Libya ve Avrupa’nın çabaları düzensiz göçü durdurmada neden başarılı olmadı?

Avrupa Birliği Libya Büyükelçisi, Trabluslu yetkililerle ‘gönüllü sınır dışı’ operasyonlara verilen desteği görüştü.

Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)
Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)
TT

Libya ve Avrupa’nın çabaları düzensiz göçü durdurmada neden başarılı olmadı?

Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)
Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)

Libya’daki düzensiz göçmenlerin sayısını kontrol etmek ve göçmenleri yakalayıp Akdeniz'den geri göndermek için yürütülen operasyonlar sürüyor. Avrupa’ya göçü engellemek için sarf edilen çabaların kapsamı ve göçmen gruplarının geniş Libya sınırları boyunca devam eden akışının ardındaki nedenler hakkında ise birçok soru gündeme gelmeye başladı.

Fotoğraf Altı: Libya’nın batısında düzensiz göçmenlere yönelik kurtarma operasyonları uzun süredir devam ediyor. (Göçle Mücadele Kurumu)
Libya’nın batısında düzensiz göçmenlere yönelik kurtarma operasyonları uzun süredir devam ediyor. (Göçle Mücadele Kurumu)

Libya’da yasa dışı göçle mücadele ile ilgili yetkililer geçtiğimiz iki hafta içinde Sabratha şehrinin de aralarında bulunduğu kıyılar üzerinden Avrupa’ya göç etmeye hazırlanan göçmen gruplarının gözaltına alındığını duyurdu. Aynı zamanda insan kaçakçılığı çetelerinin işlettiği ‘gizli depo ve hücrelerden’ kaçırılan onlarca göçmenin ‘kurtarıldığı’ da açıklandı.

Libya’nın batısındaki eski bir üst düzey güvenlik yetkilisi ‘göçle mücadeleyle ilgili resmi kurumların gösterdiği çabalara’ işaret etti. Komşu ülkelerden ülkeye yönelik göçmen akışı ile Avrupa kıyılarına kaçırılmalarına yönelik yasa dışı çalışmaların durmadığını vurguladı. Bunu birkaç nedene bağlayan, ismini vermek istemeyen yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘Libya’nın batısında ve doğusundaki güvenlik ve askeri alanlardaki önemli isimleri, şu veya bu şekilde göçmenlerin sınırı geçmelerine izin vererek kaçakçılıktan kâr elde etmekle’ itham etti. “Bu durumdan yararlanan kişileri, önceki rejimin devrilmesinden bu yana kendilerine milyonlar kazandıran faaliyetlerinden vazgeçmeye zorlayan nedir?” diye sordu.

Fotoğraf Altı: Libya’nın batısındaki Zuvare şehrinde ele geçirilen düzensiz göçmenler. (Göçle Mücadele Kurumu)
Libya’nın batısındaki Zuvare şehrinde ele geçirilen düzensiz göçmenler. (Göçle Mücadele Kurumu)

Uluslararası Göç Örgütü, Libya’daki ofisi aracılığıyla dün yaptığı açıklamada, 11-17 Şubat tarihleri ​​arasında denizden Avrupa’ya geçmeye çalışan 74 göçmenin durdurulup Libya’ya geri gönderildiğini duyurdu. Örgüt geçen haftanın sonunda 442 göçmenin kurtarılıp Libya’ya geri gönderildiğini, bu yılın başından bu yana toplam düzensiz göçmen sayısının bine yükseldiğini açıklamıştı.

Pazar günü, İtalya’nın en yüksek temyiz mahkemesi, hayır kurumları ve insan hakları grupları tarafından övgüyle karşılanan bir kararla, ‘göçmenlerin denizden Libya’ya geri gönderilmesinin yasa dışı’ olduğuna karar verdi.

Reuters’a göre mahkeme 2018’de 101 göçmeni lastik bottan kurtarıp Libya’ya geri götüren İtalyan römorkörü ‘Aso 28’in kaptanının cezasını onayladı.

Mahkeme, kurtarma işleminin Libya’ya yaklaşık 105 kilometre uzaklıkta uluslararası sularda gerçekleştiğini, göçmenler arasında hamile kadınların ve çocukların da bulunduğunu belirtti.

Libyalı insan hakları aktivisti ve Biladi İnsan Hakları Vakfı Başkanı Tarık Lamlum, ‘göçmen kaçakçılığı operasyonları yürüten silahlı grupların sayısında artış’ olduğuna işaret etti.

Fotoğraf Altı: Tunus Sahil Güvenliği tarafından geçen ekim ayında durdurulan göçmenler. (AFP)
Tunus Sahil Güvenliği tarafından geçen ekim ayında durdurulan göçmenler. (AFP)

Lamlum, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi:

“Libya’da kaçakçılık operasyonları büyük ölçüde kolaylaştı ve ne yazık ki gerek Batı’dan gerek Orta Bölge’den, gerekse Doğu’dan birçok kimse bu işin içinde. Göçmen kaçakçılığı, güvenlik servislerinin yerlerini bildiği, insanların tutulduğu çok sayıda depo ile Zuvare ve Sabratha bölgelerinde giderek artıyor. Bu depoları ve alanları ifşa etme ve içindekileri kontrol etmeye yönelik çalışmalar, ilgili kurumların politikalarıyla bağlantılı olmaya devam ediyor ve ne yazık ki bu politikalar hükümete ait.”

Akdeniz kıyısında, başkent Trablus’un yaklaşık 70 kilometre batısında yer alan Sabratha, başkentin doğu ve batısındaki Zawiya, Zuvare ve Garabulli gibi diğer şehirlerle birlikte düzensiz göçmenlerin Avrupa ülkelerine en önemli çıkış noktalarından biri sayılıyor.

Lamlum Libya’da kaçakçılık operasyonlarını yönetenlerin etkisinin boyutuyla ilgili ikinci bir noktaya dikkat çekti. Bununla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bazen korku, göçmenlerin bulunduğu depoların ihbar edilmesine engel oluyor. Diğer yandan hiçbir nüfuzu olmayan ailelerin veya kabilelerin sahip olduğu depolara da baskın yapılıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar pazar günü, Akdeniz’de Libya açıklarında yapılan kurtarma operasyonları sonrasında 80’den fazla göçmenin kurtarıldığını, ikisinin yaşamını yitirdiğini, üçünün de kayıp olduğunu bildirdi.

Fotoğraf Altı: Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanı İmad et-Trabelsi, Avrupa Birliği Libya Büyükelçisi Orlando’yu ağırladı. (İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı videodan)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanı İmad et-Trabelsi, Avrupa Birliği Libya Büyükelçisi Orlando’yu ağırladı. (İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı videodan)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanlığı, Bakan İmad et-Trabelsi’nin Avrupa Birliği’nin Libya Büyükelçisi Nicola Orlando ile bakanlık ve AB misyonu arasında yasadışı göç dosyasına ilişkin güvenlik alanında iş birliği olanaklarını görüştüğünü söyledi.

Bakanlık dün yaptığı basın açıklamasında, toplantı sırasında Bakanlığın Libya devletinin güney sınırlarının güvenliğine yönelik çabalarının desteklenmesinin yanı sıra Avrupa Birliği’nin düzensiz göçmenlerin ülkelerine ‘gönüllü olarak sınır dışı edilmesine’ verdiği destekle ilgili bazı teknik konuların da tartışıldığını belirtti.

Dibeybe temmuz ayında Roma’da düzenlenen kalkınma ve göç konulu uluslararası bir konferansta, göç dosyasını çözmeye yönelik hükümetinin üç ana prensibe dayanan vizyonunu sundu. Bu dosyada ilgili ülkeler arasında dengeli bir ortaklık kurulması ve bunun ülkeler arasındaki ikili iş birlikleri ile sınırlandırılmaması ilk prensip olarak belirtildi. İkinci prensip bu göçmenlerin transit ülkelere yerleştirilmesinin reddedilmesi ve bu yaklaşımın ‘bu ülkelerin ulusal egemenliğine ve sosyal güvenliklerine aykırı olarak’ kabul edilmesi olarak vurgulandı. 

Dibeybe sunduğu üçüncü prensipte ise ‘göç dosyasına adil ve kapsamlı bir yaklaşımla, uygulamaların yalnızca Akdeniz’e değil, kaynak, transit ve varış ülkelerine odaklanarak bu yüklerin adil bir şekilde paylaşılmasını sağlamak’ olduğunu belirtti.

Fotoğraf Altı: Libya’nın batısına sızan düzensiz göçmenler gözaltına alındı. (Tabur 17- Arşiv)
Libya’nın batısına sızan düzensiz göçmenler gözaltına alındı. (Tabur 17- Arşiv)

İtalya ve diğer Avrupa hükümetleri, Kuzey Afrika’dan deniz yoluyla gelen insanlara ciddi kısıtlamalar getirmek isteyen sağcı partilere verilen desteğin artmasıyla birlikte, son yıllarda göç konusunda giderek daha sert bir duruş sergilemeye başladı.

Libya’dan İtalya’ya deniz yoluyla göç için en çok kullanılan rotalardan biri konumunda.

Uluslararası insancıl hukuka göre göçmenler, ciddi kötü muameleye maruz kaldıkları ülkelere zorla geri gönderilemiyor. Libya’da göçmenlere yönelik geniş çaplı kötü muamele vakalarının çoğu belgelenmiş durumda.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı.

Cumhurbaşkanlığı Medya Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tuğgeneral Ziyad el-Ayeş, SDG ile 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmayı uygulamak ve entegrasyonu sağlamak, böylece devletin varlığını güçlendirmek, engelleri aşmak ve vatandaşlara yönelik hükümet hizmetlerini etkinleştirmek üzere başkanlık elçisi olarak atandı.”

Tuğgeneral Ayeş, geçtiğimiz yıl mayıs ayında İçişleri Bakanı'nın Sivil İşler Yardımcısı olarak atandı. 1987 yılında Haseke ilinin Kamışlı kırsalındaki Arca el-Cavala köyünde doğan Tuğgeneral Ayeş, ‘Ebu Usame el-Az’ künyesiyle biliniyor. Haseke'nin Rumeylan kentindeki Petrol Enstitüsü mezunu olan Tuğgeneral Ayeş, Lübnan'daki el-İmam el-Ouzai Üniversitesi'nden şeri ilimler diplomasına ve İdlib Üniversitesi'nden işletme yüksek lisans diplomasına sahip.

gthyj
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken, 10 Mart 2025 (SANA)

Genel Takip Komitesi üyesi olarak Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) kamplarının yönetiminde önemli bir rol oynayan Tuğgeneral Ayeş, ayrıca İçişleri Bakanlığı'nda sivil işlerin yönetimini devralmadan önce, Genel Güvenlik Ajansı'nda idari memur ve İdlib'deki kontrol noktalarından sorumlu genel memur olarak görev yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 13 Şubat’ta daha önce Haseke’nin kamu güvenliği komutanı olarak atadığı Nureddin Ahmed İsa'yı Haseke ilinin valisi olarak atayan bir kararname yayınladı.

Geçtiğimiz ayın 29'unda imzalanan anlaşma, Suriye hükümetinin SDG güçlerinin bu ayın sonuna kadar tam olarak uygulanması gereken anlaşmayı engellediği yönündeki suçlamalarından dolayı uygulamaya konulamıyor.

Bir başka gelişmede Sivil Havacılık Heyeti, Kamışlı Havaalanı’nın yeniden açılmasının hazırlıkları çerçevesinde havaalanına geldi. Haseke Valisi, Haseke şehrine giden tüm yolların açıldığını ve Haseke ile diğer iller arasındaki karayolu ulaşımının yeniden başladığını duyurdu.

Öte yandan Haseke’deki kaynaklar, bugün SDG’nin kontrolündeki hapishanelerden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.

Haseke vilayetindeki kaynaklar, bugün SDG hapishanelerinden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.


Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
TT

Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)

Suriye TV'nin haberine göre, ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon, dün Haseke kırsalındaki Kasrak üssünü boşaltmaya başladı.

Yerel haber ağları, tahliye operasyonunu gerçekleştirmek amacıyla dün erken saatlerde Irak'a giren ve üsse doğru ilerleyen, askeri araçlara ilave olarak 20'den fazla boş kamyondan oluşan bir Amerikan konvoyunun bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın yerel haber ağlarından aktardığına göre 20'den fazla boş kamyon ve askeri araçtan oluşan bir ABD konvoyu dün erken saatlerde Irak sınırını geçerek tahliyeyi gerçekleştirmek üzere üsse doğru hareket etti.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, Kasrak üssü Suriye'nin Haseke Valiliği'nde, uluslararası karayolunun (M4) güneyinde, Tel Tamir ve Tel Beydar arasında yer almaktadır.

Suriye Savunma Bakanlığı bu ay, ABD güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından eş-Şeddadi ve el-Tanf askeri üslerinin kontrolünü ele geçirdi.