İsrail'in Güney Lübnan'daki savaşın hedeflerine ilişkin açıklamalarına, savaşın süresinin uzun olacağına işaret eden askeri önlemler eşlik ediyor. Uzmanlara göre İsrail; demografik yapıyı değiştirmeyi, köyleri haritadan silmeyi ve gelecekteki işgal gerçeğine zemin hazırlamayı hedeflerken; Hizbullah ise savaş araçlarını geliştirerek uzun vadeli bir yıpratma savaşına hazırlandığının işaretlerini veriyor.
İsrail içinde, "yıpratma savaşından" kaçınmak amacıyla Litani Nehri'nin güneyinin ötesine geçme niyetine dair tartışmalar sürerken; askeri operasyonların sınırdan 30 kilometre uzaklıktaki Nebatiye ve Sur’a bağlı köylere kadar genişlemesi dikkat çekiyor. Beyrut’ta bu durum, Lübnan devletine ve Hizbullah tabanına yönelik bir baskı aracı olarak değerlendiriliyor.
"Sarı Hat": Uzun vadeli bir çekilme mi?
Askeri durumu değerlendiren Emekli Tuğgeneral Said Kazha Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail'in Güney Lübnan'da "Sarı Hat" olarak bilinen tampon bölgeden çekilmesinin kolay olmayacağını vurguladı. Kazha, bu çekilmenin ancak taraflar arasındaki saha düzenlemelerini garanti altına alan ve geçmişteki mütareke anlaşmalarına benzeyen net güvenlik mutabakatlarına bağlı olabileceğini belirtti.
Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), İsrail ve Lübnan arasındaki sınır yakınlarında Lübnan topraklarına doğru bakıyorlar (Reuters).
Kazha, "İsrail bu bölgeden karşılıksız vazgeçmeyecek ve burayı Lübnan hükümetine karşı bir baskı kozu olarak kullanmaya çalışacaktır" diyerek, asıl hedefin askeri boyutun ötesine geçip Lübnan devletiyle nihai bir anlaşma imzalamak ve Hizbullah’ı silah bırakmaya zorlamak olduğunu savundu.
Sahadaki durumun gerilime gebe olduğunu belirten Kazha, "Mevcut göreceli sakinlik kalıcı değil. Herhangi bir doğrudan müzakere süreci sahadaki gerilimi tetikleyebilir. Küçük bir güvenlik olayı bile cepheyi yeniden alevlendirebilir" uyarısında bulundu.
Yeni savaş araçları ve bölgesel etki
Teknolojik gelişmelerin, özellikle de dron kullanımının savaş sahasını karmaşıklaştırdığını ifade eden Kazha, sınır ötesi operasyonların geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskine dikkat çekti.
Çatışmanın sadece Lübnan ile sınırlı kalmayabileceğini belirten emekli general, "İran ve ABD arasındaki olası bir gerginlik doğrudan Güney cephesine yansıyacaktır," dedi.
İsrail'in tampon bölgedeki varlığının siyasi mutabakatlara bağlı kalacağını söyleyen Kazha, İsrail'in kuzeyinin güvenliği garanti edilmeden hızlı bir çekilme beklemediğini, bu durumun 2000 yılı öncesindeki dönemi hatırlatan bir süreci başlatabileceğini ifade etti.
Yıkımın ötesinde gerçekleri yeniden şekillendirmeyi amaçlayan hedefler
Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail'in hedeflerine ilişkin daha ayrıntılı bir perspektif sundu. Melaib, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarının, ABD'nin açık desteğiyle güç kullanma niyetini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti.
Melaib, "Sadece yıkımla sınırlı bir durumla karşı karşıya değiliz. 'Sarı Hat' içerisindeki faaliyetler, Hizbullah ile hesaplaşmanın yanı sıra üç ana hedefi barındırıyor," diyerek şunları sıraladı:
Deniz yetki alanları: Sarı Hat'ın sadece karada değil, denizden Nakura açıklarına kadar uzatılması hedefleniyor. Bu, Lübnan’ın Kana sahasındaki haklarını ve 2022 Deniz Sınırı Anlaşması'nı fiilen geçersiz kılarak, İsrail'in bölgede tek taraflı sondaj yapmasına olanak tanıyacaktır.
Litani suları: Sınıra 2-3 kilometre mesafedeki bazı köylerin bombalanması, İsrail'in uzun süredir devam eden Litani Nehri sularını kontrol etme hedefini yeniden canlandırabilir.
Genişletilmiş güvenlik hattı: Netanyahu'nun "denizden Cebel-i Şeyh'e" (Hermon Dağı) söylemi, Hizbullah’ın güçlü olmadığı ve doğrudan çatışmalara sahne olmayan bölgeleri de kapsayan, Golan’dan Akdeniz’e kadar uzanan bir alanı İsrail güvenlik kontrolü altına alma projesidir.
İsrail'e ait bir askeri araç, Lübnan toprakları içindeki yıkılmış binaların yanından geçiyor (Reuters).
Demografik kaygılar
Melaib, gerçekleştirilen yıkımın askeri bir gereklilik olmadığını, çünkü birkaç kilometrelik bir alanın tahrip edilmesinin İsrail'in kuzeyini füze ve dronlardan korumaya yetmeyeceğini savundu. Melaib'e göre, asıl amaç köyleri ortadan kaldırarak demografik yapıyı değiştirmek ve gelecekteki bir işgal için zemin hazırlamak.
ABD'nin rolüne de değinen Melaib, "ABD Büyükelçiliği'nin Lübnan’ın egemenliği ve yeniden imar hakkındaki açıklamaları şartlıdır. Washington, herhangi bir müzakere sonucunu, İran ile savaşın bitmesine ve Hizbullah üzerinden Lübnan’a müdahalesinin kesilmesine bağlıyor" dedi.