Gazze’nin çocukları ampute edilmiş uzuvlarla gelecekle yüzleşiyor

Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından bu yana her gün 10'dan fazla çocuk bir ya da her iki bacağını birden kaybediyor

Gazze'deki savaşın bedelini en başta çocuklar ödüyor (Reuters)
Gazze'deki savaşın bedelini en başta çocuklar ödüyor (Reuters)
TT

Gazze’nin çocukları ampute edilmiş uzuvlarla gelecekle yüzleşiyor

Gazze'deki savaşın bedelini en başta çocuklar ödüyor (Reuters)
Gazze'deki savaşın bedelini en başta çocuklar ödüyor (Reuters)

İnci Mecdi

Gazze'de yüzlerce yaralının olması ve tıbbi imkanların yetersizliği nedeniyle gerekli tıbbi bakımın sağlanmasında ve birçok vakanın kurtarılmasında yaşanan gecikme, çoğu zaman kurtarılabilecek olan uzuvların ampute edilmesine neden oluyor.

“Adı Yusuf, beyaz tenli, kıvırcık saçlı ve sevimli bir sıfatı var..” Filistinli bir anne, Gazze Şeridi'ndeki bir hastanede İsrail’in bombardımanlarına kurban giden çok sayıda insanın arasında yedi yaşındaki oğlu Yusuf’u ararken evladının özelliklerini bu basit kelimelerle anlatmaya çalışıyordu. Bu kelimeler, İsrail’in vahşi saldırısında kafasının parçalanması sonucu hayatını kaybeden bir çocuğun acılı annesinin gözlerindeki güzelliğini aktarıyordu. Küçük Yusuf, annesinin hafızasında o kıvırcık saçlı melek yüzlü çocuk olarak kalmıştı.

Yusuf, Gazzeli diğer çocuklar ve büyükler için korkunç bir cehennemden adil bir cennete gitmişti. Geride yüzlerce kişiyi adalete giden yolu bilmedikleri bir hayatta bıraktı. Onun gibi diğer melekler de hayatlarını daha acılı ve zor hale getiren, akranlarıyla oyun oynamalarını ve eğlenmelerini engelleyen, hayallerini de ampute edilen uzuvlarıyla birlikte kaybettikleri ya da başka şekillerde yaralandıkları için engelli bireylere dönüştükleri ve yetersiz beslendikleri için zayıflayan bedenleriyle mücadele etmek zorunda kaldılar. Savaş ve devam eden kaos onların o narin ve hassas ruhlarına yetmiyormuş gibi bir de dünya onları dehşet verici bir zalimlik kuyusuna attı.

Yusuf gibi Ferah ve Merah Huda (13) adlı ikiz kız kardeşler de Gazze'den telefonla Independent Arabia’ya konuşan amcalarının aktardığına göre İsrail'in Gazze şehrinin güneyindeki el- Muğraga köyündeki evlerine düzenlediği hava saldırısında yaralandıkları için bacaklarının ampute edilmesinin ardından hayatlarını kaybettiler.

İki füzenin ailenin evini hedef aldığı o zor anları hatırlayan amca, ilk füzenin düşmesinin ardından çocukları kurtarmak için koştuğunda Merah’ın üzerinde moloz yığını olduğunu, onu kurtarmaya çalışırken ikinci füzenin isabet etmesiyle daha fazla moloz yığınının oluşması sonucu kimsenin Merah’ı olduğu yerden çıkaramadığını anlattı. Amca ardından bacakları kopmak üzere olan Ferah'ı enkazdan çıkarıp onu hızla hastaneye götürdü.

Kurtarılabilecek uzuvlar ampute edilmek zorunda kalıyor

Yüzlerce yaralının olduğu Gazze’de tıbbi imkanların ve sağlık personelinin yetersiz kalması nedeniyle gerekli tıbbi bakımın sağlanmasında ve birçok vakanın kurtarılmasında yaşanan gecikme, çoğu zaman kurtarılabilecek olan uzuvların ampute edilmesine neden oluyor. Gazze Şeridi’nin Han Yunus şehrinde bulunan Avrupa Hastanesi doktorları, eğer daha fazla personele ve tıbbi kaynaklara sahip olsalardı, kesmek zorunda kaldıkları uzuvların bir kısmını kurtarabileceklerini söylüyorlar. Gazze'deki hastanelerden birinde bir süre çalıştıktan sonra geriye dönen Kanada'nın Ontario şehrinden bir cerrah, ‘kalbinin ve ruhunun’ halen Gazze'deki çocuklarla birlikte olduğunu söylerken kaçınılması mümkün olan o kalbi taşlaştıran sahnelerden duyduğu acıyı dile getirdi.

Avrupa Hastanesi Başhekimi Dr. Salih İsmail el-Hams, Kanada basınına yaptığı açıklamada Gazze'deki sağlık sisteminin ‘tamamen çöktüğünü’ söyledi.

Dr. Hams, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Yaralılar, hızlı bir şekilde tedavi edilebilseydi ya da gerekli tıbbi imkanlar olsaydı çok sayıda hastanın uzuvları kesilemeyecekti.

Bazen ameliyat sonrası komplikasyonların olabileceğini belirten Dr. Hams, “Bu komplikasyonlar aynı zamanda amputasyona veya ölüme de yol açabilir. Hastaneye getirilen yaralı sayısı çok fazla olduğundan amputasyonlar da dahil olmak üzere diğer vakalarla ilgilenirken günlerce gecikme olmasına neden oluyor” diye anlattı.

Rital tek başına yolculuk yapmak zorunda kaldı

İkiz kardeşler Ferah ve Merah’ın amcaları, ikiz kızların küçük kız kardeşleri Rital’in de aynı saldırıda ağır yaralandığını, bazı uzuvlarının ampute edildiğini, zayıf vücudundaki yanıklar ve kafa travması nedeniyle tek başına başka bir ülkeye gitmek zorunda kaldığını söyledi. Ailenin parçalandığını ifade eden amca, Ferah ve Merah’ın babalarının ve erkek kardeşlerinin yanıklarından dolayı tedavi için Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gönderildiğini, annenin Gazze'de tedavi altına alındığını, Rital’in ise tedavisi tamamlamak üzere Türkiye'ye nakledildiğini belirtti. Dört çocuk, aynı saldırıda yaralanan babalarının ve annelerinin şefkatli kollarından ve desteğinden mahrum kaldı. İkizler ailelerine veda edemeden bu dünyadan ayrılırken, Rital ve erkek kardeşi, acılarına dayanmalarına yardımcı olacak psikolojik destekten yoksun halde farklı ülkelerde tedavi altına alındılar.

Şarku’l Avsat’ın Save the Children adlı insani yardım kuruluşundan aktardığı verilere göre Gazze'de savaşın başlamasından bu yana her gün 10'dan fazla çocuk bir ya da her iki bacağını birden kaybediyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından ocak ayında yayınlanan bir rapora göre 7 Ekim’den bu yana Gazze’de binden fazla çocuk bir ya da her iki bacağını birden kaybetti. Bu ampute ameliyatlarının çoğu, Gazze’deki sağlık sisteminin çökmesi, tıbbi personel ve anestezi ve antibiyotik gibi tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle anestezisiz gerçekleşti.

Save the Children Filistin Direktörü Jason Lee, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine atıfta bulunarak yaptığı açıklamada, bu savaşta çocukların çektiği acıların hayal dahi edilemez olduğunu, hatta bunun da ötesine geçtiğini söyledi. Lee, çocukları öldürmenin ve sakat bırakmanın çocuklara yönelik ciddi bir hak ihlali olarak kınandığını ve faillerinin hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

Save the Children’a göre çocukların patlamalardan kaynaklanan yaralar almalar sonucu ölme ihtimali yetişkinlere kıyasla yedi kat daha fazla. Save the Children Filistin Direktörü Lee, “Çocukların kafatasları henüz tam olarak sertleşmediğinden ve kasları henüz gelişme aşamasında olduğundan daha az koruma sağlar. Bu yüzden bir patlama sonucu gözle görülür bir hasar olmasa bile çocukların karın bölgesindeki organları parçalanabilir” diyerek Nihai ateşkese varılması, insani yardımların ve tıbbi malzemelerin akışına izin verilmesi çağrısında bulundu.

Sınır Tanımayan Doktorlar’dan (MSF) cerrah Aldo Rodriguez, geçtiğimiz yılın sonlarında Gazze'de beş hafta geçirdi. Hastalarının çoğunun ağrılı amputasyon vakaları olduğunu, yani patlama nedeniyle hastaneye eksik uzuvlarla geldiklerini belirten Dr. Rodriguez, çocuk hastalarını aklından çıkaramadığını söyledi. Hayatında ilk kez 1 yaşındaki bir çocuğun bacağını uyluğuna kadar kesmek zorunda kaldığını anlatan Dr. Rodriguez, “Böyle bir hastanın, bir-iki yaşlarındaki bir çocuğun bacağının ya da kolunun kesilmek zorunda olduğunu anlamıyorum. Çok sayıda çocuğun uzuvları ampute edildi” diye konuştu. Dr. Rodriguez, Gazze’de ‘çok sayıda çocuğun’ savaş yarası almasının kendisi için şok edici olduğunu da sözlerine ekledi.

Aralarında Sudan, Afganistan ve Yemen’in de bulunduğu birçok savaş bölgesinde çalıştığını, ancak hiçbir zaman Gazze’de gördüğü kadar çok yaralı çocuk görmediğini ifade eden Dr. Rodriguez, “Bu benim için son derece şok ediciydi. Çünkü daha önce hiç yaralı çocuk görmemiştim. Gazze’de travma ve savaş mağduru çok sayıda çocuk var” ifadelerini kullandı.

Anestezisiz ameliyat

Savaşın etkilerini doğrudan küçük bedenlerinde taşıyan çocuklardan biri olan Gazel adlı 4 yaşındaki kız çocuğu, 12 Ekim 2023 tarihinde henüz çocukluğuna ve oyun dünyasına ilk adımlarını atmışken İsrail’in Gazze’deki evini bombalaması sonucu sol bacağını kaybetti. UNICEF'in internet sitesinde yer alan hikayesine göre bombardımanın ardından sağlık ekibi, olay yerindeki yıkımın boyutu ve güvenlik endişeleri nedeniyle Gazel’e hemen ulaşamayınca, yakınlarda oturan bir doktor, ayağındaki kanamayı durdurmak için Gazel henüz enkazdayken cerrahi bir operasyon yapmak zorunda kaldı.

Gazze Şeridi'ndeki birçok vakada olduğu gibi doktor, tıbbi malzeme ve ekipman eksikliği nedeniyle ameliyatı uygunsuz koşullarda ve anestezisiz olmadan gerçekleştirmek zorundaydı. Doktor kanamayı durdurmayı başardı, ancak Gazel’in bacağı enfeksiyon kaptı ve iltihaplandı. Nihayet birkaç gün sonra Gazel, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi’ne ulaştırıldı. Hastanedeki sağlık ekibi zorlu ve korkunç bir karar almak zorundaydı; Gazel’in bacağının kesilmesi kaçınılmazdı.

Gazel, şu ​​an tedavisinin devam etmesi için gönderildiği Katar'da ailesiyle birlikte yaşıyor. Annesi Gazel’in bazen yataktan kalktığında eksik olan sol bacağını kullanmaya çalıştığını ve düştüğünü söyleyerek böyle anlarda zorluk çektiklerini belirtti. Küçük kızın oyuncak bebeğiyle oynarken sol bacağını katlayarak tek ayak üzerinde yürüttüğünü ve kendisinin de böyle göründüğünü söylediğini anlatan anne, kızını yakında protez bacak takılacağına ikna etmeye çalışıyor.

Ağrı kesici yok

Öte yandan başta ağrı kesiciler olmak üzere ameliyat sonrası gerekli ilaçların verilememesinin yaralanma vakalarında durumun ciddiyetini artırdığını söyleyen Dr. Rodriguez, “Ne ağrı kesicimiz ne morfinimiz ne de tramadolümüz vardı ve ilaçsız ağrı çekmeyi hayal bile edemiyorum” şeklinde konuştu.

Bir ampütasyon vakasının iyileşme süreci, genellikle steril bir ortamda gerçekleştirilen ilk ameliyatla başlar ve uzun sürer. Ancak Gazze'de gerekli tıbbi malzemelerin olmaması ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle ampütasyon ameliyatı geçiren çocuklar daha fazla komplikasyonla karşılaşıyor ve ilerleyen zamanda daha fazla ameliyata ihtiyaç duyuyor.

“Geriye hiçbir şeyim kalmadı”

Gazze’de hayat, bırakın uzuvları kesilerek ve aç kalarak kaderleriyle yüzleşen çocukları, sıradan insanlar için bile zor. Buna bir de toplumsal tecridin zulmü ekleniyor. Mustafa Ahmed Şehade (12), savaş öncesinde Gazze'nin kuzeyindeki Cebaliye Mülteci Kampı’nda arkadaşlarıyla koşup oynuyordu. Ancak İsrail'in bombardımanlarından birinde ziyaretine gittiği amcasının evinde sağ bacağını kaybedince yaşama sevincini de kaybetti.

Mustafa, Kanada’nın CBC televizyonuna verdiği röportajda, “Savaştan önce mahalledeki arkadaşlarımla oynardım… Ama artık sakat olduğum için oynayamıyorum. Oyun oynayamıyorum. Artık arkadaşım da yok, artık hiçbir şeyim yok” dedi.

xsdcvfr
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği bombardımanlar sonucu sivillerin evleri yerle bir oldu (AFP)

Mustafa, Tedavi için Mısır’a gitti, ama kısa süre sonra Gazze'ye geri döndü. Şu an Gazze’nin güneyindeki Refah şehrinde ablası, eniştesi ve iki yeğeniyle birlikte geçici bir kampta yaşıyor. Gazze’nin kuzeyindeki evine dönüp orada mahsur kalan annesini, babasını ve arkadaşlarını görmek isteyen Mustafa, “Kimse bana bakmıyor. Birinin gelip beni buradan çıkarmasını istiyorum” diye konuştu.

Mustafa'nın bacağı için ek tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen Refah'taki amcası, onu yakınlarda bulunan Han Yunus'taki bir hastaneye götürmenin çok zor olduğunu söyledi. Bir yine gün eskisi gibi koşup oynayabilmesi için kendisine bir protez bacak takılmasını uman Mustafa, diğer çocuklar gibi yürüyebilmek ve hastalara ve yaralılara yardım edebilmek için doktor olmak istediğini söylüyor.

Tarihteki en büyük ampüte çocuk grubu

Savaş öncesine ait istatistikler, 2 ile 17 yaş arasındaki Filistinli çocukların yüzde 12'sinin bir ya da daha fazla işlevsel zorlukla mücadele ettiğini, Gazze'deki evlerin yüzde 21'inde ya fiziksel ya da zihinsel engelli en az bir kişinin bulunduğunu gösteriyordu. UNICEF'e göre şu an çok az veriye sahip olunmasına rağmen çocuklar arasındaki engellilik oranında önemli şekilde arttığı tahmin ediliyor.

Filistin asıllı ünlü İngiliz cerrah Ghassan Abu Sitta, New York dergisine verdiği demeçte, Gazze’de gördüğü dehşet verici sahneleri anlatırken bunun tarihteki en büyük ampute çocuk grubu olduğunu söyledi.

Geçtiğimiz yıl ekim ve kasım ayları arasında Gazze'de 43 gün geçiren ve burada MSF ile acil ameliyatlar gerçekleştiren Dr. Abu Sitta, Gazze’de Şifa Hastanesi ve El-Ehli Baptist Hastanesi arasında gidip geliyordu. Enfeksiyon oranı o kadar yüksekti ki, bazı ağır dönemlerde üç gün boyunca ameliyathaneden çıkamıyordu. Gördüklerini Amerikan İç Savaşı’nı konu edinen bir filmden bir sahneye benzeten Dr. Abu Sitta, Gazze’de günde altı kadar amputasyon gerçekleştirdiğini belirterek “Bazen başka tıbbi seçeneğiniz kalmıyor” diye ekledi.

İsrail askerleri kan bankasını ablukaya aldığından hastalara kan nakli yapamadıklarını anlatan Dr. Abu Sitta, “Eğer bir uzuv çok kanıyorsa onu kesmek zorunda kalıyorduk. Abluka nedeniyle temel tıbbi malzemelere erişim olmaması, amputasyonların sayısının artmasına neden oldu. Yaranın ameliyathanede hemen tedavi edilememesi nedeniyle sık sık enfeksiyon ve kangren vakaları yaşanıyordu” ifadelerini kullandı.

fgbr
Doktorlar, tıbbi imkanların yetersizliği nedeniyle kız çocuklarından birinin bacağını kesmek zorunda kaldılar (Reuters)

Uzuvları ampute edilen çocuklar umutlarını protez uzuvlara bağlarken tıbbi imkanların yetersizliği ve savaşın devam etmesi bu umutların üzerine gölge düşürüyor. İsrail ordusu, Gazze'nin tek protez üretim ve rehabilitasyon tesisi olan ve 2019 yılında açılan Hamad Hastanesi'ni yok etti.

Çocuklar için protez uzuv üreten önde gelen Alman şirketi Ottobock, projeyi finanse edecek bağışçılarla birlikte 16 yaşına kadar çocuklar için gerekli bileşenleri sağlamak üzere çalışmalara başladı.

Ancak protez satın almak sadece ilk adımı oluşturuyor. Dr. Abu Sitta’ya göre amputasyonlu çocukların büyüme çağında her altı ayda bir tıbbi bakıma ihtiyaçları var. Çünkü kemikler yumuşak dokulardan daha hızlı büyüyor. Bu yüzden kopan sinirler cildin teması halinde çoğu zaman acı veriyor. Ampute çocukların sürekli cerrahi müdahaleye ihtiyacı olduğunu söyleyen Dr. Abu Sitta, her uzuv için genellikle sekiz ila 12 kez daha cerrahi operasyon gerekiyor. Dr. Abu Sitta, amputasyonlu çocukların gittikleri yerlerde tedavi takibinin yapılabilmesi amacıyla tıbbi kayıtlarının olduğu bir veri tabanı oluşturmak amacıyla Londra’daki Imperial Üniversitesi Patlama Yaralanması Araştırmaları Merkezi ve Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi Küresel Sağlık Enstitüsü ile istişarelere devam ediyor.

Mısır Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Husam Abdulgaffar, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Gazze'den gelen ve Mısır'daki hastanelerde tedavi gören yaralıların yüzde 70'inin çocuk olduğunu söyledi. Ancak Abdulgaffar, savaşta yaralanan ya da ampute edilen çocuklara psikolojik destek verilmesiyle ve protez sağlanmasıyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.