir kuluçka merkezi yaratmıştır.” 

Fotoğraf Altı: Mogadişu’nun Hamar Weyne bölgesinde geçen ay intihar saldırısı düzenlendi. (EPA)
Mogadişu’nun Hamar Weyne bölgesinde geçen ay intihar saldırısı düzenlendi. (EPA)

Afrika meseleleri konusunda uzman akademisyen, Somalili elit güçlerin güçlendirilmesinin, bu güçlerin savaş yeteneklerini ve silahlanmalarını artırmalarına olanak tanıyacağını, bunun da başkent Mogadişu’nun büyük saldırılar karşısında güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra Eş-Şebab hareketinin nüfuz alanlarının derinliklerine, özellikle de güney ve merkeze daha güçlü saldırılar yöneltmelerine yardımcı olacağını söyledi. Ahmed Amal, Somali’nin bölgesel ortamının, Etiyopya’nın ayrılıkçı Somaliland bölgesi ile ‘yasavdışı’ anlaşarak yaptığına benzer şekilde ihracat krizleri değil, sükûnet fırsatları sağlaması gerektiğine dikkat çekti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in geçen ay Somaliland lideri Musa Bihi Abdi ile imzaladığı anlaşmanın ardından ABD, Somali’nin egemenliğine saygı duyulması gerektiğini vurguladı. Anlaşma, Etiyopya’ya 50 yıl boyunca Kızıldeniz’de bir liman ve askeri üs içeren bir çıkış noktası sağlıyor.

ABD, Somali’ye insani, askeri ve kalkınma yardımı sağladı ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’ndan (USAID) yapılan açıklamaya göre 6 Aralık 2017’de iki hükümet, 300 milyon dolar değerinde bir kalkınma anlaşması imzaladı. Söz konusu anlaşma, 30 yılı aşkın süredir yapılan ilk anlaşma niteliğinde. ABD ayrıca, 1991 yılında Somali’de iç savaşın patlak vermesinin ardından yaklaşık 30 yıllık bir aradan sonra Aralık 2018’de Somali’deki ‘kalıcı diplomatik varlığına’ yeniden başladı.

Somali’nin Afrika Boynuzu bölgesindeki stratejik konumu, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nda ticari gemilere yönelik düzenlediği saldırıların ardından son dönemde bölgedeki askeri varlığını güçlendiren ABD için ayrı bir önem taşıyor. Washington’ın Somali’ye komşu Cibuti’de de askeri üssü bulunuyor.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.