İsrail’in savunma sistemleri Hizbullah’ın İHA’larıyla baş edemiyor mu?

Tel Aviv, kuzey cephesindeki eşi ve benzeri görülmemiş gerilim ve Hizbullah'ın İHA’ları karşısında tedirgin. İsrail ile Sırbistan arasındaki silah anlaşmaları arttı.

Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)
Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)
TT

İsrail’in savunma sistemleri Hizbullah’ın İHA’larıyla baş edemiyor mu?

Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)
Güney Lübnan'dan fırlatılan roketlerin Yukarı Celile'deki Safed kenti eteklerine düşmesinin ardından çıkan yangını söndürmeye çalışan bir yangın söndürme uçağı (AFP)

Emel Şehade

İsrail, dün kuruluşundan bu yana yaşadığı en uzun savaşın 250’nci gününü geride bırakırken, Lübnan topraklarından fırlatılan 200'den fazla roket ve insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındı. İsrail’in kuzeyinde, Lübnan sınırı yakınlarındaki Hayfa şehrine kadar sirenler susmadı.

Bu eşi ve benzeri görülmemiş miktardaki roket ve İHA ile gerçekleştirilen saldırı, Safed, Akka, Nahariya, Tiberya ve Golan Tepeleri’ne kadar geniş bir alanı kapladı. Söz konusu bölgelerin sakinleri olağanüstü hâl kapsamında güvenli yerlere sığınmak zorunda kaldı.

Böylece savaşın 250’nci günü Hizbullah'ın İsrail'in Meron ve Amiad askeri üslerine onlarca roket ve İHA ile saldırmasının ardından, kuzey cephesinin durumunda bir dönüm noktası oldu.

İsrail'in Lübnan'a saldırması ve aralarında Talib Abdullah’ın da bulunduğu dört Hizbullah liderinin öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirilen saldırı, geçtiğimiz yıl ekim ayında kuzey cephesinin her iki tarafında çatışmaların başlamasından bu yana gerçekleşen en şiddetli saldırıydı.

Güvenlik kaosu

İHA’ların yaygınlaşması ve bunların tespit edilip karşı konulamaması, hava savunması da dahil olmak üzere tüm İsrail güvenlik kurumları arasında kaos yarattı. Askeri yetkililer, Tel Aviv'in, Hizbullah'ın cephaneliğine karşı savunmasız olduğunu ve bunlara karşı koyabilecek savunma sistemlerine sahip olmadığını itiraf etti. Uçaksavar füzeleri de dahil olmak üzere gelişmiş füzeler de İsrail için en az İHA’lar kadar büyük bir sorun teşkil ediyor.

İsrailli yedek Tuğgeneral Zvika Haimovich, ‘İHA’lar savaşı’ olarak adlandırdığı bu duruma karşı bir çözüm bulmak için acil ve hızlı adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Açıkça söylemek gerekirse, Hizbullah İHA’lar dünyasında çok büyük bir güç. Bunu günlük olarak görüyoruz. Bu saldırılar Hizbullah'ın sahip olduğu İHA’ların miktarını, büyüklüğünü ve kapasitesini yansıtıyor. Gerçek şu ki, böyle bir İHA’lar savaşı ile yüzleşmeye hazır değildik. Hizbullah, bizi bu hazırlıksız halimizde İHA’larla bizi şaşırttı” ifadelerini kullandı.

cfv
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zibqin bölgesine düzenlediği hava saldırısı sonrası yükselen dumanlar (AFP)

Hizbullah'ın çeşitli hedefleri olan büyük bir İHA cephaneliğine sahip olduğunu vurgulayan Haimovich, “Tespit edilememeleri nedeniyle şu an için en büyük sorun onlar (İHA’lar). Mevcut durumun devam etmesi Hizbullah'a karşı herhangi bir caydırıcılık yaratmamıza yardımcı olmayacak” diye konuştu.

Öte yandan İsrail, Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş ve savaş suçu işlediği suçlamaları nedeniyle bazı ülkelerin silah tedarikini durdurmasının ardından orduya askeri teçhizat ve silah sağlamak için gelişmiş savunma sistemleri edinmenin yollarını arıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre İsrailli silah şirketleri, Hizbullah'ın İHA’larına karşı koyabilmek için mevcut sistemleri geliştirmeye çalışıyor.

Sihirli bir çözümü yok

İsrail ordusu, kuzey sınırının her iki tarafında da tırmanan gerilimin ardından yayınladığı bir raporda, Hizbullah tarafından kullanılan İHA’lara karşı bir çözümü olmadığını ve mevcut füze sistemlerinin roketleri ve füzeleri engellediği gibi İHA’ları da engelleyemeyeceği belirtildi. Raporda ayrıca, İHA’ların hedeflerine ulaşmalarından önce imha edilmesi için savunma sistemlerini harekete geçirmek amacıyla yapılan dört girişimin de başarısız olduğu itiraf edildi.

Ordu raporunda, İHA’ların küçük boyutu, hedefe ulaşmadan önceki uçuş süresi ve hedeflenen yerlerin arazisi gibi çeşitli faktörlerin İHA’ya karşı koymayı imkânsız hale getirdiği belirtiliyor.

İsrail Ordu Radyosu’nun bildirdiğine göre 120 kilometreden fazla bir alana yayılan kuzey sınır bölgesinin arazi yapısının da bunda etkisi var. Burası hava savunma sistemleri için son derece zor olan karmaşık bir topoğrafyaya sahip. Radyo, Hizbullah’ın İHA’ları araziyi, vadileri ve tepeleri iyi kullanarak tespit edilmesi daha zor güzergahlar üzerinden uçurduğuna dikkati çekti.

Önceki saldırılardan ders çıkarıp buna göre hareket etme çabası

İHA’lar savaşının kapsamı daha da genişlemeden önce acil çözümler bulunana kadar ordu, çeşitli ülkelerdeki İHA saldırılarından çıkarılan derslerden faydalanmaya çalışıyor.

Çözümlerden biri, düşman uçakları durdurmak için kullanılan M61 Vulcan uçak topları. İsrail ordusu, tehditle başa çıkmanın ilave bir yolu olarak kuzey sınırındaki çeşitli yerlere Vulcan bataryaları yerleştirmeye başladı.

İsrail ordusunun silah sıkıntısı, yedek askerlerin ailelerinin savaşa son verilmesi çağrısında bulunduğu ve karar alıcılar üzerinde baskı aracı olarak çocuklarının Gazze'yi terk etmelerini ve savaşmaya devam etmemelerini istediği bir dönemde, Gazze ve Lübnan cephelerinde savaşmaya devam etme kararı konusunda da büyük bir ikilem oluşturuyor. Bu husus, silah sıkıntısı ve ordunun Gazze ve Lübnan'da savaşmaya devam etmek için en az 15 muharip birliğe ihtiyaç duyması çerçevesinde savaşın mevcut durumunun da bir yansıması oldu.

Sırbistan'ın silah desteği

İsrail gazetesi Haaretz’in Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı (BIRN) ile birlikte yürüttüğü özel bir araştırma, Sırbistan'dan İsrail'e yapılan silah ihracatının Gazze'deki savaşın patlak vermesinden bu yana büyük oranda arttığını ortaya koydu.

Araştırma, şubat ayında İsrail'in Sırbistan'dan yarım milyon euro (yaklaşık 540 bin 725 dolar) değerinde silah aldığını gösteren, Sırbistan'ın vergi ve ihracat kayıtlarına dayanıyordu. Bir ay sonra 14 milyon euro (yaklaşık 15 bin 140 dolar) değerinde bir anlaşma yapıldı ve 26 Mayıs'ta silahlar İsrail’e ait üç uçakla taşındı.

zxcdvfb
Güney Lübnan'dan atılan roketlerin Golan Tepeleri'nin Banyas bölgesine isabet etmesinin ardından bir tarlada alevler yükselirken, yangını izleyen bölge sakinlerinden Dürzi erkekler, 9 Haziran 2024 (AFP)

Araştırmaya göre Sırbistan'dan yapılan satışlar, dünya genelinde yapılan pek çok çağrıya rağmen arttı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHYK) başta olmak üzere uluslararası kurumlar ‘uluslararası hukukun ihlal edilmeye devam edilmesine’ yardımcı olan İsrail'e silah ihracatının durdurulması çağrısında bulundular.

Araştırmada Sırp dış politika analisti Bosko Jaksic’in, İsrail’e silah tedarikini Sırbistan için silah ticaretinin ötesinde jeopolitik kazanımları olduğunu söylediği aktarıldı. İsrail’in verileri, son savaşın patlak vermesinden bu yana Hamas ve Hizbullah'a karşı yüz binlerce füze, roket, bomba ve anti-füzenin eşi ve benzeri görülmemiş yoğunlukta kullanılmasından dolayı bu kullanımı telafi etmek için çoğu ABD'nin dünya genelindeki stratejik silah depolarının olduğu konumlardan olmak üzere, çeşitli bölgelerden havalanan 200'den fazla uçağın İsrail Hava Kuvvetleri'nin Nevatim Hava Üssü’ne indiğini gösteriyor.

Mücadeleyi genişletme kararı

Güvenlik yetkililerine göre İsrail ordusunun savaş ekipmanı eksikliği ve giderek artan ağır kayıpları, Tel Aviv'in kuzey cephesindeki savaşı Lübnan'a doğru genişletme kararını belirleyecek.

İsrail’de yayınlanan bir raporda, Lübnan’a karşı bir savaşın, ekonomik faaliyetlerde beklenen önemli düşüş nedeniyle, devlet hazinesine girmeyecek miktarların yanında doğrudan askeri harcamalar ve Hayfa şehrine kadar tüm kuzey nüfusunun tahliyesi de dahil olmak üzere İsrail'e ağır ekonomik kayıplara mal olacağı belirtildi.

İsrail merkezli ekonomi gazetesi TheMarker'a göre kuzey cephesindeki mevcut çatışmaların devam etmesi, özellikle de savaşın sonu görünmediğinden mali açığı daha da artıracak.

Bölgesel bir savaşa dönüşmesi beklenen savaşın Lübnan'a doğru genişleme riski konusunda emniyet yetkililerinin ve askeri yetkililerin uyarılarını aktaran gazete, “Cephanelikler boşalıyor ve kredi notu düşüyor. Ekonomi durgunlaşıyor ve uluslararası arenada zorluklarla karşılaşıyor. Bir sonraki savaşta, savaşın bedeli her İsraillinin yaşam standardına ciddi zarar vereceğinden, hükümetin bu savaşı finanse etmesi daha da zorlaşacak. Bu durum ekonomiyi uzun yıllar sürecek bir durgunluğa ya da yavaş bir toparlanmaya ve İsrail ile Batı ülkelerinin ekonomileri arasındaki uçurumun açılmasına neden olacak” ifadelerine yer verdi.

Reichman Üniversitesi Aaron Enstitüsü'nün tahminlerine göre bu yıl ekonomik büyüme, eksi yüzde iki olarak gerçekleşecek. Bu ise on milyarlarca şekel vergi geliri kaybı anlamına geliyor.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.