Kahire'de Libyalı taraflar arasındaki anlaşma, yeni hükümetin ve seçimlerin önünü açıyor

Katılımcı taraflar, Bathiliy’nin Dibeybe hükümetini değiştirmeyi reddeden tutumunu değiştirmesinin ardından önemli bir destek aldı.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)
TT

Kahire'de Libyalı taraflar arasındaki anlaşma, yeni hükümetin ve seçimlerin önünü açıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)

Kahire'deki üçlü Libya anlaşması, seçim yasalarına ilişkin farklılıkları çözmek için birleşik bir hükümet ve teknik komitenin kurulmasını öngörüyor.

2021 yılının sonundaki seçim başarısızlığını takip eden Libya siyasi müzakerelerinin başlamasından bu yana ilk kez, bu müzakerelere katılan yasama organları siyasi bir çözüm için ortak bir vizyon ve iktidarı herhangi bir yeni hükümete devretmeyi reddeden, onu kritik bir konumda ve tamamen izole edilmiş halde bırakarak sahnede kalma seçeneklerini daha da azaltan Dibeybe hükümetine karşı tek bir pozisyon üzerinde birleşti.

Temsilciler Meclisi (TM) ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında genel seçimlere giden siyasi harita üzerinde varılan uzlaşma, geçtiğimiz dönemde Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe'den elini eteğini çeken müttefikler kervanına katılan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi'nin de katılımıyla Kahire 'de Arap Birliği tarafından desteklendi. Söz konusu müttefiklerin sonuncusu Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir oldu.

Yeni anlaşmanın, seçim sürecini hazırlamak ve denetlemek üzere birleşik bir hükümet kurulması dışında en öne çıkan hükmü, seçim yasasına ilişkin anlaşmazlıkların çözümüne yönelik müzakerelerin hızlandırılmasıydı. Bu, başarılı olması halinde, sandıkların seçmenlere açılması için yeni bir tarih belirlemek dışında geriye kalan tek şeyin sandık başına gitmek olduğu anlamına gelen bir adımdır.

Tarihi bir adım

Libya Başkanlık Konseyi, TM ve DYK 10 Mart pazar günü Kahire'de sürpriz bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantının ardından yapılan basın açıklamalarına göre, yürütme yetkisinin değiştirilmesi, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasıyla ilgili tartışmalı noktaların çözüme kavuşturulması konusunda tarafları birbirine yaklaştırmayı başardı.

Katılımcılar, bir yılı aşkın süredir tam bir durgunluk içinde olan Libya'daki siyasi krize çözüm getiren önemli anlaşmalara imza attı. Bu anlaşma noktaları seçimlerin önünü açıyor. Libya'nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün teyit edilmesini içeriyor. Libya'daki siyasi sürece dışarıdan herhangi bir müdahaleyi reddediyor. Belirli bir süre içerisinde, 6+6 Ortak Komitesi tarafından tamamlanan çalışmaların kabulü ve uzlaşı zeminini genişletmek üzere uygun değişiklikleri değerlendirmek üzere bir teknik komite oluşturulmasını ihtiva ediyor. İhtilaflı noktalara ilişkin çözüm bekleyen meselelerin yürürlükteki mevzuata uygun olarak çözüme kavuşturulmasını da içeriyor.

Katılımcılar ayrıca, görevi seçim sürecini denetlemek ve vatandaşlara gerekli hizmetleri sağlamak olan birleşik bir hükümetin kurulması ve Libya devleti düzeyindeki rollerini etkinleştirmek için egemen pozisyonların birleştirilmesi gerekliliğini vurguladı. Katılımcılar, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’na (UNSMIL) ve uluslararası topluma uzlaşıyı başarılı kılmak için destekleme çağrısında bulundu.

Bu ayın başında Tunus'ta bir araya gelen TM ve DYK’nin 120 üyesi, Akile Salih ve Muhammed Takala arasında seçim yasaları ve yeni hükümetin kurulmasına ilişkin birçok önemli anlaşmazlık nedeniyle bir süredir durmuş olan müzakereleri ilerletmenin yolunu açtı. Anlaşmazlık noktalarının çoğunu çözen bir ön anlaşmaya varıldı.

Yeni hükümet

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre TM üyesi Abdulmunim el-Arfi, “devam eden müzakere ve toplantıların, hükümetin bölünmeye devam etmesi ve kamu parasının israf edilmesi ışığında ekonomik durumu kurtarmak için Anayasa Beyannamesi'ndeki 13. değişikliğin uygulanmasını tamamlamak üzere birleşik bir hükümetin kurulmasına odaklandığını” söyledi. El-Arfi, bunun da yeni bir birleşik hükümetin kurulmasını acil bir ihtiyaç haline getirdiğini ve tüm tarafların seçimleri denetlemek için bu hükümetin kurulması gerektiğine ikna olduğunu açıkladı.

El-Arfi şu ifadeleri kullandı: “Hükümet değişikliğinin hızlandırılması gerektiği konusunda tüm siyasi taraflar arasındaki bu ortak kanaate rağmen, hükümetin en azından Ramazan Ayı bitmeden kurulması pek mümkün görünmüyor. Mevcut tüm diyaloglar, hükümet resmen kurulmadan önce ön noktalar üzerinde anlaşmaya varıyor. Tam ve bağlayıcı bir anlaşmadan bahsetmek için erken. Çünkü sahadaki taraflar henüz söz sahibi değil ve bir anlaşmaya varıp ardından askeri oluşumların bunu reddeden açıklamalarıyla şaşırabiliriz. Zira bu daha önce de oldu. Tüm tarafların ortak görüşü, yeni birleşik hükümette bakanlık sayısının 15'i geçmemesi ve görevlerinin öncelikle seçimleri denetlemek olduğu yönünde. Birleşik hükümetin kurulmasına ilişkin mekanizmalar, DYK'den 20 tavsiye kararı alınmasını, ardından bunların TM'ye sunulmasını, ardından da başkanlık için adayların oylanmasını ve içlerinden birinin bakanlar kurulunu seçerek parlamentonun oylamasına sunmasını gerektirecek.”

Zorunlu seçenek

DYK üyesi Mansur el-Hasadi, “Üç yıllık git-gel döneminin ardından TM, DYK ve Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi’nin şeffaf bir demokratik mekanizma yoluyla yeni bir birleşik hükümet üzerinde anlaşmaktan başka çaresi kalmadı. Yeni hükümet bölünmüşlüğü sona erdirecek, istikrarı sağlayacak ve başta harap olmuş Derne'nin yeniden inşasını hızlandırmak ve seçimlerin yolunu açmak olmak üzere belirli ve kodlanmış görevlerle vatandaşların yaşam acılarını hafifletecektir” ifadelerini kullandı.

Kahire'deki önemli üçlü toplantıyla eş zamanlı olarak Tunus'ta da aynı derecede önemli bir toplantı gerçekleşti. BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy, pazar günü TM ve DYK üyelerinden oluşan bir heyetle bir araya geldi. Birkaç gün önce Tunus'taki toplantıdan çıkan benzer sonuçlara, özellikle de Abdulhamid Dibeybe hükümetinin değiştirilmesine itiraz etmesinin ardından, Arap Birliği tarafından desteklenen Mısır müzakerelerinin sonuçlarını destekleyen önemli bir pozisyon almayı başardı.

Bathiliy X platformunda yaptığı paylaşımda “Toplantı, TM ve DYK üyeleriyle istişareleri sürdürme çabalarımın bir parçası olarak gerçekleşti. Tunus toplantısında varılan mutabakatı görüştük. Toplantıda ayrıca üzerinde mutabık kalınan sonraki adımların detayları hakkında da bilgilendirildim” ifadelerine yer verdi.

Her iki konseyin üyelerinin çabalarını takdir ettiğini belirten Bathiliy, “BM'nin, Libya'yı mümkün olan en kısa sürede şeffaf ve kapsamlı ulusal seçimler yapma yolunda ilerletecek birleşik bir hükümet oluşturmak için daha geniş bir anlaşmaya varılması yönündeki çağrısını yineledim” dedi. Bu, Bathiliy’nin Tunus'ta iki konseyin üyeleri arasında sadece 10 gün önce kararlaştırılan yürütme yetkisinin değiştirilmesi konusundaki tutumundan farklı bir tutum.

O dönemde TM ve DYK arasında yeni bir hükümet kurulması konusunda varılan ilk anlaşmanın ardından Bathiliy, bu konuya odaklanmanın siyasi sürecin ilerlemesini engelleyebileceğini ve onu anlaşmazlıkların kısır döngüsüne sokabileceğini söylemişti. Batjiliy’nin bu tutumu ülkede, iki meclis arasında yaşanan ve siyasi geçiş sürecini yıllarca askıya alan bir dizi keskin anlaşmazlığın ardından varılan uzlaşmayı bozabileceği yönünde yaygın korkulara yol açmıştı.

Ancak TM ile DYK arasında varılan ve seçimlere yol açacak her türlü anlaşmayı desteklemeye açık görünen Bathiliy’nin yeni konumu, bu anlaşmanın ilerlemesi için önemli bir motivasyon oluşturuyor. Bu, bugünlerde acı darbelerle boğuşan Dibeybe hükümeti için bardağı taşıran son damla olabilir.

Uluslararası destek kazanımı

Bu bağlamda, Tunus Uzlaşı Komitesi üyesi Belkasım Kuzeyt, “Komite, Bathiliy ile 6+6 Ortak Komitesi’nin yasalarının Libya'da seçimlerin yapılması için uygun bir temel oluşturduğu, yeterli ve kabul edilebilir olduğu konusunda mutabık kaldı” dedi.

Kuzeyt sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni ve birleşik bir hükümetin kurulmasının acil bir ihtiyaç olduğu konusunda mutabık kaldık. Ancak bu hükümetin, öncekiler gibi değil, gerçekten bir seçim hükümeti olması için bilinçli bir şekilde kurulması şartını sunduk. Bathiliy de Tunus toplantısından çıkan sonuçları takdirle karşıladı. Bunu verimli bir siyasi sürece katkıda bulunacak geniş bir mutabakatın oluşturulması yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiren Bathiliy, UNSMIL’in de katılımıyla siyasi çıkmazı sona erdirmek üzere her iki konseyin üyeleri tarafından yürütülecek tüm girişimleri destekleme sözü verdi.”



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.