Şam’ın müstahkem mahallelerindeki DMO sığınakları İsrail için kolay hedef

Suriyeli sivillerin İran’ın varlığından duyduğu memnuniyetsizlik sürekli bir endişe kaynağı haline geldi.

İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
TT

Şam’ın müstahkem mahallelerindeki DMO sığınakları İsrail için kolay hedef

İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)
İsrail hava saldırılarının Şam'ın Kafr Sousa mahallesindeki bir apartmanı hedef aldığı bölgedeki molozlar kaldırılıyor. (AFP)

Şam'ın Kefer Susa mahallesindeki İran okulunun arkasında bulunan bir binanın hedef alınmasından neredeyse bir yıl sonra İsrail, 7 Ekim'de Gazze'de savaşın başlamasıyla birlikte İranlı liderlere ve Suriye'deki Hizbullah liderlerine yönelik yeni bir dizi suikast kapsamında aynı yerdeki bir binayı aynı şekilde yeniden hedef aldı.

Suriye 2024 yılının başından bu yana üç İsrail saldırısına tanık oldu. Söz konusu saldırılardan ilki Şam'ın Mezze mahallesinde, ikincisi Şam kırsalındaki ed-Dimas bölgesinde ve üçüncüsüyse Humus şehir merkezindeki lüks bir mahallede gerçekleşti. Yakın güvenlik denetimi altındaki lüks mahalleler ‘İsrail füzeleri için kolay bir hedef’ haline geldi.

(foto altı) Pazartesi günü Şam'daki füze saldırısında hasar alan bir araba. (EPA)
Pazartesi günü Şam'daki füze saldırısında hasar alan bir araba. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı’ndan (SANA) aktardığına göre Suriyeli bir askeri kaynak şu ifadeleri kullandı: “İsrail, işgal altındaki Golan yönünden bir dizi füzeyle Şam'ın Kefer Susa mahallesindeki bir apartmanı hedef alan hava saldırısı düzenledi. Saldırıda iki vatandaş yaşamını yitirirken bir kişi de yaralandı. Vurulan apartmanda ve çevredeki bazı binalarda maddi hasar meydana geldi.”

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), dün (Çarşamba) Kefer Susa'yı hedef alan saldırıda üç kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Bunlardan ikisi Suriye uyruklu değildi ve muhtemelen İranlıydılar.

SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, medyaya yaptığı açıklamada, apartmanın duvar parçalarının başına düşmesi sonucu Suriyeli bir sivilin yaşamını yitirdiğini söyledi. İsrail operasyonunun çok büyük ve tehlikeli olduğunu ifade eden Abdurrahman, dairenin İran tarafından kullanıldığını doğruladı. “Bina sivillerden korkulduğu için değil, İran'a açık bir mesaj vermek için tamamen yıkıldı. Sadece Lübnan'da değil, Suriye'de de özel operasyonlar gerçekleşti” ifadelerini kullanan Abdurrahman, operasyonun, İsrail'in İranlı şahsiyetlere ve vekil güçlerinden önemli kişilere yönelik düzenlediği bir dizi suikastın parçası olduğuna inanıyor.

İranlılar arasında ölen yok

İran merkezli bir internet sitesi, İsrail'in Şam saldırısının herhangi bir İranlının ölümüyle sonuçlandığını yalanladı. Reuters’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'ndan (ISNA) aktardığına göre İsrail'in dün (Çarşamba) Şam'da bir apartmana düzenlediği saldırı, herhangi bir İran vatandaşının veya vekil gücünün öldürülmesiyle sonuçlanmadı.

Vurulan bölge, apartmanları, okulları ve İran kültür merkezlerini içeriyor. Güvenlik güçleri tarafından kullanılan büyük ve sıkı korunan bir kompleksin yakınında bulunuyor. Bölge, Şubat 2023'te İsrail saldırısına maruz kalmış ve saldırıda İranlı askeri uzmanlar ölmüştü.

Savtu’l Asime (Başkentin Sesi) internet sitesinde yer alan kaynaklara göre, “İsrail, Kafr Sousa mahallesindeki üç dairenin bulunduğu iki katı üç hassas füzeyle hedef aldı. Saldırı sonucu üç kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi de yaralandı. Binada maddi hasar meydana geldi.”

İnternet sitesinde, vurulan binanın İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderleri tarafından konut olarak kullanıldığı belirtildi. Kaynaklar, saldırı sonucunda herhangi bir DMO komutanının öldürüldüğünü veya yaralandığını yalanlayarak, vurulan dairelerin İranlı liderlerin ailelerine kiralandığını ve 2023 yılı sonundan önce boşaltıldığını kaydetti. Saldırıda iki daire hedef alındı. İlki binanın dördüncü katında ve son iki gün boyunca İranlı bir lider ve arkadaşları tarafından kullanılmıştı. İkinci kattaki ikinci daire ise güvenlik personelinin ve misafirlerin geçici olarak konaklaması için ayrılmıştı.

Şam'daki Suriyeli kaynaklar Şarku'l Avsat'a, Hizbullah'a bağlı İranlı ve Lübnanlı liderlerin, güvenlik kontrolünü kolaylaştırmak için lojistik ve medya çalışma ofislerini Suriye şehirlerindeki modern, lüks yerleşim mahallelerinde seçtiklerini açıkladı. Caddelerin genişliği, yerleşim yoğunluğunun düşük olması, binaların etrafına bariyerler ve kontrol noktaları kurulan güvenlik merkezlerinin, devlet kurumlarının ve diplomatik misyonların bölgedeki mevcudiyeti bu hareketi daha da anlamlı kılıyor.

(foto altı) Geçtiğimiz Temmuz ayında milislerin kaynadığı Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb'te meydana gelen patlamada bir araba kullanılamaz hale geldi. (Reuters)
Geçtiğimiz Temmuz ayında milislerin kaynadığı Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb'te meydana gelen patlamada bir araba kullanılamaz hale geldi. (Reuters)

Diğer yandan İranlı milisler, başkentin güneyindeki Seyyide Zeyneb bölgesi, Eski Şam'daki el-Cevra ve el-İmara mahalleleri ile Emevi Camii'ne yakın el-Emin mahallesi gibi Şii çoğunluğun yaşadığı kalabalık mahallelerde ve Kasiyun'un eteklerindeki Zeynelabidin mahallesinde yoğunlaşmış ve aktif durumda.

Kaynaklar, Şii hacıların yoğun olarak ziyaret ettiği mahallelerde, liderler için önemli ofislerin veya karargâhların bulunmadığını da sözlerine ekledi. Liderlerin hareketleri, çoğunlukla İran ve Hizbullah bağlantılı kişilerin sahip olduğu lüks mahallelerdeki apartmanlardaki ofisler arasında takma adlar altında yoğunlaşıyor.

(foto altı) İsrail'in Şam'daki Mezze Villat mahallesine düzenlediği saldırının ardından bölgeye gelen ambulanslar ve itfaiye araçları. (Reuters)
İsrail'in Şam'daki Mezze Villat mahallesine düzenlediği saldırının ardından bölgeye gelen ambulanslar ve itfaiye araçları. (Reuters)

Bilgi sahibi kaynaklar, İsrail'in İranlı liderleri hedef almasının bir güvenlik ihlali ve son derece gizli hareketlerinin izlenmesi yoluyla gerçekleşmiş olması gerektiğine inanıyor. Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden İmad Muğniye'nin 2008 yılında Kefer Susa mahallesinde kaldığı bir apartmanın önünde arabasına düzenlenen bombalı saldırıda öldürüldüğü suikastı hatırlatan kaynaklar, İmad Muğniye'yi tanıyanların sayısının çok sınırlı olduğunu ve suikastın, müstahkem güvenli bölge olarak kabul edilen Kefer Susa mahallesinde meydana gelen ‘ciddi bir ihlal’ teşkil ettiğini ifade etti.

1980’li yıllarda kurulan bu mahalle, şehir planlaması açısından Şam'ın en modern mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor. Başkent Şam’daki en yüksek fiyatlı gayrimenkullerin bulunduğu mahalle, geniş, sessiz, modern daireler isteyen zenginlerin yanı sıra üst düzey Suriyeli yetkililerin ve İranlı isimlerin de ilgisini çekti. Konutların yanı sıra İstihbarat Genel Müdürlüğü, Başbakanlık Ofisi, Dışişleri Bakanlığı ve bir dizi İran medya ofisi ve karargâhı da dahil olmak üzere en büyük güvenlik ve hükümet karargâhı bu mahallede bulunuyor.

(foto altı) Suriye'nin başkenti Şam'ın Kefer Susa bölgesinde, İsrail hava saldırısının hedef aldığı binada oluşan hasarı inceleyen insanlar. (AFP)
Suriye'nin başkenti Şam'ın Kefer Susa bölgesinde, İsrail hava saldırısının hedef aldığı binada oluşan hasarı inceleyen insanlar. (AFP)

Dün (Çarşamba) hedef alınan binanın arkasında yer aldığı İran okuluna gelince, burası, tam olarak bir yıl önce, İran ve Hizbullah bağlantılı zengin bir ailenin sahibi olduğu bir binanın zemin katındaki bir apartman dairesinde DMO’dan bir heyetin de yer aldığı benzer bir toplantının hedef alındığı yerle aynı yer. Söz konusu saldırıda aralarında DMO’dan bir yetkilinin de bulunduğu beş kişi öldürüldü.

İranlı liderlerin tercih ettiği bölge

Şam'daki kaynaklara göre Mezze mahallelerinin ve Kafr Sousa’nın yanı sıra Şam'ın batı kırsalındaki es-Sabura ve ed-Dimas bölgeleri, İranlı liderlerin üst düzey Suriyeli yetkililerle toplantılar düzenleyebileceği bir destinasyon oluşturuyor. Zira söz konusu bölgeler geniş, açık alanlara yayılıyor ve başkentin güvenliğinden sorumlu askeri birliklere yakın konumda bulunuyor.

Kaynaklar, İsrail saldırılarının İran'a ‘güvenliğin tehlikeye girdiği’ mesajı verdiğini, liderlerinin Suriye'de hareket ederken ve yer değiştirirken aldıkları tüm sıkı güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığını gösterdiğini bildirdi.

(foto altı) Geçtiğimiz Şubat ayında Şam'ın güneybatısındaki Kafr Sousa mahallesini etkileyen İsrail bombardımanının yol açtığı yıkım. (AFP)
Geçtiğimiz Şubat ayında Şam'ın güneybatısındaki Kafr Sousa mahallesini etkileyen İsrail bombardımanının yol açtığı yıkım. (AFP)

Aktivistler tarafından dün (Çarşamba) sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videolarda 2024 yılının başından bu yana hedefleme yöntemi ve lokasyonu açısından türünün üçüncüsü sayılan saldırıda, çok katlı bir binanın ortasındaki iki kata yönelik yönlendirilmiş füze saldırısının etkileri görülüyordu. 10 Şubat’ta İsrail'in Şam kırsalındaki ed-Dimas bölgesinde bulunan el-Esed köylerine yakın bir çiftlikte bulunan bir eve düzenlediği saldırıda iki kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırının ayrıntılarıysa açıklanmadı.

Yaklaşık bir ay önce İsrail, DMO liderlerinin Şam’daki Mezze Villat mahallesinde dört katlı bir binada gerçekleştirilen toplantısını da füzelerle hedef almıştı. Saldırıda DMO’nun beş lideri öldürüldü: Huccetullah Umidvar, Ali Ağazade, Hüseyin Muhammedi, Said Kerimi ve Muhammed Emin Samedi.

Mezze Villat mahallesi, Suriyeli ve Suriyeli olmayan güvenlik görevlilerinin yaşadığı modern bir mahalle olması ve ayrıca çok sayıda büyükelçilik ve Birleşmiş Milletler (BM) merkezinin bulunması nedeniyle Şam'daki müstahkem güvenlik mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor.

(foto altı) Humus'ta İsrail hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında toplanan Suriye güvenlik güçleri. (AP)
Humus'ta İsrail hava saldırılarında yıkılan bir binanın enkazında toplanan Suriye güvenlik güçleri. (AP)

İsrail, 6 Şubat’ta Humus'un lüks mahallelerinden biri olarak kabul edilen merkezdeki el-Hamra Caddesi'ndeki bir binayı hedef aldı. Saldırıda Hizbullah’tan üçü lider olmak üzere dokuz kişi öldü ve 13 kişi de yaralandı.

Sivillerin ifadeleri

Bölgedeki yerel kaynaklar, art arda üç patlama sesi duyulduğunu ve patlamanın olduğu yerden duman bulutlarının yükseldiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, başta anaokulları olmak üzere bölgeye yakın okullarda öğrencilerde yaşanan paniğe dikkat çekti. Şam'daki İran varlığının, ‘işgalci’ bir devlet olması nedeniyle Suriyeli siviller için sürekli bir korku ve endişe kaynağı haline geldiğini ifade eden kaynaklar, zaman zaman sızdırılan videolar aracılığıyla Emeviler'den kalma İslam medeniyetinin tarihi sembollere yönelik provokasyon ve hakaretlerin ‘İran'a yönelik nefret duygularını körüklediğine’ dikkat çekti. İsrail'in yerleşim bölgelerindeki İran karargahlarını hedef alması, halkın İran varlığına yönelik düşmanlığını artırdı. Bu durum güvenlik sorununa ve sürekli bir endişe kaynağına dönüştü.

Pek çok Suriyeli, DMO üyelerinin dini provokasyonlarından kaçınmak için Emevi Camii'ni ziyaret etme konusunda isteksiz. Ayrıca İranlı liderlerin sık sık gittiğinden şüphelenilen mahalle sakinlerinin bir kısmı da güvenlik nedeniyle ikamet yerlerini değiştirmeyi düşünüyor.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.