ABD'nin Ortadoğu'da denizdeki varlığı neden önemli?

ABD'nin Ortadoğu'daki ikinci kalıcı ulusal çıkarı

Nathalie Lees
Nathalie Lees
TT

ABD'nin Ortadoğu'da denizdeki varlığı neden önemli?

Nathalie Lees
Nathalie Lees

Kevin Donegan

Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik son saldırıları, ABD'nin Ortadoğu'daki deniz varlığının kritik önemini ortaya çıkardı. ABD kara kuvvetlerinin Afganistan'daki on yıllık varlığı 2021'de feci bir geri çekilmeyle sonuçlandığında, ABD Donanması'nın Bahreyn'de bulunan Beşinci Filo karargâhı bir kez daha ABD'nin bölgesel varlığının dayanağı ve bölgedeki ulusal çıkarların birincil koruyucusu haline geldi.

Ancak Ortadoğu'da görevlendirilen ABD Donanması savaşçılarının sayısındaki keskin düşüş, Arap dünyasındaki müttefiklere sert bir mesaj gönderdi. Bu, İran, Çin ve Rusya'nın yanı sıra ABD'nin dikkatinin Ortadoğu'dan Asya ve Pasifik'e doğru kaydığını gösteriyor.

Tarih doğrudan tekerrür etmeyebilir ama sıklıkla benzer temaları yansıtır. Bunun en önemli örneği, 14 Şubat 1945'te ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz bin Suud'un Süveyş Kanalı'nda USS Quincy gemisinde buluşmasıdır. O gün aralarında Filistin'in geleceğine dair bir tartışma yaşandı. Bu konuda fikir birliğine varamasalar da görüşmeleri, enerji karşılığında ABD'nin Suudi Arabistan’a verdiği güvenlik garantilerine dayanan kalıcı bir ittifakın temellerini attı.

ABD, İran'ın istikrarsızlaştırıcı çabalarını caydırmak ve etkisiz hale getirmek için müttefikleri ve ortaklarıyla iş birliği yapma sözü veriyor.

İngilizlerin çekilmesinden sonra ABD varlığı

Birleşik Krallık'ın bölgeden çekilmesinin ardından ABD, Beşinci Filo karargahını Bahreyn'de kurdu.

Şu anda Beşinci Filo'dan sorumlu amiral aynı zamanda 44 ülkeden oluşan dünyanın en büyük deniz ittifakı olan Birleşik Deniz Kuvvetleri’ni de komuta ediyor. Bu koalisyon, ticari gemileri Husi füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından korumak, korsanlıkla mücadele çalışmaları ve Basra Körfezi'nden Kızıldeniz'e sürekli ticaret akışının sağlanması gibi görevlere adanmış altı çokuluslu denizcilik görev gücünden yararlanıyor.

Gazze'deki mevcut savaş, DEAŞ'ın Suriye ve Irak'ta oluşturduğu tehdit, İranlı milislerin ABD kuvvetlerine tekrarlanan saldırıları ve Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları… Bütün bunlar günümüzün senaryosunu, Roosevelt ve Abdulaziz bin Suud’un USS Quincy'de müzakere ettiği basit ‘güvenlik ve petrol’ anlaşmasının ötesinde daha da karmaşık hale getiriyor.

Ancak bu, küresel pazara sürekli enerji akışının sağlanmasının yaklaşık 50 yıldır Ortadoğu'daki ABD dış politikasının temel taşı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. ABD Donanması, barış ve savaş zamanlarında bu politikanın ana aracı olarak hizmet veriyor.

ABD Başkanı Joe Biden'ın 2022 Ulusal Güvenlik Stratejisi ABD'nin bu temel çıkarını açıkça tanımlıyor:

“ABD, yabancı veya bölgesel güçlerin, Ortadoğu'daki Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb Boğazı gibi kilit deniz yollarından güvenli geçişten taviz vermemesini sağlamaya kararlıdır. ABD, herhangi bir ülkenin askeri gerginlik, toprak tecavüzleri veya gözdağı taktikleri yoluyla diğer ülkeler veya bölgenin kendisi üzerinde hegemonya kurma girişimlerine tolerans göstermeyecektir. ABD, İran'ın istikrarsızlaştırıcı çabalarını caydırmak ve etkisiz hale getirmek için müttefikleri ve ortaklarıyla iş birliği yapma sözü veriyor.”

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin etkisi

ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından deniz varlığının da azalması, birçok kişinin ABD'nin bölgeden çekilmesi olarak yorumladığı bir sinyaldi. Bu dönemde, ABD uçak gemisi saldırı grupları ve amfibi hazırlık grupları tarafından rutin konuşlandırmaların olmaması da dahil olmak üzere Beşinci Filo'nun deniz muharebe yeteneklerinde önemli bir düşüş görüldü.

Bunun yerine, bağımsız ABD yüzey savaşçılarının (Surface combatant: kendi silahları ve silahlı kuvvetleriyle su yüzeyinde savaşmak için tasarlanmış deniz savaş gemilerinin bir alt kümesi) sınırlı konuşlandırmaları vardı. Bu, Beşinci Filo'nun Bahreyn'de konuşlanmış mütevazı bir kuvvet birliğinin yanı sıra yalnızca bir veya bazen iki muhriple kalmasına neden oluyordu. Söz konusu kuvvetler, yüzen bir üs, dört mayın eylem gemisi ve birkaç küçük donanma kıyı devriyesi ile sahil güvenlik gemisinden oluşuyordu.

İran'ın Yemen'deki Husilere silahlı insansız hava araçları ve gelişmiş gemisavar füzeleri sağlayarak verdiği destek, onun yıkıcı taktiklerini yansıtıyor.

ABD Beşinci Filo Komutanı Amiral Brad Cooper, yeniliğe doğru bir hamleyle, 2021'de, yüzey savaşçılarının ve uçakların konuşlandırılmamasının yarattığı istihbarat ve uyarı boşluğunu azaltmak için otonom yüzey gemilerini yaratıcı bir şekilde kullanan Görev Gücü 59’u (TF 59) kurdu. Ancak söz konusu gemiler silahsızdır ve geniş deniz yollarını yeterince izlemek için gerekli menzile sahip değildir.

Sonuçta Çin'in Cibuti'deki stratejik askeri konumu, birçok durumda Ortadoğu'da ABD Beşinci Filosu’ndan daha büyük bir deniz varlığını sürdürmesine olanak tanıdı.

Sonuç olarak bu dengesizlik, İran'ın, beklendiği gibi Yemen'deki Husilere yönelik askeri desteğini kademeli olarak artırmasına ve zamanla onlara Kızıldeniz üzerinden ticari nakliyenin serbest dolaşımını önemli ölçüde kesintiye uğratacak araçlar sağlamasına olanak tanıdı.

ABD çıkarları

Bugün ABD'nin Ortadoğu'daki temel ulusal çıkarları risk altında. Kırk yıldır ilk kez, ABD'nin birbirini izleyen başkanlarının üzerine inşa ettiği, seyrüsefer özgürlüğünün ve ticaretin düzgün akışının güvence altına alınmasına dayanan Ortadoğu'daki temel ulusal çıkarları, giderek daha ciddi tehditlerle karşı karşıya kalıyor.

İran'ın Yemen'deki Husilere silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve gelişmiş gemisavar füzeler sağlayarak verdiği destek, 1980'lerin sonlarından bu yana Aden Körfezi'ndeki yıkıcı taktiklerini yansıtıyor. Bu destek, küresel ticaret için hayati öneme sahip olan, özellikle Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni etkileyen ticari nakliye yollarına ciddi şekilde zarar verdi. Sonraki Husi saldırıları küresel ticaret modellerini bozdu ve gemilerin, özellikle de normalde Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen konteyner gemilerinin en az yüzde doksanını, Ümit Burnu üzerinden Afrika çevresinden dolaşmaya zorladı.

Stratejik bir karşı önlem olarak ABD, İran'ı gerilimi daha da artırmaktan caydırmak ve Husi tehdidine doğrudan müdahale etmek amacıyla iki nükleer silah taşıyıcı saldırı grubunu konuşlandırarak Ortadoğu'daki deniz varlığını artırdı.

İran'ın zararlı, kötü etkisine en iyi denizde ve denizden karşılık verilir.

Bu saldırı gruplarının her birinde nükleer uçak gemisi ve güçlü Aegis silah sistemiyle donatılmış üç ila beş kruvazör ve muhrip tarafından desteklenen, avcı ve saldırı uçaklarından oluşan güçlü bir hava kanadı bulunuyor. Ayrıca bu gemiler, saldırı denizaltıları tarafından destekleniyor. Söz konusu gruplardan biri Doğu Akdeniz'e, ikincisi ise Kızıldeniz'e yerleştirildi.

Buna ilave olarak ABD, ticari gemileri Husi saldırılarından korumak için Kızıldeniz'de konuşlandırılan ABD Deniz Piyadeleri ile birlikte bir Wasp sınıfı uçak gemisi ve diğer iki amfibi savaş uçağından oluşan bir amfibi hazırlık grubu gönderdi. Böylece Afganistan'dan çekildikten sonra ABD Beşinci Filosu ilk kez savaşabilecek ve caydırabilecek bir deniz kuvvetine sahip oldu.

Bu stratejik konuşlandırmalar aynı zamanda ABD Donanması’nın, ortaya çıkan krizlere yanıt olarak dünya çapında entegre muharebe gücünü hızla bir araya getirme ve projelendirme konusundaki çevikliğini ve  yeteneğini de ortaya koydu.

Kısa ve uzun vadede deniz kuvvetlerinin varlığı

İran'ın zararlı, kötü etkisine en iyi denizde ve denizden karşılık verilir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki serbest ticaret akışına saldırmasını engellemeyi amaçlayan bir girişime liderlik edecek şekilde görevlendirilmelidir. Şarku'l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre bu, doğal olarak Husilerin yeteneklerini etkili bir şekilde azaltacak, ABD'nin kararlılığını gösterecek ve Tahran'a, ABD'nin, İran tehdit ağındaki diğer unsurlarla mücadele edecek donanıma sahip olduğu yönünde güçlü bir mesaj iletecektir.

ABD, Arap ortakları ve Avrupalı ​​müttefiklerinin iş birliğiyle yalnızca Husilerin mevcut yeteneklerini değil, aynı zamanda lojistik destek hatlarını da önemli ölçüde azaltmak için kapsamlı bir deniz ambargosu uygulamalıdır. ABD ayrıca uzun vadede kararlılığını beyan etmeli ve caydırıcılığını yeniden ayarlamalıdır.

ABD, İran'ı bölgede önemli bir muharebe gücünün zamanlaması ve varlığı konusunda belirsizlik içinde tutarak, caydırıcı bir etki yaratabilir.

Ortadoğu'da ikinci ve kalıcı bir ABD ulusal çıkarı daha var ve bu çıkar aynı zamanda ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde de iyi bir şekilde ifade ediliyor:

“İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek için diplomasi yapmaya kararlıyız. Aynı zamanda diplomatik çabaların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, alternatif stratejiler kullanmaya da hazır olacağız. İran'ın mevcut ve eski yetkililer de dahil olmak üzere ABD’li personele yönelik tehditlerine tolerans göstermeyeceğiz. Geçmişte de gösterdiğimiz gibi, halkımıza ve çıkarlarımıza yönelik her türlü saldırı karşısında kararlılıkla harekete geçeceğiz.”

Nathalie Lees
Nathalie Lees

Bu ulusal çıkarları desteklemek için Husilerin ticari denizciliğe yönelik tehdidini etkisiz hale getirdikten sonra ABD, Birleşik Deniz Kuvvetleri’nin seçilmiş birimleriyle koordineli olarak, deniz kuvvetlerinin esnek konuşlanma yeteneklerinden yararlanmalıdır.

Taşıyıcı saldırı gruplarını ve amfibi hazırlık gruplarını içerebilecek bu kuvvetler, Ortadoğu'da düzenli ve öngörülemeyen bir konuşlanma modelini benimsemelidir.

Bu yaklaşım, kaynakları ve hazırlığı tüketen uzun vadeli bir bölgesel mevcudiyet ihtiyacını ortadan kaldırır. ABD, İran'ı bölgede önemli bir muharebe gücünün zamanlaması ve varlığı konusunda belirsizlik içinde tutarak, caydırıcı bir etki yaratabilir. Ayrıca bu strateji, ABD'nin Arap ortaklarına olan bağlılığını yeniden teyit etmeyi amaçlıyor.

En büyük Arap sorumluluğu

Arap ülkelerinin Ortadoğu'nun hayati su yolları üzerinden ticaret akışını koruma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi önemli olacaktır. Zamanla bu, Arap ülkeleri tarafından Arap savunması hedefine doğru ilerlemede önemli bir adım oluşturacaktır.

Ayrıca TF 59'un öncü çabaları, bölge genelinde istihbarat ve uyarı yeteneklerinin geliştirilmesi için önemli ölçüde genişletilmelidir.

ABD deniz kuvvetlerinin varlığı ortaklıkların, caydırıcılığın ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesi için bir mihenk taşıdır.

Söz konusu genişleme, geleneksel deniz kuvvetlerine kıyasla daha uygun maliyetli bu stratejinin benimsenmesine Arap ve diğer bölgesel ortakların aktif katılımını içermelidir. Sonuçta bu varlıkların silahlandırılması yalnızca savunma yeteneklerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda caydırıcı değerlerini de artıracak ve bölgenin daha istikrarlı ve güvenli olmasına katkıda bulunacaktır.

Ortadoğu'daki ABD deniz varlığı önemlidir. Zira bu, ABD'nin liderlik rolü ve kararlılığıyla birleştiğinde, temel Amerikan ulusal çıkarlarının korunmasını sağlayabilecek ve ortaklıkların, caydırıcılığın ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesinde bir mihenk taşı haline gelebilecek stratejik bir etkiye sahiptir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir



Macron 17 yıl sonra Şam'da… Fransa'dan özgür ve çoğulcu Suriye mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
TT

Macron 17 yıl sonra Şam'da… Fransa'dan özgür ve çoğulcu Suriye mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u taşıyan uçak, pazartesi akşamı Şam Havalimanı'na indi. Bu ziyaret, 17 yıl aradan sonra bir Avrupa liderinin Suriye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Güvenlik gerekçeleri nedeniyle Macron'a eşlik eden bakanlar ve iş insanlarından oluşan heyetin programı ayrıntılı olarak açıklanmadı.

Ziyaretin niteliği ve Suriye'deki gelişmeler konusunda çeşitli soruları beraberinde getirmesi nedeniyle Élysée Sarayı kaynakları, ziyaretin bir mesaj taşıdığını ancak bunun “safça verilmiş bir mesaj ya da Cumhurbaşkanı'nın yeni Suriye yönetimine sunduğu açık çek olmadığını” vurguladı.

Élysée'ye göre Macron'un Şam'da vereceği mesaj, “özgür, çoğulcu, tüm bileşenlerine saygı gösteren ve bölgede hak ettiği rolü üstlenebilen bir Suriye'ye yönelik kararlı ve uzun vadeli bağlılığımızın teyidi” olacak. Fransa, Suriye'nin taraflar arasında köprü kuran, gerilimlerin azaltılmasına katkı sağlayan ve Avrupa Birliği ülkeleriyle, özellikle de Fransa ile ortaklık geliştiren bir ülke olmasını istiyor.

scdfb
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılamak üzere pazartesi günü Şam Uluslararası Havalimanı'nda bekliyor (AFP)

Paris yönetimi ziyareti “önemli” olarak nitelendirirken, amacın yalnızca Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve diğer Suriyeli yetkililerle görüşmek olmadığını belirtti. Fransa, ziyaret aracılığıyla “Suriye halkının cesaretine duyduğu hayranlığı ifade etmeyi ve yeni yönetimin halkın beklentilerini karşılaması, sorumlu ve katılımcı bir yaklaşım benimsemesi yönündeki beklentilerini dile getirmeyi” hedefliyor. Paris, bunun hem Suriye'nin birliği ve refahı hem de Avrupa ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkiler açısından önemli olduğunu düşünüyor.

Fransa, Suriye'deki durumun hâlâ “karmaşık” ve “kırılgan” olduğunu kabul etmekle birlikte, olumlu gelişmelerin mümkün olduğunu savunuyor. Paris'e göre bu ziyaret aynı zamanda “cesur bir ziyaret” niteliği taşıyor. Çünkü Macron'un ülkede uzun süre kalması ve yalnızca birkaç saatlik sembolik bir ziyaretle yetinmemesi planlanıyor. Ayrıca Fransız liderin, Suriye'nin farklı toplumsal kesimleri, mezhepleri ve beklentileriyle doğrudan temas kurmakta ısrarcı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Macron'un ziyareti yalnızca cumhurbaşkanlığı sarayıyla sınırlı olmayacak; Şam kentini ve halkını da kapsayacak.

dfbrgtbn
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u taşıyan uçak, 6 Temmuz 2026'da Şam Uluslararası Havalimanı'na iniş yaptı (AFP)

Paris, geçmişte Suriye halkının ayaklanmasını desteklemesinin “idealist” nedenlerden değil, sahadaki gerçekçi değerlendirmelerden kaynaklandığını savunuyor. Élysée Sarayı, Macron'un ziyaretini “Suriye'nin tamamıyla buluşma ve aynı zamanda yeni yönetime yönelik net taleplerle daha iyi bir geleceğe bağlılığı sürdürme fırsatı” olarak tanımlıyor.

Fransa, yalnızca sözler ve vaatlerle yetinmek istemediğini belirtiyor. Paris, eğitim, araştırma, kültür ve teknik iş birliği alanlarında Fransız-Suriye ilişkilerinin köklü geçmişine dayanarak yeni yönetimle birlikte Suriye kurumlarının yeniden inşasına katkı sağlamayı hedefliyor. Amaç, tüm toplumsal kesimleri temsil eden çoğulcu kurumların oluşturulması.

Ayrıca Fransa, ekonomik ve ticari iş birliğini yeniden canlandırmayı ve yeniden imar sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Fransız Kalkınma Ajansı, finans kuruluşları, Fransız şirketlerinin uzmanlığı ve bankacılık sektörünün imkânlarına güveniliyor. Paris, özellikle bankacılık sektörü ve ekonominin finansmanı alanındaki reformların hızlandırılması halinde bu sürecin daha da ivme kazanabileceğini belirtiyor.

sdbrfb
Fransa ve Suriye bayrakları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yeni Suriye yönetiminin göreve gelmesinden bu yana Batı Avrupa'dan bir devlet başkanı olarak gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında 6 Temmuz Pazartesi günü ulaştığı Şam Uluslararası Havalimanı'nda dalgalanıyor (AFP)

Élysée Sarayı, Fransa'nın Suriyelilerin “meşru beklentilerine” bağlı olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşımın iddialı ancak uygulanabilir bir program oluşturduğunu belirten Fransız yönetimi, Fransız kurumları ve şirketlerinin de bu sürece katkı sunmasını umuyor.

Bu amaçla Macron'a, Suriye pazarına ilgi duyan şirketlerin yöneticileri de eşlik ediyor. Heyette enerji devi Total, konteyner taşımacılığı şirketi CMA CGM'nin Lübnan asıllı Fransız Başkanı Rodolphe Saadé ile ulusal matbaa kuruluşunun temsilcileri yer alıyor. Söz konusu kurumun para ve pasaport basımında görev alabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.

sd
Şam'daki Emevi Meydanı, pazartesi günü böyle görüntülendi (Reuters)

Ziyaret programına ilişkin ayrıntılar ise sınırlı tutuldu. Élysée'nin verdiği bilgiye göre Macron, salı günkü resmi program öncesinde pazartesi akşamı Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile dar kapsamlı bir görüşme gerçekleştirecek. Resmî görüşmeler salı günü cumhurbaşkanlığı sarayında yapılacak ve Macron öğleden sonra bir basın toplantısı düzenleyecek.

Ancak güvenlik nedenleriyle Macron'un daha sonraki programı açıklanmadı. Fransız kaynaklar, Macron'un çok sayıda Suriyeli grup ve temsilciyle görüşmek istediğini belirtirken, bu isimlerin listesini paylaşmadı.

Paris'in benimsediği temel yaklaşım, “Yeni Suriye ancak çoğulculuğu dikkate aldığı takdirde ortağımız olabilir” anlayışına dayanıyor. Fransa böylece, geçen yıl mayıs ayında Ahmed eş-Şara'nın Paris'te ağırlanması sırasında ve daha önce Şubat ayında düzenlenen Suriye Halkını Destekleme Konferansı'nda dile getirilen şartları yeniden vurgulamış oluyor.

Fransız kaynaklara göre Paris ve birçok ortağı, “dışlayıcı bir yönetimin yerini başka bir dışlayıcı yönetimin almaması” gerektiği konusunda kararlı. Fransa, bunun gerçekleşmeyeceğine inandığını belirtirken, Suriye'nin geleceği açısından “hayati öneme sahip” gördüğü geçiş dönemi adaletinin sağlanmasını da talep ediyor.

sdbfrb
Şam'ın Bab Tuma Mahallesi ve tarihi kent dokusunun havadan görünümü, pazartesi günü çekildi (Reuters)

Paris yönetimi, Macron'un ziyaretinin hem Fransa içinde hem de uluslararası alanda, hatta Suriye'nin kendi içinde çok sayıda soru işareti yarattığının farkında. Ancak Fransa, Ortadoğu'nun merkezî ülkelerinden biri olan Suriye'den uzak kalamayacağını da düşünüyor. Çünkü Suriye'deki gelişmelerin bölge üzerinde, özellikle de Lübnan üzerinde doğrudan etkileri bulunuyor.

Fransa ayrıca Suriye ile ABD arasında son dönemde sağlanan yakınlaşmayı, Suriye ekonomisinin ihtiyaçlarını ve olası yeniden imar sürecini yakından takip ediyor. Ekonominin açılması ve yeniden inşanın başlaması hâlinde bunun Fransız ekonomisi ve şirketleri için önemli fırsatlar yaratabileceği değerlendirilirken, Paris bu sürecin dışında kalmak istemiyor.


Hamas, Gazze Şeridi’ndeki hükümetinin feshedildiğini duyurdu

Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’ndeki hükümetinin feshedildiğini duyurdu

Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)

Hamas, fiili Gazze yönetimi konumundaki Hükümet Acil Durum Komitesi’ni feshettiğini ve Komite Başkanı’nın istifa ettiğini açıkladı. Kararın, idari yetkilerin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesi amacıyla alındığı belirtildi.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi tarafından bugün yayımlanan açıklamada, Gazze’deki resmi kurumların önceki süreç boyunca yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine hazır olduklarını defalarca ilan ettiği belirtilerek, bu taahhüdün artık sahada somut adımlarla hayata geçirildiği ifade edildi.

Açıklamada, Gazze’deki hükümet yapısının devralınması ve devredilmesine ilişkin tüm idari ve hukuki hazırlıkların tamamlandığı, bu düzenlemelerin Filistinli siyasi grupları temsil eden ulusal heyet, aşiretler ve kabileler yüksek komitesi, sivil toplum kuruluşları ile Birleşmiş Milletler’in (BM) gözlemci temsilcisinin katılımıyla resmi ve şeffaf biçimde paylaşıldığı kaydedildi.

Hamas kaynakları dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareket yönetiminin yaklaşık 20 yıldır Gazze’nin fiili hükümeti olarak görev yapan Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi’ni feshetmeye hazırlandığını doğrulamıştı.

Açıklamada ayrıca, Hükümet Acil Durum Komitesi Başkanı ve vekaleten Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı Muhammed Abdulhalik el-Ferra’nın görevinden resmi olarak istifa ettiği ve komitenin feshedildiği duyuruldu. Bu adımın, alınan kararların uygulanması ve idari geçiş sürecinin kolaylaştırılması amacıyla atıldığı ifade edildi.

Hükümet Medya Ofisi, hükümet yapısında görevine devam edenlerin yalnızca teknik ve mesleki düzeydeki personelden oluşacağını, bu personelin Filistin halkına hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi ve idari ya da teknik boşluk oluşmasının önlenmesi amacıyla görevlerini sürdüreceğini bildirdi. Bunun, Filistinli grupların Kahire’de üzerinde uzlaştığı yol haritası doğrultusunda gerçekleştirileceği belirtildi.

Açıklamada, söz konusu kararın ulusal iradeye bağlılığın göstergesi olduğu, Gazze’deki yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine yönelik sürecin başarıya ulaşması amacıyla atıldığı ifade edildi. Ayrıca adımın, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları, yeniden imar sürecindeki gecikmeler, abluka ve sınır kapılarının kapalı tutulması ile İsrail ordusunun bölgeden çekilmemesi nedeniyle ağır insani koşullar altında yaşayan Filistinlilerin yaşadığı sıkıntıları hafifletmeyi hedeflediği kaydedildi.

Açıklamada, kamu hizmetlerinin sunulmasında görev yapan tüm personelin ‘devlet memuru’ statüsünde olduğu belirtilerek, söz konusu personelin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin sorumluluğu altında çalışmaya ve komitenin talimatları ile kararlarına uymaya hazır olduğu ifade edildi.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas da bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın Gazze’deki fiili hükümetini feshettiğini duyurmasının ardından komitenin Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmaya hazır olduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı açıklamada Şaas, “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin, görevini yerine getirebilmesi için gerekli imkânların sağlanmasının ardından ulusal sorumluluklarını üstlenmeye tamamen hazır olduğunu teyit ediyoruz” dedi. Şaas, açıklamasının, Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı’nın istifası, Hükümet Acil Durum Komitesi’nin feshedilmesi ve idari görevlerin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine yönelik hazırlıkların tamamlandığının ilan edilmesinin ardından yapıldığını belirtti.

Ekim ayında Gazze Şeridi’nde Hamas ile İsrail arasında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Hamas, Gazze’nin yönetiminden çekilmeye ve idareyi bağımsız teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devretmeye hazır olduğunu birçok kez açıklamıştı.

Söz konusu adım, Hamas’ın 2007 yılında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki rakip Fetih Hareketi ile yaşanan silahlı çatışmaların ardından Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana attığı en dikkat çekici siyasi adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

İsrail’in Mart 2025’te Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı İsam ed-Daalis’i öldürmesinin ardından, daha önce Yerel Yönetimler Bakanlığı görevini yürüten Muhammed el-Ferra, 20 üyeden oluşan hükümet komitesinin başkanlığına getirilmişti.


Suriye’deki son Fransız savaşçılar…

Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye’deki son Fransız savaşçılar…

Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)

Paris yönetimi ile Suriye makamları, Suriye’de bulunan ve birbirleriyle çatışan gruplara mensup son Fransız savaşçıları yakından izliyor. Şam yönetimi ise söz konusu kişileri kontrol altına alarak resmî yapılar bünyesine entegre etmeyi ve bu yolla uluslararası kamuoyunda olumlu bir imaj oluşturmayı hedefliyor.

DEAŞ’ın 2014-2019 yılları arasında Suriye ve Irak’ta kontrol ettiği bölgelerde ‘hilafet’ ilan etmesi ve 2011-2014 dönemindeki savaş sırasında El Kaide bağlantılı militanları saflarına çekmesinin ardından, Suriye 15 yıl boyunca binlerce yabancı savaşçının akınına sahne oldu. Bu kişilerden bir kısmı, Beşşar Esed’in devrilmesi ve Ahmed eş-Şera’nın yönetimi devralmasının ardından da ülkede kalmaya devam etti.

Güncel tahminlere göre, Suriye’de kalan Fransız savaşçıların sayısı kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere 30- 40  kişiyi geçmiyor. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu kişiler genel olarak üç gruba ayrılıyor.

vfvfebv
Suriye güvenlik güçleri, Şam’ın merkezindeki bir kafede meydana gelen patlamanın olduğu bölgeyi koruma altına aldı, 2 Temmuz 2026. (EPA)

Söz konusu grupların hiçbiri, Suriye’de düzenlediği saldırıları düzenli olarak üstlenmeye devam eden DEAŞ adına herhangi bir operasyon gerçekleştirmiyor. Öte yandan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Suriye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Elysee Sarayı ziyareti doğrularken, tarihine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Bu gruplardan ilki, Ömer Diyabi (Ömer Omsen) liderliğindeki Firkatü’l Guraba. Grup, Harem kentinin eteklerinde bulunan bir kampta faaliyet gösteriyor. İkinci grubu ise Suriye hükümetine bağlı güvenlik teşkilatına entegre edilen savaşçılar oluşturuyor. Üçüncü grup ise daha önce Kürt yönetimindeki kamplarda tutulan, ancak daha sonra Şam yönetiminin kontrolüne geçen DEAŞ mensubu tutuklulardan oluşuyor.

Son grupta ağırlıklı olarak kadınlar ve çocuklar bulunuyor. Zira gruptaki yaklaşık 50 erkek, 2026 yılının başında Irak’a nakledildi.

Suriye ordusuna entegre edilen eski savaşçıların sayısının ise yaklaşık 20 olduğu belirtiliyor. Suriye’deki Fransız savaşçılara yakın bir kaynağa göre bu kişiler, yabancı savaşçıların görev yaptığı 84’üncü Tugay gibi 82’nci Tugay bünyesine dahil edildi.

dfvfrb
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz mayıs ayında Paris’teki Elysee Sarayı girişinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı karşılarken (AP)

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) araştırmacısı Marc Hecker, “Bunlar, Heyet-u Tahriru’ş Şam (HTŞ) ile bağlantılı az sayıda Fransız. Suriye devlet kurumlarına, görünürlükten uzak ve ikincil görevlere entegre edildiler” değerlendirmesinde bulundu.

Hecker, “Bunun dışında tamamen gözlerden uzak yaşayan kişiler de var. Bunların DEAŞ’a ya da başka gruplara bağlı olmaları ihtimal dahilinde” ifadelerini kullandı.

Gerginlikler

Firkatü’l Guraba’nın, kadın ve çocuklarla birlikte yaklaşık 100 kişiden oluştuğu tahmin ediliyor. Grup ile Suriye hükümeti arasında ise gerginlik yaşanıyor.

Suriye makamları, Ekim 2025’te Ömer Diyabi’yi gözaltına almak amacıyla grubun kampını kuşattı. Çatışmalara dönüşen operasyon, ateşkesle sona erdi. Uzmanların ‘vaiz’ olarak nitelendirdiği Diyabi’nin, Esed’in devrilmesinden önce de HTŞ tarafından hedef alındığı ve bir yıldan uzun süre tutuklu kaldığı belirtiliyor.

Washington’daki Amerikan Üniversitesi araştırmacısı Aymenn Al-Tamimi Levy, “Bu, savaş tecrübesine sahip bir grup” değerlendirmesinde bulunarak, “Yabancı savaşçı gruplarının varlığı Ahmed eş-Şera açısından sorun teşkil ediyor. Çünkü bunlardan bazıları resmî yapılara entegre olmayı reddediyor ve bu durum gerilime yol açıyor” dedi.

Hecker ise Şera’nın iktidara geldikten sonra, yabancı ortaklarını rahatlatmak amacıyla iyi niyet mesajları vermek zorunda kaldığını belirterek, “Şera, Suriye’deki yabancı savaşçıların ülke dışına yönelik saldırılar planlamasına izin vermeyeceği konusunda uluslararası kamuoyuna güvence vermeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

Bir Fransız güvenlik kaynağı da Şam yönetiminin Batılı ülkelerle yürüttüğü iş birliğini genel olarak ‘iyi’ şeklinde nitelendirdi.

Levy’ye göre Şera, DEAŞ’a karşı askerî mücadeleyi sürdürmenin yanı sıra yabancı uyruklu isimlere yönelik operasyonlar da başlattı. Bu kapsamda, Ocak 2025’te Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’yi tehdit ettiği videolar yayımlayan Mısırlı Ahmed el-Mansur’un gözaltına alındığını hatırlattı.

Kırmızı çizgiler

Aşırılık yanlısı çevrim içi propagandaları analiz eden JOS Project platformunun kurucu ortaklarından Laurence Bindner, “Diyabi hâlâ aktif” değerlendirmesinde bulundu.

vfevfe
Suriye güvenlik güçleri, Halep’in doğusundaki es-Sefira köyünde bir DEAŞ üyesinin evine baskın düzenledi. (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bindner, son aylarda çok sayıda kişinin Diyabi’ye katılmaya çalışırken tespit edildiğini belirterek, “Grubuna bağlı medya kuruluşu 19 HH de kısa süre önce Arapça ve Fransızca yayımladığı 28 dakikalık bir videoda Fransa’yı hedef aldı ve özellikle Ekim 2025’te düzenlenen operasyon olmak üzere, kendilerine yönelik askerî operasyonların arkasında Paris’in bulunduğunu öne sürdü” dedi.

Diyabi’nin çevrim içi destekçilerinin Şera’ya karşı düşmanca bir tutum sergilediğini söyleyen Bindner, “Destekçileri, Şera’nın Firkatü’l Guraba’ya yönelik operasyonda Fransız baskısına boyun eğdiğini savunuyor. Ancak bunu, kendisine karşı silahlı mücadele çağrısına dönüştürmüyorlar” ifadelerini kullandı. Bindner ayrıca, “Telegramda Ömer Omsen yanlısı radikaller ile ona karşı çıkanlar arasında adeta bir hesaplaşma yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hecker ise, “Ömer Omsen’in Şam yönetiminin çizdiği kırmızı çizgilerin farkında olup olmadığını bilmiyoruz… Ancak geçmişte yaşanan gerilimler dikkate alındığında, zaman zaman bu sınırları test ettiği anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.