Deyrizor’un doğu kırsalında SDG ile Arap kabileler arasında çatışmalar neden devam ediyor?

Bir Kürt yetkili, Şarku’l Avsat’a, çatışmaların Özerk Yönetim projesinden korkan taraflarca yönlendirildiğini aktardı.

Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
TT

Deyrizor’un doğu kırsalında SDG ile Arap kabileler arasında çatışmalar neden devam ediyor?

Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)

Deyrizor kırsalında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği bölgelerdeki genel sakinliğe rağmen burası, Fırat Nehri’nin hükümet kontrolü altındaki batı yakasından bir kabile lideri önderliğindeki yerel milislerin ara sıra gerçekleştirdiği saldırılara tanık oluyor. Bu durum, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi yetkililerinin, yönetimi saldırıların arkasında olmakla suçlamasına yol açıyor. Suriye olaylarını gözlemleyenler, bazı kabile liderlerinin hırs ve anlaşmazlıklarının, bölgede DEAŞ ile mücadele eden uluslararası koalisyon tarafından desteklenen, Şam’ın yetkisi dışındaki bölgedeki gerilimi sürdürmek için istismar edildiğine inanıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu operasyonun sonuncusu, 18 Şubat Pazar günü silahlı grupların, Deyrizor’un doğu kırsalındaki birçok kasabada bulunan SDG noktaları ve askeri kontrol noktalarına eş zamanlı saldırılar gerçekleştirmesiyle yaşandı. Saldırılarda meydana gelen can kaybına ilişkin bilgi verilmedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), o sıralarda yerel silahlı kişilerin, SDG’nin konuşlandığı Boubadran su rafinerisi noktasına ve et-Tayana ve es-Soussa kasabalarındaki noktalara saldırı düzenlediğini bildirdi.

Geçen ağustos ayında Deyrizor’un doğu kırsalındaki bazı Arap aşiretlerine mensup silahlılar ile ABD liderliğinde DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon tarafından desteklenen PYD’ye bağlı Kürtlerin çoğunluğunu oluşturduğu SDG unsurları arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Çatışmalar, o günden bu yana durmadı. Ayrıca siviller de dahil olmak üzere onlarca can kaybına neden oldu. Ancak hareketin lideri Şeyh İbrahim el-Hafel’in o dönemde bölgeden Şam’a kaçmasıyla göreceli sakinlik geri geldi. Kendisi, Suriyeli yetkililerle bağları olmakla suçlanıyor.

Hafel, Suriye Ceziresi’nin en büyük kabilelerinden biri olan el-Akidat kabilesinin şeyhinin kardeşi. Geçtiğimiz haftalarda Suriye’nin başkenti Şam’daki bir misafirhanede şeyhler ve bölge aşiretlerinin ileri gelenleriyle birlikte görüldüğü fotoğraf ve videoları yayıldı.

Çatışmaların başlangıcından bu yana SDG liderliği, Şam’daki yetkilileri bu gerilimin arkasında olmakla ve Hafel’i desteklemekle suçlandı. Ancak Hafel bu iddiayı reddederken, “Yaşanan, bölge halkının, haklarını savunmak için ortaya koyduğu meşru bir harekettir” dedi.

Fotoğraf Altı: Şeyh İbrahim Cadaan el-Hafel. (İnternet siteleri)
Şeyh İbrahim Cadaan el-Hafel. (İnternet siteleri)

Ancak doğu Suriye meseleleri konusunda uzman Suriyeli gazeteci Muhammed el-Hamid, Hafel’in Şam ile sürekli koordinasyon içinde olduğunu belirtti. Ayrıca Deyrizor kırsalında rejimin kontrolündeki Mayadin şehrinde unsurları için özel kamplar açıldığını açıkladı.

Hamid, altı ay önce bölgede çıkan çatışmaların, Hafel ve SDG’ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi’nin eski komutanı olan akrabası Ahmed el-Hubeyl de dahil, kabile sahnesinin ön saflarında yer almayı arzulayan kişiler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekti. Uzmana göre bu kişiler, kişisel emellerini gerçekleştirmek için bölge halkına uygulanan baskıyı istismar ettiler.

Ayrıca el-Akidat kabilesinden olan Hubeyl, SDG liderliğinin onu Ağustos ayında görevinden almaya karar vermesinden önce, SDG içindeki nüfuzunu kullanarak kabile şeyhliğini talep etmişti. Bu durum, iki taraf arasında el-Akidat kabilesi mensuplarının yoğunlaştığı bölgelerde çatışmaların patlak vermesine yol açtı.

Hubeyl ile sadakatleri Suriye’deki çeşitli otoriteler arasında bölünmüş olan kabilenin geri kalan ileri gelenleri arasındaki kötü ilişkilere rağmen İbrahim el-Hafel, SDG ile Ahmed el-Hubeyl güçleri arasındaki çatışmaların el-Akidat kabilesi mensuplarının köylerinde yoğunlaşmasından yararlandı. Böylece SDG tüm bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirene kadar yaklaşık bir ay süren şiddetli bir çatışmaya dahil olmuş silahlı bir harekete liderlik etti.

Fotoğraf Altı: Deyrizor’daki SDG unsurları (AFP)
Deyrizor’daki SDG unsurları (AFP)

İki taraf arasındaki büyük askeri operasyonların sona ermesine rağmen Hafel’e bağlı grup, Fırat Nehri’ne bakan köylerden başlayarak SDG kontrolündeki kıyının karşı tarafından zaman zaman saldırılar düzenlemeye devam etti. PYD Halkla İlişkiler Ofisi Direktörü Sihanouk Dibo’nun belirttiğine göre SDG ise bu durumu, kendi bölgelerini istikrarsızlaştırmaya çalışmak ve ulusal projesini engellemek olarak nitelendiriyor.

Baskılar ve hırslar

Dibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu operasyonların, 2254 sayılı uluslararası karar uyarınca Suriye krizine gerçekçi çözüm haline gelen Özerk Yönetim projesinden korkan taraflarca desteklendiğini söyledi. Dibo ayrıca, “Biz bu grupları destekleyenin Suriye rejimi olduğuna inanıyoruz, yoksa kontrolü altındaki bölgelerde nasıl serbestçe dolaşıp oradan güçlerimize saldırabilirler?” diye sordu.

SDG, amacın Suriye’deki siyasi projesini vurmak olduğuna inanırken, gözlemciler ise Suriyeli yetkililerin SDG’yi zayıflatmak için bölgedeki kabilelerin ileri gelenlerinin hırslarından ve bazı grupların ötekileştirilme hissinden yararlandığına dikkati çekti.

Bu bağlamda Muhammed el-Hamid şu açıklamada bulundu:

“İbrahim el-Hafel, muhalif güçler ile Özerk Yönetim arasında yaşanan köklü çatışmanın yanı sıra, özellikle SDG kontrolündeki bölgelerdeki bazı Arap şehir ve kasabalarının ihmal edilmesiyle, başlangıçta önemli sayıda destekçisini harekete geçirmeyi başardı. Ancak Hafel’in rejimin kontrolündeki bölgelere kaçıp Suriye güvenlik servisleriyle bağlantısının doğrulanmasının ardından aldığı bu destek ve onay önemli ölçüde azaldı. Hafel, şu anda Şam’da. Hareketine daha fazla savaşçı katmak için Şam'a sadık bazı kabile ileri gelenleriyle görüştü. Suriyeli yetkililer, bunun için meydanlarda eğitim kamplarına benzeyen alanlar sağladı. Ayrıca üyelerine, özellikle de Ziban, Ebu Hamam, el-Kasra ve el-Hasan kasabaları aracılığıyla Fırat Nehri’nin batı yakasından nehrin doğu yakasındaki SDG noktalarına doğru silahlı saldırılar düzenleyebilmesi için gerekli olanakları da sağladı.”

Fotoğraf Altı: Geçen eylül ayında, Deyrizor’un bir köyünde görüntülenen SDG unsurları. (AFP)
Geçen eylül ayında, Deyrizor’un bir köyünde görüntülenen SDG unsurları. (AFP)

Bölgedeki diğer kabileleri SDG’ye karşı isyan etmeye davet etmesine rağmen İbrahim el-Hafel, Deyrizor’un doğu kırsalındaki el-Akidat kabilesinin köyleriyle sınırlı kalan hareketine önemli bir destek sağlayamadı.

Kabile haritası

Kuzeydoğu Suriye’de (El-Cezire ve Fırat bölgesi) başta el-Bakara, Tay, Şammar, Cays ve el-Akidat olmak üzere yayılmış Arap kabileleri ve aşiretleri bulunuyor. Bunların tamamı, 2011’den bu yana ciddi bölünmelere maruz kalıyor. Öyle ki liderlik için rekabet eden şeyhlerin sadakati, bölgeyi kontrol eden taraf ve güçler arasında dağılıyor.

Suriyeli gazeteci Yaser Allavi, bu kabileler arası rekabetin, aktif veya Suriye’nin işlerine müdahale eden siyasi güçler tarafından yönlendirildiğine ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığına inanıyor. Allavi’ye göre bu durum ise Cezire bölgesi sakinlerinin iki kat bedel ödemesine neden oldu.

Bu hareketin sonuçları hakkında Allavi şu açıklamada bulundu:

“Artık SDG ve ardındaki Uluslararası Koalisyon Güçleri, bu dalgalanmayı kontrol altına aldıktan ve kabile üyelerinin Fırat’ın doğusundaki Deyrizor kırsalında bulunan SDG karargâhları ve kontrol noktalarına yönelik büyük askeri saldırılarını geri püskürttükten sonra, özellikle de rejimin bu saldırılara katılımına ilişkin söylentilerin artmasıyla gerilim ve saldırılar azaldı.”

İbrahim el-Hafel’e bağlı savaşçıların Deyrizor’un doğu kırsalında SDG’ye yönelik operasyonları devam etmesine rağmen yaygın inanış, saldırıları gerçekleştirenlerin siyasi ve kişisel saikleri nedeniyle, özellikle de güvenlik güçleriyle bağlantıları açısından, bu saldırıların halk tarafından desteklenmediği yönünde. Bu durum birçok kişinin, özellikle de bölgede yaşayanların ve yerinden edilenlerin çoğunun muhalefet üyeleri olması nedeniyle, sınırlı ve zayıf kalacağına inanmasına yol açıyor.



Mısır Cumhurbaşkanı, İranlı mevkidaşına Amerika ile yaşanan krizin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)
TT

Mısır Cumhurbaşkanı, İranlı mevkidaşına Amerika ile yaşanan krizin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanlığı yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile dün yaptığı telefon görüşmesinde, İran krizini çözmenin ve Ortağoğu'yu gerilim ve istikrarsızlığın yıkıcı etkilerinden kurtarmanın tek yolunun diplomasi olduğunu teyit ettiğini duyurdu.

Mısır Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasında, Sisi'nin bölgedeki artan gerilimlerden duyduğu endişeyi dile getirdiği, gerilimin azaltılması çağrısında bulunduğu ve askeri çözümleri reddettiğini vurguladığı belirtildi.

resim

Pezeşkiyan ve Sisi arasında telefon görüşmesi

Mısır Cumhurbaşkanı, ülkesinin İran ve Amerika Birleşik Devletleri'ni müzakere masasına geri getirmek ve İran nükleer sorunu konusunda bir uzlaşmaya varmak için çabalarını sürdürdüğünü vurguladı. Sisi, tarafların kapsamlı bir çözüme ulaşmak için diyaloğa öncelik vereceklerini umduğunu ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı ise Mısır'ın bölgedeki gerginliğin önlenmesinde ve güvenlik ile istikrarın sağlanmasında oynadığı olumlu rol için minnettarlığını ve takdirini dile getirerek, ülkesinin bölgesel istikrarı destekleyecek şekilde Mısır ile siyasi istişare ve koordinasyonu artırma konusundaki istekliliğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı askeri saldırı tehdidi göz önüne alındığında, ABD ile bir savaşın ne iki tarafın ne de Ortadoğu bölgesinin çıkarına olacağını belirtti.

İran Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Pezeşkiyan, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah es-Sisi ile yaptığı görüşmede, "İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman savaş aramayacak ve hiçbir koşulda savaş istemeyecektir; savaşın İran'ın, Amerika Birleşik Devletleri'nin veya bölgenin çıkarına olmadığına derinden inanmaktadır" ifadelerini kullandı.


İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti
TT

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Şeridi sakinleri, yaklaşık iki yıl süren savaş günlerini hatırlatan kanlı bir gün yaşadı. İsrail’in, Gazze’nin farklı bölgelerinde birçok hedefi vuran bir dizi hava saldırısı düzenlemesi sonucu, aralarında Hamas ve İslami Cihad mensuplarının aile bireylerinin de bulunduğu onlarca kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu saldırılar, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının yeni bir ihlali olarak değerlendirildi.

Gazze halkına, Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık iki yıllık savaş sırasında yaşadıkları zor anları hatırlatan İsrail hava saldırıları; evleri, apartman dairelerini, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı çadırları ve Hamas hükümetine bağlı bir polis merkezini hedef aldı.

Bu dağınık hava saldırılarında, aralarında 6 çocuk ve 3 kadının da bulunduğu en az 31 Filistinli hayatını kaybetti. Bazıları ağır olmak üzere Çok sayıda kişi ise çeşitli derecelerde yaralandı. Bu durum, can kaybının ilerleyen saatlerde artabileceğini gösteriyor.


İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

TT

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail’in bugün Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir dizi hava saldırısında 28 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Hamas, saldırıların ateşkes anlaşmasını kasıtlı olarak baltalamayı amaçladığını öne sürdü.

Bu bilanço, çatışmaları durdurmayı hedefleyen ateşkes anlaşmasından bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayda geçti.

Filistin Enformasyon Merkezi, “İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde sivillere yönelik gerçekleştirdiği çok sayıda katliam sonucu bugün şehit olanların sayısının 28’e yükseldiğini” duyurdu. Merkez, İsrail savaş uçaklarının sabah saatlerinde Gazze kentinin kuzeybatısında yer alan Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni hedef aldığını, saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı da İsrail savaş uçaklarının, Gazze kentinin batısındaki Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni vurduğunu, saldırı sonucu çok sayıda polis memuru ve personelin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Öte yandan İsrail uçaklarının, Gazze kentindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde bir evi de bombaladığı, saldırıda ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

fevefv
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgeyi inceleyen Filistinliler, 31 Ocak 2026 (Reuters)

Daha önce Nasır ve Şifa hastanelerinden yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzey ve güneyini hedef aldığını, bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu bildirmişti. Saldırılarda, iki ayrı aileden iki kadın ve altı çocuk hayatını kaybetti.

sdfvgt
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen bir Filistinli (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının yaşamını yitirdiğini açıkladı. Nasır Hastanesi ise bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının yangına yol açtığını, saldırıda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu saldırıyı gerekçelendirdi

İsrail ordusunun ilk açıklaması ise Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’den geldi. Adraee, X platformunda yaptığı paylaşımda, İsrail ordusu ile iç istihbarat servisi Şin-Bet’in (Şabak), Gazze Şeridi’nde Hamas ve İslami Cihad hareketlerine ait liderleri ve altyapıları hedef aldığını belirtti. Adraee, bunun, ‘dün ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesine yanıt’ olduğunu savunarak, Refah bölgesinde ‘yer altındaki bir tünelin içinden sekiz militanın çıktığını’ öne sürdü.

Adraee, “İsrail ordusu ve Şin-Bet, geçtiğimiz gece ve bu sabah Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde Hamas ve İslami Cihad’a mensup dört lideri ve unsuru hedef aldı. Ayrıca Gazze’nin orta kesiminde Hamas’a ait bir silah deposu, bir silah üretim tesisi ve roket fırlatma için kullanılan iki altyapı noktası vuruldu” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda Adraee, İsrail ordusu ve Şin-Bet’in ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesini ‘son derece ciddi’ gördüğünü belirterek, Gazze Şeridi’ndeki örgütlerin İsrail ordusuna ve İsrail vatandaşlarına yönelik saldırı girişimlerine karşı harekete geçmeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Hamas ‘tehlikeli tırmanışı’ kınadı

Hamas, ‘işgal güçlerinin katliamlarını sürdürmesini ve yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırları hedef almasını tehlikeli bir tırmanış ve ateşkes anlaşmasının kasıtlı biçimde baltalanması’ olarak değerlendirdi.

Hamas, bugün yayımladığı basın açıklamasında, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız bombardımanını sürdürdüğünü, savaş uçaklarının Han Yunus’ta yedi kişilik yerinden edilmiş bir ailenin kaldığı çadırı hedef alması sonucu tamamının hayatını kaybettiğini bildirdi. Açıklamada, son saatlerde Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde yaşamını yitirenlerin sayısının altısı çocuk olmak üzere 12’ye yükseldiği belirtilerek, bunun ‘vahşi bir suç ve ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali’ olduğu vurgulandı.

Hamas, sivillerin, ailelerin ve çocukların sığındığı çadırların hedef alınmasının, İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik ‘soykırım niteliğindeki savaşı’ sürdürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Açıklamada, ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen bu saldırıların devam etmesinin, İsrail’in anlaşmayı ciddiye almadığını, arabulucuların ve garantör ülkelerin çabalarını hiçe saydığını gösterdiği kaydedildi.

Hamas, ateşkes anlaşmasının garantör ülkelerine ve ABD yönetimine çağrıda bulunarak, “İsrail’in ateşkesi baltalamaya yönelik politikasını durdurmak, sivillere yönelik savaş ve katliamları sona erdirmek ve varılan anlaşmanın oyalama ya da manevra olmaksızın uygulanmasını sağlamak için derhal harekete geçilmesi” gerektiğini belirtti.

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bin 300’ü aşkın ihlal sonucu bin 850’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı bildirildi.

vfedvf
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkaz altında kalanları arayan Filistinliler (Reuters)

İsrail, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana dört askerinin öldürülmesinden Filistinli silahlı grupları sorumlu tutuyor. İsrail ordusu bir gün önce, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta bir tünelden sekiz militanın çıktığını tespit ettiklerini, bunlardan üçünün öldürüldüğünü, dördüncü kişinin ise bölgede Hamas’ın önde gelen liderlerinden biri olarak tutuklandığını açıklamıştı.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik yirmi maddelik planının ikinci aşamasının uygulanması hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak yaşanıyor. Planın ilk duyurusu, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından bu ayın başında, bölgede teknokrat bir Filistin hükümeti kurulmasıyla birlikte yapılmıştı.

Planın ikinci aşaması, Hamas’ın silahsızlandırılması gibi hassas konuları içeriyor. Ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi’nin bazı bölgelerinden çekilmesi ve barışı koruma amaçlı uluslararası bir gücün konuşlandırılması öngörülüyor.

Söz konusu plan kapsamında, savaş boyunca büyük bölümü kapalı kalan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı’nın yarın yeniden açılması bekleniyor.