Refah'ta yerinden edilmiş kişilerin çadırlarına yönelik katliama kınama

Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarından geriye kalan (Reuters)
Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarından geriye kalan (Reuters)
TT

Refah'ta yerinden edilmiş kişilerin çadırlarına yönelik katliama kınama

Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarından geriye kalan (Reuters)
Refah'ta İsrail bombardımanına maruz kalan yerinden edilmiş kişilerin çadırlarından geriye kalan (Reuters)

Filistin Devlet Başkanlığı ve Hamas bugün (Pazartesi) yaptıkları açıklamada, İsrail'i Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah yakınlarında yerlerinden edilenlerin kaldığı bir merkezi hedef alarak ‘katliam’ yapmakla suçlarken, İsrail ordusu da Hamas liderlerini ortadan kaldırmak için bir Hamas yerleşkesini bombaladığını bildirdi.

Filistin Devlet Başkanlığı yaptığı açıklamada, “İsrail işgal güçleri uluslararası meşruiyete sahip tüm kararları hiçe sayarak bu iğrenç katliamı gerçekleştirmiştir” diyerek, İsrail güçlerini ‘Refah'ta yerinden edilenlerin çadırlarını kasten hedef almakla’ suçladı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, Tel es-Sultan mahallesindeki yerinden edilmişler merkezini hedef alan İsrail bombardımanında en az 35 kişinin öldüğünü ve onlarca kişinin de yaralandığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Hamas, Filistinlileri İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilen ‘katliama’ karşı ‘ayaklanmaya ve öfkeli yürüyüşler düzenlemeye’ çağırdı.

cx vf
Refah'ta İsrail bombardımanının vurduğu yerinden edilmiş kişilerin çadırları alev aldı (Reuters)

Hamas tarafından yapılan açıklamada, “Suçlu işgal ordusunun bu akşam (dün) yerinden edilenlerin çadırlarına karşı gerçekleştirdiği korkunç Siyonist katliam ışığında, Batı Şeria'daki, Kudüs'teki, işgal altındaki topraklardaki ve yurtdışındaki halk kitlelerimizi ayağa kalkmaya ve katliama karşı öfkeli yürüyüşler yapmaya çağırıyoruz” denildi.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırıları sonucu ‘şu ana kadar çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 35 şehit verildiğini ve onlarca kişinin yaralandığını’ bildirdi.

Gazze'deki hükümet medya ofisi, ‘İsrail işgal güçlerinin Refah vilayetinin kuzeybatısındaki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) merkezini yoğun ve kasıtlı bir şekilde bombalayarak korkunç bir katliam gerçekleştirdiğini’ bildirdi. Ofis tarafından yapılan açıklamada, bombardımanın ‘30 kişinin şehit olmasına ve onlarca kişinin de yaralanmasına yol açtığını’ ifade edildi.

Gazze'deki Filistin Sivil Savunma Kurumu, İsrail bombardımanının 100 bin kişinin yerinden edildiği bir bölgede en az 50 kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğunu belirtti.

hyjmu
Filistinliler, Refah'ta İsrail bombardımanının vurduğu yerinden edilmiş insanların çadırlarının kalıntıları arasında duruyor. (Reuters)

İsrail ordusu bombardımanda iki Hamas liderinin öldürüldüğünü belirtirken, sivil kayıplar yaşandığına dair haberlerden haberdar olduğunu da bildirdi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Kısa bir süre önce bir İsrail ordusu uçağı Refah'taki Hamas yerleşkesini bombaladı. Yasin Rebi ve Halid en-Neccar öldürüldü” ifadeleri yer aldı. Ordu, Rebi ve en-Neccar'ın saldırıların planlanması ve fonların aktarılması da dahil olmak üzere Batı Şeria'daki Hamas faaliyetlerinden sorumlu olduklarını, en-Neccar'ın ayrıca Hamas’ın Gazze'deki operasyonları için fonları yönettiğini söyledi.

Açıklamanın devamında, “Saldırı, uluslararası hukuk çerçevesinde meşru hedeflere karşı, belirli mühimmatlar kullanılarak ve Hamas'ın bölgeyi kullandığını gösteren doğru istihbarat temelinde gerçekleştirilmiştir. Saldırı ve bölgede çıkan yangın sonucunda bölgedeki bazı sivillerin etkilendiğine dair haberlerin farkındayız. Olay inceleme altında” ifadeleri yer aldı.

xcs
Filistinliler, İsrail'in Refah'ta yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampa düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerden birinin cesedini taşıyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar, ölenlerden 15'inin bir sağlık tesisine götürüldüğünü söyledi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Refah'taki sahra hastanelerinden birine ‘yaralanma ve yanık tedavisi için yaralı akını’ olduğunu ve diğer hastanelere de çok sayıda yaralı geldiğini bildirdi. ICRC tarafından yapılan açıklamada, “Ekiplerimiz hayat kurtarmak için ellerinden geleni yapıyor” denildi.

UNRWA, Refah'a sığınmak isteyen ailelere yönelik yeni saldırı haberlerinin ‘dehşet verici’ olduğunu belirterek, ölenler arasında çocuk ve kadınların da bulunduğu çok sayıda can kaybına ilişkin raporlara atıfta bulundu.

UNRWA’nın X hesabı üzerinden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Gazze yeryüzünde bir cehennem. Dün geceki görüntüler bunun bir başka kanıtıdır.”

AFP'ye konuşan görgü tanıkları, İsrail ordusunun dün gece Refah'ın farklı bölgelerine saldırılar düzenlediğini söyledi. Diğer yandan Kuveyt İhtisas Hastanesi, aralarında hamile bir kadının da bulunduğu üç kişinin cesedini teslim aldığını açıkladı.

Arap ülkelerinden kınama

Mısır, Refah'ta yerinden edilmiş insanların çadırlarının İsrail güçleri tarafından ‘kasıtlı’ olarak bombalanmasını ve bunun sonucunda ölüm ve yaralanmaların meydana gelmesini en sert ifadelerle kınadı.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Mısır, İsrail'in Refah'taki çadırları bombalamasını ‘trajik bir olay’ olarak nitelendirdi. Açıklamanın devamında, “Mısır, İsrail'den işgalci bir güç olarak yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından Filistin'in Refah kentinde askeri operasyonların derhal durdurulmasına ilişkin alınan tedbirleri uygulamasını talep etmiştir” denildi.

xsc
Refah'ta yerinden edilmiş insanların çadırlarına düzenlenen İsrail bombardımanında hayatını kaybedenlerin cesetlerinin yanında duran bir Filistinli (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Arap Birliği bugün, İsrail işgal güçlerinin Refah’ta yerinden edilmiş insanların yaşadığı kamplarda Filistinli sivillere karşı gerçekleştirdiği iğrenç katliamı kınayarak, ‘işgal güçlerinin, Refah kentine yönelik askeri saldırının durdurulması çağrısında bulunan tüm uluslararası ve meşru yasaları, normları ve kararları, en sonuncusu Refah'a yönelik askeri saldırıya son verilmesi çağrısında bulunan UAD kararlarının uygulanması olmak üzere tüm kararları açıkça hiçe sayarak ihlal ettiğini’ vurguladı.

Arap Birliği bugün Facebook sayfasında yayınladığı açıklamada, “İşgal güçlerini Filistin halkına karşı işlediği suçlar ve katliamlardan sorumlu tutmamak ve ona karşı herhangi bir caydırıcı önlem almamak, öldürmeye ve yok etmeye devam etmesine neden oluyor” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise ‘İsrail işgal güçlerinin Refah kentinde binlerce yerinden edilmiş insanın yaşadığı bir kampı bombalayarak Filistinli sivillere karşı iğrenç bir katliam gerçekleştirdiğini, bunun da yaklaşık kırk vatandaşın şehit olmasına ve çoğu kadın ve çocuk olmak üzere onlarca kişinin yaralanmasına yol açtığını’ belirterek söz konusu saldırıyı en güçlü ifadelerle kınadı.

İİT, X platformunda yayınladığı bildiride, Refah'ın bombalanmasını ‘savaş suçu, insanlığa karşı işlenmiş bir suç ve uluslararası ceza hukuku kapsamında hesap verilebilirliği ve sorumluluğu hak eden organize devlet terörizmi’ olarak nitelendirdi.

Diğer yandan Kuveyt, “İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Refah kentinde yerinden edilmiş insanların çadırlarına yönelik yeni saldırısı” olarak tanımladığı olayı kınadığını ve herkes tarafından kınanması gerektiğini ifade etti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “İşgalcilerin Filistinlilere karşı yaptıkları, uluslararası toplumun derhal müdahalesini gerektiren soykırım ve bariz savaş suçları işlediğini ortaya koymaktadır” ifadesine yer verildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı da ‘İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nde işlemeye devam ettiği ve sonuncusu dün Refah'ın batısındaki UNRWA merkezinin yakınında yerlerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampın bombalanması olan iğrenç savaş suçlarını’ kınadı.

Katar Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'in Gazze Şeridi'nde yerlerinden edilmiş insanların bulunduğu bir kampı bombalamasını kınadı ve bunu ‘kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nde kötüleşen insani krizi daha da kötüleştirecek uluslararası yasaların ciddi bir ihlali’ olarak gördüğünü belirtti.

Bakanlık yaptığı açıklamada, Katar'ın bombardımanın ‘devam eden arabuluculuk çabalarını zorlaştırmasından ve Gazze Şeridi'nde acil ve kalıcı bir ateşkes ile esir takası için bir anlaşmaya varılmasını engellemesinden’ duyduğu endişeyi dile getirdi.



İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)

Sağlık yetkilileri, İsrail’in bugün (Cumartesi) şafak vaktinden bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bu rakam, çatışmaların durdurulmasını hedefleyen Ekim ayında varılan anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak dikkat çekti.

Nasser ve Şifa hastanelerindeki yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzeyi ve güneyini hedef aldığını; bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu aktardı. Hayatını kaybedenler arasında iki kadın ve iki farklı aileden altı çocuk yer aldı.

Associated Press (AP) haberine göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının öldüğünü açıklarken; Nasser Hastanesi ise bir çadır kampına düzenlenen saldırının yangına yol açtığını, bunun sonucunda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Görsel kaldırıldı.
Gazze kentinde İsrail saldırısının vurduğu alanı inceleyen bir Filistinli. (Reuters)

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun anlaşmayı 1300’den fazla kez ihlal etmesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve yirmi maddeden oluşan planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğü bir dönemde yaşandı. Plan, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından ay başında açıklanmış; Gazze’de teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetinin kurulmasını da öngörmüştü.


İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
TT

İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş ihtimalleri tartışılırken, ABD ile İran arasında daha geniş çaplı bir çatışma olasılığı gündeme geliyor. Bu durum, bölgede dengeleri ve öncelikleri yeniden şekillendirebilecek bir tablo ortaya koyarken, İsrail’in hamleleri endişeleri artırıyor.

Gazze anlaşmasının tehdit altına girebileceği ihtimaline dikkat çeken uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Tahran’a yönelik herhangi bir saldırının İsrail’i bilinçli şekilde sürece dahil edeceğini, bunun da anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasını karmaşıklaştırmayı, İsrail’in eylemlerini örtbas etmeyi ve hatta anlaşmayı sabote etmeyi amaçlayabileceğini vurguladı. Uzmanlar, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin dün yaptığı ve olası sonuçlara karşı uyarılarda bulunduğu açık ve net açıklamalarına da dikkat çekti.

Bu kaygılar, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağını artırması ve Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı tehditleriyle aynı döneme denk geliyor. Trump, bu tehditlere rağmen Tahran yönetimiyle diyaloğa kapıyı tamamen kapatmadığını ifade ediyor.

13 Haziran 2025’te İsrail, ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik 12 gün süren bir saldırı başlattı. Saldırılarda askeri ve nükleer tesislerin yanı sıra sivil altyapılar hedef alındı, bazı komutanlar ve bilim insanları öldürüldü. Buna karşılık İran, İsrail’e ait askeri ve istihbarat merkezlerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vurdu.

22 Haziran’da ise ABD, İran’ın nükleer tesislerine saldırı düzenlediğini ve bu tesisleri devre dışı bıraktığını duyurdu. Tahran buna, Katar’daki ABD’ye ait el-Udeyd Hava Üssü’nü bombalayarak karşılık verdi. Ardından Washington, 24 Haziran’da Tel Aviv ile Tahran arasında ateşkes ilan edildiğini açıkladı.

Mısır'ın uyarıları

Sisi dün Kahire’nin doğusundaki Polis Akademisi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada, “İran krizi tırmanıyor ve bunun bölge üzerinde etkileri olabilir… İran kriziyle ilgili gerilimi düşürmek için her ne şekilde olursa olsun diyaloğa ulaşmak amacıyla sessiz ama yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Krizin silahlı bir çatışmaya dönüşmesi halinde bölgemiz açısından son derece ciddi sonuçlar ve ekonomik yansımalar doğurabileceğinden endişe ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Mısır Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları, İsrail basınında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran konulu bir güvenlik toplantısı yaptığına dair haberlerin ertesi gününe denk geldi. Açıklamalar, İsrail Yayın Kurumu’nun dün ‘bir Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaştığını’ duyurmasıyla da eş zamanlı gerçekleşti.

rgty
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

İsrail medyası, Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaşmasının önceden planlandığını ve bunun İsrail ile ABD orduları arasındaki iş birliği kapsamında gerçekleştiğini savundu.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan ise İsrail’in her türlü savaştan fayda sağladığını belirterek, Tel Aviv yönetiminin böyle bir çatışmayı Gazze Şeridi’ndeki yıkıcı planlarını genişletmek ve bunları örtbas etmek için kullanabileceğini, bunun da durumu daha karmaşık hale getireceğini ifade etti.

Filistinli siyaset analisti Nizar Nazzal da göstergelerin İran’a yönelik bir askeri operasyon ihtimaline işaret ettiğini, bu süreçte İsrail’in kışkırtma ve askeri yığınak yoluyla açık bir rol oynadığını ve Netanyahu’nun bu yönde bir isteği bulunduğunu söyledi. Nazzal, Mısır’ın bölgeye yönelik ciddi endişeler taşıdığına dikkat çekerek, olası gelişmelerden Gazze anlaşmasının hızlı şekilde zarar göreceğini vurguladı.

Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda Refah Sınır Kapısı’nın önümüzdeki pazar günü (yarın), yalnızca sınırlı sayıda kişinin geçişine izin verecek şekilde iki yönlü olarak açılacağı” bildirildi. Açıklamada ayrıca, İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgede yer alan bir güvenlik noktasında ek denetim yapılacağı kaydedildi.

Diğer yandan Sisi, dün yaptığı konuşmada İran’a yönelik bir saldırının sonuçlarına karşı uyarıda bulunarak, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu ve bunun ‘son derece önemli’ olduğunu söyledi.

Nazzal’a göre Netanyahu, İran’a yönelik olası bir saldırıyı, anlaşmanın ikinci aşamasının başlangıcını bozmak ya da süreci aksatmak için kullanabilir. Nazzal, saldırının önümüzdeki günler ya da haftalar içinde gerçekleşmesi ihtimali karşısında Netanyahu’nun süreci parçalara bölerek uygulamayı uzatabileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını geciktirmeye yönelik manevralar ve şartlar öne sürerek faydasını azaltmaya çalıştığını ve bu yolla Gazze Şeridi’nden çekilme gibi taahhütlerden uzaklaşabileceğini dile getirdi.

Gazze anlaşması bir nebze sekteye uğradı

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, siyasi ve güvenlik çevrelerinin, Netanyahu’nun şu aşamada kapsamlı bir savaşa girmeyi hedeflemediğini, ancak Trump yönetimiyle dolaylı bir eşgüdüm içinde İran liderliğinin seçeneklerini daraltmaya çalıştığını vurguladığını yazdı. Haberde, İsrail’in tüm senaryolara hazır olduğu izlenimini pekiştirmeye özen gösterdiği ve kararın her an alınabileceği mesajını verdiği aktarıldı.

Bu çerçevede Reha Ahmed Hasan, Tahran’da binlerce protestocunun öldürülmesinden duyulan endişeden söz eden ABD-İsrail söylemini sert şekilde eleştirerek, buna karşılık İsrail’in 75 bin Filistinliyi öldürmesine ve açlıktan etkilenen sivillere yardım ulaştırmak için Refah Sınır Kapısı’nın açılmamasına kayıtsız kalındığını dile getirdi. Hasan, Gazze anlaşmasının ABD Başkanı Donald Trump’ın güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu, anlaşmaya yönelik herhangi bir tehdidin en büyük zararını Trump’a vereceğini ifade etti.

Nazzal ise Gazze anlaşmasının arabulucularının, İsrail’in olası bir saldırıdan fayda sağlamasını engellemek için harekete geçtiğini belirterek, saldırının durdurulmasının ya da etkilerinin hızla sınırlandırılmasının, İsrail’i anlaşmayı uygulamaya zorlamak açısından hayati önemde olduğunu söyledi. Netanyahu’nun böyle bir saldırıyı kendisi açısından kazançlı gördüğüne dikkat çeken Nazzal, savaşın başlaması halinde bunun İsrail’i de içine alacağını ve Gazze anlaşmasının görece sekteye uğrayacağını kaydetti.


SDG, 3 tugaydan oluşan bir tümenle birleşecek

Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
TT

SDG, 3 tugaydan oluşan bir tümenle birleşecek

Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)

Şam ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından dün yapılan, Suriye'nin doğusundaki askeri, güvenlik ve idari kurum ve güçlerin Suriye devletine "sıralı entegrasyon süreci" başlatılmasına yönelik "kapsamlı" bir anlaşmanın duyurulması, bölgesel ve uluslararası alanda geniş bir onay gördü.

Yeni anlaşma, "Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugaydan oluşan bir tümenin kurulmasının yanı sıra, Halep Valiliği'ne bağlı bir tümen içinde Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın kurulmasını" da içeriyor.

Anlaşma ayrıca, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ve Kamışlı merkezlerinde "askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini ve İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin girmesini" de içeriyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu kapsamlı anlaşmanın Suriye'nin barış, güvenlik ve istikrar yolunda ilerlemesine katkıda bulunacağı umudu dile getirilirken, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmayı Suriye'nin ulusal uzlaşma, birlik ve istikrar yolculuğunda bir "kilometre taşı" olarak değerlendirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise ülkesinin "istikrar, adalet ve yeniden yapılanma yolunda Suriye'yi ve Suriye halkını desteklemeye devam edeceğini" teyit etti.