Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'nda susuzluk had safhada
AA
İsrail'in yoğun saldırı ve ablukasını sürdürdüğü Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki Filistinliler, bir yudum su bulabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor ancak çoğu zaman su alamadan elleri boş dönüyor.
Gazze'nin kuzeyindeki yaklaşık 700 bin Filistinli, insani yardım, ilaç ve yakıt girişi olmadığı için açlık ve susuzlukla mücadele ediyor.
İsrail saldırılarında zarar gördüğü ya da yakıt olmadığı için kuzeydeki çoğu su kuyusundan su çekilemiyor. Kalan birkaç su kuyusunun suyu ise insani yardımın neredeyse hiç girmediği kuzeydeki halka yetmiyor.
Kuyulardan pompalarla ya da ilkel yollarla çekilen sular tankerlere doldurularak okullara ya da barınma merkezlerindeki Filistinlilere dağıtılıyor ancak bazıları saatlerce beklese de susuz kalıyor.
Su kuyruğundan eli boş döndü
Cibaliya Mülteci Kampı'nda bir okula sığınan Nesrin Tafiş (44), AA muhabirine, uzun saatler kuyrukta beklemesine rağmen elindeki su bidonunu dolduramadığını söyledi.
Kendisi kanser hastası olan Tafiş'in kocası da karaciğer hastası ve hareket kabiliyeti kısıtlı. Bu nedenle çocuklarına kendisinin bakmak zorunda olduğunu dile getiren Tafiş, İsrail'in saldırıları ve abluka nedeniyle ailesini geçindirecek imkanı olmadığını vurguladı.
Tafiş, "Kuzeyde suya ve yiyeceğe ihtiyacımız var. Bugün su dolduramadım. Çocuklarım sabırsızlıkla beni bekliyor. Su almadan nasıl geri döneceğim." dedi.
"Açlıktan ve susuzluktan ölüyoruz"
Su almayı beklerken ve eli boş kalan kadınlardan bir diğeri de 69 yaşındaki İnşirah Aseliyye.
Dört katlı evleri İsrail saldırısında yıkılan, erkek çocukları güneye giden ve 75 yaşındaki hasta eşi ve 7 kız çocuğuyla birlikte Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki bir okula sığınan Aseliyye, yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlattı:
"Saatlerce su kuyruğunda bekledim ama tankerdeki su bitti. Susuzluktan ve açlıktan ölüyoruz. Yiyecek yok, su yok, un yok, giysi yok. Savaş başladığından beri aynı kıyafetleri giyiyorum. Hayvan yemlerini un yaptık yedik, mısır yedik, arpa yedik. Artık yiyecek yemek bulamıyoruz. Kanalizasyon suları ise her yerde ve hastalığa neden oluyor."
Eşinin ve çocuklarının uzun süre yemek yiyemedikleri için yetersiz beslenme sorunu yaşadığını, eşinin açlıktan bayıldığını anlatan yaşlı kadın, uluslararası topluma saldırıların durması, sınır kapılarının açılması ve Gazze'ye yardım çağrısı yaptı.
İsrail, yaklaşık 5 aydır Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının yanı sıra abluka altındaki bölgeye su, yiyecek, ilaç, yakıt ve elektrik tedarikini kesmiş durumda. Gazze'de yaklaşık 2,3 milyon Filistinli büyük bir trajediye yol açan insani koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor.
İsrail ayrıca Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile Gazze kentini boğucu bir kuşatma altına aldı. Kuşatma nedeniyle bu bölgelerdeki Filistinlilere gıda yardımlarının ulaşmaması, yiyecek ve içilebilir suyun tükenmesine yol açıyor.
İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5235653-i%CC%87srail%E2%80%99-gazze%E2%80%99ye-d%C3%BCzenledi%C4%9Fi-sald%C4%B1r%C4%B1larda-12-filistinli-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti
İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Sağlık yetkilileri, İsrail’in bugün (Cumartesi) şafak vaktinden bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Bu rakam, çatışmaların durdurulmasını hedefleyen Ekim ayında varılan anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak dikkat çekti.
Nasser ve Şifa hastanelerindeki yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzeyi ve güneyini hedef aldığını; bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu aktardı. Hayatını kaybedenler arasında iki kadın ve iki farklı aileden altı çocuk yer aldı.
Associated Press (AP) haberine göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının öldüğünü açıklarken; Nasser Hastanesi ise bir çadır kampına düzenlenen saldırının yangına yol açtığını, bunun sonucunda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Gazze kentinde İsrail saldırısının vurduğu alanı inceleyen bir Filistinli. (Reuters)
11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun anlaşmayı 1300’den fazla kez ihlal etmesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.
Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve yirmi maddeden oluşan planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğü bir dönemde yaşandı. Plan, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından ay başında açıklanmış; Gazze’de teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetinin kurulmasını da öngörmüştü.
İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5235639-i%CC%87ran-ile-sava%C5%9F-ihtimali-gazze-anla%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n-%C3%BCzerinde-bir-g%C3%B6lge-gibi-duruyor
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş ihtimalleri tartışılırken, ABD ile İran arasında daha geniş çaplı bir çatışma olasılığı gündeme geliyor. Bu durum, bölgede dengeleri ve öncelikleri yeniden şekillendirebilecek bir tablo ortaya koyarken, İsrail’in hamleleri endişeleri artırıyor.
Gazze anlaşmasının tehdit altına girebileceği ihtimaline dikkat çeken uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Tahran’a yönelik herhangi bir saldırının İsrail’i bilinçli şekilde sürece dahil edeceğini, bunun da anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasını karmaşıklaştırmayı, İsrail’in eylemlerini örtbas etmeyi ve hatta anlaşmayı sabote etmeyi amaçlayabileceğini vurguladı. Uzmanlar, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin dün yaptığı ve olası sonuçlara karşı uyarılarda bulunduğu açık ve net açıklamalarına da dikkat çekti.
Bu kaygılar, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağını artırması ve Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı tehditleriyle aynı döneme denk geliyor. Trump, bu tehditlere rağmen Tahran yönetimiyle diyaloğa kapıyı tamamen kapatmadığını ifade ediyor.
13 Haziran 2025’te İsrail, ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik 12 gün süren bir saldırı başlattı. Saldırılarda askeri ve nükleer tesislerin yanı sıra sivil altyapılar hedef alındı, bazı komutanlar ve bilim insanları öldürüldü. Buna karşılık İran, İsrail’e ait askeri ve istihbarat merkezlerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vurdu.
22 Haziran’da ise ABD, İran’ın nükleer tesislerine saldırı düzenlediğini ve bu tesisleri devre dışı bıraktığını duyurdu. Tahran buna, Katar’daki ABD’ye ait el-Udeyd Hava Üssü’nü bombalayarak karşılık verdi. Ardından Washington, 24 Haziran’da Tel Aviv ile Tahran arasında ateşkes ilan edildiğini açıkladı.
Mısır'ın uyarıları
Sisi dün Kahire’nin doğusundaki Polis Akademisi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada, “İran krizi tırmanıyor ve bunun bölge üzerinde etkileri olabilir… İran kriziyle ilgili gerilimi düşürmek için her ne şekilde olursa olsun diyaloğa ulaşmak amacıyla sessiz ama yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Krizin silahlı bir çatışmaya dönüşmesi halinde bölgemiz açısından son derece ciddi sonuçlar ve ekonomik yansımalar doğurabileceğinden endişe ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Mısır Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları, İsrail basınında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran konulu bir güvenlik toplantısı yaptığına dair haberlerin ertesi gününe denk geldi. Açıklamalar, İsrail Yayın Kurumu’nun dün ‘bir Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaştığını’ duyurmasıyla da eş zamanlı gerçekleşti.
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)
İsrail medyası, Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaşmasının önceden planlandığını ve bunun İsrail ile ABD orduları arasındaki iş birliği kapsamında gerçekleştiğini savundu.
Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan ise İsrail’in her türlü savaştan fayda sağladığını belirterek, Tel Aviv yönetiminin böyle bir çatışmayı Gazze Şeridi’ndeki yıkıcı planlarını genişletmek ve bunları örtbas etmek için kullanabileceğini, bunun da durumu daha karmaşık hale getireceğini ifade etti.
Filistinli siyaset analisti Nizar Nazzal da göstergelerin İran’a yönelik bir askeri operasyon ihtimaline işaret ettiğini, bu süreçte İsrail’in kışkırtma ve askeri yığınak yoluyla açık bir rol oynadığını ve Netanyahu’nun bu yönde bir isteği bulunduğunu söyledi. Nazzal, Mısır’ın bölgeye yönelik ciddi endişeler taşıdığına dikkat çekerek, olası gelişmelerden Gazze anlaşmasının hızlı şekilde zarar göreceğini vurguladı.
Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda Refah Sınır Kapısı’nın önümüzdeki pazar günü (yarın), yalnızca sınırlı sayıda kişinin geçişine izin verecek şekilde iki yönlü olarak açılacağı” bildirildi. Açıklamada ayrıca, İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgede yer alan bir güvenlik noktasında ek denetim yapılacağı kaydedildi.
Diğer yandan Sisi, dün yaptığı konuşmada İran’a yönelik bir saldırının sonuçlarına karşı uyarıda bulunarak, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu ve bunun ‘son derece önemli’ olduğunu söyledi.
Nazzal’a göre Netanyahu, İran’a yönelik olası bir saldırıyı, anlaşmanın ikinci aşamasının başlangıcını bozmak ya da süreci aksatmak için kullanabilir. Nazzal, saldırının önümüzdeki günler ya da haftalar içinde gerçekleşmesi ihtimali karşısında Netanyahu’nun süreci parçalara bölerek uygulamayı uzatabileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını geciktirmeye yönelik manevralar ve şartlar öne sürerek faydasını azaltmaya çalıştığını ve bu yolla Gazze Şeridi’nden çekilme gibi taahhütlerden uzaklaşabileceğini dile getirdi.
Gazze anlaşması bir nebze sekteye uğradı
İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, siyasi ve güvenlik çevrelerinin, Netanyahu’nun şu aşamada kapsamlı bir savaşa girmeyi hedeflemediğini, ancak Trump yönetimiyle dolaylı bir eşgüdüm içinde İran liderliğinin seçeneklerini daraltmaya çalıştığını vurguladığını yazdı. Haberde, İsrail’in tüm senaryolara hazır olduğu izlenimini pekiştirmeye özen gösterdiği ve kararın her an alınabileceği mesajını verdiği aktarıldı.
Bu çerçevede Reha Ahmed Hasan, Tahran’da binlerce protestocunun öldürülmesinden duyulan endişeden söz eden ABD-İsrail söylemini sert şekilde eleştirerek, buna karşılık İsrail’in 75 bin Filistinliyi öldürmesine ve açlıktan etkilenen sivillere yardım ulaştırmak için Refah Sınır Kapısı’nın açılmamasına kayıtsız kalındığını dile getirdi. Hasan, Gazze anlaşmasının ABD Başkanı Donald Trump’ın güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu, anlaşmaya yönelik herhangi bir tehdidin en büyük zararını Trump’a vereceğini ifade etti.
Nazzal ise Gazze anlaşmasının arabulucularının, İsrail’in olası bir saldırıdan fayda sağlamasını engellemek için harekete geçtiğini belirterek, saldırının durdurulmasının ya da etkilerinin hızla sınırlandırılmasının, İsrail’i anlaşmayı uygulamaya zorlamak açısından hayati önemde olduğunu söyledi. Netanyahu’nun böyle bir saldırıyı kendisi açısından kazançlı gördüğüne dikkat çeken Nazzal, savaşın başlaması halinde bunun İsrail’i de içine alacağını ve Gazze anlaşmasının görece sekteye uğrayacağını kaydetti.
SDG, 3 tugaydan oluşan bir tümenle birleşecekhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5235638-sdg-3-tugaydan-olu%C5%9Fan-bir-t%C3%BCmenle-birle%C5%9Fecek
Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
Şam ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından dün yapılan, Suriye'nin doğusundaki askeri, güvenlik ve idari kurum ve güçlerin Suriye devletine "sıralı entegrasyon süreci" başlatılmasına yönelik "kapsamlı" bir anlaşmanın duyurulması, bölgesel ve uluslararası alanda geniş bir onay gördü.
Yeni anlaşma, "Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugaydan oluşan bir tümenin kurulmasının yanı sıra, Halep Valiliği'ne bağlı bir tümen içinde Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın kurulmasını" da içeriyor.
Anlaşma ayrıca, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ve Kamışlı merkezlerinde "askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini ve İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin girmesini" de içeriyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu kapsamlı anlaşmanın Suriye'nin barış, güvenlik ve istikrar yolunda ilerlemesine katkıda bulunacağı umudu dile getirilirken, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmayı Suriye'nin ulusal uzlaşma, birlik ve istikrar yolculuğunda bir "kilometre taşı" olarak değerlendirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise ülkesinin "istikrar, adalet ve yeniden yapılanma yolunda Suriye'yi ve Suriye halkını desteklemeye devam edeceğini" teyit etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة