Kassam Tugayları 7 Ekim sonrası kontrolündeki gerilemeye rağmen halen esnek bir yapıda

Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı

TT

Kassam Tugayları 7 Ekim sonrası kontrolündeki gerilemeye rağmen halen esnek bir yapıda

Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı
Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı

7 Ekim 2023 tarihi, onlarca yıldır süregelen ve daha da uzun yıllar sürüp gidebilecek olan Arap-İsrail çatışmasında bir dönüm noktasıydı. O gün, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi sınırında sürpriz bir saldırı düzenleyerek hem İsraillileri hem de Filistinlileri şaşırttı. Kassam Tugayları, bir Hollywood filminden fırlayan sahneleri andıran görüntülerle İsrail ordusunu şaşkına çevirdi. Kassam Tugaylarının saldırısında en az bin 200 İsrailli öldü, yaklaşık 240 İsrailli rehin alınarak Gazze Şeridi’ne götürüldü.

Peki, İsrail'in geçtiğimiz ekim ayından bu yana savaştığı, birliklerinin çoğunu dağıttığını ve 12 bin civarı üyesini öldürdüğünü söylediği İzzeddin el-Kassam Tugayları hakkında ne biliyoruz?

Kassam Tugaylarının kurulması ve İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin kurtarma takıntısı

İzzeddin el-Kassam Tugayları, 1988 yılının başlarında ‘Mecd’ adıyla kuruldu ve birkaç ay sonra ismini değiştirerek bugün kullandığı adı aldı. Mecd adı ise Hamas Hareketi içinde İsrail istihbaratı için çalışan casusları takip eden gizli güvenlik birimi tarafından kullanılmaya devam etti. Bu yapının en önemli kurucularından biri, Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi'ndeki mevcut lideri ve 7 Ekim saldırılarının planlayıcısı olduğu gerekçesiyle İsrail tarafından aranan bir numaralı isim olan Yahya es-Sinvar'dı.

Kurulmasından itibaren pek çok aşamadan geçen Kassam Tugayları, 1994 yılında İsraillileri kaçırma eylemlerine başladı. Batı Şeria'da İsrail askeri Nachshon Faxman'a yönelik ilk kaçırma eyleminde başarılı olmasıyla adından söz ettirmeye başladı. Faxman, Ramallah ile Kudüs arasındaki bir köyün yakınlarında düzenlenen askeri operasyonda İsrail güçleri tarafından kendisini kaçıranlarla birlikte öldürüldü.

İsraillileri kaçırıp Filistinli mahkumların serbest bırakılması için takas anlaşması yapılmaya çalışılması, 1990'larda ‘Mühendisler Dönemi’ olarak bilinen yeni bir dönemin başlaması öncesinde adam kaçırma eylemleri de dahil olmak üzere saldırıları durdurmayan Kassam Tugayları için bir takıntı haline geldi. Aynı sıralarda Kassam Tugayları üyelerinin, İsrail'in göbeğinde patlayıcılı yelekler ve bomba yüklü araçlarla kendilerini havaya uçurarak gerçekleştirdikleri saldırı eylemlerine liderlik yapan Yahya Ayyaş ortaya çıktı. Ancak bu eylemler bir süre sonra durduruldu ve ardından 2000 yılındaki ikinci Filistin İntifadası'nda güçlü bir şekilde yeniden başladı. Hamas Hareketi, bu tür eylemlerle farkını ortaya koydu.

İsraillileri kaçırmak, Kassam Tugaylarının temel hedeflerinden biri olmaya devam etti. Kassam Tugayları, 2006 yılında, yani Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmesinden yaklaşık bir yıl önce yer altı tünellerini kullanarak Refah'ın doğusunda İsrail askeri Gilad Şalit'i kaçırıldı. Bu olaydan sonra İsrail, Gazze Şeridi’nde Şalit’i aramak için geniş çaplı operasyonlar başlattıysa da başarılı olamadı ve 2011 yılında Hamas'la bir anlaşmaya varmak zorunda kaldı. Anlaşma çerçevesinde Şalit’in serbest bırakılması karşılığında İsrail hapishanelerindeki kadın ve erkek bin 27 Filistinli mahkum serbest bırakıldı.

Kassam Tugayları, zaman zaman çatışmaların yaşandığı 8 yıllık bir ardından 2014 yılında 50 günden fazla süren savaşta iki İsrail askerini, ardından da Etiyopya kökenli bir İsrailli ile Necef’te (Negev) yaşayan İsrailli bir Arap’ı rehin almayı başardı. Aynı yıl gerçekleşen iki ayrı olayda sınıra sızdıktan sonra Kassam Tugayları, İsrail tarafına siyasi, psikolojik ve medya üzerinden baskı yaparak onu bir takas anlaşması imzalamaya zorlamaya çalıştı. Fakat Tel Aviv'de iktidara gelen hükümetler, bu durumu görmezden gelmeye devam ettiler.

7 Ekim ve yıkıcı bir savaşa yol açan takıntı

Kassam Tugaylarının 7 Ekim’de Gazze Şeridi sınırında ani bir saldırı düzenlemesinin nedenleri arasında, İsrail hükümetlerine rehine takası anlaşması imzalanması için baskı yapmak amacıyla İsrail vatandaşlarını kaçırma takıntısı olduğu düşünülüyor. Kassam Tugayları, İsrail'in ‘Nazi soykırımından sonra Yahudilerin yaşadığı en kötü olay’ olarak nitelediği eşi ve benzeri görülmemiş eylemde yüzlerce İsrailliyi öldürdü, aralarında çok sayıda askerin de bulunduğu yüzlerce kişiyi rehin aldı. İsrail, ‘Aksa Tufanı Operasyonu’ olarak adlandırılan 7 Ekim saldırısına, Gazze Şeridi'ne yönelik yıkıcı bir savaşla karşılık verdi. İsrail, savaşta şimdiye kadar yaklaşık 30 bin Filistinliyi öldürdü ve Gazze Şeridi’nin yarısını yok etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın ilk gününden beri amaçlarının ‘Hamas'ı yok etmek ve Kassam Tugayları’nın yeteneklerini tamamen ortadan kaldırmak’ olduğunu söylüyor. Yaklaşık 145 gündür devam eden savaşın ardından Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant, yaklaşık 12 bin Hamas üyesinin öldürdüklerini ve Hamas’ın Refah’taki tugayları dışındaki tüm tugaylarını dağıttıklarını açıkladılar. Ancak açıklanan bu sayılar halen şüpheli, zira uluslararası bir haber ajansının Hamas'taki kaynaklardan ölen Hamaslı sayısının 6 bin olduğunu aktarmış, fakat Hamas daha sonra yaptığı bir açıklamayla bu sayıyı yalanlamıştı.

Kassam Tugayları fırtınanın merkezinde yer alıyor

Şarku'l Avsat, Gazze’deki genel durumla ilgili Filistinli kaynaklardan ve saha kaynaklarından aldığı bilgilerle Kassam Tugayları’nın son durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı. Söz konusu kaynaklardan edinilen bilgilere göre İsrail’in Kassam Tugayları lideri Muhammed ed-Dayf ve yardımcısı Mervan İsa'ya ulaşamadığı anlaşılırken iki ismin suikast listesinin en başında yer aldıkları biliniyor. Aynı şekilde Kassam Tugayları’nın Han Yunus, Refah ve Gazze liderlerine ulaşamayan İsrail, buna karşın Gazze'nin kuzeyi ve merkezi liderleri ile birinci, ikinci ve üçüncü kademeden çok sayıda liderine ve üyesine suikast düzenleyebildi.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, şu an Kassam Tugayları’nda şehit olanların sayısı ya da siyasi, sosyal, savunma ve hatta hükümet ve ekonomik alanlarda faaliyet gösteren üyelerinden öldürülen sayısı hakkında kesin rakamlar vermenin mümkün olmadığı vurguladılar. Kaynaklar, ancak İsrail'in Kassam Tugayları’nın bazı liderlerine, sahadaki liderlerinden bazılarına ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren üyelerine, onları bireysel olarak hedef alan saldırılarla veya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte yahut Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi Üyesi ve Orta Gazze Tugayı komutanı Eymen Nevfel suikastında olduğu gibi başka ailelerin de yaşadığı, bulundukları yerin tamamı hedef alınarak suikast düzenlemeyi başardığını da aktardılar.

İsrail tarafından açıklanan rakamların doğruluğuyla ilgili şüphelerini dile getiren kaynaklar, işgalci İsrail’in Gazze'de öldürülen herkesi Hamas üyesi olarak tanımladığını ve bu yüzden bu tür yanıltıcı bilgileri yaymaya çalıştığını söylediler.

İsrail’in şimdiye kadar Kassam Tugaylarının iki liderine suikast düzenlemeyi başardığı, bunlardan birinin Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi Üyesi ve Orta Gazze Tugayı komutanı Eymen Nevfel, diğerinin ise Kassam Tugayları Füze Birimi Komutanı Eymen Siyam’ın yanı sıra Hamas’ın askeri kanadının diğer yetkililerinden Vail Receb, Rafet Selman, İbrahim el-Beyari ve Visam Ferhat gibi dört saha komutanıyla birlikte suikasta uğrayan Kassam Tugayları Kuzey Gazze Komutanı Ahmed el-Gandur (Ebu Enes) olduğu öğrenildi.

uju67j
Kassam Tugayları tarafından Gazze Şeridi’nde geçtiğimiz yaz düzenlenen bir fuarda bir çocuk RPG fırlatıcıya benzeyen bir silahı kaldırırken (AFP)

Mevcut bilgiler çerçevesinde Kassam Tugaylarının ikinci ve üçüncü kademelerinden ve daha alt kademelerinden suikast sonucu öldürülen liderinin kesin sayısına ulaşmak şu an için mümkün görünmüyor.

Kaynaklar, suikastlar ya da diğer operasyonlarda ve çatışmalarda çok sayıda kişinin öldürüldüğünü bildirdiler.

Kassam Tugayları ve esnek yapısı

Kassam Tugaylarının Gazze’deki savaşın başlamasından savaşçılarının sayısı 30 bini bulan tugayları, taburları ve başka birimleri vardı. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Kassam Tugaylarının yapısının son derece esnek ve komutanla iletişimin kesilmesi durumunda da savaşmaya devam edebilecek kapasiteye sahip olduğunu, her komutanın birinci, ikinci ve üçüncü yardımcısının bulunduğu, bazı durumlarda bu sayının dört, hatta beşe kadar yükseldiğini söylediler.

Kassam Tugayları, ‘Kuzey Tugayı, Gazze Tugayı, Orta Tugay, Han Yunus Tugayı ve Refah Tugayı’ olmak üzere beş tugaydan oluşan entegre bir idari ve örgütsel askeri sisteme sahip. Her tugayda bölükler, müfrezeler ve askeri takımlardan oluşan birkaç tabur yer alıyor. Lübnan ve İran gibi ülkelerde ve 2011 yılında başlayan iç olaylar sonrasında iki taraf arasındaki ilişkilerin bozulmadan önce Suriye'de eğitmenler tarafından eğitilen, bazıları Gazze Şeridi dışında askeri eğitim alan binlerce üyesi var.

derbfrt
Han Yunus'ta ‘Ebabil’ adlı insansız hava aracı (İHA) ve çevresindeki Kassam Tugayları üyeleri, 26 Temmuz 2022 (AFP)

İsrail tarafından yapılan açıklamalara göre Kassam Tugayları 24 askeri tabur içeriyor. Bu bilgi doğru gibi görünüyor. Şarku’l Avsat’ın kaynakları, tugayların dağılımının; kuzeyde 6 tugay, Gazze'de 6 tugay, merkezde 4 tugay, Han Yunus'ta 4 tugay ve Refah'ta 4 tugay şeklinde olduğunu ifade ettiler.

Her tabur, bölgelerin coğrafi yapısına göre en az 600 en fazla bin 200 kişi bulunuyor ve coğrafi dağılıma göre 4 ila 6 bölük içeriyor. Her bölük 3 ya da 4 müfrezeden oluşuyor. Müfrezelerde ise 3 ila 5 askeri takım yer alıyor. Her takımın 50 üyesi ve farklı alanlardan uzmanları oluyor.

Kassam Tugaylarının kaç kişiden oluştuğu tam olarak bilinmiyor. Fakat son yıllarda mümkün olan en fazla sayıda genci bünyesine katma ve onları içeride ‘Kurtuluş Ordusu’ adıyla bilinen örgüte dahil etme çalışmalarına odaklandı.

Gazze’deki savaştan önce Kassam Tugaylarının üyelerinin sayısıyla ilgili Şarku’l Avsat’a yapılan tahminler 25 bin ile 30 bin arasında değişiyordu.

Kassam Tugaylarının resmi yapısı çerçevesinde her tugayda bir askeri yargı organı, bir askeri sanayi birimi, bir gözetim birimi, bir destek ve muharebe birimi, bir operasyon birimi, bir istihbarat birimi, bir iç cephe birimi, bir insan kaynakları bölümü ve bir enstitü ve fakülteler bölümü bulunuyor.

Çeşitli aşamalarda performanslarını sergiledikleri eğitimler alan İzzeddin el-Kassam Tugaylarının deneyimli üyelerinin faaliyet gösterdiği uzmanlık alanları ve farklı birimler arasında füze ve havanları kapsayan topçu birimi ile mevcut savaşta yaygın olarak kullanılan anti-mekanik ve anti-personel füzeler konusunda uzmanlaşmış zırh birimi yer alıyor. Ayrıca İsrail savaş uçaklarına karşı uçaksavar füzeleri ve karadan havaya füzeler fırlatma konusunda uzman hava savunma birimi ve İHA kullanma konusunda uzman uçak birimi de var. Bunun yanında çeşitli silahlar, füzeler, roketler, patlayıcılar, İHA’lar ve başka silahlar üreten bir askeri sanayi birimine sahip olan Kassam Tugayları, işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar ve diğerleri hakkında istihbarat bilgileri toplama konusunda uzman bir askeri istihbarat birimine sahip. İsrail ordusunun hareketliliğini izleyen keşif ve gözlem biriminin yanı sıra görevi deniz yoluyla İsrail bölgelerine sızmak olan ve mevcut savaşta ilk kez ortaya çıkan, patlayıcı yüklü uzaktan kumandalı botlar kullanan deniz komando birimi olan Kassam Tugaylarının bir iç iletişim birimi de var. Birimde Kassam Tugayları ve Hamas liderleri için bir yer iletişim sistemi geliştirmeyi başaran mühendisler yer alıyor. Kassam Tugayları bünyesinde ayrıca İsrail güçlerini hedef almak için keskin nişancı silahları kullanma konusunda uzman kişilerin bulunduğu bir keskin nişancı birimi, tünel birimi, mühendislik birimi, askeri enformasyon dairesi ve örgütsel ve yönetim dairesi barındırıyor.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında idare, kontrol, iletişim ve savaş yönetimi için kullanılan çok sayıda tüneli, liderlerin saklandıkları yerleri, silahlar ve füzelerin üretildiği yer altı fabrikalarını ve füze fırlatma rampalarını yok etmeyi başarmasının ardından Kassam Tugaylarının, sahip olduğu yeteneklerin çoğunu kaybettiğine şüphe yok.

Tüm bunlara rağmen İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri, Gazze Şeridi’nde devam eden savaşta İsrail askerleriyle girdikleri çatışmalarda yüksek muharebe kabiliyeti sergiliyor ve konuşlandıkları bölgelerin kontrolünü tamamen kaybetmemiş gibi görünüyorlar.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.