Kassam Tugayları 7 Ekim sonrası kontrolündeki gerilemeye rağmen halen esnek bir yapıda

Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı

TT

Kassam Tugayları 7 Ekim sonrası kontrolündeki gerilemeye rağmen halen esnek bir yapıda

Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı
Şarku'l Avsat, Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yapısının ve sahadaki durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı

7 Ekim 2023 tarihi, onlarca yıldır süregelen ve daha da uzun yıllar sürüp gidebilecek olan Arap-İsrail çatışmasında bir dönüm noktasıydı. O gün, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi sınırında sürpriz bir saldırı düzenleyerek hem İsraillileri hem de Filistinlileri şaşırttı. Kassam Tugayları, bir Hollywood filminden fırlayan sahneleri andıran görüntülerle İsrail ordusunu şaşkına çevirdi. Kassam Tugaylarının saldırısında en az bin 200 İsrailli öldü, yaklaşık 240 İsrailli rehin alınarak Gazze Şeridi’ne götürüldü.

Peki, İsrail'in geçtiğimiz ekim ayından bu yana savaştığı, birliklerinin çoğunu dağıttığını ve 12 bin civarı üyesini öldürdüğünü söylediği İzzeddin el-Kassam Tugayları hakkında ne biliyoruz?

Kassam Tugaylarının kurulması ve İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin kurtarma takıntısı

İzzeddin el-Kassam Tugayları, 1988 yılının başlarında ‘Mecd’ adıyla kuruldu ve birkaç ay sonra ismini değiştirerek bugün kullandığı adı aldı. Mecd adı ise Hamas Hareketi içinde İsrail istihbaratı için çalışan casusları takip eden gizli güvenlik birimi tarafından kullanılmaya devam etti. Bu yapının en önemli kurucularından biri, Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi'ndeki mevcut lideri ve 7 Ekim saldırılarının planlayıcısı olduğu gerekçesiyle İsrail tarafından aranan bir numaralı isim olan Yahya es-Sinvar'dı.

Kurulmasından itibaren pek çok aşamadan geçen Kassam Tugayları, 1994 yılında İsraillileri kaçırma eylemlerine başladı. Batı Şeria'da İsrail askeri Nachshon Faxman'a yönelik ilk kaçırma eyleminde başarılı olmasıyla adından söz ettirmeye başladı. Faxman, Ramallah ile Kudüs arasındaki bir köyün yakınlarında düzenlenen askeri operasyonda İsrail güçleri tarafından kendisini kaçıranlarla birlikte öldürüldü.

İsraillileri kaçırıp Filistinli mahkumların serbest bırakılması için takas anlaşması yapılmaya çalışılması, 1990'larda ‘Mühendisler Dönemi’ olarak bilinen yeni bir dönemin başlaması öncesinde adam kaçırma eylemleri de dahil olmak üzere saldırıları durdurmayan Kassam Tugayları için bir takıntı haline geldi. Aynı sıralarda Kassam Tugayları üyelerinin, İsrail'in göbeğinde patlayıcılı yelekler ve bomba yüklü araçlarla kendilerini havaya uçurarak gerçekleştirdikleri saldırı eylemlerine liderlik yapan Yahya Ayyaş ortaya çıktı. Ancak bu eylemler bir süre sonra durduruldu ve ardından 2000 yılındaki ikinci Filistin İntifadası'nda güçlü bir şekilde yeniden başladı. Hamas Hareketi, bu tür eylemlerle farkını ortaya koydu.

İsraillileri kaçırmak, Kassam Tugaylarının temel hedeflerinden biri olmaya devam etti. Kassam Tugayları, 2006 yılında, yani Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele geçirmesinden yaklaşık bir yıl önce yer altı tünellerini kullanarak Refah'ın doğusunda İsrail askeri Gilad Şalit'i kaçırıldı. Bu olaydan sonra İsrail, Gazze Şeridi’nde Şalit’i aramak için geniş çaplı operasyonlar başlattıysa da başarılı olamadı ve 2011 yılında Hamas'la bir anlaşmaya varmak zorunda kaldı. Anlaşma çerçevesinde Şalit’in serbest bırakılması karşılığında İsrail hapishanelerindeki kadın ve erkek bin 27 Filistinli mahkum serbest bırakıldı.

Kassam Tugayları, zaman zaman çatışmaların yaşandığı 8 yıllık bir ardından 2014 yılında 50 günden fazla süren savaşta iki İsrail askerini, ardından da Etiyopya kökenli bir İsrailli ile Necef’te (Negev) yaşayan İsrailli bir Arap’ı rehin almayı başardı. Aynı yıl gerçekleşen iki ayrı olayda sınıra sızdıktan sonra Kassam Tugayları, İsrail tarafına siyasi, psikolojik ve medya üzerinden baskı yaparak onu bir takas anlaşması imzalamaya zorlamaya çalıştı. Fakat Tel Aviv'de iktidara gelen hükümetler, bu durumu görmezden gelmeye devam ettiler.

7 Ekim ve yıkıcı bir savaşa yol açan takıntı

Kassam Tugaylarının 7 Ekim’de Gazze Şeridi sınırında ani bir saldırı düzenlemesinin nedenleri arasında, İsrail hükümetlerine rehine takası anlaşması imzalanması için baskı yapmak amacıyla İsrail vatandaşlarını kaçırma takıntısı olduğu düşünülüyor. Kassam Tugayları, İsrail'in ‘Nazi soykırımından sonra Yahudilerin yaşadığı en kötü olay’ olarak nitelediği eşi ve benzeri görülmemiş eylemde yüzlerce İsrailliyi öldürdü, aralarında çok sayıda askerin de bulunduğu yüzlerce kişiyi rehin aldı. İsrail, ‘Aksa Tufanı Operasyonu’ olarak adlandırılan 7 Ekim saldırısına, Gazze Şeridi'ne yönelik yıkıcı bir savaşla karşılık verdi. İsrail, savaşta şimdiye kadar yaklaşık 30 bin Filistinliyi öldürdü ve Gazze Şeridi’nin yarısını yok etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın ilk gününden beri amaçlarının ‘Hamas'ı yok etmek ve Kassam Tugayları’nın yeteneklerini tamamen ortadan kaldırmak’ olduğunu söylüyor. Yaklaşık 145 gündür devam eden savaşın ardından Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant, yaklaşık 12 bin Hamas üyesinin öldürdüklerini ve Hamas’ın Refah’taki tugayları dışındaki tüm tugaylarını dağıttıklarını açıkladılar. Ancak açıklanan bu sayılar halen şüpheli, zira uluslararası bir haber ajansının Hamas'taki kaynaklardan ölen Hamaslı sayısının 6 bin olduğunu aktarmış, fakat Hamas daha sonra yaptığı bir açıklamayla bu sayıyı yalanlamıştı.

Kassam Tugayları fırtınanın merkezinde yer alıyor

Şarku'l Avsat, Gazze’deki genel durumla ilgili Filistinli kaynaklardan ve saha kaynaklarından aldığı bilgilerle Kassam Tugayları’nın son durumunun bir tablosunu çizmeye çalıştı. Söz konusu kaynaklardan edinilen bilgilere göre İsrail’in Kassam Tugayları lideri Muhammed ed-Dayf ve yardımcısı Mervan İsa'ya ulaşamadığı anlaşılırken iki ismin suikast listesinin en başında yer aldıkları biliniyor. Aynı şekilde Kassam Tugayları’nın Han Yunus, Refah ve Gazze liderlerine ulaşamayan İsrail, buna karşın Gazze'nin kuzeyi ve merkezi liderleri ile birinci, ikinci ve üçüncü kademeden çok sayıda liderine ve üyesine suikast düzenleyebildi.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, şu an Kassam Tugayları’nda şehit olanların sayısı ya da siyasi, sosyal, savunma ve hatta hükümet ve ekonomik alanlarda faaliyet gösteren üyelerinden öldürülen sayısı hakkında kesin rakamlar vermenin mümkün olmadığı vurguladılar. Kaynaklar, ancak İsrail'in Kassam Tugayları’nın bazı liderlerine, sahadaki liderlerinden bazılarına ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren üyelerine, onları bireysel olarak hedef alan saldırılarla veya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte yahut Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi Üyesi ve Orta Gazze Tugayı komutanı Eymen Nevfel suikastında olduğu gibi başka ailelerin de yaşadığı, bulundukları yerin tamamı hedef alınarak suikast düzenlemeyi başardığını da aktardılar.

İsrail tarafından açıklanan rakamların doğruluğuyla ilgili şüphelerini dile getiren kaynaklar, işgalci İsrail’in Gazze'de öldürülen herkesi Hamas üyesi olarak tanımladığını ve bu yüzden bu tür yanıltıcı bilgileri yaymaya çalıştığını söylediler.

İsrail’in şimdiye kadar Kassam Tugaylarının iki liderine suikast düzenlemeyi başardığı, bunlardan birinin Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi Üyesi ve Orta Gazze Tugayı komutanı Eymen Nevfel, diğerinin ise Kassam Tugayları Füze Birimi Komutanı Eymen Siyam’ın yanı sıra Hamas’ın askeri kanadının diğer yetkililerinden Vail Receb, Rafet Selman, İbrahim el-Beyari ve Visam Ferhat gibi dört saha komutanıyla birlikte suikasta uğrayan Kassam Tugayları Kuzey Gazze Komutanı Ahmed el-Gandur (Ebu Enes) olduğu öğrenildi.

uju67j
Kassam Tugayları tarafından Gazze Şeridi’nde geçtiğimiz yaz düzenlenen bir fuarda bir çocuk RPG fırlatıcıya benzeyen bir silahı kaldırırken (AFP)

Mevcut bilgiler çerçevesinde Kassam Tugaylarının ikinci ve üçüncü kademelerinden ve daha alt kademelerinden suikast sonucu öldürülen liderinin kesin sayısına ulaşmak şu an için mümkün görünmüyor.

Kaynaklar, suikastlar ya da diğer operasyonlarda ve çatışmalarda çok sayıda kişinin öldürüldüğünü bildirdiler.

Kassam Tugayları ve esnek yapısı

Kassam Tugaylarının Gazze’deki savaşın başlamasından savaşçılarının sayısı 30 bini bulan tugayları, taburları ve başka birimleri vardı. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Kassam Tugaylarının yapısının son derece esnek ve komutanla iletişimin kesilmesi durumunda da savaşmaya devam edebilecek kapasiteye sahip olduğunu, her komutanın birinci, ikinci ve üçüncü yardımcısının bulunduğu, bazı durumlarda bu sayının dört, hatta beşe kadar yükseldiğini söylediler.

Kassam Tugayları, ‘Kuzey Tugayı, Gazze Tugayı, Orta Tugay, Han Yunus Tugayı ve Refah Tugayı’ olmak üzere beş tugaydan oluşan entegre bir idari ve örgütsel askeri sisteme sahip. Her tugayda bölükler, müfrezeler ve askeri takımlardan oluşan birkaç tabur yer alıyor. Lübnan ve İran gibi ülkelerde ve 2011 yılında başlayan iç olaylar sonrasında iki taraf arasındaki ilişkilerin bozulmadan önce Suriye'de eğitmenler tarafından eğitilen, bazıları Gazze Şeridi dışında askeri eğitim alan binlerce üyesi var.

derbfrt
Han Yunus'ta ‘Ebabil’ adlı insansız hava aracı (İHA) ve çevresindeki Kassam Tugayları üyeleri, 26 Temmuz 2022 (AFP)

İsrail tarafından yapılan açıklamalara göre Kassam Tugayları 24 askeri tabur içeriyor. Bu bilgi doğru gibi görünüyor. Şarku’l Avsat’ın kaynakları, tugayların dağılımının; kuzeyde 6 tugay, Gazze'de 6 tugay, merkezde 4 tugay, Han Yunus'ta 4 tugay ve Refah'ta 4 tugay şeklinde olduğunu ifade ettiler.

Her tabur, bölgelerin coğrafi yapısına göre en az 600 en fazla bin 200 kişi bulunuyor ve coğrafi dağılıma göre 4 ila 6 bölük içeriyor. Her bölük 3 ya da 4 müfrezeden oluşuyor. Müfrezelerde ise 3 ila 5 askeri takım yer alıyor. Her takımın 50 üyesi ve farklı alanlardan uzmanları oluyor.

Kassam Tugaylarının kaç kişiden oluştuğu tam olarak bilinmiyor. Fakat son yıllarda mümkün olan en fazla sayıda genci bünyesine katma ve onları içeride ‘Kurtuluş Ordusu’ adıyla bilinen örgüte dahil etme çalışmalarına odaklandı.

Gazze’deki savaştan önce Kassam Tugaylarının üyelerinin sayısıyla ilgili Şarku’l Avsat’a yapılan tahminler 25 bin ile 30 bin arasında değişiyordu.

Kassam Tugaylarının resmi yapısı çerçevesinde her tugayda bir askeri yargı organı, bir askeri sanayi birimi, bir gözetim birimi, bir destek ve muharebe birimi, bir operasyon birimi, bir istihbarat birimi, bir iç cephe birimi, bir insan kaynakları bölümü ve bir enstitü ve fakülteler bölümü bulunuyor.

Çeşitli aşamalarda performanslarını sergiledikleri eğitimler alan İzzeddin el-Kassam Tugaylarının deneyimli üyelerinin faaliyet gösterdiği uzmanlık alanları ve farklı birimler arasında füze ve havanları kapsayan topçu birimi ile mevcut savaşta yaygın olarak kullanılan anti-mekanik ve anti-personel füzeler konusunda uzmanlaşmış zırh birimi yer alıyor. Ayrıca İsrail savaş uçaklarına karşı uçaksavar füzeleri ve karadan havaya füzeler fırlatma konusunda uzman hava savunma birimi ve İHA kullanma konusunda uzman uçak birimi de var. Bunun yanında çeşitli silahlar, füzeler, roketler, patlayıcılar, İHA’lar ve başka silahlar üreten bir askeri sanayi birimine sahip olan Kassam Tugayları, işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar ve diğerleri hakkında istihbarat bilgileri toplama konusunda uzman bir askeri istihbarat birimine sahip. İsrail ordusunun hareketliliğini izleyen keşif ve gözlem biriminin yanı sıra görevi deniz yoluyla İsrail bölgelerine sızmak olan ve mevcut savaşta ilk kez ortaya çıkan, patlayıcı yüklü uzaktan kumandalı botlar kullanan deniz komando birimi olan Kassam Tugaylarının bir iç iletişim birimi de var. Birimde Kassam Tugayları ve Hamas liderleri için bir yer iletişim sistemi geliştirmeyi başaran mühendisler yer alıyor. Kassam Tugayları bünyesinde ayrıca İsrail güçlerini hedef almak için keskin nişancı silahları kullanma konusunda uzman kişilerin bulunduğu bir keskin nişancı birimi, tünel birimi, mühendislik birimi, askeri enformasyon dairesi ve örgütsel ve yönetim dairesi barındırıyor.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında idare, kontrol, iletişim ve savaş yönetimi için kullanılan çok sayıda tüneli, liderlerin saklandıkları yerleri, silahlar ve füzelerin üretildiği yer altı fabrikalarını ve füze fırlatma rampalarını yok etmeyi başarmasının ardından Kassam Tugaylarının, sahip olduğu yeteneklerin çoğunu kaybettiğine şüphe yok.

Tüm bunlara rağmen İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri, Gazze Şeridi’nde devam eden savaşta İsrail askerleriyle girdikleri çatışmalarda yüksek muharebe kabiliyeti sergiliyor ve konuşlandıkları bölgelerin kontrolünü tamamen kaybetmemiş gibi görünüyorlar.



Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.


İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) bugün Sur'un (Tyre) güneyinde bir aracı hedef aldı.

Bu sabah erken saatlerde, İsrail'e ait bir İHA Lübnan'ın güneyindeki Zahrani kasabası yakınlarındaki otoyolda bir aracı hedef aldı. Yine bu sabah, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki Aita al-Shaab kasabasında bir evi yıktı. İsrail'e ait bir İHA Aita al-Shaab’ı bu sabah üç adet şok bombasıyla hedef aldı.

Tahliye emirleri

AFP bugün ilerleyen saatlerde, İsrail ordusunun hava saldırılarına hazırlık olarak Lübnan'ın güneyindeki iki köyde bulunan iki binanın tahliyesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Askeri sözcü Avichai Adraee, X platformundaki hesabından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan sakinlerine, özellikle de şu iki köye acil uyarı: Kfar Tibnit ve Ain Qana. İsrail Savunma Kuvvetleri yakın gelecekte Hizbullah'ın askeri altyapısına saldıracak."

İsrail uzun zamandır İran destekli Hizbullah'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalıştığını söylüyor; bu nokta Adraee'nin açıklamasında da dile getirildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, İsrail, 27 Kasım 2014'te yürürlüğe giren Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasının şartlarına uymamış ve uymamaktadır. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde buldozerlerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam etmekte ve neredeyse her gün baskınlar düzenlemektedir. Ayrıca, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda konuşlanmış durumdadır.