Irak'ın Sincar bölgesi DEAŞ'ın geride bıraktığı enkaz ve moloz yığınlarından kurtulamadı

DEAŞ'ın 10 yıl önce istilasına uğrayan Sincar, halen istilanın etkilerini yaşıyor

DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)
DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)
TT

Irak'ın Sincar bölgesi DEAŞ'ın geride bıraktığı enkaz ve moloz yığınlarından kurtulamadı

DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)
DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)

Basim İdo (20), Irak'ın kuzeyindeki yarısı çöl olan köyündeki evinin kapısının önünde her durduğunda, savaşın bitmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen nüfusun çoğunluğunu Ezidilerin oluşturduğu Sincar bölgesinin artık tanıdık manzarası haline gelen, evinin etrafını saran moloz yığınları karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor.

Bağdat’ın 400 kilometre kuzeybatısında bulunan el-Kehuf’uş-Şark-Sulag köyündeki evinin avlusunda yaşadıklarını anlatan İdo, daha önce köyde yaşayan 80 aileden sadece 10'unun geri döndüğünü söyledi. İdo, içini çekerek, “Yaşayacakları ev yok, neden geri dönsünler ki? Yerinden edilenler için kurulan çadırları terk edip evlerinin yıkıntıları üzerinde kuracakları derme çatma çadırlarda yaşamak istemiyorlar” dedi.

DEAŞ 2014 yılında bölgeyi kasıp kavurmuş, başta Ezidiler olmak üzere azınlıkları hedef almıştı. DEAŞ, onları ya öldürdü ya yerlerinden etti. Bazı Ezidi kadınları ise ‘cariye’ olarak kaçırdı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) Kürt güçleri, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle DEAŞ’ı Sincar’dan çıkarmayı başardı. Irak hükümeti, 2017 yılının ağustos ayında aşırılık yanlısı örgütün Sincar'ın da içinde bulunduğu Ninova vilayetinin tamamından çıkarıldığını duyurdu. Aynı yılın sonlarında ise DEAŞ’a karşı tam zafer ilan etti.

Yeniden inşanın önündeki engel

Ancak aradan bunca yıl geçmesine rağmen köyler ve mahalleler yerle bir olmuş halde kalmaya devam ediyor. Siyasi anlaşmazlıklar, bunca trajediye sahne olmuş bir bölgenin yeniden inşasını engelliyor. Sulag köyündeki yıkılmış evler, paslı su boruları ve depoları ile duvarlardaki çatlakların arasından çıkan ve bir zamanlar burada hayat olduğuna işaret eden yabani otların oluşturduğu görüntü savaş günlerini anımsatıyor.

İdo üzgün bir şekilde, “Kalbim nasıl huzur bulsun… Burada olanları kim unutabilir?” diyerek duygularını dile getirdi. Köyde sadece birkaç aile evlerini yeniden inşa edebilme imkanı bulurken diğerleri ise evlerinin enkazları üzerine çadır kurdular. İdo ve ailesi yıllar önce, son günlerini köyünde geçirmek isteyen hasta babasının son isteğini yerine getirmek üzere köye dönmüş. Aile, köyde çoğu evin enkaza dönmüş olmasına rağmen evlerini yanmış, fakat yıkılmamış olarak buldukları için şanslı sayılıyordu.

dvfev
Annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte Sulag köyündeki evinin avlusunda oturan Ezidi genç (AFP)

İdo, bir insani yardım kuruluşunun yardımıyla evini onarmış, ama köydeki diğer ailelerin çoğunun evlerini yeniden inşa etmediğini, oysa tek yapmaları gerekenin bir ya da iki oda inşa etmek olduğunu söyledi. İdo, hükümetin ya da yardım kuruluşlarının yeniden inşayı üstlenmeleri halinde tüm köy sakinlerinin geri döneceğini de sözlerine ekledi.

Tazminat dosyası

Iraklı yetkililer kısa bir süre önce yerinden edilenler için kurulan kampların 30 Temmuz 2024 tarihinde kaldırılacağını duyurmuş, köylerine dönenlere mali yardım ve teşvik sözü vermişti. Hükümet yeniden inşa çabalarını hızlandıracağını ve yıkımdan etkilenenlere tazminat ödeyeceğinin sözünü defalarca kez tekrar etti.

Irak Göç ve Göçmenler Bakanlığı geçtiğimiz günlerde yüzlerce kişinin bölgelerine geri döndüğünü duyurdu. Ancak Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) yakın tarihli bir raporuna göre 183 binden fazla Sincarlı yerinden edilmiş durumda. Bazı bölgelerde nüfusun yarısının ya da daha azının geri dönüşünün belgelendiği belirtilen rapora göre 2014 yılından bu yana en az 13 yerde hiç geri dönüş kaydedilmedi.

Sincar Kaymakam Vekili Nayef Sido, “Tüm köyler ve mahalleler yerle bir edildi. Tazminat dosyası, çoğu kişi tazminatlarını alamadığı için gecikiyor.

DEAŞ, 2014 yılının ağustos ayında Sincar'ı işgal ettiğinde, Hudla Kasım Koço köyünde aralarında babası, annesi ve erkek kardeşinin de olduğu ailesinden en az 40 kişiyi kaybetti. Üç çocuk annesi Hudla, üç yıl önce bölgedeki insanlara hukuki hizmet sağlayan sivil toplum kuruluşu Norveç Mülteci Konseyi'nin (NRC) desteğiyle yıkılan evi için tazminat başvurusunda bulunduğunu, ancak şimdiye kadar bir sonuç alamadığını anlattı.

Bürokratik labirent

Hadla Kasım ‘şehitlerin’ ailelerine ödenen aylıktan almayı beklese de diğerleri gibi onun başvurusu da idari bürokrasinin labirentine takılmış durumda. Yıllar önce evine dönen Kasım, “Yıkılmış haldeyiz. Hiçbir şeyimiz yok. Tüm toplu mezarlar kazılmadı, kurbanların dosyaları halen açık. Yerinden edilenler için kurulan kamplardakilerin hepsi geri dönmedi. Bir çözüme ihtiyacımız var” diye konuştu.

NRC’den hukuk görevlisi Firimna Khader, güvenli ve yaşanabilir evlerin bir ihtiyaç olduğunu, ancak yollar, okullar ve hükümet binaları gibi altyapıya da ihtiyacın olduğunu, böylece yeniden bir hayat kurmak için umudun doğacağını söyledi.

Kendi evlerini inşa edemeyenlerin bazıları, kamu hizmetlerinin ve altyapının yetersizliğine rağmen Sincar’da ev kiraladı. Birçok hasta, şehrin tek hastanesinde, yetersiz olan tıbbi bakımı alabilmek için saatlerce yol kat etmek zorunda kalıyor.

Sincar'ın merkezindeki eski şehirde hiçbir ev ya da dükkân sağlam kalmazken birçok sokak moloz yığınına dönmüş durumda. Yıkık dökük eski bir kilise, molozların arasında yetişen otları otlayan koyunların uğrak yeri haline gelirken silahlı örgütün karargahına dönüştürülen bir okul, bir sinema salonu da askeri bir merkeze dönüştürülmüş.

Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmazlık

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Sincar uzun yıllardır Iraklı ve IKBY’li yetkililer arasındaki anlaşmazlık konularının başında geliyor. İki taraf, bölgenin yeniden inşası için 2020 yılında anlaşmaya varmış olsa da anlaşma şimdiye kadar hayata geçirilmedi.

Bugün bölgede Irak ordusu da dahil olmak üzere çeşitli grupların konuşlanmış olması çatışmayı daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye'nin birçok kez mevziilerini hedef aldığı PKK ile ittifak halinde olan bir Ezidi grubunun yanı sıra bazıları İran yanlısı silahlı gruplardan oluşan bir koalisyon olan Halk Seferberlik Güçleri, artık resmi Irak güçlerin bir parçası.

Adının açıklanmasını istemeyen bir güvenlik kaynağı "Tüm taraflar pay istiyor, farklı çıkarları var. Bu da atamaları ve yeniden inşa çabalarını engelliyor” dedi.

Irak ordusu ile bölgedeki yerel güçler arasında 2022 yılında patlak veren çatışmalar binlerce kişiyi yeniden göç etmeye zorladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) Irak araştırmacısı Sarah Sanbar, Bağdat ve Erbil Sincar için çekişirken, ikisinin de ‘sorumluluklarını yerine getirmek için hiçbir şey yapmadığını’ söyledi. Sanbar, “Hükümet kampları kapatmakla ilgileneceğine güvenliği desteklemeli ve Sincar'ı insanların gerçekten dönmek isteyecekleri bir yer haline getirmeli” ifadelerini kullandı.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.