Kahire'de Libyalı taraflar arasındaki anlaşma, yeni hükümetin ve seçimlerin önünü açıyor

Katılımcı taraflar, Bathiliy’nin Dibeybe hükümetini değiştirmeyi reddeden tutumunu değiştirmesinin ardından önemli bir destek aldı.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)
TT

Kahire'de Libyalı taraflar arasındaki anlaşma, yeni hükümetin ve seçimlerin önünü açıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (Reuters)

Kahire'deki üçlü Libya anlaşması, seçim yasalarına ilişkin farklılıkları çözmek için birleşik bir hükümet ve teknik komitenin kurulmasını öngörüyor.

2021 yılının sonundaki seçim başarısızlığını takip eden Libya siyasi müzakerelerinin başlamasından bu yana ilk kez, bu müzakerelere katılan yasama organları siyasi bir çözüm için ortak bir vizyon ve iktidarı herhangi bir yeni hükümete devretmeyi reddeden, onu kritik bir konumda ve tamamen izole edilmiş halde bırakarak sahnede kalma seçeneklerini daha da azaltan Dibeybe hükümetine karşı tek bir pozisyon üzerinde birleşti.

Temsilciler Meclisi (TM) ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında genel seçimlere giden siyasi harita üzerinde varılan uzlaşma, geçtiğimiz dönemde Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe'den elini eteğini çeken müttefikler kervanına katılan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi'nin de katılımıyla Kahire 'de Arap Birliği tarafından desteklendi. Söz konusu müttefiklerin sonuncusu Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir oldu.

Yeni anlaşmanın, seçim sürecini hazırlamak ve denetlemek üzere birleşik bir hükümet kurulması dışında en öne çıkan hükmü, seçim yasasına ilişkin anlaşmazlıkların çözümüne yönelik müzakerelerin hızlandırılmasıydı. Bu, başarılı olması halinde, sandıkların seçmenlere açılması için yeni bir tarih belirlemek dışında geriye kalan tek şeyin sandık başına gitmek olduğu anlamına gelen bir adımdır.

Tarihi bir adım

Libya Başkanlık Konseyi, TM ve DYK 10 Mart pazar günü Kahire'de sürpriz bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantının ardından yapılan basın açıklamalarına göre, yürütme yetkisinin değiştirilmesi, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasıyla ilgili tartışmalı noktaların çözüme kavuşturulması konusunda tarafları birbirine yaklaştırmayı başardı.

Katılımcılar, bir yılı aşkın süredir tam bir durgunluk içinde olan Libya'daki siyasi krize çözüm getiren önemli anlaşmalara imza attı. Bu anlaşma noktaları seçimlerin önünü açıyor. Libya'nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün teyit edilmesini içeriyor. Libya'daki siyasi sürece dışarıdan herhangi bir müdahaleyi reddediyor. Belirli bir süre içerisinde, 6+6 Ortak Komitesi tarafından tamamlanan çalışmaların kabulü ve uzlaşı zeminini genişletmek üzere uygun değişiklikleri değerlendirmek üzere bir teknik komite oluşturulmasını ihtiva ediyor. İhtilaflı noktalara ilişkin çözüm bekleyen meselelerin yürürlükteki mevzuata uygun olarak çözüme kavuşturulmasını da içeriyor.

Katılımcılar ayrıca, görevi seçim sürecini denetlemek ve vatandaşlara gerekli hizmetleri sağlamak olan birleşik bir hükümetin kurulması ve Libya devleti düzeyindeki rollerini etkinleştirmek için egemen pozisyonların birleştirilmesi gerekliliğini vurguladı. Katılımcılar, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’na (UNSMIL) ve uluslararası topluma uzlaşıyı başarılı kılmak için destekleme çağrısında bulundu.

Bu ayın başında Tunus'ta bir araya gelen TM ve DYK’nin 120 üyesi, Akile Salih ve Muhammed Takala arasında seçim yasaları ve yeni hükümetin kurulmasına ilişkin birçok önemli anlaşmazlık nedeniyle bir süredir durmuş olan müzakereleri ilerletmenin yolunu açtı. Anlaşmazlık noktalarının çoğunu çözen bir ön anlaşmaya varıldı.

Yeni hükümet

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre TM üyesi Abdulmunim el-Arfi, “devam eden müzakere ve toplantıların, hükümetin bölünmeye devam etmesi ve kamu parasının israf edilmesi ışığında ekonomik durumu kurtarmak için Anayasa Beyannamesi'ndeki 13. değişikliğin uygulanmasını tamamlamak üzere birleşik bir hükümetin kurulmasına odaklandığını” söyledi. El-Arfi, bunun da yeni bir birleşik hükümetin kurulmasını acil bir ihtiyaç haline getirdiğini ve tüm tarafların seçimleri denetlemek için bu hükümetin kurulması gerektiğine ikna olduğunu açıkladı.

El-Arfi şu ifadeleri kullandı: “Hükümet değişikliğinin hızlandırılması gerektiği konusunda tüm siyasi taraflar arasındaki bu ortak kanaate rağmen, hükümetin en azından Ramazan Ayı bitmeden kurulması pek mümkün görünmüyor. Mevcut tüm diyaloglar, hükümet resmen kurulmadan önce ön noktalar üzerinde anlaşmaya varıyor. Tam ve bağlayıcı bir anlaşmadan bahsetmek için erken. Çünkü sahadaki taraflar henüz söz sahibi değil ve bir anlaşmaya varıp ardından askeri oluşumların bunu reddeden açıklamalarıyla şaşırabiliriz. Zira bu daha önce de oldu. Tüm tarafların ortak görüşü, yeni birleşik hükümette bakanlık sayısının 15'i geçmemesi ve görevlerinin öncelikle seçimleri denetlemek olduğu yönünde. Birleşik hükümetin kurulmasına ilişkin mekanizmalar, DYK'den 20 tavsiye kararı alınmasını, ardından bunların TM'ye sunulmasını, ardından da başkanlık için adayların oylanmasını ve içlerinden birinin bakanlar kurulunu seçerek parlamentonun oylamasına sunmasını gerektirecek.”

Zorunlu seçenek

DYK üyesi Mansur el-Hasadi, “Üç yıllık git-gel döneminin ardından TM, DYK ve Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi’nin şeffaf bir demokratik mekanizma yoluyla yeni bir birleşik hükümet üzerinde anlaşmaktan başka çaresi kalmadı. Yeni hükümet bölünmüşlüğü sona erdirecek, istikrarı sağlayacak ve başta harap olmuş Derne'nin yeniden inşasını hızlandırmak ve seçimlerin yolunu açmak olmak üzere belirli ve kodlanmış görevlerle vatandaşların yaşam acılarını hafifletecektir” ifadelerini kullandı.

Kahire'deki önemli üçlü toplantıyla eş zamanlı olarak Tunus'ta da aynı derecede önemli bir toplantı gerçekleşti. BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy, pazar günü TM ve DYK üyelerinden oluşan bir heyetle bir araya geldi. Birkaç gün önce Tunus'taki toplantıdan çıkan benzer sonuçlara, özellikle de Abdulhamid Dibeybe hükümetinin değiştirilmesine itiraz etmesinin ardından, Arap Birliği tarafından desteklenen Mısır müzakerelerinin sonuçlarını destekleyen önemli bir pozisyon almayı başardı.

Bathiliy X platformunda yaptığı paylaşımda “Toplantı, TM ve DYK üyeleriyle istişareleri sürdürme çabalarımın bir parçası olarak gerçekleşti. Tunus toplantısında varılan mutabakatı görüştük. Toplantıda ayrıca üzerinde mutabık kalınan sonraki adımların detayları hakkında da bilgilendirildim” ifadelerine yer verdi.

Her iki konseyin üyelerinin çabalarını takdir ettiğini belirten Bathiliy, “BM'nin, Libya'yı mümkün olan en kısa sürede şeffaf ve kapsamlı ulusal seçimler yapma yolunda ilerletecek birleşik bir hükümet oluşturmak için daha geniş bir anlaşmaya varılması yönündeki çağrısını yineledim” dedi. Bu, Bathiliy’nin Tunus'ta iki konseyin üyeleri arasında sadece 10 gün önce kararlaştırılan yürütme yetkisinin değiştirilmesi konusundaki tutumundan farklı bir tutum.

O dönemde TM ve DYK arasında yeni bir hükümet kurulması konusunda varılan ilk anlaşmanın ardından Bathiliy, bu konuya odaklanmanın siyasi sürecin ilerlemesini engelleyebileceğini ve onu anlaşmazlıkların kısır döngüsüne sokabileceğini söylemişti. Batjiliy’nin bu tutumu ülkede, iki meclis arasında yaşanan ve siyasi geçiş sürecini yıllarca askıya alan bir dizi keskin anlaşmazlığın ardından varılan uzlaşmayı bozabileceği yönünde yaygın korkulara yol açmıştı.

Ancak TM ile DYK arasında varılan ve seçimlere yol açacak her türlü anlaşmayı desteklemeye açık görünen Bathiliy’nin yeni konumu, bu anlaşmanın ilerlemesi için önemli bir motivasyon oluşturuyor. Bu, bugünlerde acı darbelerle boğuşan Dibeybe hükümeti için bardağı taşıran son damla olabilir.

Uluslararası destek kazanımı

Bu bağlamda, Tunus Uzlaşı Komitesi üyesi Belkasım Kuzeyt, “Komite, Bathiliy ile 6+6 Ortak Komitesi’nin yasalarının Libya'da seçimlerin yapılması için uygun bir temel oluşturduğu, yeterli ve kabul edilebilir olduğu konusunda mutabık kaldı” dedi.

Kuzeyt sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni ve birleşik bir hükümetin kurulmasının acil bir ihtiyaç olduğu konusunda mutabık kaldık. Ancak bu hükümetin, öncekiler gibi değil, gerçekten bir seçim hükümeti olması için bilinçli bir şekilde kurulması şartını sunduk. Bathiliy de Tunus toplantısından çıkan sonuçları takdirle karşıladı. Bunu verimli bir siyasi sürece katkıda bulunacak geniş bir mutabakatın oluşturulması yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiren Bathiliy, UNSMIL’in de katılımıyla siyasi çıkmazı sona erdirmek üzere her iki konseyin üyeleri tarafından yürütülecek tüm girişimleri destekleme sözü verdi.”



İsrail, olası bir işgale hazırlık olarak güney Litani'yi izole etti

İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)
İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)
TT

İsrail, olası bir işgale hazırlık olarak güney Litani'yi izole etti

İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)
İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)

İsrail ordusu dün, olası bir kara işgaline hazırlık olarak, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi Lübnan'ın geri kalanından izole etmeye başladı. İsrailli yetkililerin tehditlerine göre bu işgal potansiyel olarak 15 kilometre derinliğe ulaşabilir. Bu, İsrail'in 2006 savaşından bu yana aldığı ilk böyle bir önlem. İsrail hava saldırıları, Vadi el-Hüceyr'i Kantara kasabasına bağlayan bir köprüyü ve Zirariye'yi Tayr Falsay kasabasına bağlayan başka bir köprüyü hedef aldı.

Dün gece düzenlenen hava saldırıları, sınır bölgesindeki savaşçılara malzeme ulaştırılmasını engelleyerek, savaşçıların Lübnan içindeki misyonunu zorlaştırdı.İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ı daha fazla yıkım ve toprak kontrolüyle tehdit ederek, "Bu sadece başlangıç. Lübnan hükümeti ve devleti, silahsızlanma konusundaki temel taahhüt yerine getirilene kadar, toprak kaybı ve Hizbullah tarafından kullanılan altyapının yıkımı da dahil olmak üzere artan bir bedel ödeyecektir" ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden Irak'a seyahat uyarısı

Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)
Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)
TT

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden Irak'a seyahat uyarısı

Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)
Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)

Türkiye, Ortadoğu'daki savaşın devam etmesi nedeniyle vatandaşlarına Irak'a zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaları konusunda uyarıda bulundu.

Bağdat'taki Türk Büyükelçiliği'nin yaptığı açıklamada, "Zorlayıcı bir sebep olmadıkça vatandaşlarımızın bu dönemde Irak'a seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edilir" denildi.

Büyükelçilik ayrıca vatandaşlara Bağdat'taki Yeşil Bölge çevresindeki kalabalık meydanlardan ve toplanma alanlarından, Bağdat ve Erbil Uluslararası Havaalanlarından, Musul ve çevresindeki yerleşim bölgelerinden, Basra'ya bitişik bölgelerden ve Irak genelindeki askeri bölgeler ve petrol sahaları gibi hayati altyapı tesislerinden uzak durmalarını tavsiye etti.

Yeşil Bölge ve özellikle Erbil, Irak'taki İran destekli grupların Amerikan çıkarlarını hedef alan saldırılarına maruz kaldı.


Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
TT

Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)

Beyrut’un yoğun nüfuslu Aişe Bekkar mahallesinde çarşamba günü düzenlenen İsrail saldırısının ardından hüzün ile artan öfke iç içe geçmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana birçok Lübnanlı, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklediğini düşündükleri Hizbullah’a tepki gösteriyor.

Hedef alınan binaya birkaç metre uzaklıktaki küçük sebze dükkânında AFP’ye konuşan Rande Harb, öfkeyle “Hizbullah silahlarını devlete teslim etmeli. Silahlar yalnızca meşru güvenlik güçlerinin elinde olmalı. Nokta” dedi.

İsrail’in binadaki bir daireyi hedef alan saldırısı çevredeki binalarda da hasara yol açtı. Sebze dükkânının karşısında bulunan, siyah başörtüsü ve abaya giyen bir kadın ise gözyaşları içinde, “Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Hizbullah, Kasım 2024’te İsrail ile arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik aralıksız saldırılarına bir yıldan fazla süre boyunca karşılık vermemişti. Ancak örgüt, 2 Mart gecesi Tahran’da ABD-İsrail ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olarak İsrail’e doğru bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Art arda yaşanan savaşlar ve süregelen ekonomik kriz nedeniyle yorgun düşen birçok Lübnanlı ise bu savaşın kendilerine ait olmadığını düşünüyor.

Lübnan hükümetinin son verilerine göre İsrail saldırılarında 13 gün içinde 634 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi yaralandı. Ayrıca 800 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Hedef kim?

Yaralıların tahliye edilmesinin hemen ardından, yoğun nüfuslu ve yerinden edilmiş kişilerin de bulunduğu mahallede hedef alınan dairedeki kişilerin kimliğine dair söylentiler yayılmaya başladı. Yakındaki bir mağazada çalışan bir kişi hedef alınan kişinin Hizbullah mensubu olduğunu söylerken, elektrik işiyle uğraşan ve bir gıda dükkânı bulunan Muhammed ise “Onun Hamas mensubu olduğunu söylüyorlar” dedi. Muhammed, söz konusu kişinin yaklaşık üç haftadır bu binada yaşadığını belirtti.

efthyj

Muhammed, hedef alınan kişinin kimliğinin önemli olmadığını, asıl sorunun ‘Hizbullah ve Hamas’ın varlığının Lübnanlıları büyük bir tehlikeye sürüklemesi’ olduğunu ifade etti. Muhammed, “Onlar hedef alındıkları için buraya geldiler. Eğer şehit olmak istiyorlarsa kendi yerlerinde kalsınlar. Yalnız başlarına şehit olsunlar” diye konuştu.

Kucağında bir çocuk taşıyan Azize Ahmed ise 2024’teki savaş sırasında evinde sekiz yerinden edilmiş aileyi ağırladığını, ancak bu kez İsrail’in ağır yıkıma yol açan saldırılar düzenlediği Beyrut’un güney banliyölerinden yeni bir göç dalgası yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Mar Mikhael bölgesinde ise genellikle restoran ziyaretçileriyle dolu olan sokakta bir bakkal işleten 68 yaşındaki Tony Saab, savaşın ‘hayatımızı ve geleceğimizi etkilediğini’ belirterek durumu eleştirdi. Saab, “Hizbullah ülkesini ya da kendi destekçilerini düşünmeden kararlar alıyor” dedi. Örgütün ‘anlamsız savaşlar yürüttüğünü’ savunan Saab, “Bir roket atarsanız size yüz roketle karşılık verirler... Bu savaş dengeli değil” ifadelerini kullandı.

“Kim intihar etmek ister?”

Uzun yıllar boyunca Hizbullah, İsrail’e karşı mücadele eden silahlı güç olarak hem Lübnan’da hem de Arap dünyasında geniş bir popülariteye sahipti. 2006 yılında 33 gün süren savaş sırasında Lübnanlılar, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere evlerinin kapılarını açmıştı. Ancak örgüt, Suriye’de Beşşar Esed güçlerinin yanında savaşması ve önceki yönetim döneminde Tahran ile Şam’ın desteğiyle Lübnan’daki siyasi hayatın önemli noktalarını kontrol etmesi nedeniyle zamanla popülaritesini kaybetmeye başladı.

Mevcut savaşın başlamasından bu yana dikkat çeken gelişmelerden biri de, üyelerinin büyük bölümü Hizbullah’a bağlılık duyan Şii toplumunun içinden eleştirel seslerin yükselmeye başlaması oldu. Sosyal medya platformlarında da bu kesimden çok sayıda video ve yorum paylaşılırken, savaş ve Hizbullah’ın performansı eleştiriliyor.

55 yaşındaki Sünni Lübnanlı Gade, “Biz hiçbir zaman onlardan ya da Seyyid’den (Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah) nefret etmedik. İsrail’i durduran ve geri püskürten oydu” dedi. Ancak Gade’ye göre ‘artık durum değişti’.

Gade, Hizbullah’ın popülaritesini ‘Şiiler arasında bile’ kaybetmeye başladığını belirterek, “İnsanlar yoruldu” ifadesini kullandı.

Şii bir aileden gelen avukat Lina Hamdan ise “Kimse bu savaşı istemiyor. Kim intihar etmek ister? İlk kurbanlar onlar (Şiiler) olur” diye konuştu.

Hizbullah’a muhalif olan Hamdan, mevcut savaşın örgütün siyasi ve askeri geleceği açısından ‘bir dönüm noktası’ olacağını düşünüyor.

Beyrut’ta yerinden edilmiş kişiler için barınağa dönüştürülen bir okulda yaşayan 53 yaşındaki Hiyam ise “Bu savaşın amacı ne? Hiçbir şey mantıklı görünmüyor” dedi.

Genellikle geniş yardım kuruluşları, hastaneler ve okullardan oluşan bir ağ üzerinden yerinden edilmiş kişilere destek sağlayan Hizbullah’ın bu kez aynı desteği sunmadığını söyleyen Hiyam, “Bu defa kendi başımızın çaresine bakmaya bırakıldık” ifadesini kullandı.