Ankara ve Bağdat, PKK ve Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliği konularında yeni adımlar atıyor

Irak Dışişleri Bakanlığı, sınır güvenliği ve ikili ilişkilerle ilgili bir belge hazırlıyor.

Antalya Diplomasi Forumu oturum aralarında Türkiye ve Irak Dışişleri Bakanları (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu oturum aralarında Türkiye ve Irak Dışişleri Bakanları (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

Ankara ve Bağdat, PKK ve Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliği konularında yeni adımlar atıyor

Antalya Diplomasi Forumu oturum aralarında Türkiye ve Irak Dışişleri Bakanları (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu oturum aralarında Türkiye ve Irak Dışişleri Bakanları (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye ve Irak, önümüzdeki Nisan ayında başkent Bağdat'ta sınır güvenliği, PKK’nın faaliyetleriyle mücadelede iş birliği, su ve enerji sorunları ve Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliği konularında yeni bir müzakere turu gerçekleştirecek.

İki dışişleri bakanının başkanlığında, iki komşu ülkenin savunma bakanları ile istihbarat ve güvenlik teşkilatları başkanlarının katılımıyla 19 Aralık'ta Ankara'da Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleştirilen önceki turun devamı olan bu görüşmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 31 Mart'ta yapılacak yerel seçimler sonrasında Bağdat ve Erbil'e yapmayı planladığı ziyaret öncesinde gerçekleşebilir.

PKK dosyası

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Antalya’da düzenlenen Üçüncü Antalya Diplomasi Forumu'na katılımının oturum aralarında yaptığı açıklamada, “Terör örgütü PKK sadece Türkiye'nin değil, Irak’ın da sorunudur” dedi.

Hüseyin, Irak anayasasında hiçbir grup veya örgütün Irak topraklarından başka ülkelere saldırmasına izin verilmediğinin belirtildiğini vurguladı.

Hüseyin ayrıca iki tarafın, önümüzdeki ay Bağdat'ta yapılacak bir sonraki toplantıda sunulacak iki belge hazırlamaya karar verdiğini ve Irak tarafının sınır güvenliği ve ikili ilişkilerle ilgili bir belge hazırladığını söyledi. Söz konusu görüşmelerde belgeler tartışılacak ve bu temelde ortak bir eylem planı geliştirilecek.

Ankara-Bağdat-Erbil hattında son aylarda yoğun bir hareketlilik yaşandı. Özellikle terör örgütü PKK'nın faaliyetleriyle mücadele edilmesi, ona verilen desteğin kesilmesi ve Irak'ın Türkiye ve Suriye ile olan sınırlarında kontrol tedbirleri uygulanmasına odaklanıldı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Metin Gürak'la birlikte 8 Şubat'ta Bağdat ve Erbil'i ziyaret ederek Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Raşid, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi ile görüştü. İkili ayrıca Erbil'de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile de bir araya geldi.

Bunun öncesinde Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Müsteşarı İbrahim Kalın, Bağdat ve Erbil'e iki ziyaret gerçekleştirdi.

Söz konusu ziyaretler, Bağdat ve Erbil'e, PKK'nın tehditlerinin ortadan kaldırılmasında ısrar edildiği ve Ankara'nın bu tehditleri ortadan kaldırmak için çeşitli şekillerde destek vermeye hazır olduğu yönünde açık bir mesaj vermeyi amaçlıyordu.

Ankara son dönemde Bağdat ve Erbil'le iş birliğinden ve PKK’nın Irak için de tehdit oluşturduğu gerçeğini anlamalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ancak Süleymaniye şehri, Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi'nin (KYB) PKK'yı desteklediğini ifade etmesi nedeniyle Türkiye için bir gerilim noktası olmaya devam ediyor.

sdbvdfbfd
19 Aralık'ta Ankara'da düzenlenen Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nden (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, perşembe günü Antalya Diplomasi Forumu arifesinde Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile Antalya'da bir araya geldi. Görüşmede Erdoğan'ın yaklaşan Irak ziyaretinin hazırlıkları ele alındı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre önümüzdeki ay yapılması planlanan Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin gündemi de bu yönde olacak.

Erdoğan'ın Irak ziyareti

Geçtiğimiz hafta Erdoğan, Türkiye'de Mart ayı sonunda yapılacak yerel seçimlerin ardından Irak'ı ziyaret etmeyi planladığını açıklamıştı.

Irak hükümeti de daha önce 25 Temmuz 2023'te Erdoğan'ın Iraklı yetkililerle görüşmek üzere Bağdat'a geleceğini duyurmuş, ancak bu ziyaret birkaç kez ertelenmişti.

Iraklı kaynaklar, su ve enerji dosyaları ile terör örgütü PKK konusundaki anlaşmazlıklara atıfta bulunarak, Erdoğan'ın Bağdat ziyaretinin ‘üzerinde anlaşmaya varılamayan çetrefilli konulara tabi olduğunu’ söyledi.

Kalkınma Yolu Projesi

Ankara ve Bağdat, Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliğine önem veriyor. Hüseyin, Basra'daki el-Fav Limanı’ndan başlayıp Türkiye sınırında sona eren, bin 200 kilometre uzunluğunda, kara yolu, demiryolu, enerji ve iletişim hatlarını kapsayan projenin önemine vurgu yaptı.

Projenin ciddi bir finansman gerektirdiğini, bunun da çeşitli ülkelerin projeye yatırım yapabileceği anlamına geldiğini belirten Hüseyin, Kalkınma Yolu Projesi’nin çok büyük bir proje olduğunu söyledi. Hüseyin, söz konusu projenin Körfez ülkelerinin Irak üzerinden Türkiye ve Avrupa ile bağlantı kurması anlamına geldiğini söyledi.

Yatırım planlayan bazı Körfez ülkeleri olduğunu, Türkiye'nin de yatırım yapmak istediğini sözlerine ekleyen Hüseyin, “Projeyle ilgili Ankara'yla verimli görüşmeler yapıyoruz” dedi.

Türkiye ve Irak, Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin çalışmaları takip etmek üzere karşılıklı ofis açmayı planlıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dün (cumartesi) yaptığı açıklamada, projeyle ilgili Türk ve Iraklı yetkililerin yakın ve yoğun bir şekilde çalıştığını söyledi.

Uraloğlu, bu kapsamda geçtiğimiz günlerde Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes es-Sadavi ve beraberindeki heyetle bir araya geldiğini belirtti. Uraloğlu, projenin iki ülke ilişkilerinde önemli bir yere sahip olduğunu ve Türkiye ile Irak arasında projenin teknik boyutuna ilişkin çalışmaların devam ettiğini vurguladı.

dsvde
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, cuma günü Üçüncü Antalya Diplomasi Forumu oturum aralarında Neçirvan Barzani ile yaptığı görüşmede, Kalkınma Yolu Projesi’nin başta Irak ve Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri için önemli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin projeye tam desteğinin devam edeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Erdoğan, bölgede barış ve istikrar için terör örgütü PKK ve onun Suriye'deki kollarına karşı ortak mücadele anlayışı doğrultusunda çalışmanın önemini vurguladı.



Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin öldürüldüğü katliamın başlıca sanığı olan Emced Yusuf’un, Suriyeli diş hekimi Rania el-Abbasi’nin çocuklarının öldürülmesiyle de ilgisi olduğunu duyurdu. Bakanlık, ilk soruşturma bulgularına göre, Beşşar Esed döneminde ebeveynleriyle birlikte ortadan kaybolan ve akıbetleri 10 yılı aşkın süredir bilinmeyen el-Abbasi’nin çocuklarının ölümünden Emced Yusuf’un sorumlu olduğunu bildirdi.

Bakanlık tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının kaybolmasıyla ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında, gözaltındaki bazı kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda, çocukların eski rejime bağlı grup ve milisler tarafından öldürüldüğünü gösteren bilgi ve delillere ulaşıldı” ifadesine yer verildi.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Ulusal Kayıplar Kurumu, soruşturmanın seyrini destekleyen ve mevcut delilleri güçlendiren video kayıtları ile davaya ilişkin bilgileri İçişleri Bakanlığı ile paylaştı” denildi. Açıklamada, “İlk soruşturma bulguları, Emced Yusuf adlı kişinin bu suça karıştığını ortaya koydu. Yetkili makamlar, diğer olası şüphelilerin tespiti amacıyla soruşturmaları sürdürürken, delil toplama ve zanlıların takibine de devam ediyor. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından haklarında gerekli yasal işlemler başlatılacak” ifadelerine yer verildi.

febvfr
 2013 yılında Tedamun mahallesindeki katliamda Emced Yusuf tarafından öldürüldüğü düşünülen Rania el-Abbasi’nin çocuklarının fotoğrafları (Sosyal medya)

Suriye’deki Ulusal Kayıplar Kurumu dün yaptığı açıklamada, yürüttüğü soruşturmaların Rania el-Abbasi’nin çocuklarının büyük olasılıkla hayatını kaybettiğini ortaya koyduğunu duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Suriyeli diş hekimi ve eski satranç şampiyonu Rania el-Abbasi’nin dosyası, Suriye’deki zorla kaybetme vakalarının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

İnsan hakları örgütlerine göre el-Abbasi, eşi Abdurrahman Yasin ve altı çocuğu, dönemin güvenlik güçlerinin Mart 2013’te Şam’daki aile evine düzenlediği baskının ardından kayıplara karıştı.

Dima, İntisar, Necah, Ala, Ahmed ve Liyan adlı altı çocuğun akıbeti 10 yılı aşkın süre boyunca bilinmezliğini korudu. Bu durum, davayı tutuklu ve zorla kaybedilen kişilerin çocuklarına ilişkin kayıp dosyalarının sembollerinden biri hâline getirdi. Suriye’de halen on binlerce aile, yakınlarının akıbetine ilişkin yanıt aramayı sürdürüyor.

Esed yönetiminin devrilmesinden sonra bazı aktivistler, çocukların çok küçük yaşlarda bir yetimhaneye ya da onları büyütmek üzere başka ailelere teslim edilmiş olabileceği yönünde şüpheler dile getirmişti. Bu iddialar, rejimin çöküşünün ardından gündeme gelen benzer vakalara dayanıyordu.

Esed’in 2024 sonunda devrilmesinin ardından, Mayıs 2025’te kayıp ve zorla kaybedilen kişilerin akıbetini araştırmak amacıyla kurulan Ulusal Kayıplar Kurumu, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının hayatını kaybettiği sonucuna yüksek düzeyde mesleki kesinlikle ulaşılmasını sağlayan güvenilir ve birbiriyle örtüşen bulgular elde ettik” ifadesini kullandı.

Kurum ayrıca, “Cenazelere ulaşılması ve bulundukları yerlerin tespit edilmesine yönelik çalışmalar, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürülmektedir” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, sonuçların kamuoyuna duyurulmasından önce aile üyelerinin bilgilendirildiği belirtilirken, ulaşılan bulguların ‘çok yönlü doğrulama ve analiz süreçlerine’ ve ‘ilgili ulusal kurumlarla yürütülen ortak koordinasyon ve işlemlere’ dayandığı vurgulandı.

El-Abbasi ailesinin yakınları, eski rejim döneminde konuşulması tabu kabul edilen dosyayı yeniden gündeme taşıyarak çocukların akıbetinin aydınlatılması için çağrıda bulunmuştu. Esed yönetiminin devrilmesinin ardından yapılan araştırmalarda, aileye ait herhangi bir ize cezaevlerinde rastlanmaması üzerine yakınları yardım talebinde bulunmuştu.

Rania el-Abbasi’nin kardeşi Hasan el-Abbasi, Facebook hesabından yayımladığı video mesajında çocukların hayatını kaybettiğini doğrulayarak, “Artık kesinleşti; Rania’nın çocukları hayatını kaybetti” dedi.

Hasan el-Abbasi, ailenin, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin yakın mesafeden vurularak öldürüldüğü ve ardından cesetlerinin yakıldığı katliamın başlıca sanığı Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntü kayıtlarını izleme imkânı bulduğunu da söyledi. Söz konusu katliam, döneme ait video kayıtlarıyla belgelendirilmişti.

dvfdvfd
Rania el-Abbasi’nin annesi, kayıp kızı ve ailesinin fotoğrafını elinde tutuyor. (Arşiv – AFP)

Hasan el-Abbasi, Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntülerden birinde karanlık bir odada bulunan çocukların yer aldığını ve Yusuf’un bu çocukları ‘terörün başlıca finansörleri’ olmakla suçladığını söyledi.

Ailenin görüntülerdeki çocukları teşhis ettiğini belirten Hasan el-Abbasi, “Onların bizim çocuklarımız olduğu ortaya çıktı… Sonunda onları kendi yüzleriyle, güzellikleriyle gördük; ancak artık hayatta değiller” ifadelerini kullandı.

Dolaşımdaki bilgilere göre, Tedamun katliamını araştıran ekip, soruşturma sırasında elde ettiği çok sayıda video kaydını halen elinde bulunduruyor. Bu görüntülerin yalnızca sınırlı bir bölümü, 2022 yılında İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir araştırma kapsamında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Söz konusu araştırma, Emced Yusuf’un 2013 yılında Tedamun mahallesinde yüzlerce sivilin ölümüne yol açan katliamlarından birini ortaya çıkarmıştı.

Suriyeli aktivistler ve kayıp yakınları, araştırma ekibinin elindeki video ve kayıtların yayımlanmasını talep ediyor. Bu kayıtların, çok sayıda kayıp kişinin akıbetine ışık tutabilecek önemli deliller içerdiği belirtiliyor.

Kayıp ve zorla kaybedilen kişiler dosyası, Suriye’nin en karmaşık ve çözümü en zor meselelerinden biri olarak görülüyor. Dosya; önceki yönetimin cezaevlerinde kaybolan tutukluları, çatışmalar sırasında izleri kaybolan kişileri, kontrol noktalarında ortadan kaybolanları ve göç ya da yerinden edilme süreçlerinde haber alınamayan sivilleri kapsıyor.

Suriye’de kayıplara ilişkin kapsamlı ve resmî bir veri tabanı henüz bulunmuyor. Rakamlar da farklılık gösteriyor. Daha önce Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu tarafından yapılan tahminlerde, 2011’den bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle kaybolanların sayısının 130 bini aştığı belirtilmişti. Aynı komisyon, onlarca yıla yayılan ihlaller, çatışmalar ve zorunlu göçler de hesaba katıldığında Suriye’deki kayıp sayısının 300 bine ulaşabileceğini ifade ediyor.

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı, Mart 2011’den bu yana 177 binden fazla kişinin zorla kaybetmeye maruz kaldığını bildiriyor.


Irak, silahların devlet kontrolü altına alınması planını tamamlıyor

Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Irak, silahların devlet kontrolü altına alınması planını tamamlıyor

Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi dün, Sadr Hareketi'ne bağlı Seraya es-Selam'ın silahlarının teslim alınmasına yönelik planın tamamlandığını açıkladı. Zeydi, Şii Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu liderlerinden Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli'l-Hak'ın da silahlarını teslim edeceğini belirtti.

Zeydi, gazetecilere yaptığı açıklamada hükümetin hiçbir yapının devlet dışında silah bulundurmasına izin vermeyeceğini, silah tekeli ve güç kullanımının ‘yalnızca devletin elinde’ olacağını vurguladı.

Bu gelişmeyle bağlantılı olarak Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi, silahlı kanadı Seraya es-Selam'ı yeniden yapılandırma adımlarını açıkladı. Plan kapsamında bu yapı örgütsel olarak hareketten koparılacak, bünyesindeki unsurlar sivil kurumlara dönüştürülecek. Uygulamanın önümüzdeki hafta tamamlanması öngörülüyor.

Öte yandan Irak Hizbullah Tugayları'nın güvenlik yetkilisi, silahlarını devlete teslim etmeyi düşünen gruplara kendi örgütünün insansız hava araçlarını (İHA), seyir füzelerini ve tanksavar sistemlerini teslim alabileceğini önerirken bedelini ödemeye hazır olduklarını bildirdi.


ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı
TT

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin İran üzerinde baskıyı sürdürmeye devam edeceğini ve bunun ancak savaşı sona erdirecek "kabul edilebilir bir anlaşmaya" varılmasıyla son bulacağını açıkladı. Hegseth, ABD ordusunun İran limanlarına yönelik "çelikten kuşatmayı" sürdürdüğünü ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrolünü devam ettirdiğini belirtti. Bu açıklama, Başkan Donald Trump'ın ablukanın kaldırılacağını ve bu nedenle boğazda bekleyen gemilerin yeniden hareket edebileceğini duyurması sonrasında yapıldı.

ABD yönetimi, İran'a karşı savaşı yeniden başlatabilecek imkânlara sahip olduğunu vurgularken, Beyaz Saray da Trump'ın, bütün şartlarının yerine getirilmemesi halinde Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını bildirdi. Söz konusu açıklamalar, küresel ekonomiyi sarsan çatışmanın başlamasından üç ay sonra yapıldı.

Öte yandan İran dini lideri Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhsin Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde "aşırı talepler" ileri sürerek "üçüncü kez diplomasiye ihanet ettiğini" belirtti.