Gazze’nin kuzeyindekiler açlıktan yemek zorunda kaldıkları hayvan yeminin bitmesinden korkuyor

Gazze’deki Deyr el-Balah’taki çocuklar yemek bekliyor (EPA)
Gazze’deki Deyr el-Balah’taki çocuklar yemek bekliyor (EPA)
TT

Gazze’nin kuzeyindekiler açlıktan yemek zorunda kaldıkları hayvan yeminin bitmesinden korkuyor

Gazze’deki Deyr el-Balah’taki çocuklar yemek bekliyor (EPA)
Gazze’deki Deyr el-Balah’taki çocuklar yemek bekliyor (EPA)

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı 142. gününe girerken, insani kriz hızla ve tehlikeli bir şekilde derinleşiyor.

Dünya Gıda Programı (WFP), çocukların yüzde 90’ının yetersiz beslenmeden muzdarip olduğu yönündeki uyarıların ardından, Gazze nüfusunun dörtte birinden fazlasının gıda kaynaklarının tükendiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde durum daha trajik hale gelse de, gıda sıkıntısı, temiz su ve tıbbi hizmet kıtlığı nedeniyle kuşatma altındaki Gazze’nin kuzeyinde sakinlerin çektiği acılar iki kat artıyor.

Burada hiçbir yardım alamayan 800 bine yakın vatandaş kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, birçoğu hayatta kalabilmek için un elde etmek amacıyla hayvan yemi öğütme yoluna başvuruyor. Ancak bu tahılların stokları hızla azalıyor.

ntytt6um
Gazze’deki Deyr el-Balah’taki çocuklar yemek bekliyor (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Kızılayı Sözcüsü Raed en-Nims, açlık ve gıdaya erişim eksikliği nedeniyle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlarda ölümlerin yaşandığını bildirdi.

Nims, AWP’ye verdiği demeçte şunları söyledi;

İsrail ordusu gıda, sağlık ve hatta yardım malzemelerinin Gazze ve kuzeyine ulaşmasını engelliyor. Suya, yiyeceğe ve tedaviye erişimde sorun yaşanıyor ve dolayısıyla uygulanan açlık politikası sonucunda özellikle çocuklar ve bağışıklığı zayıf olanlar arasında ölüm riski artıyor. Bir dönem ortalama tır girişi 80’di ve biz bu trajik duruma ve hasarın boyutuna göre sayının artırılmasını talep ettik. Ancak aksine azaldı ve son dönemde yardım tırı sayısında düşüşe tanık olduk.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insani durumu daha da zorlaştıran şey, İsrail ordusunun yaptığı denetimlerin yanı sıra Gazze’ye giren yardım miktarı ve türlerinin de kontrol edilmesi.

Nims, bazı günler 30’dan az yardım tırının girdiğini, bazı günlerde ise hiç girmediğini söyledi.

Daha kötüye gidiyor

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Sözcüsü Kazım Ebu Halaf ise, Gazze Şeridi’ndeki durumun her düzeyde ‘kötüden çok daha kötüye’ gittiğine dikkat çekti.

Ebu Halaf, AWP’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi;

Hastaneler olması gerektiği gibi çalışmıyor ve UNRWA’ya bağlı 22 tıp ve sağlık merkezinden yalnızca 6 veya 7’si çalışıyor. Gazze ve kuzeyinde durum trajik ve oradan güncel bir bilgi gelmiyor. Bu bölgelere erişim büyük bir zorluk haline geldi ve tüm veriler bu bölgelerde kıtlığın görülmeye başladığını gösteriyor. Gelen yardım yeterli değil ve Ocak ile Şubat ayları arasında kuzeye 61 yardım girişiminde bulunuldu ve biz sadece 12 kez, yetersiz miktarda yardım getirmeyi başardık.

dsfeb tgnr
Gazze’deki Deyr el-Balah’taki çocuklar yemek bekliyor (EPA)

Dünya Gıda Programı, Gazze’de güvenli ortam sağlanana kadar kentin kuzeyine yönelik gıda yardım sevkiyatını askıya aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz Salı günü yapılan açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine yönelik sevkiyatı durdurma kararı kolay alınmadı. Bunun oradaki durumun daha kötüleşeceği ve daha fazla insanın açlıktan ölme riskiyle karşı karşıya kalacağı anlamına geldiğini de biliyoruz” denildi.

Gazze sakinlerinden Muhammad Ghoul ise şu ifadelerle yaşadıkları sıkıntıyı anlattı;

Yorulduk ve bunların hepsi bedenimizde açıkça görülüyor. Tahılımız bitti, unumuz ve pirincimiz bitti, hayvan yemi bile kalmadı. Maruz kaldığımız bunca ‘öldürme yöntemi’ karşısında ne yapacağız? Öldürme, açlık, yıkım, kuşatma ve soğuk. Bu, Gazze’nin kuzeyinde yaşadıklarımızın sadece küçük bir kısmı.

rtb
Gazze Şeridi’nde kıtlığın büyüyeceğine dair endişeler artıyor (EPA)

Bir diğer Gazze sakini Ebu Ala ise, “Yiyecek bir şey kalmadı. Biz açlığa dayanabiliriz de, bir veya iki gününü tek öğün yemekle geçiren çocuklarımıza ne diyeceğiz? Onları bombardımanda kaybetmezsek açlık yüzünden kaybedeceğiz. Dünya harekete geçmek için neyi bekliyor?” dedi.

Gazze’nin kuzeyinden bir diğer vatandaş İman Ubayd ise şunları söyledi;

Bu hayat artık kolay değil. Artık unumuz ya da yiyeceğimiz yok. Çocuklarımızı beslemek için hayvan yemi öğütmeye başladık. Pirincin fiyatı savaş öncesinin beş katına çıktı ve artık satın alamıyoruz. Buğday unu eksik. Mısır ve arpa ununun bile fiyatı arttı. Artık hayvanların yemediğini yiyoruz.

Vatandaş Alaa el-Kudra da, dünyaya Gazze Şeridi’ndeki ablukayı hızlı bir şekilde kırma ve açlık nedeniyle çok sayıda ölümün önlenmesi için yardım sağlama çağrısında bulundu.

Kudra, “Yiyecek bir şey bulamıyoruz. Her şey tükendi. İki, üç günde bir öğün yiyebiliyoruz. Bir felaketin eşiğindeyiz ve dünya bunu izlemekle yetiniyor” diye ekledi.

fgr n
Filistinliler yardım tırıyla gelen unları taşıyor (Reuters)

Gazzeli çocuk Ahmed Abu Udeh ise, en büyük dileğinin dünyadaki diğer çocuklar gibi yemek yemek olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti;

Böbrek hastasıyım. Gıdaya ve tedaviye ihtiyacım var. Ancak bunlardan biri yok. Açlıktan ölmek istemiyorum. Günler geçiyor ve ben sadece tek öğün yiyorum. Yorgunum ve sadece yemek yemek istiyorum.

Gazze’deki hükümetin medya ofisi, kuzey bölgesi başta olmak üzere Gazze Şeridi’nde kıtlığın kötüleştiği uyarısında bulunarak, yüz binlerce çocuk ve kadının ölümüne yol açabilecek bir felaket konusunda uyarıda bulundu.

Ofisin açıklamasında, İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana kıtlığa yol açan bir açlık ve susuzluk politikası uygulamaya başladığı belirtildi.

Buna ek olarak, hala Gazze’nin kuzeyinde bulunan yaklaşık 800 bin vatandaşın yaşadığı trajik durum ve zor koşullar göz önüne alındığında, günde 600 yardım tırının kuzeye, 700 yardım tırının da Gazze’ye girmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Gazze’deki sorun sadece yiyecekle sınırlı değil, içme suyu da eksik.

Beyt Lahya’dan Ebu Mahmud, “Çoğumuz kirli su içtiğimiz gibi, güvenli içme suyuna ulaşmak şans işi. Su bulmak için kazmak zorundayız” dedi.

Ebu Mahmud, “15 günde bir su alıyoruz, yiyecek ve su kıtlığından dolayı çocuklarımız hastalıklarla boğuşuyor. Bombardımanda ölmeyenler açlıktan ölecek” diye ekledi.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.