ABD'nin Ortadoğu'da denizdeki varlığı neden önemli?

ABD'nin Ortadoğu'daki ikinci kalıcı ulusal çıkarı

Nathalie Lees
Nathalie Lees
TT

ABD'nin Ortadoğu'da denizdeki varlığı neden önemli?

Nathalie Lees
Nathalie Lees

Kevin Donegan

Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik son saldırıları, ABD'nin Ortadoğu'daki deniz varlığının kritik önemini ortaya çıkardı. ABD kara kuvvetlerinin Afganistan'daki on yıllık varlığı 2021'de feci bir geri çekilmeyle sonuçlandığında, ABD Donanması'nın Bahreyn'de bulunan Beşinci Filo karargâhı bir kez daha ABD'nin bölgesel varlığının dayanağı ve bölgedeki ulusal çıkarların birincil koruyucusu haline geldi.

Ancak Ortadoğu'da görevlendirilen ABD Donanması savaşçılarının sayısındaki keskin düşüş, Arap dünyasındaki müttefiklere sert bir mesaj gönderdi. Bu, İran, Çin ve Rusya'nın yanı sıra ABD'nin dikkatinin Ortadoğu'dan Asya ve Pasifik'e doğru kaydığını gösteriyor.

Tarih doğrudan tekerrür etmeyebilir ama sıklıkla benzer temaları yansıtır. Bunun en önemli örneği, 14 Şubat 1945'te ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz bin Suud'un Süveyş Kanalı'nda USS Quincy gemisinde buluşmasıdır. O gün aralarında Filistin'in geleceğine dair bir tartışma yaşandı. Bu konuda fikir birliğine varamasalar da görüşmeleri, enerji karşılığında ABD'nin Suudi Arabistan’a verdiği güvenlik garantilerine dayanan kalıcı bir ittifakın temellerini attı.

ABD, İran'ın istikrarsızlaştırıcı çabalarını caydırmak ve etkisiz hale getirmek için müttefikleri ve ortaklarıyla iş birliği yapma sözü veriyor.

İngilizlerin çekilmesinden sonra ABD varlığı

Birleşik Krallık'ın bölgeden çekilmesinin ardından ABD, Beşinci Filo karargahını Bahreyn'de kurdu.

Şu anda Beşinci Filo'dan sorumlu amiral aynı zamanda 44 ülkeden oluşan dünyanın en büyük deniz ittifakı olan Birleşik Deniz Kuvvetleri’ni de komuta ediyor. Bu koalisyon, ticari gemileri Husi füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından korumak, korsanlıkla mücadele çalışmaları ve Basra Körfezi'nden Kızıldeniz'e sürekli ticaret akışının sağlanması gibi görevlere adanmış altı çokuluslu denizcilik görev gücünden yararlanıyor.

Gazze'deki mevcut savaş, DEAŞ'ın Suriye ve Irak'ta oluşturduğu tehdit, İranlı milislerin ABD kuvvetlerine tekrarlanan saldırıları ve Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları… Bütün bunlar günümüzün senaryosunu, Roosevelt ve Abdulaziz bin Suud’un USS Quincy'de müzakere ettiği basit ‘güvenlik ve petrol’ anlaşmasının ötesinde daha da karmaşık hale getiriyor.

Ancak bu, küresel pazara sürekli enerji akışının sağlanmasının yaklaşık 50 yıldır Ortadoğu'daki ABD dış politikasının temel taşı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. ABD Donanması, barış ve savaş zamanlarında bu politikanın ana aracı olarak hizmet veriyor.

ABD Başkanı Joe Biden'ın 2022 Ulusal Güvenlik Stratejisi ABD'nin bu temel çıkarını açıkça tanımlıyor:

“ABD, yabancı veya bölgesel güçlerin, Ortadoğu'daki Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb Boğazı gibi kilit deniz yollarından güvenli geçişten taviz vermemesini sağlamaya kararlıdır. ABD, herhangi bir ülkenin askeri gerginlik, toprak tecavüzleri veya gözdağı taktikleri yoluyla diğer ülkeler veya bölgenin kendisi üzerinde hegemonya kurma girişimlerine tolerans göstermeyecektir. ABD, İran'ın istikrarsızlaştırıcı çabalarını caydırmak ve etkisiz hale getirmek için müttefikleri ve ortaklarıyla iş birliği yapma sözü veriyor.”

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin etkisi

ABD’nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından deniz varlığının da azalması, birçok kişinin ABD'nin bölgeden çekilmesi olarak yorumladığı bir sinyaldi. Bu dönemde, ABD uçak gemisi saldırı grupları ve amfibi hazırlık grupları tarafından rutin konuşlandırmaların olmaması da dahil olmak üzere Beşinci Filo'nun deniz muharebe yeteneklerinde önemli bir düşüş görüldü.

Bunun yerine, bağımsız ABD yüzey savaşçılarının (Surface combatant: kendi silahları ve silahlı kuvvetleriyle su yüzeyinde savaşmak için tasarlanmış deniz savaş gemilerinin bir alt kümesi) sınırlı konuşlandırmaları vardı. Bu, Beşinci Filo'nun Bahreyn'de konuşlanmış mütevazı bir kuvvet birliğinin yanı sıra yalnızca bir veya bazen iki muhriple kalmasına neden oluyordu. Söz konusu kuvvetler, yüzen bir üs, dört mayın eylem gemisi ve birkaç küçük donanma kıyı devriyesi ile sahil güvenlik gemisinden oluşuyordu.

İran'ın Yemen'deki Husilere silahlı insansız hava araçları ve gelişmiş gemisavar füzeleri sağlayarak verdiği destek, onun yıkıcı taktiklerini yansıtıyor.

ABD Beşinci Filo Komutanı Amiral Brad Cooper, yeniliğe doğru bir hamleyle, 2021'de, yüzey savaşçılarının ve uçakların konuşlandırılmamasının yarattığı istihbarat ve uyarı boşluğunu azaltmak için otonom yüzey gemilerini yaratıcı bir şekilde kullanan Görev Gücü 59’u (TF 59) kurdu. Ancak söz konusu gemiler silahsızdır ve geniş deniz yollarını yeterince izlemek için gerekli menzile sahip değildir.

Sonuçta Çin'in Cibuti'deki stratejik askeri konumu, birçok durumda Ortadoğu'da ABD Beşinci Filosu’ndan daha büyük bir deniz varlığını sürdürmesine olanak tanıdı.

Sonuç olarak bu dengesizlik, İran'ın, beklendiği gibi Yemen'deki Husilere yönelik askeri desteğini kademeli olarak artırmasına ve zamanla onlara Kızıldeniz üzerinden ticari nakliyenin serbest dolaşımını önemli ölçüde kesintiye uğratacak araçlar sağlamasına olanak tanıdı.

ABD çıkarları

Bugün ABD'nin Ortadoğu'daki temel ulusal çıkarları risk altında. Kırk yıldır ilk kez, ABD'nin birbirini izleyen başkanlarının üzerine inşa ettiği, seyrüsefer özgürlüğünün ve ticaretin düzgün akışının güvence altına alınmasına dayanan Ortadoğu'daki temel ulusal çıkarları, giderek daha ciddi tehditlerle karşı karşıya kalıyor.

İran'ın Yemen'deki Husilere silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve gelişmiş gemisavar füzeler sağlayarak verdiği destek, 1980'lerin sonlarından bu yana Aden Körfezi'ndeki yıkıcı taktiklerini yansıtıyor. Bu destek, küresel ticaret için hayati öneme sahip olan, özellikle Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni etkileyen ticari nakliye yollarına ciddi şekilde zarar verdi. Sonraki Husi saldırıları küresel ticaret modellerini bozdu ve gemilerin, özellikle de normalde Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen konteyner gemilerinin en az yüzde doksanını, Ümit Burnu üzerinden Afrika çevresinden dolaşmaya zorladı.

Stratejik bir karşı önlem olarak ABD, İran'ı gerilimi daha da artırmaktan caydırmak ve Husi tehdidine doğrudan müdahale etmek amacıyla iki nükleer silah taşıyıcı saldırı grubunu konuşlandırarak Ortadoğu'daki deniz varlığını artırdı.

İran'ın zararlı, kötü etkisine en iyi denizde ve denizden karşılık verilir.

Bu saldırı gruplarının her birinde nükleer uçak gemisi ve güçlü Aegis silah sistemiyle donatılmış üç ila beş kruvazör ve muhrip tarafından desteklenen, avcı ve saldırı uçaklarından oluşan güçlü bir hava kanadı bulunuyor. Ayrıca bu gemiler, saldırı denizaltıları tarafından destekleniyor. Söz konusu gruplardan biri Doğu Akdeniz'e, ikincisi ise Kızıldeniz'e yerleştirildi.

Buna ilave olarak ABD, ticari gemileri Husi saldırılarından korumak için Kızıldeniz'de konuşlandırılan ABD Deniz Piyadeleri ile birlikte bir Wasp sınıfı uçak gemisi ve diğer iki amfibi savaş uçağından oluşan bir amfibi hazırlık grubu gönderdi. Böylece Afganistan'dan çekildikten sonra ABD Beşinci Filosu ilk kez savaşabilecek ve caydırabilecek bir deniz kuvvetine sahip oldu.

Bu stratejik konuşlandırmalar aynı zamanda ABD Donanması’nın, ortaya çıkan krizlere yanıt olarak dünya çapında entegre muharebe gücünü hızla bir araya getirme ve projelendirme konusundaki çevikliğini ve  yeteneğini de ortaya koydu.

Kısa ve uzun vadede deniz kuvvetlerinin varlığı

İran'ın zararlı, kötü etkisine en iyi denizde ve denizden karşılık verilir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki serbest ticaret akışına saldırmasını engellemeyi amaçlayan bir girişime liderlik edecek şekilde görevlendirilmelidir. Şarku'l Avsat'ın Majalla'dan aktardığı analize göre bu, doğal olarak Husilerin yeteneklerini etkili bir şekilde azaltacak, ABD'nin kararlılığını gösterecek ve Tahran'a, ABD'nin, İran tehdit ağındaki diğer unsurlarla mücadele edecek donanıma sahip olduğu yönünde güçlü bir mesaj iletecektir.

ABD, Arap ortakları ve Avrupalı ​​müttefiklerinin iş birliğiyle yalnızca Husilerin mevcut yeteneklerini değil, aynı zamanda lojistik destek hatlarını da önemli ölçüde azaltmak için kapsamlı bir deniz ambargosu uygulamalıdır. ABD ayrıca uzun vadede kararlılığını beyan etmeli ve caydırıcılığını yeniden ayarlamalıdır.

ABD, İran'ı bölgede önemli bir muharebe gücünün zamanlaması ve varlığı konusunda belirsizlik içinde tutarak, caydırıcı bir etki yaratabilir.

Ortadoğu'da ikinci ve kalıcı bir ABD ulusal çıkarı daha var ve bu çıkar aynı zamanda ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde de iyi bir şekilde ifade ediliyor:

“İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek için diplomasi yapmaya kararlıyız. Aynı zamanda diplomatik çabaların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, alternatif stratejiler kullanmaya da hazır olacağız. İran'ın mevcut ve eski yetkililer de dahil olmak üzere ABD’li personele yönelik tehditlerine tolerans göstermeyeceğiz. Geçmişte de gösterdiğimiz gibi, halkımıza ve çıkarlarımıza yönelik her türlü saldırı karşısında kararlılıkla harekete geçeceğiz.”

Nathalie Lees
Nathalie Lees

Bu ulusal çıkarları desteklemek için Husilerin ticari denizciliğe yönelik tehdidini etkisiz hale getirdikten sonra ABD, Birleşik Deniz Kuvvetleri’nin seçilmiş birimleriyle koordineli olarak, deniz kuvvetlerinin esnek konuşlanma yeteneklerinden yararlanmalıdır.

Taşıyıcı saldırı gruplarını ve amfibi hazırlık gruplarını içerebilecek bu kuvvetler, Ortadoğu'da düzenli ve öngörülemeyen bir konuşlanma modelini benimsemelidir.

Bu yaklaşım, kaynakları ve hazırlığı tüketen uzun vadeli bir bölgesel mevcudiyet ihtiyacını ortadan kaldırır. ABD, İran'ı bölgede önemli bir muharebe gücünün zamanlaması ve varlığı konusunda belirsizlik içinde tutarak, caydırıcı bir etki yaratabilir. Ayrıca bu strateji, ABD'nin Arap ortaklarına olan bağlılığını yeniden teyit etmeyi amaçlıyor.

En büyük Arap sorumluluğu

Arap ülkelerinin Ortadoğu'nun hayati su yolları üzerinden ticaret akışını koruma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi önemli olacaktır. Zamanla bu, Arap ülkeleri tarafından Arap savunması hedefine doğru ilerlemede önemli bir adım oluşturacaktır.

Ayrıca TF 59'un öncü çabaları, bölge genelinde istihbarat ve uyarı yeteneklerinin geliştirilmesi için önemli ölçüde genişletilmelidir.

ABD deniz kuvvetlerinin varlığı ortaklıkların, caydırıcılığın ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesi için bir mihenk taşıdır.

Söz konusu genişleme, geleneksel deniz kuvvetlerine kıyasla daha uygun maliyetli bu stratejinin benimsenmesine Arap ve diğer bölgesel ortakların aktif katılımını içermelidir. Sonuçta bu varlıkların silahlandırılması yalnızca savunma yeteneklerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda caydırıcı değerlerini de artıracak ve bölgenin daha istikrarlı ve güvenli olmasına katkıda bulunacaktır.

Ortadoğu'daki ABD deniz varlığı önemlidir. Zira bu, ABD'nin liderlik rolü ve kararlılığıyla birleştiğinde, temel Amerikan ulusal çıkarlarının korunmasını sağlayabilecek ve ortaklıkların, caydırıcılığın ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesinde bir mihenk taşı haline gelebilecek stratejik bir etkiye sahiptir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir



Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor
TT

Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’a yönelik İHA ve seyir füzesi tehdidine müdahale ediyor

Yemen’deki meşru hükümeti destekleyen koalisyon, pazartesi günü Suudi Arabistan’a yönelik insansız hava araçları (İHA) ve seyir füzelerinden kaynaklanan bir tehdidin tespit edilerek takip edildiğini ve tehdide müdahalenin sürdüğünü açıkladı.

Husiler, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırılarını sürdürürken koalisyon sözcüsü Türki el-Maliki dün yaptığı açıklamada, bir mühimmatın Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın 4 numaralı yolcu terminaline isabet ettiğini bildirdi. Maliki, hava savunma sistemlerinin havalimanı çevresinde bir başka seyir füzesini de önlediğini belirtti.

Maliki ayrıca Hamis Muşayt’ı hedef alan bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini, Doğu Bölgesi’nde ise bir İHA’nın etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Otoritesi ise Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, 11 kişinin yaralandığını açıkladı.

Husilerin Suudi Arabistan’daki havalimanlarını ve sivil tesisleri hedef alan saldırıları, Arap dünyasında ve uluslararası alanda geniş çaplı kınamalara yol açarken Suudi Arabistan’la güçlü bir dayanışma mesajı verildi.


Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
TT

Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)

Libya’daki “Ulusal Ordu”nun Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile Bingazi’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında bir araya gelerek çeşitli güvenlik meselelerini ele aldı. Hafter, iki halk arasındaki köklü kardeşlik ve tarihî bağlara dikkat çekti.

Suriye diplomasisi, eş-Şeybani’nin ağustos ayının sonunda başkent Trablus’ta gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaklaşık 14 yıllık Libya yokluğunu sona erdirmişti. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve ortak iş birliği alanlarının geliştirilmesi hedeflenirken, Suriye’nin Libya Büyükelçiliği de yeniden açılmıştı.

Genel Komutanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Saddam Hafter’in Bingazi’deki merkezde gerçekleşen görüşmede Suriye yönetiminin “ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması, geçiş sürecinde karşılaşılan zorlukların aşılması, hayatın normale döndürülmesi ve uluslararası topluma açılım” konularındaki rolünü takdir ettiği belirtildi.

Hafter, Genel Komutanlığın Suriye yönetiminin yanında olduğunu vurgulayarak, “Kardeş Suriye halkına destek olmak ve Suriye’nin Arap ve uluslararası arenadaki konumunu yeniden kazanmasını sağlamak için elimizden gelen her türlü yardımı sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

scdfb
Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ve beraberindeki heyetle dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezinde görüştü. (Genel Komutanlık)

Suriye Dışişleri Bakanı eş-Şeybani ise Suriye yönetiminin Libya’da her düzeyde kalıcı istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak girişimleri desteklemeye önem verdiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Eş-Şeybani, görüşmede Suriye’deki son gelişmelere ilişkin de bilgi verdi.

Toplantıya Suriye tarafından Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdülkadir Tahan da katıldı.

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığına göre görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda iş birliğinin geliştirilmesi yolları ele alındı. Bu kapsamda, Bingazi’de Suriye Başkonsolosluğu açılması, iki taraf arasındaki ortak güvenlik meseleleri ve Libya’da kayıp olan Suriye vatandaşlarının durumunun takibi konuları ele alındı.

Suriye’nin Trablus Büyükelçiliği, Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin Ağustos 2011’de devrilmesinden aylar sonra, 2012 yılında kapatılmıştı. Bu karar, o dönemde Libya’da oluşturulan Ulusal Geçiş Konseyi’nin Suriye devrimini tanımasının ardından alındı. İki ülke arasındaki ilişkiler, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde bu tarihten sonra kesildi.

Eş-Şeybani, daha önce 4 Ağustos’ta Libya’nın Şam Büyükelçiliği maslahatgüzarı Velid Hasan Ammar ile de görüşmüştü. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alınmış, karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştu.

cvgr
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezine gelişinde (Genel Komutanlık)

 


Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
TT

Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)

Libya’da öğretmenlerin grevi, özellikle ülkenin batısındaki bazı bölgelerde eğitimi aksatmayı sürdürdü. Öğretmen Hareketi’nin başkanı, bütün talepleri karşılanana kadar protestoların devam edeceğini açıkladı. Bu tutum, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin okullarda eğitimin yeniden başlaması yönündeki çağrılarına ve Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararına rağmen değişmedi.

Öğretmen Hareketi Başkanı Eşref el-Hadi, dün basına yaptığı açıklamada, “Öğretmenlerin talepleri resmî olarak karşılanmadan oturma eyleminden ve grevden vazgeçmeyeceğiz. Taleplerimizin başında maaş artışı ve geçmiş dönemlerden kaynaklanan mali farkların ödenmesi geliyor” dedi. El-Hadi, okullara dönüşün, resmî, bağlayıcı ve uygulanabilir kararlarla desteklenmeyen yeni vaatlere dayandırılamayacağını vurguladı.

Anlaşmazlık, eğitim-öğretim yılının 13 Eylül’de başlaması planlanan tarihin üzerinden dört haftadan fazla zaman geçmesine rağmen okullarda eğitimin ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Grev, söz konusu tarihte başlamış ve farklı bölgelerdeki devlet okullarına yayılarak kamu kurumlarının önünde düzenlenen protestolarla devam etmişti.

Buna karşılık Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı Muhammed el-Karyu, dün ülkenin kuzeybatısındaki Tacura Belediyesi’ne bağlı bazı okulları ziyaret ederken, bakanlığın ve yürütme makamlarının öğretmenlerin haklarını korumaya ve talepleriyle ilgilenmeye önem verdiğini belirtti. El-Karyu, bu yaklaşımın öğretmenlerin eğitim görevlerini yerine getirirken gösterdikleri çabaların takdir edilmesinin bir gereği olduğunu ifade etti.

x
Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı, dün Tacura’daki okulları ziyaret etti (Bakanlık)

El-Karyu, eğitim kurumlarının istikrarlı biçimde faaliyet göstermesinin ve derslerin düzenli yürütülmesinin, öğrencilerin kapsamlı ve sürdürülebilir eğitim hakkını güvence altına alan temel unsur olduğunu belirterek, bunun öğrencilerin geleceğini ve akademik gelişimini korumak açısından önemine dikkat çekti.

Başbakan Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti, Libya Genel Öğretmenler Sendikası ile varılan uzlaşının ardından eğitimin yeniden düzenli biçimde başlamasını sağlamaya çalışıyor. Ancak Öğretmen Hareketi, söz konusu uzlaşmayı nihai bir çözüm olarak kabul etmiyor ve yeterli güvencelerden yoksun olduğunu belirtiyor.

Cumartesi akşamı Trablus’ta Maliye, Yerel Yönetimler, Eğitim, Sağlık, Gençlik, Kültür ve Sanayi ve Madenler bakanlarının yanı sıra Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri, belediye başkanları ve eğitim denetim birimlerinin yöneticilerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıda derslerin pazar gününden (dün) itibaren yeniden başlaması çağrısı yapıldı.

Katılımcılar, öğrencilerin eğitim hakkını “ulusal bir öncelik” olarak nitelendirdi. Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararını memnuniyetle karşılayan yetkililer, öğretmenleri okullara dönmeye çağırdı. Açıklamada, “Eğitimin aksamasının sürmesi, öğrenciler ve velileri üzerindeki olumsuz etkileri artırıyor” uyarısında bulunuldu.

Eğitim krizine güvenlik boyutu da eklendi

Eğitim krizine bir güvenlik kurumunun da müdahil olduğunu gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. İç Güvenlik Kurumu, cumartesi akşamı yayımladığı açıklamada, eğitim kurumlarının ve eğitim denetim birimlerine ait binaların demir zincirlerle kapatılması ve çeşitli bölgelerde derslerin engellenmesi konusunda uyarıda bulundu.

Kurum, açıklamasında söz konusu düzensizlikler karşısında “seyirci kalmayacağını” belirterek eğitim güvenliğinin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Eğitim kurumlarının baskı aracı olarak kullanılmasının açık bir hukuk ihlali teşkil ettiğini kaydetti.

İç Güvenlik Kurumu, protestoları kışkırtmakla, uygulamakla veya siyasi amaçlarla istismar etmekle suçlanan kişilerin “hukuki ve ahlaki sorumluluk taşıdığını” belirtti. Kurum ayrıca, olaya karıştığı tespit edilen kişiler hakkında kararlı hukuki ve güvenlik tedbirleri alınması amacıyla yargı makamlarıyla koordinasyon yürütüleceğini duyurdu.

Yerel gözlemciler, bu açıklamayı okulların kapalı tutulmasının sürmesine yönelik doğrudan bir tepki olarak değerlendirdi. Gelişmenin, krize yaklaşımın sendikal ve idari çerçevenin ötesine geçerek güvenlik boyutuna taşındığına işaret ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Libya Haber Ajansı’dan aktardığıma göre ajansa açıklamalarda bulunan Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığı Teknik ve Ortaöğretim Enstitülerinden Sorumlu Müsteşarı Abdülkadir ez-Zuruk Gani, öğretmenlerin taleplerinin resmî olarak ilgili bakana iletildiğini ve inceleme aşamasında olduğunu belirtti.

Taleplerin “meşru ve yasalarla güvence altına alınmış” olduğunu belirten Gani, öğretmenlerin haklarının korunması ve eğitimin en kısa sürede yeniden başlaması için diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulundu. Gani, gerekli işlemler tamamlanıp resmî karara varılmadan, eğitim takvimine ilişkin herhangi bir tarih açıklamayacaklarını da ifade etti.

Ülkenin doğusundaki Bingazi’de Eğitim Denetim Birimi Başkanı Cuma Halife de cumartesi günü kentteki öğretmen sendikası başkanı, okul yöneticileri ve sendika temsilcileriyle yaptığı toplantıda öğretmenlerin haklarına destek verdi. Halife, öğretmenlere hak ettiklerinin verilmesinin ve mesleki ve ekonomik koşullarının istikrara kavuşturulmasının önemini vurguladı.

Öğretmen Hareketi’nin talepleri arasında maaş cetvelinin birleştirilmesi, geçmiş dönemlerden kalan ücret farklarının ödenmesi, sağlık sigortasının uygulamaya konulması ve Öğretmeni Koruma Kanunu’nun yürürlüğe geçirilmesi bulunuyor.

Hükümet daha önce ekim ayı maaşından itibaren birleşik maaş cetvelini uygulamaya koymayı, ders saati ek ödeneğini düzenli ödemeyi, geçmiş dönemlere ait ücret farklarını belirlemeyi ve eğitim çalışanlarını sağlık sigortası sistemine dâhil etmek için çalışma yürütmeyi taahhüt etmişti.

Ancak hükümetin ve sendikanın açıklamalarına rağmen, Öğretmen Hareketi’nin protestoları sürdürme konusundaki ısrarı nedeniyle okullarda eğitimin ülke genelinde ne ölçüde normale döneceği belirsizliğini koruyor.