Deyrizor’un doğu kırsalında SDG ile Arap kabileler arasında çatışmalar neden devam ediyor?

Bir Kürt yetkili, Şarku’l Avsat’a, çatışmaların Özerk Yönetim projesinden korkan taraflarca yönlendirildiğini aktardı.

Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
TT

Deyrizor’un doğu kırsalında SDG ile Arap kabileler arasında çatışmalar neden devam ediyor?

Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)
Geçen ağustos ayında SDG ile Arap kabileleri arasında çatışmalara sahne olan doğu Suriye’nin Deyrizor kırsalındaki eş-Şuhayl kasabasının girişi. (EPA)

Deyrizor kırsalında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği bölgelerdeki genel sakinliğe rağmen burası, Fırat Nehri’nin hükümet kontrolü altındaki batı yakasından bir kabile lideri önderliğindeki yerel milislerin ara sıra gerçekleştirdiği saldırılara tanık oluyor. Bu durum, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi yetkililerinin, yönetimi saldırıların arkasında olmakla suçlamasına yol açıyor. Suriye olaylarını gözlemleyenler, bazı kabile liderlerinin hırs ve anlaşmazlıklarının, bölgede DEAŞ ile mücadele eden uluslararası koalisyon tarafından desteklenen, Şam’ın yetkisi dışındaki bölgedeki gerilimi sürdürmek için istismar edildiğine inanıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu operasyonun sonuncusu, 18 Şubat Pazar günü silahlı grupların, Deyrizor’un doğu kırsalındaki birçok kasabada bulunan SDG noktaları ve askeri kontrol noktalarına eş zamanlı saldırılar gerçekleştirmesiyle yaşandı. Saldırılarda meydana gelen can kaybına ilişkin bilgi verilmedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), o sıralarda yerel silahlı kişilerin, SDG’nin konuşlandığı Boubadran su rafinerisi noktasına ve et-Tayana ve es-Soussa kasabalarındaki noktalara saldırı düzenlediğini bildirdi.

Geçen ağustos ayında Deyrizor’un doğu kırsalındaki bazı Arap aşiretlerine mensup silahlılar ile ABD liderliğinde DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon tarafından desteklenen PYD’ye bağlı Kürtlerin çoğunluğunu oluşturduğu SDG unsurları arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Çatışmalar, o günden bu yana durmadı. Ayrıca siviller de dahil olmak üzere onlarca can kaybına neden oldu. Ancak hareketin lideri Şeyh İbrahim el-Hafel’in o dönemde bölgeden Şam’a kaçmasıyla göreceli sakinlik geri geldi. Kendisi, Suriyeli yetkililerle bağları olmakla suçlanıyor.

Hafel, Suriye Ceziresi’nin en büyük kabilelerinden biri olan el-Akidat kabilesinin şeyhinin kardeşi. Geçtiğimiz haftalarda Suriye’nin başkenti Şam’daki bir misafirhanede şeyhler ve bölge aşiretlerinin ileri gelenleriyle birlikte görüldüğü fotoğraf ve videoları yayıldı.

Çatışmaların başlangıcından bu yana SDG liderliği, Şam’daki yetkilileri bu gerilimin arkasında olmakla ve Hafel’i desteklemekle suçlandı. Ancak Hafel bu iddiayı reddederken, “Yaşanan, bölge halkının, haklarını savunmak için ortaya koyduğu meşru bir harekettir” dedi.

Fotoğraf Altı: Şeyh İbrahim Cadaan el-Hafel. (İnternet siteleri)
Şeyh İbrahim Cadaan el-Hafel. (İnternet siteleri)

Ancak doğu Suriye meseleleri konusunda uzman Suriyeli gazeteci Muhammed el-Hamid, Hafel’in Şam ile sürekli koordinasyon içinde olduğunu belirtti. Ayrıca Deyrizor kırsalında rejimin kontrolündeki Mayadin şehrinde unsurları için özel kamplar açıldığını açıkladı.

Hamid, altı ay önce bölgede çıkan çatışmaların, Hafel ve SDG’ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi’nin eski komutanı olan akrabası Ahmed el-Hubeyl de dahil, kabile sahnesinin ön saflarında yer almayı arzulayan kişiler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekti. Uzmana göre bu kişiler, kişisel emellerini gerçekleştirmek için bölge halkına uygulanan baskıyı istismar ettiler.

Ayrıca el-Akidat kabilesinden olan Hubeyl, SDG liderliğinin onu Ağustos ayında görevinden almaya karar vermesinden önce, SDG içindeki nüfuzunu kullanarak kabile şeyhliğini talep etmişti. Bu durum, iki taraf arasında el-Akidat kabilesi mensuplarının yoğunlaştığı bölgelerde çatışmaların patlak vermesine yol açtı.

Hubeyl ile sadakatleri Suriye’deki çeşitli otoriteler arasında bölünmüş olan kabilenin geri kalan ileri gelenleri arasındaki kötü ilişkilere rağmen İbrahim el-Hafel, SDG ile Ahmed el-Hubeyl güçleri arasındaki çatışmaların el-Akidat kabilesi mensuplarının köylerinde yoğunlaşmasından yararlandı. Böylece SDG tüm bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirene kadar yaklaşık bir ay süren şiddetli bir çatışmaya dahil olmuş silahlı bir harekete liderlik etti.

Fotoğraf Altı: Deyrizor’daki SDG unsurları (AFP)
Deyrizor’daki SDG unsurları (AFP)

İki taraf arasındaki büyük askeri operasyonların sona ermesine rağmen Hafel’e bağlı grup, Fırat Nehri’ne bakan köylerden başlayarak SDG kontrolündeki kıyının karşı tarafından zaman zaman saldırılar düzenlemeye devam etti. PYD Halkla İlişkiler Ofisi Direktörü Sihanouk Dibo’nun belirttiğine göre SDG ise bu durumu, kendi bölgelerini istikrarsızlaştırmaya çalışmak ve ulusal projesini engellemek olarak nitelendiriyor.

Baskılar ve hırslar

Dibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu operasyonların, 2254 sayılı uluslararası karar uyarınca Suriye krizine gerçekçi çözüm haline gelen Özerk Yönetim projesinden korkan taraflarca desteklendiğini söyledi. Dibo ayrıca, “Biz bu grupları destekleyenin Suriye rejimi olduğuna inanıyoruz, yoksa kontrolü altındaki bölgelerde nasıl serbestçe dolaşıp oradan güçlerimize saldırabilirler?” diye sordu.

SDG, amacın Suriye’deki siyasi projesini vurmak olduğuna inanırken, gözlemciler ise Suriyeli yetkililerin SDG’yi zayıflatmak için bölgedeki kabilelerin ileri gelenlerinin hırslarından ve bazı grupların ötekileştirilme hissinden yararlandığına dikkati çekti.

Bu bağlamda Muhammed el-Hamid şu açıklamada bulundu:

“İbrahim el-Hafel, muhalif güçler ile Özerk Yönetim arasında yaşanan köklü çatışmanın yanı sıra, özellikle SDG kontrolündeki bölgelerdeki bazı Arap şehir ve kasabalarının ihmal edilmesiyle, başlangıçta önemli sayıda destekçisini harekete geçirmeyi başardı. Ancak Hafel’in rejimin kontrolündeki bölgelere kaçıp Suriye güvenlik servisleriyle bağlantısının doğrulanmasının ardından aldığı bu destek ve onay önemli ölçüde azaldı. Hafel, şu anda Şam’da. Hareketine daha fazla savaşçı katmak için Şam'a sadık bazı kabile ileri gelenleriyle görüştü. Suriyeli yetkililer, bunun için meydanlarda eğitim kamplarına benzeyen alanlar sağladı. Ayrıca üyelerine, özellikle de Ziban, Ebu Hamam, el-Kasra ve el-Hasan kasabaları aracılığıyla Fırat Nehri’nin batı yakasından nehrin doğu yakasındaki SDG noktalarına doğru silahlı saldırılar düzenleyebilmesi için gerekli olanakları da sağladı.”

Fotoğraf Altı: Geçen eylül ayında, Deyrizor’un bir köyünde görüntülenen SDG unsurları. (AFP)
Geçen eylül ayında, Deyrizor’un bir köyünde görüntülenen SDG unsurları. (AFP)

Bölgedeki diğer kabileleri SDG’ye karşı isyan etmeye davet etmesine rağmen İbrahim el-Hafel, Deyrizor’un doğu kırsalındaki el-Akidat kabilesinin köyleriyle sınırlı kalan hareketine önemli bir destek sağlayamadı.

Kabile haritası

Kuzeydoğu Suriye’de (El-Cezire ve Fırat bölgesi) başta el-Bakara, Tay, Şammar, Cays ve el-Akidat olmak üzere yayılmış Arap kabileleri ve aşiretleri bulunuyor. Bunların tamamı, 2011’den bu yana ciddi bölünmelere maruz kalıyor. Öyle ki liderlik için rekabet eden şeyhlerin sadakati, bölgeyi kontrol eden taraf ve güçler arasında dağılıyor.

Suriyeli gazeteci Yaser Allavi, bu kabileler arası rekabetin, aktif veya Suriye’nin işlerine müdahale eden siyasi güçler tarafından yönlendirildiğine ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığına inanıyor. Allavi’ye göre bu durum ise Cezire bölgesi sakinlerinin iki kat bedel ödemesine neden oldu.

Bu hareketin sonuçları hakkında Allavi şu açıklamada bulundu:

“Artık SDG ve ardındaki Uluslararası Koalisyon Güçleri, bu dalgalanmayı kontrol altına aldıktan ve kabile üyelerinin Fırat’ın doğusundaki Deyrizor kırsalında bulunan SDG karargâhları ve kontrol noktalarına yönelik büyük askeri saldırılarını geri püskürttükten sonra, özellikle de rejimin bu saldırılara katılımına ilişkin söylentilerin artmasıyla gerilim ve saldırılar azaldı.”

İbrahim el-Hafel’e bağlı savaşçıların Deyrizor’un doğu kırsalında SDG’ye yönelik operasyonları devam etmesine rağmen yaygın inanış, saldırıları gerçekleştirenlerin siyasi ve kişisel saikleri nedeniyle, özellikle de güvenlik güçleriyle bağlantıları açısından, bu saldırıların halk tarafından desteklenmediği yönünde. Bu durum birçok kişinin, özellikle de bölgede yaşayanların ve yerinden edilenlerin çoğunun muhalefet üyeleri olması nedeniyle, sınırlı ve zayıf kalacağına inanmasına yol açıyor.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.