Irak'ta seçim yasası değişikliği meselesi siyasi anlaşmazlıklara neden oldu

Uzmanlar, çoklu seçim bölgesi sistemine dönüşün, özellikle Sainte-Lague yöntemi çerçevesinde gerçekleşen 2023 yerel seçimlerinin geleneksel partilerin ve liderlerinin hakimiyetlerini pekiştirmesi nedeniyle Irak halkının taleplerine bir yanıt oluşturduğunu

Devlet kaynaklarında sömürünün engellenmesi için hükümet yetkililerinin seçimlere altı ay kala istifa etmeleri talep ediliyor (The Indepdendent Arabia)
Devlet kaynaklarında sömürünün engellenmesi için hükümet yetkililerinin seçimlere altı ay kala istifa etmeleri talep ediliyor (The Indepdendent Arabia)
TT

Irak'ta seçim yasası değişikliği meselesi siyasi anlaşmazlıklara neden oldu

Devlet kaynaklarında sömürünün engellenmesi için hükümet yetkililerinin seçimlere altı ay kala istifa etmeleri talep ediliyor (The Indepdendent Arabia)
Devlet kaynaklarında sömürünün engellenmesi için hükümet yetkililerinin seçimlere altı ay kala istifa etmeleri talep ediliyor (The Indepdendent Arabia)

Cebbar Zeydan

Irak’ta çeşitli siyasi güçler tarafından gelen seçim yasasında değişiklik yapılması talebi, 2023 yılında yerel seçimlerin yapıldığı Sainte-Lague yöntemi (kapalı liste ve tek seçim bölgesi sistemi) ile ilk kez 2021 yılındaki milletvekili seçimlerinde uygulanan çoklu seçim bölgesi sistemi arasında karışıklığa ve böylece yeni bir anlaşmazlığın ortaya çıkmasına yol açtı.

Irak Temsilciler Meclisi'nin yeni döneminde yapılacak seçimlerde henüz belirlenmemiş olan seçim yasasında değişiklik yapılmasına ilişkin mekanizma konusunda 2003 sonrası siyasi sistemi oluşturan güçler arasında siyasi anlaşmazlıklar söz konusu. Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca uygulanan seçim yasaları, yeni ortaya çıkan ve yükselen güçlere fırsat tanımayıp geleneksel partilerin ve siyasi liderlerinin hegemonyasını pekiştirdi.

Çeşitli siyasi güçlerin seçim yasasında değişiklik yapılmasını talep etmeleri, 2023 yılında yerel seçimlerin yapıldığı Sainte-Lague yöntemi ile ilk kez 2021 yılındaki milletvekili seçimlerinde uygulanan çoklu seçim bölgesi sistemi arasında karışıklığa ve böylece yeni bir anlaşmazlığın ortaya çıkmasına yol açtı. Ancak seçim yasasının hangi yöntemle değiştirileceğine ilişkin bir siyasi uzlaşıya varılması, Irak siyasi sistemini oluşturan ve her siyasi süreçte nüfuzunu korumaya çalışan güçlerin karşı karşıya kaldığı her siyasi krizde olduğu gibi bu anlaşmazlıklara da radikal bir çözüm getirecektir.

Irak meseleleri uzmanlarına göre yeniden çoklu seçim bölgesi sistemine dönülmesi talebi, özellikle Sainte-Lague yöntemi çerçevesinde gerçekleşen 2023 yerel seçimlerinin geleneksel partilerin ve liderlerinin konumlarını sağlamlaştırması nedeniyle Irak halkının taleplerine bir yanıt oluşturuyor.

Siyasi güçlerin değerlendirmeleri

Eski Başbakan Nuri el-Maliki daha önce yaptığı bir basın açıklamasında siyasi partiler ve güçlerden bir kısmının çoklu seçim bölgesi sisteminin en iyi seçenek olduğuna bir kısmının ise kapalı liste ve tek seçim bölgesi sistemin en iyi seçenek olduğuna inandığını söyledi. Şii Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin seçim yasasında değişiklik yapılmasına yönelik nihai bir karara varmadığını ifade eden Maliki, ancak bazı fikirlerin ortaya atıldığını, tartışılmaya devam edildiğini ve diyalogların sürdüğünü belirterek “Fikirlerden bazıları çoklu seçim bölgesi sistemine dönülmesini bazıları da kapalı liste ve tek seçim bölgesi sisteminde kalınmasını öngörüyor” dedi.

Öne sürülen diğer fikirler arasında devletin imkanlarıyla seçimlerde kullanmalarına izin verilmemesi için seçimlerden altı ay önce istifalarını sunan dışında hükümet yetkililerinin seçimlere katılmamasıyla ilgili olduklarını belirten Maliki, bu fikirler üzerinde ne Koordinasyon Çerçevesinde ne de Kanun Devleti Koalisyonunda ne de diğer siyasi güçlerde uzlaşıya varılmadığına dikkati çekti.

Halkın taleplerinin karşılanması

Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şemmari, çoklu seçim bölgesi sistemine dönüşün, özellikle Sainte-Lague yöntemiyle gerçekleşen 2023 yerel seçimlerinin geleneksel partilerin ve liderinin hakimiyetini pekiştirmesi nedeniyle Irak halkının taleplerine bir yanıtı oluşturduğunu söyledi. Şemmari, seçimlere katılımın düşük olmasının nedeninin ise Sainte-Lague yönteminin istenmemesi ve seçmenlerin Irak halkının seçim sürecine güvenini kazandıramamasından kaynaklandığını belirtti.

Siyasi sürecin belirli partiler ve liderler tarafından tekelleştirilemeyeceğine ve çoklu seçim bölgesi sisteminin seçimlere katılımın artmasına önemli ölçüde katkıda bulunacağına inanan Şemmari, çoklu seçim bölgesi sisteminin, aynı zamanda yeni siyasetçilerin ortaya çıkması demek olduğunu vurguladı.

Ancak hukuk uzmanı Ali et-Temimi, seçim sisteminin ya Sainte-Lague yöntemi ya da adayların en yüksek oyu alarak seçildikleri doğrudan serbest oy yöntemi olması gerektiğini, ikisinin karışımının seçim sistemlerinin ihlali olacağını söyledi. Bunun en nihayetinde küçük ya da yeni seçim listelerini etkileyeceğini ifade eden Temimi, geleneksel partilerin hakimiyeti nedeniyle kazanma şanslarının zayıf olduğunu belirtti.

Çoklu seçim bölgesi sistemi

Eski Irak Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Zafer Koalisyonunun önde gelen isimlerinden Selam ez-Zübeydi ise seçim yasasının değiştirilmesi konusunun son dönemde bazı siyasi partiler tarafından tartışıldığını belirterek, “Genel olarak seçim yasasında Sainte-Lague yöntemi yerine yeniden çoklu seçim bölgesi sistemine dönülebilir, ama bazı siyasi güçler bunun etkili ve kalıcı olmasından korkuyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi güçlerin bir kez daha halkın tercihlerini manipüle edebilmelerinin büyük bir izolasyona ve Iraklıların büyük çoğunluğunun sandık başına gitmemesine neden olabileceğinin altını çizen Zübeydi, “Bu konu boykotun ötesine geçerek siyasi süreci etkileyebilir ve çeşitli tarafların projelerini gözden geçirmesini gerektirebilir” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, vatandaşları cesaretlendirecek ve ülkelerindeki seçim sürecine ve siyasi sürece olan güvenlerini yeniden tesis edecek sağlam bir seçim sisteminin olması gerektiğini vurgulayan Zübeydi, “Halk için adaletin en iyi şekilde yerine getirilmesi adına seçim sürecinin bütünlüğünü güvence altına alacak yeni değişiklikler yapılmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Devlet kaynaklarının kullanılması

Irak meseleleri uzmanı Mucaşi’i et-Temimi ise yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

Kanun Devleti Koalisyonu gibi bazı siyasi güçlerin, yaklaşan milletvekili seçimleri öncesinde ihtiyati tedbir gibi görünen gerekçelerle değiştirilmesini talep ettiği seçim yasası da dahil olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında pek çok konuda yaşanan görüş ayrılıkları iyice belirgin hale geldi.

Mevcut seçim yasasının siyasi liderlerin ve iktidardaki yetkililerin çıkarına olduğunu söyleyen Temimi, bundan en fazla çıkar sağlayacak ismin ise seçim yarışına Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin nüfuzlu olduğu bölgelerde girmesi beklenen Başbakan Muhammed Şiya e-Sudani olabileceğini vurguladı.

Siyasi güçlerin Sudani’nin nüfuzunun sınırlandırılması ve iktidar imkanlarını seçim yarışında kullanmasının engellenmesi çağrıları yaptıklarını ifade eden Temimi, “Bu yüzden Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki de daha önceki yerel seçimlerde olduğu gibi devlet kaynaklarının istismar edilmesini önlemek için seçimlere girecek hükümet yetkililerine seçimlere altı ay kala istifa etmeleri çağrısında bulundu” dedi.



Lübnan, Mısır'dan "uzun sürecek bir İsrail savaşı" hakkında istihbarat aldı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan, Mısır'dan "uzun sürecek bir İsrail savaşı" hakkında istihbarat aldı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan, Mısır'dan İsrail savaşının uzun süreceğine dair olumsuz bilgiler aldı; bu bilgiler, yakın bir ateşkesin kesin işaretlerinin olmaması ve İsrail'in güney Lübnan'a yeni bir askeri birlik konuşlandırarak çatışma alanını kademeli olarak tırmandırma niyetini teyit etmesiyle eş zamanlı olarak geldi.

Beyrut'ta yetkililerle bir araya gelen Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, "ülkesinin, gerilimi azaltmak ve bölgedeki çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında mesaj iletimi de dahil olmak üzere yoğun temaslar yürüttüğünü, aynı zamanda İsrail tarafıyla da iletişim halinde olduğunu" açıkladı. Ancak Abdulati'nin Beyrut'taki görüşmelerine yakın kaynaklar, atmosferin "cesaret kırıcı" olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, siyasi ve askeri verilerin Lübnan meselesine olumlu bir yaklaşımı yansıtmadığını, özellikle de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan savaşına Amerika ve İran arasındaki müzakerelerin bir parçası olmasına izin vermeyi reddettiğini ve "Hizbullah'ı ortadan kaldırma" konusundaki tutumunu sertleştirdiğini, bunun da Lübnan savaşının uzun vadeli olacağının göstergesi olduğunu belirtti.


Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.