Sadr Hareketi siyaset sahnesine geri dönerken Kürtler siyasi denge konusunda iyimser

Kürtlere göre Sadr Hareketi’nin siyaset sahnesine dönüşü, Irak’taki siyasi süreçte kaybolan dengeyi yeniden sağlayabilir

Sadr Hareketi siyaset sahnesine geri dönerken Kürtler siyasi denge konusunda iyimser
TT

Sadr Hareketi siyaset sahnesine geri dönerken Kürtler siyasi denge konusunda iyimser

Sadr Hareketi siyaset sahnesine geri dönerken Kürtler siyasi denge konusunda iyimser

Dostum Mahmud

Irak’ta Sadr Hareketi, ‘Ulusal Şii Hareketi’ adında yeni bir siyasi oluşumla ülkenin siyaset sahnesine geri döndü. Sadr Hareketi’nin önde gelen isimleri önümüzdeki yılın ortalarında Irak'ta yapılacak milletvekili seçimlerine katılmaya hazır olduklarını ifade ettiler. Öte yandan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) en büyük partisi ve geleneksel olarak Sadr Hareketine en yakın parti olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), bu yeni gelişmeyle birlikte IKBY’deki siyasi atmosferden genel olarak memnun. Çünkü Sadr Hareketi’nin Irak’ta siyaset sahnesine geri dönüşü, İran'a yakın İslami Davet Partisi başta olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki partilerin tekelinde olan Irak siyasi sürecinde kaybolan dengenin yeniden sağlanması anlamına geliyor.

KDP çevrelerine göre Sadr Hareketi’nin geri dönüşü, hareketin iki yıl önce Irak siyaset sahnesinden çekildiğini açıklamasından bu yana merkezi Şii güçlerin uyguladığı siyasi baskıyı da azaltacak.

Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr'a yakın isimler tarafından yapılan açıklamalara göre Ulusal Şii Hareketi, Sadr Hareketi’nin başta yaklaşan milletvekili seçimleri olmak üzere Irak’taki siyasi sürece yeniden katılması için bir araç olacak. Aynı çevreler, Ulusal Şii Hareketi’nin gerçek anlamda siyasi bir oluşum olacağını, Sadr Hareketi'ne sembolik olarak bağlı olacağını ve Sadr'ın siyasi süreç ve ülkenin geleceğine ilişkin direktiflerine ve vizyonuna göre hareket edeceğini belirttiler. Ayrıca başta Şii akımlar olmak üzere Irak'taki birçok küçük siyasi akımı da bünyesine katmaya ve Sadr Hareketi'nin Irak’ın siyasi denkleminde sahip olduğu geleneksel ittifakları yeniden kurmaya çalışacağını da sözlerine eklediler.

Irak’taki siyaset sahnesindeki gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilere göre Sadr Hareketi’nin geri dönüşüyle bugünden itibaren yaklaşan milletvekili seçimlerine kadar Irak siyaset sahnesinde dramatik bir değişim yaşanacak. Yeni oluşumla mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında açık ve beklenen bir yakınlaşma olmasını bekleyen gözlemciler için Sudani'nin Koordinasyon Çerçevesi ile arasındaki anlaşmazlıklar ve görüş ayrılıkları giderek artıyor. Aynı gözlemciler, Irak’ın en büyük siyasi partisi olan ve Koordinasyon Çerçevesi'nin politikalarına en çok karşı çıkan KDP ile yeni oluşum arasında da bir ittifak kurulmasını ve böylece ülkedeki siyasi çekişmenin yeni ittifakla Koordinasyon çerçevesi arasında yaşanmasını bekliyorlar.

Ulusal Şii Hareketi, Sadr Hareketi'ne sembolik olarak bağlı olacak ve Sadr'ın siyasi süreç ve ülkenin geleceğine ilişkin direktiflerine ve vizyonuna göre hareket edecek.

“Siyasi tekelin” sonu

Bir Kürt siyasi kaynak, Al Majalla’ya yaptığı açıklamada, Irak’ta siyasi bir gücün kendi iradesini ve gücünü diğer siyasi güçlere empoze edebilmesi, anayasayı ve yönetim sistemini kendi çıkarlarına göre yorumlayabilmesi, ancak eski rejimin sahip olduğu ve kullandığı askeri güce fiilen paralel bir yapı haline gelen Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu oluşturan siyasi güç iktidarı elinde tuttuğu için gerçekleşebildiğinden ve son dönemde bu çoğunluğa sahip güç ‘baskı mekanizmaları’ oluşturulduğundan eski Irak rejimi dönemine benzer bir durumun ortaya çıktığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre kaynak sözlerini şöyle sürdürdü:

Sadr Hareketi'nin milletvekillerinin istifasının ardından aslında 2021 seçimlerini kaybetmiş olan Koordinasyon Çerçevesi içindeki siyasi güçler, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirerek Irak'taki siyasi sistemi yeniden şekillendirdiler ya da bir başka deyişle birçok deneme yaptılar. IKBY ise bunun kurbanı oldu, Sünni siyasi güçler de IKBY kadar olmasa da kurban konumundaydı. Irak'taki yeni sistem, her ne kadar demokrasiyi temel dayanak olarak benimsemiş ve eski rejimden farklılaşmış olsa da aynı zamanda bir kurucu/uzlaşmacı siyasi sistem olarak ortaya çıkmıştır.

Aynı kaynak, açıklamasının devamında şunları söyledi:

Tüm detaylarıyla Irak Anayasası’nın yanı sıra tüm dönemler boyunca üç başkanlık (cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanı) makamına gelecek isimlerin seçildiği kurucu siyasi ilkeler ve devlet piramidinin tepesindeki egemen makamların dağılımı, kültürel, siyasi ve sembolik haklar, ülkedeki tüm sivil bileşenlerin ve bu bileşenlerin haklarının dikkate alınması ve aralarındaki uzlaşı ilişkisinin zayıflamasına izin vermeme esasına ve gerekliliğine dayanan bu temele dayanıyor. Koordinasyon Çerçevesi güçleri, Sadr Hareketi’nin siyasi denklemden çıkması nedeniyle bu temeli benimsenmedi. Sadr Hareketi’nin dışarıda kalması, Irak halkının üçte birini herhangi bir siyasi temsilden fiilen mahrum bırakılması ve siyasi alanın siyasi bir azınlığa terk edilmesi anlamına geliyordu. IKBY, her zaman ciddi siyasi krizlere neden olmuş ve bu krizlerden en çok IKBY etkilenmiştir.

Geleneksel sürecin çöküşü

“DEAŞ’a karşı mücadele” 2017 yılı sonlarında tamamlanmış, eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin görev süresi 2018 mayısında sona ermişti. Irak'taki iç siyasi denklem, İran yanlısı siyasi güçler ve İran’ın nüfuzundan uzak duran siyasi güçler olmak üzere siyasi bir ikili duruma dayanıyor. Bu güçler Irak’ın farklı hassasiyetlerine, bölgelerine ve sivil gruplarına göre dağılıyor. Kürt siyaset sahnesi ise her zaman İran'a ve İran yanlısı bölgesel akımlara yakın duran Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve karşında yer alan KDP olmak üzere alışılagelmiş bir ikileme dayanıyor. Bu durum, eski rejimin yıkılmasından sonra geçen yirmi yıl boyunca hiç değişmedi.

Irak, o dönemdeki bu siyasi bölünme nedeniyle iktidardaki merkez partilerin, merkezileşmelerine ve siyaset sahnesini tekelleştirmelerine karşı çıkan güçlere karşıt politikalarına dayanan çok çalkantılı bir siyasi dönem yaşadı. Ülke IKBY’de 2017 yılı sonlarında yapılan bağımsızlık referandumu ve Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) çatısı altındaki silahlı grupların Kerkük ilinin kontrolünü zorla ele geçirmeleri, seçilmiş Kürt valinin görevden alınması ve dönemin başbakanını onun yerine yeni bir vali ataması nedeniyle Erbil ile Bağdat arasında akıllardan çıkmayan bir gerilime tanık oldu.

Bu yüzden 2018 mayısında yapılan seçimlerde hiçbir siyasi güç tam bir zafer kazanamadı. Bu da siyasi sahnede istikrarsızlığa yol açan bir siyasi dengesizliğe sebep oldu. Öyle ki dönemin Başbakanı Adil Abdulmehdi, 2019 ekiminde başkent Bağdat'ta ve Irak'ın güney illerinde halk protestolarının patlak verinceye kadar Temsilciler Meclisi’nden güven oyu alamadı. Başkent Bağdat'ta ve Irak'ın güney vilayetlerinde patlak veren halk ayaklanması Başbakan Adil Abdulmehdi’nin görevden alınmasına yolunu açarken yerine 2020 mayısında dönemin istihbarat başkanı Mustafa Kazımi geldi.

Irak'taki iç siyasi denklem, İran yanlısı siyasi güçler ve İran’ın nüfuzundan uzak duran siyasi güçler olmak üzere siyasi bir ikili duruma dayanıyor.

Iraklı siyasi güçler hem kendi aralarında hem de sokağa inen halkla birlikte Kazımi’nin görev süresinin, 2021 ekiminde yapılacak bir sonraki milletvekili seçimlerine kadar olmak üzere geçici olduğunda ve söz konusu seçimlerin sonuçları iktidar ile ayaklanan toplumsal tabanlar arasında bir hakemlik olacak ve kazananların doğrudan yönetmesine izin verilecek şekilde olması gerektiğinde hemfikirdi.

Seçimler İran’a yakın Iraklı siyasi güçler için büyük bir hezimetle sonuçlandı. Sadr Hareketi, Temsilciler Meclisi’ndeki 325 sandalyenin 73'ünü kazanarak birinci parti oldu. Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Tekaddum (İlerleme) İttifakı 37 sandalye, KDP 31 sandalye ve bağımsızlar yaklaşık 20 sandalye alırken İran'a yakın Iraklı siyasi güçlerse sadece 50 sandalye kazandı.

cdf bgrt
Bağdat'ta Temsilciler Meclisi’ndeki bir oturuma katılan Iraklı milletvekilleri (AP)

Bu sonuçlara göre Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere üç ana sivil bileşenden Temsilciler Meclisi’nden en fazla sandalyeyi alan Sadr Hareketi, Tekaddum İttifakı ve KDP ‘Vatanı Kurtarmak’ adında üçlü bir siyasi ittifak oluşturdu. Böylece bir cumhurbaşkanı seçmeyi ve bir hükümet kurmayı hedefliyorlardı. Ancak İran yanlısı Iraklı siyasi güçler bunu yapmalarını engellerken halkı sokağa dökmekle tehdit edip toplumsal şiddet olayları yaşanabileceğini ima ettiler.

Aylar süren bu siyasi çekişme sonucunda işler sarpa sardı. Federal Yüksek Mahkeme’nin ittifakın adayı Hoşyar Zebari'nin adaylığını engelleyen kararı ve seçim için gerekli yeter sayının sağlanamaması nedeniyle üçlü ittifakın bir cumhurbaşkanı seçmesine izin verilmedi. Sadr Hareketi destekçilerinin haftalarca Temsilciler Meclisi’ni ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı kuşatıp bu binalara saldırmaya çalışmasının ardından 2022'nin ağustos ayı sonlarında silahlı çatışma patlak verdi ve onlarca kişi hayatını kaybetti. Bunun üzerine Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr siyasetten çekildiğini açıklarken destekçilerine oturma eylemini sonlandırmaları ve Sadr Hareketi’nin meclis bloğu Sadr Grubu milletvekillerine de istifa etmeleri çağrısında bulundu.

Ardından muhalif güçler, bir cumhurbaşkanı seçti ve yeni bir hükümet kurdular. Tam iki yıldır siyaset sahnesi, ülkedeki siyasi dengenin iki tarafından birinin tekelinde kaldı. Ancak Sadr Hareketi’nin siyaset sahnesine geri dönmesi nedeniyle bu sürecin sonuna gelindiği de anlaşılıyor.

Kürt dengesinin yeniden kurulması

Araştırmacı Murad Huşuy, Al Majalla’ya yaptığı değerlendirmede de söylediği gibi Sadr Hareketi'nin siyasi hayattan çekilmesiyle KYB, Irak siyaset sahnesindeki ağırlığını ve varlığını arttırmayı başardı. Koordinasyon Çerçevesi partileriyle olan güçlü ilişkileri nedeniyle KDP'nin Irak siyaset sahnesindeki payının büyük bir kısmını elinden aldı.

Huşuy, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:

Genel olarak IKBY’deki, özel olarak da bu iki ana parti arasındaki siyasi denge, kısmen Irak’ın makro çerçevesinde sağlanan dengeye dayanıyordu. Aynı şekilde 2005 yılında onları bir araya getiren stratejik anlaşmanın şartları da bu ayrıntıyı temel alıyordu. Ancak İran’a yakın Iraklı siyasi güçler, KDP ile olan geleneksel rekabetleri nedeniyle federal Irak yönetimindeki Kürtlere ayrılan kotalar için genel siyasi temsilinin KDP'ye kıyasla azalmasına ve KDP'nin koltuklarının yaklaşık yarısına sahip olmasına rağmen KYB'yi tercih etmeye başladılar.

Bu durumun IKBY içindeki siyasi sükunet ve denge üzerinde önemli bir etki yaratmadığını belirten Huşuy, “KYB ve KDP arasındaki siyasi hassasiyet 2022 yılından bu yana daha da kızıştı. IKBY’nin iktidar kurumlarının işlerini kolaylaştırmakta zayıfladılar. Öyle ki KYB lideri ve Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani aylardır hükümet toplantılarına katılmazken Federal Yüksek Mahkeme'nin kararı üzerine seçimleri boykot etme kararı alan KDP, merkezi kurumların KYB'yi desteklemek için IKBY içinde bile kendisine uyguladığı baskıyı hissetmeye başladı. Ancak tüm bu dengeler ve denklemler, Sadr Hareketi’nin siyaset sahnesine dönüşüyle yeniden düzenlenecek.



Zeydi, silahların kontrol altına alınması girişiminin başarısız olacağı uyarısında bulundu

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
TT

Zeydi, silahların kontrol altına alınması girişiminin başarısız olacağı uyarısında bulundu

Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)
Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katıldığı “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısından (Irak Haber Ajansı)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Şii “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerini, silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin belirlenen takvimlere uymamanın doğuracağı sonuçlar konusunda uyardı. Zeydi, “hükümet kabinesinin tamamlanması da dahil olmak üzere bütün dosyaların sonuçlandırılması ve böylece devletin egemenliği ile ülke ve bölgedeki güvenliğin istikrarının güçlendirilmesi” gerektiğini vurguladı.

Konuya yakın bir kaynak Şarku’l Avsat’a, “Zeydi ayrıca gruplarla müzakereler yürüten komitenin çalışmalarının desteklenmesi ve üzerinde mutabık kalınan takvim doğrultusunda silahların teslim edilmesine ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı. Zeydi, son Washington ziyaretinde ABD yönetimiyle görüştüğü başlıca konuları ve bu sürecin başarısız olması halinde Irak’ın karşı karşıya kalabileceği ekonomik, siyasi ve güvenlik sonuçlarını da ele aldı” dedi.

Öte yandan Zeydi, “Egemenlik Günü” etkinlikleri kapsamında Bağdat’taki “Tahrir Meydanı”nda düzenlenen askerî geçit sırasında Haşdi Şabi bünyesindeki bazı grupların ABD bayrağına yönelik eyleminin ayrıntılarını ortaya çıkarmak üzere bir soruşturma komisyonu kurulması talimatını verdi.


Yemen, devletin yeniden tesis edilmesi için operasyon başlattı; koalisyon destek veriyor

El-Alimi 
El-Alimi 
TT

Yemen, devletin yeniden tesis edilmesi için operasyon başlattı; koalisyon destek veriyor

El-Alimi 
El-Alimi 

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün İran’la müttefik olan Husilere karşı, cumhuriyet topraklarının geri kalanını yeniden ele geçirmek, devlet otoritesini ve kurumlarını ülkenin tamamında tesis etmek amacıyla askerî operasyonların başlatıldığını duyurdu.

Alimi’nin açıklamasından saatler sonra, “Meşru Hükümete Destek Koalisyonu” Komutanlığı, Yemen güçlerine tam operasyonel destek sağlanacağını ve “devlet ile kurumları yeniden tesis edilene, terörist Husi milislerinden kurtuluna ve deniz seyrüseferine yönelik tehdid sona erdirilene kadar” meşru hükümetin yanında olunacağını açıkladı.

Koalisyon güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki yaptığı açıklamada, “Terörist Husi milislerinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları... terörist Husi milislerinin saldırgan eylemlerini caydırmak amacıyla gerekli ve zorunlu tedbirlerin sürdürülmesini gerektiriyor. Bu tedbirler, Krallığın güvenlik ve egemenliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası güvenliği korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Alimi operasyonların, “görev tamamlanıncaya kadar” onaylanan planlar doğrultusunda sürdürüleceğini belirtirken, söz konusu açıklama, Husilerle gerilimi düşürme ve barış sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından hazırlık ve seferberlik aşamasından açık askerî harekât aşamasına resmî geçiş anlamına geliyor.

Alimi, Yemen halkına hitaben yaptığı konuşmada, silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri ve tüm askerî birliklere görevlerini yerine getirmeleri yönünde talimat verildiğini belirtti. Alimi, savaşın devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi amaçladığını, Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara, herhangi bir mezhep veya kabileye karşı yürütülmediğini vurguladı.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara askerî mevzilerden, askerî toplanma noktalarından ve ikmal yollarından uzak durmaları çağrısında bulunan Alimi, ailelerden çocuklarının çatışmalara sürüklenmesini engellemelerini istedi. Alimi ayrıca silah bırakarak Husiler safında savaşmayı bırakanlara yönelik güvenli dönüş ve ilan edilen af politikasına bağlı kalacaklarını yineledi.

Hükümet güçlerine ve direniş gruplarına yönelik mesajında Başkanlık Konseyi Başkanı, görevin “yalnızca toprakları geri almak değil, devleti de bu topraklara yeniden götürmek” olduğunu vurguladı. Alimi, sivillerin ve malların korunması ile hukuka uyulması çağrısında bulunarak intikam, misilleme veya masumlara yönelik saldırılara izin verilmeyeceğini belirtti.

Alimi’nin açıklaması, Taiz vilayetindeki çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Husiler, Taiz kentini güney kırsalı ve hükümetin kontrolündeki Lahic ve Aden gibi bölgelerle bağlayan yolları kesme amacıyla kentin güneybatısındaki kırsal kesimlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Çatışmalar nedeniyle Turba ile Taiz kenti arasındaki yolun ulaşıma kapandı. Bu gelişmenin, Taiz kentinin güney çevresi ve aralarında Aden’in de bulunduğu hükümet kontrolündeki bölgelerle bağlantısının kesilmesi riskini artırdığı belirtiliyor.


Lübnan içinde Hizbullah’ın hangi müttefikleri kaldı?

Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
TT

Lübnan içinde Hizbullah’ın hangi müttefikleri kaldı?

Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)
Hizbullah destekçileri, örgütün eski genel sekreterleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreninde (DPA)

Hizbullah’ın iki eski genel sekreteri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in öldürülmelerinin ikinci yıl dönümü, örgütün Lübnan içindeki karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koydu. Anma etkinliğinde, 2024 savaşından önce Hizbullah’ın müttefiki olan bazı isimlerin ilk kez yirmi yıl aradan sonra görülmemesi, örgütün ülkedeki müttefik ağını kaybettiğini gösterdi.

Suikastların üzerinden iki yıl geçerken, Hizbullah’ın durumunu yakından takip edenlere göre örgüt yalnızca kapasitesini yeniden inşa etme ve saflarını toparlama sorunuyla karşı karşıya değil; aynı zamanda yıllar içinde oluşturduğu ittifak ağının da aşınmasıyla mücadele ediyor. Bazı siyasi güçlerin, ülke içindeki ve bölgedeki güç dengelerinin değişmesi karşısında Hizbullah’la ilişkilerini sürdürmenin faydasını yeniden değerlendirdiği görülüyor.

Hasan Nasrallah’ın oğlu Muhammed Mehdi, babasının öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anma töreninde iki davetlinin arasında, Beyrut’un güney banliyölerinde (Reuters)
Hasan Nasrallah’ın oğlu Muhammed Mehdi, babasının öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anma töreninde iki davetlinin arasında, Beyrut’un güney banliyölerinde (Reuters)

Nasrallah’ın anma töreninde eski müttefiklerinden öne çıkan isimler arasında yalnızca, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın seçilmesinden önce Hizbullah’ın cumhurbaşkanı adayı olan Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye yer aldı. Törende ayrıca Hizbullah’ın Şii siyasi “ikilisi”ndeki ortağı Emel Hareketi’ni temsil eden liderler de hazır bulundu.

Siyasi destek ağı çözülüyor

Hizbullah, 2006 yılında Özgür Yurtsever Hareket ile mutabakat belgesini imzalamasından itibaren Lübnan’daki çok sayıda mezhep ve siyasi çevreye uzanan geniş bir ittifak ağı kurmayı başarmıştı. Örgütün muhaliflerine göre bu ağ, Hizbullah’a silahlarını elinde tutması ve nüfuzunu artırması için “siyasi örtü” sağladı ve zamanla devlet kurumlarının yanında paralel bir yapı oluşturmasına imkân verdi.

Ancak bu ağ, “Gazze’ye destek savaşı”nın ardından Hizbullah’ın askeri gücünde yaşanan büyük gerileme ve Lübnan’daki konumunun değişmesiyle birlikte aşamalı olarak çözülmeye başladı. Bunun en belirgin göstergelerinden biri, başta Hristiyan siyasi sahnesindeki Özgür Yurtsever Hareket olmak üzere önemli müttefiklerin Hizbullah’tan uzaklaşması ve Sünni ve Dürzi çevrelerdeki müttefiklerinin etkisinin azalması oldu.

Müttefiklerin Hizbullah’tan uzaklaşması yalnızca savaş sonrasında değişen güç dengeleriyle açıklanmıyor. Hizbullah’a yakın olmanın beraberinde getirdiği siyasi ve mali riskler de etkili. ABD’nin Hizbullah’la bağlantılı olduğu veya örgüte destek sağladığı gerekçesiyle bazı kişi ve kuruluşlara uyguladığı yaptırımların yanı sıra, yaptırım listesinin başka siyasi müttefikleri ve isimleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceği yönündeki tehditler, bazı müttefikleri hesaplarını yeniden yapmaya itti. Böylece Hizbullah’la ilişki, bazıları açısından siyasi nüfuz kaynağından yaptırım ve maliyet riskine dönüşmeye başladı.

Çıkar temelli ittifaklar

Beyrut Amerikan Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Hilal Haşan’a göre Hizbullah’ın siyasi hayata girmesinden itibaren oluşturmaya çalıştığı “mezhepler üstü ağ” esasen “sınırlı” bir niteliğe sahipti. Haşan, örgütün uzun süre askeri gücünü geniş siyasi nüfuz oluşturmak için kullandığını ve kendisini İsrail karşısında denge kurabilecek bir güç olarak sunduğunu belirtiyor.

 Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında sloganlar atıyor (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında sloganlar atıyor (DPA)

Haşan’a göre Hizbullah yıllar boyunca, bazı parti ve güçlere siyasi koruma sağlarken, karşılığında kendi politikaları ve silahları için siyasi destek elde etti. Bu nedenle birçok ittifak, kalıcı siyasi veya ideolojik ortaklıklardan ziyade çıkar ve karşılıklı menfaat ilişkilerine yakındı.

Haşan, örgütün bu ilişkileri yönetmesini sağlayan güç dengesinin bozulmasının, eski ittifak ağını yeniden kurmasını son derece zorlaştıracağını düşünüyor. Ona göre, geçmişte Hizbullah’la ittifaktan siyasi kazanım ve koruma elde edeceğini düşünen güçler artık farklı bir tabloyla karşı karşıya. Haşan, önümüzdeki dönemde Şii toplumunun siyasi liderliğinin yeni yüzler aracılığıyla Emel Hareketi’ne geçebileceğini öngörüyor.

Uzaklaşmanın artması bekleniyor

Siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin genel yayın yönetmeni Ali el-Emin ise Hizbullah’ın uzun yıllar boyunca müttefikleri ve siyasi himaye ilişkileri açısından bir çekim merkezi olduğunu, ancak “Gazze’ye destek savaşının” başlamasından üç yıl sonra artık aynı konumda bulunmadığını belirtiyor.

El-Emin, örgütün bugün müttefiklerden yoksun olduğunu ve hem içeride hem dışarıda baskıyla karşı karşıya bulunduğunu belirtiyor. El-Emin’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya  göre bu durum, eski genel sekreterleri Nasrallah ve Safiyuddin’in ölüm yıl dönümündeki törende açık biçimde görüldü; geçmişte ön sıralarda yer almak için birbirleriyle yarışan isimlerin büyük çoğunluğu bu kez etkinlikte yoktu.

El-Emin, Hizbullah’a yönelik bu uzaklaşmanın artabileceğini düşünüyor. Silah meselesinin ise örgütün rolü ve Lübnan’daki konumuyla bağlantılı ayrı bir konu olduğunu belirten el-Emin, Hizbullah’ın yaşadığı gelişmelere rağmen İran’daki dini liderliğin belirlediği hesaplara bağlı bir yapı olarak hareket etmeyi sürdürdüğünü ifade ediyor.

Çağrı cihazı patlamalarında yaralanan bir Hizbullah mensubu, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafının bulunduğu telefonu, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında taşıyor (AFP)
Çağrı cihazı patlamalarında yaralanan bir Hizbullah mensubu, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafının bulunduğu telefonu, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümü anmasında taşıyor (AFP)

El-Emin’e göre mevcut siyasi ve güvenlik koşullarında ve Hizbullah’ın yeni gerçeklikle örtüşmeyen söylemini sürdürmesi halinde, örgütün kendi tabanı dışında destek bulması zorlaşacak. Bazı siyasi çevrelere gerçekleştirdiği ziyaretlerin de eski ittifaklarını veya siyasi dostluklarını yeniden tesis ettiğini gösterecek bir sonuç doğurmadığını belirten el-Emin, bunun örgütün devlet merkezli bir zeminde yeniden yapılanmasını daha da güçleştirdiğini kaydetti.

El-Emin, mevcut koşullar altında Hizbullah’ın çatlayan ittifaklarını onarmasının kolay görünmediğini; aksine bu ittifakların daha da zayıflaması ve dağılması riskinin bulunduğunu belirtti.