Suudi Arabistan Ulusal Atık Yönetimi Merkezi ‘MWAN’: İddialı planlar... Etkili girişimler... Etkileyici başarılar

Suudi Arabistan Ulusal Atık Yönetimi Merkezi ‘MWAN’: İddialı planlar... Etkili girişimler... Etkileyici başarılar
TT

Suudi Arabistan Ulusal Atık Yönetimi Merkezi ‘MWAN’: İddialı planlar... Etkili girişimler... Etkileyici başarılar

Suudi Arabistan Ulusal Atık Yönetimi Merkezi ‘MWAN’: İddialı planlar... Etkili girişimler... Etkileyici başarılar

Dr. Faysal b. Abdurrahman Usra / Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Ateşesi

Suudi Arabistan, sağlıklı bir yaşam tarzına sahip canlı bir toplum yaratmak adına, çevre güvenliği konusunda ileri düzeyde çevresel sürdürülebilirliğe ulaşmayı hedefliyor. Vizyon 2030, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında üç ana sütundan biri olarak çevre ve doğal kaynakların korunmasına büyük önem veriyor. Suudi Arabistan, tüm çevre alanlarını ilerletmek ve çevre sektörünü yeniden yapılandırmak için 64 girişimi içeren Ulusal Çevre Stratejisi’ni onayladı. Bunun yanı sıra, küresel anlamda en iyi uygulamalarla uyumlu yeni bir çevre sistemi benimsendi. Dahası, ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla döngüsel ekonominin temellerine dayanan yeni bir atık yönetim sistemi geliştirildi. Söz konusu hedeflere ulaşmak için birçok devlet kurumu katı atık yönetimi, çevresel davranışların teşvik edilmesi ve çöpün çevre üzerindeki zararlı etkilerinin azaltılması için iş birliği yapıyor.

Suudi Arabistan Ulusal Atık Yönetimi Merkezi (National center for Waste Management ‘MWAN’), sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için atık yönetimi faaliyetlerini düzenlemek, denetlemek, bunlara yatırımı teşvik etmek ve atık yönetiminde döngüsel ekonomi ilkesine dayalı olarak kaliteyi artırmak amacıyla Hicri 1440 yılında kuruldu. Merkezin CEO'su Dr. Abdullah es-Sıbai, bir grup uzman ve ilgili makam temsilcilerinden oluşan Yönetim Kurulu üyeleriyle beraber Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed Bin Selman önderliğinde Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılmasına büyük ve takdire şayan çabalarla katkıda bulunmak için uğraşıyor. Suudi Arabistan, sürdürülebilirliği sağlamak, çevrenin korunmasını ve yaşam kalitesini artırmak için döngüsel ekonomi ilkelerini benimseyerek atık yönetimi sektörünün düzenlenmesine liderlik etmek istiyor. En iyi uygulamaları, teknolojileri ve standartları uygulayarak şeffaflığı, etkinliği, uyumluluğu, dijitalleşmeyi ve yenilikçiliği artırarak cazip bir sektör organize etmeye çalışıyor. Bir dizi değer yaratmak istiyor. Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, genel olarak hedeflerine ulaşmak için dijital dönüşümü kullanarak çalışmalarında ileri teknolojilerden ve modern uygulamalardan yararlanmak istiyor. Mesela bu yılki (Hicri 1445) Hac sezonunda izleme ve denetleme çalışmalarını desteklemek için modern dijital teknolojilerden yararlanıldı. Bu sayede operasyonel verimlilik artırıldı, izleme ve denetim çalışmalarının yönetimi sağlandı. Karar mekanizmasını desteklemek için verilerin kullanılması ve analiz edilmesi kolaylaştırıldı. Hizmet sağlayıcılar için uyumluluk oranı artırıldı. Son olarak ilgili makamlarla dijital entegrasyon kuruldu. MWAN, Hac mevsimi boyunca çevresel hususları iyileştirmeye ve atık yönetimi sektörünü düzenlemeye adandı. Bu da gelecek nesiller için doğal kaynakları korurken aynı zamanda Kâbe’ye gelen tüm hacılar için temiz ve sağlıklı bir çevre sağlanmasına katkıda bulundu.

Hicri 1445 Hac sezonunda çevreyi koruma ve çevre bilincini artırma yönündeki sürekli çabalarının bir parçası olarak MWAN, Hac dönemi boyunca hacılara sağlıklı ve temiz bir çevre sağlamayı amaçlayan ve dünyanın en temiz bölgelerinde atık yönetimi sektörünü düzenlemeye ve geliştirmeye yönelik çeşitli program ve girişimleri de içeren bir dizi kilit girişimi hayata geçirdi. Söz konusu girişimlerden biri olan ‘Atık Yönetiminde Model Kamp’ girişimi, atık üretimini kaynağında azaltmak, kaynakların kullanımını ve geri dönüşümünü en üst düzeye çıkarmak, hacıları ve kamp personelini sürdürülebilirlik standartları konusunda eğitmek ve bunları uygulamaya teşvik etmek amacıyla hacı kamplarında sürdürülebilir katı atık yönetimi standartlarının uygulanmasına odaklandı.

Atık Yönetiminde Model Kamp girişiminde, geri dönüşüm süreci boyunca herhangi bir emisyon veya koku olmaksızın dinamik ve güvenli bir şekilde çalışarak sadece 12-18 saat içerisinde yaklaşık 200 kilogram gıda atığını emerek, cihaza giren gıda miktarının yüzde 10'u kadarını gübreye dönüştüren bir cihaz kullanıldı. Bu cihaz, kutsal mekânlarda ilk kez kullanıldı. Ayrıca, üçüncü yılına giren ve hacıların ihram, yastık, battaniye ve yatak örtülerinden oluşan tekstil atıklarını toplayıp ayırarak ve daha sonra bunları geri dönüştürüp dağıtarak, geri dönüşümün önemi ve çevrenin korunmasına nasıl katkıda bulunulacağı konusunda eğitim vermeyi amaçlayan ‘Sürdürülebilir İhram’ girişimi uygulandı. Hacıların tekstil atıklarını toplamak için Mina kamplarına ve Mekke otellerine konteynerler yerleştirilerek, ilgili makamlarla iş birliği içinde yaklaşık 50 ton ihram ve 300 binden fazla yastık toplandı.

‘Mezbaha Karkaslarından Kaynaklanan Katı Atıkların Arıtılması için Mühendislik Hücresinin Kurulması ve İşletilmesi’ girişimiyle bu yılki Hac sezonunda 12 bin tondan fazla karkas atığının arıtılması için çalışma yapıldı. MWAN, sezon boyunca hacıların ve bölge sakinlerinin mezbaha karkas atıklarını almak ve arıtmak için Mekke'de bir mühendislik hücresini donatmaya ve işletmeye başladı. Ayrıca MWAN, sezon boyunca yaklaşık 121 hizmet sağlayıcıya ‘Sürdürülebilir Atık Yönetimi’ başlıklı eğitimler vererek ‘Hac Hizmet Sağlayıcılarının İyi Atık Yönetimi Uygulamaları Konusunda Farkındalıklarının Artırılması’ girişimini hayata geçirdi. Hac hizmet sağlayıcılarının beceri ve yeteneklerini geliştirmek ve atık miktarını azaltmanın önemi konusunda farkındalık yaratmak için bunları yapan MWAN ayrıca, kirliliğin azaltılmasına ve çevre güvenliğinin korunmasına katkıda bulunan çevre dostu malzemeler kullanmayı da teşvik ediyor. MWAN, hacılar tarafından üretilen atıklardan faydalanmak, Hac sezonu boyunca çevresel sürdürülebilirliğin teşvik edilmesini sağlamak amacıyla basit davranışlarımızın çevre üzerindeki etkisinin önemi konusunda farkındalık yaratmaya da çalışıyor. Tüm bunlar, MWAN’ın birçok girişimi hayata geçirme konusundaki istekliliğini somutlaştırıyor.

Suudi Arabistan Ulusal Atık Yönetimi Merkezi’nin dünyanın en kutsal yerinin çevresini koruma çabalarının bir parçası olarak, Merkez'den ekipler, güvenli atık yönetimini sağlamak ve Hac ritüellerinin kolaylıkla ve gönül rahatlığıyla yerine getirilmesini kolaylaştırmak için düzenli denetimler gerçekleştiriyor. Mayıs ayında Mekke ve Medine'de atık yönetimi sektöründe faaliyet gösteren 49 tesis, atık yönetimi yönetmeliklerine uygunlukları açısından denetlendi.

Diğer yandan Suudi Arabistan Ulusal Çevre Uyum Merkezi (NCEC), Hac sezonu öncesinde, sırasında ve sonrasında veri toplanması ve hava kalitesinin izlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu rakamlar doğrudan merkezi izleme istasyonuna gönderilmekte, burada ulusal uzmanlar bunları analiz ederek Hac Komitesine günlük raporlar sunmaktadır.

Mekke bölgesi sokaklarında plastik atıkları toplamak için canla başla çalışan birkaç bin temizlik görevlisinin çalışmalarına ek olarak Merkez, bu yılki operasyonel planının bir parçası olarak çevre yönetmelikleri ve standartlarına uygunluklarını sağlamak için sağlık, belediye, sanayi, tarım ve akaryakıt istasyonları ile hacılar tarafından kullanılan yollardaki saha ve tesislere denetim turları düzenledi. Bu ziyaretler sırasında, Hac sezonu çalışmaları başlamadan önce çevre koşullarının kalitesini sağlamak için uygunsuz olduğu tespit edilen tesisler ilgili makamlara bildirildi. İkinci aşamada merkez, Mekke bölgesi ve kutsal mekânlar çevresindeki saha ziyaretlerini yoğunlaştırarak su, toprak ve hava örneklerini izledi. Bu yılki izleme planına, kutsal mekânlardaki kamplarda çevre ihlallerinin izlenmesi ve çevresel acil durumlara müdahale edilmesi de dâhil edildi.

Böylece Merkezin müfettiş ve çevre uzmanlarından oluşan ekibi, bu yılki Hac sezonu boyunca sürekli çevresel izleme yaparak ve çevre standartları ile gürültü kirliliği ihlallerini anında tespit ederek hacıların konforunu sağlamak için gece gündüz çalıştı.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.