Çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Darfur'un en önemli kenti el-Faşir'de sürekli terör olayları yaşanıyor

Darfur bölgesindeki Sudanlılar (arşiv - Reuters)
Darfur bölgesindeki Sudanlılar (arşiv - Reuters)
TT

Çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Darfur'un en önemli kenti el-Faşir'de sürekli terör olayları yaşanıyor

Darfur bölgesindeki Sudanlılar (arşiv - Reuters)
Darfur bölgesindeki Sudanlılar (arşiv - Reuters)

Sudanlı tüccar İshak Muhammed, Sudan'ın batısındaki el-Faşir kentinde çatışmaların yoğunlaşmasıyla bir aydır evine hapsolmuş durumda. El-Faşir, bir yılı aşkın süredir orduya karşı savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) kontrolü altında olmayan Darfur'daki tek büyük şehir.

Telefonla AFP'ye konuşan Muhammed, “Bir aydan fazla bir süredir dükkanımı açmadım ve üzerimize top mermisi düşer korkusuyla evde kaldım” dedi.

Muhammed, Birleşmiş Milletler'in (BM) 1,5 milyon nüfuslu şehir için sonuçlarına dair uyarılarına rağmen yaşanan şiddetli çatışmalara atıfta bulunarak, “Sürekli terör içinde yaşıyoruz” dedi.

BM uzmanlarına göre, Sudan'da Orgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki ordu ile Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki HDK arasındaki savaş, bir yıl içinde Batı Darfur'un başkenti el-Cuneyne'de 15 bine yakın kişi dahil olmak üzere binlerce kişinin ölümüne yol açtı.

BM'ye göre savaş 48 milyonluk ülkeyi kıtlığın eşiğine getirdi, zaten çökmekte olan altyapıyı tahrip etti ve 8,5 milyondan fazla insanı yerinden etti.

BM verilerine göre, Hamideti’ye bağlı güçler şu anda ülkenin batı bölgesini oluşturan beş eyaletin başkentlerinden dördünü kontrol ediyor. HDK’nin kontrolü altına girmeyen tek başkent olan el-Faşir’de yerinden edilmiş yaklaşık 800 bin kişi sığınmış durumda.

El-Faşir sakinlerinden Ahmed Âdem AFP’ye gönderdiği mesajda, “Tam bir kuşatma altındayız” ifadesini kullandı. Âdem, ülkenin batısındaki geniş Darfur bölgesinde telekomünikasyon ve internet hizmetlerinin neredeyse tamamen yok olduğunu belirtti.

Âdem, “HDK kontrolü olmadan şehre giriş ya da çıkış yok” dedi.

El-Faşir, savaşın başında çatışmanın her iki tarafına da mesafeli durma sözü veren ve kentin yakın zamana kadar çatışmaya kaymasını engelleyen iki ana silahlı isyancı hareket grubuna ev sahipliği yapıyor.

Şehirdeki şiddet, 2021 yılında Cuba'da Sudan hükümetiyle tarihi bir barış anlaşması imzalayan silahlı hareketlerin ‘artık tarafsız olmayacaklarını’ açıklayarak, ‘ulusal müttefikleri ve silahlı kuvvetleriyle birlikte HDK milislerine ve onların ücretli işbirlikçilerine karşı savaşacaklarını’ vurgulamalarının ardından arttı.

Kuzey Darfur'daki çatışmaların artması, BM Güvenlik Konseyi'nin el-Faşir'de yaşananlardan ‘derin endişe’ duyduğunu ifade etmesine yol açtı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Darfur Koordinatörü Toby Harward, X platformundaki hesabından “Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir ve kenti çevreleyen bölgelerdeki insani durum felaket” diye yazdı.

Harward, “Keyfi cinayetlerin, hayvanların çalınmasının, hırsızlığın, kırsal bölgelerdeki tüm köylerin sistematik olarak yakılmasının ve şehrin bazı bölgelerine yönelik hava bombardımanının artmasına ve el-Faşir çevresindeki kuşatmanın sıkılaştırılmasına” dikkat çekti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), HDK’yi Batı Darfur eyaletinin başkenti el-Cuneyne'de Masalitlere karşı ‘etnik temizlik ve soykırımın gerçekleştiğini veya gerçekleşmekte olduğunu gösterebilecek’ cinayetler işlemekle suçladı.

ABD'nin BM Daimî Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield geçen hafta yaptığı açıklamada, el-Faşir kentinde yaşananlara atıfta bulunarak “trajik bir felaketin yaklaşmakta olduğunu” belirtti.

Evde kalmak ve yiyecek stoğunun bitmesi

Görgü tanıklarının ifadelerine göre şiddet el-Faşir sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Kentin bitişiğinde yerinden edilmiş kişilerin kaldığı Ebu Şuk Mülteci Kampı da saldırıya uğradı ve HDK ile ordu arasında çatışmalara sahne oldu.

Kamp sakinlerinden İsa Abdurrahman, “Kampın içinde çatışmalar yaşanıyor ve şu ana kadar kampı terk edemeyenler evlerinde kalıyor. Bazılarının yiyeceği tükenmiş durumda ve kimse onlara ulaşamıyor” ifadelerini kullandı.

Kuzey Darfur eyaletinin başkentinin kuşatılması, yardımların yoğunlaştığı ve el-Faşir'den diğer eyaletlere dağıtıldığı tüm bölgedeki insani yardım çalışmalarını engelledi.

Şehirde faaliyet gösteren tek sağlık tesisi olan el-Faşir Güney Hastanesi'nden bir sağlık görevlisi, “Sağlık personeli tamamen bitkin durumda. Çünkü uzun süredir dinlenmeden çalışıyorlar ve bazıları bir aydan fazla süredir hastaneden ayrılmadı” şeklinde konuştu.

Yetkili, gelen vakaların çoğunun “gerçek mermi veya top mermilerinin neden olduğu yaralanmalar olduğunu, ayrıca çocuklar arasında yetersiz beslenme vakaları da görüldüğünü” söyledi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), el-Faşir'e yönelik saldırının yüz binlerce çocuğu risk altına sokacağı uyarısında bulundu.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell geçen hafta yaptığı açıklamada, “Sudan'ın Kuzey Darfur eyaletinde artan çatışmalar son haftalarda çok sayıda çocuk kaybına yol açtı. El-Faşir'e yönelik yakın askeri saldırı tehdidi, 750 bin çocuğun ve potansiyel olarak milyonlarca çocuğun hayatını ve refahını tehlikeye atacak feci bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Kuzey Darfur'un başkentinde 330 binden fazla insanın akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğuna dair raporlara atıfta bulunan Russell, ‘El-Faşir'in silahlı gruplar tarafından kuşatılması ve şehir dışındaki ana yollarda hareket kısıtlamaları ailelerin bölgeden ayrılmasını engelliyor’ dedi.

'Daha güçlü müzakere pozisyonu'

ABD Dışişleri Bakanlığı 16 Nisan'da, Suudi Arabistan'ın ‘önümüzdeki üç hafta içinde’ Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yeni müzakerelere ev sahipliği yapacağını bildirdi.

ABD ve Suudi Arabistan daha önce de Cidde kentinde birkaç tur müzakereye ev sahipliği yapmış, ancak sonuç alamamıştı. Afrika Birliği (AfB) ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) arabuluculuğu da başarısızlıkla sonuçlandı.

Sudanlı siyasi analist Emced Ferid, müzakere masasına geri dönülmesinin HDK'nin gözünü bir kez daha el-Faşir kentine dikmesine yol açtığını düşünüyor.

Ferid, “HDK el-Faşir'i kontrol etmek için çabalarını yoğunlaştırıyor, bu da ona daha güçlü bir müzakere pozisyonu sağlıyor. HDK, tüm Darfur bölgesini temsil ettiğini iddia edebilir” ifadelerini kullandı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.