İsrail, Gazze Şeridi'nin merkezindeki kampları bombalıyor… Refah saldırısı devam ediyor

İsrail'in düzenlediği hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi’nden dumanlar yükseliyor. (AFP)
İsrail'in düzenlediği hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi’nden dumanlar yükseliyor. (AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi'nin merkezindeki kampları bombalıyor… Refah saldırısı devam ediyor

İsrail'in düzenlediği hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi’nden dumanlar yükseliyor. (AFP)
İsrail'in düzenlediği hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi’nden dumanlar yükseliyor. (AFP)

Sağlık görevlileri, İsrail güçlerinin gece boyunca Gazze Şeridi'nin merkezindeki bölgeleri bombaladığını, üç kişinin öldüğünü ve onlarca kişinin yaralandığını duyurdu. Bölge sakinleri, tankların Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentine girmeye devam ettiğini bildirdi.

İsrail savaş uçaklarının Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki bir evi bombalaması sonucu iki kişinin öldüğünü ve 12 kişinin yaralandığını belirten sağlık yetkilileri, tankların el-Meğazi ve el-Bureyc mülteci kamplarını bombalaması sonucu da çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi.

Nuseyrat, el-Meğazi ve el-Bureyc, Gazze'nin sekiz eski mülteci kampından üçüdür.

Sağlık görevlileri, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki yoğun nüfuslu bir şehir olan Deyr el-Balah'ta İsrail'in bugün (perşembe) düzenlediği hava saldırısında bir Filistinlinin öldüğünü ve birkaçının da yaralandığını duyurdu.

İsrail ordusu dün (çarşamba) yaptığı açıklamada, kuvvetlerinin Gazze Şeridi genelinde operasyonlara devam ettiğini, ‘istihbarata dayalı’ olarak tanımladığı faaliyetlerde militanları ve askeri altyapıyı hedef aldığını söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki savaşın üzerinden sekiz aydan fazla bir süre geçerken İsrail güçleri operasyonlarını henüz tam olarak giremedikleri son iki bölgeye odaklamış durumda: Gazze Şeridi'nin güney ucundaki Refah ve Gazze Şeridi’nin merkezindeki Deyr el-Balah çevresi.

Operasyonlar geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana bir milyondan fazla insanı Refah'tan kaçmak zorunda bıraktı. Bu insanların büyük çoğunluğu, savaşın başlarında Gazze Şeridi'nin diğer bölgelerinden Refah’a gelmişti.

Mısır sınırı yakınlarındaki Refah'ta, şehrin batı ve orta kesimlerinde konuşlanan İsrail tankları operasyonlarını yoğunlaştırarak, kıyıdan uzak bölgelerde yaşayan aileleri kuzeye doğru göçe zorladı. Şarku’l Avsat’a konuşan bazı bölge sakinleri, saldırıların son iki günde hızlandığını söyledi.

Refah'ın eş-Şabura mahallesinde yaşayan ve tanklar şehrin merkezine girmeden bir haftadan uzun bir süre önce evini terk eden Ebu Vesim, “Refah'ın pek çok bölgesinde tanklar konuşlanmış durumda. Sahil yakınlarında yaşayan insanlar bile bombardıman korkusuyla evlerini terk edip Han Yunus'a ve merkez bölgeye kaçtı” ifadelerini kullandı.

Refah, İsrail güçlerinin kara harekâtına başladığı 7 Mayıs'a kadar Gazze Şeridi'ndeki 2,3 milyon insanın yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyordu. Şu anda kentte 100 binden az kişinin kaldığı düşünülüyor.

Diğer yandan ABD tarafından desteklenen uluslararası arabulucuların, İsrail ve Hamas'ı ateşkese ikna etme çabaları durma emaresi göstermiyor.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları ve İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri, savaşçılarının İsrail güçlerine tanksavar roketleri ve havan toplarıyla saldırdığını ve bazı bölgelerde İsrail ordu birliklerine karşı önceden yerleştirilmiş el yapımı patlayıcıları patlattığını duyurdu.

İsrail bugün, geçtiğimiz aylarda Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde tutukladığı 33 Filistinliyi serbest bıraktı. Serbest bırakılan mahkûmlar, İsrail hapishanelerinde işkence ve kötü muamele gördüklerinden şikâyet etmelerinin ardından Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta bulunan Aksa Hastanesi'ne nakledildiler.

İsrail, Filistinli tutuklulara kötü muamele yaptığını reddediyor. Filistinli ve uluslararası insan hakları grupları, tutuklulara kötü muamele edildiğini söyleyerek, İsrail'i defalarca bu kişilerin nerede olduklarını ve durumları hakkında bilgi vermeye çağırdı.

İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'in güneyindeki kasabalara sürpriz bir saldırı düzenleyerek yaklaşık bin 200 kişiyi öldürmesi ve 250'den fazla kişiyi esir almasının ardından başladı.

Savaş, Gazze'nin birçok bölgesinin yıkılmasına, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre 37 bin 400'den fazla insanın hayatını kaybetmesine ve Gazze Şeridi nüfusunun neredeyse tamamının yerinden edilmesine yol açtı.

Kasım 2023'teki bir haftalık ateşkesten bu yana, Hamas'ın savaşın sona ermesi ve İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi konusunda ısrar etmesi nedeniyle ateşkes anlaşmasına varmak için tekrarlanan girişimler başarısız oldu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu sadece geçici ateşkesleri kabul edeceğini ve Hamas ortadan kaldırılana ve esirler serbest bırakılana kadar savaşı durdurmayacağını söylüyor.



Suriye güvenlik güçlerine yeni katılan 2 bin personel, ‘yenilenmiş bir görünümle’ mezun oldu

Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye güvenlik güçlerine yeni katılan 2 bin personel, ‘yenilenmiş bir görünümle’ mezun oldu

Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı pazartesi günü başkent Şam’daki merkezinde düzenlenen törenle, eğitim programlarını tamamlayan ve gerekli uygulamalı deneyimi kazanan 2 bin yeni personelin mezuniyetini kutladı. Tören, 15 yıl önce başlayan Suriye devriminin yıl dönümüyle eş zamanlı gerçekleştirildi.

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab X platformunda yaptığı paylaşımda, “Mübarek devrimimizin yıl dönümü vesilesiyle, yoğun eğitimden geçen ve modern üniformalarla donatılan İçişleri Bakanlığı’nın yeni personel grubunu bugün mezun ettik. Bu adım, bakanlığımızı geliştirme ve güvenlik tehditlerine karşı hazırlığını artırma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

htrhjyt
Suriye İçişleri Bakanı ve bakanlık yetkilileri, pazartesi günü Şam’daki bakanlık merkezinde düzenlenen mezuniyet törenini izledi. (SANA)

Hattab, açıklamasında ayrıca, “Yeni üniformalardan modern ekipmanlara, uzmanlaşmış ve yoğun eğitim programlarına kadar tüm alanlarda yenileme ve geliştirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız, ülkemize layık ve görevlerini yüksek verimlilikle yerine getirebilecek en nitelikli personeli yetiştirmek” dedi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Suriye devriminin yıl dönümüne denk gelen bugün de, uzun süreli eğitimlerini tamamlayan ve hem teorik hem de uygulamalı güvenlik deneyimi kazanan 2 bin personel mezun oldu” bilgisini paylaştı.

El-Baba, mezun olan personelin sahip oldukları güvenlik tecrübesiyle Suriye toplumuna katkı sağlayacağını ve bunun toplum güvenliğinin güçlendirilmesine yardımcı olacağını belirtti.

ewewf
Pazartesi günü Şam’daki bakanlık merkezinde 2 bin personel için mezuniyet töreni düzenlendi. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Ayrıca el-Baba, İçişleri Bakanlığı personeli için güncellenen görsel kimlik kapsamında farklı yeni resmi üniforma seçeneklerinin benimsendiğini ve bunların çeşitli birimlerde uygulanacağını açıkladı. Bakanlığın, ülkesine hizmet etmek isteyen Suriyeli gençleri bünyesine katarak insan kaynağını güçlendirmeye devam ettiği de vurgulandı.

Mezuniyet töreninde, özel görev birimlerine ait personel için güncellenen resmi üniforma da tanıtıldı. Söz konusu üniforma, hassas ve özel görevlerin gerekliliklerine uygun şekilde özel olarak tasarlandı.

Yeni tasarım, profesyonellik ile hareket kabiliyetini bir araya getirerek personelin acil durumlara müdahale kapasitesini artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda bakanlığın güncellenmiş görsel kimliğini yansıtan üniforma, hızlı müdahale ve güvenliğin sağlanması görevlerinin yüksek verimlilikle yerine getirilmesine imkân tanıyor.

Bu güncellemenin, daha önce polis araçları için başlatılan görsel kimlik yenileme çalışmalarının devamı niteliğinde olduğu belirtildi. Söz konusu adım, bakanlık bünyesindeki birimlerin çeşitli polislik ve güvenlik alanlarında eğitim ve hazırlık süreçlerini tamamlamalarının ardından atıldı.

Mezun olan birimler arasında özel görevler, yol güvenliği, genel polis, trafik polisi ve turizm polisi gibi alanlar yer aldı. Bu çeşitlilik, personelin profesyonel düzeyini ve kamu güvenliğini sağlama, istikrarı güçlendirme ve vatandaşlara hizmet etme konusundaki hazırlığını ortaya koyuyor.

İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın, Şam kırsalındaki Tel beldesinde kadın polis enstitüsünün açılışını gerçekleştirdiği de hatırlatıldı. Bu adımın, kadınların polislik ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarına katılımını artırmayı amaçladığı ifade edildi.

Bakan Hattab, cumartesi günü yaptığı açılış konuşmasında, enstitünün hazırlanması ve eğitim müfredatının oluşturulmasının yaklaşık bir yıl sürdüğünü, bu süreçte uzman bir ekibin modern bir eğitim ortamı sağlamak için yoğun çaba harcadığını belirtti.

Hattab ayrıca, bakanlığın ‘özgürleşmenin ardından ilk günden itibaren’ kadınların güvenlik, polislik ve toplumsal hizmet alanlarına katılımını artırmayı hedeflediğini ve bunun toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu bir şekilde yürütüleceğini vurguladı.


BRICS, Ortadoğu'daki savaşın gerçekleriyle yüzleşiyor

BRICS ülkeleri ve ortak ülkelerin liderleri, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen zirve sırasında aile fotoğrafı çektirirken, 7 Temmuz 2025 (AFP)
BRICS ülkeleri ve ortak ülkelerin liderleri, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen zirve sırasında aile fotoğrafı çektirirken, 7 Temmuz 2025 (AFP)
TT

BRICS, Ortadoğu'daki savaşın gerçekleriyle yüzleşiyor

BRICS ülkeleri ve ortak ülkelerin liderleri, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen zirve sırasında aile fotoğrafı çektirirken, 7 Temmuz 2025 (AFP)
BRICS ülkeleri ve ortak ülkelerin liderleri, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen zirve sırasında aile fotoğrafı çektirirken, 7 Temmuz 2025 (AFP)

Raja Mohan

Körfez'de savaşın patlak vermesinin üzerinden iki hafta geçerken, (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Etiyopya, Endonezya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden oluşan) BRICS grubu bu çatışma konusunda herhangi bir ortak bildiri yayınlamadı. Bu durum, grubu ABD'nin nüfuzuna karşı güvenilir bir denge gücü ve çok kutuplu bir düzenin habercisi olarak gören, Doğu ve Batı'daki pek çok BRICS taraftarının umutlarını boşa çıkardı. Bununla birlikte, bu başarısızlık kimseyi şaşırtmamalı, çünkü bloğun yapısı bunu zaten öngörüyordu.

Kolektif eylem düzeyinde ise BRICS, Rusya’nın Moskova’nın ‘kolektif Batı’ olarak adlandırdığı güçlerle uzun yıllar süren çatışması boyunca, Rusya için dahi işe yarar bir adım atamadı. Bugün ise sorun daha da netleşti. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ABD ve İsrail, BRICS üyesi olan İran'a geniş çaplı bir askeri saldırı düzenlediğinde, forum ortak bir tutum belirlemekte zorlandı. Zira bazı üyeleri Washington'un askeri operasyonlarıyla yakın iş birliği içindeyken, Hindistan gibi diğerleri ise İsrail ile güçlü ortaklıklar geliştirmişti.

Ancak sorun, üyelerin ABD veya İsrail ile olan bireysel ilişkilerinin ötesine geçiyor. Asıl sorun ittifakın kendi içinde yatıyor ve İran ile bir başka BRICS üyesi olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkeleri arasındaki yapısal rekabetten kaynaklanıyor. İki taraf arasındaki stratejik uçurum, kolayca kapatılabilecek gibi değil. İran, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana kendisini ABD'ye karşı konumlandırırken, BAE ve diğer Körfez ülkeleri uzun süredir Washington'ın ortağı olmaya devam ediyor.

sd
Arap Denizi'nde, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde mühimmat taşıyan Amerikan denizciler, 27 Şubat 2026 (AFP)

BRICS grubunun çatışmaya ilişkin net bir tutum sergileme beklentisi, sağlam gerçeklere dayanıyor. Şu anda grubun başkanlığını yürüten Hindistan, Tahran ve Abu Dabi’nin her ikisinin de kabul edeceği bir bildiri hazırlayabilse dahi bu bildirinin değeri üzerine yazıldığı kağıt parçası kadar bile olmayabilir.

Dayanışmanın zorluğu, üyelerin Washington ile olan bireysel ilişkilerinin ötesine geçiyor. Zira sorun, BRICS bloğunun kendi içinde yatmaktadır ve üye ülkeler arasındaki yapısal rekabetten kaynaklanıyor.

Batı’ya karşı ortak çıkarlar ve paylaşılan mağduriyetler konusunda genel bildirgelere imza atmak bir şey, üyeler arasında yaşanan gerçek çatışmaları yönetmek ise bambaşka bir şeydir. Bundan dolayı Batı’nın gücüne karşı bir meydan okuma olarak kurulan bu grup, bugün kendisini Washington’ın İran’a karşı düzenlediği saldırıların ve Tahran’ın Körfez ülkelerine verdiği yanıtın sadece bir seyircisi olarak buluyor.

Büyük dayanışma projeleri genellikle benzer bir yol izler. Bu projeler, bölgesel, dini, ideolojik ya da jeopolitik olsun, ortak bir kimlik aracılığıyla ulus devletin ötesine geçen bir vaatle başlar. Bu projeler, kolektif mağduriyet anlarında, birliğin retoriğinin güçlü olduğu ve dayanışmanın bedelinin düşük kaldığı zamanlarda gelişir. Ancak, gerçek bir kriz hükümetleri kolektif mesele ile kendi ulusal çıkarları arasında seçim yapmaya zorladığında, bu projeler çatlamaya başlar.

fr
Nazi Almanyası Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, 23 Ağustos 1939'da Moskova'da Sovyet-Alman Saldırı Önleme Antlaşması'nın imzalanması sırasında Joseph Stalin ve Vyaçeslav Molotov'un yanında duruyor (AFP)

1919 yılında Vladimir Lenin önderliğinde dünya çapında komünist devrimi yaymak amacıyla Moskova'da kurulan uluslararası sosyalist örgüt Komünist Enternasyonal (Komintern) örneğine bir göz atalım. Bu örgütün kafa karışıklığı, 1939 yılı ağustosunda Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin'in Nazi Almanyası ile Molotov-Ribbentrop Paktı imzaladığında su yüzüne çıktı. Bir gecede, dünyanın dört bir yanındaki komünist partilere, faşizmi düşman olarak değil, tarafsız bir güç olarak görmeleri emri verildi.

Geçtiğimiz yüzyıl boyunca, sınır ötesi dayanışma vaadiyle kurulan büyük örgütler, BRICS’in şu an karşı karşıya kaldı aynı sınavla defalarca kez karşı karşıya kaldı

Bundan iki yıl sonra Almanya, Sovyetler Birliği'ni işgal ettiğinde, Moskova aniden rotasını değiştirdi ve ABD ile İngiltere'nin müttefiki oldu. Sovyet politikası, ‘tek ülkede sosyalizm’ doktrininin, Sovyet ulusal çıkarlarının nihayetinde uluslararası işçi sınıfı dayanışmasının üstesinden geleceği anlamına geldiği gibi basit bir gerçeği ortaya çıkardı. Bu gerçek, Komintern'i anlamsız hale getirdi ve bunun üzerine Stalin, 1943 yılında örgütü resmen feshetti.

Asya birliği fikri, emperyalizme karşı ortak bir bölgesel tepki doğurmadı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Çin, İmparatorluk Japonya’sıyla karşı karşıya gelmişti. Hint milliyetçileri Britanya’ya, Endonezyalılar Hollanda’ya, Çinhindi (ya da Hindiçin) halkı ise hem Fransızlara hem de Japonlara karşı mücadele ediyordu. Bazıları, Avrupa sömürgeci güçlerine karşı Japonya'dan, hatta Almanya'dan destek istemeye hazırken, diğer milliyetçiler, Japonya'ya karşı Batı'dan destek almaya çalışıyordu.

Arap milliyetçiliği de benzer bir yol izledi. Mısırlı lider Cemal Abdül Nasır’ın birleşik bir Arap ulusu vizyonu, 1958’de Mısır ve Suriye’yi tek bir merkezi devlette birleştiren ‘Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla zirveye ulaştı. Ancak bu birleşme sadece üç yıl sonra dağıldı. Bu başarısızlığın nedeni dış baskı değil, Suriye'nin Mısır'ın hakimiyetinden duyduğu hoşnutsuzluktu.

Aynı şekilde, Arap hükümetleri, dayanışmalarını somutlaştırması beklenen Filistin meselesinde ortak hareket etmekte zorluk çekti. 1973 petrol ambargosu, Arap iş birliğinin en etkili adımlarından biri olmaya devam etse de bu birliğin geçici olduğu ortaya çıktı. Birkaç ay içinde, Mısır ve Suriye'nin İsrail'e yönelik saldırısını desteklemek için bir araya gelen ittifak, ulusal çıkarların çatışması nedeniyle dağılmaya başladı.

vfd
BAE’nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Ras el-Hayme bölgesinin el-Cir beldesi açıklarında seyreden küçük bir tekne; arka planda bir petrol tankeri görülüyor, 25 Şubat 2026 (AFP)

Ardından, 1990 yılında Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesiyle Arap siyasi birliği fikrine bir başka büyük darbe indi. Bir Arap ülkesi başka bir Arap ülkesine saldırmış ve Arap dünyası bu konuda şiddetli bir şekilde bölünmüştü. O tarihten bu yana, Arap Birliği (AL) çoğu zaman bölgedeki krizlere karşı seyirci konumunda kaldı.

Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında Kahire ile Şam arasında kurulan birlik, kurulmasından 3 yıl sonra Suriye'nin Mısır'ın hakimiyetinden duyduğu hoşnutsuzluk nedeniyle çöktü.

Son gelişmeler bu eğilimi bir kez daha pekiştirdi. Hamas’ın 2023 ekiminde İsrail’e düzenlediği korkunç saldırının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik ağır askeri harekâtına karşı Arap dünyasından toplu bir tepki gelmedi. Mısır ve Ürdün, İsrail ile barış anlaşmalarını sürdürdü. Abraham (İbrahim) Anlaşmaları kapsamında İsrail ile ilişkiler kuran BAE ve Bahreyn de bu ilişkileri devam ettirdi. Filistin'e yönelik Arap dayanışması güçlü bir siyasi duygu olarak kaldı, ancak nadiren kararlı eylemlere dönüştü.

İslam birliği de çok daha iyi sonuçlar elde edemedi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu 57 ülkeyi bünyesinde barındırıyor ve birlik söylemleriyle dolu bildiriler yayınlıyor. Ancak İslam dünyasındaki siyasi gerçeklik bambaşka bir hikâye anlatıyor. İran ve Irak, 20. yüzyılın en uzun ve en kanlı savaşlarından birini yaşadı. Libya ve Sudan, Müslüman çoğunluğa sahip rakip güçlerin çatışma alanlarına dönüştü. Suudi Arabistan ve İran da bölge genelinde vekiller aracılığıyla uzun süreli bir rekabet yaşadı. Bugün, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının şiddetlenmesi ile bu çatışma yeni bir aşamaya girdi.

Pratik iş birliğine dayanan bölgesel örgütler de bu sınırların çok uzağında değildi. Geniş çapta en başarılı bölgesel oluşumlardan biri olarak görülen Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), oybirliği ilkesine göre hareket ediyor. Ancak bu kural, çoğu zaman örgütün işleyişini felce uğratıyor. ASEAN'ın kurucu üyelerinden ve şu an dönem başkanlığını yapan Filipinler, son on yıl boyunca Güney Çin Denizi'nde Çin'in yoğun baskısıyla karşı karşıya kaldı. Ancak ASEAN, bölge ile Çin arasındaki derin ekonomik bağlar ve Çin'i grubun iki üyesi olan Kamboçya ve Laos ile birleştiren yakın stratejik bağlar nedeniyle Pekin'i toplu olarak kınayamıyor.

Latin Amerika'da ise başka bir güncel örnek göze çarpıyor. Geçtiğimiz ocak ayında ABD'nin Venezuela'ya müdahale edip Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu gözaltına alması üzerine, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) acil bir toplantı düzenledi. Ancak Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ve diğer bazı aşırı sağcı hükümetlerin iktidarda olduğu ülkeler, Washington'ın bu adımını kınamaya karşı çıkması üzerine toplantı bir anlaşmaya varılamadan sona erdi.

ergrf
Rusya, BAE, Hindistan, Çin, Brezilya, Güney Afrika, Endonezya, Etiyopya, Mısır ve İran'dan liderler ve yetkililer, Rio de Janeiro'da düzenlenen BRICS Zirvesi sırasında aile fotoğrafı çektirdiler, 6 Temmuz 2025 (AFP)

BRICS şu anda aynı yolu izliyor gibi görünüyor. Mevcut başkan olarak Hindistan, kriz sırasında İran Dışişleri Bakanı ile temaslarını yoğunlaştırdı; ancak bunun amacı ortak bir yanıt organize etmek değil, Hürmüz Boğazı üzerinden Hindistan gemilerinin güvenli geçişini sağlamaktı.

ASEAN, bölge ile Çin arasındaki derin ekonomik bağlar nedeniyle Pekin'i toplu olarak kınayamıyor.

Küresel sistem, özünde, egemen ulus devletlerden oluşmaya devam ediyor. Hükümetler, somut çıkarları olan güvenlik ve refah gibi iç kuralları karşısında hesap verebilir durumdalar. Sınır ötesi dayanışma siyasi söylemlere ilham verebilir, ancak ‘hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için’ görüşüne dayanan kolektif güvenlik uğruna ulusal çıkarları feda etmek halen zor bir mesele olmaya devam ediyor.

Arap Birliği, ASEAN, BRICS, Komintern, CELAC ile İİT, hepsi mümkün olan en geniş ifadelerle kaleme alınmış ortak hedefler üzerine kuruldu. Ancak bu, büyük bir çatışmanın ortasında ortak bir eylem ortaya koymakta yetersiz.


Lübnan: Savaşın başlangıcından bu yana İsrail hava saldırılarında 912 kişi öldü, 2 binden fazla kişi de yaralandı

Lübnan askerleri ve sivil savunma personeli, İsrail'in güney Lübnan'daki Marjeyun köyünü bombalamasının ardından yanan bir binayı inceliyor (AFP)
Lübnan askerleri ve sivil savunma personeli, İsrail'in güney Lübnan'daki Marjeyun köyünü bombalamasının ardından yanan bir binayı inceliyor (AFP)
TT

Lübnan: Savaşın başlangıcından bu yana İsrail hava saldırılarında 912 kişi öldü, 2 binden fazla kişi de yaralandı

Lübnan askerleri ve sivil savunma personeli, İsrail'in güney Lübnan'daki Marjeyun köyünü bombalamasının ardından yanan bir binayı inceliyor (AFP)
Lübnan askerleri ve sivil savunma personeli, İsrail'in güney Lübnan'daki Marjeyun köyünü bombalamasının ardından yanan bir binayı inceliyor (AFP)

İsrail'in Lübnan'ı bombalamasının, bu ayın 2'sinde başlayan Hizbullah savaşından düne kadar olan süreçte ölü sayısı 912'ye, yaralı sayısı ise 2 bin 221'e yükseldi.

Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Lübnan'ı bombalamasıyla ilgili gelişmeler hakkında Sağlık Acil Durum Operasyon Merkezi tarafından yayınlanan günlük raporunda, "2 Mart ile 17 Mart tarihleri ​​arasında şehitlerin toplam sayısı 912'ye, yaralı sayısı ise 2 bin 221'e ulaştı" açıklamasını yaptı.

Dün, şehit sayısı 26 yaralı sayısı ise 80'e ulaştı.

Raporda, sağlık sektörü çalışanları arasında şehit sayısının 38'e, yaralı sayısının ise 74'e ulaştığı belirtildi.

Şunu da belirtmekte fayda var ki, Hizbullah 2 Mart gece yarısından itibaren Hayfa'nın güneyindeki bir İsrail ordu tesisini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alarak saldırıları başlattı.

2 Mart sabahından bu yana İsrail savaş uçakları, Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan hava saldırıları düzenliyor. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de uzandı. İsrail hava saldırıları devam ediyor.