Arap üniversitelerinde neden estetik öğretilmiyor?

Eğitim sisteminin yaşamaya başladığı bir nevi kültürel kuraklığa işaret eden entelektüel bir ikilem…

Arap üniversitelerinde ‘çağdaş estetikle’ ilişkili dersleri nadiren görüyoruz (Sosyal medya siteleri)
Arap üniversitelerinde ‘çağdaş estetikle’ ilişkili dersleri nadiren görüyoruz (Sosyal medya siteleri)
TT

Arap üniversitelerinde neden estetik öğretilmiyor?

Arap üniversitelerinde ‘çağdaş estetikle’ ilişkili dersleri nadiren görüyoruz (Sosyal medya siteleri)
Arap üniversitelerinde ‘çağdaş estetikle’ ilişkili dersleri nadiren görüyoruz (Sosyal medya siteleri)

Eşref el-Hasani

Çoğu sanat kurumu; sanatçıların, yönetmenlerin, müzisyenlerin ve eleştirmenlerin güzeli konu alan bilim dalında eğitim görerek neler kazanabileceklerinin farkında değil. Felsefede ‘estetik’ adıyla bilinen bu bilim dalı, güzellik paradigmasının ve güzelliğin tezahürlerinin incelenmesiyle ilgilenir.

İnsanların estetik eğitimi almaya teşvik edilmemesi sorunu, teknik faktörlerden ziyade, entelektüel faktörlerden kaynaklanıyor. Bu yüzden estetik bilimi ve bu bilimin Arap dünyasındaki üniversitelerde, okullarda ve enstitülerde okutulmamasının sebepleri hakkında konuşmak, eğitim sisteminin zayıflığına ilişkin problemli bir boyut kazanıyor.

Bilişsel formasyonları ve araştırma alanları farklı olmakla birlikte Arap düşünürler, estetik meseleler üzerine düşünmeye odaklanmadı. Çünkü toplum ve siyasetle alakalı meselelere olan ilgi hem devletin hem de toplumun mekanizmalarını anlamalarını sağladığı sürece düşünürler, bu bilimin onlara, önemli sorularını cevaplama imkânı vermediğini düşünüyorlar.

Onlar sinema, plastik sanatlar, fotoğraf, müzik ve video gibi sanatsal faaliyetleri ve bu görsel medyanın gerçekliğimiz için sağlayabileceği derin anlayışı umursamıyorlar. Halbuki bu derin anlayış sayesinde sanatsal çalışma, tümüyle ticari boyutlara varmak üzere genelde etiketlendiği eğlence boyutunun ötesine geçer ve hayatımızın, içimizde yaşayan ve içinde yaşadığımız varlığın doğasını isabetli bir şekilde düşünmeye yönelir.  

sdve
Arap üniversitelerinde ‘çağdaş estetikle’ ilişkili dersleri nadiren görüyoruz (Sosyal medya siteleri)

Tarih boyunca sanat, toplumda ve siyasette etkili ifade araçlarından biri olmayı başardı. Daha doğrusu, bir anda süsleme vazifesi gördüğü bir durumdan eski ve modern Batı toplumunu etkileyen meseleleri ve sorunları ifade etmeye başladığı bir aşamaya geldi.

Entelektüel sorunlar

Estetik, Arap üniversitelerinde ‘sanat felsefesi’ çerçevesinde çok az ilgiye mazhar oluyor. Lisans derecesinde bu bilimin konuları, çoğunlukla genel olur. Yani öğrenci, estetik düşüncenin ilkelerini ve bir sanat çalışmasının ne zaman güzel olacağını öğrenir. Felsefe hocaları da bu bilimin klasikleri, özellikle de Kant ve Hegel üzerinde durmakla yetinir ve bu bilimin modern ve çağdaş dönemlerinde gösterdiği gelişmeleri takip etmezler.

Burada sorun, vaktin kısıtlı olmasından değil, onların fotoğrafla, plastik sanatlarla, sinemayla ve müzikle ilgili alanlardaki bilgilerinin sınırlı olmasından kaynaklanıyor. Sadece Kant ve Hegel’le ilgileniyorlar, çünkü bazıları daha önce, felsefi tasarılarını şekillendiren bazı felsefi kavramları incelemişler ve estetikle bu kavramların odak noktalarından biri olarak yüzleşmişlerdir.  

Arap üniversitelerinde ‘çağdaş estetik’ adı verilen şeyle ilgili dersleri nadiren görürüz, çünkü bu bilgi alanında uzmanlaşmış kişiler yoktur. Felsefe dallarının tanık olduğu dönüşümlere ve 21’inci yüzyılın sahne olduğu sanatsal atılımlara rağmen, estetik üzerine ciddi olarak düşünülmüyor. Halbuki şarkılar, müzik albümleri, video klipler ve filmler bu bilimdeki düşünme ilkelerine dair incelikli bir bilgi gerektirir. Ki böylece eleştirmen ya da araştırmacı, sanatsal çalışmada görüntü, müzik, renklendirme, destek, biçim, montaj, ritim ve başka açılardan meydana gelen dönüşümlerin yanı sıra güzelliğin de izlerini takip edebilsin.

Tunus’ta, Suriye’de, Mısır’da, Lübnan’da veya Irak’ta felsefi tasarısını estetikten hareketle inşa eden bir tane düşünür yok. Bu da şu soruyu akla getiriyor: İnsan sanatsal faaliyetlerin dışından dünyaya nasıl bakabilir ve düşünebilir? Zira sanat, şu anda Arap halkları etkileyen çeşitli meseleleri kapsamlı bir şekilde ifade edebilir. Nitekim gücü, savaş ve yıkım aletlerini geride bırakan sanatsal çalışmalar mevcut. İnsanların bir araya gelmesi ve siyasi sistemlerin sarsılıp dünya karşısında zayıf bir duruma getirilmesi için tek bir sinema eserinin gösterimi yeterli. Çünkü sinema ve genel olarak sanat, bazı devrimlere meşruiyet kazandıracak, olayı dünyaya bildirip yayacak yollara ve araçlara sahiptir.

Krizler ve çatlaklar

Eğitim sisteminin yaşamaya başladığı bir nevi kültürel kıtlığa işaret eden entelektüel bir ikilemle karşı karşıyayız. Yönetmenlik, tasarım ve müzik eğitimi veren okullarda ve enstitülerde bu bilimle ilgili herhangi materyale rastlanmıyor. Halbuki bu, diğer teknik meseleleri bilişsel olarak besleyen ve üretken kişiye zengin bir sanatsal yol çizen bir bilgi sistemidir.  

Entelektüel çalışma, teorik fikirlerden yoksun sanatsal bir ürün değildir. Yeter ki bu fikirler, onun görüşünü dünya gözünde özgün kılsın. Fransa’daki ‘Yeni Sinema Dalgası’, sinema dünyasındaki tüm o şaşırtıcı atılımları gerçekleştirmek üzere yoktan var olmadı. Aksine bu dalganın öncesinde ve esnasında ona eşlik eden kuramlaştırma, yönetmenlerin yaptığı her şeye bilimsel meşruiyet kazandırmaya büyük katkıda bulundu. Senaryoyla, prodüksiyonla, görüntülemeyle ve oyunculukla bağlantılı teknik devrimleri kastediyorum.

dfvdf
Bansky’nin Paris’teki sanatsal çalışmalarından biri (Sosyal medya siteleri)

Enstitüler ve okullar, estetik öğretiminden kaçınıyor. Çünkü bu kurumların sorumluları, estetiği bir bilgi israfı ve entelektüel bir lüks olarak görüyorlar. Öğrenci tasarımın, sanatın, sinemanın ve müziğin ilkelerini öğreniyor ya, yeter. Sonuçta bu ilkeler, temel formasyonlarında öğrencilere fayda sağlayan ve iş kapılarını onlara açan teknik konular.

Evet, bu konular, öğrencilerin uzmanlık alanlarının anlaşılması için büyük anahtar. Ancak teorik yön de onlar için önemli. Zira onlara dünya sanat tarihinde köklü anlayışlardan ve teorilerden hareketle nasıl düşüneceklerini, üreteceklerini ve yaratacaklarını öğretir.

Dolayısıyla sanat eğitimiyle ilgilenen kurumlarda estetik biliminin olmaması, sanatı algılama ve sanatın kökeniyle ifade yöntemini bilme konusunda zayıflığı artırır. Bu da enstitülerin, sanatsal çalışmalarını halka sunmayı bile beceremeyen binlerce teknisyen mezun etmesine sebep olur. Nitekim sanat eleştirmeni, sanatsal kültürünün zayıflığından ötürü bir sanatçıyla iletişim kurmada büyük zorluk yaşıyor. Üstelik bu sanatçı, bir bilgi ortamında kendini konunun uzmanı olarak tanıtıyor.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.