UNDP Başkanı Steiner: "(Gazze'de) İnsanların hayatta kalabileceği koşulların çöküşüne tanık oluyoruz"

Fotoğraf: Hakan Akgün/AA
Fotoğraf: Hakan Akgün/AA
TT

UNDP Başkanı Steiner: "(Gazze'de) İnsanların hayatta kalabileceği koşulların çöküşüne tanık oluyoruz"

Fotoğraf: Hakan Akgün/AA
Fotoğraf: Hakan Akgün/AA

 Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Achim Steiner, Gazze'de artık çocukların ve insanların açlıktan öldüğünü belirterek "Ek tedarik ve işleyen bir altyapının olmaması nedeniyle, kelimenin tam anlamıyla insanların hayatta kalabileceği koşulların çöküşüne tanık oluyoruz." dedi.

Temaslarda bulunmak üzere İstanbul'a gelen Steiner, İnsani Gelişme Raporu, Gazze ve Ukrayna'ya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

UNDP'nin İstanbul'da Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki çalışmalarını destekleyen "büyük bir bölgesel merkez" kurduğunu kaydeden Steiner, buradaki varlıklarının önemli olduğunu vurguladı.

Steiner, Türkiye'deki temaslarında, atılacak adımları ve bölgede yaşanan gelişmeleri değerlendireceklerine işaret ederek zor bir dönemden geçildiğini, kalkınmanın sekteye uğradığını, daha fazla çatışma ve baskının mevcut olduğunu kaydetti.

UNDP'nin İnsani Gelişme Raporuna değinen Steiner, UNDP'nin İnsani Gelişme Endeksi'nin Kovid-19 salgınından sonra toparlandığını belirtti.

Steiner, öte yandan düşük gelirli, en az gelişmiş ülkelerin aslında toparlanamadığını söyleyerek "(Bu ülkeler) Sıkışmış durumdalar. Ekonomik anlamda toparlanamıyorlar. İnsanlar halen gelirlerinin 2019'daki seviyelerin altında olduğu bir durumda." ifadelerini kullandı.

Söz konusu ülkelerin çoğunun ağır borçlu olduğunu kaydeden Steiner, salgının ardından oluşan yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranları nedeniyle borçlarını ödeyebilme konusunda zorluk çektiklerini dile getirdi.

Steiner, bu ülkelerin yenilenebilir enerji ve dijital kamu altyapısına yatırım yapamadıklarını belirterek "Bu nedenle çok endişeliyiz. Çünkü daha fakir ve daha zengin ülkeler arasında onlarca yıldır süren yakınlaşmanın ardından, şu anda potansiyel olarak yön değiştiren durumla karşı karşıyayız." değerlendirmesini yaptı.

- "Türkiye'nin çok güçlü bir ortağı olduk"

6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından UNDP'nin çalışmalarına ilişkin de Steiner, depremde yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledi.

Steiner, UNDP'nin deprem sürecinde Türkiye'nin yanında olduğunu belirterek, "Depremden bu yana ülkeleri desteklemek, aileleri, küçük işletmeleri desteklemek için hayata geçirilen programlarla Türkiye'nin çok güçlü bir ortağı olduk." dedi.

Öte yandan kültürel mirasın sadece deprem sırasında hasar gören bir şey olmadığını, aslında korunması gereken bir şey olduğunu da fark ettiklerini aktaran Steiner, "Kültürel mirasa olan bu sevgiyi ve tutkuyu harekete geçirerek gerektiğinde korunmasına ve rehabilitasyonuna da destek olabileceğimizi göstermenin bir yolu olduğunu kanıtlamak istiyoruz." diye konuştu.

- "(Gazze'de) Çocuklar, insanlar artık açlıktan ölüyor"

UNDP'nin Gazze'deki yardımlarına da değinen Steiner, BM'nin ve BM kurumlarının neredeyse her gün ateşkes ve Gazze'ye insani yardım ulaştırılması yönünde çağrılarda bulunduğunu dile getirdi.

Steiner, Gazze'deki mevcut duruma ilişkin şunları kaydetti:

"Bugün karşılaştığımız durum giderek daha umutsuz hale geliyor. Bu hafta da kıtlık koşullarıyla ilgili son derece endişe verici istatistiklere tanık olduk. Çocuklar, insanlar artık açlıktan ölüyor. Açıkça görülüyor ki, bu, Genel Sekreter'in de belirttiği gibi, insan yapımı bir felakettir. Yani çözüm de aynı şekilde insan yapımı, yani yeterli insani yardım malzemesinin Gazze'deki insanlara ulaşması anlamına geliyor."

Gazze'de altyapının yüzde 70'inin tahrip edildiğini ve çoğu insanın yerinden edildiğini kaydeden Steiner, bu insanların bombardıman ve çatışmalardan kaçmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Steiner, Gazze'de öte yandan kanalizasyon arıtma tesisleri, elektrik ve su kaynaklarının gelecekte yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

"Siyasi müzakere ve siyasi çözüm tartışılırken erken toparlanma açısından çok şey yapabiliriz" diyen Steiner, bunların enkazları kaldırmak, küçük işletmelerin yeniden başlatılmasına yardımcı olmak, 100 bin kişiye temiz içme suyu sağlayan güneş enerjili kanalizasyon arıtma tesisleri kurmak gibi şeyler olduğunu ifade etti.

- "Gerçekten gidecek hiçbir yer kalmadı"

UNDP'nin Gazze'deki yerleşkesinde de, 30 yılı aşkın süredir UNDP'de çalışan bir meslektaşlarını kaybettiklerini aktaran Steiner, aynı saldırıda çoğu akraba olan 50 ila 70 kişinin öldürüldüğünü söyledi.

Steiner, savaşın "büyük bir sefalete yol açtığına" işaret ederek "Trajik bir şekilde, çoğu zaman kadınları, çocukları, olaya seyirci kalan insanları öldürüyorlar. Onlar masum kurbanlar, siviller." dedi.

BM olarak şu anda "Gazze'de yerlerinden edilen ve neredeyse her gün çatışmalardan kaçmak zorunda kalan insanlara nasıl yardım edebilecekleri" konusuna odaklandıklarını ifade eden Steiner, "Burada açıkça büyük bir gerilim var çünkü gerçekten gidecek hiçbir yer kalmadı. Ek tedarik ve işleyen bir altyapının olmaması nedeniyle, kelimenin tam anlamıyla insanların hayatta kalabileceği koşulların çöküşüne tanık oluyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Steiner, kasım ayında Gazze'deki UNDP yerleşkesinin bombalanmasına ilişkin de "Yerleşkemize dönemedik. (Yerleşkenin) Ağır hasar gördüğüne dair ikinci el raporlara sahibiz." ifadesini kullandı.

- "Ukrayna'nın olağanüstü sayıda mayınlı alanı var"

UNDP'nin Ukrayna'daki çalışmalarının sorulması üzerine Steiner, UNDP'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan önce Ukrayna'da oldukça aktif olduğunu, bu nedenle Ukraynalı yetkililerle ulusal ve yerel düzeyde hükümetin işlevselliğini sürdürmesine yardımcı olmak için kapasitesini ve altyapısını hemen harekete geçirebildiğini belirtti.

Steiner, Ukrayna'da savaş alanları dışında, hem ulusal hükümetin hem de belediye yönetiminin hizmetlerinin sürdürülmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

Ukraynalılarla birlikte mayın temizleme konusunda yaptıkları çalışmalara da değinen Steiner, "Ukrayna'nın olağanüstü sayıda mayınlı alanı var. Bunlar, bildiğimiz gibi, erken müdahale edilmezse savaşın sona ermesinden yıllar sonra bile insanları öldürmeye devam edebilen trajik savaş silahlarıdır. Bu nedenle, aynı zamanda ülkenin önemli kısımlarını kara mayınlarından temizleme kapasitesini artırmak amacıyla Birleşmiş Milletlerdeki lider kuruluş olarak Ukrayna ulusal mayın temizleme servisiyle birlikte çalışmak üzere yatırım yapıyoruz ve çalışıyoruz." diye konuştu.

- "Afrika'da yenilenebilir enerji için yatırımı ve sermayeyi nasıl harekete geçireceğimize odaklanmalıyız"

İklim değişikliğinin savaşlar nedeniyle arka planda kalıp kalmadığına ilişkin soruya da Steiner, 2023'te dünya genelinde yenilenebilir enerji altyapısına 1,8 milyar dolar yatırım yapıldığını kaydederek "Bu, petrol, gaz, kömür ve nükleerin birleşiminden oluşan yeni altyapıdan daha fazlasıdır. Temiz enerji devrimi ilerlemeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Steiner, ancak bunun yoksul ülkeler ve dünyanın belirli bölgeleri için endişe verici bir alan olduğuna işaret ederek bu yatırımın onlara ulaşmadığını, çünkü bunların çoğunun özel sektör yatırımı olduğunu dile getirdi.

Afrika'nın, dünya çapında yenilenebilir enerji altyapısına yapılan 1,8 milyar dolar yatırımın yalnızca yüzde 2-3'üne sahip olduğunu söyleyen Steiner, "Dolayısıyla artık Afrika gibi yenilenebilir enerjiye yönelik muazzam bir talebin ve potansiyelin olduğu bir kıta için yatırımı ve sermayeyi nasıl harekete geçireceğimize odaklanmalıyız." diye konuştu.

Steiner, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik eylem finansmanının hala ülkelerin taahhüt ettiği seviyenin altında olmasından endişe duyduklarını dile getirdi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.