İsrail hükümetinin ‘Filistin devletini reddetmek’ konusundaki ‘fikir birliği’ liderlik krizine işaret ediyor

İsrail ve Filistin halklarını cezalandırıyorlar ve barış için tarihi bir fırsatı feda ediyorlar.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, 28 Ekim'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu (solda) ve Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz (sağda) ile bir araya geldi. (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, 28 Ekim'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu (solda) ve Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz (sağda) ile bir araya geldi. (AP)
TT

İsrail hükümetinin ‘Filistin devletini reddetmek’ konusundaki ‘fikir birliği’ liderlik krizine işaret ediyor

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, 28 Ekim'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu (solda) ve Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz (sağda) ile bir araya geldi. (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, 28 Ekim'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu (solda) ve Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz (sağda) ile bir araya geldi. (AP)

İsrail hükümetinin dün Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olarak tam bağımsız bir Filistin devletini tanımayı reddetmeyi oybirliğiyle onayladığının Tel Aviv'de resmi olarak doğrulanması ve ‘fikir birliği’ kelimesinin defalarca vurgulanması, İsrail'in yaşadığı liderlik krizinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kararı tek taraflı olarak tanınmayı reddetmekle var olan sınırlamaya dikkat etti. Seçtiği formül oldukça ihtiyatlıydı ve bunu savaştaki müttefiki ve siyasetteki rakibi olan Resmi Kamp Partisi Başkanı ve Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz ile birlikte formüle ettiği söyleniyor.

Fotoğraf Altı: Mart 2021’de düzenlenen seçim öncesinde kullanılan, Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz’ın propaganda posteri. (Reuters)
Mart 2021’de düzenlenen seçim öncesinde kullanılan, Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz’ın propaganda posteri. (Reuters)

İsrail hükümeti tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İsrail, Filistinlilerle kalıcı bir çözüme ilişkin uluslararası emirleri kategorik olarak reddediyor. Bu tür bir çözüm ancak taraflar arasında önkoşul olmaksızın doğrudan müzakere yoluyla sağlanabilir. İsrail, Filistin devletinin tek taraflı uluslararası tanınmasına karşı çıkıyor. Bu tür bir tanınma, 7 Ekim katliamından sonra terörizm için eşi benzeri olmayan büyük bir ödüldür ve gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasını engeller.”

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Netanyahu hükümeti pratikte Filistin devletine hayır demedi. Filistin meselesinin iki devletli çözüm temelinde adil bir çözümü karşılığında İsrail ile Arap ve İslam ülkeleri arasında kapsamlı bir barışın tesis edilmesini öngören ABD, Batı ve Arap projesini reddetmedi. Bu nedenle hükümetin Bezalel Smotrich ve diğer aşırı sağcı bakanları dışlayarak aldığı karar, Dini Siyonizm Partisi’nden aşırı sağcı hareketin liderleri tarafından beğenilmedi. Filistin devleti fikrinin bütünüyle reddedilmesi için yine oybirliğiyle başka bir karar alınmasını istediler.

Netanyahu, Smotrich'in talebine yanıt vermekte acele etmeyecek ve bunun nedeni onunla aynı fikirde olmaması değil. Son haftalarda birkaç kez kendisinin ‘Filistin devletinin kurulmasını engelleyen İsrail lideri’ olduğuyla övündü.

Ancak bu konuda ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle çatışmaya girmekte aceleci değil. Zira Washington, Tel Aviv'de çok iyi duyulan uyarı ve tehdit mesajları yayınlıyor. Başlangıçta, Filistin'in statüsünün BM'de gözlemci devletten tam üye devlete yükseltilmesi fikri, ABD'nin medyaya yaptığı bir sızıntıya dayanıyordu.

Ancak İsrail'in bu sızıntıya verdiği yanıtın oybirliğiyle reddedilmesi ve ‘bunun terörizme bir hediye’ olduğu iddiası büyük bir İsrail sorunudur. En önemlisi de İsrailli liderlerin sokakta nefret ve öfke duygularına kapılmasıdır. Bu liderlik, Filistin devletinin tanınmasının kapsamlı bir planın, Arapların İsrail'e cömert bir teklifinin parçası olduğunu biliyor.

Fotoğraf Altı: ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, cumartesi günü Münih'te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüştü. (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, cumartesi günü Münih'te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüştü. (AFP)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın söylediği barış için tarihi bir fırsat. Açıkça İsrail'i destekleyen, hatta Hamas'ı yok etme adı altında Gazze halkına karşı çılgın bir savaşta İsrail'e ortak olmayı seçen süper gücün temsilcisinin söylediği bir hakikat. Bu ortaklık, çocuklarının hayatına ve ABD’nin bir savaşa dahil olmasına mal oluyor ki halen daha da genişleyip onu içine çekme tehlikesi var. ABD, kapsamlı barış planını sunarken bile bunu her şeyden önce İsrail'in çıkarı olarak sunuyor.

Eğer İsrail cesaret ve liderlik ruhuyla karakterize edilen cesur bir liderliğe sahip olsaydı bu projeyi iki eliyle kucaklar ve İsrail kamuoyuna müjde olarak sunardı.

Fotoğraf Altı: (Soldan sağa) Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, ABD Başkanı Jimmy Carter ve İsrail Başbakanı Menachem Begin, 17 Eylül 1978'de Beyaz Saray'da yapılan ortak deklarasyon sırasında Camp David zirvesinde varılan iki anlaşmadan birini imzalıyor. Mısır, İsrail'in Mısır sınırındaki yoğun nüfuslu kamplarda yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin yaşadığı Refah'a büyük çaplı bir saldırı başlatması halinde İsrail'le on yıllardır süren barış anlaşmasını iptal etme tehdidinde bulundu. (AP)
 (Soldan sağa) Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, ABD Başkanı Jimmy Carter ve İsrail Başbakanı Menachem Begin, 17 Eylül 1978'de Beyaz Saray'da yapılan ortak deklarasyon sırasında Camp David zirvesinde varılan iki anlaşmadan birini imzalıyor. Mısır, İsrail'in Mısır sınırındaki yoğun nüfuslu kamplarda yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin yaşadığı Refah'a büyük çaplı bir saldırı başlatması halinde İsrail'le on yıllardır süren barış anlaşmasını iptal etme tehdidinde bulundu. (AP)

İsrail geçmişte Sina'dan çekilmeye şiddetle karşı çıkan Menachem Begin gibi liderleri tanıyordu. Begin 1978'de Camp David'e gitti ve “Sina'nın bir santiminden bile çekilmem istenirse çantamı toplayıp İsrail'e döneceğim” tehdidinde bulundu. Ancak ABD Başkanı Jimmy Carter'ın arabuluculuğunda Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'la yaptığı görüşmelerin sonunda Sina'dan tamamen çekilmesini öngören anlaşmaya imza attı. O dönemde kendisine şu soru yöneltildi:

 “Bir santim bile geri çekilmeyeceğinize dair söz vermemiş miydiniz?”

Begin bu soruya şu cevabı verdi:

“Evet. Ama Camp David'in büyüleyici yeşil tarlalarında, parlak güllerin, taze esintinin ve güzel atmosferin altında dolaşırken, oynayan çocukları, sevinçli gençleri ve birbirlerini seven yaşlı erkek ve kadınları gördüğümde, İsrail savaşlarında öldürülen 12 bin İsrailliyi hatırladım. Kendi kendime şöyle dedim: 12 bin İsraillinin daha savaşlarda ölmesini istemiyorum. Bu yüzden barış fırsatını kaçırmamaya karar verdim.”

13 Eylül 1993'te Washington'da imzalanan Oslo Anlaşması'nın ardından Yaser Arafat ile İzak Rabin arasında gerçekleşen tarihi el sıkışma. (Getty Images)
13 Eylül 1993'te Washington'da imzalanan Oslo Anlaşması'nın ardından Yaser Arafat ile İzak Rabin arasında gerçekleşen tarihi el sıkışma. (Getty Images)

İzak Rabin siyasi ideolojisinde bir değişiklik yapıp Filistinlilerin kemiklerini kıracağına söz verdikten sonra, Filistin halkının ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) haklarını tanıyan bir anlaşma imzaladı. Böylece iki devletli çözüme ulaşmayı amaçlayan Oslo süreci başladı. Rabin, “Barış düşmanlarla yapılır. Deneme fırsatını kaçırdığımın tarihime kaydedilmesini istemiyorum. Sadece barışmaya çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Fırsatı kaçırmadılar

Begin ve Rabin İsrail'deki en aşırılar arasındaydı ve işgal, baskı, savaş, suikast ve yerleşim politikasına katkıda bulundular. Ancak kan dökebilecek bir barış sürecine siyasi ufuk açacak tarihi bir dönüm noktasına ulaşmak için ABD yönetiminin kendilerine sunduğu fırsatı da kaçırmadılar.

Fotoğraf Altı: ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken İsrail'e yaptığı son ziyarette İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ortak basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken İsrail'e yaptığı son ziyarette İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ortak basın toplantısı düzenledi. (Reuters)

Onları takip eden siyasi liderlik böyle bir görev için çok küçüktü. Begin'den sonra İsrail 12 binden fazla ölüyle bunun bedelini ödedi. Filistinliler ise bu rakamın kat kat fazlasını ödedi. Yıkım ve sayılması güç diğer kayıplardan bahsetmeye gerek bile yok. Ancak bu bedel mevcut liderliğin değişim yapmasına yetmiyor, başka bir Amerikan diline ihtiyaçları var gibi görünüyor. Bu dil, ABD’lilerin Bosna Hersek'te liderlere 29 yıldır devam eden barışçıl bir çözümü ya da Vietnam'daki savaş durdurulduğunda olduğu gibi barışçıl bir çözümü empoze ederken kullandıkları dile benziyor.

Netanyahu reddiyeci yaklaşımını sürdürüyor. Zira Washington'da kendisiyle anlaşmaya cesaret edecek sağlam bir liderlik olmadığına inanıyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.