Nasrallah tehditlerinin dozunu yükseltiyor: Eğer savaş dayatılırsa, sınır tanımadan savaşırız

Direnişin gücünün emsalsiz olduğunu belirten Nasrallah, sahada ortaya çıkacak yeni silahlardan bahsetti.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Talib Abdullah'ı anma töreninde bir konuşma yaptı. (EPA)
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Talib Abdullah'ı anma töreninde bir konuşma yaptı. (EPA)
TT

Nasrallah tehditlerinin dozunu yükseltiyor: Eğer savaş dayatılırsa, sınır tanımadan savaşırız

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Talib Abdullah'ı anma töreninde bir konuşma yaptı. (EPA)
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Talib Abdullah'ı anma töreninde bir konuşma yaptı. (EPA)

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah tehditlerinin dozunu arttırarak, ‘Lübnan'a savaş dayatılması halinde direnişin kontrolsüz, kuralsız ve sınır tanımadan savaşacağını’ ilan etti. Nasrallah, “Düşman (İsrail), Akdeniz'de kendisini bekleyen şeyin çok büyük olduğunu ve tüm kıyılarının, gemilerinin ve deniz araçlarının hedef alınacağını biliyor” ifadesini kullandı.

Nasrallah ayrıca ilk kez Güney Kıbrıs'ı uyararak, İsrail'in havaalanlarını ve üslerini askeri tatbikatlar için kullanmasına izin vermeye devam etmesi halinde Hizbullah'ın bu ülkeyi ‘savaşın bir parçası’ olarak görebileceğini söyledi.

Nasrallah, geçen hafta İsrail tarafından öldürülen Talib Abdullah (Ebu Talib) için düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, “O, Gazze'ye destek için cephe açan ilk saha komutanıydı ve şehadete ulaşana kadar yiğitçe direnişini sürdürdü” dedi.

“Bugün Lübnan'daki direnişin gücü emsalsizdir ve 100 bin savaşçıyı aşmıştır. Sahada bizim üretmekte olduğumuz çok sayıda gelişmiş roket ve füzeye sahiptir” diyen Nasrallah, ‘Lübnan'a dayatılabilecek herhangi bir savaş bağlamında Celile'ye saldırma olasılığının mevcut ve hazır olduğu’ tehdidinde bulundu.

Nasrallah, “Sekiz aydır devam eden savaş tehdidi bizi korkutmuyor. Bu olasılığı ciddi olarak değerlendiren insanlar var. Biz direniş olarak kendimizi en kötü günlere hazırladık. Düşman kendisini neyin beklediğini biliyor ve bu nedenle caydırıcı olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

“Bölgedeki direniş hareketlerinin liderleri benimle temasa geçerek savaşçı göndermeyi teklif etti” diyen Nasrallah, onlara, “Savaş için yeterince, hatta fazlasıyla savaşçı var” cevabını verdiğini söyledi.

dcfvgbh
Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, Talib Abdullah için düzenlenen anma töreninde Nasrallah'ı dinliyor. (EPA)

Hizbullah'ın silahlarıyla ilgili olarak Nasrallah, “Şu ana kadar silahlarımızın bir kısmıyla savaştık ve sahaya çıkacak yeni silahlar edindik. Silahlarımızı geliştirdik ve bu savaşta yeni silahlar kullandık. Ayrıca çok sayıda insansız hava aracımız (İHA) var, zira bunları biz üretiyoruz” dedi.

Komutan Ebu Talib'den bahsederek suikasta uğramadan önce onunla görüştüğünü belirten Nasrallah, “Bana hakkında çok detaylı bilgiye sahip olduğumuz ve düşmanın da bunu bildiği için boşalttığı ama kontrol edememekten korktuğu için tamamen boşaltmadığı karakolları ayrıntılı bir şekilde anlattı. O, 15 yaşında direniş saflarına katıldı. Bosna'nın Sünni nüfusunu savunan Hizbullah kadrolarının bir parçasıydı ve yıllarca orada kaldı” ifadelerini kullandı.

‘Güney Lübnan cephesinden ve diğer cephelerden gelen büyük baskının savaşın sonucuna ilişkin müzakere cephesini etkilediğini’ vurgulayan Nasrallah, Lübnan destek cephesinin operasyonlarını sürdürdüğünü, düşmana insani, maddi, manevi ve psikolojik kayıplar verdirdiğini ve fedakârlıklarda bulunduğunu belirtti. Nasrallah, “Düşman ordusu daha fazla baskıya maruz kalmamak için kuzey cephesindeki kayıplarını gizliyor” dedi.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah sözlerini şöyle sürdürdü: “Düşman komutanlarına göre, Lübnan Cephesi’nde 100 binden fazla asker ve birkaç tümen var. Şayet bu cephe olmasaydı Gazze'yi yenmek için yeterli kuvvet mevcut olacaktı. Lübnan Cephesi düşman kuvvetlerinin Gazze'ye katılmasını engelledi ve bunların bir kısmı elit kuvvetlerdi. Düşman, direnişin Celile'ye girmesinden korkuyor ki bu da çatışmanın gelişmesi halinde masada duruyor.”

Nasrallah, ‘Lübnan cephesinin, düşmanı boşaltmanın yanı sıra, ekonomik ve turizm kayıpları verdirdiğini ve on binlerce yerleşimciyi yerinden ettiğini, böylece işgal altındaki Filistin'in kuzeyinde ilk kez bir güvenlik kuşağı oluştuğunu’ belirtti.



Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
TT

Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)

Lübnan Parlamentosu Başkanı Nabih Berri, Lübnan cephesindeki ateşkes anlaşmasından duyduğu temkinli memnuniyeti dile getirirken, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddettiğini yineledi. İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Kalibaf'ın dün yaptığı telefon görüşmesinde, ateşkesin İran'ı da kapsayan kapsamlı bir anlaşma yoluyla sağlandığını teyit ettiğini belirtti.

Meclis Başkanı Berri, duyurunun hemen ardından Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşmanın başlangıçta 10 günlük olduğunu belirterek, özellikle duyuruda İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesinin bu aşamada yer almaması nedeniyle, uygun koşullar oluşmadan güneydeki insanların köylerine ve evlerine dönmeleri çağrısında bulunmayacağını vurguladı.

Berri, "İsrail'in niyetleri" ışığında ateşkese temkinli yaklaşırken, şu anda önemli olanın meselenin ilerleme kaydetmesi ve ateşkesin doğru yönde atılmış bir adım olması olduğunu belirtti. Ateşkesin ardından giderek daha istikrarlı hale gelen iç durum konusunda hiç endişe duymadığını vurguladı.


Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)
TT

Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)

Filistin yönetimi, 1982 yılında Paris’in Rue des Rosiers Caddesi’nde bir Yahudi restoranına düzenlenen ve altı kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren grubu yönettiği şüphesiyle aranan Filistinli Hişam Harb’i dün Fransa’ya teslim etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bu bilgi, Harb’in avukatlarından biri tarafından ajansa yapılan açıklamayla doğrulandı.

Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'ndan Avukat Ammar Duveyk AFP’ye Kudüs’ten telefonla yaptığı açıklamada, "Hişam Harb'ın ailesi bugün benimle iletişime geçti ve Filistin Yönetimi tarafından kendisinin Fransız yetkililerine teslim edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi" dedi.

Mahmud el-Adra olarak da bilinen Hişam Harb (72 yaşında) hakkında, on yıldan uzun süre önce çıkarılmış uluslararası yakalama kararı bulunuyor. Harb, Temmuz 2025'in sonlarında Paris'teki Özel Ceza Mahkemesi'ne Jo Goldenberg restoranına ve çevresindeki mahalleye yönelik saldırıyı gerçekleştirmek suçlamasıyla sevk edilen altı kişiden biri.

Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)

9 Ağustos 1982’de Paris’in Marais bölgesindeki Rue des Rosiers’de bulunan “Jo Goldenberg” restoranına yönelik düzenlenen saldırıda, el bombası patlaması ve silahlı saldırı sonucu altı kişi hayatını kaybetmiş, 22 kişi yaralanmıştı. Saldırı, üç ila beş kişiden oluşan bir grup tarafından gerçekleştirilmişti.

Saldırı, Filistin Kurtuluş Örgütü'nden ayrılan radikal Sabri el-Benna (Abu Nidal) liderliğindeki Fetih Devrim Konseyi'ne atfedildi.

Hişam Harb'ın oğlu Bilal el-Adra da babasının teslim edildiğini doğruladı. El-Adra AFP'ye yaptığı açıklamada, babasının dün özel bir numaradan kendisini aradığını, ağlayarak, "Şimdi beni Fransız yetkililerine teslim etmek istiyorlar. Kendinize iyi bakın. Hepinizi çok seviyorum" dediğini aktardı.

Adra açıklamasında, Ramallah'taki Filistin polisinin dün öğleden sonra kendisini çağırdığını ve babasının resmi olarak teslim edildiğini bildirdiğini doğruladı.

Oğlunun ifadesine göre, babasının davasını görüşmek üzere dün Ramallah'ta bir duruşma planlanmıştı. Ancak Filistin idare mahkemesi, çarşamba günü avukatların teslimin durdurulmasına yönelik acil başvurusunu gerekçe göstermeden reddetti.

El-Adra, ailesinin babasının akibetinden endişe duyduğunu, çünkü "iadenin tehlikeli ve yasadışı olduğunu ve bu nedenle adil bir yargılama garantisi sunmadığını" belirtti.

Harb ailesi ayrıca, kanser ve psikolojik sorunları da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğundan onun için endişeleniyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, kasım ayında Harb’i teslim etmek için söz vermiş ve Fransa’nın Filistin devletini tanımasının bu talep için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade etmişti.

Ancak Avukat Duveyk, bu teslimin, "Filistin Temel Yasası'nın açık bir ihlali olduğunu ve tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini" vurguladı.

Filistin yönetimi, Harb’i geçen yıl 19 Eylül’de, Fransa’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin devletini resmen tanımasından kısa süre önce gözaltına almıştı.

Fransa dışında bulunan dört şüpheli Hişam Harb, Nizar Tevfik Hammade, Emced Atta ve Nebil Osman için uzun zaman önce yakalama kararları çıkarılmıştı.


Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
TT

Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)

Beyrut'un güney banliyölerinde, İsrail ile yapılan ateşkesin yerel saatle dün gece yarısı yürürlüğe girmesini kutlamak amacıyla yoğun silah sesleri duyuldu.

Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce duyurduğu ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle “Beyrut'un güney banliyölerinde yoğun silah sesleri duyulduğunu” bildirdi.

 Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)

Gece yarısını biraz geçtikten sonra makineli tüfek sesleri ve havaya atılan roketlerin patlama sesleri duyuldu; bu durum yarım saatten fazla sürdü. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre banliyönün gökyüzünde kırmızı çizgiler oluşturan mermi izleri görüldü.

Ajansın televizyon görüntülerinde, “Hizbullah”ın kalesi olan güney banliyösüne dönen mülteciler gösterdi. Bazıları İran destekli partinin bayrağını ya da 2024 yılında İsrail tarafından öldürülen genel sekreteri Hasan Nasrallah'ın fotoğraflarını taşıyordu.

Sosyal medyada kullanıcılar, ülkenin güneyindeki çeşitli bölgelerde evlerine dönen mültecilerin oluşturduğu araç kuyruklarını gösteren video görüntülerini paylaştı.

Lübnanlı yetkililer, savaşın bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirtiyor.

Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)

«Hizbullah», dün erken saatlerde yerinden edilmiş kişilere «durum tam olarak netleşene kadar sabırlı olmalarını ve güney, Bekaa ve Dahiye’deki hedef alınan bölgelere gitmemeleri» çağrısında bulundu.

Partiye bağlı İslam Sağlık Kurulu da yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilere “gece köylerine gitmemelerini ve sabaha kadar beklemelerini, hasar gören köy veya mahallelere gitmekte acele etmemelerini” tavsiye etti.

Ordu komutanlığı yaptığı açıklamada vatandaşlara, “kendi güvenlikleri için bölgede konuşlanmış askeri birimlerin talimatlarına uymaları ve İsrail saldırısının ardından geride kalan patlamamış mühimmat ve şüpheli nesnelere karşı dikkatli olmaları” çağrısında bulundu.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonraki bir saat içinde herhangi bir İsrail hava saldırısı kaydedilmedi.

Ulusal Haber Ajansı, «ateşkesin yürürlüğe girmesinden yaklaşık yarım saat geçmesine rağmen, İsrail ordusu topçu birliklerinin el-Hiyam ve Debin kasabalarını bombalamaya devam ettiğini ve aynı zamanda bölgede makineli tüfeklerle tarama operasyonları yürütüldüğünü» bildirdi.