Sudan’daki “Generaller Savaşı” uzun süreli psikolojik sorunlara yol açtı

Uzmanlar: Savaşın psikolojik ve sosyal etkilerini ölçmek için bilimsel araştırmalar yapılması gerekiyor, ancak deneyimlerden ve insanların yüzlerinden her şey anlaşılıyor.

Sudan'da ruhsal bozukluk vakaları savaştan sonra önemli ölçüde artış gösterdi (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sudan'da ruhsal bozukluk vakaları savaştan sonra önemli ölçüde artış gösterdi (Independent Arabia - Hasan Hamid)
TT

Sudan’daki “Generaller Savaşı” uzun süreli psikolojik sorunlara yol açtı

Sudan'da ruhsal bozukluk vakaları savaştan sonra önemli ölçüde artış gösterdi (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sudan'da ruhsal bozukluk vakaları savaştan sonra önemli ölçüde artış gösterdi (Independent Arabia - Hasan Hamid)

Ruhsal bozukluk, intihar düşüncesi veya girişimi vakaları... Anksiyete bozukluğu, aileden ayrılma ve boşanma vakaları… Stres, korku ve sosyal fobi sorunları yaşayan çocuklar... Silah ve bomba sesleri ve generallerin (Burhan ve Hamideti) savaşı durdurma konusundaki isteksizliğinin gölgesinde bazıları unutulan hikayeler... Hayatta kalanların omuzlarındaki ekonomik baskılar artarken, büyük çoğunluğu psikolojik çöküşün eşiğinde yaşayan bir toplumun hali…

Mira (11) çatışmaların devam ettiği Hartum’un dışında olmasına rağmen halen şiddetli panik ataklar yaşıyor. Küçük kız ailesiyle birlikte güvenli bir yere yerleşse de sürekli ölmekten korktuğunu söylüyor. Ne yazık ki bu hal sadece Mira için geçerli değil. Sudan'daki çatışmalara tanıklık eden milyonlarca çocuk ve kadın da Mira ile aynı durumda.

İlk kurşunun sıkılmasının üzerinden 365 gün geçti. Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan savaşın bugüne kadar devam edeceğini kimse tahmin edemezdi. Herkes çatışmaların en fazla bir hafta içinde sona ereceğini düşünüyordu. Ancak günler günleri kovaladı, çatışmalar devam etti. Mermi ve top sesleri hiç kesilmedi. Her yeri ölüm kokusu sardı. Çatışmalara tanık olan Hartum ve komşu şehirlerin sakinlerinin psikolojisi yaşadıkları panik atak ve ölüm korkusu nedeniyle bozuldu.

Mira'nın annesi Nermin es-Seyyid, üç ayı aşkın bir süre boyunca çatışmaların yaşandığı bölgede kaldıklarını ve ardından güvenli bir bölgeye yerinden edildiklerini söyledi. Ancak, bu süre zarfında çocuklarının ruh sağlığının kötüleştiğini ve tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyacak hale gelinceye kadar büyük korkular yaşadıklarını belirten anne, yaşadıklarının ‘acı verici ve zor’ olduğunu kendilerini ‘ölüme yaklaşmış’ hissettiklerini vurguladı.

Hizmet dışı kalan hastaneler

Fransız Haber Ajansı (AFP) geçtiğimiz yılın ortalarında, savaşın üçüncü ayında yayınladığı bir haberde Sudan'da psikolojik rahatsızlık vakalarının görülme sıklığının savaştan sonra önemli ölçüde arttığı ve Hartum'da bulunan sinir hastalıkları hastanesi et-Ticani el-Mahi Hastanesi’nin hizmet dışı kalmasıyla durumunun daha da kötüleştiğini bildirdi. Tedavi gören tüm hastaların hastaneden tahliye edildiği belirtilen haberde, hastanedeki ekipmanların, laboratuvarların ve ilaç depolarının zarar gördüğü kaydedilirken öncesinde hastaneye günde yaklaşık 40 hastanın kabul edildiği ve bunların çoğunun 30 yaşın altındaki gençlerden oluştuğu aktarıldı. Haberde, et-Ticani el-Mahi Hastanesi’nden sonra tüm sinir hastalıkları hastanelerinin hizmet dışı kaldığı ve bu hastanelerde tedavi gören sinir hastalarının durumunun daha da kötüleştiği vurgulandı.

Psikolog Süleyman Said, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

Savaş, Sudanlıların yüzde 80'inde kaygı, stres, panik, korku ve diğer psikolojik rahatsızlıkları tetikledi. Sadece Sudan içinde değil, savaşa tanık olmayan yurtdışındaki Sudanlılar da buna dahiller. Sudanlı yetkililerin sivil bir devlet kurmak ve genel olarak durumu istikrara kavuşturmak için halka sözler verdiği ancak daha sonra bu sözlerin tutulmadığı Aralık 2018’deki devrimden bu yana geçen uzun süreçte Sudan’daki aileleri için süreli korku, panik ve hayal kırıklığı içindeler. Savaşın psikolojik etkileri nedeniyle, özellikle çatışma bölgelerinde yaşayanlar için acil tıbbi müdahale ve psikolojik yardım gerekiyor. Mermi ve top seslerini duymak, ölü bedenler görmek ve uzun süre susuz ve gıdasız kalmak birçok kişiyi ruhsal bozukluğa sürükleyebilir.

Savaşın, çatışmalara tanık olan çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Said, sözlerini şöyle sürdürdü:

Çatışma bölgelerinde bulunan tüm çocuklar, özellikle de güvenli bölgelere sığınamayan ve alışmış gibi görünüp çevrelerindeki olaylara tepki vermeyenler, çatışmalar bir an önce çözülmediği takdirde gelecekte karmaşık psikolojik sorunlara yol açabilecek panik ataklar yaşıyorlar. Ancak, bu psikolojik çöküntüler bazılarını kaçmaya ve güvenli bir sığınak aramaya itebilir, bu da ruhsal bozukluklara ve belki de intihar vakalarına yol açabilir.

Şiddet ve düşmanlık

Sosyolog ve antropolog Haydar el-Havad, Sudan’da savaşın başlamasının üzerinden geçen bir yılın ardından psikolojik ve sosyolojik etkilerinin boyutunu belirlemenin, bilimsel araştırma metodolojisine uygun, veri toplama araçlarının kullanıldığı ve bunları niceliksel ve niteliksel olarak analiz ederek söz konusu etkilerle ilgili bilgiye ulaşan ve önerilerde bulunan bilimsel bir çalışma yapılmadan şu an için zor olduğunu vurguladı. Ancak böyle bir çalışma yapıldığı takdirde bu etkilerin özelliklerinin ve tezahürlerinin genel gözlem yoluyla ve bireyin bireysel olarak ve çevresi içinde nelerden etkilendiği açıklığa kavuşturulabileceğini belirten Havad, birçok insanın çevresinde tanık olduğu şiddet vakaları nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) sergilediğinin gözlemlendiğini ifade etti.

rtbgnh
Psikolojik rahatsızlıklar uzun süreli olabilir (Independent Arabic - Hasan Hamid)

Bu kişilerin profesyoneller tarafından destek almadıkları sürece uzun süreler boyunca bu hastalıklardan mustarip olmaya devam edeceklerinin altını çizen Havad, yaşanan olaylar nedeniyle Sudanlılar arasında kaygı, gerginlik ve korku gibi duygularda artış gözlemlendiğini belirterek, “Ayrıca duygu yoğunluğunda artış, yüksek düzeyde öfke, bireyler arasında güven eksikliği ve aralarında tartışma ve diyalog kurma yeteneğinin kaybolduğunu görüyoruz. Bazıları içinde bulundukları gerçeklikten ve olaylardan kaçmak için uyuşturucuya ve alkole başvuruyor. Aynı şekilde tecavüz ve cinsel saldırı olaylarının etkileri de depresyona vakalarında artışa ve muhtemelen intihar düşüncelerine ya da girişimlerine yol açabilir. Savaşta kullanılan taktiksel söylem de kişilerde manik depresif ve şizofreni düzeyine getirecek kadar psikolojik etkiye sebep olabilir” ifadelerini kullandı.

Havad, savaşın insanların karakteri, ailesi ve sosyal çevresiyle uyumu üzerindeki etkisiyle ilgili olarak ise şunları söyledi:

Savaşın psikolojik etkisi, başta çocuklar olmak üzere bireyin karakterini değiştirerek saldırgan ve şiddet içeren davranışlar sergilemesine neden olabiliyor. Ayrıca din ve etnik köken kaynaklı radikalizm vakalarını artırırken, sosyal etkiler açısından da nefret söyleminin yanı sıra ötekini kabul etmede ve tanımada isteksizlik, bölgesel ve ülkesel gruplaşmalarda artış olabiliyor.

Savaşın geniş ailelerin dağılmasına, fertlerinin birbirinden kopmasına ve yerinden edilmesine yol açtığını söyleyen Havad, “Savaş aynı zamanda Sudanlı kimliğinin gerçekçiliğini yitirdiğini ortaya koydu. Savaşın ailelerin istikrarı ve uyumu üzerinde bir diğer etkisi ve belki de en önemlisi bazı boşanmalar gibi sosyal sorunların ortaya çıkması olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte kamu ve özel sektörde çok sayıda Sudanlının işini kaybetmesine neden olan savaş, işsizlik oranının artmasına ve günlük gelir kaynaklarının azalmasına neden oldu” dedi.

Bunun yanında savaşın çok sayıda Sudanlının yerinden edilmiş kişilere dönüşmelerine ve mülteci olmalarına yol açtığını söyleyen Havad, “Savaş akademik alanda da etkili oldu. Her düzeyde eğitim süresiz olarak askıya alındı. Tüm bunlara su ve sağlık hizmetlerinin yetersizliğinin yanı sıra yoksulluk, kıtlık, düşük yaşam standartları, güvenliğin ve emniyetin olmayışı, bilinmezlik korkusu ve kuruluşların ihtiyaç sahiplerine ve en savunmasız kişilere yardım sağlamaya yetişememesi eşlik ediyor.

Fiziksel şiddet

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan bir rapora göre Sudan’da fiziksel şiddet, kadınlara karşı bir savaş aracı olarak kullanılıyor. İnsan hakları aktivisti Halide Berekat, Sudan'da kadınların büyük bir kısmının sözlü ve fiziksel şiddete ve dayağa maruz kaldığını, tecavüze uğradığını ve silahla tehdit edildiğini açıkladı. Bu ihlaller karşısında çok az kadının direnç gösterebildiğini söyleyen Berekat, özellikle hamilelikle sonuçlanan cinsel saldırıya uğrayan çok sayıda kadının intihar ettiğini vurguladı.

Savaşın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen bu vakalarla ilgili çok büyük ve ürkütücü rakamların kaydedildiğinin altını çizen Berekat, “Kız çocuklarına yönelik fiziksel şiddet riski, güvenli bölgelere yerleştirildiklerinde bile devam ediyor. Söz konusu güvenli bölgelere yolculukları sırasında askeri gruplar tarafından fiziksel şiddete maruz kalıyor, silahla tehdit ediliyor ve tecavüze uğruyorlar. Bu da psikolojilerinin bozulmasına yol açıyor” şeklinde konuştu.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.