İsrail’e ait bir İHA’yı düşüren Hizbullah askeri tesisleri hedef aldı

İki gün önce Kafra kasabasını hedef alan bombalı saldırıda hayatını kaybeden Hüseyin Ali Hamdan ve eşi Menar Ahmed Abadi'nin cenaze töreninden. (AP)
İki gün önce Kafra kasabasını hedef alan bombalı saldırıda hayatını kaybeden Hüseyin Ali Hamdan ve eşi Menar Ahmed Abadi'nin cenaze töreninden. (AP)
TT

İsrail’e ait bir İHA’yı düşüren Hizbullah askeri tesisleri hedef aldı

İki gün önce Kafra kasabasını hedef alan bombalı saldırıda hayatını kaybeden Hüseyin Ali Hamdan ve eşi Menar Ahmed Abadi'nin cenaze töreninden. (AP)
İki gün önce Kafra kasabasını hedef alan bombalı saldırıda hayatını kaybeden Hüseyin Ali Hamdan ve eşi Menar Ahmed Abadi'nin cenaze töreninden. (AP)

Hizbullah, ülkenin güneyinde İsrail’e ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü bildirdi. Öte yandan İsrail ordusu, güneyden bir dizi füze fırlatıldığını tespit ettikten sonra Hizbullah’ın karargâh ve mevzilerini bombaladığını duyurdu. Gece boyunca bombardımanda artış yaşanırken, bölgede Birleşmiş Milletler Geçici Barış Gücü (UNIFIL) sirenleri çaldı.

Söz konusu olay, Hizbullah’ın hava savunma sisteminin İsrail'e ait orta büyüklükteki Hermes 450 İHA’sını karadan havaya füzeyle düşürmesinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Hermes 450 İHA’sının düşürülmesi, Hizbullah’ın sahip olduğu hava savunma sisteminin bir kısmının açığa çıkmasına neden oldu.

Emekli Tümgeneral Dr. Abdurrahman Şehitli'ye göre, yüksek irtifada uçan İsrail’e ait bir İHA, Hizbullah tarafından düşürüldü. Şehitli, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hermes 450 İHA’nın düşürülmesinden sonra İsrail’in, sahip olduğu hava savunma sistemini açıklamayan Hizbullah’ı, uçaksavar silahlarının türünü tespit etmek için yüksek irtifada uçan İHA’lar göndererek kışkırtmaya çalıştığını söyledi.

Ağustos 2019'da Beyrut'un güney banliyösünde iki İsrail İHA’sı düşürüldüğünde, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, İsrail ile angajman kurallarında yeni bir aşamaya geçildiğini duyurdu ve Lübnan semalarında İsrail İHA’larına karşı koyma sözü verdi. O zamandan bu yana Hizbullah, Lübnan'da birçok İHA düşürdü. Bunların bazıları da güneydeki savaş sırasında düşürüldü. Ancak düşürülen İHA’ların hepsi küçük türlerdi.

Hizbullah'ın sahip olduğu hava savunma sisteminin niteliğine ilişkin ayrıntılar bilinmemekle birlikte, İran ve Rus silahlarını, özellikle de Pantsir olarak bilinen hava savunma sistemini kullandığına dair bilgiler ediniliyor. ABD medyası aylar önce Hizbullah'ın yeni bir Rus hava savunma sistemi alacağına dair haberler de yayınlamıştı.

Hizbullah, dün (cuma) yaptığı açıklamada onlarca askeri operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, savaşçılarının dün (cuma) gece yarısı Vadi el-Uzziye'de bir İsrail helikopterini düşürdüğü, ayrıca el-Bağdadi yakınında ve Ramim kışlası civarında İsrail askerlerinin toplandığı bir tesisi hedef aldıkları ifade edildi. Bir başka açıklamada ‘öğle saatlerinde el-Menara bölgesi civarında bir Siyonist gücünün füze silahlarıyla hedef alındığı, saldırıda çok sayıda askerin öldüğü ve yaralandığı’ ifade edildi.

Lübnan'dan fırlatılan ve İsrail'in kuzeyindeki Margaliot bölgesinde açık alana düşen bir dizi füzenin izlendiğini duyuran İsrail ordusu, bu füzelere Hizbullah’ın karargâh ve mevzilerini bombalayarak karşılık verildiğini açıkladı. Daha sonra İsrail ordusu, savaş uçaklarının Ayta eş-Şab bölgesindeki bir askeri tesisi bombaladığını ve Hizbullah’a ait diğer iki askeri alanın hedef alındığını kaydetti.

Yetkililer, evlerin ciddi zarar gördüğü kasabalardan biri olan Ayta eş-Şab'ın gece ve gündüz ağır bombardımana maruz kaldığını ve bunun da büyük hasara yol açtığını belirtti.

İki gün önce kasabalarını hedef alan saldırılarda öldürülen Hüseyin Ali Hamdan ve eşi Menar Ahmed Abadi'nin Kafra kasabasında yası tutulurken, güneydeki kasabalarda bombardıman artarak devam ediyor. Hula ve el-Vezzani kasabaları bombalanırken, İsrail savaş uçakları Cebel Balat'ın Şihin ve Ramiye bölgelerine saldırılar düzenledi.

İsrail ordusu gece saatlerinde güneydeki bombardımanlarını arttırırken, Ayta eş-Şab, Cebel el-Lebune ve Nakura kasabasının dış mahallelerine de saldırılar düzenledi. Lübnan Ulusal Haber Ajansı'na (NNA) göre patlama sesleri Sur kentinde duyuldu ve UNIFIL güçleri bombardımanla birlikte bölgede sirenleri aktifleştirdi.

İsrail keşif uçakları Sur ve Bint Cubeyl kasabaları üzerindeki uçuşlarını yoğunlaştırırken, Mavi Hat'a bitişik sınır köyleri üzerinde geceleri işaret fişeği atmaya devam etti. Ayrıca Nakura ve Alma eş-Şab kasabalarının karşısındaki Mavi Hat'a bitişik ormanları bombaladılar.

Bu arada Hizbullah'ın parlamentodaki siyasi kanadı Direnişe Sadakat Bloğu'ndan Milletvekili Hasan Fadlallah, angajman kurallarına bağlı olduklarını ve savunmada kalmaya devam ettiklerini yineledi.

Fadlallah, “İsrail'in ülkemize yönelik saldırganlığının bir bedeli var. Bu bedellerin en ağırı şehit olan bu gençlerdir. Bu bedeller arasında yerinden edilme, evlerin yıkılması, bazı köylerde istikrar ve güvenin yok edilmesi de yer almakta. Ancak bugün ödediğimiz bu bedel, gelecekte Lübnan'ı ve güneyini koruyan, istikrar ve güvenliği yeniden tesis eden denklemlerin kurulmasına yol açacaktır. 2006’da ödenen bedeller ve yapılan fedakarlıklar, bu köyleri ve kasabaları yıllarca korudu. Bugün yapılan fedakarlıklar da büyük bir amaç içindir. Savaşın büyüklüğü ve ülkemizin geleceğini şekillendirecek sonuçlar karşısında bu yükü taşımalı ve birlikte iş birliği yapmalıyız. Köylerimizde halk arasında zaten büyük bir iş birliği var” dedi.

Fadlallah ayrıca, “Bu aşamayı en üst düzeyde hassasiyet, bilgelik ve cesaretle ele alıyoruz. Bu nedenle direniş her saldırıya uygun bir şekilde karşılık veriyor ve siviller hedef alındığında bunu karşılıksız bırakmıyor. Bir köye, bir eve, bir bölgeye ya da bir sivile yapılan hiçbir saldırı yoktur ki uygun bir karşılığı olmasın. Bu, direnişin koruma denklemini dayatmak için yaptığı bir taahhüttür” açıklamasında bulundu.

Fadlallah, ateşkes müzakereleriyle ilgili olarak “Gazze'ye yönelik saldırı durmadan güneydeki ve Lübnan'daki durumla ilgili herhangi bir görüşme yapılmayacak. Güneyle ilgili gelecekteki herhangi bir görüşme, ister Litani'nin kuzeyi ister güneyi olsun, Lübnan'ın çıkarından, önceliğinden ve iradesinden kaynaklanmaktadır. Bu da Lübnan'ın çıkarları doğrultusunda Lübnanlıların anlayış ve uzlaşı yoluyla belirlediği şeydir. Ne olursa olsun hiçbir dikte ya da koşulu kabul etmeyeceğiz. 2006'da denediler ve başaramadılar. Bugün de düşmanın siyaset yoluyla herhangi bir ödül ya da kazanç elde etmesine izin vermeyeceğiz. Liderleri medyada çok konuşsa da onlar mağlup” dedi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.