İsrail'in katliama dönüşen rehineleri kurtarma operasyonunda neler yaşandı?

Filistinliler öfke kusarken, rehine kurtarma operasyonunda Washington'ın rolüyle ilgili bazı bilgiler sızdırıldı. Savaş sırasındaki üçüncü esir kurtarma operasyonunda rehinelerin hepsinin apartmanlarda olduğu anlaşıldı. Gantz istifasını erteledi.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)
TT

İsrail'in katliama dönüşen rehineleri kurtarma operasyonunda neler yaşandı?

İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)

İsrail ordusu düzenlediği özel bir operasyonla Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda tutulan İsrailli 4 rehineyi sağ olarak kurtardı. Operasyon sırasında karada, denizde ve havada her türlü silah kullanıldı. İsrail’in rehine kurtarma operasyonu sırasında gerçekleştirdiği katliamda en az 210 Filistinli öldürüldü, 400 Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusunun Yamam özel biriminden bir asker öldürüldü. Operasyon sırasında İbranice kısaltmasıyla ‘Yamam’ ismiyle tanınan özel harekât ekibinin bir üyesi de öldü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, tüm rehineler evlerine dönene kadar Gazze Şeridi'nde rehine kurtarma operasyonlarının tekrarlanacağını söylerken, İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz hükümetten istifasını açıklayacağı basın toplantısının ertelendiğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, düzenlenen operasyon sırasında 4 rehinenin yoğun ateş altında Hamas'ın esaretinden kurtarıldığını açıkladı.

İsrailli rehineleri kurtarmak için düzenlenen operasyon Nuseyrat Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkıma yol açtı (AFP)İsrailli rehineleri kurtarmak için düzenlenen operasyon Nuseyrat Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkıma yol açtı (AFP)

İsrailli askerlerin ‘en zorlu yerlerde, bir mülteci kampının merkezinde ve gün ortasında ağır ateş altında büyük bir cesaret gösterdiğini’ söyleyen Gallant, operasyonu son 47 yıldır gördüğü en etkileyici operasyonlardan biri olarak tanımladı. İsrailli bakan, “Bu kadar çok şeyi böyle güçlü ve iş birliği içinde, böyle başarılı bir şekilde yaptığımızı hatırlamıyorum” dedi.

Gallant, kaçırılanların kurtarılmasını sadece etkileyici bir operasyonel başarı değil, aynı zamanda savaşın hedeflerine ulaşılması için de bir fırsat olarak değerlendirdi.

Operasyon, özel kuvvetlerin Nusayrat Mülteci Kampı'nın merkezine sızmasıyla başladı. Ancak İsrail özel kuvvetlerinin kampa sızdığı fark edildi. Bunun üzerinde İsrail'in havadan, karadan ve denizden her türlü silahı kullandığı çatışmalar patlak verdi ve bölgede bir katliam yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklar, İsrail özel kuvvetlerinin yardım kamyonlarıyla sivil kıyafetler içinde Nuseyrat Mülteci Kampı’nın merkezine sızdığını, ancak fark edildiklerini ve şiddetli çatışmaların yaşandığını söylediler. Aynı kaynaklar, daha sonra İsrail özel kuvvetlerine diğer kuvvetlerden eşi ve benzeri görülmemiş bir destek sağlanmasıyla operasyonun tamamlandığını aktardılar.

İsrail'in Deyr el-Belah'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (Reuters)İsrail'in Deyr el-Belah'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (Reuters)

Kaynaklar, şöyle devam ettiler:

“Operasyona her şeyi ağır bombardımana tutarak başladılar. Operasyonu desteklemek ve kamufle etmek için daha önce benzerine rastlanmamış bombardımanlardı. Dört rehineyi kurtarmayı başardılar ama bu hiç kolay olmadı. Silahların, RPG'lerin ve uçak füzelerinin kullanıldığı çok şiddetli ve karmaşık bir çatışmaydı. Rehinelerin bir kısmı öldürüldü, bir kısmı da yaralandı. Hatta bindirildikleri araç bile isabet aldı.”

Gündüz operasyonu ve yoğun çatışmalar

İsrail ordusu, ‘gün ortasında’ gerçekleştirdiği cesur bir operasyonla Hamas’ın elindeki dört rehineyi sağ olarak kurtardığını açıkladı. Ordu tarafından yapılan açıklamaya göre 7 Ekim sabahı Kibbutz Re'im yakınlarındaki Supernova müzik festivalinden kaçırılan Noa Argamani (26), Almog Meir Jan (21), Andrey Kozlov (27) ve Shlomi Ziv (40) düzenlenen operasyonla kurtarıldı.

Noa Argamani babası Yaakov ile birlikte Ramat Gan'da bir araya geldi (İsrail ordusu - Reuters)Noa Argamani babası Yaakov ile birlikte Ramat Gan'da bir araya geldi (İsrail ordusu - Reuters)

Yapılan ortak açıklamaya göre İsrail polis özel harekât ekibi Yamam üyeleri ve iç güvenlik birimi Şin Bet ajanları tarafından eş zamanlı olarak Gazze'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın merkezinde Hamas tarafından kullanılan iki binaya baskın düzenlendi. Binalardan birinden Argamani, diğerinden ise Meir Jan, Kozlov ve Ziv kurtarıldı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre operasyona yüzlerce asker katıldı.

İsrail Ordu Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, özel kuvvetlerin rehineleri ateş altındayken kurtardığını söyledi. Hagari açıklamasında, “Operasyon sırasında bölgedeki güçlerimize yönelik tehditleri hedef aldık. Bu tehditler karadan, havadan ve denizden vuruldu, böylece birliklerimizi ve kaçırılan insanları (İsrailli rehineleri) kurtarabildik” diye konuştu.

Nuseyrat Mülteci Kampı Gazze'de son birkaç aydır İsrail askerleri tarafından karadan girilmeyen az sayıdaki bölgeden biri.

Kurtarılan rehinelerden biri olan Andrey Kozlov getirildiği helikopterden askerlerle birlikte inerken (Reuters)Kurtarılan rehinelerden biri olan Andrey Kozlov getirildiği helikopterden askerlerle birlikte inerken (Reuters)

Rehine kurtarma operasyonunun ‘üst düzey istihbarat ve karmaşık operasyonel planlama ile birkaç haftadır’ planlandığını söyleyen Hagari, “Bu operasyon için istihbarat edinmek karmaşık bir süreçti” ifadesini kullandı.

Operasyonla ilgili İsrail basınında yer alan ayrıntılarına göre operasyon haftalar öncesinden planlanmış ve bu kapsamda İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet, kaçıranların durumu ve yeri hakkında bilgi edinmişti. Operasyonu gerçekleştirmek için gerekli koşullar oluştuğunda, perşembe akşamı büyük gizlilik içinde yapılan bir görüşme çerçevesinde operasyonun üst düzey siyasi yetkililer tarafından onaylanmasının ardından, operasyona başlandı.

Kurtarılan rehinelerden biri olan Almog Meir Jan (Reuters)Kurtarılan rehinelerden biri olan Almog Meir Jan (Reuters)

Operasyonun başlatılması emri, saat 11.00 sularında Başbakan Netanyahu, Şin-Bet Başkanı Ronen Bar, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Savunma Bakanı Gallant ve diğer yetkililerin bulunduğu odadan verildi. Operasyon çeşitli oyalama ve aldatmacalarla başlatıldı. Ardından İsrail ordusunun 98. Tümeni, Nuseyrat Mülteci Kampı’nın doğusuna baskın düzenledi. Eş zamanlı olarak iki bölgeye baskın düzenlemek üzere özel istihbarat ve gizli gözetleme güçleri getirildi.

İsrailli kaynaklar, operasyonun olağandışı endişe anları içerdiğini doğruladı.

İsrail ordu radyosuna göre İsrailli dört rehinenin tutulduğu iki bina birbirine yakındı. Binalardan birinde olan Argamani kolayca kurtarılırken üç rehinenin tutulduğu diğer binada zorlu ve karmaşık bir çatışma yaşandı. Bu esnada Yamam özel birliğinden bir subay yaralandı. Yaralanan subayın daha sonra öldüğü açıklandı.

İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndan kaçan Filistinliler (AFP)İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndan kaçan Filistinliler (AFP)

Operasyon sırasında RGB roketleri kullanan silahlı kişiler, yakınlardaki ara sokaklardan ve evlerden İsrail güçlerine yoğun ateş açtı. Operasyonda kullanılan araçlar ateş altına alındı. Bu senaryo için önceden hazırlanan 98. Tümen'in birkaç taburu ateş altında olay yerine ulaşmadan önce araçlardan biri kullanılamaz hale getirildi. Olay yerine gelen kurtarma helikopterleri, karadan havaya füzelerle hedef alındı.

İsrail ve zafer atmosferi

Rehineler serbest bırakılırken İsrail zafer ve sevinç atmosferi yaratmak istiyordu. Argamani babasıyla birlikte kameralara poz verdikten sonra Netanyahu’yla konuştuğu sırada heyecanlı olduğunu ve sekiz aydır İbranice duymadığını söyledi. Argamani, viral olan bir videoda, motosikletle Gazze'ye kaçırıldığı sırada çığlık atarken görülüyordu. Gazze'den gelen ikinci videoda da yer alan Argamani, Gazze'den bir ses kaydında ise İsraillilere kendisini unutmamaları ve hükümete kurtarılmaları için baskı yapmaları çağrısında bulunmuştu.

Almog Meir Jan kurtarılmasının ardından annesi Orit ile birlikte (İsrail ordusu- Reuters)Almog Meir Jan kurtarılmasının ardından annesi Orit ile birlikte (İsrail ordusu- Reuters)

Bir başka videoda kurtarılan rehinelerden Andrei Kozlov ve Almog Meir Jan, Sheba Hastanesi'nde helikopterden inerlerken, İsraillilerin alkışları ve çevrelerini saran güvenlik güçleri arasında görülüyorlardı.

Bir diğer rehine Shlomi Ziv’in ise eşi Mirin ile ilk kez video görüşmesinde konuştu.

Dolaşımdaki başka videolarda İsrailli dört rehinenin kurtarıldığının hoparlörden anons edilmesi sonrası, İsraillilerin Tel Aviv sahilinde alkış tutup ıslık çaldıkları görüldü.

Böylece İsrail, 7 Ekim'den bu yana üçüncü başarılı rehine kurtarma operasyonunu da gerçekleştirmiş oldu. Bu operasyonlardan ilki ekim ayı sonlarında İsrail askeri Uri Megiddish'in kurtarıldığı operasyondu. Ardından İsrail ordusu aralık ayı başlarında başka bir rehineyi kurtarmaya çalışmış, ancak operasyon sırasında rehine öldürülmüştü. Şubat ayında ise Gazze'nin güneyindeki Refah şehrinden Fernando Marman (61) ve Louis Har (70) adlı rehineler kurtarılmıştı.

İsrail ordusunun Gazze'den kurtardığı rehineler, tünellerde değil, binalarda tutuluyordu.

Müzakerelere yönelik mesaj

İsrail Başbakanı Netanyahu, rehine kurtarma operasyonu sonrası yaptığı açıklamada, “Bugünkü operasyon terörizme ve teröristlere boyun eğmediğimizi kanıtladı. Bunu gelecekte de tekrarlamaya ve kaçırılan tüm insanları (Gazze'deki İsrailli rehineleri) canlı ya da ölü evlerine geri getirmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Binyamin Netanyahu, Ramat Gan'daki Sheba Tel-HaShomer Hastanesi'nde basın toplantısı düzenledi (AP)Binyamin Netanyahu, Ramat Gan'daki Sheba Tel-HaShomer Hastanesi'nde basın toplantısı düzenledi (AP)

Netanyahu bu açıklamayı, Gazze’de ateşkes ve esir takası amacıyla yapılan müzakerelerin büyük zorluklarla karşılaştığı hassas bir süreçte yaptı.

Netanyahu, Hamas’a müzakerelerin alternatifinin bu olduğu yönünde bir tehdit gibi görünen açıklamasında, İsrail'in tüm rehineleri ‘bu şekilde ya da başka bir şekilde’ geri getireceğini söyledi.

İsrail Ordu Sözcüsü Tuğamiral Hagari ise açıklamasında “Kaçırılanları geri getirmeye kararlıyız. Bunun için her yola başvuracağız. Bizim müzakerelere mesajımız budur” dedi.

Ancak Hamas, İsrailli rehinelerin kurtarılmasının İsrail ordusunun stratejik başarısızlığını değiştirmeyeceğini savundu.

Hamas, işgalci İsrail ordusunu Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda masum sivillere yönelik korkunç bir katliam gerçekleştirmekle suçladı.

ABD’nin operasyondaki yardımı ve Filistinlilerin öfkesi

ABD’nin Nuseyrat'ta işgalci İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilen operasyona katıldığına dair edinilen bilgileri yorumlayan Hamas, açıklamasında, “Bu, ABD’nin Gazze Şeridi'nde işlenen savaş suçlarında suç ortağı olduğunu ve sivillerin hayatlarını umursamadığını kanıtlıyor” denildi.

ABD olayla ilgili herhangi bir resmî açıklama yapmazken, ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, İsrail merkezli haber sitesi Walla’ya yaptığı açıklamada, İsrailli dört rehine için Nuseyrat Mülteci Kampı'na düzenlenen operasyonda bir Amerikan biriminin İsrail güçleri ile birlikte çalıştığını söyledi.

‘Nuseyrat katliamı’

Öte yandan Filistin Devlet Başkanlığı, ‘Nuseyrat katliamı’ olarak nitelendirdiği operasyondan tamamen ABD yönetimini sorumlu tuttu. ‘Her şeyi yerle bir edeceğini’ vurguladığı bu savaşı durdurma çağrısında bulunan Filistin Devlet Başkanlığı’nın açıklamasında, “Bu savaş, hiç kimse için güvenlik ya da barış sağlamayacak tehlikeli bir aşamaya doğru ilerliyor” denildi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisine ‘işgalci İsrail ordusunun Nuseyrat Mülteci Kampı’nda gerçekleştirdiği kanlı katliamla ilgili BM Güvenlik Konseyi'nden (BMGK) acil toplantı talep etmesi’ talimatı verdi. BMGK'nın acil toplanması için Arap ülkeleri ve uluslararası taraflarla yoğun temaslarda bulunan Abbas, BMGK’yı, İsrail'in Filistin halkına yönelik devam eden saldırganlığını durdurmak ve işgalci İsrail’i derhal ateşkes çağrısında bulunan uluslararası meşru kararlara uymaya zorlamak için sorumluluğunu yerine getirmeye çağırdı.

Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria'da Filistin halkının yaşadığı dramın durması için uluslararası toplumun acilen müdahale etmesi gerektiğini vurgulayan Filistin Devlet Başkanı, İsrail'in, uluslararası toplumun sessizliğinden ve ABD'nin desteğinden yaralanarak uluslararası hukuku hiçe sayan suçlar işlemeye devam ettiğini belirtti.

Gazze'deki Hükümetin Medya Ofisi tarafından yayınlanan son rakamlara göre İsrail, Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda 210 Filistinliyi öldürdü ve 400 Filistinliyi yaraladı.

İsrail’in Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlediği operasyonun ardından Hamas'ın elinde 120 İsrailli rehine bulunuyor. İçlerinden dördü 2014 yılında rehin alınmıştı ve hiçbirinin hayatta olmadığı düşünülüyor.

İsrail, Gazze'ye giren askerler tarafından elde edilen yeni veri ve sonuçlara dayanarak, Hamas'ın elinde 41 rehinenin cesedinin olduğunu açıkladı.

​​​​​​​Hükümetten istifasını açıklaması beklenen Benny Gantz, operasyondan sonra açıklamayı erteledi (DPA)Hükümetten istifasını açıklaması beklenen Benny Gantz, operasyondan sonra açıklamayı erteledi (DPA)

Operasyon Gantz'ın istifasını ertelemesine neden oldu

Diğer taraftan İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz, cumartesi akşamı hükümetten istifasıyla ilgili yapmayı planladığı açıklamayı erteledi.

Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Gantz, Netanyahu'ya 18 Mayıs'a kadar süre vererek, Gazze için savaş sonrası bir plan hazırlanmasını istemiş, aksi takdirde istifa edeceğini söylemişti.

ABD, Gantz'a hükümette kalması için büyük baskı yapıyor.

Gantz, İsrailli rehinelerin geri getirilmesine diğer hedeflerden daha fazla öncelik verilmesini istiyor.

Bu arada Gazze'de rehin alınanların ailelerini temsil eden İsrailli bir grup olan Kaçırılan ve Kayıp Aileleri Forumu, İsrail ordusunu öven bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “İsrail'de büyük bir sevinç yaşanırken hükümet, Hamas tarafından kaçırılan 120 kişinin tamamını, yaşayanları tedavi edilmeleri, ölenleri ise toprağa verilmeleri için geri getireceğine dair verdiği sözü unutmamalı” denildi.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.