İsrail'in Refah'a olası kara saldırısına dair notlar

Refah’a olası kara saldırısı öncesi İsrail bombardımanları yoğunlaşırken 'güvenli bölgenin' genişletildiği açıklandı

İsrail-Gazze sınırı yakınlarındaki bir yolda kamyonlarla taşınan İsrail zırhlı araçları, 25 Nisan 2024 (AP)
İsrail-Gazze sınırı yakınlarındaki bir yolda kamyonlarla taşınan İsrail zırhlı araçları, 25 Nisan 2024 (AP)
TT

İsrail'in Refah'a olası kara saldırısına dair notlar

İsrail-Gazze sınırı yakınlarındaki bir yolda kamyonlarla taşınan İsrail zırhlı araçları, 25 Nisan 2024 (AP)
İsrail-Gazze sınırı yakınlarındaki bir yolda kamyonlarla taşınan İsrail zırhlı araçları, 25 Nisan 2024 (AP)

Salim er-Reyyis

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, nisan ayının ikinci yarısında Gazze Şeridi'nin en güneyinde yer alan ve Mısır sınırına komşu olan Refah'a kara saldırısının onaylanmasına ilişkin açıklamalarını yoğunlaştırdılar. Hükümet yetkilileri, İsrail basınında yer alan açıklamalarda, kara saldırısının yaklaştığını ima etmeye çalışırken açıklamalarında ABD’nin tam desteğini almak için onayını almayı istedikleri anlaşılıyordu.

İsrailli yetkililerin açıklamaları çerçevesinde İsrail Yayın Kurumu'na (IBA) bağlı Makan televizyon kanalı, İsrail ordusundaki komutanlardan Refah'taki kara saldırısının, ordunun Gazze Şeridi'nin kuzey, orta ve güney kesimlerindeki diğer şehirlerde ve kamplarda yürüttüğü ve yürütmeye devam ettiği kara operasyonlarından farklı olacağını söylediklerini aktardı.

Refah şehri, 1978 yılında Camp David'de İsrail ile barış anlaşması imzalayan Mısır’ın Gazze Şeridi ile sınırında yer alıyor. Mısır ve İsrail, 2005 yılında Mısır ordusunun Gazze Şeridi ile olan 14 kilometrelik sınır boyunca konuşlandırılmasını öngören ve rolünü belirleyen Philadelphia Koridoru (Selahaddin Koridoru) anlaşması imzalanmıştı. Mısır’dan yapılan birçok açıklamada Refah'ta yapılacak bir kara harekatının iki ülke arasındaki ilişkileri istikrarsızlaştırabileceği uyarısı yapıldı.

ABD yönetimi tarafından son dönemde 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden savaş sırasında İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinden zorla yerinden edilen bir milyondan fazla Gazzeliye ev sahipliği yapan Refah'a olası bir kara saldırısına karşı olduğu yönünde açıklamalar yapılıyor. Sayıları bir milyonu aşan yerinden edilmiş Gazzelinin yanı sıra Refah’ta Filistin Merkezi İstatistik Bürosu'na (PCBS) göre 400 bin olan şehrin kendi nüfusu da yer alıyor.

İsrail ordusuna ait zanana ve quadcopter model keşif uçakları Refah’ta nisan ayı boyunca, gece gündüz alçak irtifada yoğun uçuşlar gerçekleştirdi.

Bugün 200 günü geride bırakan İsrail’in Gazze’deki savaşının başlamasından bu yana Refah şehri İsrail'in karadan, denizden ve havadan gerçekleştirdiği bombardımanlardan nasibini aldı. İsrail ordusu, Refah'ın doğu sınırındaki onlarca evi topçu bombardımanlarıyla vururken savaş uçaklarıyla şehrin merkezinde ve batısında yüzlerce yerleşim birimini ve tarım arazisini hedef aldı. Hem şehrin sakinleri hem de Refah'a yerinden edilenler olmak üzere yüzlerce Gazzeli öldürüldü. Bu makalenin yazıldığı ana kadar da bombardımanlar durmadı.

Ancak nisan ayı boyunca İsrail'den gelen açıklamaların, özellikle de İsrail Başbakanı Netanyahu'nun tarihini açıklamadan Refah’a kara saldırısının onaylandığı yönündeki açıklamalarının artmasıyla birlikte, İsrail ordusuna ait onlarca zanana ve quadcopter model keşif uçakları Refah’ta gece ve gündüz alçak irtifada uçmaya başladı. Uçaklar, gözetleme, fotoğraflı istihbarat toplama ve Filistinlilerin hareketlerini izleme görevlerini yerine getirdiler.

İsrail, Refah'taki binalara, evlere ve hatta yerinden edilenlerin kurdukları çadırlara yönelik hava saldırını yoğunlaştırırken, hem gece hem de gündüz saatlerinde çok sayıda evi hedef aldı. Bazı evler içlerinde insanlar varken habersizce bombalanırken bazıları İsrail tarafından bir bölge sakinine edilen telefonla tüm bölgeyi ya da bloğu boşaltmaları gerektiğinin söylenmesinin ardından bombalandı. Ancak telefonda boşaltılması istenen bölgedeki hedefin neresi olduğu belirtilmedi.

Savaşın son iki ayında Gazze Şeridi'nin merkezinden ve kuzeyinden, hatta Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrinden ve kuzeydeki Refah'a komşu olan bölgeden karadan saldıran İsrail güçlerinin geri çekilmesiyle birlikte bombardımanlar yoğunlaştı. İran'ın 13 Nisan cumartesi akşamı İsrail'e onlarca insansız hava aracı (İHA) ve füzeyle gerçekleştirdiği saldırının ardından ABD'nin Refah’a kara saldırısıyla ilgili açıklamalarındaki ton yumuşadı.

"Güvenli Bölge"

ABD yönetimi, yerinden edilen bir milyondan fazla Gazzeli için çözüm bulunmadan İsrail'in Refah'a geniş çaplı bir kara saldırısı başlatmasına karşı çıktığı açıklamalarında daha ılımlı ifadeler kullanmaya başladı. İsrail ordusu, daha önce Refah'ın batısındaki el-Mevasi bölgesi ve Han Yunus'un güvenli bölge olarak belirlenmesinin ardından, ‘güvenli bölge’ olduğunu iddia ettiği alanın Gazze Şeridi'nin en güneyindeki el-Mevasi bölgesinden kıyı şeridi boyunca Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’na kadar uzanacak şekilde genişletildiğini duyurdu. IBA’nın 23 Nisan'da aktardığı İsrail hükümetinden gelen açıklamalara göre güvenli bölgenin genişletilmesiyle ABD'nin şartı yerine getirilerek yerinden edilen bir milyondan fazla Gazzelinin bölgeye yerleştirilmesinin yanı sıra geçtiğimiz hafta yüzlerce çadır taşıyan 250'den fazla kamyonun Refah Sınır Kapısı’ndan ve Refah'ın güneydoğusundaki Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan geçişine izin verilmesi hedefleniyor.

İsrail, sivillere yönelik katliamlardan kaçınılması konusunda ne ABD yönetimine ne de Avrupa ülkelerine herhangi bir garanti vermez.

Al Majalla’ya konuşan Filistinli siyasi analist Aziz el-Mısri, uluslararası tarafların İsrail'in yaklaşık bir buçuk milyon Gazzeliye ev sahipliği yapan Refah’a kara harekâtı düzenlemesinden duyduğu korkunun nedeninin İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve Han Yunus’ta olduğu gibi Refah’a saldırması halinde onlarca kanlı katliam yaşanması ihmalinden kaynaklandığını söyledi. Mısri, uluslararası tarafların, özellikle de ABD'nin, İsrail'den sivillerin zarar görmeyeceğine ve katliamlardan kaçınılacağına dair garanti almaya çalıştıklarını ve bunun da uluslararası kamuoyunu harekete geçirebileceğini vurguladı.

İsrail'in Avrupa’daki en yakın müttefiklerinden biri olan Almanya gibi bazı Batı ülkeleri Refah'a kara operasyonuna karşı çıkmaya devam ettiğini söyleyen Mısri, “Birkaç gün önce Netanyahu ve Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock arasında Gazze'deki kıtlık ve katliamlar konusunda birbirlerine bağırma noktasına varan sert görüşmenin de gösterdiği gibi Almanya Gazze'deki kıtlık konusundaki endişelerini basın karşısında açıkça dile getiriyor” ifadelerini kullandı. Bu olaydan önce Almanya, diğer ülkeler tarafından düşmanca bir diplomatik kampanyaya maruz kalmış, Nikaragua ise İsrail'e silah sattığı ve bu silahları toplu katliamlarda kullandığı gerekçesiyle Almanya aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) dava açmıştı.

Dfgg
Refah'ta İsrail’in düzenlediği bombardıman sonucunda yıkılan bir binanın kalıntıları arasında yürüyen Filistinliler, 25 Nisan 2024 (AFP)

Aziz el-Mısri’ye göre siyasi ve diplomatik açıdan İsrail'in Refah’a olası kara harekâtına ilişkin İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in tutumları, Almanya’nın tutumuyla benzerlik gösterse de İsrail halen başlangıç olarak ABD yönetiminin desteğini almaya odaklanıyor. Ancak İsrail, özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in başını çektiği hükümet içindeki aşırı sağın, hükümetin düşmesine ve Başbakan Netanyahu'nun en çok korktuğu şey olan siyaset sahnesinden çekilmesine yol açabilecek hükümetten çekilme tehdidiyle birlikte, Avrupa'nın pozisyonlarını ve muhalefetlerini görmezden gelerek ABD yönetiminin desteğine odaklanmaya devam ediyor. Öte yandan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in başını çektiği İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcılar, hükümetin düşmesine ve siyaset sahnesinden silinmesine yol açabilecek şekilde hükümetten çekilme tehdidinde bulunuyor. Başbakan Netanyahu'nun en çok korktuğu şey de bu.

Filistinli siyasi analist, tüm bunlara rağmen İsrail’in ne ABD yönetimine ne de Avrupa ülkelerine Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki, Gazze şehrindeki ve Han Yunus’taki kara harekatı sırasında olduğu gibi sivillere yönelik katliamlardan kaçınma konusunda garanti vermeyeceğinin altını çizdi. Mısri, İsrail’in Refah’a kara saldırısı sırasında halka kaçmaları ve çadırlarını kuracakları güvenli alanlar hazırlamaları için erken uyarı yapılmasını öngören planına rağmen bu konunun İsrail medyasında tartışıldığını ifade etti.

İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistinli direnişçi grupların ve hücrelerin olduğuna dair açıklamalarının ardından, Mısır sınırındaki Refah'a geniş çaplı bir kara saldırısının başlatılması için sıfır saatinin yaklaştığının sinyalini veren bu gelişmelerin yanı sıra Hamas Hareketi’nin ve hareketin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları’nın liderlerinin Refah'ta saklandığına işaret eden bazı açıklamaların ardından Mısır, Refah’a kara operasyonuna halen karşı çıkıyor. Mısri’ye göre İsrail’in senaryosunda değişikliğe yol açabilir.

Nisan ayının ikinci yarısında tarafların müzakere sürecine ve çözüme ulaşma olasılığına ilişkin açıklamalarında azalma oldu.

En olası ve mantıklı senaryonun, İsrail'in Refah'taki belirli yerleri hedef alan yoğunlaştırılmış ve askeri literatürde ‘cerrahi operasyonlar’ olarak bilinen nokta atışı hassas operasyonların izlendiği bir yönteme başvurması olduğunu söyleyen Mısri, İsrail ordusunun Gazze'nin batısındaki Şifa Hastanesi ve çevresine düzenlediği son operasyonda da bu yöntemi izlediğini belirtti. Zırhlı personel taşıyıcıları ve tanklar, Gazze’nin batı bölgesini ablukaya aldı. Bombardımanlar, çatışmalar ve buldozerle yıkımlar gerçekleşti. Hatta farklı gruplardan ve yaşlardan siviller tutuklandı. Bölgedeki askeri operasyonlar yoğunlaştırıldı. Onlarca Gazzeli sahada infaz edildi ve Şifa Hastanesi’nin bahçesine gömüldü.

Tüm bunların yanı sıra İsrail'in açıklamaları, Katar, Mısır, ABD ve diğer ülkeler tarafından desteklenen İsrail ile Hamas arasında bir esir takası ve ateşkes anlaşmasına varılmasının yanı sıra İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesinden sonra yerinden edilenlerin yıkılan evlerine dönmelerine izin verilmesi için aylardır sürdürülen müzakerelerin neredeyse çıkmaza girdiği bir döneme denk geldi. Nisan ayının ikinci yarısında tarafların müzakere sürecine ve tüm tarafları tatmin edecek bir çözüm ve sonuca ulaşma ihtimaline dair açıklamalarında azalma oldu. Bu durum, İsrail’in özelde Refah’ta ve genel olarak ise Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarını tamamlayıp genişletebileceğinin en güçlü göstergelerinden biri olabilir.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.