Esed’in en yeni ölümcül silahı: Kamikaze İHA’lar

Suriye hava sahası, askeri yeteneklerin geliştirilmesi, tasarlanması ve üretilmesi alanlarında teknolojinin iyileştirilmesi için kullanılan bir laboratuvara dönüştü

İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)
İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)
TT

Esed’in en yeni ölümcül silahı: Kamikaze İHA’lar

İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)
İran’da ismi açıklanmayan bir bölgede yapılan askeri tatbikatlar sırasında kullanılan yerli yapım İHA’lar (AFP)

Haid Haid

Suriye’deki savaş, yıllar süren yoğun çatışmaların ardından artık siyaset ve medya çevreleri tarafından durağan ve düşük yoğunluklu çatışmalar olarak yansıtılıyor. Her ne kadar bu yaklaşım, savaşın zirvesine ulaştığı zamanlarla karşılaştırıldığında doğru olsa da sahadaki son askeri gelişmeler, yeni bir silahın kullanılmaya başlamasıyla çatışmanın yoğunlaşabileceğinin sinyalini veriyor.

Obüs ve roketatarların kullanılmaya devam ettiği son aylarda Esed rejimi ve onunla birlikte hareket eden milisler yeni bir silah kullanmaya başladılar. Kamikaze insansız hava araçları (İHA) olan bu yeni silah, patlayıcılarla donatılabiliyor ve uzaktan kumandayla çalıştırılıyor. Yerli yapım kamikaze İHA’lar, 2024 yılının başlarından bu yana, verimliliği artırmak ve maliyetleri azaltmak amacıyla Suriye'nin kuzeybatısındaki ön cephelerde kullanılıyor. Kamikaze İHA’ların, Suriye topraklarının bölgesel görünümünü değiştirme yeteneği belirsizliğini korurken bu silah, saldırıların ana hedefi haline gelen siviller için kuşkusuz büyük risk oluşturuyor.

Suriye rejimi, sahadaki güçlerine hava koruması sağlanması noktasında en çok Rusya'ya güvendi.

Suriye savaşında İHA’lar ilk kez kullanılmıyor. Aksine Suriye’nin hava sahası, çeşitli ülkelerin ve silahlı grupların yeni İHA teknolojilerini deneyimlediği bir laboratuvara dönüşmüş durumda. Hollanda merkezli barış örgütü Vredesorganisatie PAX tarafından yayınlanan bir rapora göre 2011 yılından bu yana ABD, Rusya, İran, İsrail, Türkiye ve diğer taraflar, Suriye’de 39 farklı tipte İHA kullandı.

İHA’ların Suriye’de böyle yaygın bir şekilde kullanılması, Suriye hava sahasını askeri yeteneklerin geliştirilmesi, tasarlanması ve üretilmesi alanlarında teknolojinin iyileştirilmesi ve İHA kullanımının askeri taktikleri ve stratejileri nasıl geliştirebileceğinin keşfedilmesi için kullanılan bir laboratuvara dönüştü.

Ülke içinde Heyetu Tahriru'ş Şam (HTŞ) gibi isyancı gruplar, Suriye rejimi güçlerine yönelik saldırılarında İHA’ları kullanırken Suriye rejimi, İHA’ları 2012 yılından itibaren yani savaşın başlarında keşif ve casusluk amacıyla kullandı. Şam rejimi, daha sonraki yıllarda İran yapımı İHA’lar kullanmaya başlasa da bu teknolojiye ulaşması biraz sınırlıydı ve nispeten pahalıydı.

Bu yüzden Suriye rejimi, Suriye rejimi, sahadaki güçlerine hava koruması sağlanması noktasında en çok Rusya'ya güvendi. Ancak Moskova'nın bu rolü Ukrayna'nın işgalinden sonra büyük ölçüde azaldı. Rejimin topçu silahlarının sadece Suriye'nin kuzeybatısında olmasının yanı sıra isabet yeteneğinin zayıf ve sınırlı menzile sahip olması, hava saldırıları düzenleyecek askeri yeteneklerinin yetersizliği ve bunlardan kaynaklanan yüksek maliyetler nedeniyle alternatif silahlara duyulan ihtiyaç giderek gözle görülür hale geldi.

Suriye rejimi, mali kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle Suriye'nin kuzeybatısındaki bölgelerde kontrolünü ve baskısını sürdürmek için uygun maliyetli askeri bir araç olarak kamikaze İHA’lar geliştirmeye ve kullanmaya başvurmuş gibi görünüyor. Rusya, Ukrayna'da genellikle ileri teknolojiye sahip olup uzun mesafe uçabilen ve ciddi hasara neden olabilen kamikaze İHA’lar kullandı. İran yapımı Şahit-136 kamikaze İHA gibi modeller ise her birinin fiyatı yaklaşık 200 bin dolar olduğundan oldukça yüksek fiyatlara geliyor.

Esed rejimi, kısıtlı bütçesi nedeniyle ilkel ev yapımı İHA’lar geliştirme girişiminde bulunarak isyancı muhaliflerin izinden gitti. Müttefiklerinden hava desteği alamayan ve ileri teknoloji silahlara erişemeyen isyancı gruplar, kendi İHA’larını üretmişlerdi. Esed rejimi de farklı şartlara sahip olmasına rağmen muhaliflerinin avantajlı olduğu bir alanı, yani kamikaze İHA’ları daha derinlemesine incelemeyi tercih ettiği anlaşılıyor.

Suriye rejimi, bin ile 2 bin euro arasında değişebilen ucuz ticari İHA modellerini modifiye etmenin yanı sıra ilkel ev yapımı ve uygun fiyatlı İHA’lar üretmeye başlamış görünüyor.

Kamikaze İHA’lar, alçak irtifalarda, yüksek hızlarda uçabilen olağanüstü manevra kabiliyetine sahip, radar sistemleri tarafından tespit edilmelerini zor silahlar olarak biliniyor. Düşman üslerine patlayıcı atabilen kamikaze İHA’lar, hendeklere, tahkimatlara ve pencerelerinden binalara sızabiliyor. Kamikaze İHA’ların yetenekleri ve taşıma kapasiteleri, gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak değişiyor.

Kamikaze İHA’ların gelişigüzel kullanılması siviller için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Kamikaze İHA’lar, temel çözümler olarak genellikle otopilot ve GPS işlevselliği gibi özelliklere sahip değil. Bunun yerine İHA’nın ön tarafına monte edilmiş bir kameradan doğrudan görüntü aktarımına dayanan ve operatörün cihazı görsel olarak yönetmesine ve kontrol etmesine olanak tanıyan Pilot Görüşü (First-person view/FPV) teknolojisini kullanıyor. Öte yandan kamikaze İHA’ları çalıştırmak için tüm uçuş operasyonlarını manuel olarak denetleyen, ileri düzeyde beceriye ve eğitime sahip İHA operatörlerinin olması gerekiyor.

Üstelik ev yapımı İHA’ların teknolojik yetenekleri zayıf ve uçuş mesafeleri sınırlıdır. Birçok uzmana göre bu İHA’ların kontrol menzili genellikle 3 ile 3,5 kilometre arasında değişirken 30 ila 35 metre yükseklikte uçabiliyor.

Kaynaklar, eğitim düzeyiyle ilgili olarak ise kamikaze İHA’ların üretimlerinin ve eğitimlerinin İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Hizbullah komutanların gözetiminde yürütüldüğünü belirttiler. Kaynakların aktardığına göre eğitim süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle 65 gün kadar sürüyor. Her eğitim sürecinde en fazla 100 kişilik bir gruba ders verilirken derslerde İHA’nın kontrolünden bakımına ve İHA tespit radarlarına çeşitli konulara yer veriliyor. Bu eğitim süreçleri genellikle teorik derslerle başlıyor, ardından İHA’nın sökülmesi ve montajı, uçurulması ve hedefin vurulması gibi pratik derslere geçiliyor.

Humus'ta bir askeri okula düzenlenen İHA saldırısında hayatını kaybedenlerden bazılarının tabutları, 6 Ekim 2023 (Reuters)
Humus'ta bir askeri okula düzenlenen İHA saldırısında hayatını kaybedenlerden bazılarının tabutları, 6 Ekim 2023 (Reuters)

Bu yılın başlarından bu yana saldırılarda İHA’lar kullanılıyor olsa da şubat ayı sonlarında İHA’lı saldırılarda ciddi bir artış gözlemlendi. En şiddetlisi, 22 Şubat'ta altı kamikaze İHA’sının Hama'nın kuzey kırsalını hedef aldıkları saldırı oldu. Suriye’nin kuzeybatısında son dönemde kamikaze İHA’larla düzenlenen saldırılarda yaşanan artış, Suriye rejiminin en az bir uzman personel ekibini eğitip konuşlandırdığını ya da eğitimlerin hedeflenen bölgelere yakın bölgelerde yapıldığının işareti olarak görüldü.

Yerli yapım kamikaze İHA’ların menzillerinin nispeten sınırlı olması, kullanımlarını Halep’in batı kırsalı ile İran ve Hizbullah güçlerinin konuşlandığı İdlib'in güneyindeki ve doğusundaki askeri cephelere yakın bölgelerle sınırlı kalmasını sağladı. Bazı saldırılarda askeri mevziler hedef alınırken, saldırılarda çoğunlukla İHA’ların menzili kapsamına giren ön cephelerin yakınlarındaki hareketli ya da sabit hedeflerin vurulduğu bildirildi. Kamikaza İHA’ların gelişigüzel kullanılması, birçok yerleşim bölgesinin ve tarım arazisinin cephe hatlarına yakın olması nedeniyle siviller için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in bu en yeni ölümcül silahı, tüm bölgede istikrarsızlığı daha da artırabilir.

Örneğin 22 Şubat'ta Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelerden İHA’larla Suriye'nin en verimli tarım bölgelerinden biri olmasıyla ünlü Hama'nın kuzeybatısındaki Gab Ovası’na altı saldırı düzenlendi. Bölge, başta Suriyelilerin ana besin kaynağı olan buğday olmak üzere tahıl üretimiyle biliniyor. Ayrıca sivillerin sıklıkla balık tutmaya gittiği Karkur Barajı da Gab Ovası’nda yer alıyor. Dolayısıyla bölgeye yönelik artan saldırılar, birçok ailenin ister tarıma ister balıkçılığa ister hayvancılığa bağlı olsun geçim kaynaklarını tehdit ediyor.

Gab Ovası'nda daha önce de sivilleri hedef alan saldırılar düzenlenmişti. ‘Beyaz Baretliler’ olarak bilinen Suriye Sivil Savunması, geçtiğimiz günlerde Suriye rejiminin kamikaze İHA’lar kullanarak ülkenin kuzeybatısında sivilleri, özellikle de çiftçileri kasıtlı olarak hedef aldığı konusunda uyardı. Bunun sonucunda, söz konusu kamikaze İHA’larla düzenlenen saldırılar, cephe hatlarının yakınlarında yaşayan sivillerin çiftçilik yapmalarını engelleyerek geçimlerini ve gelirlerini tehdit ediyor. Bu tür eylemler, bir bütün olarak Suriye'nin kuzeybatısındaki gıda güvensizliğini ve 13 yıl süren savaşın tükettiği halkın karşılaştığı zorlukları daha da kötüleştirebilir.

Esed rejiminin bu ucuz ve güçlü silahı benimsemesi, Suriye ihtilafında endişe verici bir değişimin habercisi olurken basitliği aldatıcı olsa da şiddetin tırmanmasına yol açabilir ve zaten savunmasız olan sivillerin içinde bulunduğu durumu daha zor hale getirebilir. Bu tehdide karşı koymak için ortak bir çaba gösterilmediği takdirde, Esed'in bu en yeni ölümcül silahı sadece Suriye'de değil, tüm bölgede istikrarsızlığı daha da artırabilir. 

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.