Fransız doktor Pitti, görev yaptığı Gazze'yi "açık hava toplama kampı"na benzetti

Fotoğraf: Dawoud Abo Alkas/AA
Fotoğraf: Dawoud Abo Alkas/AA
TT

Fransız doktor Pitti, görev yaptığı Gazze'yi "açık hava toplama kampı"na benzetti

Fotoğraf: Dawoud Abo Alkas/AA
Fotoğraf: Dawoud Abo Alkas/AA

Gazze Şeridi'ndeki Avrupa Hastanesi'nde yaklaşık 2 hafta görev yaptıktan sonra 6 Şubat'ta ülkesinde dönen Fransız doktor Raphael Pitti, İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü Gazze için "açık hava toplama kampı" benzetmesi yaparak, "Halk zorla yerinden ediliyor, evi, gıdası yok. Hapishanede. Tedavi edilmek için bir şeyleri yok." dedi.

Gazze'deki Avrupa Hastanesi'nde görev almak üzere 7 kişilik Fransız sağlık personeli ekibi, 22 Ocak-6 Şubat tarihlerinde bölgeye gitti.

Fransa'ya 6 Şubat'ta dönen ekipten Fransız anestezi doktoru ve acil tıp profesörü Pitti, AA muhabirine, Gazze ve Refah kentinde tanık olduğu olayları anlattı.

Pitti, şu ana kadar Suriye'ye 35, Ukrayna'ya 11 kez gittiğini belirterek, savaş ortamında sağlık personeline eğitim verdiğini söyledi.

Afet bölgelerinde de çalıştığını kaydeden Pitti, 6 Şubat 2023'te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Gaziantep ve Suriye'ye de gittiğini belirtti.

Pitti, Gazze'ye gitme kararı aldıklarını ancak İsrail'in gazetecilere yaptığı gibi uluslararası sivil toplum kuruluşlarının (STK) da bölgeye girmesini engellediğini ifade ederek, "Bu nedenle bir topluluk kurduk çünkü STK'lerin halka yardım etme görevlerini engellemek, uluslararası insancıl hukuka aykırı." dedi.

Fransız sağlık ekibinin, 4 ay bekledikten sonra bölgeye girme yetkisi olan ABD'li bir STK sayesinde Gazze'ye ulaştığını anlatan Pitti, bölgede 10 sağlık merkezi kurmak için nasıl organize olunması gerektiğini belirlemeye çalıştıklarından bahsetti.

Pitti, Gazze'de Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bölgede çalışan dernekler ve Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ile görüştüğünü belirtirken UNRWA'nın bölgede kilit role sahip olduğunu vurguladı.

Fransız doktor, Refah kentinde de Refah Belediye Başkanı Ahmed es-Sufi ile görüştüğünü söyledi.

- "(Hastanenin) İçinde uyuyorlar, ekmek yapıyorlar ve çocukları var"

Pitti, Avrupa Hastanesi'nde buraya sığınan aşırı kalabalık nedeniyle "felaket" bir durum yaşandığını kaydederek "(Hastanenin) İçinde uyuyorlar, ekmek yapıyorlar ve çocukları var." dedi.

400 yatak kapasiteli hastanenin 900 yatakla hizmet verdiğini aktaran Pitti, hastanede 3 bin, çevresinde ise 25 bin kişinin yaşadığını ifade ederek, insanların hastanenin etrafında derme çatma eşyalarla yaptıkları barınaklarda kaldıklarını anlattı.

Fransız doktor, hastanenin etrafında yaşayan insanların temel sağlık ihtiyaçları olduğuna işaret ederek, acil servis personelinin işinin başından aşkın olduğunu ve gelen yoğun hasta sayısına yetişmek için her tarafa koştuğunu aktardı.

Raphael Pitti, "Aynı zamanda hasta getiren ambulansların, bombardımanların, keskin nişancıların, dronların sesleri vardı. Her yer dolu olduğu için ağır hastalar yerde tedavi ediliyordu." diye konuştu.

Ağır bir hasta geldiğinde herkesin ilgilendiğini anlatan Pitti, ancak kimin tıp öğrencisi veya ne uzmanı olduğunu bilmediklerini dile getirdi.

Pitti, hastaları ciddiyet durumuna göre sınıflandırıp sadece acil durumundakileri hastaneye almanın mümkün olmadığını vurgulayarak "Doktorlar tükenmiş durumunda, kaptanı olmayan bir gemi gibi çalışıyorlar." dedi.

Hastanenin içindeki durumu "kaosa" benzeten Pitti, şöyle devam etti:

Kaos ortamında her şeyiniz eksik. İlaçlarınız eksik, malzeme eksik, her şey eksik. Bu nedenle ölmemesi gereken çok sayıda insan ölüyor. Özellikle kafa travması geçirenlerin tamamı sistematik olarak ölüme terk ediliyordu çünkü yoğun bakımında onlara bakma imkanı bulunmuyordu.

Böyle bir durumun içinde çok sayıda insanın öldüğünü, gerekli tıbbi malzeme bulunmadığı için insanların kol ve bacak gibi uzuvlarının ampute edildiğini kaydeden Pitti, "Bu gerçekten feci, korkunç bir durum. Tabii ki hastane de güvende değildi. Bir ara çok yakında yaklaşık 100 veya 200 metre ötemizde bombardımanlar oldu. Patlama o kadar şiddetliydi ki bulunduğumuz yerin asma tavanının bir kısmı uçtu." ifadelerini kullandı.

Pitti, İsrail güçlerinin, Nasır Hastanesi'ne saldırarak abluka altına aldığını ve ardından hastaların hastaneye giriş ve çıkışlarına engel olduğunu anlattı.

İsrail istihbarat servislerinin sorgulaması için buradaki sağlık personelinin İsrail güçleri tarafından kaçırıldığını söyleyen Pitti, İsrail güçleri tarafından kaçırılan ve Negev'de 32 gün boyunca alıkonulan bir hemşirenin, gözleri bağlı şekilde kaldığı ve üzerinde sigara söndürüldüğünü kendisine anlattığını aktardı.

Gazze Şeridi'nde hayatın normal seyretmediğini vurgulayan Pitti, "Halk zorla yerinden ediliyor, evi, gıdası yok. Hapishanede. Tedavi edilmek için bir şeyleri yok. Ben bunu, bir gettoya, açık hava toplama kampına benzettim." görüşünü dile getirdi.

1,4 milyon Filistinlinin 240 bin nüfuslu Refah kentine itildiğine de işaret eden Pitti, bölge halkının sürekli bombalandığının, şiddete uğradığının altını çizerek "Daha önce böyle bir şey görmedim." ifadelerini kullandı.

- "İsrail, uluslararası insancıl hukukun hiçbir kuralına uymuyor"

Gazze'de çok sayıda insanlığa karşı suç işlendiğinin aşikar olduğunu dile getiren Pitti, şunları kaydetti:

Yapılan her şey, halkın zorla yerinden edilmesi, insanlığa karşı bir suç. Savaş bölgesinde halkın korunmaması ve halka ayrım gözetmeksizin ateş edilmesi, insanların gıdaya, tedaviye erişiminin engellenmesi, hastane ve sağlık kurumlarına saldırmak, kilise ve camilere saldırmak bir savaş suçu ve insanlığa karşı suç. Listesini istiyorsanız, (İsraillilerin) yaptıkları her şey savaş suçu ve insanlığa karşı suç. Uluslararası insancıl hukuka hiçbir şekilde saygı duyulmuyor. İsrail, uluslararası insancıl hukukun hiçbir kuralına uymuyor.

Raphael Pitti, Gazze Şeridi'nin kuzeyine insani yardım ulaşmadığını ve açlıktan ölen insanların olduğunu belirterek güneyde ise insanların yetersiz beslendiğine dikkati çekti.

Fransız doktor, "(İsrail) Şimdi Refah'a saldırma kararı alırlarsa, o zaman soykırım isteği, soykırım niyeti, bu halkı yok etme niyeti olduğunu düşünebiliriz." yorumunu yaptı.

Bölge halkının Gazze'de kalmakla doğru yaptığını söyleyen Pitti, "Bugün dünyada ikiyüzlülük o kadar ileri gidiyor ki Amerikalılar, İsraillilere bombalar dağıtıyor, onlar da onları Filistinlilerin üzerinde patlatıyor. Ve (Gazze'de) gıda dağıtan Amerikan uçakları var." değerlendirmesinde bulundu.

Doktor Pitti, İsrail'i bölgede ateşkes sağlamaya zorlamak gerektiğini belirterek Gazze'nin, Mısır sınırının ötesinde 15 ile 20 kilometre arası insani yardım kamyonlarının art arda dizili olduğunu ancak İsrail'in günlük 100 kamyonun geçişine izin verdiğini dile getirdi.

Bir kişinin çocuklarının karnını doyuramadığında, onları tedavi ettiremediğinde, her gün yıkayamadığında insanlık onurunun elinden alındığını söyleyen Pitti, "Bu halk aç. Benim için bir insanı öldürmekten de beteri var, o da bir insanın onurunu elinden almak. İnsanların onurunu elinden aldığınızda, onları öldürmekten beter ediyorsunuz. Maalesef, tam da bu yaşanıyor." şeklinde konuştu.



Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
TT

Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin ölmesinin ardından, Washington'un Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki "herhangi bir iddianın kesinlikle yanlış" olduğunu söyledi.

Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki iddiaların kesinlikle yanlış olduğunu, ABD-Irak ortaklığına aykırı olduğunu ve ABD ile Irak güçleri arasındaki uzun yıllara dayanan dostluk ve iş birliğine zarar verdiğini" belirtti.

Irak hükümeti, askeri kliniğe yapılan baskını doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlamadı, ancak bu hedef almayı "devletler arası ilişkilerde uluslararası hukukun tüm tanım ve özelliklerini ihlal eden ve Irak halkı ile Amerika Birleşik Devletleri'ni birleştiren ilişkiye zarar veren tam teşekküllü bir suç" olarak değerlendirdi.