ABD'nin Ortadoğu'da denizdeki varlığı neden önemli?

ABD'nin Ortadoğu'daki ikinci kalıcı ulusal çıkarı

Nathalie Lees
Nathalie Lees
TT

ABD'nin Ortadoğu'da denizdeki varlığı neden önemli?

Nathalie Lees
Nathalie Lees

Kevin Donegan

Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik son saldırıları, ABD'nin Ortadoğu'daki deniz varlığının kritik önemini ortaya çıkardı. ABD kara kuvvetlerinin Afganistan'daki on yıllık varlığı 2021'de feci bir geri çekilmeyle sonuçlandığında, ABD Donanması'nın Bahreyn'de bulunan Beşinci Filo karargâhı bir kez daha ABD'nin bölgesel varlığının dayanağı ve bölgedeki ulusal çıkarların birincil koruyucusu haline geldi.

Ancak Ortadoğu'da görevlendirilen ABD Donanması savaşçılarının sayısındaki keskin düşüş, Arap dünyasındaki müttefiklere sert bir mesaj gönderdi. Bu, İran, Çin ve Rusya'nın yanı sıra ABD'nin dikkatinin Ortadoğu'dan Asya ve Pasifik'e doğru kaydığını gösteriyor.

Tarih doğrudan tekerrür etmeyebilir ama sıklıkla benzer temaları yansıtır. Bunun en önemli örneği, 14 Şubat 1945'te ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz bin Suud'un Süveyş Kanalı'nda USS Quincy gemisinde buluşmasıdır. O gün aralarında Filistin'in geleceğine dair bir tartışma yaşandı. Bu konuda fikir birliğine varamasalar da görüşmeleri, enerji karşılığında ABD'nin Suudi Arabistan’a verdiği güvenlik garantilerine dayanan kalıcı bir ittifakın temellerini attı.

ABD, İran'ın istikrarsızlaştırıcı çabalarını caydırmak ve etkisiz hale getirmek için müttefikleri ve ortaklarıyla iş birliği yapma sözü veriyor.

İngilizlerin çekilmesinden sonra ABD varlığı

Birleşik Krallık'ın bölgeden çekilmesinin ardından ABD, Beşinci Filo karargahını Bahreyn'de kurdu.

Şu anda Beşinci Filo'dan sorumlu amiral aynı zamanda 44 ülkeden oluşan dünyanın en büyük deniz ittifakı olan Birleşik Deniz Kuvvetleri’ni de komuta ediyor. Bu koalisyon, ticari gemileri Husi füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından korumak, korsanlıkla mücadele çalışmaları ve Basra Körfezi'nden Kızıldeniz'e sürekli ticaret akışının sağlanması gibi görevlere adanmış altı çokuluslu denizcilik görev gücünden yararlanıyor.

Gazze'deki mevcut savaş, DEAŞ'ın Suriye ve Irak'ta oluşturduğu tehdit, İranlı milislerin ABD kuvvetlerine tekrarlanan saldırıları ve Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları… Bütün bunlar günümüzün senaryosunu, Roosevelt ve Abdulaziz bin Suud’un USS Quincy'de müzakere ettiği basit ‘güvenlik ve petrol’ anlaşmasının ötesinde daha da karmaşık hale getiriyor.

Ancak bu, küresel pazara sürekli enerji akışının sağlanmasının yaklaşık 50 yıldır Ortadoğu'daki ABD dış politikasının temel taşı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. ABD Donanması, barış ve savaş zamanlarında bu politikanın ana aracı olarak hizmet veriyor.

ABD Başkanı Joe Biden'ın 2022 Ulusal Güvenlik Stratejisi ABD'nin bu temel çıkarını açıkça tanımlıyor:

“ABD, yabancı veya bölgesel güçlerin, Ortadoğu'daki Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb Boğazı gibi kilit deniz yollarından güvenli geçişten taviz vermemesini sağlamaya kararlıdır. ABD, herhangi bir ülkenin askeri gerginlik, toprak tecavüzleri veya gözdağı taktikleri yoluyla diğer ülkeler veya bölgenin kendisi üzerinde hegemonya kurma girişimlerine tolerans göstermeyecektir. ABD, İran'ın istikrarsızlaştırıcı çabalarını caydırmak ve etkisiz hale getirmek için müttefikleri ve ortaklarıyla iş birliği yapma sözü veriyor.”

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin etkisi

ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından deniz varlığının da azalması, birçok kişinin ABD'nin bölgeden çekilmesi olarak yorumladığı bir sinyaldi. Bu dönemde, ABD uçak gemisi saldırı grupları ve amfibi hazırlık grupları tarafından rutin konuşlandırmaların olmaması da dahil olmak üzere Beşinci Filo'nun deniz muharebe yeteneklerinde önemli bir düşüş görüldü.

Bunun yerine, bağımsız ABD yüzey savaşçılarının (Surface combatant: kendi silahları ve silahlı kuvvetleriyle su yüzeyinde savaşmak için tasarlanmış deniz savaş gemilerinin bir alt kümesi) sınırlı konuşlandırmaları vardı. Bu, Beşinci Filo'nun Bahreyn'de konuşlanmış mütevazı bir kuvvet birliğinin yanı sıra yalnızca bir veya bazen iki muhriple kalmasına neden oluyordu. Söz konusu kuvvetler, yüzen bir üs, dört mayın eylem gemisi ve birkaç küçük donanma kıyı devriyesi ile sahil güvenlik gemisinden oluşuyordu.

İran'ın Yemen'deki Husilere silahlı insansız hava araçları ve gelişmiş gemisavar füzeleri sağlayarak verdiği destek, onun yıkıcı taktiklerini yansıtıyor.

ABD Beşinci Filo Komutanı Amiral Brad Cooper, yeniliğe doğru bir hamleyle, 2021'de, yüzey savaşçılarının ve uçakların konuşlandırılmamasının yarattığı istihbarat ve uyarı boşluğunu azaltmak için otonom yüzey gemilerini yaratıcı bir şekilde kullanan Görev Gücü 59’u (TF 59) kurdu. Ancak söz konusu gemiler silahsızdır ve geniş deniz yollarını yeterince izlemek için gerekli menzile sahip değildir.

Sonuçta Çin'in Cibuti'deki stratejik askeri konumu, birçok durumda Ortadoğu'da ABD Beşinci Filosu’ndan daha büyük bir deniz varlığını sürdürmesine olanak tanıdı.

Sonuç olarak bu dengesizlik, İran'ın, beklendiği gibi Yemen'deki Husilere yönelik askeri desteğini kademeli olarak artırmasına ve zamanla onlara Kızıldeniz üzerinden ticari nakliyenin serbest dolaşımını önemli ölçüde kesintiye uğratacak araçlar sağlamasına olanak tanıdı.

ABD çıkarları

Bugün ABD'nin Ortadoğu'daki temel ulusal çıkarları risk altında. Kırk yıldır ilk kez, ABD'nin birbirini izleyen başkanlarının üzerine inşa ettiği, seyrüsefer özgürlüğünün ve ticaretin düzgün akışının güvence altına alınmasına dayanan Ortadoğu'daki temel ulusal çıkarları, giderek daha ciddi tehditlerle karşı karşıya kalıyor.

İran'ın Yemen'deki Husilere silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve gelişmiş gemisavar füzeler sağlayarak verdiği destek, 1980'lerin sonlarından bu yana Aden Körfezi'ndeki yıkıcı taktiklerini yansıtıyor. Bu destek, küresel ticaret için hayati öneme sahip olan, özellikle Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni etkileyen ticari nakliye yollarına ciddi şekilde zarar verdi. Sonraki Husi saldırıları küresel ticaret modellerini bozdu ve gemilerin, özellikle de normalde Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen konteyner gemilerinin en az yüzde doksanını, Ümit Burnu üzerinden Afrika çevresinden dolaşmaya zorladı.

Stratejik bir karşı önlem olarak ABD, İran'ı gerilimi daha da artırmaktan caydırmak ve Husi tehdidine doğrudan müdahale etmek amacıyla iki nükleer silah taşıyıcı saldırı grubunu konuşlandırarak Ortadoğu'daki deniz varlığını artırdı.

İran'ın zararlı, kötü etkisine en iyi denizde ve denizden karşılık verilir.

Bu saldırı gruplarının her birinde nükleer uçak gemisi ve güçlü Aegis silah sistemiyle donatılmış üç ila beş kruvazör ve muhrip tarafından desteklenen, avcı ve saldırı uçaklarından oluşan güçlü bir hava kanadı bulunuyor. Ayrıca bu gemiler, saldırı denizaltıları tarafından destekleniyor. Söz konusu gruplardan biri Doğu Akdeniz'e, ikincisi ise Kızıldeniz'e yerleştirildi.

Buna ilave olarak ABD, ticari gemileri Husi saldırılarından korumak için Kızıldeniz'de konuşlandırılan ABD Deniz Piyadeleri ile birlikte bir Wasp sınıfı uçak gemisi ve diğer iki amfibi savaş uçağından oluşan bir amfibi hazırlık grubu gönderdi. Böylece Afganistan'dan çekildikten sonra ABD Beşinci Filosu ilk kez savaşabilecek ve caydırabilecek bir deniz kuvvetine sahip oldu.

Bu stratejik konuşlandırmalar aynı zamanda ABD Donanması’nın, ortaya çıkan krizlere yanıt olarak dünya çapında entegre muharebe gücünü hızla bir araya getirme ve projelendirme konusundaki çevikliğini ve  yeteneğini de ortaya koydu.

Kısa ve uzun vadede deniz kuvvetlerinin varlığı

İran'ın zararlı, kötü etkisine en iyi denizde ve denizden karşılık verilir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki serbest ticaret akışına saldırmasını engellemeyi amaçlayan bir girişime liderlik edecek şekilde görevlendirilmelidir. Şarku'l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre bu, doğal olarak Husilerin yeteneklerini etkili bir şekilde azaltacak, ABD'nin kararlılığını gösterecek ve Tahran'a, ABD'nin, İran tehdit ağındaki diğer unsurlarla mücadele edecek donanıma sahip olduğu yönünde güçlü bir mesaj iletecektir.

ABD, Arap ortakları ve Avrupalı ​​müttefiklerinin iş birliğiyle yalnızca Husilerin mevcut yeteneklerini değil, aynı zamanda lojistik destek hatlarını da önemli ölçüde azaltmak için kapsamlı bir deniz ambargosu uygulamalıdır. ABD ayrıca uzun vadede kararlılığını beyan etmeli ve caydırıcılığını yeniden ayarlamalıdır.

ABD, İran'ı bölgede önemli bir muharebe gücünün zamanlaması ve varlığı konusunda belirsizlik içinde tutarak, caydırıcı bir etki yaratabilir.

Ortadoğu'da ikinci ve kalıcı bir ABD ulusal çıkarı daha var ve bu çıkar aynı zamanda ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde de iyi bir şekilde ifade ediliyor:

“İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek için diplomasi yapmaya kararlıyız. Aynı zamanda diplomatik çabaların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, alternatif stratejiler kullanmaya da hazır olacağız. İran'ın mevcut ve eski yetkililer de dahil olmak üzere ABD’li personele yönelik tehditlerine tolerans göstermeyeceğiz. Geçmişte de gösterdiğimiz gibi, halkımıza ve çıkarlarımıza yönelik her türlü saldırı karşısında kararlılıkla harekete geçeceğiz.”

Nathalie Lees
Nathalie Lees

Bu ulusal çıkarları desteklemek için Husilerin ticari denizciliğe yönelik tehdidini etkisiz hale getirdikten sonra ABD, Birleşik Deniz Kuvvetleri’nin seçilmiş birimleriyle koordineli olarak, deniz kuvvetlerinin esnek konuşlanma yeteneklerinden yararlanmalıdır.

Taşıyıcı saldırı gruplarını ve amfibi hazırlık gruplarını içerebilecek bu kuvvetler, Ortadoğu'da düzenli ve öngörülemeyen bir konuşlanma modelini benimsemelidir.

Bu yaklaşım, kaynakları ve hazırlığı tüketen uzun vadeli bir bölgesel mevcudiyet ihtiyacını ortadan kaldırır. ABD, İran'ı bölgede önemli bir muharebe gücünün zamanlaması ve varlığı konusunda belirsizlik içinde tutarak, caydırıcı bir etki yaratabilir. Ayrıca bu strateji, ABD'nin Arap ortaklarına olan bağlılığını yeniden teyit etmeyi amaçlıyor.

En büyük Arap sorumluluğu

Arap ülkelerinin Ortadoğu'nun hayati su yolları üzerinden ticaret akışını koruma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi önemli olacaktır. Zamanla bu, Arap ülkeleri tarafından Arap savunması hedefine doğru ilerlemede önemli bir adım oluşturacaktır.

Ayrıca TF 59'un öncü çabaları, bölge genelinde istihbarat ve uyarı yeteneklerinin geliştirilmesi için önemli ölçüde genişletilmelidir.

ABD deniz kuvvetlerinin varlığı ortaklıkların, caydırıcılığın ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesi için bir mihenk taşıdır.

Söz konusu genişleme, geleneksel deniz kuvvetlerine kıyasla daha uygun maliyetli bu stratejinin benimsenmesine Arap ve diğer bölgesel ortakların aktif katılımını içermelidir. Sonuçta bu varlıkların silahlandırılması yalnızca savunma yeteneklerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda caydırıcı değerlerini de artıracak ve bölgenin daha istikrarlı ve güvenli olmasına katkıda bulunacaktır.

Ortadoğu'daki ABD deniz varlığı önemlidir. Zira bu, ABD'nin liderlik rolü ve kararlılığıyla birleştiğinde, temel Amerikan ulusal çıkarlarının korunmasını sağlayabilecek ve ortaklıkların, caydırıcılığın ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesinde bir mihenk taşı haline gelebilecek stratejik bir etkiye sahiptir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir



İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında Suriyeli bir adam eşini ve dört çocuğunu kaybetti

Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)
Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)
TT

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında Suriyeli bir adam eşini ve dört çocuğunu kaybetti

Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)
Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)

Suriyeli bir adam dün, çarşamba günü Beyrut’u hedef alan yoğun İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden eşi ile beş çocuğundan dördünü, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Deyrizor vilayetinde toprağa verdi.

Aile, altı yıl önce Lübnan’a sığındığında ülkelerine dönüşün bu şekilde olacağını öngörmemişti.

Cenazeler, altı aylık hamile olan kadının naaşıyla birlikte, Lübnan’dan gelen bir otobüsle taşınan ahşap tabutlar içinde getirildi. Tabutların yan taraflarına isimlerin elle yazıldığı görüldü. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, erkekler defin öncesinde Sur kasabasında otobüsün yanında gözyaşı dökerken, taziye için toplanan kalabalık da aileye destek verdi.

Ailenin kızlarından birinin naaşına ise henüz ulaşılamadı. Üç gün süren arama çalışmalarının bugün sona erdiği, kayıp kızın enkaz altında olduğunun değerlendirildiği belirtildi.

Söz konusu saldırı, İsrail’in çarşamba günü önceden uyarı yapmaksızın düzenlediği yaklaşık 100 hava saldırısından biri olarak kayda geçti. İsrail ordusu, saldırıların Beyrut ve Lübnan’ın diğer bölgelerinde Hizbullah ile bağlantılı olduğunu öne sürdüğü hedeflere yönelik olduğunu açıkladı. Aynı gün 350’den fazla kişi hayatını kaybetti; ölenlerin üçte birinin kadın ve çocuklardan oluştuğu bildirildi. Bu bilanço, yaklaşık altı haftadır süren savaşın en kanlı günü olarak değerlendirildi.

d fd
Deyrizor’da toprağa verilmeden önce el-Galib ailesinden iki kişinin tabutları (AP)

Çok sayıda saldırının, Beyrut’un merkezindeki caddeleri ve çatışma bölgelerinden uzak, yoğun nüfuslu mahalleleri hedef aldığı bildirildi.

Baba Hamad el-Galib, apartmanda bekçi olarak çalıştığı sırada tüp almak için ev dışında bulunduğu için saldırıdan kurtuldu. Yaşadığı Ayn Mureyse mahallesine hava saldırısı düzenlendiğini öğrenince hızla geri dönen el-Galib, genellikle yürüyüş ve spor yapan insanlarla dolu olan ünlü Beyrut sahil şeridi yakınındaki bir caminin arkasındaki binadan yükselen yoğun dumanla karşılaştı.

El-Galib, “İsrail saldırısı kızlarımı öldürdü. Onlar masumdu, sadece evde oturuyorlardı. Öğle yemeği yiyorlardı” dedi.

Kurtarma ekiplerinin, ailesinin cenazelerini enkaz altından çıkarmasının üç gün sürdüğünü belirten el-Galib, “Kızım Fatıma hâlâ kayıp” ifadesini kullandı. Kayıp olduğu belirtilen Fatıma’nın 10 yaşında olduğu, 12 yaşındaki diğer kızının bulunduğu; erkek çocuklarının ise 17, 14 ve 13 yaşlarında olduğu aktarıldı.

Aynı saldırıda, ailenin üç akrabasının daha hayatını kaybettiği bildirildi. Söz konusu kişilerin, Deyrizor’un eş-Şuhayl beldesinde dün toprağa verildiği kaydedildi.

dsvdv
Beyrut’a yönelik İsrail saldırısında hayatını kaybeden el-Galib ailesinin üyeleri için cenaze namazı kılan Suriyeliler (AP)

Hamad el-Galib, ailesinin 2020 yılında, aşiret grupları ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki yerel gerilimlerin artması üzerine yaşadıkları bölgeden göç ederek Lübnan’a sığındığını belirtti.

Ölenler ve yaralananlar arasında Suriyeli mülteciler de bulunuyor

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, çarşamba günü düzenlenen İsrail hava saldırılarının ve ülke genelindeki diğer saldırıların yol açtığı can kayıpları, İsrail ile Hizbullah arasında bir aydan uzun süredir devam eden savaşta toplam vefat sayısını bin 950’nin üzerine, yaralı sayısını ise 6 bin 300’ün üstüne çıkardı. Hayatını kaybedenler ve yaralılar arasında en az 315 Suriyelinin de bulunduğu bildirildi.

Çarşamba günkü saldırılarda hayatını kaybedenler arasında Lübnan vatandaşı olmayanların sayısı ise netlik kazanmadı. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın verileri milliyetlere göre ayrıntı içermiyor.

Yetkililer, en az 39 Suriyelinin hayatını kaybedenler arasında yer aldığını açıkladı.

sdcd
Deyrizor’da toprağa verilmeden önce el-Galib ailesinden iki kişinin tabutları (AP)

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Sözcüsü Dalal Harb, Ayn Mureyse’de hayatını kaybeden ailenin kuruma kayıtlı olmadığını belirtti. Lübnan’da yaklaşık 530 bin Suriyeli mültecinin kayıtlı olduğu, ancak yüz binlercesinin kayıt dışı bulunduğunun tahmin edildiği ifade edildi.

Eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yüz binlerce Suriyelinin Lübnan’dan geri döndüğü, ancak iş imkânlarının yetersizliği ve süregelen şiddet olayları nedeniyle çok sayıda kişinin dönüş konusunda tereddüt yaşadığı aktarıldı.

Hamad el-Galib’in kardeşi Cuma el-Galib, patlamanın meydana geldiği sırada binadan yaklaşık 150 metre uzaklıkta bulunduğunu söyledi. “Koştuk, koştuk, ardından ikinci patlama oldu” dedi.

Binaya ulaştığında yapının çökmeye başladığını belirten el-Galib, “Artık binadakileri kurtarmak için çok geçti. Onlara seslendik ama kimse yanıt vermedi” ifadelerini kullandı.

Ambulansların daha sonra cenazeleri enkazdan çıkardığını belirten el-Galib, naaşları hastanede teşhis ettiğini söyledi.


Savaşın başlangıcından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti

İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)
İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)
TT

Savaşın başlangıcından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti

İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)
İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)

Sağlık Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, Hizbullah ile savaşın 2 Mart'ta başlamasından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında ölü sayısı 2 bini aştı.

Bakanlık dün yaptığı açıklamada, 11 Nisan itibarıyla ölü sayısının 85'i paramedik ve sağlık çalışanı, 165'i çocuk olmak üzere 2 bin 20 kişiye, yaralı sayısının ise 6 bin 436 kişiye ulaştığını belirtti.

İsrail ordusu dün, İsrail ile Lübnan arasında Washington'da yapılması planlanan görüşmelerden günler önce, Lübnanlı militan grup Hizbullah'a ait 200'den fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail ordusunun açıklamasında, "Son 24 saat içinde ordu, Lübnan'da 200'den fazla Hizbullah hedefini vurdu" denildi.

Şöyle devam etti: "Hava Kuvvetleri, terör örgütü Hizbullah'ın altyapısını hedef almaya ve Güney Lübnan'da faaliyet gösteren kara kuvvetlerinin çalışmalarına hava desteği sağlamaya devam ediyor."

Nabatiye ve Sayda'ya düzenlenen baskınlarda 12 kişi öldü

Sağlık Bakanlığı Acil Durum Operasyon Merkezi yaptığı açıklamada, "Nabatiye bölgesindeki Kfarsir kasabasına düzenlenen İsrail düşman baskınında, Sağlık Otoritesinden bir sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 4 kişi öldü ve 4 kişi yaralandı" denildi. "Nabatiye bölgesindeki Toul kasabasına düzenlenen İsrail düşman baskınında ise Sağlık Otoritesinden bir sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 3 kişi öldü ve bir sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 3 kişi yaralandı" bilgisi paylaşıldı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre İsrail'in Nabatiye bölgesindeki Zifta kasabasına düzenlediği hava saldırısında, Lübnan Sivil Savunma mensubu da dahil olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti, iki kişi ise yaralandı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in dün güney Lübnan'daki bir kasabaya düzenlediği saldırılarda 8 kişinin öldüğünü ve bazılarının durumu kritik, birçok kişinin de yaralandığını açıkladı.

Bakanlık yaptığı açıklamasında, " Sayda (Sidon) bölgesindeki Tuffah kasabasına İsrail düşman güçlerinin düzenlediği baskınlarda ilk belirlemelere göre 8 şehit ve 5'inin durumu kritik 9 yaralı” olduğunu belirtti.

fvfvf
İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısından yükselen dumanlar (Reuters)

Sağlık Bakanlığı, sağlık çalışanlarının tekrar tekrar hedef alınmasını ve "uluslararası insani hukukun açık ihlalini" kınadığını yineleyerek, "İsrail düşmanının, sağlık çalışanlarını askeri hedef haline getirmeye dayalı sistematik bir yaklaşım benimsediği açıkça ortaya çıkmıştır; zira onlar gerçekleştirdikleri her kurtarma operasyonunda şehit edilmektedirler ve bu durum uluslararası insani hukukun ciddi bir ihlalini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, Lübnan'ı Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad'ın, İsrail'i ise Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter'in temsil ettiği ve ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michael Issa'nın da katıldığı cuma akşamı gerçekleşen bir telefon görüşmesini duyurdu.

Açıklamada, görüşme sırasında, ateşkes ilan edilmesi ve ABD'nin himayesinde Lübnan ile İsrail arasında müzakerelerin başlama tarihinin belirlenmesi konularını görüşmek üzere önümüzdeki salı günü ABD Dışişleri Bakanlığı'nda ilk toplantının yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi.


Hizbullah, sokak protestolarını hükümete karşı kullanmada başarısız oldu

Hizbullah destekçileri Beyrut'ta Lübnan hükümetine karşı düzenlenen protestolarda (AFP)
Hizbullah destekçileri Beyrut'ta Lübnan hükümetine karşı düzenlenen protestolarda (AFP)
TT

Hizbullah, sokak protestolarını hükümete karşı kullanmada başarısız oldu

Hizbullah destekçileri Beyrut'ta Lübnan hükümetine karşı düzenlenen protestolarda (AFP)
Hizbullah destekçileri Beyrut'ta Lübnan hükümetine karşı düzenlenen protestolarda (AFP)

Hizbullah, Lübnan hükümetine karşı sokakları kullanma girişiminde başarısız oldu; zira ordu başkentte geniş çaplı bir konuşlanma gerçekleştirdi ve «iç istikrarı ve toplumsal barışı tehlikeye atabilecek veya kamu ve özel mülkiyete saldırıya yol açabilecek her türlü harekete» karşı uyarıda bulundu. Ordu, «iç istikrara yönelik her türlü tehdidi önlemek için kararlılıkla müdahale edeceğini» açıkladı.

Yüzlerce “Hizbullah” destekçisi, hükümetin İsrail ile doğrudan müzakereler başlatma ve silahların sadece Beyrut'ta bulunmasına izin verme kararını protesto etmek amacıyla, hükümet binası çevresinde düzenlenen sokak eylemlerine katıldı. Başbakan Nevvaf Salam, protestolar nedeniyle ABD'ye yapacağı seyahati erteledi.

Meclis Başkanı Nebih Berri bu girişimlerden uzak durduğunu ifade etti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Berri’nin liderliğini yaptığı “Emal” hareketinin sokak gücüne başvurmayı tercih etmediğini ve Berri’nin ağzından, Beyrut’ta ve dolayısıyla mültecileri barındıran Lübnan bölgelerinde istikrarın korunması çağrısında bulunduğunu belirtti.