Netanyahu'nun ‘Hamas'tan Sonraki Gün – İlkeler’ adlı planına dair bir okuma…

‘İki halk için üç varlık’ ve İsrail'i sevmek ve Filistin devletinin kurulmasını engellemek için eğitim.

İsrail'in perşembe günü Refah'a düzenlediği saldırılar yıkıma yol açtı (AFP)
İsrail'in perşembe günü Refah'a düzenlediği saldırılar yıkıma yol açtı (AFP)
TT

Netanyahu'nun ‘Hamas'tan Sonraki Gün – İlkeler’ adlı planına dair bir okuma…

İsrail'in perşembe günü Refah'a düzenlediği saldırılar yıkıma yol açtı (AFP)
İsrail'in perşembe günü Refah'a düzenlediği saldırılar yıkıma yol açtı (AFP)

Bazen İsrailli liderlerin başkaları için neler planladığını okurken insan gözlerine inanamıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, müttefik ve dost ABD yönetimi tarafından, İsrail ordusu ve güvenlik birimlerinin liderliği, birçok uluslararası, bölgesel ve yerel kurumlar tarafından yapılan yoğun baskıların ardından, Gazze'ye yönelik savaş sonrası günler için planını hazırladı. Plan, gerçeklikten kopuk olmaktan ziyade, Filistinlilere İsrail'in topraklarını işgal etme ve yaşamlarını kontrol altında tutma şartlarını dayatmayı amaçlıyor ve hatta onları yeniden eğitmeyi ve İsrail'e karşı tavırlarını değiştirmeleri ve sevgiye dönüştürmeleri için eğitmeyi içerecek kadar ileri gidiyor.

Belge metninin formülasyonundan, Netanyahu'nun gerçekten, Tel Aviv'deki ofisinde oturup diğerlerinin yaşam kurallarını çizmeye, sadece Filistinliler için değil, aynı zamanda ABD ve Arap ülkeleri için de roller planladığına inandığı anlaşılıyor.

Fotoğraf Altı: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (EPA-Arşiv)
 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (EPA-Arşiv)

‘Hamas’tan Sonraki Gün – İlkeler’ başlığını taşıyan belge, bir buçuk sayfa uzunluğunda. Dört paragrafa ayrılan belgenin ilk paragrafı ‘Sonraki Gün’e ulaşmak için gerekli koşulları vurguluyor. Bu paragraf, hedeflere ulaşılana kadar savaşın devam etmesinin gerekliliğine işaret ediyor. Hamas ve İslami Cihad'ın askeri yeteneklerinin ve altyapısının yok edilmesi, kaçırılanların geri getirilmesi ve Gazze'nin bir güvenlik tehdidi olmaktan çıkarılması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtiyor.

Burada Netanyahu'nun ders aldığı ve artık ‘Hamas’ın yok edilmesinden bahsetmediği açıkça ortaya çıkıyor. Çünkü ona Hamas'ın sadece silahlı bir örgüt değil, aynı zamanda bir düşünsel örgüt olduğu anlatılmış. Ancak Netanyahu, savaşın devam edeceğine dair söz veriyor.

‘Güvenlik Alanı’ başlığı altında yer alan bir sonraki paragraf, Netanyahu'nun savaşın devam etmesine ilişkin ciddi niyetlerini açıklıyor. Beş madde halinde, Netanyahu'nun savaşın devam etmesine yönelik kararlılığını ortaya koyuyor. İsrail'in Gazze Şeridi'nin her yerinde askeri operasyonlarını sürdüreceğine işaret ederek, bunun ‘belirli bir süre olmaksızın’ gerçekleştirileceğini ve bu durumun ‘terörün yeniden ortaya çıkmasını önlemek ve Gazze'den gelen tehditleri bertaraf etmek’ amacıyla olduğunu vurguluyor. Netanyahu, İsrail'in Gazze Sınırı boyunca bir güvenlik kordonu oluşturma kararlılığını da teyit ediyor. Bu durumun ‘güvenlik gerekliliği devam ettiği sürece’ geçerli olacağını belirtiyor. Netanyahu, bu güvenlik kordonunu İsrail topraklarının içinde değil, Gazze topraklarından kesilmiş bir parça olarak istediğinin altını çiziyor. Bu, Netanyahu'nun bakanı Bezalel Smotrich'in teorisiyle uyumlu bir şekilde, Hamas saldırısını cezalandırmak için Filistinlilerin topraklarını kaybetmelerini öneren teorisini kanıtlıyor.

Fotoğraf Altı: Gazze'de, Nasır Hastanesi yakınlarındaki İsrail askerleri. (Reuters-Arşiv)
Gazze'de, Nasır Hastanesi yakınlarındaki İsrail askerleri. (Reuters-Arşiv)

Sonrasında Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır ile ilgili bir madde mevcut. Netanyahu, güvenliği sağlamak amacıyla Mısır ile birlikte, ABD'nin yardımıyla, ‘güneyde bir engel’ oluşturacaklarını belirtiyor. Bu engelin amacının Mısır'dan Gazze'ye kaçakçılığı önlemek olduğunu ifade ediyor. Bu iş birliği, Refah geçiş noktasını da İsrail-Mısır iş birliği kapsamına alıyor.

Netanyahu buraya, Gazze Şeridi de dahil olmak üzere Deniz'den (Akdeniz) Nehre (Ürdün) kadar kara, deniz ve hava yoluyla İsrail'in güvenlik kontrolünün dayatılmasını onaylayan bir madde koymuş. Amacın, terörün gücünün artmasını önlemek ve İsrail'e yönelik tehditleri bertaraf etmek olduğu belirtiliyor. Ayrıca kamu düzenini kontrol etme ihtiyacı dışında Gazze Şeridi'ni askerden arındırılmış bölge haline getirdi. İsrail'in öngörülebilir gelecekte bu maddenin uygulanmasından ve izlenmesinden sorumlu olacağını vurguluyor.

‘Sivil Alan’ başlığı altındaki paragraf, bu unsurların terörizmi destekleyen ülke veya kuruluşlara ait olmaması ve onlardan maaş almaması için mümkün olduğunca idari tecrübesi olan yerel unsurlara dayanılarak halk sisteminin yönetilmesi ve sorumluluğundan söz ediyor. Pratikte, Netanyahu'nun Batı Şeria'nın sivil işlerini yöneten Filistin Otoritesi'nden farklı bir sistem istediği belirtiliyor. Strateji uzmanı Ron Ben Yishai, Netanyahu'nun iki devletli çözümü dışlamak için ‘iki halk için üç varlık’ temelli bir çözüm istediği sonucuna vardı.

Fotoğraf Altı: Filistinliler cuma günü Deyr el-Balah'ta İsrail saldırısında yıkılan bir binanın enkazında arama-kurtarma çalışmaları yürüttü. (AP)
Filistinliler cuma günü Deyr el-Balah'ta İsrail saldırısında yıkılan bir binanın enkazında arama-kurtarma çalışmaları yürüttü. (AP)

Bu paragrafın ikinci maddesi Filistinlilere yönelik bir eğitim planına işaret ediyor. Buna göre, ‘Gazze'deki tüm dini, eğitim ve sosyal kurumlarda aşırılığı önlemeye yönelik bir planın uygulanması için Arap ülkelerinden bu tür planları destekleyen deneyimli ülkelerin yardımıyla mümkün olduğunca yardım sağlanacak.’

Mülteci sorununu çözmeden, Netanyahu özel bir madde ekliyor ve İsrail'in Gazze'deki UNRWA (BM Mültecilere Yardım Kurumu) sorununu çözmek için çalışacağını ve onun yerine başka uluslararası yardım kuruluşlarını getireceğini vurguluyor.

Gazze'nin yeniden inşası konusunda Netanyahu, yalnızca İsrail'in kabul ettiği ülkelerin katılımıyla gerçekleşeceğini ve silahların bertaraf edilmesi ve aşırılığa karşı eğitim planının uygulanmasının tamamlanmasından sonra gerçekleşeceğinin altını çiziyor. Bu durum, Netanyahu'nun Gazze'deki halkın İsrail'e karşı nefret kültüründe bir değişiklik olup olmadığını görmek için bir sınav yapacağı ironik bir soruyu gündeme getiriyor.

Fotoğraf Altı: Gazze sınırı yakınında bir İsrail tankı. (Reuters)
Gazze sınırı yakınında bir İsrail tankı. (Reuters)

‘Uzun Vadeli Plan’ başlığı altında, Netanyahu'nun barış ve düşmanlığın sona ermesi konusunda herhangi bir olumlu fikir önermediği ve istemediği bir son paragraf bulunuyor. Beş satırdan oluşan bu paragrafta, uluslararası toplumun Filistinlilerle nihai çözüm konusundaki yönergelerini reddettiğini ve bunun sadece doğrudan ve koşulsuz müzakerelerde belirlenebileceğini vurguluyor. Ayrıca, İsrail'in tek taraflı olarak Filistin devletini tanımayı reddedeceğini ve bunun ‘7 Ekim katliamının’ bir ödülü gibi olacağını ve eşi benzeri görülmemiş bir terör ödülü vereceğini ve gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasını engelleyeceğini belirtiyor.

Netanyahu'nun bu planı Filistinlilerle değil aşırı sağdaki müttefikleriyle yapılacak müzakerelerin temelini oluşturacak gibi görünüyor. Onlarla barış onun aradığı şey çünkü iktidarda kalmanın tek garantili dayanağı onlar. İsrail hükümetinin ‘ertesi gün’ planını acilen açıklamasını isteyen Başkan Biden'a gelince; Netanyahu ondan istediğini aldı, dikenlerini kendi elleriyle çıkardı.

Filistin yetkilileri, Netanyahu'nun planını hızla reddetti ve Filistin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Redine, Netanyahu'nun sunduğu planların amacının İsrail'in Filistin topraklarını işgalini sürdürmek ve Filistin devletinin kurulmasını engellemek olduğunu söyledi. Ebu Redine ayrıca, Gazze'nin bağımsız Filistin devletinin bir parçası olacağını ve başkentinin Kudüs olduğunu belirterek, ‘başka türlü planların başarısızlığa mahkum olduğunu ve İsrail'in Gazze'deki coğrafi ve demografik gerçekliği değiştirme girişimlerinin başarılı olamayacağını’ vurguladı.



SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.