İdlib'de el-Cevlani’nin devrilmesi ve bölge yönetimi için seçim yapılması talebiyle gösteriler düzenlendi

Heyetu Tahriru'ş Şam üyeleri tarafından işkenceye uğramış bir tutuklunun öldürülmesine karşı protestolar düzenlendi.

TT

İdlib'de el-Cevlani’nin devrilmesi ve bölge yönetimi için seçim yapılması talebiyle gösteriler düzenlendi

Heyetu Tahriru'ş Şam üyeleri, Aralık 2019'da Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınlarında, bölgelerine yönelik devam eden saldırıları protesto eden göstericilerle karşı karşıya geldi. (AP)
Heyetu Tahriru'ş Şam üyeleri, Aralık 2019'da Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınlarında, bölgelerine yönelik devam eden saldırıları protesto eden göstericilerle karşı karşıya geldi. (AP)

Suriye'nin kuzeybatısında yer alan İdlib kentinin merkezindeki Saat Meydanı, günlerdir aktivistlerin Heyetu Tahriru'ş Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani’ye karşı düzenlediği halk gösterilerine sahne oluyor. Göstericiler el-Cevlani’nin ülkeyi terk etmesini, HTŞ’nin hapishanelerindeki tutukluların ve zorla kaçırılan kişilerin akıbetinin açıklanmasını talep ediyor.

Göstericiler üzerinde şu ifadelerin yazılı olduğu pankartları kaldırdı: ‘Güçlüyü zayıftan, komutanı askerden önce yargılayan bağımsız ve tarafsız bir yargı istiyoruz’, ‘El-Cevlani hapishaneleri olmadığını söylerken doğru söylemiş. Gerçek şu ki, hapishaneleri değil, insan mezbahaları var.’

Pazar günü öğleden sonra İdlib'in kuzey kırsalındaki Sarmada kavşağının ortasında bir grup, üzerinde bölgeyi kontrol eden HTŞ’nin güvenlikle ilgili tutumunu eleştiren kalın puntolu sloganlar yazılı pankartlar taşıyarak durdu. Yanlarında silah taşıyan ve yoldan geçenleri arayan maskeli güvenlik personelleri de vardı.

O gün gösteriye katılanların sayısı çok fazla değildi. Ama İdlib bölgesindeki güvenlik durumunu denetleyenlerin gözünde kalabalıktılar. Çünkü bu, gündüz saatlerinde ve her gün binlerce kişinin geçtiği bir nokta olarak kabul edilen halka açık bir yerde nadir görülen bir olaydı. Gösteriye katılanlardan Abdurrahman isimli vatandaş, Şarku’l Avsat’a konuşurken “Tutuklanmaktan korkmuyorum” ifadesini kullandı. Abdurrahman, gösteriye katılmak için gelenlerden bazılarının güvenlik güçlerinin varlığından korktuklarını ve slogan atmadıklarını belirtti.

deferf
Heyetu Tahriru'ş Şam üyeleri, Aralık 2019'da Bab el-Hava Sınır Kapısı yakınlarında, bölgelerine yönelik devam eden saldırıları protesto eden göstericilerle karşı karşıya geldi. (AP)

HTŞ önceki yıllarda, İdlib bölgesi üzerindeki kontrolünü eleştiren halk protestolarını dağıtmak için gerçek mermi kullandı. Abdurrahman ise medyanın bu olayı haber yapmasının öfkesini ifade etmesi için kendisine koruma sağladığını düşünüyor.

“Gösterinin nedeni yönetimdekilerin bu zamana kadar yaptıklarına duyulan öfke” diyen genç aktivist sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kişinin işkence altında ölümüne tanık olduktan sonra dayanamadık artık. HTŞ, kurtarılmış bölgenin (Suriye makamlarının kontrolü dışındaki bölge) yönetiminden sorumlu. Bu sorumluluğu yerine getirmek için tam olarak ne yaptığını bilmiyoruz. Bu yüzden öfkemizi ifade etmek ve bölge yönetimi için seçim talep etmek üzere sokaklara çıktık.”

dfvfd

Aynı gün akşam saatlerinde İdlib kentinde başka bir gösteri daha yapıldı. Ertesi gün düzenlenen bir başka gösteride ise katılımcı sayısı arttı. HTŞ lideri el-Cevlani’nin devrilmesi ve hapishanelerin tutuklulardan boşaltılması için dile getirilen taleplerin tonu da yükseldi.

Bölgeyi 2015'te Suriye rejiminin kontrolünden çıkarmayı başaran HTŞ, bu esnada Fetih Ordusu içindeki bir dizi muhalif grupla iş birliği yapıyordu. HTŞ, İdlib, İdlib’in kırsalı ve Halep'in batı kırsalı üzerindeki hegemonyasını, eski müttefikleriyle çatıştıktan, bazılarını sürdükten ve diğerlerini de kısıtladıktan sonra dayattı.

HTŞ, 2017 yılında Suriye Kurtuluş Hükümeti adı altında sivil bir kol kurdu. Bu hükümet, bölgenin yönetimini Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’na bağlı geçici hükümetten devraldı. HTŞ, tüm siyasi, güvenlik ve ekonomik sektörleri ele geçirmek için bazen halkı memnun ederek bazen de onları silah ve tutuklama ile tehdit ederek susturdu.

Geçtiğimiz yıl boyunca HTŞ, ‘ajan dosyası’ olarak bilinen, yüzlerce lider ve üyeyi kapsayan en büyük tutuklama operasyonunu gerçekleştirdi. HTŞ, tutukluları Suriye rejimi ve müttefikleri için çalışmakla suçladı. Bu soruşturma geçen ay sonuçlandı. Tutukluların vücutlarındaki işkence izlerini gizleyemeyen HTŞ, onları art arda serbest bırakmaya başladı.

dvdfvfd
HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Cevlani (sağdan ikinci), Halep kırsalında saha komutanlarıyla ayrıntıları tartışıyor. (AP)

HTŞ, geçen yıl 26 Ocak'ta Telegram üzerinden bir açıklama yayınladı. Açıklamada, suçu kanıtlanmamış tutukluların derhal serbest bırakılacağı duyuruldu. Ayrıca, itiraf almak için işkence kullanımına atıfta bulunarak tutuklulara karşı disiplin prosedürlerini ihlal ettiği tespit edilenlerin tutuklanacağı ifade edildi.

Suriye rejimine karşı muhalefetin bir sonucu olarak 13 yıllık savaşın etkilerini yaşayan bölgede kontrolü elinde bulunduran HTŞ’nin işkenceye ve keyfi tutuklamalara başvurması, kamusal yaşamın tüm yönlerini kontrol etmeye çalışması ve aşırı güvenlik baskısı uygulaması son aylarda bölge sakinlerinin artan eleştirilerine yol açtı. Bu noktada, İdlib kentinde gece saatlerinde gerçekleşen gösteri, bir tutuklunun HTŞ hapishanelerinde işkence altında öldürüldüğünün ve akıbeti açıklanmadan gömüldüğünün ortaya çıkmasının arka planında gerçekleşti.

HTŞ, 10 ay önce Ceyşu’l Ahrar grubunun bir üyesi olan ve Ebu Ubeyde Tel Hadye olarak bilinen Abdulkadir el-Hakim'i tutukladı. Akrabaları onun beş ay önce öldüğünü bilseler de, 24 Şubat'tan önce bundan emin değillerdi. Ailesi 24 Şubat'ta HTŞ’den el-Hakim’in akıbetinin açıklanmasını istediklerinde işkence altında öldürüldüğü ve gizlice gömüldüğü ortaya çıktı.

frbvgfr
Suriye'nin kuzeybatısındaki bir bölgede HTŞ üyeleri (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi)

Jusoor Araştırma Merkezi’nde araştırmacı olan Vail Avlan, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte ajanlık meselesinin HTŞ’nin yaşadığı iç sorunları, liderleri arasındaki çatışmayı ve güvenlik uyumundaki düşüşü vurguladığını söyledi. Avlan bu durumun, muhaliflere, HTŞ’nin güvenlik davranışını değiştirmesi, bölgedeki askeri varlığa ve yönetime katılmak isteyen diğer grupların ilerlemesine izin vermesi için baskılarını arttırma fırsatı verdiğini ifade etti.

HTŞ’nin göstericilere karşı güvenlik durumunu artıracak uygulamalarda bulunmasını beklemeyen Avlan, HTŞ’nin hizipsel unsurlardan ziyade toplumsal unsurların ilerlemesine izin vererek idari ve güvenlik düzeylerinde bazı tavizler verebileceğini belirtti. Bölgedeki diğer grupların fırsattan istifade geri dönmesini ve güvenlik, idari ya da askeri dosyalardan herhangi birini devralma ihtimalini uzak gören Avlan, HTŞ’nin İdlib'deki ana aktör olmaktan geri duracak kadar zayıflamayacağını düşünüyor.

Suriye Kurtuluş Hükümeti Enformasyon Bakanlığı Halkla İlişkiler Ofisi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada işkenceyle ilgili son olayları büyük bir kusur olarak nitelendirdi ve sorumluların hesap vermesi için soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ofis, gösteriyi halkın doğal bir tepkisi, devrimin ve ilkelerinin devamına destek olarak değerlendirdi.

Bu açıklamalara, gösterilerin ve protestoların medyada yer almasına, katılımcıların tehdit edilmesi veya tutuklanması söz konusu olmaksızın izin verilmiş olmasına rağmen bölge halkında korku ve tedirginlik hali hâkim olmaya devam ediyor. Son gelişmeleri takip edenler, sivillerin en büyük kurbanlar arasında yer alacağı askeri bir gerilimden endişe duyuyor.



Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump adına, Gazze Şeridi’nde çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik Trump Planı’nın ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Witkoff, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni aşamanın ‘ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat yönetim ve yeniden inşa sürecine’ geçişi kapsadığını belirtti. Plan çerçevesinde, Gazze Şeridi’nde geçici bir teknokrat Filistin yönetimi kurulacak ve yönetim, Gazze Yönetim Komitesi tarafından temsil edilecek.

ABD, Hamas’ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesini beklediğini vurguladı. Witkoff, özellikle son İsrailli rehine cesedinin derhal iadesine dikkat çekti ve aksi takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

Witkoff, birinci aşamanın ‘insani yardım sağladığını, ateşkesi koruduğunu, tüm hayatta kalan rehine ve ölen 28 rehinenin 27’sinin kemiklerinin geri getirilmesini mümkün kıldığını’ hatırlattı. Witkoff, açıklamasını, “Tüm bu ilerlemeyi mümkün kılan, vazgeçilmez arabuluculuk çabaları için Mısır, Türkiye ve Katar’a son derece minnettarız” ifadesiyle sonlandırdı.

Anlaşma ve destek

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ni yönetmekle sorumlu teknokrat komiteye ait 15 üyenin isimleri üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu komite, ABD Başkanı’nın planı kapsamında görev yapacak.

Kahire’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Abdulati, “Yönetim komitesinin üyeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. Komite 15 üyeden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Uzlaşmanın ardından bu komitenin yakında ilan edilmesini ve Gazze’de günlük yönetim işlerini üstlenmesini umut ediyoruz” dedi.

Filistin Yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın barış planını uygulamaya koyma ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını hayata geçirme çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Yönetim, geçiş sürecinde Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere kurulacak Gazze Yönetim Komitesi’ni desteklediğini açıkladı.

Filistin Yönetimi, Steve Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD ekibi ve Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, “ABD’nin ateşkesi kalıcı hale getirme ve ikinci aşamayı, yeniden inşa dahil olmak üzere uygulamaya geçirme çabalarını destekledik” açıklamasında bulundu.

Yönetim, Trump’ın doğrudan katılımı ve kararlılığı sayesinde Gazze Şeridi’nde barış, istikrar ve iyi yönetişim için yeni bir fırsat yaratılmasına katkıda bulunması dolayısıyla ‘derin takdir ve minnet’ ifade etti.

Ayrıca Yönetim, Mısır, Katar ve Türkiye’nin arabulucu ve garantör ülkeler olarak yürüttüğü önemli çabaları vurguladı.

Yönetim, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin otoriteleri arasındaki bağlantının önemine dikkat çekerek, “Çift başlılık, bölünme veya ayrım yaratacak herhangi bir idari, hukuki veya güvenlik sisteminin kurulmasına izin verilmeyecek; tek bir sistem, tek bir hukuk ve tek meşru silah ilkesine bağlı kalınacak” ifadelerini kullandı.

Yönetim ayrıca, ABD ve ilgili ortaklarla birlikte, Batı Şeria’da da eşzamanlı adımlar atmanın önemini vurguladı. Bu adımların, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemleri durdurmayı, yerleşim genişleme planlarını ve yerleşimci terörünü engellemeyi, Filistin’e ait tutulan fonları serbest bırakmayı, zorla göç ve toprak ilhakını önlemeyi ve Filistin Ulusal Otoritesi ile iki devletli çözüm çabalarını korumayı amaçladığı belirtildi.

uı8o9
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail hava ve kara operasyonları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler, 14 Ocak 2026 (AP)

Filistin Yönetimi, tüm Filistinli grupları, ulusal kurumları, sivil toplum örgütlerini ve toplumun tüm kesimlerini, ‘ulusal ve tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, ortaklık ve yüksek sorumluluk ruhuyla hareket ederek bu hassas geçiş sürecini başarılı kılmaya’ davet etti.

Kahire’de dün yapılan toplantının ardından Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Gazze’de ateşkese ve Trump Barış Planı’nın diğer aşamalarına bağlı kalma taahhüdünü yineledi.

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada Filistinli gruplar, İsrail’e Gazze Şeridi’nden çekilmesi için baskı yapılmasını ve bölgedeki huzurun sağlanarak yaşamın normale dönmesini talep etti.

Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Trump Planı kapsamında Gazze Şeridi’ni yönetmesi beklenen geçici Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulması yönündeki arabuluculuk çabalarını desteklediklerini duyurdu.

Mladenov ile görüşmeler

Güvenilir Filistinli kaynaklar, Gazze Şeridi’nde geçici yönetimden sorumlu olacak Gazze Yönetim Komitesi’nin liderliğine aday gösterilen üyelerin, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nde, Barış Konseyi Yürütme Kurulu başkanlığına aday Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile bir araya geleceğini bildirdi.

Sivil toplum ve Filistinli gruplardan kaynaklar, adlarının açıklanmaması koşuluyla dün Kahire’de yapılan toplantıda ikinci aşamayla ilgili birçok konunun ele alındığını ve bunlar arasında Gazze Yönetim Komitesi için aday isimler üzerinde uzlaşı sağlanmasının da yer aldığını aktardı. Kaynaklar, aday isimlerin ilk etapta kabul gördüğünü belirtti.

xsdfrgt
Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Komite üyelerinin Gazze içinden seyahatleriyle ilgili olarak kaynaklar, sürecin halen organize edildiğini ve üyelerin nasıl seyahat edeceğine dair mekanizmanın (dün öğlene kadar) netleşmediğini bildirdi. Kaynaklar, Avrupa ülkelerinde veya Ramallah’ta bulunan üyelerin sırayla Kahire’ye ulaşacağını aktardı.

Kaynaklar, Mısır’daki üyelerin toplantıya hazır olduğunu ve Gazze içinden katılamayan üyelerin sanal ortamda uzaktan dahil olabileceğini, ancak bunun beklenmeyen bir durum olduğunu ifade etti.

Toplantının, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu olacak komitenin görevlerine odaklanacağı belirtildi. Uzlaşı sağlanır sağlanmaz, komitenin üyeleri ve görevleri ilan edilecek. Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Konseyi’ni açıklamasından önce gerçekleşecek. Mladenov, Barış Konseyi Yürütme Kurulu’ndan sorumlu olacak ve teknokrat komiteyi yönetecek.

Kaynaklara göre, komite üyeleri Mladenov ile ABD Büyükelçiliği’nde birden fazla toplantı yapacak. Komitenin görevlerini yerine getirmesi için özel bir mali fon da oluşturuldu.

fgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateş yakmak için odun taşıyan Filistinli bir kadın (AFP)

Güvenilir kaynaklar, komitenin Gazze Şeridi’nde tüm hükümet sorumluluklarını üstleneceğini ve Hamas’ın yetki devrini hızlandırarak gerekli tüm desteği sağlayacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat, salı akşamı yayımladığı haberde, yeni komitenin 15 ila 18 üyeden oluşmasının beklendiğini, üyelerin çoğunun Gazze’den geldiğini ve ağırlıklı olarak iş, ekonomi ve sivil toplumla ilişkili kişilerden oluştuğunu; aralarında akademisyenlerin de bulunduğunu aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre komite üyeleri arasında eski Filistin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ali Şaas, sivil toplum aktivisti ve Tarımsal Yardım Derneği Başkanı Abdulkerim Aşur, Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Aid Yaği, Gazze Ticaret Odası Müdürü Aid Ebu Ramazan, Filistin Üniversitesi Başkanı Cebr ed-Daur, mühendis Beşir er-Reyyis, Gazze Telekomünikasyon Müdürü Ömer Şemali, Refah Belediyesi danışmanı ve mühendis Ali Berhoum ile avukat Hana Tarzi yer alıyor.

Filistinli sivil toplum kuruluşlarından bir kaynak, bu isimler üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını, ancak İsrail’in onay verip vermediğinin henüz bilinmediğini belirtti. Kaynak, bazı isimlerde anlaşmazlık çıkması halinde listede değişiklikler olabileceğini de ifade etti.


İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.