Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Ebu Rudeyne: Washington onlarca yıldır bizi kandırıyor

Nebil Ebu Rudeyne, ABD'nin ‘utanç verici’ dediği tutumuna yanıtın, Riyad'da yapılacak Kudüs konulu Altılı Arap Dışişleri Bakanları Komitesi’nin toplantısı aracılığıyla verileceğini vurguladı

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne (WAFA)
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne (WAFA)
TT

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Ebu Rudeyne: Washington onlarca yıldır bizi kandırıyor

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne (WAFA)
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne (WAFA)

Halil Musa

Filistin Enformasyon Bakanı ve Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Washington'ın İsrail'e Gazze Şeridi’ndeki savaşını durdurması için baskı yapmak yerine, onu askeri olarak desteklemek için milyarlarca dolar ayırdığını ve Filistin'in Birleşmiş Milletler'e (BM) tam üye olmasını engellemek için veto hakkını kullandığını söyledi.

ABD yönetimi, geçtiğimiz hafta BM'de Filistin'in tam üyeliğini öngören BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını veto oyu kullanarak engelledi. Bunun üzerine Filistin Devlet Başkanlığı, ABD yönetiminin bağımsız bir Filistin devleti kurulması konusunda ‘yanıltıcı ve aldatıcı’ olarak nitelediği vaadinden duyduğu öfkeyi dile getirdi.

Ancak Filistin Yönetimi, ABD'nin tutumuna olan öfkesini, ilişkilerin yeniden değerlendirileceğini ve buna 27 Nisan'da Riyad'da yapılması planlanan Kudüs konulu Altılı Arap Dışişleri Bakanları Komitesi’nin toplantısında yanıt verileceğini açıklamak dışında herhangi bir tedbire dönüştürmedi.

Independent Arabia, Filistinlilerin ‘Mukataa’ olarak adlandırdığı Ramallah'taki Filistin Yönetimi merkezinde, merhum Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat döneminden ve 1994 yılında Filistin Yönetimi'nin kurulmasından bu yana görevini sürdüren Filistin Enformasyon Bakanı ve Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne ile bir araya geldi.

Ramallah'taki Mukataa Kompleksi, Filistin Yönetimi kurulup devlet başkanlığı konutu olarak kullanılmaya başlamadan önce, 1948 yılına kadar Filistin Mandası döneminde bir İngiliz hapishanesi, daha sonra Ürdün yönetimi sırasında bir hükümet merkezi ve 1967 yılında İsrail’in Batı Şeria’yı işgalinden sonra buraya atanan İsrailli askeri valinin makam binası olarak kullanıldı.

Filistin Enformasyon Bakanı ve Devlet Başkanlığı Sözcüsü Ebu Rudeyne, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına ilişkin açıklamalar yaparak Filistinlileri umutlandırdıktan sonra onları ‘kandırdığını’ ve ardından da BMGK’da Filistin’in BM’ye tam üyeliğini öngören karar taslağını veto ederek, geçmesini engellediğini söyledi.

 Sözler veriliyor ama eyleme geçilmiyor

Ebu Rudeyne’ye göre Başkan Biden, göreve başlamasından bu yana Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a bir önceki Başkan Donald Trump'tan farklı bir yaklaşımı olduğunu, iki devletli çözümü desteklediğini, yasadışı yerleşim birimleri inşasını reddettiğini ve Kudüs'teki tarihi statünün korunmasından yana olduğunu ifade ediyor.

Ancak bu söylemlerin eyleme dönüşmediğini belirten Ebu Rudeyne, Washington'ın ‘Tel Aviv'e istediğini dayatamayacağı’ görüşüne karşı çıktı. Filistinli yetkili, bunun kanıtı olarak da geçtiğimiz aylarda bölgeye gelen ABD uçak gemileri olmasaydı, Ortadoğu'daki denklemin daha farklı olabileceğini söyledi.

ABD'nin ‘utanç verici’ olarak nitelediği tutumunu değerlendirmek ve uygun kararı almak için Filistin ve Arap ülkeleri arasında toplantılar yapılacağını açıklayan Ebu Rudeyne, kararda BM Genel Kurulu'na gidilmesinin yanı sıra, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Filistin için harekete geçirilmesi gibi birtakım önemlerin yer alabileceğini kaydetti.

Filistinli yetkilinin açıkladığına göre söz konusu toplantılar arasında Filistin, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) yer aldığı Altılı Arap Dışişleri Bakanları Komitesi’nin 27 Nisan’da Riyad'da yapılması planlanan Kudüs konulu toplantısı ve ertesi gün ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile yapacağı bir başka toplantı bulunuyor.

Altılı Arap Dışişleri Bakanları Komitesi, geçtiğimiz aylarda, İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki savaşına ve sonrasına ilişkin Filistin ve Arap ülkeleri arasında ortak bir tutum belirlemek ve bu tutumu Washington'a sunmak üzere toplantılar gerçekleştirdi.

Arap ülkelerinin ortak tutumu, uluslararası hukuka, adres olarak Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ), savaşın durdurulmasına ve Arap Barış Girişimi'ne dayanıyor.

Ancak Ebu Rudeyne, ABD yönetiminin ne İsrail’in Gazze'de yürüttüğü soykırım savaşını durdurmak ne de İsrail’i Filistin’e ait fonları Filistin Yönetimi’ne teslim etmeye zorlamak için somut bir adım attığını vurguladı.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü, Washington'ın, ‘İsrail'in Filistin fonlarına el koyması ve mali ithalatının sadece üçte birinin devam etmesi’ nedeniyle, çalışanlarının maaşlarını ödeyemeyen Filistin Yönetimi'ni güçlendirmekten bahsetmesi karşısında şaşkınlık duyduğunu ifade etti.

ABD yönetiminin Filistinlilerden teknokratlardan oluşan bir hükümet kurmalarını istediğini, onların da bunu yaptığını söyleyen Ebu Rudeyne, “Ancak şimdiye kadar ne ABD’nin ne de İsrail'in tutumunda bir değişiklik oldu. Hem Filistin fonları alıkonulma hem de yerleşimcilerin saldırıları devam etti” ifadelerini kullandı.

ABD yönetiminin, Filistin Yönetimi'nden kurumlarında reformlar yapmasını talep etmesiyle ilgili olarak ise Ebu Rudeyne, “Bu talebin amacı kandırmak, yanıltmak ve oyalamak. Bu reformların takibi 20 yıl sürebilir” diye konuştu.

Ebu Rudeyne, ABD yönetiminin onlarca yıldır olumlu sözler vermesine karşı bu sözleri uygulamaya geçirmeyen tutumundan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Filistinli yetkili, ‘Washington’ın İsrail'e savaşını durdurması için baskı yapmak yerine, onu askeri olarak desteklemek için milyarlarca dolar ayırdığını ve Filistin'in BM'ye tam üye olmasını engellemek için veto hakkını kullandığı’ vurguladı.

ABD Temsilciler Meclisi'nin Tel Aviv'e milyarlarca dolarlık yardım paketini onaylamasını İsrail'e savaşı sürdürmesi ve Irak, Suriye ve Yemen'e düzenlediği saldırılar da dahil olmak üzere bölgede istediğini yapması için yakılan ‘yeşil ışık’ olarak nitelendirdi.

Bunu Washington için ‘stratejik bir hata’ olarak gören Ebu Rudeyne, “Washington, istikrarsızlığın devam etmesini istiyor ve tüm Araplara düşmanca yaklaşıyor” yorumunda bulundu.

“Biraz umut verin!” çağrısı

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü, Filistin Devletini henüz tanımamış olan ülkelere ‘Filistinlilere biraz umut vermek için’ Filistin Devleti’ni tanımaları çağrısında bulundu.

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşı için belirttiği hedefler hakkında ise İsrail’in sadece sivilleri öldürülmeyi, evleri ve altyapıyı yıkmayı başardığını söyleyen Ebu Rudeyne, “Bu gülünç bir başarıdır” dedi.

Başbakan Muhammed Mustafa başkanlığındaki Filistin hükümetinin Gazze Şeridi'nde faaliyet gösterebilmesi için Hamas Hareketi ile bir anlaşmaya varılması gerektiğini ifade eden Ebu Rudeyne, Gazze Şeridi'nin şu an ne Hamas ne İsrail ne de Filistin Yönetimi tarafından kontrol edildiğine dikkati çekti.

yjy6
Ramallah'taki Filistin Devlet Başkanlığı (Independent Arabia)

Ebu Rudeyne, FKÖ'nün bir kolu olduğunu söylediği Filistin Yönetimi’nin, Filistinlilerin tek meşru temsilcisi, Batı Şeria’nın ve Gazze Şeridi’nin işlerini tek bir coğrafi ve siyasi birim olarak yönetmekle sorumlu olduğunun altını çizdi.

Filistinli yetkili, tüm dünyanın ‘İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’yi Batı Şeria’dan ayırma stratejisini destekleyerek yanlış bir yolda ilerlediğini anladıktan sonra’ Gazze’deki görevlerini yerine getirmesi için Filistin Yönetimi’ni desteklediğini vurguladı.

Ebu Rudeyne’ye göre Filistin Yönetimi'nin Gazze'de yönetimi yeniden ele almasını engellemekle ve Gazze'yi Batı Şeria'dan ayrı tutmakla, Filistin davasının parçalanmış halde kalması amaçlanıyor.

Washington'ın İsrail'in bu stratejiyi uygulamasına izin verdiğini ve birçok tarafı da bunu uygulamaya zorladığını söyleyen Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü, Filistin Yönetimi'nin, savaşın durması ve İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamından çekilmesi şartıyla, Gazze Şeridi'nde yönetimin sorumluluğunu yeniden almaya hazır olduğunu vurguladı. Rudeyne, “İsrail’le Gazze Şeridi’nin belli bir kısmı üzerinde anlaşma yapmayacağız” şeklinde konuştu.

Filistin Devlet Başkanlığı Hamas Hareketi’ne FKÖ'ye katılmadan önce uluslararası hukuku, barışçıl direnişi ve 1967 sınırlarında, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını tanıyan FKÖ politikalarını benimsemesi çağrısında bulundu.

Hamas'ın Filistinli bir grup olduğunu, ancak Müslüman Kardeşler'in (İhvan-ı Müslimin) bir uzantısı olduğu için kararlarının bağımsız olmadığını, FKÖ’nün ise ‘gelecekteki ulusal karar için kurulduğunu’ belirten Ebu Rudeyne, “Kim bizimle bu temelde anlaşma yapmak isterse biz buna açığız. Bunu reddeden her kim olursa olsun Filistin, Arap ülkeleri ve uluslararası meşruiyetin dışındadır” ifadelerini kullandı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah’a kara saldırısı başlatmasına karşı uyaran Ebu Rudeyne, böyle bir adımın insanları Mısır’ın Sina Yarımadası’na iteceğini, bunun ise Filistinliler için başka bir felaketi doğuracağını ve dengelerin tüm tarafların aleyhine tersine döneceğini belirtti.

 



Sisi: Filistin trajedisi, uluslararası sorumluluk gerektiriyor

Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
TT

Sisi: Filistin trajedisi, uluslararası sorumluluk gerektiriyor

Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Filistin halkının acılarının sadece Gazze'de yaşananlarla sınırlı olmadığını, dünyanın orada tanık olduğu vahşete rağmen Batı Şeria ve Kudüs'e de uzandığını söyledi.

Sisi, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a (Ebu Mazen) gönderdiği mektupta, Batı Şeria ve Kudüs'teki Filistinlilerin her gün hareket kısıtlaması, topraklara el konulması ve yerleşimcilerin silahsız sivillere yönelik saldırıları gibi sistematik uygulamalara maruz kaldığını belirterek, bu ve diğer ihlallerin, zor koşullara rağmen Filistinlilerin yaşamlarını sürdürmelerini engellemediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Sisi, "Yetmiş yılı aşkın süredir devam eden bu insani trajedi, uluslararası topluma Filistin halkına her türlü imkânı kullanarak destek olma yönünde insani ve ahlaki bir görev yüklemektedir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, Sisi'nin uluslararası toplumu "Gazze'de savaşın yok ettiği yerleri yeniden inşa etme ve Filistin halkına insan onurunu geri kazandırma konusunda sorumluluğunu üstlenmeye, erken iyileştirme ve yeniden yapılanma çabalarına katkıda bulunmaya" çağırdığını belirterek, "Filistin Yönetimi'ni desteklemenin, Filistin halkına karşı yükümlülüklerini yerine getirebilmesi ve onlara hak ettikleri saygı ve takdirle kamu hizmetleri sunabilmesi için temel hedef olmaya devam ettiğini" vurguladı.

Mısır Cumhurbaşkanı, mesajının sonunda "Kahraman Filistin halkına saygı ve hayranlıkla övgüler yağdırdı ve Mısır'ın Filistin halkının davasını içtenlikle desteklediğini, desteklemeye devam edeceğini ve 4 Haziran 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma yönündeki meşru hayalleri gerçekleşene kadar her platformda ve her düzeyde Filistin halkının yanında olacağını" vurguladı.


Hamas, arabulucuların İsrail'e baskı yapma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
TT

Hamas, arabulucuların İsrail'e baskı yapma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in ihlallerini artırdığı bir dönemde, müzakere sürecine katılan Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, arabulucuların İsrail’i anlaşma hükümlerine uymaya zorlayamadığı yönünde Hamas yönetiminde giderek güçlenen bir kanaat bulunduğunu aktardı.

Sürece dair birçok ayrıntıya ve aralıksız yürütülen temasların perde arkasına hâkim olan kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, İsrail’in kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve arabulucular da dahil olmak üzere tüm taraflara, üzerinde baskı kurulamayacak bir konumda olduğunu göstermek istediğini belirtti. Kaynaklara göre İsrail, bu yaklaşım doğrultusunda zaman zaman tansiyonu yükseltiyor ve ateşkesi günlük olarak yoğun biçimde ihlal ederek gerçek bir caydırıcılık olmadığını ortaya koyuyor.

sdfrgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ailesine götürdüğü su dolu bir bidonu taşıyan arabayı iten Filistinli çocuk, 29 Kasım 2025 (AFP)

Kaynaklar, Filistinli grupların İsrail’in artan ihlalleri karşısında sabrının tükenmeye başladığı konusunda kendi aralarında hemfikir olduğunu ancak buna rağmen siyasi ve askeri tüm kademelerde, hatta muhtemelen tabanda dahi, bu ihlallere askeri yolla karşılık vermenin şu aşamada mümkün olmadığı yönünde ortak bir değerlendirme bulunduğunu aktarıyor. Buna göre tek çıkış yolu, arabulucular ve diğer aktörler üzerinden daha etkili adımlar atılmasını içeren gerçek ve kapsamlı bir diplomatik çözüm olarak görülüyor.

Kaynaklara yöneltilen, özellikle Hamas’ın Gazze’den İsrail’e yönelik saldırılar düzenlemekten çekindiği ya da buna güç yetiremediği iddialarına ilişkin soruya karşılık, hareket içinde genel kanaatin, Gazze Şeridi’nin yeniden savaşa sürüklenmesini önlemenin öncelik olduğu yönünde olduğu ifade ediliyor. Buna göre, İsrail’in zaman zaman gerçekleştirdiği saldırılar ile günlük ihlallerin belli ölçüde tolere edilmesinin, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek açısından zorunlu olduğu belirtiliyor. Ancak bu durumun, teslimiyet anlamına gelmediği ve Gazze Şeridi’nin İsrail’in dilediği zaman saldırı gerçekleştirebileceği açık bir savaş alanına dönüşmesine izin verilmeyeceği vurgulanıyor.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Gazze’deki eylemleriyle direniş gruplarını provoke ederek onları savaşı yeniden başlatacak bir karşılık vermeye zorlamayı hedeflediğini dile getiriyor. Bu senaryonun, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetine siyasi olarak ayakta kalma imkânı sağlayacağı ve aşırı uçtaki hedeflerini ilerletmesine zemin oluşturacağı değerlendirmesi yapılıyor. Aynı kaynaklara göre, ABD’nin baskısının zaman zaman etkili, zaman zaman ise gevşek olması, Netanyahu hükümetine bu süreçte manevra alanı tanıyor; iki taraf arasında bu çerçevede bir eşgüdüm bulunduğu düşünülüyor.

gthy
Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binaların kalıntıları yakınındaki bir açık hava sinemasında film izleyen Filistinli çocuklar, 28 Kasım 2025 (EPA)

Kaynaklar, Filistinli grupların kendi içinde bazı kesimlerin arabulucuları, İsrail’e gerçek anlamda baskı kuramamakla veya onu etkileyememekle suçladığını da gizlemiyor. Zaman zaman aynı eleştirilerin ABD’ye de yöneltildiği belirtiliyor. Bununla birlikte kaynaklar, arabulucuların bazı dönemlerde ABD Başkanı Donald Trump yönetimi üzerindeki etkilerini kullanarak İsrail’i belli maddeleri uygulamaya zorlamayı başardığını hatırlatıyor.

Kaynaklar, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasına ilişkin birçok maddenin İsrail tarafından yerine getirilmediğini belirtti. Bu maddeler arasında acil insani yardım malzemelerinin bölgeye sokulması ve insani koşulların iyileştirilmesi gibi başlıklar bulunuyor. Ancak sahadaki koşulların hâlâ büyük ölçüde değişmediği, yaşanan sınırlı iyileşmenin ise halkın karşı karşıya olduğu zorlukları hafifletmeye yetmediği ifade ediliyor.

İkinci aşamaya geçiş

Kaynaklara göre Hamas liderliği, arabuluculara ikinci aşamaya geçilmesine karşı olmadığını iletti. Ancak hareket, esas sorunun İsrail’in direniş silahlarının geleceği, Gazze Şeridi’nde kimin yönetimi üstleneceği ve yeniden imarın belirli siyasi koşullara bağlanması gibi kritik başlıklarda dayattığı şartlardan kaynaklandığını belirtiyor. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin geleceği ve direnişin silahları gibi acil ve önemli konularda ulusal bir mutabakat sağlanması için El Fetih, Filistin Yönetimi ve diğer tüm grupların katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal toplantı yapılmasını istediği aktarılıyor. Bu toplantının Kahire’de düzenlenmesinin yeniden gündeme geldiği, ancak El Fetih’in haftalar önce ilk toplantıya katılmayı reddetmesi nedeniyle bu kez katılıp katılmayacağının henüz netleşmediği ifade ediliyor.

İsrail ise Gazze’de tutulan iki cesedin teslim edilmesi gerçekleşmeden ikinci aşamaya geçilmesine karşı çıkmayı sürdürüyor. Öte yandan Filistinli kaynaklar, son günlerde Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, söz konusu cesetleri bulmanın zorlaştığını belirtti. Bu zorluğun, İsrail’in onları elinde tutan sorumluları öldürmesi ve cesetlerin bulunduğu bölgeleri yoğun bombardıman, kazı ve yıkım operasyonlarıyla tahrip etmesinden kaynaklandığı ifade edildi.

dcfrg
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş kişilerin çadırlarının yakınında bulunan bir su birikintisi, 29 Kasım 2025 (AFP)

Kaynaklara göre İsrail, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını da aynı dosyaya bağlıyor ve ABD ile birlikte, özellikle İsrail kontrolündeki bölgelerde -başta Refah’ta- yeniden inşa sürecini başlatmayı planlıyor. Ancak bu yaklaşım, İsrail güvenlik kabinesindeki bazı bakanların itirazına yol açtı. Yediot Aharonot gazetesi, yaklaşık iki hafta önce Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bu planı bakanlara sunduğunu ve bunun kabine içinde tartışma yarattığını yazmıştı.

Son günlerde yayımlanan Amerikan ve İsrail basınındaki haberlere göre ABD, İsrail kontrolündeki Refah’ın bazı bölgelerinde enkaz kaldırma çalışmalarına fiilen başlamış durumda. Bu hazırlıkların, bölgede yeniden inşa faaliyetlerinin önünü açmayı amaçladığı belirtiliyor. Netanyahu hükümeti ise bu iddiaları ne doğruladı ne de yalanladı. Hamas ve diğer Filistinli gruplar da konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar, yeniden inşa dosyasının arabulucularla sürekli olarak ele alındığını, tek taraflı atılacak adımların hiçbir anlam taşımadığını vurguluyor. Kaynaklar, yeniden imar sürecinin Gazze Şeridi’nin tamamını kapsaması gerektiğini, halkın acil insani ihtiyaçlarının siyasi koşullara bağlanmasının ise açık bir baskı ve dayatma yöntemi olduğunu belirtiyor. Bu değerlendirmeler, söz konusu gruplar tarafından Şarku’l Avsat’a aktarıldı.

İnsani açıdan

Tüm bu gelişmeler, Gazze Şeridi’ndeki İsrail kaynaklı gerilim ve ihlallerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Dün Han Yunus’un doğusundaki Beni Suheyla beldesinde, ateşkes anlaşması uyarınca belirlenen İsrail çekilme hattını gösteren sarı hatta yaklaşan Ebu Asi ailesinden iki kardeş çocuk, İsrail ateşi sonucu hayatını kaybetti.

yju
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir çöp yığınını karıştıran Filistinliler, 29 Kasım 2025 (AFP)

İki çocuk, engelli babaları ve hasta anneleri için odun toplamaya çalıştıkları sırada, bir İsrail insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınarak hayatını kaybetti.

Ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en az 355 Filistinli İsrail ihlalleri nedeniyle yaşamını yitirdi, yüzlercesi de yaralandı.

İsrail savaş uçakları dün, Refah ve Han Yunus’ta bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırıların, Refah’ın doğusundaki tünellerde Hamas mensuplarını hedef alma ve Han Yunus’taki bazı altyapıları imha etme amacı taşıdığı belirtildi. Aynı zamanda sarı hattın her iki tarafında, Gazze kentinin doğusunda ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı patlatma operasyonları yürütüldü. Bu operasyonlara topçu atışları, zırhlı araç ve İHA’lardan açılan ateş ile sahil kesiminin çeşitli noktalarına savaş gemilerinden yapılan bombardıman eşlik etti.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, cuma gecesinden cumartesi sabahına kadar İsrail ordusunun kara, deniz ve hava saldırılarını yoğunlaştırdığını söyledi. Kasım, ordunun iki çocuğu kasten öldürdüğünü öne sürerek bunun ‘soykırım savaşının devam ettiğinin ve ateşkesin fiilen durmadığının, sadece hız değiştirdiğinin’ göstergesi olduğunu ifade etti.

İnsani durum açısından bakıldığında, Filistin Sivil Toplum Ağı, Gazze Şeridi’ne insani yardım girişinde kayda değer bir iyileşme görülmediğini, yardım akışının hâlâ ihtiyaç duyulan minimum seviyenin altında kaldığını açıkladı. Bölgeye giren kamyonların çoğunun ticari nitelikte olduğu, yardım amaçlı getirilen malzemelerin ise çok sınırlı miktarda ulaştığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ise kötüleşen beslenme koşullarının kış mevsiminin başlamasıyla birlikte Gazze Şeridi’ndeki çocukların hayatını ciddi biçimde tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF, kış aylarının hastalıkların yayılmasını hızlandırarak özellikle en savunmasız durumdaki çocuklar için ölüm riskini artırdığını vurguladı.

UNICEF, ekim ayında yapılan beslenme taramalarında, Gazze Şeridi’nde 5 yaş altı yaklaşık 9 bin 300 çocuğun ağır akut yetersiz beslenme yaşadığının tespit edildiğini açıkladı ve tüm taraflara, insani yardımın tüm mümkün güzergâhlardan geçişini sağlayacak şekilde Gazze sınır kapılarını açma çağrısında bulundu.


Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
TT

Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki, bu yıl Sudan’a ikinci kez sürpriz bir ziyarette bulundu. Dün gerçekleşen ziyarette Sudan Egemenlik Konsey Başkanı ve Sudan Ordusu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi. Sudan resmi kaynaklarına göre Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) tek taraflı insani ateşkes ilanının ardından, ordunun HDK ile Kordofan’ın tüm cephelerinde sürdürdüğü çatışmalar büyük ölçüde azaldı.

ngt
Orgeneral Burhan dün, Port Sudan'da Cumhurbaşkanı Afwerki'yi kabul etti (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Cumhurbaşkanı Afwerki dün süpriz bir ziyaret için Sudan'ın geçici başkenti Port Sudan'a geldi. Egemenlik Konseyi Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, ‘Burhan ve Afwerki'nin karşılıklı çıkarlar ve ikili ilişkilerin gidişatı konusunda ikili görüşmeler yaptığı’ belirtildi.

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Yaser el-Atta perşembe günü, askeri operasyon merkezinin tamamen Kordofan'a taşındığını duyurdu. Atta, “Uluslararası sınıra kadar askeri operasyonlar için hazırlık yaptık. Güçlerimiz, ordunun kontrolü dışındaki tüm bölgeleri kurtarmak için el-Ubeyd şehrinden harekete geçecek” dedi.

Son haftalarda, ordunun ve onu destekleyen Ortak Kuvvetler ile Sudan Kalkanı güçlerinin birkaç cephede eşzamanlı olarak ani saldırılar düzenlemeye çalışması, ancak bu bölgelerin kontrolünü geri kazanamaması üzerine, Kuzey Kordofan'daki Ummu Sayala, Bara ve Ummu Dam Hac Adam şehirleri çevresinde çatışmalar yoğunlaştı.

Sudan ordusuna yakın sosyal medya kullanıcıları, ordunun Kuzey Kordofan eyaletinin yönetim şehri el-Ubeyd’in batısında onlarca HDK üyesi taşıyan çok sayıda savaş aracını imha ettiği haberini yaydı. Öte yandan HDK, Kordofan’ın batısındaki Babnusa'da 22’nci Piyade Tümeni'ne yönelik saldırılarını sürdürdü, ancak bu saldırılar ordu tarafından püskürtüldü.

Strateji değişti

Askeri stratejist Emin Ismail Meczub'a göre HDK, tek taraflı olarak ateşkes ilan etti, ancak 48 saat geçmeden Babnusa şehrine saldırarak bu ateşkesi ihlal etti.

c
Ed-Daba şehri yakınlarındaki el-Afad Mülteci Kampı’nda yardım almak için bir araya gelen Faşir'den yerinden edilmiş kadınlar, 25 Kasım 2025 (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Meczub, Sudan ordusunun Kordofan'daki askeri operasyonları yönetme stratejisinin değiştiğini, artık saldırdığı mevzileri tutmak yerine bir bölgeyi kurtardıktan sonra diğerine geçmeye odaklandığını söyledi. Sonuç olarak, ordu artık tüm cephelerde dairesel bir şekilde hareket ederek sızan HDK üyeleriyle karşı karşıya gelebiliyor.

Mevcut çatışmalardaki sükuneti, Sudan ordusunun isyanı bastırmak için bir sonraki savaş aşamasına hazırlıklarına bağlayan Meczub, orduya ait insansız hava araçlarının (İHA) HDK’ya ağır kayıplar verdirdiğini ve bu güçlerin artık Kordofan'daki mevzilerine yönelik yoğun hava saldırılarını püskürtmek için sinyal bozucu cihazlar ve yer tabanlı uçaksavar silahları olmadan savaştığını belirtti.

Sudan ordusunun hedeflerinin Kordofan'daki HDK cephelerini temizledikten sonra operasyonlarını Darfur'u da kapsayacak şekilde genişlemeye başladığını söyleyen Meczub, HDK’nın Sudan ordusunu Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerindeki bazı bölgelerde bulunan mevzilerini topçular ve İHA’larla saldırmakla suçladığını ve bu saldırılara karşılık olarak meşru müdafaa hakkını kullandığını, ancak ateşkese bağlılığını teyit ettiğini belirtti.

Operasyonlar durmayacak

HDK kaynakları, son aylarda ele geçirdiği Kuzey ve Batı Kordofan'daki tüm şehir ve kasabaların tamamen kontrolü altında olduğunu bildirdi. Kaynaklar, ‘ordunun son çatışmalarda önemli bir ilerleme kaydettiği yönündeki söylentilerin doğru olmadığını’ da ekledi.

fd
Çad'ın doğusundaki Iriba beldesinin kuzeybatısındaki bir mülteci kampında ailesiyle birlikte bulunan Darfur'dan gelen bir mülteci, 27 Kasım 2025 (Reuters)

Sudan ordusu, hedefleri ve koşulları yerine getirilene kadar askeri operasyonların durdurulmayacağını defalarca kez belirtti. Bu hedef ve koşulların başında, HDK'nın Kordofan ve Darfur'da işgal ettiği tüm toprakların geri alınmasının yanı sıra HDK'nın Güney ve Doğu Darfur eyaletleri dışındaki bölgelerdeki güçlerini toplama ve ağır silahlarını teslim etme taahhüdünde bulunması geliyor.

Son zamanlarda çatışmalarda yaşanan azalma, ‘Uluslararası Dörtlü’nün diplomatik çabalarının devam etmesi ve yoğunlaşmasıyla paralel olarak gerçekleşmişti. Bu çabalar, Sudan ordusu ile HDK arasında üç aylık bir süre için ön koşulsuz bir ateşkesin yürürlüğe girmesi amaçlıyordu, ancak öneri Ordu Komutanı Orgeneral Burhan tarafından reddedildi.