Tunus, Cezayir ve Libya arasındaki üçlü zirvenin sınırları ve beklentileri neler?

Zirve, Ras Cedir Sınır Kapısı’nın kapalı kalmaya devam ettiği ve Mağrip Arap Birliği’nin çalışma mekanizmalarının 1990'lı yıllardan beri işlevini neredeyse tamamen yitirdiği bir dönemde gerçekleşti

Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
TT

Tunus, Cezayir ve Libya arasındaki üçlü zirvenin sınırları ve beklentileri neler?

Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)

Hammadi Ma’mari

Cezayir, Fas, Moritanya, Tunus ve Libya olmak üzere beş ülkeden oluşan Mağrip Arap Birliği’nin (MAB) çalışmaları durma noktasına gelirken Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi üçlü bir istişare toplantısına davet etti. Peki bu toplantının amacı ne? Amaç Arap Mağrip Birliği'nin ‘ölüm ilanı’ olabilir mi?

Mağrip Arap Birliği’ndeki çıkmaz devam ederken Tunus, 22 Nisan 2024 Pazartesi günü Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi bir araya getiren üçlü bir istişare toplantısına ev sahipliği yaptı.

Birleştirici tutumlar

İlk istişare toplantısının nihai bildirisi, Tunus Dışişleri, Göç ve Yurtdışındaki Tunuslular Bakanı Nebil Ammar tarafından okundu. Bildiriye göre Tunus, Cezayir ve Libya liderleri ‘ortak sınırların güvenliğini, düzensiz göçün ve organize suçların yol açtığı tehlikelerden ve sonuçlarından korumaya yönelik çabaları birleştirmek ve koordine etmek üzere ortak görev güçleri oluşturma’ konusunda anlaştılar.

Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahalenin tamamen reddedildiğinin vurgulandığı bildiride, İsrail güçleri tarafından Filistin halkına karşı işlenen suçlar kınandı ve Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletler’e (BM) tam üyeliğine tam destek verildi.

Zirveye katılan taraflar, tahıl ve yem üretimi, deniz suyunun tuzdan arındırılması, öncelikli alanlarda ve sektörlerdeki diğer projeler gibi büyük ortak projelerin ve yatırımların oluşturulması için gerekli mekanizmaları formüle etmek üzere ortak bir çalışma grubu kurulmasını kararlaştırdılar.

Said, Tebbun ve Menfi; Tunus, Libya ve Cezayir arasındaki elektrik bağlantısı projesinin derhal hayata geçirilmesi, üç ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, aralarındaki ticareti engelleyen güçlüklerin aşılması, üç ülkenin de halklarının bu ülkeleri ziyaretleri sırasında uygulanan prosedürlerin azaltılması ve aralarında serbest ticaret bölgeleri kurulması konularında mutabakata vardılar.

Zirve sonunda, bir sonraki istişare toplantısına hazırlık olarak Said, Tebbun ve Menfi’nin üzerinde uzlaştıkları konulardaki ilerlemeyi takip etmek üzere ‘temas noktaları oluşturulmasına’ karar verildi.

ty5hj
Düzensiz göçe karşı çabaların birleştirilmesi, iş birliğinin geliştirilmesi ve üç ülke arasında ticareti engelleyen zorlukların üstesinden gelinmesinde anlaşmaya varıldı (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)

Zirve, MAB çalışma mekanizmalarının 1990'lı yıllardan beri işlevini neredeyse tamamen yitirdiği, Cezayir-Fas ilişkilerinin gerildiği, Tunus ve Fas arasındaki ilişkilerin donduğu bir dönemde Moritanya'nın katılımı olmadan gerçekleşti

Üçlü zirve ayrıca, Tunus ve Libya arasındaki ticaret faaliyetleri için hayati bir arter olan Ras Cedir Sınır Kapısı’nın bir aydır kapalı olduğu ve Sahra altı Afrika ülkelerinden binlerce göçmenin Cezayir sınırından Tunus'a akın ettiği bir dönemde gerçekleşti.

Peki üçlü zirve, MAB’ın tabutuna son çiviyi mi çaktı? Zirve, bölgede yeni bir üçlü ittifakın doğuşunun ilanı mı idi?

Yeni bir oluşum

Tunus Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Muntasır Şerif, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

Zirve, Libya’nın, Rusya ve ABD’nin askeri nüfuz mücadelesiyle birlikte çalkantılı bir dönemden geçtiği, Cezayir’in ise batı sınırındaki komşusu Fas ve güneydeki komşuları Mali ve Nijer ile çeşitli güvenlik sorunları yaşadığı çeşitli jeopolitik zorluklar ortamında gerçekleşti.

Zirvenin sonuçlarının, bölge halklarına fayda sağlayacak önemli potansiyellere sahip olmasından dolayı üç ülke arasında ekonomik ortaklığın önünü açmasını bekleyen Prof. Şerif, zirveyi, çalışma mekanizmaları on yıllardır çalışmaz halde olan MAB’ın yerini alacak yeni bir blok oluşturma girişimi olarak nitelendirdi. MAB’ın diğer kurucu ülkelerinin (Fas ve Moritanya) zirveyi kendilerine karşı bir hamle olarak görebilecekleri uyarısında bulunan Prof. Şerif, Tunus hükümetini üçlü zirvenin hedefleri konusunda yanlış anlaşılmaları önlemeye ve Tunus'un ortaklarına zirvenin kimseyi hedef almadığına dair güvence veren mesaj göndermeye çağırdı.

Tunus-Cezayir ilişkilerinin, iki ülke arasındaki stratejik bağlara rağmen, özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen ve Cezayir sınırından Tunus'a giren yasadışı göçmen akınının devam etmesi nedeniyle nispeten gergin olduğuna dikkati çeken Prof. Şerif, bu konuda varılan anlaşma ve çabaların birleştirilmesi kararının ‘önemli bir adım’ olduğunu söyledi. Cezayir'e ‘yasadışı göçmen akışının kontrol altına alınması için Tunus ile olan sınırlarındaki güvenlik önlemlerini sıkılaştırması’ çağrısında bulunan Şerif, düzensiz göçmen akışının devam etmesini ‘krizin Cezayir'den Tunus'a ihraç edilmesi’ olarak nitelendirdi.

ABD ve Rusya’nın Libya'daki nüfuzu

Öte yandan Libyalı yazar ve siyasi analist İzzettin Akil, yaptığı özel açıklamada, ekonomik sorunların yanı sıra başta ABD ve Rusya olmak üzere uluslararası güçlerin Libya topraklarındaki çekişmesinin, üç ülkeyi tehdit eden güvenlik riskler oluşturduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Tunus, Cezayir ve Libya arasında çabaların birleştirilmesinin ‘önemli’ olduğunu vurgulayan Akil, bu üç ülkenin bir dereceye kadar birbirleriyle koordinasyon içinde olmak ve bazı bölgesel konularda ortak tutum sergilemek istediklerini belirtti.

Libya'daki son durumun komşuları Tunus ve Cezayir için bir güvenlik endişesi oluşturduğunu belirten Akil, “Tunus ve Cezayir, bölgede uluslararası taraflar arasındaki çatışmada Libya’daki durumun nasıl sonuçlanacağını bilmek istiyorlar. Tunus ve Cezayir'in Libya yerine ABD’nin komşuları haline gelmesi, Libya'nın güvenlik ve stratejik geleceği hakkında daha fazla istişare ve tartışma yapılmasını gerektiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Libyalı siyasi analiste göre Libya’ya dayanarak, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını dikkate almayan her hamle, ABD tarafından engellenecek ve boşa çıkarılacak.

Tunus, Libya ve Cezayir’in, Fas ve Moritanya'dan daha fazla tehditle karşı karşıya olduklarını düşünen Akil, özellikle Rusya ve ABD’nin Libya'daki hamleleriyle birlikte söz konusu tehditlerle mücadele edebilmek için aralarında daha fazla istişarede bulunmaları ve birbirleriyle daha fazla yakınlaşmaları çağrısında bulundu.

“İsmiyle müsemma değil”

MAB başarısızlığıyla karşı karşıya kalan Cezayir, Tunus ve Libya, çeşitli sorunlara karşı sergilenecek tutumların belirlenmesini sağlayacak istişare ve koordinasyon için alternatif mekanizmalar arayışındalar.

Diğer taraftan Cezayirli gazeteci ve siyasi analist Nasreddin Bin Hadid yaptığı özel açıklamada, MAB çatısı altında toplanılamamasının, Cezayir, Tunus ve Libya'yı, karşı karşıya oldukları güvenlik sorunları nedeniyle ve her ülkenin diğerini desteklemesi gerektiğinden üçlü zirveler düzenlemeye ittiği değerlendirmesinde bulundu. Tunus ve Cezayir arasında ekonomi alanında entegrasyon olduğuna dikkati çeken Bin Hadid, “Libya, gergin ve istikrarsız olan topraklarındaki güvenlik ve siyasi durumun kırılganlığı çerçevesinde bu üçlü içerisinde bir istisna oluşturuyor” dedi.

MAB’ın ‘ismiyle müsemma olan bir oluşum’ olarak tanımlayan Bin Hadid, MAB’ın mekanizmalarının çökmesi ve onlarca yıldır toplanmamış olması nedeniyle Cezayir, Tunus ve Libya’nın üçlü bir zirve düzenlemelerini MAB’ı atlamak istemelerinden değil, bireysel bir iradeden kaynaklandığını vurguladı.

Düzensiz göçü, bölgedeki tüm ülkeleri etkileyen ‘bir virüs’ olarak nitelendiren Bin Hadid, Cezayir'in de Sahra altı Afrika'dan gelen binlerce göçmenin akınına uğradığını ve bu durumdan rahatsız olduğunu belirtti. Bin Hadid, yasadışı göç sorununun, Avrupa Birliği (AB) ile güvenlik yaklaşımını kırmak ve kalkınma için gerekli araçları sağlayarak göçmenleri ülkelerinde tutmak için iş birliği yaparak ekonomik kalkınma yaklaşımı aracılığıyla ele alınması çağrısında bulundu.

Üçlü zirvenin her üç ayda bir yapılması kararı

Said, Tebbun ve Menfi geçtiğimiz mart ayı başlarında Cezayir'de düzenlenecek bir enerji zirvesi öncesinde, ilki ramazan ayından sonra Tunus'ta olmak üzere her üç ayda bir üçlü zirve düzenlenmesi konusunda anlaşmıştı.

Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre üç ülkenin liderleri zirve sırasında, Mağrip bölgesindeki mevcut durumu ve üç ülkenin halklarının yararına olacak şekilde ekonomi ve güvenlik alanlarındaki zorlukların aşılması için çabaların birleştirilmesi ve yoğunlaştırılması ihtiyacını’ ele aldılar.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, zirvenin yapılması konusunda mutabakata varıldığı dönemde girişimi savunmuş ve ‘MAB hiçbir şey yapmazken’ bununla ‘bir boşluğun doldurulmasının’ amaçlandığını söylemişti.

Öte yandan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, bu ayın başlarında düzenlediği basın toplantısında, üçlü zirveyle herhangi bir tarafa karşı herhangi bir hamlenin hedeflenmediğini, kapılarının bölge ülkelerine ve batıdaki komşu ülkelere (Fas'a) açık olduğunu ifade etti.

"Yeni Bir Gerçeklik"

Bu arada bazı gözlemciler, Tunus, Cezayir ve Libya’nın yer aldığı üçlü ittifakın, Fas ve Moritanya'nın dışarıda bırakılması ve izole edilmesinin yanı sıra, MAB’ın ‘fişinin çekilmesi’ ve bölgenin yeni bir siyasi ve ekonomik gerçeklikle tanışması anlamına geldiğini değerlendiriyor. Aynı gözlemcilere göre eğer Mağrip ülkeleri arasındaki siyasi anlaşmazlıkları gidermek ve bölgede ekonomik ve stratejik entegrasyon sağlansaydı bu mümkün olabilirdi.

Siyasi konularda uzman bir gazeteci olan Muhammed Salih el-Ubeydi, MAB’ın uzun geçmişe sahip bir kurum olduğunu belirterek, “MAB, uzun süredir var olan bir kurum, ancak bölgedeki yeni siyasi gerçekler ve Cezayir-Fas ilişkilerindeki gerginliğin yanı sıra Tunus ile Fas arasındaki soğuk ilişki, 35 yıllık bölgesel bir ekonomik blok olarak önemine rağmen MAB’ı zayıflattı” değerlendirmesinde bulundu.

Fas'ın Marakeş kentinde 17 Şubat 1989 tarihinde ilan edilen MAB’ın kuruluşunun 35’inci yıldönümünde, Fas ve Moritanya meclis başkanları bir açıklama yayınladılar. Rabat ve Nuakşot'un MAB’a olan bağlılıklarını teyit ettikleri açıklamada, Mağrip ülkeleri arasındaki entegrasyonun alternatifsiz bir seçenek olduğunu vurguladılar.

MAB’ın son zirvesi 1994 yılında Tunus'ta gerçekleşti. Toplam 120 milyonluk nüfusa ve 6 milyon kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip olan MAB üyesi ülkeler (Tunus, Libya, Cezayir, Fas ve Moritanya), Arap dünyasının yüzde 40'ını oluşturuyorlar.



Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.


Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki hastalar ve yaralılar, İsrail makamlarının Refah Kara Sınır Kapısı’nı yeniden kapatmasının ardından son derece ağır ve zor koşullarla karşı karşıya kaldı. Ateşkes anlaşması kapsamında kısa süreliğine kısmen açılan kapı, daha önce uzun süre kapalı tutulmuş ve on binlerce kişinin tedavi için Gazze’den çıkmasına engel olmuştu.

Refah Sınır Kapısı’nın geçen yıl şubat ayı başında yeniden açılması, hastalar ve yaralılar için tedavi amacıyla Gazze’den çıkma konusunda umut yaratmıştı. Ancak İsrail’in çıkış yapmasına izin verdiği kişi sayısına sınırlama getirmesi durumu daha da karmaşık hale getirdi. Geçtiğimiz ayın 28’inde İran’a yönelik savaşın başlamasıyla kapının yeniden kapatılması ise bu umutları tamamen kararttı.

fvvfe
Yeniden kapatılmadan önce Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı önünde bekleyen Mısır ambulansları. (Reuters)

Nadir görülen “Sanfilippo sendromu” hastalığından muzdarip 12 yaşındaki Esma eş-Şaviş, annesinin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre yıllardır ölüm riskiyle karşı karşıya bulunuyor ve son dönemde sağlık durumu kritik biçimde kötüleşmiş durumda.

Anne, kızının 2023 yılında – savaşın başlamasından kısa süre önce – yurt dışında tedavi için tıbbi sevk aldığını, ancak savaşın patlak vermesi nedeniyle Gazze’den çıkamadığını söyledi. O günden bu yana küçük kızın sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğini belirtti.

dfvf
Yaralı bir kız çocuğu, yeniden kapatılmadan önce Refah Sınır Kapısı üzerinden taşınıyor. (Mısır Kızılayı)

Annesi, kızının artık su içme yetisini kaybettiğini, beyin küçülmesi, karaciğer ve dalak büyümesi yaşadığını ve sürekli nöbet geçirdiğini belirtti. Çocuğun hayatta kalabilmesi için hastanelerde her gün tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade eden anne, durumunun hızla kötüleştiğini vurguladı.

Anne sözlerini şöyle sürdürdü:

“Refah Kapısı açıldığında yeniden seyahat edebileceğimiz ve tedaviye ulaşabileceğimiz konusunda biraz umutlanmıştık. Ancak bizim gibi bekleyen çok sayıda hasta ve yaralı olduğu için çıkışımız gecikti. Sonra işgal güçleri kapıyı yeniden kapattı ve bizi tekrar kaderimizle baş başa bıraktı. Çocuğumu bu halde gördükçe içim parçalanıyor. Son nefeslerini alıyor gibi… Her an ölebilir.”

20 bin hasta

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Gazze’de 20 binden fazla hasta ve yaralı, acil olarak yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyuyor. Sınır kapısının yeniden düzenli biçimde açılmasını bekleyen bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin sayısının arttığı bildiriliyor.

sfrgty
Böbrek yetmezliği yaşayan bir Filistinli kadın, Gazze’nin merkezindeki bir hastanede diyaliz tedavisi görüyor. (Reuters)

Bakanlık, Gazze’deki hastanelerin bu hastaların hayatını kurtarabilecek tıbbi imkânlara sahip olmadığını ve İsrail ablukasının yarattığı ağır koşullar nedeniyle bazı ilaçların tamamen tükendiğini, bazılarının ise tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.

Hükümet Medya Ofisi’nin verilerine göre Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açık kaldığı süre boyunca toplam 1148 kişi giriş-çıkış yapabildi. Oysa ateşkes anlaşmasına göre 3 bin 400 kişinin seyahat etmesi planlanıyordu. Bu da anlaşmanın yaklaşık yüzde 33’ünün uygulanabildiğini gösteriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a bağlı hükümet kaynakları ise Refah Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin herhangi bir vaat bulunmadığını, hatta kısmi bir açılış ihtimalinin bile gündemde olmadığını söyledi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Refah Kapısı’nın “asılsız güvenlik gerekçeleri ve yalanlar” öne sürülerek kapalı tutulmasının ateşkes anlaşmasının açık ve ciddi bir ihlali olduğunu belirtti. Kasım, bunun özellikle Mısır başta olmak üzere arabuluculara verilen taahhütlerden geri adım anlamına geldiğini ve Gazze’ye uygulanan kuşatmanın daha da sıkılaştırılması çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumun on binlerce yaralının seyahat ederek tedavi görmesini engellediğini söyledi.

Sahada gerilim sürüyor

Sahadaki gelişmelerde ise İsrail saldırıları devam ederek fazla Filistinlinin ölümüne neden oluyor. İsrail ordusu salı günü yaptığı açıklamada 6 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. Bunlardan üçünün Gazze’nin kuzeyinde “sarı hattı” geçtikleri iddiasıyla vurulduğu, diğer üçünün ise Refah’taki tünellerde bulunan Hamas mensupları olduğu ileri sürüldü.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Filistinli ölü sayısı 656’nın üzerine çıktı. Bunların en az 20’si, İran’la savaşın başlamasından sonra hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı ise 72 bin 134’e ulaştı.

tyn
Filistinliler, Gazze kentine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından hayatını kaybeden bir kişinin cenazesini taşıyor. (AFP)

İsrail güçleri, Gazze’de “sarı hattın” her iki tarafında da hava ve topçu saldırıları ile ateş açma eylemlerini sürdürdü. Aynı zamanda ikinci gün üst üste, Han Yunus’un doğusunda özellikle Salahaddin Caddesi’ne yaklaşık 20 metre mesafedeki bölgelerde kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı görüldü.

Bir savaş uçağı, İsrail’in tahliye emri verdiği ve sakinleri tarafından boşaltılan Kuzey Han Yunus’taki bir evi bombaladı. Ayrıca Gazze kentinin güneybatısında, yerinden edilmiş sivillerin çadırlarının yakınındaki boş bir arazide bulunan cep telefonu şarj noktası ve internet hizmeti veren bir alan da hedef alındı.


Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)

Suriye İçişleri Bakanlığı, yaklaşık iki hafta önce Bakanlık tarafından Seraya el-Cevad olarak bilinen örgütün en önemli merkezlerinden birinin hedef alındığının duyurulmasının ardından, dün operasyona ilişkin görüntülü bir rapor yayımladı. Raporda, örgütün sahil bölgesinde ikmal hatları kurduğu, bir operasyon odası oluşturduğu ve devrik rejime bağlı eski milis liderlerinden mali destek aldığı yönündeki itiraflara yer verildi. Bu destekle Suriye İç Güvenlik Güçleri’ne yönelik saldırıların planlandığı belirtildi.

Görüntülü raporda, Lazkiye vilayetine bağlı Ceble kırsalındaki Beyt Aluni ve Besniya bölgelerinde 23 Şubat’ta İç Güvenlik Güçleri tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlardan görüntüler yer aldı.

Bakanlığa göre operasyon, birkaç gün süren hassas bir istihbarat takibinin ardından Seraya el-Cevad milis grubunun en önemli merkezlerinden birini hedef aldı. Operasyonda sahil bölgesindeki grubun lideri olduğu belirtilen Beşşar Abdullah Ebu Rukiyye ile birlikte iki üst düzey üye öldürüldü, 6 kişi ise gözaltına alındı. Milis gruba ait silah ve patlayıcı deposunun tamamen imha edildiği operasyonda, özel görev kuvvetlerinden bir güvenlik görevlisi hayatını kaybederken bir başka görevli hafif yaralandı.

Bakanlığın yayımladığı görüntülü raporda yer alan itiraflara göre gözaltına alınan kişiler, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırılara katıldıklarını kabul etti. Şüphelilerden biri, genel güvenlik devriyesine saldırdığını ve çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisini öldürdüğünü itiraf etti.

İfadelerde ayrıca, bir operasyon odası kurulduğu belirtildi. İtiraflara göre Seraya el-Cevad milisleri, iş insanı kardeşler Eymen Cabir ve Muhammed Cabir’den mali destek aldı; lojistik ikmalin ise Lübnan üzerinden sağlandığı ifade edildi.

dsvfe
Seraya el-Cevad’ın finansörü iş adamı Muhammed Cabir’in sağ kolu Albay Muhammed Nedim eş-Şab (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye’de devrik rejime yakın isimlerden biri olarak bilinen Muhammed Cabir’in daha önce bir televizyon röportajında, 6 Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırıyı yönettiğini kabul ettiği belirtildi. Öte yandan El Cezire televizyonunda yayımlanan ‘el-Müteharri’ programının elde ettiği belge ve ses kayıtlarının, devrik rejimin önde gelen bazı isimlerinin yeni silahlı gruplar kurarak Suriye İç Güvenlik Güçleri ve orduya yönelik saldırılar planladığını ortaya koyduğu aktarıldı. Suriye İçişleri Bakanlığı’nın ise söz konusu grupların üyelerini takip ettiği ve faaliyetlerini engellemeye çalıştığı ifade edildi.

sdfrg
Dördüncü Tümen Komutanı Gıyas Süleyman Dalla (Sosyal medya)

Seraya el-Cevad adlı silahlı grubun, Lazkiye, Ceble ve Tartus’u kapsayan Suriye sahil bölgesinde faaliyet gösterdiği belirtiliyor. Örgüt ilk olarak Ağustos 2025’te sosyal medyada yayılan ve Ceble kırsalında İç Güvenlik Güçleri’ne ait bir aracın bombalanmasını gösteren video ile gündeme geldi.

Eylül 2025’te askeri faaliyetlerine resmen başladığını duyuran örgüt, 9 Kasım 2025’te yayımladığı bir videoda Baniyas karakolunu hedef alan ve 27 Ekim 2025’te gerçekleştirildiği belirtilen saldırının görüntülerini paylaştı. Bunu, Ceble Köprüsü’nde güvenlik araçlarını hedef alan başka saldırıların izlediği bildirildi.

sdvfv
Suriye ordusunun 25. Tümeni’nin eski komutanı Süheyl el-Hasan, 21 Mart 2021’de Rus güçleriyle birlikte (Rus medyası)

Söz konusu örgütte, eski rejim güçlerinde görev yapan ve ‘Kaplan’ lakabıyla bilinen Süheyl el-Hasan ile bağlantılı bazı isimlerin de öne çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ‘Sahil Kalkanı Tugayı’ olarak adlandırılan grubun lideri Mikdad Fatiha ile bağlantılı kişiler de örgüt içinde yer alıyor. Fatiha’nın, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde meydana gelen patlama olaylarına karışmakla suçlandığı ve yeni Suriye yönetimine karşı bölgede ortaya çıkan en sert silahlı gruplardan birini yönettiği ifade ediliyor.

Sahil Kalkanı Tugayı, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin hemen ardından sahil bölgesinde ortaya çıkan ilk silahlı grup olarak kaydedildi. Bunu daha sonra üç farklı grup izledi: Seraya el-Cevad, Suriye’yi Kurtarma Askeri Konseyi ve en-Nuhbe Kuvvetleri.

Daha önce yayımladığı bir açıklamada Seraya el-Cevad, Alevi toplumunun dini referansı olarak Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazal Gazal’ı gösterdiğini duyurdu. Gazal’ın, Aleviler için federal bir yapı kurulması çağrısında bulunduğu da belirtildi.

cxd vdf
Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya, geçtiğimiz cumartesi günü Suriye’nin Tartus vilayetinin güvenliğini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamak suçundan suçlu bulunarak tutuklandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı Tartus birimi, 7 Mart’ta Terörle Mücadele Şubesi ile koordinasyon içinde düzenlediği operasyonda Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya isimli üç kişiyi gözaltına aldı. Yetkililer, söz konusu kişilerin vilayetin güvenliğini ve vatandaşların emniyetini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamakla suçlandığını açıkladı.

Operasyonun, ‘Ali’ olarak anılan şüphelinin devrik rejim kalıntılarıyla bağlantılı bir terör hücresine liderlik ettiğini ortaya koyan hassas istihbarat bilgilerine dayanarak gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililere göre şüpheli, komşu ülkelerden birinde patlayıcı düzenekler ve patlayıcı maddelerin hazırlanmasına yönelik eğitim aldıktan sonra sabotaj planlarını hayata geçirmek amacıyla yeniden Tartus’a sızdı. Operasyon sırasında ele geçirilen materyallere usulüne uygun şekilde el konulduğu, gözaltına alınan kişilerin ise soruşturmanın tamamlanması için Terörle Mücadele birimine sevk edildiği bildirildi.