Deyrizor’un doğu kırsalında SDG ile Arap kabileler arasında çatışmalar neden devam ediyor?

Bir Kürt yetkili, Şarku’l Avsat’a, çatışmaların Özerk Yönetim projesinden korkan taraflarca yönlendirildiğini aktardı.

Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
TT

Deyrizor’un doğu kırsalında SDG ile Arap kabileler arasında çatışmalar neden devam ediyor?

Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)

Deyrizor kırsalında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği bölgelerdeki genel sakinliğe rağmen burası, Fırat Nehri’nin hükümet kontrolü altındaki batı yakasından bir kabile lideri önderliğindeki yerel milislerin ara sıra gerçekleştirdiği saldırılara tanık oluyor. Bu durum, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi yetkililerinin, yönetimi saldırıların arkasında olmakla suçlamasına yol açıyor. Suriye olaylarını gözlemleyenler, bazı kabile liderlerinin hırs ve anlaşmazlıklarının, bölgede DEAŞ ile mücadele eden uluslararası koalisyon tarafından desteklenen, Şam’ın yetkisi dışındaki bölgedeki gerilimi sürdürmek için istismar edildiğine inanıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu operasyonun sonuncusu, 18 Şubat Pazar günü silahlı grupların, Deyrizor’un doğu kırsalındaki birçok kasabada bulunan SDG noktaları ve askeri kontrol noktalarına eş zamanlı saldırılar gerçekleştirmesiyle yaşandı. Saldırılarda meydana gelen can kaybına ilişkin bilgi verilmedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), o sıralarda yerel silahlı kişilerin, SDG’nin konuşlandığı Boubadran su rafinerisi noktasına ve et-Tayana ve es-Soussa kasabalarındaki noktalara saldırı düzenlediğini bildirdi.

Geçen ağustos ayında Deyrizor’un doğu kırsalındaki bazı Arap aşiretlerine mensup silahlılar ile ABD liderliğinde DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon tarafından desteklenen PYD’ye bağlı Kürtlerin çoğunluğunu oluşturduğu SDG unsurları arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Çatışmalar, o günden bu yana durmadı. Ayrıca siviller de dahil olmak üzere onlarca can kaybına neden oldu. Ancak hareketin lideri Şeyh İbrahim el-Hafel’in o dönemde bölgeden Şam’a kaçmasıyla göreceli sakinlik geri geldi. Kendisi, Suriyeli yetkililerle bağları olmakla suçlanıyor.

Hafel, Suriye Ceziresi’nin en büyük kabilelerinden biri olan el-Akidat kabilesinin şeyhinin kardeşi. Geçtiğimiz haftalarda Suriye’nin başkenti Şam’daki bir misafirhanede şeyhler ve bölge aşiretlerinin ileri gelenleriyle birlikte görüldüğü fotoğraf ve videoları yayıldı.

Çatışmaların başlangıcından bu yana SDG liderliği, Şam’daki yetkilileri bu gerilimin arkasında olmakla ve Hafel’i desteklemekle suçlandı. Ancak Hafel bu iddiayı reddederken, “Yaşanan, bölge halkının, haklarını savunmak için ortaya koyduğu meşru bir harekettir” dedi.

Fotoğraf Altı: Şeyh İbrahim Cadaan el-Hafel. (İnternet siteleri)
Şeyh İbrahim Cadaan el-Hafel. (İnternet siteleri)

Ancak doğu Suriye meseleleri konusunda uzman Suriyeli gazeteci Muhammed el-Hamid, Hafel’in Şam ile sürekli koordinasyon içinde olduğunu belirtti. Ayrıca Deyrizor kırsalında rejimin kontrolündeki Mayadin şehrinde unsurları için özel kamplar açıldığını açıkladı.

Hamid, altı ay önce bölgede çıkan çatışmaların, Hafel ve SDG’ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi’nin eski komutanı olan akrabası Ahmed el-Hubeyl de dahil, kabile sahnesinin ön saflarında yer almayı arzulayan kişiler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekti. Uzmana göre bu kişiler, kişisel emellerini gerçekleştirmek için bölge halkına uygulanan baskıyı istismar ettiler.

Ayrıca el-Akidat kabilesinden olan Hubeyl, SDG liderliğinin onu Ağustos ayında görevinden almaya karar vermesinden önce, SDG içindeki nüfuzunu kullanarak kabile şeyhliğini talep etmişti. Bu durum, iki taraf arasında el-Akidat kabilesi mensuplarının yoğunlaştığı bölgelerde çatışmaların patlak vermesine yol açtı.

Hubeyl ile sadakatleri Suriye’deki çeşitli otoriteler arasında bölünmüş olan kabilenin geri kalan ileri gelenleri arasındaki kötü ilişkilere rağmen İbrahim el-Hafel, SDG ile Ahmed el-Hubeyl güçleri arasındaki çatışmaların el-Akidat kabilesi mensuplarının köylerinde yoğunlaşmasından yararlandı. Böylece SDG tüm bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirene kadar yaklaşık bir ay süren şiddetli bir çatışmaya dahil olmuş silahlı bir harekete liderlik etti.

Fotoğraf Altı: Deyrizor’daki SDG unsurları (AFP)
Deyrizor’daki SDG unsurları (AFP)

İki taraf arasındaki büyük askeri operasyonların sona ermesine rağmen Hafel’e bağlı grup, Fırat Nehri’ne bakan köylerden başlayarak SDG kontrolündeki kıyının karşı tarafından zaman zaman saldırılar düzenlemeye devam etti. PYD Halkla İlişkiler Ofisi Direktörü Sihanouk Dibo’nun belirttiğine göre SDG ise bu durumu, kendi bölgelerini istikrarsızlaştırmaya çalışmak ve ulusal projesini engellemek olarak nitelendiriyor.

Baskılar ve hırslar

Dibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu operasyonların, 2254 sayılı uluslararası karar uyarınca Suriye krizine gerçekçi çözüm haline gelen Özerk Yönetim projesinden korkan taraflarca desteklendiğini söyledi. Dibo ayrıca, “Biz bu grupları destekleyenin Suriye rejimi olduğuna inanıyoruz, yoksa kontrolü altındaki bölgelerde nasıl serbestçe dolaşıp oradan güçlerimize saldırabilirler?” diye sordu.

SDG, amacın Suriye’deki siyasi projesini vurmak olduğuna inanırken, gözlemciler ise Suriyeli yetkililerin SDG’yi zayıflatmak için bölgedeki kabilelerin ileri gelenlerinin hırslarından ve bazı grupların ötekileştirilme hissinden yararlandığına dikkati çekti.

Bu bağlamda Muhammed el-Hamid şu açıklamada bulundu:

“İbrahim el-Hafel, muhalif güçler ile Özerk Yönetim arasında yaşanan köklü çatışmanın yanı sıra, özellikle SDG kontrolündeki bölgelerdeki bazı Arap şehir ve kasabalarının ihmal edilmesiyle, başlangıçta önemli sayıda destekçisini harekete geçirmeyi başardı. Ancak Hafel’in rejimin kontrolündeki bölgelere kaçıp Suriye güvenlik servisleriyle bağlantısının doğrulanmasının ardından aldığı bu destek ve onay önemli ölçüde azaldı. Hafel, şu anda Şam’da. Hareketine daha fazla savaşçı katmak için Şam'a sadık bazı kabile ileri gelenleriyle görüştü. Suriyeli yetkililer, bunun için meydanlarda eğitim kamplarına benzeyen alanlar sağladı. Ayrıca üyelerine, özellikle de Ziban, Ebu Hamam, el-Kasra ve el-Hasan kasabaları aracılığıyla Fırat Nehri’nin batı yakasından nehrin doğu yakasındaki SDG noktalarına doğru silahlı saldırılar düzenleyebilmesi için gerekli olanakları da sağladı.”

Fotoğraf Altı: Geçen eylül ayında, Deyrizor’un bir köyünde görüntülenen SDG unsurları. (AFP)
Geçen eylül ayında, Deyrizor’un bir köyünde görüntülenen SDG unsurları. (AFP)

Bölgedeki diğer kabileleri SDG’ye karşı isyan etmeye davet etmesine rağmen İbrahim el-Hafel, Deyrizor’un doğu kırsalındaki el-Akidat kabilesinin köyleriyle sınırlı kalan hareketine önemli bir destek sağlayamadı.

Kabile haritası

Kuzeydoğu Suriye’de (El-Cezire ve Fırat bölgesi) başta el-Bakara, Tay, Şammar, Cays ve el-Akidat olmak üzere yayılmış Arap kabileleri ve aşiretleri bulunuyor. Bunların tamamı, 2011’den bu yana ciddi bölünmelere maruz kalıyor. Öyle ki liderlik için rekabet eden şeyhlerin sadakati, bölgeyi kontrol eden taraf ve güçler arasında dağılıyor.

Suriyeli gazeteci Yaser Allavi, bu kabileler arası rekabetin, aktif veya Suriye’nin işlerine müdahale eden siyasi güçler tarafından yönlendirildiğine ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığına inanıyor. Allavi’ye göre bu durum ise Cezire bölgesi sakinlerinin iki kat bedel ödemesine neden oldu.

Bu hareketin sonuçları hakkında Allavi şu açıklamada bulundu:

“Artık SDG ve ardındaki Uluslararası Koalisyon Güçleri, bu dalgalanmayı kontrol altına aldıktan ve kabile üyelerinin Fırat’ın doğusundaki Deyrizor kırsalında bulunan SDG karargâhları ve kontrol noktalarına yönelik büyük askeri saldırılarını geri püskürttükten sonra, özellikle de rejimin bu saldırılara katılımına ilişkin söylentilerin artmasıyla gerilim ve saldırılar azaldı.”

İbrahim el-Hafel’e bağlı savaşçıların Deyrizor’un doğu kırsalında SDG’ye yönelik operasyonları devam etmesine rağmen yaygın inanış, saldırıları gerçekleştirenlerin siyasi ve kişisel saikleri nedeniyle, özellikle de güvenlik güçleriyle bağlantıları açısından, bu saldırıların halk tarafından desteklenmediği yönünde. Bu durum birçok kişinin, özellikle de bölgede yaşayanların ve yerinden edilenlerin çoğunun muhalefet üyeleri olması nedeniyle, sınırlı ve zayıf kalacağına inanmasına yol açıyor.



Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açıldığı ilk günde Gazze’den 12 kişi Mısır’a geçti

Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)
Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açıldığı ilk günde Gazze’den 12 kişi Mısır’a geçti

Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)
Gazze Şeridi ile Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında, tıbbi tedavi görmek üzere Mısır’a geçen Filistinlileri taşıyan ambulanslar, dün sınır hattında ilerledi. (AFP)

Gazze Şeridi’nden 12 kişi, yaklaşık iki yıllık kapanmanın ardından Refah Sınır Kapısı’nın yeniden faaliyete geçmesinin ilk gününde, Mısır’a giriş yaptı. Sınırdaki kaynaklar, bugün (Salı) Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, geçiş yapanların yaralılar ve refakatçilerden oluştuğunu bildirdi.

Beş yaralı ve yedi refakatçinin sınır kapısından Mısır’a geçtiğini belirten kaynaklar Gazze’den Mısır’a kabul edilecek hasta sayısının günlük en fazla 50 kişi olarak belirlendiğini, her hastaya iki refakatçi eşlik edebileceğini aktardı.

Mısır medyası, pazartesi günü Gazze Şeridi’nden gelen Filistinli yaralıların Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında kabul edilmeye başlandığını duyurmuştu. El-Kahire el-İhbariye televizyon kanalı, Sağlık Bakanlığı’na dayandırdığı haberinde, Kahire yönetiminin Gazze’den gelecek hastalar için 150 hastane, 300 ambulans, 12 bin doktor ve 30 hızlı müdahale ekibi hazırladığını bildirdi.

Gazze’deki en büyük sağlık kuruluşu olan Şifa Tıp Kompleksi’nin Müdürü Muhammed Ebu Selmiye ise yaklaşık 20 bin hastanın, bunların 4 bin 500’ünün çocuk olduğunu ve acil tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze’ye geri dönenlerin sayısına ilişkin ise henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

“Bir umut penceresi”

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınırda yer alan Refah Sınır Kapısı, nüfusu iki milyonu aşan Gazze halkı için neredeyse dünyaya açılan tek çıkış noktası olma özelliğini taşıyor. Kapı, savaşın başlamasından bu yana uzun süre kapalı kalmıştı.

Kapının yeniden açılması, ABD’nin arabuluculuğunda sağlanan ve Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında öngörülen temel adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.


Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
TT

Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)

Sudan ordusu bugün (Salı), Güney Kordofan Eyaleti’nin başkenti olan stratejik Kadugli kentinde, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından uygulanan kuşatmayı kırmayı başardığını açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir kaynak, “Güçlerimiz Kadugli’ye girdi ve kuşatmayı kaldırdı” dedi.

İnsani koşulların ağırlaştığı ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıya bulunan Kadugli, Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaş kapsamında, HDK ve yerel müttefikleri tarafından uzun süredir kuşatma altında tutuluyordu.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.