İsrail’in savunma sistemleri Hizbullah’ın İHA’larıyla baş edemiyor mu?

Tel Aviv, kuzey cephesindeki eşi ve benzeri görülmemiş gerilim ve Hizbullah'ın İHA’ları karşısında tedirgin. İsrail ile Sırbistan arasındaki silah anlaşmaları arttı.

Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)
Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)
TT

İsrail’in savunma sistemleri Hizbullah’ın İHA’larıyla baş edemiyor mu?

Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)
Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)

Emel Şehade

İsrail, dün kuruluşundan bu yana yaşadığı en uzun savaşın 250’nci gününü geride bırakırken, Lübnan topraklarından fırlatılan 200'den fazla roket ve insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındı. İsrail’in kuzeyinde, Lübnan sınırı yakınlarındaki Hayfa şehrine kadar sirenler susmadı.

Bu eşi ve benzeri görülmemiş miktardaki roket ve İHA ile gerçekleştirilen saldırı, Safed, Akka, Nahariya, Tiberya ve Golan Tepeleri’ne kadar geniş bir alanı kapladı. Söz konusu bölgelerin sakinleri olağanüstü hâl kapsamında güvenli yerlere sığınmak zorunda kaldı.

Böylece savaşın 250’nci günü Hizbullah'ın İsrail'in Meron ve Amiad askeri üslerine onlarca roket ve İHA ile saldırmasının ardından, kuzey cephesinin durumunda bir dönüm noktası oldu.

İsrail'in Lübnan'a saldırması ve aralarında Talib Abdullah’ın da bulunduğu dört Hizbullah liderinin öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirilen saldırı, geçtiğimiz yıl ekim ayında kuzey cephesinin her iki tarafında çatışmaların başlamasından bu yana gerçekleşen en şiddetli saldırıydı.

Güvenlik kaosu

İHA’ların yaygınlaşması ve bunların tespit edilip karşı konulamaması, hava savunması da dahil olmak üzere tüm İsrail güvenlik kurumları arasında kaos yarattı. Askeri yetkililer, Tel Aviv'in, Hizbullah'ın cephaneliğine karşı savunmasız olduğunu ve bunlara karşı koyabilecek savunma sistemlerine sahip olmadığını itiraf etti. Uçaksavar füzeleri de dahil olmak üzere gelişmiş füzeler de İsrail için en az İHA’lar kadar büyük bir sorun teşkil ediyor.

İsrailli yedek Tuğgeneral Zvika Haimovich, ‘İHA’lar savaşı’ olarak adlandırdığı bu duruma karşı bir çözüm bulmak için acil ve hızlı adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Açıkça söylemek gerekirse, Hizbullah İHA’lar dünyasında çok büyük bir güç. Bunu günlük olarak görüyoruz. Bu saldırılar Hizbullah'ın sahip olduğu İHA’ların miktarını, büyüklüğünü ve kapasitesini yansıtıyor. Gerçek şu ki, böyle bir İHA’lar savaşı ile yüzleşmeye hazır değildik. Hizbullah, bizi bu hazırlıksız halimizde İHA’larla bizi şaşırttı” ifadelerini kullandı.

cfv
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zibqin bölgesine düzenlediği hava saldırısı sonrası yükselen dumanlar (AFP)

Hizbullah'ın çeşitli hedefleri olan büyük bir İHA cephaneliğine sahip olduğunu vurgulayan Haimovich, “Tespit edilememeleri nedeniyle şu an için en büyük sorun onlar (İHA’lar). Mevcut durumun devam etmesi Hizbullah'a karşı herhangi bir caydırıcılık yaratmamıza yardımcı olmayacak” diye konuştu.

Öte yandan İsrail, Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş ve savaş suçu işlediği suçlamaları nedeniyle bazı ülkelerin silah tedarikini durdurmasının ardından orduya askeri teçhizat ve silah sağlamak için gelişmiş savunma sistemleri edinmenin yollarını arıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre İsrailli silah şirketleri, Hizbullah'ın İHA’larına karşı koyabilmek için mevcut sistemleri geliştirmeye çalışıyor.

Sihirli bir çözümü yok

İsrail ordusu, kuzey sınırının her iki tarafında da tırmanan gerilimin ardından yayınladığı bir raporda, Hizbullah tarafından kullanılan İHA’lara karşı bir çözümü olmadığını ve mevcut füze sistemlerinin roketleri ve füzeleri engellediği gibi İHA’ları da engelleyemeyeceği belirtildi. Raporda ayrıca, İHA’ların hedeflerine ulaşmalarından önce imha edilmesi için savunma sistemlerini harekete geçirmek amacıyla yapılan dört girişimin de başarısız olduğu itiraf edildi.

Ordu raporunda, İHA’ların küçük boyutu, hedefe ulaşmadan önceki uçuş süresi ve hedeflenen yerlerin arazisi gibi çeşitli faktörlerin İHA’ya karşı koymayı imkânsız hale getirdiği belirtiliyor.

İsrail Ordu Radyosu’nun bildirdiğine göre 120 kilometreden fazla bir alana yayılan kuzey sınır bölgesinin arazi yapısının da bunda etkisi var. Burası hava savunma sistemleri için son derece zor olan karmaşık bir topoğrafyaya sahip. Radyo, Hizbullah’ın İHA’ları araziyi, vadileri ve tepeleri iyi kullanarak tespit edilmesi daha zor güzergahlar üzerinden uçurduğuna dikkati çekti.

Önceki saldırılardan ders çıkarıp buna göre hareket etme çabası

İHA’lar savaşının kapsamı daha da genişlemeden önce acil çözümler bulunana kadar ordu, çeşitli ülkelerdeki İHA saldırılarından çıkarılan derslerden faydalanmaya çalışıyor.

Çözümlerden biri, düşman uçakları durdurmak için kullanılan M61 Vulcan uçak topları. İsrail ordusu, tehditle başa çıkmanın ilave bir yolu olarak kuzey sınırındaki çeşitli yerlere Vulcan bataryaları yerleştirmeye başladı.

İsrail ordusunun silah sıkıntısı, yedek askerlerin ailelerinin savaşa son verilmesi çağrısında bulunduğu ve karar alıcılar üzerinde baskı aracı olarak çocuklarının Gazze'yi terk etmelerini ve savaşmaya devam etmemelerini istediği bir dönemde, Gazze ve Lübnan cephelerinde savaşmaya devam etme kararı konusunda da büyük bir ikilem oluşturuyor. Bu husus, silah sıkıntısı ve ordunun Gazze ve Lübnan'da savaşmaya devam etmek için en az 15 muharip birliğe ihtiyaç duyması çerçevesinde savaşın mevcut durumunun da bir yansıması oldu.

Sırbistan'ın silah desteği

İsrail gazetesi Haaretz’in Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı (BIRN) ile birlikte yürüttüğü özel bir araştırma, Sırbistan'dan İsrail'e yapılan silah ihracatının Gazze'deki savaşın patlak vermesinden bu yana büyük oranda arttığını ortaya koydu.

Araştırma, şubat ayında İsrail'in Sırbistan'dan yarım milyon euro (yaklaşık 540 bin 725 dolar) değerinde silah aldığını gösteren, Sırbistan'ın vergi ve ihracat kayıtlarına dayanıyordu. Bir ay sonra 14 milyon euro (yaklaşık 15 bin 140 dolar) değerinde bir anlaşma yapıldı ve 26 Mayıs'ta silahlar İsrail’e ait üç uçakla taşındı.

zxcdvfb
Güney Lübnan'dan atılan roketlerin Golan Tepeleri'nin Banyas bölgesine isabet etmesinin ardından bir tarlada alevler yükselirken, yangını izleyen bölge sakinlerinden Dürzi erkekler, 9 Haziran 2024 (AFP)

Araştırmaya göre Sırbistan'dan yapılan satışlar, dünya genelinde yapılan pek çok çağrıya rağmen arttı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHYK) başta olmak üzere uluslararası kurumlar ‘uluslararası hukukun ihlal edilmeye devam edilmesine’ yardımcı olan İsrail'e silah ihracatının durdurulması çağrısında bulundular.

Araştırmada Sırp dış politika analisti Bosko Jaksic’in, İsrail’e silah tedarikini Sırbistan için silah ticaretinin ötesinde jeopolitik kazanımları olduğunu söylediği aktarıldı. İsrail’in verileri, son savaşın patlak vermesinden bu yana Hamas ve Hizbullah'a karşı yüz binlerce füze, roket, bomba ve anti-füzenin eşi ve benzeri görülmemiş yoğunlukta kullanılmasından dolayı bu kullanımı telafi etmek için çoğu ABD'nin dünya genelindeki stratejik silah depolarının olduğu konumlardan olmak üzere, çeşitli bölgelerden havalanan 200'den fazla uçağın İsrail Hava Kuvvetleri'nin Nevatim Hava Üssü’ne indiğini gösteriyor.

Mücadeleyi genişletme kararı

Güvenlik yetkililerine göre İsrail ordusunun savaş ekipmanı eksikliği ve giderek artan ağır kayıpları, Tel Aviv'in kuzey cephesindeki savaşı Lübnan'a doğru genişletme kararını belirleyecek.

İsrail’de yayınlanan bir raporda, Lübnan’a karşı bir savaşın, ekonomik faaliyetlerde beklenen önemli düşüş nedeniyle, devlet hazinesine girmeyecek miktarların yanında doğrudan askeri harcamalar ve Hayfa şehrine kadar tüm kuzey nüfusunun tahliyesi de dahil olmak üzere İsrail'e ağır ekonomik kayıplara mal olacağı belirtildi.

İsrail merkezli ekonomi gazetesi TheMarker'a göre kuzey cephesindeki mevcut çatışmaların devam etmesi, özellikle de savaşın sonu görünmediğinden mali açığı daha da artıracak.

Bölgesel bir savaşa dönüşmesi beklenen savaşın Lübnan'a doğru genişleme riski konusunda emniyet yetkililerinin ve askeri yetkililerin uyarılarını aktaran gazete, “Cephanelikler boşalıyor ve kredi notu düşüyor. Ekonomi durgunlaşıyor ve uluslararası arenada zorluklarla karşılaşıyor. Bir sonraki savaşta, savaşın bedeli her İsraillinin yaşam standardına ciddi zarar vereceğinden, hükümetin bu savaşı finanse etmesi daha da zorlaşacak. Bu durum ekonomiyi uzun yıllar sürecek bir durgunluğa ya da yavaş bir toparlanmaya ve İsrail ile Batı ülkelerinin ekonomileri arasındaki uçurumun açılmasına neden olacak” ifadelerine yer verdi.

Reichman Üniversitesi Aaron Enstitüsü'nün tahminlerine göre bu yıl ekonomik büyüme, eksi yüzde iki olarak gerçekleşecek. Bu ise on milyarlarca şekel vergi geliri kaybı anlamına geliyor.



İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)

Yarın sekizinci yıl dönümü dolacak olan İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı savaşı, Hizbullah’ın siyasi ve askeri konumunda büyük bir değişime yol açtı ve örgütün doğrudan İran yönetimine girmesiyle sonuçlandı.

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın kapasitesinin 2024’ten bugüne kadar gerek liderlik ve askeri yapılanma gerekse siyasi nüfuz ve ikmal hatları açısından önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Kahveci, bu gerilemenin boyutunun “yaklaşık yarıyı aştığını” tahmininde bulundu. “2024’te yönetim İran’ın yönlendirmesiyle yereldi; bugün ise yönetim ve yönlendirme doğrudan İran’a ait” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın bu dönemde ülkeyi yönetmesini övdü ve “dünya genelinde barış, güvenlik ve refah konusundaki ortak bağlılığımıza” vurgu yaptı.

Trump’ın övgüsü, Avn’a gönderdiği bir mesajda yer aldı. Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Trump, Avn’ı geçen 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve bu dönemde Lübnan’a liderlik etmesini takdir etti.

Trump, Avn’ın Beyaz Saray ziyaretini “her anlamda tarihi” olarak nitelendirerek, bunun yaklaşık yirmi yıl sonra bir Lübnan devlet başkanının Beyaz Saray’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olduğunu belirtti. Trump şöyle devam etti: “Ortadoğu’nun çatışmalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Lübnan ve halkı adına sergilediğiniz kararlı liderliği takdir ediyorum.”


Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
TT

Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Yemen’deki hızla gelişen askeri durumu, özellikle de İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki ilerleyişini ele aldı. Haber ajansları, görüşmeye ilişkin bilgileri birbiriyle örtüşen kaynaklara dayandırdı.

Bu görüşme, Taiz’in batısı ile Lahic’in kuzeyine uzanan yüksek kesimlerde çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde gerçekleşti. Çatışmalar, Şimayteyn bölgesine doğru ilerlemeye çalışan Husilerin planlarını engelledi. Hükümet güçleri ve güney güçleri, tekrarlanan saldırıları püskürttüklerini, dağlık bölgelerdeki bazı mevzileri geri aldıklarını ve saldırganlara kayıplar verdirdiklerini açıkladı. Sahadaki kaynaklar ise son 24 saatte onlarca Husinin öldürüldüğünü bildirdi.

Hükümete bağlı “Amalika Güçleri”, Bab el-Mendeb’e komşu Kahbub Dağları’nda Husilere ait 5 aracı imha ettiğini duyurdu. Araçlardan birinde bir Husi komutanının, diğerinde ise uçaksavar silahının bulunduğu belirtildi. Açıklamada, araçlarda bulunanların öldürüldüğü ileri sürüldü.

Hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Güçleri” de çatışmalar sırasında iki insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıkladı.

Taiz’in batısında çatışmalar Şerira, Marzam Dağı ve Cerdad çevresinde yoğunlaşırken, Husi güçlerinin sızma girişimleri ve saldırılarının engellendiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye Marib’de; Harib, Mala ve Umm Reyş bölgelerinde çatışmalar ve topçu atışları sürerken, kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

Hükümet güçleri ayrıca Husi birliklerinin toplanma noktaları, tahkimatları ve topçu mevzilerinin vurulduğunu duyurdu. Bu saldırıların Marib ve Beyda’da düzenlenen hava saldırıları ve İHA operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleştirildiği belirtildi.


Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.