Washington, Gazze'de derhal ateşkes sağlanması yönünde uluslararası taleplerle karşı karşıya

İsrail'in cezasız kalmasına yönelik eleştiriler sürerken Arap ülkeleri Filistin'in BM’ye tam üye olarak kabul edilmesini destekliyor.

Washington, Gazze'de derhal ateşkes sağlanması yönünde uluslararası taleplerle karşı karşıya
TT

Washington, Gazze'de derhal ateşkes sağlanması yönünde uluslararası taleplerle karşı karşıya

Washington, Gazze'de derhal ateşkes sağlanması yönünde uluslararası taleplerle karşı karşıya

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Cezayir'in Gazze'de derhal ateşkes talep eden karar taslağına karşı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde veto kullanmasından bir süre sonra, dün (Pazartesi) BM Genel Kurulu önünde kendisini savunma pozisyonunda buldu. BM Genel Kurulu’nda üye devletlerle halen müzakere aşamasında olan alternatif bir metnin desteklenmesi, İsrail'in cezasız kalmasını önlemek için artan Arap baskısı altında çatışmaların geçici olarak durdurulması ve Filistin'e BM’ye tam üyelik verilmesi çağrısında bulunuldu.

BM Genel Kurulu, BM Güvenlik Konseyi'ndeki 15 üye ülkeden 13'ünün desteğini almasına rağmen, Gazze'de acil insani ateşkes çağrısında bulunan karar taslağına karşı ABD'nin 20 Şubat 2024'te veto kullanmasını tartışmak üzere bir oturum düzenledi. İngiltere ise oylamada çekimser kaldı. ABD, 193 üye devletin ezici çoğunluğunun Gazze'de derhal ateşkes talep eden akınıyla karşı karşıya kaldı.

BM Genel Kurulu Başkanı Dennis Francis, oturumun açılışında yaptığı konuşmada, Gazze'deki durumun ‘utanç verici’ olduğunu söyledi. Geçen hafta Gazze şehrinin batısında gıda tedariki açısından bu en kötü ayda yüzlerce insanın öldürüldüğü ve yaralandığı yönündeki haberler karşısında ‘dehşet’ duyduğunu ifade etti. Aynı zamanda İsrail'in yerleşim alanları da dahil olmak üzere Refah'a yönelik yoğunlaştırılmış hava saldırılarıyla ilgili ‘derin endişesini’ dile getirerek, yoğun nüfuslu Refah'ta herhangi bir kara operasyonuna karşı uyarıda bulundu. İnsani nedenlerden dolayı derhal ateşkes sağlanması talebini yineleyen Francis, ‘masum sivillerin hayatlarını kurtarmak için azami itidal’ çağrısında bulundu.

ABD'nin tutumu

ABD'nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Robert Wood, ülkesinin Cezayir karar taslağına karşı ‘veto’ kullanmasını şu sözlerle haklı çıkarmaya çalıştı: “Bu karar taslağı, sürdürülebilir barış hedefine ulaşamazdı. Hatta bu amaca zarar verebilirdi. Bu kararın tek başına ateşkese yol açacağına inanmıyorduk.”

Washington'un BM Güvenlik Konseyi üyelerine ‘karar taslağı üzerinde kabul oyu kullanmamaları’ yönünde çağrıda bulunduğunu hatırlatan Wood, bunun, geri kalan esirlerin serbest bırakılması ve geçici ateşkesle sonuçlanacak bir anlaşmaya varılması yönünde devam eden yoğun çabaları engelleyebileceği konusunda uyarıda bulundu. Wood, Katar ve Mısır'ın da aralarında bulunduğu ortaklarla ateşkes çabalarının şu ana kadar devam ettiğine dikkat çekti.

BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmesini umarak, “Bu hassas müzakereleri desteklemek için, geçici ateşkes ve tüm esirlerin mümkün olan en kısa sürede derhal serbest bırakılması çağrısında bulunan bir karar taslağı sunduk” dedi.

Geçici ateşkesin esirlerin ailelerine dönmelerine olanak tanıyacağını ifade eden Wood, “Hamas hareketinin neden olduğu çapraz ateşte kaldıklarını ve ateşkesin Filistinli sivillere yardım sağlanmasına yardımcı olacağını” söyleyen birçok Filistinli çocuk, kadın ve erkeğin yaygın acılarına son vereceğine inanıyor. Wood, BM'deki Amerikan misyonunun BM Güvenlik Konseyi, Hamas'ı 7 Ekim'de gerçekleştirdiği korkunç saldırılardan dolayı kınayana kadar karar taslağı üzerinde BM Güvenlik Konseyi'nin geri kalan üyeleriyle temas kurmaya devam edeceğini vurguladı.

İnsanlıktan çıkarma

Filistin’in BM Daimî Temsilcisi Riyad Mansur ise “Yaşadığımız insanlıktan çıkarma, kendi insanlarımızın öldürülmesini daha kabul edilebilir kılmayı amaçlıyor” dedi. İsrail’in güvenliğinin bir ulusun özgürlüğünü ve yaşam hakkını gölgede bıraktığına inananları şiddetle eleştiren Mansur, “Bizi daha aşağı bir ırk olarak görenlere, bizi kurban olarak görmekte zorluk çekenlere ve bizi öldürenlerin suçun faili olduğunu kabul etmeyi reddedenlere sesleniyorum” ifadesini kullandı.

Mansur, pazar günü Gazze'de derhal ateşkes çağrısında bulunan ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in açıklamalarına övgüde bulundu. İsrail'in cezasızlık döneminin sona ermesi gerektiğini vurguladı. Mansur şu ifadeleri kullandı:

“İsrail'in aramızda oturup işlediği suçları reddetmesi, BM’ye ve üye devletlere saldırması, bölgesel ve uluslararası barışı ve güvenliği hiçbir sonuç olmadan baltalamasına izin verilemez. İsrail'in eylemlerinden dolayı ödüllendirilmesi değil cezalandırılması gerekiyor. İsrail, hukukun üstünde bir devlet olduğuna inanıyor ve bu inanç sarsılmadığı sürece kanun dışı bir devlet olarak hareket etmeye devam edecek.”

Arap ülkelerinin tutumu

Katar'ın BM Daimî Temsilcisi eş-Şeyha Alia Ahmed bin Seyf Al Sani, aralarında Katar'ın yanı sıra Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Bahreyn’in bulunduğu Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri adına konuştu. Konuşmasında, ‘veto kullanımının Gazze'deki saldırıyı durdurma ve sivilleri koruma çabaları üzerindeki tehlikeli yansımaları ve uluslararası ilişkilerde çifte standartlar ve küresel krizlerle mücadele bağlamında gönderebileceği mesajlar’ konusunda uyarıda bulundu. Ayrıca İsrail'in Refah'a askeri operasyon düzenleme tehdidini de ‘en güçlü ifadelerle’ kınadı. İsrail işgalinin, özellikle Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki sistematik açlık politikası ve gıdanın savunmasız sivillere karşı silah olarak kullanılmasını şiddetle eleştirdi. KİK ülkelerinin Gazze'de ‘derhal insani ateşkes’ sağlanmasına yönelik desteğini yineledi.

Arap grup adına konuşan Yemenli delege Abdullah es-Saadi, ‘Gazze'deki olayların, Filistin'e BM’de tam üyelik verilmesinin her zamankinden daha acil olduğunu doğruladığını’ vurguladı. Saadi, İsrail hükümetinin kararının ve Knesset'in bağımsız bir Filistin Devleti'nin uluslararası tanınmasını tek taraflı olarak reddetme yönündeki oyunun, ‘Filistin halkına kendi egemenliklerini kurma hakkını veren her türlü siyasi anlaşmanın reddi anlamına geldiğini’ ifade etti. Arap ülkelerinin ‘Filistin Devleti'nin mümkün olan en kısa sürede BM'ye tam üye olması için BM Genel Kurulu'ndan tam destek beklediğini’ vurguladı.



Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.


Suriye ordusunun belirlediği yeni sürenin ardından, Halep kırsalında Kürt kontrolündeki bölgelerden sakinler ayrılmaya başladı

Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
TT

Suriye ordusunun belirlediği yeni sürenin ardından, Halep kırsalında Kürt kontrolündeki bölgelerden sakinler ayrılmaya başladı

Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)

Suriye'nin kuzeyindeki Halep'in doğu kırsalında, Kürt güçlerinin kontrolündeki bölgelerden sakinler bugün de ayrılmaya devam etti. Ordu, yeni bir son tarih verdi ve askeri harekat hazırlığı için bölgeye takviye kuvvetler gönderdi.

Bu arada ABD, Suriye özel temsilcisi Tom Barrack aracılığıyla, ülkedeki “tüm taraflarla” temas halinde olduğunu ve “gerilimi azaltmak, tırmanışı önlemek ve Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki entegrasyon görüşmelerine geri dönmek için 24 saat çalışmakta” olduğunu duyurdu.

Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)

Dünden bu yana, ordunun talebi üzerine sakinler Halep kırsalında Kürtlerin liderliğindeki SDG tarafından kontrol edilen bölgeleri terk etmeye başladı. Bu gelişme, Şam yetkilileri ile Kürt “Özerk Yönetimi” arasındaki müzakerelerin tıkanması ve ordunun, günlerce süren kanlı çatışmaların ardından geçen hafta sonu Halep şehrindeki Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerini kontrol altına almasının ardından gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre bu sabah onlarca sakin bölgeyi terk ederek, Fırat Nehri'nin bir kolu üzerindeki harap bir köprüyü geçti.

Ayrılanlar arasında, tam adını vermek istemeyen 60 yaşındaki Ebu Muhammed de vardı. Köprüyü geçtikten sonra, “SDG ayrılmamızı engelledi, bu yüzden tarla yolları ve köylerden gelerek suyu geçtik” dedi.

 Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)

Ailesinin birkaç üyesiyle birlikte gelen adam, “Halep'e, sığınma evlerine gidiyoruz. Umarız orada uzun süre kalmak zorunda kalmayız” dedi.

Resmi haber ajansı SANA'ya göre ordu dün benzer bir süre belirledikten sonra, "insani yardım koridoru"nun bir gün daha uzatıldığını, yani bugün sabah 9:00'dan akşam 17:00'ye kadar geçerli olacağını duyurdu.

Ordu dün gece, çarşamba günü Halep'in doğu kırsalındaki Deyr Hafir ve çevresinin “kapalı askeri bölge” olduğunu ilan edip takviye kuvvetler göndererek sivillere SDG ‘konumlarından’ uzak durmaları çağrısında bulundu. Daha sonra, “bölgeyi güven altına almak için tüm saha hazırlıklarının tamamlandığını” vurguladı ve Kürt güçlerinden Fırat'ın doğusundaki bu bölgelerden çekilmelerini istedi.

Öte yandan, SDG bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada, hükümet güçlerini “Deyr Hafir şehrindeki nüfuslu bölgelere ayrım gözetmeksizin topçu ateşi açarak askeri gerilimi sürdürmek ve yeni bir girişimle bölge sakinlerine baskı uygulayarak, onları bölgeden zorla çıkarmakla” suçladı.

Açıklamada, şehrin gece boyunca “20'den fazla top mermisiyle vurulduğu ve bombalı bir insansız hava aracının (SİHA) hedefi olduğu” belirtildi.

Yoğun yerinden edilmelerin yaşandığı Deyr Hafir bölgesinde Suriye güvenlik güçleri tarafından kurulan bir kontrol noktası (Reuters)Yoğun yerinden edilmelerin yaşandığı Deyr Hafir bölgesinde Suriye güvenlik güçleri tarafından kurulan bir kontrol noktası (Reuters)

Dün ordu, SDG ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile bağlantılı militanları sivillerin ayrılmasını engellemekle suçladı ve “sivillerin geçişini engelleyen her yer uygun şekilde hedef alınacaktır” uyarısında bulundu. Ancak SDG sözcüsü Ferhad eş Şemi bunu yalanlayarak suçlamaların “asılsız” olduğunu ifade etti.