Hochstein'ın Lübnan planı savaşı erteleyebilir, ama topyekun bir çatışma ihtimalini ortadan kaldıramaz

ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)
ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)
TT

Hochstein'ın Lübnan planı savaşı erteleyebilir, ama topyekun bir çatışma ihtimalini ortadan kaldıramaz

ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)
ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüştükten sonra bir basın toplantısı düzenledi, 18 Haziran 2024 (AFP)

David Schenker

İsrail ile Hamas arasında Gazze Şeridi’nde savaş dokuz aydır devam ederken, İsrail ile İran destekli Lübnanlı Şii milis gücü Hizbullah arasında orta yoğunluklu çatışmalarda da şiddet tırmanıyor. İki taraf arasındaki açıklamalar kızıştıkça İsrail, Hizbullah'ın üst düzey askeri komutanlarını hedef alırken Hizbullah, güneydeki İsrail sınırında giderek daha fazla saldırı düzenliyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, geçtiğimiz hafta ‘İsrail’in korkması gerektiği’ uyarısında bulundu. Nasrallah, savaş durumunda ‘hiçbir yerin Hizbullah’ın füzelerinden ve insansız hava araçlarından (İHA) güvende olmayacağını’ vurguladı. Buna karşın İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hizbullah'a karşı ‘farklı ölçekte’ bir çatışmaya dair uyardı.

İsrail ve Hizbullah, yüksek maliyetli ve ölümcül olabilecek bir çatışmayı ertelemeyi ya da bundan kaçınmayı tercih etse de yeni bir savaş giderek daha kaçınılmaz hale geliyor gibi görünüyor. Öte yandan Washington, Hamas Hareketi’nin 7 Ekim'de İsrail’e saldırmasından ve ardından İran'ın bölgedeki vekillerinin İsrail'e karşı harekete geçmesinden bu yana durumu yatıştırmaya ve çatışmanın tırmanmasını önlemeye odaklanmaya devam ediyor. Ancak ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, önemli diplomatik çabalara rağmen bu hedeflerin gerisinde kalıyor ve kötü gidişatı önlemesi için zaman giderek daralıyor.

Biden yönetiminin bu savaşı önleme stratejisi, ABD Başkanı'nın Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein’ın öncülüğünde İsrail özel kuvvetlerini Hizbullah’ın elit gücü Rıdvan Tugayı’ndan ayırmaya yönelik diplomatik bir girişimdir. İsrail, 7 Ekim'den sonra Rıdvan Tugayı’nın Hamas’ın taktiklerini taklit ederek sınırı geçip İsraillileri kaçırmasından korktuğu için kuzeydeki sınır bölgesinden 70 bin kadar vatandaşını tahliye etti. Aslında Hamas, Hizbullah'ın taktiğini taklit etmişti. İsrail, 2018 yılında Lübnan-İsrail sınırında Hizbullah tarafından açılan dört tünel keşfettiğini açıklamıştı. O dönem yapılan açıklamalara göre bu tüneller gizli saldırıları ve olası adam kaçırma eylemlerini kolaylaştırmak için tasarlanmıştı. O dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ın bu tünelleri İsrail'e sızmak ve İsraillileri kaçırmak için kullanmayı amaçladığını belirtmişti.

Bu durumda İsrail'in bölge sakinlerinin evlerine dönmesini isterken sınırdaki mevcut durumun diplomasi ya da silah zoruyla değiştirilmesi gerektiğinde ısrar etmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre İsrail, Lübnan’ın güneyindeki kuzey sınırı boyunca Hizbullah'tan arındırılmış bir tampon bölge oluşturmakta kararlı.

Hochstein çözüm olarak 2006 yılında İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı etkili bir şekilde sona erdiren ve diğer hükümlerin yanı sıra Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyinde İsrail sınırı boyunca konuşlanmamasını şart koşan 1701 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının bazı değişiklikler yapılmış bir versiyonunu canlandırmayı ve hayata geçirmeyi önerdi. Ancak Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL) Hizbullah'ın sınırdaki varlığını yeniden tesis etmesini engelleyecek kapasiteye ve iradeye sahip değildi.

Hochstein şimdi, Hizbullah güçlerini sınırın yaklaşık 7 kilometre kuzeyine, Litani Nehri sınırına taşıyacak bir ateşkes anlaşmasına arabuluculuk yapmaya çalışıyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarına son vermesi karşılığında Lübnan Ordusu'ndan birkaç bin asker bölgeye konuşlandırılmasını öngören ateşkes anlaşmasına göre Mavi Hat olarak adlandırılan tartışmalı sınır noktaları üzerinde görüşmelere başlayacak. Bu da sınırdaki tartışmalı Gacar köyünün Lübnan’a iade edilmesinin önünü açabilir.

İsrail, bölge sakinlerinin evlerine dönmesini isterken sınırdaki mevcut durumun diplomasi ya da silah zoruyla değiştirilmesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Son olarak Hochstein'ın çözüm önerisine göre halihazırda dünyada kişi başına düşen en büyük uluslararası barış gücü olan UNIFIL'in Lübnan'ın güneyinde konuşlu 13 bin askerine, Hizbullah'ın kandırma taktiklerini daha iyi izlemek, raporlamak ve güçlerini kısıtlı bölgelerde yeniden konuşlandırmak için muhtemelen Almanya'dan takviye güçler katılacak.

uı8l8l
Lübnan'ın güneyinde UNIFIL’ın bir zırhlı aracı, 11 Ekim 2022 (Reuters)

Hochstein’ın çözüm önerisi üzerinde anlaşmaya varılması halinde birçoklarının tahmin ettiği gibi uzun soluklu olmasa bile İsrail'in Rıdvan Tugayı güçlerini geri püskürtme talebini yerine getirecek ve kuzeyde yaşayanların geçici olarak evlerine dönmelerine olanak sağlayacak, İsrail ordusuna bir sonraki çatışmadan önce büyük ihtiyaç duyduğu soluklanma imkanı verecektir. Hizbullah'a da İsrail'e karşı askeri operasyonlarla daha fazla Lübnan toprağını geri alarak somut bir zafer kazandıracak, muhtemelen böyle bir sonucu 2006 yılındaki savaştan sonraki söylemine benzer şekilde ikinci bir ‘ilahi zafer’ olarak kutlamasının önünü açacaktır.

Her iki tarafında elde edeceği bu olası faydalara rağmen Hochstein'ın çözüm önerisi halen gerekli ilgiyi çekmekte zorlanıyor ve zaman geçtikçe de daralan zaman en önemli sorun olmaya devam ediyor. Öte yandan geniş kapsamlı bir savaş istemeyen Hizbullah, İsrail ile Hamas arasında resmi bir ateşkes sağlanana kadar İsrail'e karşı bir direniş operasyonu yürütmeye kararlı. Ancak hiç değilse İsrailli rehinelerin iadesini ve çatışmaların durdurulmasını gerektiren bir ateşkes anlaşmasına varılması zor ve uzak bir ihtimal gibi görünüyor.

Diğer taraftan İsrail hükümeti, aynı zamanda vatandaşlarını 2024 eğitim-öğretim yılının başlayacağı Eylül ayı sonuna kadar kuzeydeki bölgelerine geri dönmelerini sağlaması için içeriden yapılan ve giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Gazze'de ateşkes sağlanamadığı ve eylül ayı yaklaştığı için İsrail Lübnan'daki operasyonlarına hız kazandırdı. Neredeyse her gün Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından birini öldürüyor. Hizbullah da saldırılarında dozu artırdı. Kısa bir süre önce Hayfa semalarında keşif uçakları uçurdu ve Aşağı Celile'ye kadar güneydeki İsrail kasabalarını hedef aldı.

Ancak savaş hala önlenebilir. Gazze Şeridi’nin Refah şehrinde gerçekleştirdiği kara saldırısının son aşamalarına geldiği söylenen İsrail’in önümüzdeki haftalarda ‘büyük muharebe operasyonlarının’ sona erdiğini duyurması bekleniyor. Fakat İsrail, Gazze’de yeniden canlanan Hamas oluşumlarına karşı periyodik saldırılar düzenlemeye devam etmesi halinde İsrail ve Hamas arasında resmi bir ateşkes olmadan Hizbullah'ın operasyonlarını tamamen durdurması pek olası değil.

Hizbullah, yaklaşık 400 savaşçısını kaybetmesine ve 70 bin kadar Şii seçmenin Lübnan'ın güneyinden sürülmesine rağmen mevcut durumdan nispeten rahat görünüyor ve taviz vermekte acele etmiyor. İsrail hükümeti ise Lübnan'ın güneyindeki mevcut durumu değiştirmek ve kuzey sakinlerinin güvenli bir şekilde evlerine dönmesini kolaylaştırmak için ciddi bir baskı altında. Bunun için sadece çatışmaların durdurulması yeterli olmayacağından bu durum İsrail'in Hizbullah'a karşı operasyonlarını yoğunlaştırmasına neden olabilir. Hizbullah İsrail'in derinliklerine ateş açmaya devam ettikçe, kitlesel sivil kayıpların yaşanma ihtimali artacak ve bu da bir başka potansiyel savaş nedeni olacaktır.

İsrail ordusu Hizbullah'la yapılacak bir savaşın vahim sonuçları olacağını biliyor. Böyle bir çatışma, askeri ve sivil kayıpların yanı sıra altyapıya verilen zarar açısından İsrail tarihindeki en maliyetli çatışma olacaktır. Bunun da ötesinde İsrail kendisini İran'la savaş halinde bulabilir ve durum daha da kötüleşebilir. Lübnan’ın ödeyeceği bedelin ise daha da ağır olması muhtemel.

Hizbullah mevcut durum karşısında nispeten rahat görünüyor ve taviz vermek için acele etmiyor. İsrail hükümeti ise Lübnan'ın güneyindeki mevcut durumu değiştirmek için ciddi bir baskı altında.

ABD diplomasisi, İsrail'in Hizbullah'a karşı gerçekleştirdiği ‘Gazap Üzümleri Operasyonu'nun ardından 1996 yılında eski ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher öncülüğünde varılan ateşkes anlaşmasına benzer bir anlaşmaya varılmasını sağlamayı sonunda başarabilir. Ancak böyle bir anlaşma muhtemelen kısa ömürlü olacaktır. 7 Ekim saldırısı, İran'ın Yemen ve Irak'taki vekillerinin ardı arkası kesilmeyen saldırıları ve İran'ın 13 Nisan'da İsrail’e karşı gerçekleştirdiği daha önce eşine rastlanmayan füze saldırısının ardından İsrail, kendisine yönelik yakın tehditler karşısında daha proaktif bir tutum benimsemek zorunda kalacak. Ne yazık ki Gazze’deki savaşın sona ermesi Hizbullah’ın yarattığı tehdidi azaltmıyor. İsrail ve Hizbullah arasındaki bir savaş ertelenebilse de sonunda topyekûn bir savaş kaçınılmaz hale gelebilir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.