Libya parlamentosu üyesi: Artık Türkleri Libya’dan kim çıkarabilir? Türkiye, anlaşmalar imzaladı ve bazı askeri üslerde güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor

Sürecin iki hükümet altında yürütülmesinin, taraflardan birinin sonuçlar hakkında şüphe duymasına yol açacağını vurguladı.

Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb (Şarku’l Avsat)
Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb (Şarku’l Avsat)
TT

Libya parlamentosu üyesi: Artık Türkleri Libya’dan kim çıkarabilir? Türkiye, anlaşmalar imzaladı ve bazı askeri üslerde güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor

Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb (Şarku’l Avsat)
Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb (Şarku’l Avsat)

Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) açıklamasına ilişkin çekincelerini dile getirerek, BM temsilcisi Abdullah Bathiliy’e verdiği desteği ve ülkede seçim yapılmasına olanak tanıyan kapsamlı siyasi süreci güçlendirmeye yönelik arabuluculuk rolünü yineledi.

Mugayb, Arap Dünyası Haber Ajansı’na (AWP) yaptığı açıklamada, BMGK’nın açıklamalarını ‘güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor ve sonra ortadan kayboluyor’ olarak nitelendirdi. Ayrıca konseyi ve uluslararası güçleri ülkede krizin daha da kötüleşmesine neden olmakla suçladı.

wsefergf
Libya Milletvekili Saad Mugayb, BMGK’nın açıklamasına ilişkin çekincelerini dile getirdi (Şarku’l Avsat)

İngiltere’nin BM misyonundan yayınlanan açıklamada konseye üye ülkeler, BM temsilcisine desteklerini dile getirdi. Ayrıca ülkenin seçimlere doğru ilerlemesi için tüm tarafları Bathiliy ile ‘koşulsuz olarak tam katılım göstermeye ve gerekli tavizleri vermeye’ çağırdı.

sdefre
Libya Parlamentosu toplantılarından bir fotoğraf (Parlamento)

Mugayb, “Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri dışında Libya’daki durumdan çıkış yolu yok. Bu seçimlerle Libya, darboğazdan yeni bir ülke, yeni bir demokratik ülke olarak, modern bir demokratik devlet olarak dünyaya çıkıyor. Ama ne yazık ki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim yasasını çıkaran Temsilciler Meclisi’nin yaptığını kimse üstlenmedi. Bu süreç geçtiğimiz yıllarda, özellikle 2021 yılında duyurulmuştu. Ardından Temsilciler Meclisi ve Yüksek Konsey temsilcilerinden oluşan 6+6 komitesinin kurulmasına karar verildi” ifadelerini kullandı.

Sorumlu Dibeybe

Mugayb, komitenin sonuçlarının uygulanmamasından geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe’yi sorumlu tutarken, “Bu kanunlarda yer alan bazı hususlara itiraz ederek, Libya’nın çıkarlarını tüm çıkarların önünde tutuyoruz. Bizi seçime götürecek olanın bu yasalar olduğunu söyledik. Ama ne yazık ki bu süreci engelleyenler Dibeybe ve Libya’nın işlerine karışan, Libya’dan çıkmak istemeyen, kalmayı ve uzun süre devam etmeyi isteyen ülkelerdir” dedi.

dsevfer
Paralel İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Mugayb, BM’nin Libya özel temsilcisini de eleştirirken, “Abdullah Bathiliy, maalesef söylediklerinde samimi değil, ciddi de değil. Libya’daki durumun bu şekilde kalmasını isteyen ülkeleri memnun etmek için var gücüyle çabalıyor. Ülkeyi içinde bulunduğu krizden çıkaracak uzlaşıya dayalı bir çözüme ulaşmak için Yüksek Konsey ile Temsilciler Meclisi arasındaki her türlü yakınlaşmayı teşvik ettik, onayladık ve destekledik. Ancak Bathiliy, 6+6 komitesinin üzerinde mutabakata vardığı seçimleri ve seçim yasalarını desteklemek ve seçimlerin yapılması için baskı yapmak yerine, şu ana kadar bu yasaların adil olmadığını söylemeye devam ediyor. Bu doğru değil ve onun etkisi değil. Komite, Dibeybe’nin etkisi altında. Dibeybe de bu yasaların adil olmadığını söylemeye devam ediyor” şeklinde konuştu. Mugayb ayrıca, “Dibeybe, bu yasaların adil olmadığını söylerken her türlü seçim sürecini feshederek iktidarda kalmaya çalışıyor. BMGK, geçmişte defalarca duyduğumuz bu açıklamasında samimi değil. Bu yönde bir açıklama ilk kez yapılmıyor. Bir noktada bazı ülkelerin çıkarlarının çatışmasını ve kesişmesini göreceğiz” dedi.

“Libya sorunu, uluslararası toplum, BM, BMGK veya BMGK’daki etkili ülkeler nedeniyle her geçen gün daha da zorlaşıyor” diyen Mugayb, konuyla ilgili olarak “BMGK’nın ülkenin parlamenter hükümette kalması için güvenini geri çekmesi veya Dibeybe hükümetinin üzerindeki yasal örtüyü kaldırması gerekiyordu. Böylece ülke, Libya sokaklarında kabulle karakterize edilmiş Usame Hammad hükümeti olan parlamenter hükümet olarak kalacaktı. BMGK dürüst olsaydı, parlamenter hükümete meşruiyet kazandırır ve seçimleri hazırlamaya ve desteklemeye çalışırdı. Ama uluslararası toplumda, özellikle de Libya’da kendine yer bulmuş ülkelerde, Libya’da seçimlerin açık ve net yapılması konusunda samimi olan bir taraf yok” ifadelerini kulandı.

efrgt
Geçici Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe (Birlik Hükümeti)

Mugayb ayrıca, BM’nin paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların geri çekilmesi çağrısını da kınarken, “BM, bunu dayatmalı, ancak sadece çağrıyla değil. Artık Türkleri Libya’dan kim çıkarabilir? Türkiye, anlaşmalar imzaladı ve Türkler artık Mitiga’da ve Libya’nın doğu ve batısındaki bazı askeri üslerde güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. BMGK’nın ciddi olduğunu ve bu açıklamanın Libya sahnesinde herhangi bir şeyi harekete geçireceğini düşünmüyorum. Ancak bu sadece kartları karıştırma sürecidir” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni bir hükümete ihtiyaç var

Öte yandan Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Adil Karmus, BM’nin açıklamalarını eleştirirken, “6+6 komitesinin, çözümün tüm ülke üzerinde kendi kontrolünü dayatacak yeni bir hükümet yoluyla olacağını açıkça ifade etmesi göz önüne alındığında, bu gerçek bir çözümü temsil etmiyor. BM’nin şu anda sunduğu bu çözüm, seçim yapılmasını öngören genel bir çözümdür” dedi. Karmus, açıklamanın Seçim Bakanlığı (hükümet) için pratik bir adım olduğuna dikkati çekerken, seçimleri ‘iktidarda kalabilmek için mümkün olduğunca fazla zaman kazanmak amacıyla bir bahane’ olarak kullandığını iddia etti. Karmus, ülke genelinde yeni bir birleşik hükümete duyulan ihtiyacın ‘acil ve gerekli hale geldiğini, çünkü iki hükümetin yönetimindeki gerçekçi seçimlerin sonuçlarının taraflardan biri tarafından reddedilmesiyle sonuçlanacağını’ da dile getirdi. Bu seçimlerin taraflardan biri tarafından sorgulanacağına dikkati çeken Adil Karmus, “Çünkü doğuda bir hükümet ve batıda bir hükümet var ve her hükümet etki alanındaki seçimleri denetliyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, iki hükümetin varlığı adeta bundan sonra seçim sonuçlarının kabul edilmemesini, bütünlüğünün garanti altına alınmamasını, hile yapılmasını gerektiriyor. 6+6 komitesi, bunu hissetti ve seçimlerin tek hükümet altında yapılması konusunda ısrar etti” dedi. BM’nin operasyonun tamamlanması için paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların geri çekilmesini şart olarak kabul etmesiyle ilgili olarak ise Karmus, “Paralı askerlerin ve yabancı güçlerin çekilmesi amacıyla bunu daha önce de talep etmiştik ve verileri Yüksek Konsey’e sunmuştuk. Bazı ülkelerden askerlerin Libya’da bulunmasının siyasi meseleleri etkilediğini, bu güçlerin Libya’dan ayrılmasının da büyük etki yaratacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Yüksek Konsey üyesi, seçimlerin ardından ülkenin yeni bir şiddet sarmalına girme ihtimaline karşı da uyarıda bulunarak, “İki hükümetin varlığı gölgesinde mutlaka şiddet olacaktır. Bu bölünme göz önüne alındığında ise bu şiddet, ‘seçimlerin onun kontrolü altında yapılacağı tek bir hükümet yoksa’, bu seçimlerin sonuçlarının kabul edilmemesinden kaynaklanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.