Tunus, Cezayir ve Libya arasındaki üçlü zirvenin sınırları ve beklentileri neler?

Zirve, Ras Cedir Sınır Kapısı’nın kapalı kalmaya devam ettiği ve Mağrip Arap Birliği’nin çalışma mekanizmalarının 1990'lı yıllardan beri işlevini neredeyse tamamen yitirdiği bir dönemde gerçekleşti

Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
TT

Tunus, Cezayir ve Libya arasındaki üçlü zirvenin sınırları ve beklentileri neler?

Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)
Zirveden çıkan nihai bildiride, Tunus, Libya ve Cezayir arasında elektrik bağlantısı projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili bir anlaşmaya da yer verildi (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)

Hammadi Ma’mari

Cezayir, Fas, Moritanya, Tunus ve Libya olmak üzere beş ülkeden oluşan Mağrip Arap Birliği’nin (MAB) çalışmaları durma noktasına gelirken Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi üçlü bir istişare toplantısına davet etti. Peki bu toplantının amacı ne? Amaç Arap Mağrip Birliği'nin ‘ölüm ilanı’ olabilir mi?

Mağrip Arap Birliği’ndeki çıkmaz devam ederken Tunus, 22 Nisan 2024 Pazartesi günü Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi bir araya getiren üçlü bir istişare toplantısına ev sahipliği yaptı.

Birleştirici tutumlar

İlk istişare toplantısının nihai bildirisi, Tunus Dışişleri, Göç ve Yurtdışındaki Tunuslular Bakanı Nebil Ammar tarafından okundu. Bildiriye göre Tunus, Cezayir ve Libya liderleri ‘ortak sınırların güvenliğini, düzensiz göçün ve organize suçların yol açtığı tehlikelerden ve sonuçlarından korumaya yönelik çabaları birleştirmek ve koordine etmek üzere ortak görev güçleri oluşturma’ konusunda anlaştılar.

Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahalenin tamamen reddedildiğinin vurgulandığı bildiride, İsrail güçleri tarafından Filistin halkına karşı işlenen suçlar kınandı ve Filistin Devleti'nin Birleşmiş Milletler’e (BM) tam üyeliğine tam destek verildi.

Zirveye katılan taraflar, tahıl ve yem üretimi, deniz suyunun tuzdan arındırılması, öncelikli alanlarda ve sektörlerdeki diğer projeler gibi büyük ortak projelerin ve yatırımların oluşturulması için gerekli mekanizmaları formüle etmek üzere ortak bir çalışma grubu kurulmasını kararlaştırdılar.

Said, Tebbun ve Menfi; Tunus, Libya ve Cezayir arasındaki elektrik bağlantısı projesinin derhal hayata geçirilmesi, üç ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, aralarındaki ticareti engelleyen güçlüklerin aşılması, üç ülkenin de halklarının bu ülkeleri ziyaretleri sırasında uygulanan prosedürlerin azaltılması ve aralarında serbest ticaret bölgeleri kurulması konularında mutabakata vardılar.

Zirve sonunda, bir sonraki istişare toplantısına hazırlık olarak Said, Tebbun ve Menfi’nin üzerinde uzlaştıkları konulardaki ilerlemeyi takip etmek üzere ‘temas noktaları oluşturulmasına’ karar verildi.

ty5hj
Düzensiz göçe karşı çabaların birleştirilmesi, iş birliğinin geliştirilmesi ve üç ülke arasında ticareti engelleyen zorlukların üstesinden gelinmesinde anlaşmaya varıldı (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesi)

Zirve, MAB çalışma mekanizmalarının 1990'lı yıllardan beri işlevini neredeyse tamamen yitirdiği, Cezayir-Fas ilişkilerinin gerildiği, Tunus ve Fas arasındaki ilişkilerin donduğu bir dönemde Moritanya'nın katılımı olmadan gerçekleşti

Üçlü zirve ayrıca, Tunus ve Libya arasındaki ticaret faaliyetleri için hayati bir arter olan Ras Cedir Sınır Kapısı’nın bir aydır kapalı olduğu ve Sahra altı Afrika ülkelerinden binlerce göçmenin Cezayir sınırından Tunus'a akın ettiği bir dönemde gerçekleşti.

Peki üçlü zirve, MAB’ın tabutuna son çiviyi mi çaktı? Zirve, bölgede yeni bir üçlü ittifakın doğuşunun ilanı mı idi?

Yeni bir oluşum

Tunus Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Muntasır Şerif, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

Zirve, Libya’nın, Rusya ve ABD’nin askeri nüfuz mücadelesiyle birlikte çalkantılı bir dönemden geçtiği, Cezayir’in ise batı sınırındaki komşusu Fas ve güneydeki komşuları Mali ve Nijer ile çeşitli güvenlik sorunları yaşadığı çeşitli jeopolitik zorluklar ortamında gerçekleşti.

Zirvenin sonuçlarının, bölge halklarına fayda sağlayacak önemli potansiyellere sahip olmasından dolayı üç ülke arasında ekonomik ortaklığın önünü açmasını bekleyen Prof. Şerif, zirveyi, çalışma mekanizmaları on yıllardır çalışmaz halde olan MAB’ın yerini alacak yeni bir blok oluşturma girişimi olarak nitelendirdi. MAB’ın diğer kurucu ülkelerinin (Fas ve Moritanya) zirveyi kendilerine karşı bir hamle olarak görebilecekleri uyarısında bulunan Prof. Şerif, Tunus hükümetini üçlü zirvenin hedefleri konusunda yanlış anlaşılmaları önlemeye ve Tunus'un ortaklarına zirvenin kimseyi hedef almadığına dair güvence veren mesaj göndermeye çağırdı.

Tunus-Cezayir ilişkilerinin, iki ülke arasındaki stratejik bağlara rağmen, özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen ve Cezayir sınırından Tunus'a giren yasadışı göçmen akınının devam etmesi nedeniyle nispeten gergin olduğuna dikkati çeken Prof. Şerif, bu konuda varılan anlaşma ve çabaların birleştirilmesi kararının ‘önemli bir adım’ olduğunu söyledi. Cezayir'e ‘yasadışı göçmen akışının kontrol altına alınması için Tunus ile olan sınırlarındaki güvenlik önlemlerini sıkılaştırması’ çağrısında bulunan Şerif, düzensiz göçmen akışının devam etmesini ‘krizin Cezayir'den Tunus'a ihraç edilmesi’ olarak nitelendirdi.

ABD ve Rusya’nın Libya'daki nüfuzu

Öte yandan Libyalı yazar ve siyasi analist İzzettin Akil, yaptığı özel açıklamada, ekonomik sorunların yanı sıra başta ABD ve Rusya olmak üzere uluslararası güçlerin Libya topraklarındaki çekişmesinin, üç ülkeyi tehdit eden güvenlik riskler oluşturduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Tunus, Cezayir ve Libya arasında çabaların birleştirilmesinin ‘önemli’ olduğunu vurgulayan Akil, bu üç ülkenin bir dereceye kadar birbirleriyle koordinasyon içinde olmak ve bazı bölgesel konularda ortak tutum sergilemek istediklerini belirtti.

Libya'daki son durumun komşuları Tunus ve Cezayir için bir güvenlik endişesi oluşturduğunu belirten Akil, “Tunus ve Cezayir, bölgede uluslararası taraflar arasındaki çatışmada Libya’daki durumun nasıl sonuçlanacağını bilmek istiyorlar. Tunus ve Cezayir'in Libya yerine ABD’nin komşuları haline gelmesi, Libya'nın güvenlik ve stratejik geleceği hakkında daha fazla istişare ve tartışma yapılmasını gerektiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Libyalı siyasi analiste göre Libya’ya dayanarak, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını dikkate almayan her hamle, ABD tarafından engellenecek ve boşa çıkarılacak.

Tunus, Libya ve Cezayir’in, Fas ve Moritanya'dan daha fazla tehditle karşı karşıya olduklarını düşünen Akil, özellikle Rusya ve ABD’nin Libya'daki hamleleriyle birlikte söz konusu tehditlerle mücadele edebilmek için aralarında daha fazla istişarede bulunmaları ve birbirleriyle daha fazla yakınlaşmaları çağrısında bulundu.

“İsmiyle müsemma değil”

MAB başarısızlığıyla karşı karşıya kalan Cezayir, Tunus ve Libya, çeşitli sorunlara karşı sergilenecek tutumların belirlenmesini sağlayacak istişare ve koordinasyon için alternatif mekanizmalar arayışındalar.

Diğer taraftan Cezayirli gazeteci ve siyasi analist Nasreddin Bin Hadid yaptığı özel açıklamada, MAB çatısı altında toplanılamamasının, Cezayir, Tunus ve Libya'yı, karşı karşıya oldukları güvenlik sorunları nedeniyle ve her ülkenin diğerini desteklemesi gerektiğinden üçlü zirveler düzenlemeye ittiği değerlendirmesinde bulundu. Tunus ve Cezayir arasında ekonomi alanında entegrasyon olduğuna dikkati çeken Bin Hadid, “Libya, gergin ve istikrarsız olan topraklarındaki güvenlik ve siyasi durumun kırılganlığı çerçevesinde bu üçlü içerisinde bir istisna oluşturuyor” dedi.

MAB’ın ‘ismiyle müsemma olan bir oluşum’ olarak tanımlayan Bin Hadid, MAB’ın mekanizmalarının çökmesi ve onlarca yıldır toplanmamış olması nedeniyle Cezayir, Tunus ve Libya’nın üçlü bir zirve düzenlemelerini MAB’ı atlamak istemelerinden değil, bireysel bir iradeden kaynaklandığını vurguladı.

Düzensiz göçü, bölgedeki tüm ülkeleri etkileyen ‘bir virüs’ olarak nitelendiren Bin Hadid, Cezayir'in de Sahra altı Afrika'dan gelen binlerce göçmenin akınına uğradığını ve bu durumdan rahatsız olduğunu belirtti. Bin Hadid, yasadışı göç sorununun, Avrupa Birliği (AB) ile güvenlik yaklaşımını kırmak ve kalkınma için gerekli araçları sağlayarak göçmenleri ülkelerinde tutmak için iş birliği yaparak ekonomik kalkınma yaklaşımı aracılığıyla ele alınması çağrısında bulundu.

Üçlü zirvenin her üç ayda bir yapılması kararı

Said, Tebbun ve Menfi geçtiğimiz mart ayı başlarında Cezayir'de düzenlenecek bir enerji zirvesi öncesinde, ilki ramazan ayından sonra Tunus'ta olmak üzere her üç ayda bir üçlü zirve düzenlenmesi konusunda anlaşmıştı.

Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre üç ülkenin liderleri zirve sırasında, Mağrip bölgesindeki mevcut durumu ve üç ülkenin halklarının yararına olacak şekilde ekonomi ve güvenlik alanlarındaki zorlukların aşılması için çabaların birleştirilmesi ve yoğunlaştırılması ihtiyacını’ ele aldılar.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, zirvenin yapılması konusunda mutabakata varıldığı dönemde girişimi savunmuş ve ‘MAB hiçbir şey yapmazken’ bununla ‘bir boşluğun doldurulmasının’ amaçlandığını söylemişti.

Öte yandan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, bu ayın başlarında düzenlediği basın toplantısında, üçlü zirveyle herhangi bir tarafa karşı herhangi bir hamlenin hedeflenmediğini, kapılarının bölge ülkelerine ve batıdaki komşu ülkelere (Fas'a) açık olduğunu ifade etti.

"Yeni Bir Gerçeklik"

Bu arada bazı gözlemciler, Tunus, Cezayir ve Libya’nın yer aldığı üçlü ittifakın, Fas ve Moritanya'nın dışarıda bırakılması ve izole edilmesinin yanı sıra, MAB’ın ‘fişinin çekilmesi’ ve bölgenin yeni bir siyasi ve ekonomik gerçeklikle tanışması anlamına geldiğini değerlendiriyor. Aynı gözlemcilere göre eğer Mağrip ülkeleri arasındaki siyasi anlaşmazlıkları gidermek ve bölgede ekonomik ve stratejik entegrasyon sağlansaydı bu mümkün olabilirdi.

Siyasi konularda uzman bir gazeteci olan Muhammed Salih el-Ubeydi, MAB’ın uzun geçmişe sahip bir kurum olduğunu belirterek, “MAB, uzun süredir var olan bir kurum, ancak bölgedeki yeni siyasi gerçekler ve Cezayir-Fas ilişkilerindeki gerginliğin yanı sıra Tunus ile Fas arasındaki soğuk ilişki, 35 yıllık bölgesel bir ekonomik blok olarak önemine rağmen MAB’ı zayıflattı” değerlendirmesinde bulundu.

Fas'ın Marakeş kentinde 17 Şubat 1989 tarihinde ilan edilen MAB’ın kuruluşunun 35’inci yıldönümünde, Fas ve Moritanya meclis başkanları bir açıklama yayınladılar. Rabat ve Nuakşot'un MAB’a olan bağlılıklarını teyit ettikleri açıklamada, Mağrip ülkeleri arasındaki entegrasyonun alternatifsiz bir seçenek olduğunu vurguladılar.

MAB’ın son zirvesi 1994 yılında Tunus'ta gerçekleşti. Toplam 120 milyonluk nüfusa ve 6 milyon kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip olan MAB üyesi ülkeler (Tunus, Libya, Cezayir, Fas ve Moritanya), Arap dünyasının yüzde 40'ını oluşturuyorlar.



Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
TT

Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)

Lübnan Parlamentosu Başkanı Nabih Berri, Lübnan cephesindeki ateşkes anlaşmasından duyduğu temkinli memnuniyeti dile getirirken, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddettiğini yineledi. İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Kalibaf'ın dün yaptığı telefon görüşmesinde, ateşkesin İran'ı da kapsayan kapsamlı bir anlaşma yoluyla sağlandığını teyit ettiğini belirtti.

Meclis Başkanı Berri, duyurunun hemen ardından Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşmanın başlangıçta 10 günlük olduğunu belirterek, özellikle duyuruda İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesinin bu aşamada yer almaması nedeniyle, uygun koşullar oluşmadan güneydeki insanların köylerine ve evlerine dönmeleri çağrısında bulunmayacağını vurguladı.

Berri, "İsrail'in niyetleri" ışığında ateşkese temkinli yaklaşırken, şu anda önemli olanın meselenin ilerleme kaydetmesi ve ateşkesin doğru yönde atılmış bir adım olması olduğunu belirtti. Ateşkesin ardından giderek daha istikrarlı hale gelen iç durum konusunda hiç endişe duymadığını vurguladı.


Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)
TT

Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)

Filistin yönetimi, 1982 yılında Paris’in Rue des Rosiers Caddesi’nde bir Yahudi restoranına düzenlenen ve altı kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren grubu yönettiği şüphesiyle aranan Filistinli Hişam Harb’i dün Fransa’ya teslim etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bu bilgi, Harb’in avukatlarından biri tarafından ajansa yapılan açıklamayla doğrulandı.

Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'ndan Avukat Ammar Duveyk AFP’ye Kudüs’ten telefonla yaptığı açıklamada, "Hişam Harb'ın ailesi bugün benimle iletişime geçti ve Filistin Yönetimi tarafından kendisinin Fransız yetkililerine teslim edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi" dedi.

Mahmud el-Adra olarak da bilinen Hişam Harb (72 yaşında) hakkında, on yıldan uzun süre önce çıkarılmış uluslararası yakalama kararı bulunuyor. Harb, Temmuz 2025'in sonlarında Paris'teki Özel Ceza Mahkemesi'ne Jo Goldenberg restoranına ve çevresindeki mahalleye yönelik saldırıyı gerçekleştirmek suçlamasıyla sevk edilen altı kişiden biri.

Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)

9 Ağustos 1982’de Paris’in Marais bölgesindeki Rue des Rosiers’de bulunan “Jo Goldenberg” restoranına yönelik düzenlenen saldırıda, el bombası patlaması ve silahlı saldırı sonucu altı kişi hayatını kaybetmiş, 22 kişi yaralanmıştı. Saldırı, üç ila beş kişiden oluşan bir grup tarafından gerçekleştirilmişti.

Saldırı, Filistin Kurtuluş Örgütü'nden ayrılan radikal Sabri el-Benna (Abu Nidal) liderliğindeki Fetih Devrim Konseyi'ne atfedildi.

Hişam Harb'ın oğlu Bilal el-Adra da babasının teslim edildiğini doğruladı. El-Adra AFP'ye yaptığı açıklamada, babasının dün özel bir numaradan kendisini aradığını, ağlayarak, "Şimdi beni Fransız yetkililerine teslim etmek istiyorlar. Kendinize iyi bakın. Hepinizi çok seviyorum" dediğini aktardı.

Adra açıklamasında, Ramallah'taki Filistin polisinin dün öğleden sonra kendisini çağırdığını ve babasının resmi olarak teslim edildiğini bildirdiğini doğruladı.

Oğlunun ifadesine göre, babasının davasını görüşmek üzere dün Ramallah'ta bir duruşma planlanmıştı. Ancak Filistin idare mahkemesi, çarşamba günü avukatların teslimin durdurulmasına yönelik acil başvurusunu gerekçe göstermeden reddetti.

El-Adra, ailesinin babasının akibetinden endişe duyduğunu, çünkü "iadenin tehlikeli ve yasadışı olduğunu ve bu nedenle adil bir yargılama garantisi sunmadığını" belirtti.

Harb ailesi ayrıca, kanser ve psikolojik sorunları da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğundan onun için endişeleniyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, kasım ayında Harb’i teslim etmek için söz vermiş ve Fransa’nın Filistin devletini tanımasının bu talep için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade etmişti.

Ancak Avukat Duveyk, bu teslimin, "Filistin Temel Yasası'nın açık bir ihlali olduğunu ve tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini" vurguladı.

Filistin yönetimi, Harb’i geçen yıl 19 Eylül’de, Fransa’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin devletini resmen tanımasından kısa süre önce gözaltına almıştı.

Fransa dışında bulunan dört şüpheli Hişam Harb, Nizar Tevfik Hammade, Emced Atta ve Nebil Osman için uzun zaman önce yakalama kararları çıkarılmıştı.


Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
TT

Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)

Beyrut'un güney banliyölerinde, İsrail ile yapılan ateşkesin yerel saatle dün gece yarısı yürürlüğe girmesini kutlamak amacıyla yoğun silah sesleri duyuldu.

Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce duyurduğu ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle “Beyrut'un güney banliyölerinde yoğun silah sesleri duyulduğunu” bildirdi.

 Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)

Gece yarısını biraz geçtikten sonra makineli tüfek sesleri ve havaya atılan roketlerin patlama sesleri duyuldu; bu durum yarım saatten fazla sürdü. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre banliyönün gökyüzünde kırmızı çizgiler oluşturan mermi izleri görüldü.

Ajansın televizyon görüntülerinde, “Hizbullah”ın kalesi olan güney banliyösüne dönen mülteciler gösterdi. Bazıları İran destekli partinin bayrağını ya da 2024 yılında İsrail tarafından öldürülen genel sekreteri Hasan Nasrallah'ın fotoğraflarını taşıyordu.

Sosyal medyada kullanıcılar, ülkenin güneyindeki çeşitli bölgelerde evlerine dönen mültecilerin oluşturduğu araç kuyruklarını gösteren video görüntülerini paylaştı.

Lübnanlı yetkililer, savaşın bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirtiyor.

Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)

«Hizbullah», dün erken saatlerde yerinden edilmiş kişilere «durum tam olarak netleşene kadar sabırlı olmalarını ve güney, Bekaa ve Dahiye’deki hedef alınan bölgelere gitmemeleri» çağrısında bulundu.

Partiye bağlı İslam Sağlık Kurulu da yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilere “gece köylerine gitmemelerini ve sabaha kadar beklemelerini, hasar gören köy veya mahallelere gitmekte acele etmemelerini” tavsiye etti.

Ordu komutanlığı yaptığı açıklamada vatandaşlara, “kendi güvenlikleri için bölgede konuşlanmış askeri birimlerin talimatlarına uymaları ve İsrail saldırısının ardından geride kalan patlamamış mühimmat ve şüpheli nesnelere karşı dikkatli olmaları” çağrısında bulundu.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonraki bir saat içinde herhangi bir İsrail hava saldırısı kaydedilmedi.

Ulusal Haber Ajansı, «ateşkesin yürürlüğe girmesinden yaklaşık yarım saat geçmesine rağmen, İsrail ordusu topçu birliklerinin el-Hiyam ve Debin kasabalarını bombalamaya devam ettiğini ve aynı zamanda bölgede makineli tüfeklerle tarama operasyonları yürütüldüğünü» bildirdi.