Kassam Tugayları 7 Ekim sonrası kontrolündeki gerilemeye rağmen halen esnek bir yapıda

Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı

TT

Kassam Tugayları 7 Ekim sonrası kontrolündeki gerilemeye rağmen halen esnek bir yapıda

Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı
Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı

7 Ekim 2023 tarihi, onlarca yıldır süregelen ve daha da uzun yıllar sürüp gidebilecek olan Arap-İsrail çatışmasında bir dönüm noktasıydı. O gün, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi sınırında sürpriz bir saldırı düzenleyerek hem İsraillileri hem de Filistinlileri şaşırttı. Kassam Tugayları, bir Hollywood filminden fırlayan sahneleri andıran görüntülerle İsrail ordusunu şaşkına çevirdi. Kassam Tugaylarının saldırısında en az bin 200 İsrailli öldü, yaklaşık 240 İsrailli rehin alınarak Gazze Şeridi’ne götürüldü.

Peki, İsrail'in geçtiğimiz ekim ayından bu yana savaştığı, birliklerinin çoğunu dağıttığını ve 12 bin civarı üyesini öldürdüğünü söylediği İzzeddin el-Kassam Tugayları hakkında ne biliyoruz?

Kassam Tugaylarının kurulması ve İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin kurtarma takıntısı

İzzeddin el-Kassam Tugayları, 1988 yılının başlarında ‘Mecd’ adıyla kuruldu ve birkaç ay sonra ismini değiştirerek bugün kullandığı adı aldı. Mecd adı ise Hamas Hareketi içinde İsrail istihbaratı için çalışan casusları takip eden gizli güvenlik birimi tarafından kullanılmaya devam etti. Bu yapının en önemli kurucularından biri, Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi'ndeki mevcut lideri ve 7 Ekim saldırılarının planlayıcısı olduğu gerekçesiyle İsrail tarafından aranan bir numaralı isim olan Yahya es-Sinvar'dı.

Kurulmasından itibaren pek çok aşamadan geçen Kassam Tugayları, 1994 yılında İsraillileri kaçırma eylemlerine başladı. Batı Şeria'da İsrail askeri Nachshon Faxman'a yönelik ilk kaçırma eyleminde başarılı olmasıyla adından söz ettirmeye başladı. Faxman, Ramallah ile Kudüs arasındaki bir köyün yakınlarında düzenlenen askeri operasyonda İsrail güçleri tarafından kendisini kaçıranlarla birlikte öldürüldü.

İsraillileri kaçırıp Filistinli mahkumların serbest bırakılması için takas anlaşması yapılmaya çalışılması, 1990'larda ‘Mühendisler Dönemi’ olarak bilinen yeni bir dönemin başlaması öncesinde adam kaçırma eylemleri de dahil olmak üzere saldırıları durdurmayan Kassam Tugayları için bir takıntı haline geldi. Aynı sıralarda Kassam Tugayları üyelerinin, İsrail'in göbeğinde patlayıcılı yelekler ve bomba yüklü araçlarla kendilerini havaya uçurarak gerçekleştirdikleri saldırı eylemlerine liderlik yapan Yahya Ayyaş ortaya çıktı. Ancak bu eylemler bir süre sonra durduruldu ve ardından 2000 yılındaki ikinci Filistin İntifadası'nda güçlü bir şekilde yeniden başladı. Hamas Hareketi, bu tür eylemlerle farkını ortaya koydu.

İsraillileri kaçırmak, Kassam Tugaylarının temel hedeflerinden biri olmaya devam etti. Kassam Tugayları, 2006 yılında, yani Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmesinden yaklaşık bir yıl önce yer altı tünellerini kullanarak Refah'ın doğusunda İsrail askeri Gilad Şalit'i kaçırıldı. Bu olaydan sonra İsrail, Gazze Şeridi’nde Şalit’i aramak için geniş çaplı operasyonlar başlattıysa da başarılı olamadı ve 2011 yılında Hamas'la bir anlaşmaya varmak zorunda kaldı. Anlaşma çerçevesinde Şalit’in serbest bırakılması karşılığında İsrail hapishanelerindeki kadın ve erkek bin 27 Filistinli mahkum serbest bırakıldı.

Kassam Tugayları, zaman zaman çatışmaların yaşandığı 8 yıllık bir ardından 2014 yılında 50 günden fazla süren savaşta iki İsrail askerini, ardından da Etiyopya kökenli bir İsrailli ile Necef’te (Negev) yaşayan İsrailli bir Arap’ı rehin almayı başardı. Aynı yıl gerçekleşen iki ayrı olayda sınıra sızdıktan sonra Kassam Tugayları, İsrail tarafına siyasi, psikolojik ve medya üzerinden baskı yaparak onu bir takas anlaşması imzalamaya zorlamaya çalıştı. Fakat Tel Aviv'de iktidara gelen hükümetler, bu durumu görmezden gelmeye devam ettiler.

7 Ekim ve yıkıcı bir savaşa yol açan takıntı

Kassam Tugaylarının 7 Ekim’de Gazze Şeridi sınırında ani bir saldırı düzenlemesinin nedenleri arasında, İsrail hükümetlerine rehine takası anlaşması imzalanması için baskı yapmak amacıyla İsrail vatandaşlarını kaçırma takıntısı olduğu düşünülüyor. Kassam Tugayları, İsrail'in ‘Nazi soykırımından sonra Yahudilerin yaşadığı en kötü olay’ olarak nitelediği eşi ve benzeri görülmemiş eylemde yüzlerce İsrailliyi öldürdü, aralarında çok sayıda askerin de bulunduğu yüzlerce kişiyi rehin aldı. İsrail, ‘Aksa Tufanı Operasyonu’ olarak adlandırılan 7 Ekim saldırısına, Gazze Şeridi'ne yönelik yıkıcı bir savaşla karşılık verdi. İsrail, savaşta şimdiye kadar yaklaşık 30 bin Filistinliyi öldürdü ve Gazze Şeridi’nin yarısını yok etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın ilk gününden beri amaçlarının ‘Hamas'ı yok etmek ve Kassam Tugayları’nın yeteneklerini tamamen ortadan kaldırmak’ olduğunu söylüyor. Yaklaşık 145 gündür devam eden savaşın ardından Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant, yaklaşık 12 bin Hamas üyesinin öldürdüklerini ve Hamas’ın Refah’taki tugayları dışındaki tüm tugaylarını dağıttıklarını açıkladılar. Ancak açıklanan bu sayılar halen şüpheli, zira uluslararası bir haber ajansının Hamas'taki kaynaklardan ölen Hamaslı sayısının 6 bin olduğunu aktarmış, fakat Hamas daha sonra yaptığı bir açıklamayla bu sayıyı yalanlamıştı.

Kassam Tugayları fırtınanın merkezinde yer alıyor

Şarku'l Avsat, Gazze’deki genel durumla ilgili Filistinli kaynaklardan ve saha kaynaklarından aldığı bilgilerle Kassam Tugayları’nın son durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı. Söz konusu kaynaklardan edinilen bilgilere göre İsrail’in Kassam Tugayları lideri Muhammed ed-Dayf ve yardımcısı Mervan İsa'ya ulaşamadığı anlaşılırken iki ismin suikast listesinin en başında yer aldıkları biliniyor. Aynı şekilde Kassam Tugayları’nın Han Yunus, Refah ve Gazze liderlerine ulaşamayan İsrail, buna karşın Gazze'nin kuzeyi ve merkezi liderleri ile birinci, ikinci ve üçüncü kademeden çok sayıda liderine ve üyesine suikast düzenleyebildi.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, şu an Kassam Tugayları’nda şehit olanların sayısı ya da siyasi, sosyal, savunma ve hatta hükümet ve ekonomik alanlarda faaliyet gösteren üyelerinden öldürülen sayısı hakkında kesin rakamlar vermenin mümkün olmadığı vurguladılar. Kaynaklar, ancak İsrail'in Kassam Tugayları’nın bazı liderlerine, sahadaki liderlerinden bazılarına ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren üyelerine, onları bireysel olarak hedef alan saldırılarla veya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte yahut Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi Üyesi ve Orta Gazze Tugayı komutanı Eymen Nevfel suikastında olduğu gibi başka ailelerin de yaşadığı, bulundukları yerin tamamı hedef alınarak suikast düzenlemeyi başardığını da aktardılar.

İsrail tarafından açıklanan rakamların doğruluğuyla ilgili şüphelerini dile getiren kaynaklar, işgalci İsrail’in Gazze'de öldürülen herkesi Hamas üyesi olarak tanımladığını ve bu yüzden bu tür yanıltıcı bilgileri yaymaya çalıştığını söylediler.

İsrail’in şimdiye kadar Kassam Tugaylarının iki liderine suikast düzenlemeyi başardığı, bunlardan birinin Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi Üyesi ve Orta Gazze Tugayı komutanı Eymen Nevfel, diğerinin ise Kassam Tugayları Füze Birimi Komutanı Eymen Siyam’ın yanı sıra Hamas’ın askeri kanadının diğer yetkililerinden Vail Receb, Rafet Selman, İbrahim el-Beyari ve Visam Ferhat gibi dört saha komutanıyla birlikte suikasta uğrayan Kassam Tugayları Kuzey Gazze Komutanı Ahmed el-Gandur (Ebu Enes) olduğu öğrenildi.

uju67j
Kassam Tugayları tarafından Gazze Şeridi’nde geçtiğimiz yaz düzenlenen bir fuarda bir çocuk RPG fırlatıcıya benzeyen bir silahı kaldırırken (AFP)

Mevcut bilgiler çerçevesinde Kassam Tugaylarının ikinci ve üçüncü kademelerinden ve daha alt kademelerinden suikast sonucu öldürülen liderinin kesin sayısına ulaşmak şu an için mümkün görünmüyor.

Kaynaklar, suikastlar ya da diğer operasyonlarda ve çatışmalarda çok sayıda kişinin öldürüldüğünü bildirdiler.

Kassam Tugayları ve esnek yapısı

Kassam Tugaylarının Gazze’deki savaşın başlamasından savaşçılarının sayısı 30 bini bulan tugayları, taburları ve başka birimleri vardı. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Kassam Tugaylarının yapısının son derece esnek ve komutanla iletişimin kesilmesi durumunda da savaşmaya devam edebilecek kapasiteye sahip olduğunu, her komutanın birinci, ikinci ve üçüncü yardımcısının bulunduğu, bazı durumlarda bu sayının dört, hatta beşe kadar yükseldiğini söylediler.

Kassam Tugayları, ‘Kuzey Tugayı, Gazze Tugayı, Orta Tugay, Han Yunus Tugayı ve Refah Tugayı’ olmak üzere beş tugaydan oluşan entegre bir idari ve örgütsel askeri sisteme sahip. Her tugayda bölükler, müfrezeler ve askeri takımlardan oluşan birkaç tabur yer alıyor. Lübnan ve İran gibi ülkelerde ve 2011 yılında başlayan iç olaylar sonrasında iki taraf arasındaki ilişkilerin bozulmadan önce Suriye'de eğitmenler tarafından eğitilen, bazıları Gazze Şeridi dışında askeri eğitim alan binlerce üyesi var.

derbfrt
Han Yunus'ta ‘Ebabil’ adlı insansız hava aracı (İHA) ve çevresindeki Kassam Tugayları üyeleri, 26 Temmuz 2022 (AFP)

İsrail tarafından yapılan açıklamalara göre Kassam Tugayları 24 askeri tabur içeriyor. Bu bilgi doğru gibi görünüyor. Şarku’l Avsat’ın kaynakları, tugayların dağılımının; kuzeyde 6 tugay, Gazze'de 6 tugay, merkezde 4 tugay, Han Yunus'ta 4 tugay ve Refah'ta 4 tugay şeklinde olduğunu ifade ettiler.

Her tabur, bölgelerin coğrafi yapısına göre en az 600 en fazla bin 200 kişi bulunuyor ve coğrafi dağılıma göre 4 ila 6 bölük içeriyor. Her bölük 3 ya da 4 müfrezeden oluşuyor. Müfrezelerde ise 3 ila 5 askeri takım yer alıyor. Her takımın 50 üyesi ve farklı alanlardan uzmanları oluyor.

Kassam Tugaylarının kaç kişiden oluştuğu tam olarak bilinmiyor. Fakat son yıllarda mümkün olan en fazla sayıda genci bünyesine katma ve onları içeride ‘Kurtuluş Ordusu’ adıyla bilinen örgüte dahil etme çalışmalarına odaklandı.

Gazze’deki savaştan önce Kassam Tugaylarının üyelerinin sayısıyla ilgili Şarku’l Avsat’a yapılan tahminler 25 bin ile 30 bin arasında değişiyordu.

Kassam Tugaylarının resmi yapısı çerçevesinde her tugayda bir askeri yargı organı, bir askeri sanayi birimi, bir gözetim birimi, bir destek ve muharebe birimi, bir operasyon birimi, bir istihbarat birimi, bir iç cephe birimi, bir insan kaynakları bölümü ve bir enstitü ve fakülteler bölümü bulunuyor.

Çeşitli aşamalarda performanslarını sergiledikleri eğitimler alan İzzeddin el-Kassam Tugaylarının deneyimli üyelerinin faaliyet gösterdiği uzmanlık alanları ve farklı birimler arasında füze ve havanları kapsayan topçu birimi ile mevcut savaşta yaygın olarak kullanılan anti-mekanik ve anti-personel füzeler konusunda uzmanlaşmış zırh birimi yer alıyor. Ayrıca İsrail savaş uçaklarına karşı uçaksavar füzeleri ve karadan havaya füzeler fırlatma konusunda uzman hava savunma birimi ve İHA kullanma konusunda uzman uçak birimi de var. Bunun yanında çeşitli silahlar, füzeler, roketler, patlayıcılar, İHA’lar ve başka silahlar üreten bir askeri sanayi birimine sahip olan Kassam Tugayları, işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar ve diğerleri hakkında istihbarat bilgileri toplama konusunda uzman bir askeri istihbarat birimine sahip. İsrail ordusunun hareketliliğini izleyen keşif ve gözlem biriminin yanı sıra görevi deniz yoluyla İsrail bölgelerine sızmak olan ve mevcut savaşta ilk kez ortaya çıkan, patlayıcı yüklü uzaktan kumandalı botlar kullanan deniz komando birimi olan Kassam Tugaylarının bir iç iletişim birimi de var. Birimde Kassam Tugayları ve Hamas liderleri için bir yer iletişim sistemi geliştirmeyi başaran mühendisler yer alıyor. Kassam Tugayları bünyesinde ayrıca İsrail güçlerini hedef almak için keskin nişancı silahları kullanma konusunda uzman kişilerin bulunduğu bir keskin nişancı birimi, tünel birimi, mühendislik birimi, askeri enformasyon dairesi ve örgütsel ve yönetim dairesi barındırıyor.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında idare, kontrol, iletişim ve savaş yönetimi için kullanılan çok sayıda tüneli, liderlerin saklandıkları yerleri, silahlar ve füzelerin üretildiği yer altı fabrikalarını ve füze fırlatma rampalarını yok etmeyi başarmasının ardından Kassam Tugaylarının, sahip olduğu yeteneklerin çoğunu kaybettiğine şüphe yok.

Tüm bunlara rağmen İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri, Gazze Şeridi’nde devam eden savaşta İsrail askerleriyle girdikleri çatışmalarda yüksek muharebe kabiliyeti sergiliyor ve konuşlandıkları bölgelerin kontrolünü tamamen kaybetmemiş gibi görünüyorlar.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.