Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

Belgeler, Mısır ordusunun Sina'yı kurtarma planına dair nadir bir fikir sunuyor.

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
TT

Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)

Amr İmam

Mısır Savunma Bakanlığı, içinde bulunduğumuz Şubat ayının başında 1973'ten bu yana ilk kez Ekim Savaşı'nın dosya ve belgelerini yayınlayarak Mısır ordusunun Mısır topraklarını savunma yeteneğini yakından incelemeye aldı.

Söz konusu dosyaların gizliliğinin kaldırılması, Gazze'deki mevcut savaşın arka planında İsrail ile ilişkilerin aşırı gergin olduğu ve İsrail ordusunun şu anda kuzey ve orta Gazze Şeridi'nden yerinden edilmiş yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin de bulunduğu güney Gazze Şeridi'ndeki Refah şehrini işgal etmeyi planladığı bir döneme denk geldi.

Belgeler, Mısır ordusunun savaştaki çeşitli muharebe planlarına ve Mısır kuvvetlerinin bazı operasyonel risklerle başa çıkmadaki başarısına ilişkin nadir bilgiler içeriyor. İsrail'in 16 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'ndaki İsmailiye'de Mısır ordusunun 2’nci ve 3’üncü Saha Kolordusu arasındaki boşluğu kullanarak başlattığı el-Ğazel Harekâtı olarak bilinen operasyon da buna dahildir.

Belgelerde ayrıca, Mısır ordusunun 1967'de İsrail'in işgal ettiği Sina'yı geri almak için mücadele ettiği, bölgesel siyasi koşullarda sismik değişimlere ve bölgesel düzende büyük değişikliklere neden olan savaş sırasında Arap ülkelerinin Mısır'a sağladığı destek de vurgulanıyor.

Söz konusu belgeler benzersizliğini, çoğunun Sina'yı özgürleştirme yolunda İsrail işgal ordusuna karşı çeşitli savaşlarda Mısır kuvvetlerine liderlik eden subaylar tarafından el yazısıyla yazılmış olmasından alıyor.

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmış.

50 yıl sonra

Ekim 1973'te İsrail'e karşı yürütülen savaşa kadar uzanan binlerce orijinal dosyanın gizliliğinin kaldırılmasının, geçtiğimiz yılın Ekim ayında savaşın 50’nci yıldönümüne denk getirilmesi planlanıyordu.

Mısır Savunma Bakanlığı, belgelerin yayına hazırlanması amacıyla incelenmeleri üzere geçtiğimiz Ağustos ayında gazilerden oluşan bir komite kurdu.

Gazilerin dosyalar üzerindeki incelemelerini Ekim ayına kadar bitirmeleri gerekiyordu. Komite üyelerinden birine göre, söz konusu komitenin misyonu, incelenmek üzere masadaki binlerce belgenin, Mısır Savunma Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanmadan önce Mısır ordusu hakkında herhangi bir gizli veya hassas bilgi içermediğinden emin olmaktı.

Ekim Savaşı gazisi ve komite üyesi Tümgeneral Nasır Salim, Al Majalla'ya şunları söyledi: “Dosyaları inceleme görevi hiç de kolay olmadı. Çünkü orduyla ilgili herhangi bir hassas bilgiyi yayınlamadığımızdan emin olmak için her belgeyi ayrı ayrı incelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki dosyaların miktarı her anlamda bir zorluk teşkil ediyordu.”

Mısır Savunma Bakanlığı belgeleri internet sitesinde ‘Ekim Savaşı Belgeleri: Savaşın Sırları - Stratejik ve Askeri Planlama’ başlığı altında yayınladı.

fdvdvf
Fotoğraf: Majalla

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmıştı.

Belgeler, Mısır ordusunun, Mısırlıların Süveyş Kanalı’nı geçip Sina'ya girmesini engellemek için İsrail tarafından Süveyş Kanalı'nın doğu yakası boyunca inşa edilen Bar Lev Hattı’nı yok etmesi de dahil olmak üzere, savaştaki önemli dönüm noktalarını kapsıyor.

Belgelerden biri 22 Nisan 1973 tarihli ve Deniz Harekât Şefi’ne hitaben yazılmış. Söz konusu belge, Süveyş Körfezi'nin doğu yakasında Granit 2 Operasyonu olarak bilinen operasyonda savaşan birliklere gerekli korumanın sağlanması yönündeki önceki talebe atıfta bulunuyor.

Başka bir belgede, ordu güçlerinin el-Ğazel Harekâtı’na yanıt olarak 26 Ekim 1973'te başlattığı saldırı olan Çin Çiftliği Savaşı'ndan bahsediliyor. Belgelerde ayrıca onlarca harita, yüzlerce mektup ve Mısır ordusunun çeşitli liderleri ve subayları arasındaki iletişimlerin kopyaları da yer alıyor. Belgeler, Ekim Savaşı öncesi ve sırasında Mısır ve Suriye orduları arasındaki koordinasyon da dahil olmak üzere, savaş sırasında geniş bir yelpazedeki gelişmeleri tüm ayrıntılarıyla kapsıyor.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Geniş kapsamlı saldırı

Sina'yı İsrail işgalinden kurtarmaya yönelik 1973 saldırısının Mısır, bölge ve Arap-İsrail çatışması üzerinde büyük etkisi oldu. Mısırlıların saldırıyı başlatmadan önce kullandıkları aldatmacanın büyüklüğü göz önüne alındığında, saldırı İsrailliler için bir sürprizdi.

Mısır ordu liderliği, Yahudilikte yılın en kutsal günü olan Yom Kippur'da İsrail ordusunun işgal altındaki Sina'daki mevzilerine bir dizi sürpriz hava saldırısı gerçekleştirdi.

Bu aynı zamanda Mısırlıların oruç tuttuğu ve savaşma ihtimalinin en düşük olduğu Ramazan Ayı’ydı. Mısırlılar ayrıca güpegündüz saldırıyı tercih etti ve bu da İsrail kuvvetlerinin kafasını tamamen karıştırdı. Mısır ordusunun saldırının ilk saatlerinde elde ettiği zaferler, İsraillileri ABD'nin yardımına koşmaya yöneltti.

dsvedf
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat (solda), İsrail Başbakanı Menahem Begin (sağda) ve ABD Başkanı Jimmy Carter (ortada), 17 Eylül 1978'de Beyaz Saray'ın Doğu Salonu’nda düzenlenen basın toplantısının ardından el sıkışırken. (AP)

Birkaç gün süren çatışmalar, İsrail kuvvetlerinin Sina'nın çoğundan çekilmesine ve sonraki yıllarda ABD'nin aracılık ettiği barış çabalarına yol açtı. Bu çabalar 1978'de Camp David Anlaşmaları’nın ve 1979'da Mısır-İsrail Barış Antlaşması'nın imzalanmasını sağladı.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Bazı Araplar, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, özellikle de anlaşmanın Mısır'ı tarafsız hale getirmesi ve topraklarını kurtarmak için mücadele eden Filistinlileri, Suriyelileri ve Lübnanlıları kritik bir durumda bırakması nedeniyle, Arapların daha sonraki tüm yenilgilerinin nedeni olduğuna inanıyordu. Aynı zamanda Mısır'ın savaştaki zaferi uluslararası toplumu şaşırttı ve dünyanın her yerindeki Arapları cesaretlendirdi.

İsrail'in askeri üstünlüğüne ilişkin iddialar yalanlandı. Mısır'ın zaferine eşlik eden şokun kökeni, Mısırlıların sahip olduğu teçhizat ile İsraillilerin sahip olduğu teçhizat arasındaki büyük uçurumdan kaynaklanıyordu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2018'de bu farkı eski bir SEAT ile son model bir Mercedes arasındaki yarış olarak tanımladı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi: Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor.

Dezenformasyon planları

Mısır Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan dosyalar, Mısır'ın modern tarihinin en önemli olaylarından birini belgelemesi açısından önem taşıyor.

Gaziler, söz konusu belgelerin, Mısır'ın zaferini küçümsemeyi ve İsrail ordusunun savaş sırasındaki performansını abartmayı amaçlayan İsrail propagandasını da çürüttüğünü söylüyor.

Salim şunları söyledi: “Bu belgeler, İsrail'in savaşla ilgili ortaya attığı ve savaşan kişilerin yazdığı birçok iddiayı çürütüyor. Bu, savaşa ilişkin olayları yalan söylemeden ve abartmadan perspektife oturtmak açısından çok önemli.”

İsrail'in savaşla ilgili açıklamalarının çoğu, Mısır'ın bu savaştaki başarılarını küçümsemekte, bazen Mısırlıların 6 Ekim'deki ilk saldırıları dışında önemli bir zafer elde edemediklerini iddia etmektedir. İsrail propagandası, Mısır ordusu için her zaman aşağılayıcı bir yenilgi olarak tanımladığı el-Ğazal Harekâtı’na da odaklanıyor.

vvvdffdv
Kahire'deki 6 Ekim Savaş Panoraması Müzesi'ni ziyaret eden bir çocuk, 1 Ekim 2023. (AFP)

Ancak yakın zamanda gizliliği kaldırılan bu belgeler, aynı harekâtın tamamen farklı bir anlatımını sunuyor. Belgeler aynı zamanda Mısır ordusunun, İsrail operasyonunu sabote etmek için yaptığı çeşitli savaşlara da ışık tutuyor.

Kritik zamanlama

Belgelerin yayınlanması, İsrail'in Mısır sınırından sadece birkaç kilometre uzaktaki güney Gazze'yi işgal etmeyi planladığı ve bu sebeple Mısır ile İsrail arasında yoğun gerilim olduğu bir dönemde gerçekleşti.

İsrail'in işgal planları, Kahire’nin Filistinli mültecilerin Mısır'a doğru beklenen göçüne ilişkin korkuları ışığında büyük endişeyle karşılanıyor. Kahire, İsrail'in Refah'ı işgalinin Mısır'ın güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda Tel Aviv’i uyardı.

vdvbdf
Mısır'ın Gazze sınırı yakınında büyük bir beton duvar inşa ediliyor. (Reuters)

Mısır, Filistin kıyı yerleşim bölgesinde yaşayanların Sina'ya akın etmesini önlemek için Gazze ile olan sınırını güçlendiriyor. Ancak, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki saldırılarından canlarını kurtaran yüzbinlerce Filistinlinin sınıra hücum etmesi halinde, şu anda sınırda alarma geçen Mısır güçlerinin ellerinin kollarının bağlanacağı yönünde korkular var.

Mısır, Gazzeli Filistinlilerin Sina'ya girdikten sonra kalıcı bir varlık oluşturabileceklerinden korkuyor. Kahire'deki gözlemcilerin söylediklerine göre bu durum, akılları Mısır Savunma Bakanlığı'nın yakın zamanda sunduğu belgelerin önemine yöneltiyor. Gözlemciler ayrıca, söz konusu belgelerin herkese Mısır'ın kendi topraklarına yönelik tehditleri uzak tutma konusunda fazlasıyla yetenekli olduğunu hatırlattığını ifade ediyor.

Al Majalla'ye konuşan eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi şu ifadeleri kullandı: “Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor. Bu, şu anda son teknoloji silahlara sahip olan Mısır ordusunun, Mısır sınırlarını savunmaya hazır olduğunun güvencesini veriyor.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.